SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1386

Karar No

2024/1225

Karar Tarihi

12 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1386

KARAR NO: 2024/1225

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/04/2021

NUMARASI: 2018/468 Esas - 2021/212 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalının yurt dışından ithal ettiği ürünlerin La Spezia ile Gebze/Yılport Limanı arasındaki taşıma ve gümrük işlemlerini üstlendiğini, emtiaların 25.05.2018 tarihinde La Spezia'dan Gebze'ye... gemisi ile taşındığını, 01.06.2018 tarihinde limana gelen emtianın alınmaması nedeniyle konteyner demurajı oluştuğunu, ... şirketine ait konteynerin demuraja girmesi neticesinde müvekkiline gönderilen 3.360 USD ve 240 USD bedelli faturaların cari hesapta ödendiğini, davalının 06.06.2014 tarihinde imzaladığı yıllık geçici kabul taahhütnamesinde, liman sahasından depoya yapılacak nakliye sonrasında konteynerin, sahada boş olarak teslim edileceğinin belirtildiğini, konteynerin teslim edilmemesi veya geç teslim edilmesi halinde her türlü hukuki ve cezai sorumluluk ile teslime kadar konteynerde meydana gelebilecek hasar ile demuraj bedelinden sorumlu olduğunun kabul edildiğini, anılan belge ile oluşacak demuraj bedellerinden davalının sorumlu olacağını, ödenen bedelin tahsili imacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirket ile dava dışı kiracı ... A.Ş. arasında imzalanan 20.03.2017 tarihli finansal kiralama sözleşmesi kapsamında, yurt dışında bulunan ... firmasın düzenlediği 15.05.2018 tarihli faturaya konu makinenin kiracının talebi ile satın alındığını, satın almadan kaynaklanan ödemelerin malik olarak müvekkilince yapıldığını, finansal kiralama sözleşmesi kapsamında demuraj faturasının kiracıya düzenlenmesi gerektiğinin satıcıya bildirilmesine rağmen, faturaların müvekkili şirket adına düzenlendiğini, hatalı düzenlenen faturaların iade edildiğini, düzenlenen faturaların muhatabının kiracı olması nedeniyle davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafından düzenlenen itiraz konusu faturanın, emtianın gümrükten geç çekilmesinden kaynaklanan demuraj faturası olduğunu, ithal edilen finansal kiralama konusu emtianın satıcıdan teslim alınması, nakledilmesi, tesellümü, gerekli hallerde tesisi, montajı ve işletilmesi dahil bütün hususların kiracı ile satıcı arasındaki anlaşmaya göre, kiracıya ait olduğunu, bu nedenle takip konusu faturaya itiraz edilerek iade edildiğini ve fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe de itiraz edildiğini, tüm taşıma sürecinde, davacı ve kiracı ile yapılan görüşmelerde, faturanın müvekkili adına değil, taşımacı adına düzenlenmesinin talep edildiğini, itiraz edilen fatura içeriğinin likit olarak kabul edelemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Feri müdahil vekili beyanında özetle; emtianın davacıdan kaynaklanan nedenlerle geç teslim alındığını, davalının İtalya içindeki nakliye firmasının düzenlemesi gereken ATR belgesinin hatalı olması nedeniyle emtianın gümrükten alınamadığını, belgenin düzeltilmesinin zaman aldığını ve düzeltme sonrası emtianın gümrükten alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...12/08/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Bahse konu davacı-davalı delillerinin tetkiki ve tüm dosya muhteviyatının dikkatle incelenmesi neticesinde ve denizcilik piyasasındaki hakim teamül de nazarı dikkate alınmak sureti ile takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere, bilirkişi kurullarının derdest dava ile ilgili olarak yeni bir bilgi ve belgenin bulunmaması karşısında kök raporunda da bir değişiklik yapmayıp, nihai ve hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu beyan edilmiştir. TTK. 1200 md. gereğince navlun ile birlikte navlun sözleşmesinden doğan tüm borçların borçlusu kural olarak taşıtandır. Dava konusu talep konteynerin iade edilmemesinden kaynaklanan gecikme parası, gün başına konteyner kullanım ücreti yani konteyner demurajına dayanmaktadır. Uygulamada 'konteyner demurajı' olarak adlandırılan ücret, sözleşme ile kararlaştırılan sürede veya bir süre kararlaştırılmamışsa boşaltılıp iade edilmesi beklenebilecek makul bir sürede konteynerin boşaltılıp iade edilmemesi halinde ödenmesi kararlaştırılan konteyner işgaliye bedelidir. Söz konusu ücret, dolu olarak gelen konteynerlerin gemiden tahliye edildiği gün ile içerisindeki eşyanın konteynerden boşaltıldığı güne kadar geçen süre, belli bir gün adedinden fazla ise taşıyana ödenen bir ücrettir. Bu ödemelere de, gemilerin gecikmesi hâlinde ödenen 'demuraj' teriminden türetilmiş olarak 'konteyner demurajı' denilmektedir. Bu istem, konteyner gecikme ücreti yahut konteyner işgaliye ücreti olarak ifade edilebilir. Konteyner demurajı, navlun sözleşmesi veya konişmentoda konteyner demurajı ödeneceğine dair bir kayıt bulunması koşuluyla taşıyan tarafından talep edilebilir. Asıl - alt navlun sözleşmelerinin söz konusu olması halinde konteyner alt taşıyan değil de asıl taşıyan tarafından tahsis edilmişse alt taşıtanın kendisine tahsis edilen konteyneri asıl taşıtana tahsis ettiği kabul edilmelidir. Konteyner, taşıma sonunda boşaltılıp iade edilmesi makul olarak beklenebilecek bir süre için tahsis edilir ve tahsis edilenin, boşaltılıp iade edilmesi makul olarak beklenebilecek tahsis süresinde konteyneri iade etmekle yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Konteynerin tahsis süresinin sonuna kadar iade edilmemesi halinde iade yükümlülüğünün ihlalinden söz edilir ve tahsis eden bu sebeple uğradığı zararın tazminini talep edebilir.Dosyada mevcut dava konusu taşımaya ilişkin konişmentoda taşıyanın ...; yükletenin ...; gönderilenin ... A.Ş. olduğu, davacının ise eşyalar varma limanına ulaştığında başvurulacak kişi şeklinde kayıt altına alındığı, bu konişmentonun taşıyan ... ile yükleten ... arasındaki asıl navlun sözleşmesinin varlığını ispatladığı, dolayısıyla asıl navlun sözleşmesinin taşıyanı olarak görülen ... nin asıl/fiili taşıyan sıfatına sahip olduğu, dosyada mevcut elektronik posta yazışmalarından, fiili taşıyan ... tarafından yapılacak bu taşıma işinin davacı ile yapılan anlaşmadan kaynaklandığı, davacının bu sözleşmenin taşıtanı sıfatına haiz olduğu, gerek tarafların beyanlarından gerekse dosyada mevcut mail yazışmalarından söz konusu navlun sözleşmesinin kurulmasına sebep olan alt navlun sözleşmesinin ise, davacı ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasında kurulduğu, davacının dava dilekçesinde taşıma organizasyonunu davalı adına yaptığını, davalının da finansal Kiralama Şirketi olmaları sebebiyle taşımaya konu yükün maliki göründüklerini, ancak gerçekte bu ürünlerin dava dışı ... A.Ş. adına satın alındığını ifade ettiği, taraf beyanları da dikkate alındığında, davacı ile davalı arasında kurulan alt navlun sözleşmesi sebebiyle davacının akdi taşıyan sıfatına sahip olduğu dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davalı tarafın cevap dilekçesinde, dava konusu yükün mülkiyetinin kendisine ait olduğunun belirtildiği, Finansal Kiralama Kanunu 23. maddesinde de finansal kiralamaya konu malın mülkiyetinin kiralayana ait olduğunun hüküm altına alındığı, davaya konusu uyuşmazlığın davacı finansal kiralama şirketinin mülkiyetinde olan ürünlerin limanda beklemesinden yani navlun sözleşmesinden kaynaklandığı, dosyada mevcut konşimentoya göre davalının gönderilen sıfatına haiz olduğu, TTK 1203. madde gereğince bu sıfatı sebebiyle ödemeyle yetkili kılındığı bütün alacakları ödemek yükümlülüğü altında bulunduğu dikkate alındığında davalının pasif husumet ehliyetine sahip olduğu kanaatine varılmıştır. Konteyner demuraj bedeli konteynerin iade edilmemesinden kaynaklanan bir gecikme bedeli olmakla birlikte, konteyner demurajının ödenmesinde ilgilisinin (taşıtan veya gönderilen) kusurunun bulunup bulunmadığı kural olarak dikkate alınmamaktadır. Dosyada mevcut konişmentoda, yükü varma limanında teslim alacak kişi/gönderilen olarak davalının kaydedildiği, varma limanında yükün yetki ve yükümlülüğü ile buna bağlı olarak geç teslimden doğan borçlardan sorumluluğun da gönderilene ait olacağı, TTK. 1207 maddesinde yer alan gönderilenin eşyanın teslimi hakkını kullanmaması halinde taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü olduğuna ilişkin hüküm gereğince, asıl navlun sözleşmesine göre taşıtan olan davacının iş bu sözleşme uyarınca gönderilen sıfatına sahip davalının yükü varma limanında teslim alma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması sebebiyle doğan dava konusu konteyner demurajı borcu olan 3600 USD yi ödediği, davalının gerek yük maliki gerekse gönderilen sıfatı sebebiyle dava konusu demuraj ücretinin borçlusu olarak davacıya karşı sorumluluğunun bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda dosyada mevcut demuraj ücreti tarifesine göre geminin limana geliş tarihi olan 01.06 2018 ve malların gümrükten çekildiği tarih olan 11.06.2018 tarihleri arasındaki süre için hesaplanan 3.600 USD bedelin kadri marufunda olduğu, davacının fiili taşıyana ödemiş olduğu bu bedeli davalıdan talep edebileceği..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında 4.340,23 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ve feri müdahil vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili ile kiracı ... AŞ. arasında imzalanan 20.03.2017 tarihli finansal kiralama sözleşmesi kapsamında yurt dışından ithal edilen emtianın, satım faturalarının müvekkili adına düzenlendiğini, ödemelerin müvekkilince yapıldığını, 6361 sayılı Kanun gereğince finansal kiralama sözleşmeleri kapsamında yurtdışından ithal edilen finansal kiralama/fatura konusu malın satıcıdan teslim alınması, nakledilmesi, tesellümü, gerekli hallerde tesisi, montajı ve işletilmesi dahil bütün hususlar kiracı ve satıcı arasındaki anlaşma ve mutabakata bağlı olduğunu ve somut olayda bu sorumluluğun kiracıya ait olduğunu, Bu kapsamda demuraj faturasının muhatabının müvekkili şirket olmadığını, bu nedenle faturanın iade edildiğini, faturanın düzenlenmesinden önce gerek davacı gerekse kiracı ile yapılan görüşmelerde faturanın kiracıya düzenlenmesi gerektiğinin bildirildiğini, buna aykırı düzenlenen faturanın 05.09.2018 tarihinde iade edildiğini, itiraz edilen fatura içeriğinin TTK'nın 12/2. maddesi hükmü gereğince kabul edilmiş sayılamayacağını, tek taraflı düzenlenen faturadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, Limana geliş tarihi 01.06.2018 olmasına rağmen, kabul taahhütnamesinin 06.06.2018 tarihinde düzenlendiğini, gerekçeli kararda düzenlenen "Yıllık Geçici Kabul Taahhütnamesi'' müvekkilinin aleyhine esas alındığını, konşimentoda davacının yer aldığını ve konşimentonun tarihiinin de 25.05.2018 olduğunu, geminin 01.06.2018 tarihinde limana geldiğinin belirtildiğini, buna rağmen sonraki tarihi taşıyan taahhütnamenin dikkate alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, geminin limana gelişinden 5 gün sonra düzenlenen kabul taahhütnamesi ile davacı tarafın oluşacak gecikmeyi bildiğinin anlaşılacağını, serbest zamanın davacının demuraj bedeli hesapladığı tarihi de kapsadığını, buna rağmen mahkemece bu hususların dikkate alınmadan karar verildiğini, Konişmento klozlarının 19/4 maddesinde, "Mallar Tacir tarafından derhal teslim alınmazsa, Taşıyan Tacire malları teslim alması için çağrıda bulunma hak ve yetkisine sahip olacaktır. Taşıyan bildirimde bulunmaksızın riski yalnızca Tacire ait olmak kaydı ile konteynerler içinde ambalajlıysa Malları açma ve/veya kıyıda veya yüzer halde açıkta veya örtü altında depolama hakkına sahip olacaktır. Bu tür bir depolama bu belge kapsamında gereken şekilde teslimatı teşkil edecek ve bunun üzerine Taşıyanın yukarıda belirtilen şekilde depolanan Mallara ilişkin sorumluluğu tamamen ortadan kalkacaktır. Ambalajların açılması üzerine Taşıyan Konteyneri tam olarak kullanma ve mülkiyetine sahip olma hakkına sahiptir." hükmü bulunduğunu ve davacının bundan kaynaklanan edimini yerine getirmediğini, buna göre davacının (akdi taşıyan), malların teslim alınması için tacire çağrıda bulunması ve taşıtanın bu çağrıya cevap vermediği takdirde konteynerları açması, boşaltması ve depolaması gerektiğini, belirtilen şekilde işlem yapılmadan gecikme ücreti istenilmesinin hatalı olduğunu, kararın gerekçesinde, gecikmenin değil beklemenin esas alındığını, geminin limana gelişi itibari ile öncelikle hayatın olağan akışı gereğince bir boşaltılma süresi bulunduğunu, geminin boşaltılmasından sonra ''free time''ın da geçmesinin akabinde geçecek zamanın ''gecikme'' olacağını, ancak mahkemece geminin limana geliş tarihinden itibaren geminin boşaltılması ve free time süresini dikkate almaksızın -geldiği andan itibaren beklediği sürenin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, talep edilen ücretin davacının kusuru ile doğduğunu, gecikme ve bekleme süresinin hangi tarihten itibaren hesaplanacağının belirtilmediğini, demuraj tarifesinin objektif olarak değerlendirilmediğini, kök ve ek bilirkişi raporlarına yönelik itirazların değerlendirilmediğini, çelişkilerin giderilmediğini, alacağın likit olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı yanında feri Müdahil vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Sunulan 21.02.2019 tarihli müdahale dilekçede belirtildiği üzere, demuraj bedelinin davacının kusuru ile meydana geldiğini, malların gümrükten çekilmesi için gerekli olan ATR, davacının İtalya'daki iç nakliye firması tarafından yanlış düzenlendiğini, yeniden doğru bilgiler ile ATR'nin düzenlenmesi için iç nakliye firmasının üretici firma ile irtibata geçerek doğru bilgilere ulaşmasının zaman aldığını, ATR'nın geç düzenlenmesi nedeniyle emtianın çekilemediğini, davalının istinaf başvurusunda belirttiği üzere, davacı şirketin konişmento klozlarının 19/4 maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, taşıtanın zararını en aza indirmek hususundaki sorumluluklarını yerine getirerek, taşıtan davalıya malları teslim alması için çağrıda bulunmadığını, geminin limana geliş tarihinden itibaren geminin boşaltılması ve serbest zaman süresini dikkate almaksızın bekleme süresinin geminin geldiği andan itibaren dikkate alındığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklı faturalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ve feri müdahil vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Deniz yoluyla eşya taşınmasında kullanılan konteyner taşıyan tarafından sağlanmışsa, konteynerin taşıyana, kararlaştırılan sürede iadesi gerekir. Aksi takdirde bu gecikme nedeniyle taşıyanın gecikme bedeli talep hakkı doğar. Talep hakkının kapsamının belirlenmesi için taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine bakmak gerekir. Buna ilişkin düzenleme konişmentoda yer alabileceği gibi taraflar arasındaki navlun sözleşmesinde de yer alabilir. Konteyner gecikme bedeline ilişkin şartların genellikle konişmento üzerinde yer alması gerekir. Uygulanacak tarifenin gönderilen tarafından bilinmesi gerekir. Ancak uygulamada çoğu kez tarifeye atıf yapılmakla birlikte bu tarifenin konişmentoya eklenmediği görülmektedir. Alacağın varlığına esas teşkil eden hukuki sebebin öncelikli olarak irdelenmesi gerekir. (Prof. Dr. Didem ALGANTÜRK LIGHT, "Konteyner Taşımacılığında Uygulamada Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar", İstanbul Kültür Ü.H.F.D, C:16, S:2-3, s.23-25). Yargıtay'ın yerleşik içtihadı uyarınca, konteyner demurajı ücretinin kaynağı genelde konişmento veya taşıma sözleşmesidir. Demuraj ücreti ödemekle yükümlü olanın sorumluluğunun öncelikle sözleşme veya konişmentoya göre belirlenmesi gerekir. Sözleşmede bir hüküm bulunmaması halinde ise piyasa rayiçlerine göre demuraj ücretlerinin tespiti gerekir (Yargıtay 11. HD'nin 2008/10839 Esas - 2010/2527 Karar, 08.03.2010 tarihli kararı; aynı Dairenin 2015/1669 Esas - 2016/481 Karar, 19.01.2016 tarihli kararı ve aynı Dairenin 2015/2967 Esas - 2015/8406 Karar sayılı kararı). Ödeme yükümlülüğünün doğması başlığını taşıyan TTK'nın 1203. maddesi "Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur" şeklindedir. TTK'nın 1207. maddesinin başlığı "Gönderilenin eşyayı teslim almaması hâlinde"dir. Maddenin ilk fıkrasında, gönderilen, eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmazsa, taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür düzenlemesine yer verilmiştir. Somut davada, davacı taraf taşıma işleri organizatörü olup davalı ise ithalatı yapan alıcıdır. Dosya kapsamında bulunan konşimentoya göre, davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesinin kurulması ve davalının alıcı olarak varma limanında yükü teslim alacak kişi olarak belirtilmesi karşısında tarafların aktif ve pasif dava ehliyetinin bulunduğu ve davalının taşıtan sıfatının haiz olduğu anlaşılmıştır. Taşıma sözleşmesi davacı ile dava dışı finansal kiralama sözleşmesinin tarafı olan ... arasında düzenlenen finansal kiralama sözleşmesinden bağımsız ve sözleşmenin tarafları yönünden borç doğuran bir sözleşmedir. Finansal kiralama sözleşmesindeki hak ve borçlar bu sözleşmenin tarafları arasında hüküm doğurur. Sözleşmeye konulan hüküm ile sözleşme dışı kişilere ve özellikle taşıma sözleşmesinin tarafı olan davacıya bir edim yüklenemez. Bu bakımdan, konteyner demurajına ilişkin faturaların davalı şirket adına düzenlenmesi yerindedir. ATR belgesinin hatalı düzenlenmesi nedeniyle, emtianın gümrükten çekilemediğine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; feri müdahil ... AŞ'nin dosyaya sunduğu yazılı beyandan sonra davacı vekili tarafından sunulun 13.05.2019 tarihli dilekçe ile ATR belgesinin düzenlemesi ve revizyon talebi ve buna ilişkin işlemler açıklanmış olup, bu hususta taraflar arasında yapılan yazışmaların onaylı suretleri dosyaya sunulmuştur. İncelenen belgelerde davacı tarafından, taslak belgenin gönderilen iletildiği, göndericinin draft ATR'yi aldıktan sonra revize talep ettiği, acentenin, revizenin onayını talep etmesine rağmen gönderici ve alıcının onay vermemesi üzerine bu revize ATR'nin orijinal olarak basıldığı, geminin hareketinden sonra feri müdahil tarafından yapılan talep üzerine yeni ATR'nin düzenlendiği ve bu nedenle tesliminde bir gecikme bulunmadığı gibi yapılan hatada davacının bir kusurunun bulunmadığı işlemlerin süresinde onaylanmaması nedeniyle hatanın meydana geldiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplama, taraflar arasındaki sözleşme ve demuraja ilişkin firmanın tarifesine uygundur. Ek bilirkişi raporunun 5. paragrafında 01.06.2018 tarihi itibariyle yükün indirildiğinin kabulü halinde serbest süre dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. İstinaf başvurusunda belirtilenin aksine tüm süre için hesaplama yapılmamıştır. Demuraj alacağına ilişkin konşimentodaki yükün dikkate alındığında ayrıca 06.06.2018 tarihinde taahhütname verilmiş olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Akdin ifasında geciken taraf esasen TBK'nın 112. maddesine göre kusursuz olduğunu kanıtlamadıkça, karşı tarafın uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Gecikme süresi dikkate alındığında 06.06.2018 tarihinde düzenlenen ve gönderilenin demurajdan sorumlu olacağına ilişkin taahhüt, davacının gecikmeyi bildiği ve bu nedenle demuraj bedelini talep edemeyeceği şeklinde anlaşılamayacağından davalı ve feri müdahil vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davalı ve feri müdahil vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ve feri müdahil vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, 2-Davalı ve feri müdahil tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.133,03 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf edenler tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.09.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınYükKaynaklanan)İptaliözetiAlacaklılığındansavunmalarınınistinafdereceistanbulVe(Gemigerekçesebepleriİtirazınincelemekararınınlıghtilerialgantürkiddianumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim