SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/997

Karar No

2024/1228

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/997

KARAR NO: 2024/1228

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/02/2021

NUMARASI: 2017/284 E. - 2021/144 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ve davalı arasında 10.09.2012'li ''Yurt İçi Taşıma Ve Cari Hesap Sözleşmesi " imzalandığını, davalıya ait gönderi sayısı çok fazla olduğundan tarafların mutabakatı ile davacıya ait ... programının davalıya ait bilgisayara kurulduğunu, bu suretle her iki şirket arasında online sistem kurulduğunu, davalının yapacağı gönderiler ile ilgili tekmil bilgileri ... sistemine girdiğini, davalının gönderi takip numaralarını belirleyip ... sistemine girdiğini, davacının bu takip numarası ile davalıya ait gönderiyi taşıdığını, davalının bu gönderi takip numarası ile davacı sistemi üzerinden gönderisinin akıbetini on - line olarak takip edebildiğini, gönderisinin kime, hangi tarihte teslim edildiğini veya her hangi bir sebeple teslim edilemediğini, gönderisi için ne kadar navlun taşıma ücreti tahakkuk ettirildiğini gördüğünü, taşıma sözleşmelerinin ifası esnasında davalıya ait onlarca mağazaya, şubeye ... sistemi kurulduğunu, davalıya ait onlarca adresten gönderi teslim alındığını, gönderi teslim edildiğini, defalarca da taşıma fiyatlarının güncellendiğini, davacının bu hizmeti karşılığında faturalar düzenlediğini, bu faturaların e fatura olduğunu ve aynı anda davalının sistemine de düştüğünü, 2015 yılı aralık ayına gelindiğinde davalının bakiye taşıma ücreti borcunun çok yükseldiği ve çeşitli bahaneler ile bakiye taşıma ücreti borcunu ödemediğini, ancak taşıma devam ettiğinden bakiye taşıma ücreti borcunun her geçen gün yükseldiğini, 28.12.2015 tarihi itibarı ile cari hesabı ve ... sistemi kapatılarak davalıya ait gönderilerin taşımasının durdurulduğunu ve 382.642,65.-TL tutarındaki bakiye taşıma ücretinin ödenmesinin talep edildiğini, davalının 31.12.2015 tarihinde 134.692,92.-TL. tutarında havale gönderdiğini, 13.01.2016 tarihi itibarı ile bakiye borcun 267.125,69 TL'sı olduğunu, bunun üzerin 267.125,69.-TL. tutarındaki bakiye taşıma ücreti alacağının tahsili için 20.01.2016 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine kısmi itirazda bulunduğunu, borcunun 92.134,15.-TL'sını kabul ile bakiye 174.991,54TL'lik kısmına itiraz etiğini, takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu, taşıma işi 28.12.2015 tarihi itibarı ile durdurulmuş ve 13.01.2016 tarihi itibarı ile mevcut bakiye taşıma ücreti üzerinden icra takibine girişilmiş ise de bu tarihten önce başlayan taşımaların bitirilmesi veya henüz fatura keşide olunmamış taşımalar bulunduğundan 13.01.2016 tarihinden 18.02.2016 tarihine kadar tahakkuk eden 18.643,26.-TL. tutarındaki bakiye taşıma ücretinin tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 23.02.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığını, 18.02.2046 tarihinden sonra da davalı aleyhine 20.02.206 tarihli fatura ile 3.677,31.-TL. tutarında ve 26.02.2016 tarihli fatura ile de 1.202,75.-TL. tutarında navlun ücreti faturası keşide olunduğunu, icra takip tarihinden sonra da davacının 4.880,66 TL navlun ücreti alacağı doğduğunu, 25.02.2016 tarihinde ödeme emrini tebliğ alan davalının 29.02.2016 tarihinde davacı hesabına 7.187,21 TL tutarında havale yaptığını ve ertesi günü 01.03.2016 tarihli dilekçesi ile takibe ve borca itiraz ettiğini, davalının 29.02.2016 tarihindeki 7.87,21 TL tutarındaki ödemesinden 4.880,66.TL'sını icra takibine mevzuu edilmeyen 20.02.2016 tarihli, 3.677,91.-TL. tutarlı ve 26.02.2016 tarihli, 1.202,75.-TL tutarlı faturaların karşılığına saydığını, bakiyesi olan 2.936,55TL'sını da işbu icra takibi borcundan mahsup ettiğini, bu itibarla da işbu dava ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazının iptaline, icra takibinden sonra müvekkil şirket banka hesabına havale edilen tutardan 2.936,55.-TL sının bu icra takibine mevzuu edilen tutardan mahsubu ile icra takibinin 15.706,71.-TL. üzerinden devamın karar verilmesini talep etmek zarureti doğduğunu, davalının 26.03.2015 tarihli ... no'lu " Fiyat Farkları " açıklamalı KDV dahil 24.543,69.-TL. tutarlı, 17.06.2015 tarihli ... no'lu “ Fiyat Farkları " açıklamalı KDV dahil 20.622,77.-TL. tutarlı ve 11.08.2015 tarihli " ... - 2014 desi ölçümleme yanlışlık fark bedel " açıklamalı KDV dahil 118.000.-TL tutarlı e faturaları keşide ettiğini, bu faturaların tarafların mutabakatı ile keşide edilmediğini, faturalardaki açıklamanın da doğru olmadığını, bu sebeple iade edildiğini, bu faturalar ile ilgili aynı işlemlerin, taraflarca bir çok defa tekrar edildiğini, keşide olunan faturalara karşı her hangi bir itiraz veya ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin ticari defterlere kayıt edilmesinden sonra mutabakat olmaksızın kendi kendine iade/fiyat farkı vesaire ad altında fatura keşide edilip, bu faturaya göre ticari kayıtların düzeltilmesinin bu işlemi yapan açısından her hangi bir sonuç doğurmayacağını, davalının 2015 yılı ağustos ayından sonra da çeşitli bahaneler üreterek, müvekkili davacının keşide ettiği 09.09.2015 tarihli ... no'lu 4.249,54.-TL. tutarlı faturayı 30.09.2015 tarihli ... no'lu fatura ile, 09.09.2015 tarihli ... no'lu 9.1 08,84.-TL. tutarlı faturayı 30.09.2015 tarihli ... no'lu fatura ile, 16.09.2015 tarihli ... no'lu 6.269,18.-TL. tutarlı faturayı 30.09.2015 tarihli ... no'lu fatura ile, 19.09.2015 tarihli ... no'lu 14.475,54.-TL. tutarlı faturayı 30.09.2015 tarihli ... no'lu faturayı ile “ fiyat farkları " açıklaması ile iade faturası keserek iade ettiğini, davalının davacının keşide ettiği 09.09.2015 tarihli iki fatura ile 16.09.2015 ve 19.09.2015 tarihli faturaları ticari defterlerine işledikten sonra her hangi bir mutabakat olmaksızın kendi / kendine " Fiyat Farkları " açıklaması ile fatura keşide etmesinin ve ticari defter kayıtlarını keşide ettiği bu faturalara göre düzeltmesinin kendisi lehine sonuç doğurmayacağını, davalının, davacının taraflar arasında akdedilen sözleşmeye tevfikan keşide ettiği 18.06.2015 tarihli ... no'lu 2015 yılı mayıs ayı vade farkı açıklaması ile keşide ettiği KDV dahil 3.246,40.-TL. tutarlı vade farkı faturasını da yine " Fiyat Farkları " açıklamalı 25.08.2015 tarihli iade faturası ile iade ettiğini, bu faturalar ile ilgili olarak taraflar arasında müteaddit defalar ihtarnameler keşide olunduğunu, aynı faturaların taraflarca birbirlerine tekrar / tekrar keşide olunduğunu, davacının keşide ettiği navlun faturalarının davalının ticari defter kayıtlarına alınmış olmakla davalının kendi kendine keşide ettiği toplam ( 8 ) adet fiyat farkları açıklamalı ( 118.000,0 TL tutarlı olanı önce desi ölçümleme yanlışlık fark bedeli açıklamalı keşide olunmuş ise de müvekkili şirketin kabul etmeyip iade etmesi üzerine bu fatura da fiyat farkları açıklaması ile yeniden keşide olunmuştur ) toplam 197.513,96 TL tutarlı faturaların, tarafların mutabakatı ile keşide olunduğunu ispat etmek durumunda olduğunu, davalının 30.09.2015 tarihinden sonra da 25.11 2015 tarihli ... no'lu 3.108,60.-TL tutarlı, ... no'u-3.470,75.-TL. tutarlı, ... no'lu 1.281,09.-TL tutarlı, ... no'lu 2.16,02.-TL tutarlı ve 1.768,62.-TL tutarlı iade faturası keşide ettiğini, müvekkilinin bu iade faturalarını kabul etmediğini, 27.11.2015 tarihinde davalıya iade ettiğini, davalının aynı faturaları 14.12.2015 tarihli olarak iade ettiğini, davacının 29.12.2015 tarihinde iade ettiğini, bunun bu şekilde devam ettiğini, bu beş adet ve 41.825,08.-TL. tutarındaki iade faturasının keşide olunması yönünde taraflar arasında her hangi bir mutabakat bulunmadığını, davalının Bakırköy İcra Müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazının da haksız ve usulsüz olduğunu, sözleşmeden doğan alacakların sözleşmenin ifa yerinde, faturaya bağlı alacakların faturayı keşide edenin ikametgahındaki icra müdürlüğünde ve yine taşıma ücreti alacakları götürülecek borçlardan olması sebebiyle de taşıyıcının ikametgahındaki icra müdürlüğünde icra takibine mevzu edilebildiğini ileri sürerek, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine vaki kısmi itirazın iptali ile icra takibinin 174.991,54 TL üzerinden devamına, Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazının İ iptaline icra takibinden sonra yapılan 2.936,55 TL ödemenin icra takip tutarından mahsup edilmesinden sonra icra takibinin 15.706,71TL üzerinden devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, icra dosyasına 28.01.2016 tarihinde kısmi itiraz yaptıklarını, itiraz edilmeyen takip rakamının ferileriyle birlikte icra dosyasına ödendiğini, davacı alacaklı vekiline 03.02.2016 tarihinde reddiyat makbuzu düzenlenerek ödeme yapıldığını, davacının bu tarihte itirazdan haberdar olmasına rağmen iş bu davayı 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 23.03.2017 tarihinde ikame ettiğini, davalı müvekkilinin adresinin ''... Cad. ... No:... Kat.... Şişli/İstanbul'' olduğunu, icra takibinde İstanbul Çağlayan İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, Bakırköy İcra Müdürlüklerinin yetkisiz olduğunu, İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacakların TTK'nın hükümleri gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacının dava konusu ettiği alacakların da zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme kapsamında davacı tarafından taşınan ürünlerin ölçümlerinin yapılarak faturalandırıldığını, davalı tarafından bu faturaların cari hesap ilişkisine dayalı olarak ödendiğini, 2014 ve 2015 yılı içerisinde davacı tarafından sevk edilen ürünlerin hacimlerinin hatalı ölçüldüğü (olduğundan fazla gösterildiği) ve bu hatalı ölçümlere dayalı olarak ücretlendirme (faturalandırma) yapıldığının davalı yanca tespit edildiğini, bunun davacıya bildirildiğini, bu bildirim sonrasında itiraz edilen bazı ölçümlemeleri kontrol eden davacının fiyatlandırmanın esas alındığı ölçümlemelerde yapılan hataları kabul ettiğini, hatalı ölçümlemelere dayalı olarak davalı tarafından fazladan ödenen miktarlar için iade faturaları düzenlenerek davacıya gönderilmesi konusunda mutabık kalındığını, taraflarca varılan mutabakat üzerine davalı tarafından bir takım iade faturaları düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının iade faturalarını teslim aldığını, 8 gün içerisinde içeriğine hiçbir itirazda bulunmadan ticari defterlerine işlediğini, davacının bu eyleminin taraflar arasında varılan mutabakat sonucu iade faturalarının düzenlendiğini açıkça gösterdiğini, davacının davalıya gönderdiği mail mesajlarında ölçümlemelerde ve buna bağlı olarak yapılan hesaplamalarda bazı hatalar yapıldığının, dolayısıyla fazladan fatura bedelleri düzenlenerek davalıdan fahiş bedeller tahsil edildiğinin açıkça kabul ve beyan edildiğini, davacı şirket yetkililerinin, ölçümlemelerde ve hesaplamalarda hatalar yapıldığını kabul etmeleri sonrasında yine karşılıklı varılan mutabakat gereğince davalı tarafından öncelikle 26.03.2015 tarihli, ... nolu ve 24.543,69 TL bedelli iade e-fatura düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının iş bu faturaya 8 gün içerisinde hiçbir itirazda bulunmaksızın ticari defterlerine işlediğini, davacının söz konusu faturayı kabul edip içeriğine itiraz etmeksizin defterlerine işledikten tam 3 ay sonra 29.06.2015 tarih ve ... numaralı ve 24.543,69 TL bedelli iade e-faturası düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini, aynı şekilde davalı tarafından 17.06.2015 tarihli, ... nolu ve 20.622,77 TL bedelli iade e-faturası düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının iş bu faturaya da 8 gün içerisinde hiçbir itirazda bulunmaksızın ticari defterlerine işleyip 3 ay geçtikten sonra hiçbir yasal gerekçeye dayanmadan 03.09.2015 tarih ve ... numaralı ve 20.622,77 TL bedelli iade faturası düzenlediğini, davalı tarafından 11.08.2015 tarihli, ... nolu olarak düzenlenen 118.000,00 TL bedelli iade e-faturasının da davacı tarafından kabul edilip defterlerine işlendiğini, 8 gün içerisinde hiçbir itirazda bulunulmadığını, sonrasında ... numaralı ve 118.000,00 TL bedelli iade e-faturası düzenleyerek davalıya gönderdiğini, davalı tarafından düzenlenen ve davacıya gönderilen iade faturalarının davacı tarafça kabul edilip yasal süre içerisinde içeriğine itiraz edilmediği halde sonrasında iade faturaları düzenleyerek davalıya gönderildiğini, ancak müvekkili davalının bunları kabul etmeyerek davacıya iade ettiğini, davalı müvekkili tarafından düzenlenen faturaların içeriğine itiraz edilmeksizin kabul edilerek ticari defterlere işlenmekle sonradan davacının iade faturası düzenlemesinin hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, TTK'nın 21/2 hükmüne göre davacının 8 gün içerisinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmadığından faturaların içeriğini kabul ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ''... Davacının ve davalının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı ve davalı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura, ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. 16.07.2019 kök ve 09.10.2020 tarihli ek rapor içeriklerine göre, tarafların ticari defterler ile kayıtlarının ve sistemlerindeki ... programının incelenmesinde; - Davacının ticari defterlerinde dava tarihi öncesinde davalıdan alacağının 190.698,25 TL olarak gözüktüğü anlaşılmıştır.- Davalının ticari defterlerinde dava tarihi öncesinde davacıya borcunun 3.925,56 TL olarak gözüktüğü anlaşılmıştır. - 2015 yılında ticari ilişkiye dayalı fatura alacaklarının 09.10.2015 tarihine kadar tarafların defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, birbirin teyit ettiği; bu yıl içerisinde en son davacı tarafından düzenlenen ve yasal defterlerine işlenen 09.10.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı 8 adet 197.513,91 TL toplam tutarlı faturanın olduğu, bu 8 adet faturanın davalı şirket tarafından tebliğ alındığı ve süresi içerisinde 13.10.2015 tarihli ihtarname ile kabul etmeyip, yasal süresi içerisinde iade ettiği anlaşılmıştır. - 2016 yılında ticari ilişkiye dayalı fatura alacaklarının 10.02.2016 tarihine kadar tarafların defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, birbirin teyit ettiği; bu yıl içerisinde en son davacı tarafından düzenlenen ve yasal defterlerine işlenen 10.02.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı 2 adet 23.650,16 TL toplam tutarlı faturanın olduğu, bu 2 adet faturanın davalı şirket tarafından tebliğ alındığı ve süresi içerisinde 15.02.2016 tarihli ihtarname ile kabul etmeyip, yasal süresi içerisinde iade ettiği anlaşılmıştır.- Taraflar arasında akdedilen 10.09.20212 tarihli yurt içi taşıma ve cari hesap sözleşmesine göre; ... - online kargo takip sistemi kurulduğu, kargoların bilgilerinin sisteme girilmesi ile birlikte taraflarca kargoların takip edilebildiği anlaşılmıştır.- Davalı tarafça iade faturalarının mutabakat ile düzenlendiği belirtilmişse de, dosya kapsamında herhangi bir mutabakata metnine dair yazılı kayda rastlanılmamıştır.- İade faturalarının davacı defterine kaydedilmesi işleminin, zımni bir mutabakat ile olduğu ya da borcun sona erdiği anlamına gelmediği; hizmetin verildiğinin ispat edilmesi halinde alacağın varlığını koruyacağı, son bulmayacağı bilinmektedir.- Davacı tarafça verilen hizmete karşılık kestiği faturaların davalı şirketin kayıtlarına işlendiği, hizmetin varlığının davacı tarafça ispat edildiği; davalının eksik ve yanlış ölçüm yapılması neticesinde fazladan ödeme alındığı iddiasını somutlaştıramadığı, bu iddiasını destekleyecek herhangi bir belge sunamadığı, ... kayıtlarındaki inceleme neticesinde de taraflar arasındaki sözleşme ve fiyatlandırma tablolarına aykırı hatalı ölçüm yapıldığının da tespit edilemediği görülmüştür.16.07.2019 kök ve 09.10.2020 tarihli ek raporlar içeriğinde de, davacının alacak miktarının dava konusu yapılan 174.991,54 ve 15.706,71 TL' nin toplam miktarı olan 190.698,25 TL olarak hesap edildiği görülerek, davacının iddiasını ispat ettiği ve davalının bu ispatı ortadan kaldıracak herhangi bir yazıl delil sunmadığı görülerek, açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu ...'' gerekçesiyle davanın kabulü ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile kısmi ödeme düşüldükten sonra bakiye kalan 174.991,54 TL üzerinden takibin kaldığı yerden aynen devamına, takibin davacının talebi aşılmamak üzere yıllara göre değişen ticari avans faizi ile yürütülmesine, asıl alacağın %20'si oranındaki 34.998,30 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile davacının mahsup ettiği 2.936,55 TL alacak düşüldükten sonra 15.706,71 TL üzerinden takibin kaldığı yerden aynen devamına, takibin davacının talebi aşılmamak üzere yıllara göre değişen ticari avans faizi ile yürütülmesine, asıl alacağın %20'si oranındaki 3.141,34 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, icra dosyasına 28.01.2016 tarihinde kısmi itiraz yaptıklarını, itiraz edilmeyen takip rakamının ferileriyle birlikte icra dosyasına ödendiğini, davacı alacaklı vekiline 03.02.2016 tarihinde reddiyat makbuzu düzenlenerek ödeme yapıldığını, davacının bu tarihte itirazdan haberdar olmasına rağmen iş bu davayı 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 23.03.2017 tarihinde ikame ettiğini, Anayasa Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve ... başvuru sayılı kararının da bu yönde olduğunu, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacakların TTK'nın 855.maddesi hükmü gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacının dava konusu ettiği alacakların da zamanaşımına uğradığını, davacının, davalının düzenlediği faturalara yasal süresi içerisinde itirazda bulunmayıp daha sonra iade fatura düzenleyerek yargıyı aldatmaya çalıştığını, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme kapsamında davacı tarafından taşınan ürünlerin ölçümlerinin yapılarak faturalandırıldığını, davalı tarafından bu faturaların cari hesap ilişkisine dayalı olarak ödendiğini, 2014 ve 2015 yılı içerisinde davacı tarafından sevk edilen ürünlerin hacimlerinin hatalı ölçüldüğü (olduğundan fazla gösterildiği) ve bu hatalı ölçümlere dayalı olarak ücretlendirme (faturalandırma) yapıldığının davalı yanca tespit edildiğini, bunun davacıya bildirildiğini, bu bildirim sonrasında itiraz edilen bazı ölçümlemeleri kontrol eden davacının fiyatlandırmanın esas alındığı ölçümlemelerde yapılan hataları kabul ettiğini, hatalı ölçümlemelere dayalı olarak davalı tarafından fazladan ödenen miktarlar için iade faturaları düzenlenerek davacıya gönderilmesi konusunda mutabık kalındığını, taraflarca varılan mutabakat üzerine davalı tarafından bir takım iade faturaları düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının iade faturalarını teslim aldığını, 8 gün içerisinde içeriğine hiçbir itirazda bulunmadan ticari defterlerine işlediğini, davacının bu eyleminin taraflar arasında varılan mutabakat sonucu iade faturalarının düzenlendiğini açıkça gösterdiğini, TTK'nın 21/2 maddesine göre itirazda bulunmayan davacının içeriği kabul ettiğini, davacının davalıya gönderdiği mail mesajlarında ölçümlemelerde ve buna bağlı olarak yapılan hesaplamalarda bazı hatalar yapıldığının, dolayısıyla fazladan fatura bedelleri düzenlenerek davalıdan fahiş bedeller tahsil edildiğinin açıkça kabul ve beyan edildiğini, davacı şirket yetkililerinin, ölçümlemelerde ve hesaplamalarda hatalar yapıldığını kabul etmeleri sonrasında yine karşılıklı varılan mutabakat gereğince davalı tarafından öncelikle 26.03.2015 tarihli, ... nolu ve 24.543,69 TL bedelli iade e-fatura düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının iş bu faturaya 8 gün içerisinde hiçbir itirazda bulunmaksızın ticari defterlerine işlediğini, davacının söz konusu faturayı kabul edip içeriğine itiraz etmeksizin defterlerine işledikten tam 3 ay sonra 29.06.2015 tarih ve ... numaralı ve 24.543,69 TL bedelli iade e-faturası düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini, aynı şekilde davalı tarafından 17.06.2015 tarihli, ... nolu ve 20.622,77 TL bedelli iade e-faturası düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının iş bu faturaya da 8 gün içerisinde hiçbir itirazda bulunmaksızın ticari defterlerine işleyip 3 ay geçtikten sonra hiçbir yasal gerekçeye dayanmadan 03.09.2015 tarih ve ... numaralı ve 20.622,77 TL bedelli iade faturası düzenlediğini, davalı tarafından 11.08.2015 tarihli, ... nolu olarak düzenlenen 118.000,00 TL bedelli iade e-faturasının da davacı tarafından kabul edilip defterlerine işlendiğini, 8 gün içerisinde hiçbir itirazda bulunulmadığını, sonrasında ... numaralı ve 118.000,00 TL bedelli iade e-faturası düzenleyerek davalıya gönderdiğini, davalı tarafından düzenlenen ve davacıya gönderilen iade faturalarının davacı tarafça kabul edilip yasal süre içerisinde içeriğine itiraz edilmediği halde sonrasında iade faturaları düzenleyerek davalıya gönderildiğini, ancak müvekkili davalının bunları kabul etmeyerek davacıya iade ettiğini, davalı müvekkili tarafından düzenlenen faturaların içeriğine itiraz edilmeksizin kabul edilerek ticari defterlere işlenmekle sonradan davacının iade faturası düzenlemesinin hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, 27.02.2019 tarihli bilirkişi raporunun ''Sözleşme İlişkisi Değerlendirmesi'' başlığı altında taraflar arasında mutabakatın var olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin açıkça tespit edildiğini, iade faturalarının davacı defterine kaydedilmesi işleminin zımni bir mutabakat anlamına gelmediği belirtilmişse de, huzurdaki yargılama kapsamında alınan 27.02.2019 tarihli bilirkişi raporunun, mahkeme hükmünün tam aksini söylediğini, bu durumda şayet bilirkişi raporları arasında çelişki var ise, bu çelişkinin giderilmesi gerekirken, mahkemece hukuka aykırı bilirkişi raporlarındaki haksız ve yanlış değerlendirmeler dikkate alınarak hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki yurt içi taşıma ve cari hesap sözleşmesinden doğan faturalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 18.643,26 TL asıl alacak yönünden 24.02.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 31.12.2015 - 18.02.2016 tarihleri arasını gösterir cari hesap ekstresinde görülen faturalardan doğan taşıma ücreti alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 25.02.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 03.03.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına, yetkiye ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde ise; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 267.125,69 TL asıl alacak yönünden 20.01.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 31.07.2015 - 13.01.2016 tarihleri arasını gösterir cari hesap ekstresinde görülen faturalardan doğan bakiye alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 25.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 28.01.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun 92.134,15 TL'lik kısmı dışındaki 174.991,54 TL'ye alacağa, yetkiye ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili; taraflar arasında 10.09.2012'li ''Yurt İçi Taşıma Ve Cari Hesap Sözleşmesi " bulunduğunu, davacının taşıma hizmetini verdiğini ancak davalının bir kısım faturaları ödemeyerek iade ettiğini, iade faturası düzenlenmesi ve hatalı ölçüm yapıldığı konusunda taraflar arasında herhangi bir mutabakat bulunmadığını, ödenmeyen bakiye alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalının icra takiplerine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takipten sonra yapılan ödemenin mahsubu ile 15.706,71 TL yönünden, Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ise 174.991,54 TL üzerinden itirazın iptalini istemiştir. Davalı vekili ise; taraflar arasında taşıma ilişkisi olduğunu, davacının sevk edilen ürünlerin hacimlerini hatalı ve olduğundan fazla göstererek fatura düzenlemesi sebebiyle karşılıklı mutabakat sağlanarak davalı tarafından iade faturaları düzenlendiğini, davacının bu iade faturalarını alıp defterine kaydettiğini süresi içinde itiraz etmeyip süresinden sonra iade faturası düzenlediği, bunun davalıyı bağlamayacağını, davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur. Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de, davacı alacağının faturadan kaynaklanan para alacağı olduğu, bu sebeple davalının yerleşim yeri yanında davacı alacaklının yerleşim yeri icra müdürlüklerinin de yetkili olduğu anlaşıldığından mahkemece icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.Davalı vekili, eldeki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını ileri sürmüştür.İİK'nın 67. maddesinde "Takip talebine itiraz alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptaline dava edebilir." şeklende düzenlenmiş olup, itirazın iptali davası açmak için hak düşürücü sürenin, takip alacaklısına itirazın tebliğinden itibaren başladığı açıkça hüküm altına alınmıştır. Kanun, itirazın iptali davası açılması için hak düşürücü sürenin başlayacağı tarihi, açıkça itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarih olarak belirlemiştir. Bir hakkın düşmesi sonucunu doğuracak bir sürenin başlangıcı konusunda, kanuni düzenlemeye sıkı sıkıya uymak gerekir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da bu hak düşürücü sürenin itirazın tebliği ile başlayacağı, tebliğ dışında başka bir yoldan itirazın öğrenilmesinin hak düşürücü süreyi başlatmayacağı benimsenmiştir. Yargıtay bu kuralın tek istisnasının, alacaklının itirazın kaldırılması talebiyle icra hukuk mahkemesine başvurmuş olmasını kabul etmektedir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2011/2033 E- 2012/8652 K sayıl, 23.05.2012 tarihli kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/11-360 E- 2013/1605 K sayılı, 27.11.2013 tarihli kararı). Bu nedenle aksi yöndeki davacının kısmi tahsilat ile itirazı öğrendiği ve sürenin bu tarihten başladığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, davanın TTK'nın 855.maddesi uyarınca zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını ileri sürmüştür.Taşıma işlerinde zamanaşımı TTK 855.madde düzenlenmiştir. TTK m.855/5'de "...Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı;a) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse,b) Yolcu geç ulaşmışsa,taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar." düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 855.maddesinde yer alan zamanaşımı taşıyıcının fiilinden veya ihmalinden dolayı eşyanın zıya ve hasara uğraması durumunda sorumluluğuna gidilebilmesi için öngörülen bir süre olup somut olayda davacı taşıyıcının verdiğini iddia ettiği taşıma hizmeti sebebiyle faturaya konu alacağının tahsili talep edilmektedir. Anılan maddede yer alan zamanaşımı süresinin eldeki davada uygulanma yeri bulunmamaktadır. Davacı alacağı sözleşmeden doğan alacak olması sebebiyle 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olup bu süre de geçmemiştir. Bu sebeplerle aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Mahkemece tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, 23.04.2018 ve 27.02.2019 tarihli bilirkişi raporları alınmış, raporlar arasında çelişki bulunması sebebiyle 16.07.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporu alınmıştır. Bu rapora tarafların itirazı üzerine 09.10.2020 tarihli ek rapor alınmıştır. Dairemizce de denetime ve hüküm kurmaya elverişli son bilirkişi raporu ile ek raporda; tarafların kullandığı ... sistemi üzerinde inceleme yapıldığı, davalının geçmiş gönderilerinde bulunan paketlerin fiziksel ağırlıklarına eşdeğer paketin test işlemleri için seçildiği, paketlerin el yordamıyla hacimsel ağırlıklarının hesaplandığı, daha sonra bu paketlerin mekanizmaya konularak hacimsel büyüklük ve geçeek ağırlığının hesaplandığı, el yordamı ile yapılan ve sistem tarafından yapılan ölçü değerleri karşılaştırıldığında her iki ölçü değerinin birbirini doğruladığı, davalının gerçek ağırlığın hatalı ölçüldüğü ve hatalı faturalandırma yapıldığı iddiasının geçmişe dönük tespitinin mümkün olmadığı, ancak davacının ... sistem tabanında fizksel ve hacimsel ağırlıkları ölçülen her bir paketin gönderimi için uygulanan fiyatlandırmanın yapılan örnek testlerde taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen yurt içi fiyatlandırma tablolarına uygun hesaplandığı, test aşamasında sistemde herhangi bir hatalı ölçümleme işlemine rastlanmadığı, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 190.698,25 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerinde borç kaydı bulunmadığı, ihtilafa konu iade faturaları yönünden mutabakat belgesi bulunmadığı, ölçüm yanlışlığı da bulunmadığının tespit edildiği, davacının verdiği hizmete istinaden kesilen faturaların davalı defterlerine işlenmiş olduğundan davacının verdiği hizmetin alındığı ve davacının 190.698,25 TL alacaklı olduğu kanaati bildirilmiştir. Taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu, davacının davalıya taşıma hizmeti verdiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının verdiği taşıma hizmeti sırasında, davalının sevk edilen ürünlerinin hacimlerini hatalı ve olduğundan fazla göstererek fazla miktarlı, bir diğer deyişle sözleşmeye aykırı fatura düzenleyip düzenlemediği, bu konuda tarafların mutabakatı bulunup bulunmadığı, davalının iade faturalarını bu mutabakata göre düzenleyip düzenlemediği noktalarında toplanmaktadır. Somut olayda, dosya kapsamı ve hükme alınan bilirkişi kök ve ek raporunda da tespit edildiği üzere, davacının davalıya taşıma hizmeti verdiği, bu konuda davalının bir itirazının olmadığı görülmektedir. Davalı, davacının paketlerin hacimlerini fazla ve hatalı belirlemesi sebebiyle fazla miktarlı, sözleşmeye aykırı fatura düzenlediğini, bu sebeple karşılıklı mutabakatla davacıya iade faturası düzenlediğini ve borcu olmadığını savunmaktadır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda sektör bilirkişisi tarafından davacının ölçüm yanlışı bulunmadığı tespit edildiği gibi davalı tarafça, davacının hatalı ölçüm yaptığı noktasında kabulü bulunduğu ve karşılıklı mutabakata vardıklarına dair bir delil de sunamadığı, bu durumda savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı tarafça hatalı ölçüm yapıldığı hususu ispatlanamadığından davacının iade edilen faturalarına konu hizmetin verildiği, davacının her iki takip dosyasında belirtilen miktarda alacaklı olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekili, davacı tarafından fazla talep edilen miktarlara ilişkin olarak müvekkili davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının davacı tarafça defterlere işlendiğini ve sekiz günlük süreden sonra tekrar iade faturası düzenlendiğini, TTK'nın 21/2 maddesine göre davacının süresinde itiraz etmemesi sebebiyle alacağının bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. TTK'nın 21/2. maddesinde, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Yani fatura münderecatı kesinleşmiş olur. Sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Bu ilkeler iade faturası için de geçerlidir. Davacı taraf, davalının fazladan talep edildiğini belirtiği miktarlar için düzenlenen iade faturalarını ticari defterlerine işleyip süresinden sonra bunlara ilişkin iade faturası düzenlemiş ise de, somut olayda davacının taşıma hizmetini verdiği, davalının buna itirazı olmadığı, davalının kargo paketlerinin ölçümlerinin hatalı olması sebebiyle fatura bedellerinin fazla ve sözleşmeye aykırı olduğunu savunduğu, ancak bu savunmasını ispatlayıcı bir delil sunamadığı, bilakis bilirkişi raporunda da hatalı ölçüm yapılmadığı ve hatalı fatura düzenlenmediği, taraflarca imzalanan ve tarafların kabulünde bulunan 10.09.2012'li yurt içi taşıma ve cari hesap sözleşmesinde belirtilen yurt içi fiyatlandırma tablolarına uygun hesaplandığı, tarifeye uygun düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu durum karşısında, ispat yükü kendisinde olan davacının sözleşmeye uygun fatura düzenlediğini, davalının buna karşılık fazla bedel tahakkuk ettirildiği iddiasıyla düzenlediği ve iade faturasına konu ettiği miktarların doğru olmadığını ispatladığı ve davacının alacaklı olduğu anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 9.769,95 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.09.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınİptaliözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebepleriİtirazınincelemekararınınileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim