SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2417

Karar No

2024/1241

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2417

KARAR NO: 2024/1241

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/09/2023

NUMARASI: 2022/531E. - 2023/563 K.

DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali

Taraflar arasında görülen genel kurul kararlarının iptali davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların, davalı şirkette hissedar ve yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirketin tıp merkezi işlettiğini, müvekkili ...'ın 20 yıldır yönetim kurulu başkanı olduğunu, 27.07.2022 tarihinde bu müvekkilinin şirket hesabının bulunduğu ... Bankasına gittiğinde, kendisinin artık şirket yetkilisi olmadığının banka müdürü tarafından bildirildiğini, kendilerinin yönetimden alınarak diğer hissedarlar ...'ın ve onun kardeşi olan ...'ın yönetim kurulu üyesi yapıldığını öğrendiklerini, böyle bir genel kuruldan haberlerinin olmadığını, bu düzmece genel kurulda yönetim kurulu başkanlığına ...'ın getirildiğini öğrendiklerini, mali müşavir tarafından da şirket defterlerinin 21.06.2022 tarihinde ... tarafından teslim alındığı bilgisi verildiğini, defterleri teslim alan ...'ın 05.06.2022 tarihli düzmece genel kurul yaptığını, ayrıca noterlikten de imza sirküleri almış olduğunu, genel kurulun yapıldığı iddia edilen 05 Haziran 2022'nin Pazar gününe denk geldiğini, şirketin kapalı olduğunu, davacı ...'in o tarihte İstanbul dışında olduğunu, 01.06.2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile 05.06.2022 tarihinde genel kurul yapılacağına ilişkin yönetim kurulu kararı olduğunu gördüklerini ancak yönetim kurulu kararındaki imzaların davacılara ait olmadığını, yani genel kurul için TTK'nın 414.maddesi uyarınca alınmış geçerli bir yönetim kurulu kararı bulunmadığını, yönetim kurulu çağrısı olmadan genel kurul yapılmış gösterildiğini ve böyle bir genel kurul kararıyla müvekkillerinin yönetimden alınarak yeni yönetimin seçildiğini öğrendiklerini, genel kurul tutanağında müvekkillerinin imzalarının bulunmadığını, ayrıca genel kurul çağrısı için herhangi bir ilanın da yapılmadığını, genel kurul tutanağında toplantının davacı ... tarafından açıldığı belirtilmiş ise de tutanakta müvekkilinin imzasının bulunmadığını, çünkü anılan tarihte bir genel kurul toplantısı yapılmadığını, ayrıca yönetim kurulu üyeliği sona erdirilen davacı ...'ın genel kurulda olumlu oy kullandığından söz edildiğini, oysa anılan davacının da genel kurulda bulunmadığını, ... ve ... arasında 02 Temmuzda yapılan whatsapp yazışmalarında genel kurul yapılması hususu görüşüldüğünü ancak genel kurul yapılmadığının bildirildiğini, sonuç olarak tamamen düzmece belgelerle genel kurul yapılmış gibi gösterildiğini belirterek 05.06.2022 genel kurul kararlarının iptaline ve TTK'nın 449.maddesi uyarınca kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; genel kurulun, 01.06.2022 yönetim kurulu kararına dayanılarak toplantıya çağrıldığını, yeni yönetim kurulunun oluşturulduğunu, yönetim kurulu kararının davacılar tarafından imzalandığını, genel kurul kararından haberdar olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, TTK'nın 416.maddesinde çağrısız genel kurul prosedürünün düzenlendiğini, somut olayda da hazirun cetvelinden de açıkça görüleceği üzere, genel kurulun tüm pay sahiplerinin katılımı ile gerçekleştiğini, bu nedenle çağrıya ilişkin usullere uyulması gerekmediğini, TTK'nın 418.maddesinde öngörülen karar nisabının da gerçekleştiğini, kararların bir kısmının oy birliği ile bir kısmının ise oy çokluğu ile alındığını, kararlarda kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığını, genel kurul toplantısı tamamlandıktan sonra toplantı tutanağının başkan ve oy toplayıcısı tarafından imzalandığını ve daha sonra diğer usuli işlemlerin yapıldığını, genel kurul kararının tasdikine ilişkin işlemlerin sonradan yapılmasının mümkün olduğunu, ...'ın yönetim ve temsil yetkilerinin elinden alındığı iddiasının doğru olmayıp çift imza ile temsil kuralının getirildiğini, yönetim kuruluna üye olarak seçilen ...'ın bu alanda yeterli deneyime sahip olduğunu, genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılmasını gerektirecek bir husus bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında; davalı ... A.Ş unvanlı şirketin 05.06.2022 tarihli genel kurul kararlanın iptali istenmektedir. Öncelikle davacıların davalı şirketin pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri oldukları ve davanın genel kurul kararlarının alındığı 05.06.2022 tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı sabittir. Dava konusu toplantının tutanak içeriğinde yazılı olduğu üzere 6102 sayılı TTK'nin 416.madesi gereğince çağrısız toplandığı anlaşılmaktadır. TTK'nin 416.maddesi gereğince çağrısız genel kurul toplantısının geçerli olabilmesi için ortakların tümünün toplantıya katılıp, toplantının yapılmasına herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve toplantı sonuna kadar da hazır bulunmaları gereklidir. Kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi hazır bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kuruldan bahsedilemez. Doktrine göre de, toplantıya katılmayan veya itirazı olan pay sahibinin genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmez (Prof Dr. Erdoğan Moroğlu, TTK.na göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara 1993 Bası . S.76) O halde, TTK.nun 416. maddesinde öngörülen şartlar gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan kararlar da yoklukla malüldür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.12.1998 tarih, 1998/7636 E, 1998/7820 K. sayılı, 15.02.1999 tarih, 1998/9105 E, 1999/801 K. sayılı ve 26.2.2001 tarih, 2000/10968 E, 2001/1616 K. sayılı, 31/10/2017 tarih 2016/3685 Esas 2017/5912 Karar sayılı, 17/05/2011 tarih, 2009/12744 Esas 2011/6060 Karar sayılı emsal ilamları). Bu anlamda olayda olduğu gibi 01.06.2022 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile şirketin olağan genel kurul toplantının 05.06.2022 tarihinde yapılmasının kararlaştırılması karşısında hazirun cetvelinin ve buradaki imzaların yukarıda açıklanan şartlara bir etkisi yoktur. Dava konusu 05.06.2022 tarihli ... Planlama A.Ş 2021 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı ile davacılardan ...'ın yönetim kurulu üyeliğine son verildiği, dışarıdan ... isimli kişinin yönetim kurulu üyesi yapıldığı, diğer davacı yönetim kurulu başkanı ...'ın yerine ...'ın seçildiği, ...'ın yönetim kurulu başkan yardımcısı seçildiği, ...'ın ve ...'ın yönetim kurulu üyesi olduğu ve böylece şirketi yönetiminin esaslı şekilde değiştirildiği anlaşılmıştır. Bu esaslı değişikliğe rağmen dosya kapsamına ve duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve beyanlar , tanık anlatımları ve her şeyden önemlisi duruşmalarda yapılan gözlemlere göre toplantı tutanağının bir numaralı maddesinde yer alan toplantı başkanlığına ...'ın oy birliği ile seçilmesinin dahi mümkün olmadığı, şirketin yönetimine ilişkin esaslı değişikliklere ve oy çokluğuna rağmen tutanağa hiçbir muhalefet şerhinin geçirilmediği, toplantı tutanağının yalnızca ... ve ... tarafından imzalandığı, davacıların toplantı tutanağının sonunda imzalarının bulunmadığı ve böylece toplantı sonuna kadar hazır bulunma ilkesinin fiilen sağlanmadığı açıkca tespit edilmiştir. Mamafih özellikle dosyaya yansıyan tanık beyanları, toplantı tarihi ve tarafların iddia ve savunmalarından aslında fiilen bir genel kurul yapılmadığı, hazirun cetvelinin öncesinde imzalandığı, toplantı tutanağın da fiilen 'masa başında' hazırlandığı, önceki fiili uygulamanın bu şekilde olmasının dahi dava konusu toplantıya hukuki geçerlilik kazandırmayacağı, herhalde davacıların katılımı olmadan toplantının icra ve imza edildiği bedihidir. Filhakika, 01.06.2022 tarihli Yönetim Kurulu Kararında gündemde yer almamasına rağmen dava konusu toplantının ana konusunun doğrudan yönetim kuruluna ilişkin olduğu işbu durumuna dürüstlük kuralına ve şirket ana sözleşmesine de aykırı olarak 6102 sayılı TTK'nin 413/3 ve 364.maddeleri gerekçe gösterilerek toplantı metnine yazıldığı, müşahhas gayenin şirketin yönetiminin kendi uhdelerine almak olduğu sonuç ve inancı hakim olmuştur. Burada hemen ifade edilmelidir ki; davalı ve ilgilerin dosyaya yansıyan tüm savunma ve beyanlarından şirketin mevcut davacı yönetim kurulu başkanı tarafından özetle; kötü yönetiltildiği, günümüzün ekonomik, ticari ve sosyal akışına uygun hareket edilmediği, şirketin ticari kayıplar yaşamasına neden olunduğu savunmasıyla; şirketin genç, dinamik, günün ekonomik ve sosyal koşullarını bilen ve alanında kariyer sahibi ellerde yükseltilmesinin amaçlandığı görülmek ve bu amaç mahkememizce anlaşılmakla birlikte; işbu sonuca meşru olmayan yol ve yöntemlerle ulaşılmasına hukuken cevaz verilmesi ise mümkün görülmemiştir. Bu itibarla; 05.06.2022 tarihli genel kurul kararlanın yoklukla malul olduğu ve bu durumun resen gözetilmesi gerektiğinden Mahkememiz Başkanı ...'ın karşı oyundan mütevvellit oy çokluğuyla davanın kabulü ile, işbu genel kurul kararının yokluklu malul olduğunun tespitine karar verilmesinin gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Ancak kısa kararda tespit hükmü yerine sehven iptal hükmü yazılmasına karşın bu durum usul gereği aynen korunmak zorunda kalınmış ve HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (AY.138/1)..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 05/06/2022 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline, karar verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin isabetli olup, davaya konu genel kurul kararının yoklukla malul olduğunu, kararın baştan beri yok hükmünde ve geçersiz olduğunu, mahkemece yokluğun tespitine karar verilmesi gerektiğini ancak hataen iptaline şeklinde hüküm kurulduğunu belirterek, iptal kararının kaldırılarak genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince kısa kararda iptale hükmedildiğini, gerekçeli kararda ise yokluktan söz edildiğini, yerleşik Yargıtay kararları uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın uyumlu olması gerektiğini, her ne kadar ilk derece mahkemesince kısa kararda sehven iptal hükmü kurulduğu belirtilerek gerekçeli karar oluşturulmuş ise de gerekçe ve hükmün çelişkili olması nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, davaya konu genel kurul için düzenlenen hazirun cetvelinin hukuka uygun olduğunu, TTK'nın 417/3.maddesi uyarınca genel kurula katılabilecekler listesinin yani hazirun cetvelinin hazırlandığını, genel kurulun yapıldığı yerde hazır bulundurulup imzaların alındığını, davacıların fiziken katılmadıklarını iddia ettikleri bir toplantı için hazırlanan hazirun cetvelini neden imzaladıklarının açıklamaları gerektiğini, dosyadaki belgelere göre toplantının usulüne uygun yapıldığının açık olduğunu, buna rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hazirun cetvelinde davacının hem yönetim kurulu başkanı hem de asaleten pay sahibi sıfatıyla imzasının bulunduğunu, davacıların hazirun cetvelindeki imzalarına rağmen ileri sürdükleri iddiaların haksız olduğunu, davacıların toplantıya katıldıklarını kanıtlayan yegane belgenin hazirun cetvelindeki imzaları olduğunu, mahkeme gerekçesinde yer alan muhalefet şerhi konusunun davayla ilgisinin olmadığını, davacıların olumsuz oy kullandığı kararların ve oy miktarlarının tutanakta açıkça gösterildiğini, davacının tek başına temsil yetkisinin kaldırılması nedeniyle böyle bir iddia ileri sürdüğünü, TTK'nın 364.maddesi uyarınca, gündemde madde bulunmasa bile yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasının ve değiştirilmesinin mümkün olduğunu, ilk derece mahkemesinin buna aykırı gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararında somut bir gerekçeye dayanılmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka, usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Genel kurul kararlarının iptali davası açıldığında, davaya konu genel kurul kararının yokluk ve butlanla batıl olduğunun anlaşılması hâlinde mahkemece bu hususların resen dikkate alınması mümkündür. Ayrıca iddianın ileri sürülüş biçimine göre hukuki nitelemeyi yapma görevi mahkemeye ait olup davacıların ileri sürdüğü iddialar, yokluk hâline ilişkindir. Bu nedenlerle mahkemece bu dava içinde yokluğa ilişkin değerlendirme yapılması mümkün ise de mahkeme gerekçesinin ve varılan sonucun uyumlu olması gerekir. Gerekçe ile verilen hükmün uyumlu olmaması halinde istinaf denetimine elverişli bir gerekçeli kararın varlığından söz edilemez. Nitekim HMK'nın 297/1.c maddesi uyarınca gerekçeli kararda, mahkemenin sabit gördüğü vakıalarla bundan çıkarılan sonuçların ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesi, aynı maddenin ç bendi uyarınca da bu gerekçeye uygun bir hüküm sonucunun kararda yer alması gerekir. Ancak bu koşulları taşıyan bir kararın kanun yolunda incelenmesi mümkündür. İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararında ise davaya konu toplantının TTK'nın 416. maddesi uyarınca çağrısız genel kurul şeklinde yapıldığı ancak tüm ortakların katılımının ispatlanamadığı, davacıların toplantı tutanağında imzalarının bulunmadığı, böylece toplantı sonuna kadar hazır bulunma ilkesinin sağlanmadığı ve böylece dava konusu genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğu tespitlerine yer verildiği hâlde, gerekçeli kararın hüküm kısmında davanın kabulü ile davalı şirketin 05.06.2022 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline dair hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesinin kendi karar gerekçesinde de kısa kararda sehven iptal yazıldığı, bu nedenle gerekçeli kararda da aynı hükmün korunduğu belirtilmiştir. Bu tespitlere göre ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı HMK'nın 297. maddesine uygun bir gerekçeli karar niteliğinde olmadığından ve dolayısıyla istinaf incelemesine elverişli bir karar olmadığından HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca kararın kaldırılması gerekmiştir. Davacılar vekili Dairemize verdiği 24.07.2024 tarihli dilekçe ile ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş ise de ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı kaldırılmış olup, ilk derece mahkemesinde yargılamaya devam edileceğinden, davacının ilk derece mahkemesinde tedbir talep etmesi ve ilk derece mahkemesince bu konuda değerlendirme yapılması mümkün olduğundan, bu aşamada ihtiyati tedbir talebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine, 4-Taraflarca İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran tarafa iadesine, 5-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.09.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınKararınınİptaliözetisavunmalarınınkararistinafdereceistanbulgerekçeincelemenedenleriKurulGenelkararınınileriiddiamahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim