SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1392

Karar No

2024/1223

Karar Tarihi

12 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1392

KARAR NO: 2024/1223

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 16.03.2021

NUMARASI: 2017/403 Esas - 2021/263 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen ticari ilişkinin açık hesap üzerinden yürütüldüğünü, davalının 118.436,94 TL tutarındaki borcunu uyarılara rağmen ödememesi üzerine Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, müvekkilince satılarak imza karşılığı teslim edilen emtiaya ilişkin faturaların davalıya tebliğ edildiğini, yapılan ödemelerin mahsubu sonrası davalının borçlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasındaki açık hesap ilişkisini gösteren 2015 yılına ait muavin defter kaydına göre müvekkilinin borçlu olmadığı gibi, alacaklı olduğunu, 2014 yılından devreden 53.927,07 TL bakiye ile müvekkilinin 2015 yılına borçlu olarak başladığını, ancak takip konusu faturalarla birlikte başka emtia alındığını ve tüm borcun ödendiğini, müvekkilinin 2015 yılını 31.507, 95 TL alacaklı olarak kapattığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı tümel olarak değerlendirildiğinde, davacının talebinin davalıdan olan cari hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, davalı tarafın ise davacı tarafa borcunun bulunmadığı savunmasında bulunduğu, yapılan defter incelemesi neticesinde, taraf defterlerinin mutabık olmadığı, davalı tarafından bahsedilen ödemelerin davacı yana yapıldığının ispatlanması halinde davacı alacağının 292,04 TL şeklinde tezahür etmiş olacağı, aksi halde 26.02.2016 takip tarihi itibariyle davacı alacağının 118.436.94 TL olduğu tespit edilmiş olmakla, davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde belirtmiş olduğu çek bilgileri banklarından sorulmuş, gelen yazı cevaplarının incelenmesinde bir kısım çeklerde yer alan ... ibaresinin ciro veya davacı tarafa yapılan bir ödeme olarak kabul edilemeyeceği, çeklerin ödeme amacı ile verildiğine dair tediye makbuzu vesair belgenin sunulmadığı, ödeme iddiasını ispat külfetinin davalı tarafa ait olması ne var ki davalı tarafından bu hususu ispat eder mahiyette bir delilin sunulmadığı, her ne kadar davacı taraf, icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de, davalı tarafı takip öncesi temerrüde düşüren bir ihtarın dosya kapsamına sunulmadığı, icra inkar tazminatı talebi yönünden ise, alacağın varlığı yapılan yargılama ile tespit edilmiş olduğundan..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 118.436,94 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde taraflara ait ticari defterlere dayanılması nedeniyle HMK'nın 222. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre ticari defterin sahibi lehine delil olması için kayıtların, diğer tarafın usulüne uygun tutulan defterleri ile çelişmemesi, aksinin ispat edilmemiş olması gerektiğini, oysa dosyada bulunan 23.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı kayıtlarında 2013 yılında satılan malın 431.343,41 TL, tahsilatın 296.101,67 TL olarak görünmesine rağmen, davalının defterlerinde 2013 yılı mal alımının 563.339,42 TL, ödemin ise 433.157,68 TL olarak görüldüğünü, kayıtlarda 2013 yılında dahi hem alınan-satılan mal miktarlarının hem de ödeme-tahsilat miktarlarının birbirini tutmadığını, aynı raporda davalının kayıtlarında görünen, davacı kayıtlarında görünmeyen 118.144,90 TL ödemenin belirlendiğini, defterler arasında uyumsuzluk bulunduğundan, davacının davasını kanıtlamadığının kabulü gerektiğini, Raporda tespit edilen ödemelerin ilgili olduğu çek bilgilerinin dosyaya bildirildiğini ve görüntülerinin temin edildiğini, davalının defterinde görünmesine karşın davacı kayıtlarında yer almayan 13.07.2013 tarihli 17.000 TL bedelli ödeme için davacıdan alınan makbuzun sunulduğunu, makbuzda 5.000 TL'nin nakit olarak ödendiği, 12.000 TL için... bank ... şubesine ait ... hesap nolu ... çek nolu çekin teslim edildiğinin görüleceğini, çek görüntüsünün incelenmesinde, arka tarafında "..." ibaresi altında davalının kaşesi, onun altında davacının kaşesinin görüleceğini ve çekin davacının kaşesi ile tahsil edildiğini, Dosyada verildiği anlaşılan ... bank Ataköy Şubesi' ne ait ... nolu 12.000 TL bedelli çek, .. Bankası Hatay Şubesine ait ... çek nolu, ... hesap nolu, 29.02.2015 keşide tarihli, 2.000TL bedelli çek, ... İstanbul Şubesine ait ... çek nolu, ... hesap nolu, 15.01.2015 keşide tarihli 9.000 TL bedelli çek görüntüleri incelendiğinde, arkasında "..." ibaresinin yazılı olduğu ve çeklerin doğrudan davacı kaşesi ile tahsil edildiğinin anlaşılacağını, ve bu hususun ek raporla belirlendiğini, Dosyada bulunan ... İstanbul Şubesine ait ... çek nolu, ... hesap nolu, 31.12.2014 keşide tarihli, 20.000 TL bedelli, ... Bank Siirt Şubesine ait ... çek nolu, 30.11.2014 keşide tarihli, 5.000 TL bedelli çeklerin görüntülerine göre ... tarafından tahsil edildiğini, bu kişinin adresinin davacı şirketin 2014 yılındaki adresi olduğunu, anılan kişi ile müvekkili arasında bir ticari ilişki bulunmadığını ve bu kişinin davacı şirketin çalışanı olduğunun haricen öğrenildiğini, bu hususun da beş yıllık sigorta kayıtlarının incelenmesi ile anlaşılacağını,Dosyada bulunan .. Bankası İstanbul Şubesine ait ... çek nolu, 30.02.2015 keşide tarihli, 4.000 TL bedelli çek, ... Bankası Mardin Şubesine ait ... çek nolu 30.06.2015 keşide tarihli, 5.000 TL bedelli çek, ... Bankası Malatya Şubesine ait ... çek nolu, 30.06.2015 keşide tarihli 5.000 TL bedelli çek görüntülerine göre bu çeklerin ... tarafından tahsil edildiğini, anılan kişi ile müvekkili arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, anılan kişinin davacının çalışanı olduğunun haricen öğrenildiğini, bu kişinin tahsil sırasında bildirdiği adresin davacı şirketin 2014 yılı sicil adresi olduğunu, ... Bankasına ait ... nolu, 28.02.2015 keşide tarihli 2.150 TL bedelli çekin ciro silsilesinde müvekkilinden sonra ... isimli kişinin bulunduğunu ve bu kişinin de müvekkili ile ticari ilişkisinin bulunmadığını, ... bank Konya Şubesine ait ... çek nolu 31.01.2015 keşide tarihli, 2.750 TL bedelli çekinin ... tarafından ciro edilerek tahsil edildiği ve müvekkilinin bu kişi ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı, ... İstanbul Şubesine ait ... çek nolu, 31.07.2015 keşide tarihli 7.000 TL bedelli çekin "... Sigorta A.Ş. Emrine ödeyiniz." kaydının bulunduğu ve müvekkilinin bu şirkete borcu bulunmadığını, Bu durumda, müvekkilince verilen çeklerin davacı tarafından, ticari defterlere işlenmeden kullanıldığı, bir kısım çekleri davacının ciro etmeden kendi çalışanlarına vererek tahsilini sağladığı, tahsil eden kişilerin davacı ile aynı adresi bildirdiklerini, çeklerdeki "..." ve/veya "..." ibarelerinden önce gelen cirolar müvekkilin müşterilerine ait olduğunu, ilgili ibarelerden sonra gelen "...", "..." ve "...A.Ş." ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunmadığı ve müvekkilinni bu kişilere borcu bulunmadığını, davacı şirketin, aldığı ödemeleri defterlerine işlemediği ve defterlerine işlemediği çeklerin bir kısmını kendi kaşesi ile bir kısmını cirolamadan çalışanları vasıtası ile tahsil ettiği, diğer bir kısmını da ticareti kapsamında kullandığı, davacının huzurdaki davada haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Satılan emtiaya ilişkin faturaların davalıya tebliğ edildiğini ve süresinde fatura içeriklerine itiraz edilmediğini, takip konusu tüm faturaların davalının ticari defterlerine kayıtlı olması nedeniyle davacının istinaf başvurusundaki ticari defterlerin ispat gücüne ilişkin açıklamalarının yerinde olmadığını, emtiayı teslim alan davalının ödemesini usulüne uygun delillerle kanatlaması gerektiğini, 118.144,90 TL tutarındaki ödemenin müvekkiline ait defterlere işlenmediği iddiasının yerinde olmadığını, ödeme iddiasının usulüne uygun delillerle davalı tarafından kanıtlanması ve bu kapsamda çeklerin verildiğinin kanıtlanması gerekirken, davalının buna ilişkin kanıt sunmadığını, bilirkişi raporunun sonuç kısmının 3.bendinde de, davalının ödemelerinin kanıtlanamadığının belirlendiğini, Davalının ödeme iddiasıyla verdiğini savunduğu çeklerin tamamının bilgilerinin ilgili bankalardan getirtildiğini, gelen cevaplarda, bu çeklerin davalıdan sadır olmadığının görüldüğünü, bu çeklerin davalı tarafından ödeme amacıyla müvekkiline verildiğinin kanıtlanması gerektiğini, çeklerin davalı tarafından verildiği iddiasının çek teslim bordrosu veya ciro ile kanıtlanabileceğini, oysa çeklerin hiç birinde davalının cirosunun bulunmadığını, çeklerden iki tanesinin müvekkil firma tarafından tahsil edilmesine rağmen, bu durumun da çeklerin davalı tarafından verildiği anlamına gelmediğini, anılan çeklerin müvekkiline teslimine ilişkin yazılı bir belge bulunmadığını, davalı vekilinin istinaf başvurusunda çeklere ilişkin yaptığı açıklamaların yanıltıcı olduğunu, 13.07.2013 tarihli 17.000 TL'lik ödemenin, iddianın aksine müvekkilinin defterlerinde yer aldığını, bunun 12.000 TL'lik kısmının ... bank Ataköy Şubesine ait ... seri nolu ve 12.000 TL bedelli çekle yapıldığını, yapılan ödemeyenin aynı gün, ticari defterlere işlendiğini, 5.000 TL tutarındaki nakit ödemenin de 01.01.2015 tarihinde ticari defterlere işlendiğini, buna rağmen kötü niyetli şekilde mahkemenin yanıltıldığını, arkasında "..." ibaresi olduğu iddia edilen ... Bankası Hatay Şubesine ait ... Seri nolu 2.000 TL bedelli çek ile ... Bankası İstanbul Şubesine ait ... seri nolu ve 9.000 TL bedelli çeklerin geçerli bir ciro içermediğini, çekin ödeme iddiasıyla verildiğinin kanıtlanamadığını, ... bank İstanbul Şubesine ait ... seri nolu ve 20.000 TL bedelli çek ile ... Bankası Siirt Şubesine ait ... seri nolu, 5.000,00 TL bedelli çeklerin hamiline çekler olup, çeklerde davalının cirosunun bulunmadığını, bu çeklerin de ödeme amacıyla müvekkiline verildiğinin kanıtlanamadığını, ... Bankası İstanbul Şubesine ait ... seri nolu ve 4.000 Tl bedelli çek, ... Bankası Malatya Şubesine ait ... seri nolu ve 5.000 Tl bedelli çekin de hamiline çek olduğunu ve çeki elinde bulunduranın yetkili halim sayılacağını, çeklerde davalının cirosu bulunmadığı gibi, müvekkiline teslimine ilişkin belge de bulunmadığını, ... Bankası Mardin Şubesine ait ... seri nolu ve 5.000 TL bedelli çekin de ödeme sebebiyle müvekkiline teslim edildiğine ilişkin kanıt sunulmadığını, ... Bankasına ait ... seri nolu ve 2.150 TL bedelli çek, ... bank Konya Şubesine ait ... seri nolu ve 2.750 TL bedelli çek ile ... bank İstanbul şubesine ait ... seri nolu ve 7.000 TL bedelli çeklerde de davalının cirosu bulunmadığı gibi, bu çeklerin ödeme amacıyla teslim edildiğine ilişkin bir kanıt bulunmadığını, çeklerde tarafların adının geçmemesine rağmen, bu çeklerin hangi amaçla davalı defterinde ödeme olarak kayıt edildiğinin anlaşılamadığını, davalının sonradan cari hesap ekstresine eklemeler yaparak ödeme oluşturduğunu, çeklerin davalının defterlerine sonradan işlenmesi nedeniyle istinaf nedenlerinin yerinde olmadığını,Alacağın satım sözleşmesinden kaynaklanmamı nedeniyle likit olduğu ve icra inkar tazminatı verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı bakımından usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarnıca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve sözleşme kapsamında takip konusu faturaların davalıya tebliğ edildiği gibi fatura konusu emtianın davalıya teslim edildiği sabittir. Uyuşmazlık, satım bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği, özellikle dosya kapsamında bulunan çeklerde bulunan "..." ibaresinin, bu çeklerin davalı tarafından teslim edildiği anlamına gelmediği, çekleri tahsil eden kişilerin gösterdiği adreslerin bu çeklerin davacı tarafından tahsilini gösterip göstermediği ve bu kapsamında davalının geçerli bir ödeme yaparak satım borcunu ifa edip etmediği noktasındadır. Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine, dava dilekçesinde de belirtilen satım faturası alacaklarına tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, dava ve itirazın süresinde olduğu, takip sebebi olarak fatura ve cari hesap ekstresinin gösterildiği anlaşılmaktadır. HMK'nın 190. maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. MK'nın 6. maddesinde de, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, yukarıda belirtildiği üzere tarafların beyanları ve ticari defterlerinde satım konusu tüm faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, bu durum emtianın teslim edildiğini göstermektedir. Esasen davalıdan emtiayı teslim almadığını savunmamış, aksine takip konusu fatura borçları ile daha sonra alınan fatura borçlarının ödendiğini ve cari hesaptan, davalının alacaklı olduğunu savunmuştur. Satım sözleşmesinde davacı emtiayı ayıpsız şekilde teslim ettiğini kanıtladığına göre, davalının ödeme savunmasını usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerekir. Davalı kendi defterine göre borçlu olup, taraf defterleri arasında mutabakatsızlık bulunması, davalının teslim aldığı emtia borcundan kurtulmasını sağlamaz. Ancak geçerli bir ödemenin varlığı hâlinde borç sona erer. Davalı vekili cevap dilekçesi ve yargılamadaki beyanlarında, bir kısım çeklerle ödeme yapıldığını savunmuş ve mahkemece bu çeklere ilişkin bilgiler bankalardan getirtilmiştir. İstinaf başvurusunda sözü edilen 13.07.2013 tarihli 17.000,00 TL bedelli çek ve nakit ödemesi davacı kayıtlarında yer almaktadır. Bu ödeme dışında da davacının alacaklı olduğu görülmektedir. Ödeme konusu çeklerin ifa amacıyla, davalı tarafından davacıya verildiğine ilişkin herhangi bir tahsilat makbuzu ya da çek tevdi bordrosu bulunmamaktadır. Diğer yandan bu çeklerin hiçbirinde davalının usulüne uygun bir cirosu da yer almamaktadır. Getirtilen çeklerin bir kısmında "..." ibaresi bulunmaktadır. Son cirodan önceki bu ibare bir ciro niteliğinde bulunmadığı gibi, bu çeklerin davalı tarafından davacıya verildiğinin kabulünü gerektirir herhangi bir hukuki neden de bulunmamaktadır. Son ciro beyaz ciro olduğundan çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olarak kabul edilecek olup, çeklerin davalı tarafından ödeme amacıyla davacıya verildiğine ilişkin çeklerde bir kayıt bulunmadığı gibi harcine düzenlenmiş bir yazılı belge de bulunmamaktadır. Bu kapsamda ... bank Osmanbey Şubesine ait 31.07.2015 tarihli 7.000,00 TL bedelli çekin hamiline düzenlendiği, ilk cirodan sonra da tam ciro yapılarak ... Sigorta adına çekin ödemesinin gösterilmesi bu çekin davacı tarafından verildiğini göstermemektedir. Bazı çekleri tahsil eden kişilerin davacı ile aynı adresi vermiş olmaları çeklerin bu sözleşme borcunun ifası amacıyla davalı tarafından davacıya verildiğini kanıtlamamaktadır. Basiretli bir tacir olan davalı çek ile yaptığı ödemede usulüne uygun tevdi bordrosu veya başka bir yazılı belge ile çekleri teslim etmeli veya çekleri kendi cirosu ile davalıya teslim etmelidir. Belirtilen şekilde işlem yapılmadan, soyut iddianame bir kısmı davacı tarafından tahsil edilen çeklerin davalı tarafından ifa uğruna verildiği ve bu çeklerin tamamının davacı tarafından tahsil edildiğini kabul etmek hukuka aykırıdır. Davalı ödeme olgusunu usulüne uygun delillerle ispatlamadığından, ilk derece mahkemesinde verilen kabul kararı ve gerekçesi yerinde olup davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun incelenmesinde; mahkemece asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği belirtilerek icra inkâr tazminatının reddine karar verilmiştir. İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması, takip konusu alacağın likit olması ve davacının davasında haklı çıkarak inkâr tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir. Somut olayda alacak, faturadan kaynaklanmakla olup miktarı davalı tarafından hesaplanabilir niteliktedir. Davalı savunması ödemeye ilişkin olup, bu savunma alacağın likitliğini ortadan kaldırmaz. Her uyuşmazlıkta yargılama yapılacağından ve her alacak yargılama sonucu belirleneceğinden bir alacağın likit olması ile yargılama sonucu belirlemesi arasında bir ilgi bulunmadığından, davacının kabul edilen alacak üzerinden icra inkâr tazminatı talebinin kabulü gerekirken, talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin icra inkâr tazminatına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle hükmün bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusununa HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 118.436,94 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesine göre avans esasına göre faiz uygulanarak takipteki diğer koşullarla takibin devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, 2- İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, hüküm altına alınan alacağın takdiren %20' si oranında hesaplanan 23.687,38 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gereken 8.090,43 TL harçtan, peşin alınan 1.963,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.126,60 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yapılan ilk dava açılış harç gideri 1.995,23 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafça yapılan bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 1.244,25 TL yargılama giderinin kabul/ret oranına göre (%99,97) 1.243,88 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 18.994,82 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT gereğince belirlenen 34,07 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avanslarının, talep hâlinde, yatıran taraflara iadesine, 9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri ve 27,25 posta gideri olmak üzere toplam 189,35 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,11-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.09.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınKaynaklanan)(SatımİptaliözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebepleriİtirazınincelemekararınınSözleşmesindenileriiddianumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim