SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/998

Karar No

2024/1229

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/998

KARAR NO: 2024/1229

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/11/2020

NUMARASI: 2014/1158 E. - 2020/615 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki 01.01.2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin davalı yanca 24.01.2013 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, davalının sözleşmenin 7.ve 8.maddesinde yer alan yer alan gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerini ihlal etiğini, davalının iş sözleşmesinin sona ermesine müteakip 7. ve 8.maddelerde yer alan düzenlemelere aykırı olacak şekilde 6 aylık süre dolmadan, 27.06.2013 tarihinde, müvekkili ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren ve rekabet halinde olan... bünyesinde genel müdür sıfatı ile çalışmaya başladığını, çok geçmeden davalının müvekkili şirkete ait müşteri bilgilerini kendisi ve rekabet halindeki ... AŞ'nin özel amaçları için kullanmaya başladığını, müvekkili şirketin müşterileri ile irtibat kurarak onlardan müşteri olmalarını talep ettiğini, müvekkili şirket nezdinde çalışan kişilere iş teklifinde bulunarak genel müdürlüğünü yaptığı şirkete işe aldığını, bazı müşterilerin müvekkil şirketin müşteri portföyündeyken, davalı tarafından rekabet yasağına aykırı olarak bilgilerin paylaşılması neticesinde, davalının genel müdürlüğünü yaptığı dava dışı ... Şirketi ile çalışmaya başladıklarını, davalının yönlendirmesi ile, müvekkili şirket çalışanlarından ..., ..., ..., ... ve ... isimli kişilerin işten ayrılarak, ... bünyesinde çalışmaya başladıklarını, davalının müvekkili şirket bünyesinde genel müdür yardımcıs sıfatı ile çalışırken iş sözleşmesini haksız şekilde sona erdirip, müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ve rekabet halinde olan şirkette çalışmaya başlamasının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde rekabet yasağına aykırılık olduğunu, davalının, cezai şartı aşan zarardan da işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olduğunu ileri sürerek, sözleşmedeki cezai şart ve cezai şartı aşan zararlar için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00- TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davacı ile imzalamış olduğu iş akdinin gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerini ihlal etmediğini, ancak alması gereken birtakım ödemeleri alamaması üzerine iş akdini haklı nedenle feshedeceğini davacıya bildirdiğini, davacının da davalının ayrılmasına razı olduğunu, çek vermek suretiyle ödemede bulunduğunu, bundan sonra davalının iş akdinin feshedildiğini, davalının davacı şirkette 20.10.2004 tarihinde çalışmaya başladığı zamandan davacı tarafından kendisinden imzalaması istenilen 01.01.2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesine kadar herhangi bir yazılı sözleşmeye bağlı olmaksızın çalıştığını, daha sonra belirtilen tarihte, davacının davalının işten ayrılabileceği kaygısı ve kendi haklarını korumak amacıyla bu sözleşmeyi imzalattığını, iş akdi devam ederken sırf işini ve daha önceki çalışmalarından kaynaklanan yasal haklarını kaybetmemek için davalının imzalanmış olduğu iş sözleşmesinin aleyhine olan hükümlerinin geçersiz olduğunu, sözleşmenin iş akdinin devamı sırasında imzalattırıldığını, davalı işçi aleyhine birden çok cezai şart içerdiğini, bu sebeple sözleşmenin kısmen geçersiz olduğunu, sözleşmesindeki hükümlerin TBK'nın 420.maddesine aykırı olduğunu, bunun emredici hüküm olduğunu, davalının sözleşmenin 7.maddesini ihlal ettiğine dair somut hiçbir delil ortaya konulmadığını, 8.maddenin de ihlal edilmediğini, iş sözleşmesinin davalının 10.01.2013 tarihi itibariyle göndermiş olduğu yazıda belirttiği hususlar sonucunda davacı şirketin feshe onay| vermesi üzerine feshedildiğini, resmi çıkış istemlerinin ise daha ileri bir tarih olan 24.01.2013 tarihinde tamamlandığını, davalının eski işyerinden yasal yollarla ayrılması sonrası aynı sektörde faaliyet gösteren birçok broker firmasından teklif geldiğini, aralarından Türkiye piyasasına yeni giren ...'nin teklifini kabul etmek sureti ile yeni işyerinde 27.06.2013 tarihi itibariyle çalışmaya başladığını, davacının iddia ettiği gibi geçersizliğini ileri sürdükleri 8.madde uyarınca davalının rekabet halinde olan bir firmada çalışma yasağının 6 ay olduğunu, davalının Ocak 2013'de işten ayrılıp Haziran 2013'te yeni işyerinde işe başladığını, yani davalının 5,5 ay gibi bir süre sonra işe başlamasının zaman yönünden de anılan hükme aykırılık teşkil etmeyeceğini, davacının 6 aylık süreyi iş ilişkisinin fiilen kopma tarihi olan ve davacı vekillerinin de dilekçelerine ekledikleri 10.01.2013 tarihli feshi ihbara göre dikkate alındığını, bu durum göz önüne alınırsa davalının toplam sürenin %10'nundan daha az çok küçük bir zaman dilim sayılmazsa 6 aylık süreye de uyduğunun açıkça görüldüğünü, cezai şart miktarını aşan zararlar için TBK'nın 446. maddesi uyarınca talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, davalının hiçbir zarar verici davranışı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, iş sözleşmesinde bulunan rekabet yasağı ve gizlilik maddelerinin ihlal edildiğinden bahisle cezai şart ve aşkın zararların tazmini talebine ilişkindir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Rekabet Yasağının Koşulları başlıklı 444. maddesinde "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." hükmü ve rekabetin sınırlandırılmasına yönelik 445. maddesinde "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." hükmü yer almaktadır. Açıklanan yasal düzenlemeler ışığında tüm dosya kapsmaın değerlendirilmesi neticesinde; davalının, davacı şirkette 09/12/2004 ila 24/01/2013 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı, 24/01/2013 tarihinde davacı ile olan iş sözleşmesini feshederek işten ayrıldığı ve 27/06/2013 tarihinde, davacı şirket ile aynı sektörde faaliyette bulunan dava dışı ... A.Ş. nezdinde genel müdür sıfatı ile çalışmaya başladığı, taraflar arasında imzalanan 01/01/2012 tarihli iş sözleşmesinin 7.1. maddesinin; "işçi bu sözleşme süresince (görevlerini ifa amacı haricinde) veya bu sözleşmenin sona ermesini müteakip en az 2 sene boyunca, doğrudan ve dolaylı olarak, işveren ile ilgili veya işverene ait sözlü yazılı ya da başka bir şekildeki teknik bilgi, müşteri bilgisi, müşteri ve tedarikçi listeleri, donanım veya yazılım bilgileri, işverenin faaliyetlerinde kullandığı usul ve metodları, fiyat listeleri veya fiyatlandırma yapı ve metodları, marjlar veya diğer finansal bilgiler, ticari ilişkiler, ürün grubu, telif hakları, "gizli" ibareli herhangi bir belge veya işçiye müşteriler, tedarikçiler ya da diğer kişiler tarafından verilen gizli herhangi bir bilgi de dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere herhangi bir ticari sırrı veya gizli bilgiyi; a) kendi veya başka bir kimse, şirket, işletme veya kuruluşun özel amacı için kullanmamakla ve b) herhangi bir kimse, şirket, işletme veya kuruluşa açıklamamak, iletmemek, deşifre etmemek, yayınlamamakla yükümlüdür." 7.3. maddesinde "işçi işverenin yazılı izni olmaksızın gizli bilgileri üçüncü şahıslara aktarmamakla ve açıklamamakla yükümlüdür." 7.4. maddesinin "işçi tarafından 7. maddenin ihlali halinde işçi işverene 1 yıllık brüt ücreti kadar tazminat öder." düzenlemesini, 8. maddesinin "iş bu sözleşme süresince ve bu sözleşmenin (işveren tarafından İş Kanunu'nun 25. maddesinde belirtilen sebepler dışında feshedilmesi ve işçi tarafından İş Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca yapılan fesihler dışında) sona ermesini izleyen 6 ay boyunca işçi; işverenin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kurulu şirketlerin, sadece bu bölgelerdeki riskleriyle ilgili işleri hariç olmak üzere, şirketin iş faaliyetleri ile ya da benzerleri ile ve işverenin herhangi bir iş faaliyetinin herhangi bir kısmı ile rekabet halindeki ya da rekabet halinde olabilecek bir iş alanı ile doğrudan veya dolaylı surette iştigal etmeyecek ve ilgilenmeyecektir, önceki 2 yıl içerisinde işverenin iş faaliyetleri ile ilgili olarak sık sık iş yapan müşteri niteliğindeki herhangi bir kişiyi, firmayı veya şirketi araştırmayacağını veya onlardan müşteri olmalarını talep etmeyecektir, herhangi bir işverenin ticari sırlarına veya diğer gizli bilgilerine erişimi olan veya mali işler genel müdürü, genel müdür teknik yardımcısı veya işveren nezdinde eş değer bir göreve sahip olarak çalışan diğer çalışanı, bu durumun söz konusu çalışanın hizmet sözleşmesini ihlal edip etmediğine bakmaksızın, işverenin T.C. dahilindeki iş faaliyetleri ile ya da benzerleri ile veya işverenin herhangi bir iş faaliyetinin herhangi bir kısmı ile rekabet halindeki ya da rekabet halinde olabilecek bir iş alanında çalışan danışman veya başka bir konuda görev alması için ikna etmeyecek veya ikna etmek için çabalamayacaktır. İşçinin sözleşmenin 8. maddesini ihlal etmesi halinde işçi son aldığı aylık brüt ücretinin 5 katını işveren tazminat olarak ödeyecektir." düzenlemesini içerdiği, davacının işçisi olan davalı ile mezkur yasal düzenleme çerçevesinde, rekabet yasağı sözleşmesi yapma hakkının olduğu, rekabet yasağının süre, coğrafi alan ve işlerin türü bakımından sınırlama getirmesi sebebiyle geçerli olduğu, bu kapsamda davalının davacı şirketten ayrıldığı tarihten sonra 6 ay geçmeden, aynı sektörde faaliyette bulunan ve aynı bölgede bulunan dava dışı şirkette çalışmaya başlaması nedeniyle sözleşmenin 8. maddesini ihlal ettiği, bu madde kapsamında davacıya son aldığı aylık brüt ücretin 5 katı tutarında cezai şart bedeli ödemesi gerektiği, sözleşmede geçen aldığı son aylık brüt ücret ibaresinin Mahkememizce davacı şirket nezdinde aldığı son aylık brüt ücret olarak değerlendirildiği ve ödenecek cezai şart tutarının 25.443,30 TL olduğu, sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen gizlilik yükümlülüğünü ihlal yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında görülen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1247 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile Mahkememizce alınan son heyet bilirkişi raporunda, davacının çalışmakta olduğu müşterilerin, davalının dava dışı şirkette çalışmaya başlaması ile dava dışı şirketle ticari faaliyette bulunmaya başladıkları tespit edilmiş ise de, bu durumun davalının, davacıya ait müşteri bilgilerini veya maddede sayılan diğer gizli bilgileri dava dışı şirket yararına kullandığı sonucunu doğurmayacağı, her iki şirketin de aynı sektörde faaliyette bulundukları, aynı müşteriler ile çalışmalarının mümkün ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, yine dinlenen tanık beyanlarından da davalının, davacıya ait gizli bilgileri kullandığı ve bu kapsamda sözleşmenin 7. maddesinin de ihlal edildiği kanaatine varılmadığı, davacının, davalı tarafından cezai şart bedelini aşacak şekilde zarara uğratıldığı iddiasını da ispatlayamadığı anlaşılmakla bu talepler yönünden davanın reddine, 8. maddenin ihlali nedeniyle doğan 25.443,30 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 27/06/2013 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 25.443,30 TL tazminatın 27.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının aylık ücretinin 5.088,72-TL tespit edilmesi ve buna göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 01.01.2012 tarihli iş sözleşmesinde bile davalının aylık brüt ücretinin 15.000,00-TL olarak belirlendiğini, davalının ekte sunulan bordrodan görüleceği üzere Ocak 2013 son ücretinin 15.000,00-TL olduğunun açık ve net görüldüğünü, 5.088,72-TL üzerinden cezai şartın hesaplanmasının açık bir hata olduğunu, davalı tarafından davaya konu sözleşmenin 7. maddesi açık bir şekilde ihlal edildiği halde, mahkemece hatalı bir şekilde aksi yönde karar oluşturulduğunu, davalının, müvekkili şirketin ticari ve müşteri bilgisine sahip altı personelini ayartarak iş sözleşmelerini sonra erdirdiğini, ayrıca haksız rekabet sonucu müvekkili şirketi 493.248,00-TL zarara uğrattığını, bunun ticari defter ve kayıtlarla sabit olduğunu, İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1247 Esas numaralı dosyasında verilen kararda da bu hususun tespit edildiğini, bu davanın davalının çalışmakta olduğu ... Sigorta şirketine karşı müvekkilince açılan haksız rekabet davası olduğunu ve İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1247 Esas numaralı dosyası kapsamında haksız rekabet şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 493.248,00-TL maddi, 100.000 TL manevi tazminata hükmedildiğini, gerekçede, davacının altı çalışanının davalı şirket tarafından işe alındığı, bununla birlikte davacının müşterileri olan bazı firmaların da davalı şirketle iş yapmaya başladığı tespit edildiğinden, anılan firmaların müvekkil şirket portföyünden alındığı, dolayısıyla davalı şirketin haksız rekabet eyleminde bulunduğu, müvekkilin uğramış olduğu haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edebileceği şeklinde tespite yer verildiğini, bu sebeple sözleşmenin 7.maddesinde aykırılık sebebiyle haksız rekabet hükümlerinin oluştuğunun sabit olduğunu, mahkeme kararında müvekkili şirket lehine 3.816,50-TL vekalet ücretine hükmedilmişken davalı lehine 10.493,00-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak 2.11.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2021 yılına ilişkin AAÜT'nin 13/3 maddesine göre maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinin belirtildiğini, eldeki davada davacının uğradığı maddi zararın davalıdan tazmin edilmesinin talep edildiğini, özünde maddi tazminat talepli olan bu davada, davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 25.443,30-TL'nin 27/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmekle; bu davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin AAÜT'nin 13/3 maddesine göre davacı müvekkili şirket lehine belirlenen vekalet ücreti olan 3.816,50-TL'yi geçemeyeceğini, mahkemenin bu hükmü nazara almadan davalı lehine 10.493,00-TL vekalet ücretine hükmetmesinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkilinin işten ayrıldıktan 5,5 ay sonra işe başlamasına yazılı bir şekilde ve açıkça icazet vermesi karşısında bu yönden de talebin reddi gerekirken, davanın kısmen kabulünün hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin gizli bilgilere ilişkin sözleşme hükmüne aykırı davranmadığını, bu nedenle de bu cezai şartı ödemekle yükümlü olmadığı gerekçesinin yerinde olduğunu ancak sözleşmenin 7.ve 8.maddelerinin TBK'nın 420.maddesine göre geçersiz olduğunu, iş akdinin devamı sırasında bu sözleşmenin imzalatıldığını, maddelerin sadece işçi aleyhine ve tek taraflı cezai şart içerdiğini, davacının yönetim kurulu başkanı, genel müdürü ve CEO'su ...’ın davalıya iş sözleşmesinin sona ermesinden hemen sonra gönderdiği mesajlarının da sözleşmenin davalı yanca haksız surette feshedilmediğinin kanıtı olduğunu, geçersizlik iddiaları baki olmak üzere bu yazışmaların dikkate alınması gerektiğini, bu yazışmalara göre davalının işten ayrılması sonrasında ...'ın davalıya hemen sonra iş bulma konusunda yardımcı olduğunu, bu durum karşısında davacının bu davayı açmasının hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, mahkemece bunlar nazara alınmadan karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, işçinin rekabet yasağını ihlal etmiş olması nedeniyle, sözleşmede yer alan ceza koşulu alacağının tahsili ve aşan zararın tazmini istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; 6098 sayılı TBK'nın ''Rekabet Yasağının Koşulları'' başlıklı 444. maddesinde "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." hükmünü içermektedir. Somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/1.maddesi, "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğine hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde, yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz" hükmünü, aynı maddenin 2.fıkrası ise "Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve iş verenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir" hükmünü içermektedir. Somut olayda, davalının, davacı şirkette 09/12/2004 ile 24/01/2013 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı, 24/01/2013 tarihinde davacı ile olan iş sözleşmesini feshederek işten ayrıldığı ve 27/06/2013 tarihinde, davacı şirket ile aynı sektörde faaliyette bulunan dava dışı ... nezdinde genel müdür sıfatı ile çalışmaya başladığı, taraflar arasında imzalanan 01/01/2012 tarihli iş sözleşmesinin 7.1. maddesinin; "işçi bu sözleşme süresince (görevlerini ifa amacı haricinde) veya bu sözleşmenin sona ermesini müteakip en az 2 sene boyunca, doğrudan ve dolaylı olarak, işveren ile ilgili veya işverene ait sözlü yazılı ya da başka bir şekildeki teknik bilgi, müşteri bilgisi, müşteri ve tedarikçi listeleri, donanım veya yazılım bilgileri, işverenin faaliyetlerinde kullandığı usul ve metodları, fiyat listeleri veya fiyatlandırma yapı ve metodları, marjlar veya diğer finansal bilgiler, ticari ilişkiler, ürün grubu, telif hakları, "gizli" ibareli herhangi bir belge veya işçiye müşteriler, tedarikçiler ya da diğer kişiler tarafından verilen gizli herhangi bir bilgi de dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere herhangi bir ticari sırrı veya gizli bilgiyi; a) kendi veya başka bir kimse, şirket, işletme veya kuruluşun özel amacı için kullanmamakla ve b) herhangi bir kimse, şirket, işletme veya kuruluşa açıklamamak, iletmemek, deşifre etmemek, yayınlamamakla yükümlüdür." 7.3. maddesinde "işçi işverenin yazılı izni olmaksızın gizli bilgileri üçüncü şahıslara aktarmamakla ve açıklamamakla yükümlüdür." 7.4. maddesinin "işçi tarafından 7. maddenin ihlali halinde işçi işverene 1 yıllık brüt ücreti kadar tazminat öder." düzenlemesini, 8. maddesinin "iş bu sözleşme süresince ve bu sözleşmenin (işveren tarafından İş Kanunu'nun 25. maddesinde belirtilen sebepler dışında feshedilmesi ve işçi tarafından İş Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca yapılan fesihler dışında) sona ermesini izleyen 6 ay boyunca işçi; işverenin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kurulu şirketlerin, sadece bu bölgelerdeki riskleriyle ilgili işleri hariç olmak üzere, şirketin iş faaliyetleri ile ya da benzerleri ile ve işverenin herhangi bir iş faaliyetinin herhangi bir kısmı ile rekabet halindeki ya da rekabet halinde olabilecek bir iş alanı ile doğrudan veya dolaylı surette iştigal etmeyecek ve ilgilenmeyecektir, önceki 2 yıl içerisinde işverenin iş faaliyetleri ile ilgili olarak sık sık iş yapan müşteri niteliğindeki herhangi bir kişiyi, firmayı veya şirketi araştırmayacağını veya onlardan müşteri olmalarını talep etmeyecektir, herhangi bir işverenin ticari sırlarına veya diğer gizli bilgilerine erişimi olan veya mali işler genel müdürü, genel müdür teknik yardımcısı veya işveren nezdinde eş değer bir göreve sahip olarak çalışan diğer çalışanı, bu durumun söz konusu çalışanın hizmet sözleşmesini ihlal edip etmediğine bakmaksızın, işverenin T.C. dahilindeki iş faaliyetleri ile ya da benzerleri ile veya işverenin herhangi bir iş faaliyetinin herhangi bir kısmı ile rekabet halindeki ya da rekabet halinde olabilecek bir iş alanında çalışan danışman veya başka bir konuda görev alması için ikna etmeyecek veya ikna etmek için çabalamayacaktır. İşçinin sözleşmenin 8. maddesini ihlal etmesi halinde işçi son aldığı aylık brüt ücretinin 5 katını işveren tazminat olarak ödeyecektir." düzenlemesini içerdiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanun'unun yürürlükte olduğu 01.01.2012 tarihinde düzenlenmiştir. Davalı, 10.01.2013 tarihinde, yani 6098 sayılı TBK yürürlüğe girdikten sonra hizmet akdini fesih suretiyle sona erdirmiştir. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle 818 sayılı BK yürürlüktedir. Hizmet akdinin istifa suretiyle sona erdirildiği tarihte ise 6098 sayılı TBK yürürlüktedir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi, "Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükteyken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır" hükmünü, 4.maddesi ise "Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır" hükmünü içermektedir. Taraflar arasında 818 sayılı BK'nın yürürlükte olduğu dönemde hizmet sözleşmesi akdedilmiş olup davalının bu sözleşmede 8.maddede işten ayrıldığı takdirde 6 aylık süreyle rekabet etmeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin cezai şarta ilişkin bu hükmü davalının işten ayrıldığı 2013 yılında hüküm doğurmaya başlamıştır. Bu durumda, ceza koşulu içeren hizmet sözleşmesinin geçerliliği, sözleşmenin yapıldığı 818 sayılı BK hükümlerine göre belirlenecektir. 6101 sayılı Yasa'nın 4. maddesindeki düzenleme dikkate alınarak dava konusu hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı ve cezai şart hükmünün sonuçları konusunda ise Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 16.03.2016 tarih ve 2015/6975 Esas, 2016/2969 Karar sayılı kararı). Bu bilgiler ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davalı tarafından imzalanan hizmet sözleşmesinin 818 sayılı BK döneminde imzalanmış olduğu görülmekte olup bu durumda sözleşmenin imzalandığı tarihte TBK'nın 420.maddesi yürürlükte olmadığından ve 818 sayılı BK'da işçi aleyhine tek taraflı ceza koşulu konulmasını yasaklayan bir düzenleme bulunmadığından, davalı tarafından imzalanan hizmet sözleşmesinde tek taraflı davalı aleyhine cezai şart düzenlemesi yapılmasının geçersiz olduğu kabul edilemez. Zira sözleşmenin geçerli olup olmadığı, yapıldığı tarihte yürürlükte olan kanuni düzenlemelere göre belirlenir. Bu açıklama ve tespitlere göre somut olayda, TBK'nın 420.maddesinin uygulanma yeri bulunmadığı ortada olup mahkemece, taraflar arasındaki hizmet akdinin, davalının istifa etmesi suretiyle son bulduğu 2014 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın rekabet yasağını düzenleyen 444 ve devamı hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, mahkemece de bu kapsamda inceleme yapıldığı, ayrıca hizmet akdi devam ederken rekabet yasağına ilişkin sözleşme imzalanmasının da usul ve yasaya aykırı olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Mahkemece dosya bilirkişiye tevdi edilerek kök ve ek bilirkişi raporunun alındığı görülmektedir. Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki rekabet etmeme sözleşmesinin 8.maddesi iş dalı ve zaman sınırı içermekte olup bu yönlerden bir aşırılık içermemektedir. Coğrafi sınır Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi dışındaki bölgeler olarak belirlenmiş ise de TBK'nın 445/2.maddesi uyarınca davacının iş yerinin bulunduğu İstanbul il sınırları için rekabet yasağının geçerli olduğunun kabulü gerekir. Davacının iş yeri ile davalının çalıştığı rakip firmanın iş yeri İstanbul içinde olduğundan, rekabet yasağı anlaşmasının geçerli olduğu sonucuna varılmıştır. Davalının işten ayrıldıktan sonra, rekabet yasağı süresi içinde İstanbulda, aynı faaliyet alanında çalışmaya başladığı dosya kapsamı ile sabit olup işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Bu sebeple davalı vekilinin 8.maddedeki şartların oluşmadığı yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davalının, 24/01/2013 tarihinde davacı ile olan iş sözleşmesini feshederek işten ayrıldığı ancak sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiğine ilişkin bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;Davacı vekili, davalının, davacı müvekkilinin çalışanlarını ayartarak dava dışı şirkete geçmesini sağlayarak davacıyı zarara uğrattığını, bu konuda açılan davanın kabulüne karar verildiğini, davalının sözleşmenin 7. maddesindeki gizlilik yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Her ne kadar davacı ile dava dışı ... arasında görülen haksız rekabetin tespiti ve tazminat talepli İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1247 Esas sayılı dosyasında, davacının çalışmakta olduğu müşterilerin, davalının dava dışı şirkette çalışmaya başlaması ile dava dışı şirketle ticari faaliyette bulunmaya başladıkları ve davacı nezdinde yönetici konumunda çalışan 5 kişinin davalının çalışmaya başladığı tarihten sonra dava dışı şirkette çalışmaya başlaması sebebiyle haksız rekabetin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş ise de,a bu kararın yapılan istinaf incelemesi sonucunda İstanbul BAM 43.Hukuk Dairesinin 29.12.2023 tarih ve 2020/1812 Esas, 2023/1557 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak; yasada haksız rekabet olarak düzenlenmiş olan gerçekleştiğine dair dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı, bir kısım müşterilerin her iki şirket ile de ticari ilişkide bulunmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, rekabet serbest olup, hizmet alan müşterilerin daha uygun koşullarla iş yapan firmayla çalışmalarıının ticari hayatın gereklerine ve doğasına da uygun olduğu, tarafların bulunduğu sektörde rakiplerin müşteriyi paylaşmak zorunda oldukları, bu itibarla davalının elde edeceği her müşterinin doğal olarak rakiplerinden elde edeceği müşterileri olduğu, bir kısım personelin davalıya geçtiği ve müşteri kaybedildiği hususu doğru olmakla birlikte, davalı şirketin hukuka aykırı eylemlerine rastlanılmadığı, dava dışı şirket çalışanlarının geçişinin davacıyı yıpratma olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi davalı rakip şirketin kurulması ve davacıda çalışanların işe alınmış olmasının davacıyı ticari olarak yıkmak veya ağır biçimde yıpratma amaçlı yapıldığının da belirlenmediği, sigorta satın alma hizmetinin alınma usulü, düzenlenen tekliflerin karşılaştırılarak en ideal poliçenin satın alınması yoluna gidilmesi, sunulan hizmetin kalitesi, fiyat politikası gibi sair ekonomik nedenlerin de tercihte etkili olduğu gerçeği karşısında davalının haksız rekabet teşkil edecek eylemi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu BAM kararı ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının, davacıya ait müşteri bilgilerini veya maddede sayılan diğer gizli bilgileri dava dışı şirket yararına kullandığına dair bir delilin dosyada bulunmadığı, her iki şirketin de aynı sektörde faaliyette bulundukları, aynı müşteriler ile çalışmalarının mümkün ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacı çalışanlarının davalı tarafından şirketten ayrılmaları konusunda ikna edildikleri iddialarına ilişkin bir delilin de bulunmadığı anlaşıldığından davalının sözleşmenin 7. maddesine aykırı bir eyleminin bulunmadığı sonucuna varılmış ve aksi yöndeki davacı istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, davalının 2013 yılı son ücretinin 15.000,00 TL olduğunu, bu sebeple 5.088,72 TL üzerinden cezai şartın hesaplanmasının açık bir hata olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda davacı vekilinin bu itirazı karşılanmış olup SGK kayıtlarında davalının son brüt ücretinin 5.088,72 TL olduğu anlaşıldığından bu miktar üzerinden hesaplama yapılması yerinde olmuştur. Davacı vekili davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının AAÜT'nin 13/3 maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 02.01.2020 tarih ve 30996 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesine göre, maddi tazminat istemli davanın tamamen reddi durumunda, avukatlık ücreti bu Tarife'nin İkinci Kısmının İkinci Bölümüne göre belirlenir. Yani maktu ücrete hükmedilir.Somut olayda davacı vekili 100.000,00 TL üzerinden davasını açmış, cezai şart alacağı ve maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece 25.443,30 TL cezai şart alacağına hükmetmiştir. Reddedilen miktar ise davacının aşan bir zararı varsa bunun karşılığında talep ettiği maddi tazminat miktarıdır. AAÜT'nin 13/4 maddesine göre davacının maddi tazminat istemi tamamen reddedildiğinden, davalı lehine karar tarihinde yürürlükte olan 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu miktarı aşan vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün kaldırılarak davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin ilk derece mahkemesi karar tarihindeki maktu vekalet ücreti miktarı olan 3.400,00 TL olarak düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile 25.443,30 TL tazminatın 27/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar ve ilam harcı 1.738,03 TL'den peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile kalan 30,28 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan 4.600,00 TL bilirkişi ücreti, 420,30 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.020,30 TL yargılama giderinden davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan1.255,07 TL ile ilk harç 1.732,95 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kabul edilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 3.816,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddolunan kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca belirlenen 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avanslarından kalan kısımların, karar kesinleştiğinde iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, c-Davalı tarafından harcanan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 100,00 TL posta gideri olmak üzere, toplam 262,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.09.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenincelemeileriistinafderecesebepleriistanbulkararınınTazminatkonusugerekçemahkemesiözetihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim