Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1423
2024/1218
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1423
KARAR NO: 2024/1218
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/05/2021
NUMARASI: 2020/28 Esas - 2021/460 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile dava dışı borçlu ... İth. ve İhr. San. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen taşıt kredi ve rehin sözleşmesi gereğince kredi kullandırıldığını, davalının ise borçtan müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Beyoğlu ... Noterliğinin 30.11.2018 tarihli ihtarı ile hesabın kat edilerek borcun ödenmesinin istendiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı gibi, kefil aleyhine de İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borç ve ferilerine yönelik itirazın haksız olduğunu, rehinli takipte satılan aracın satış bedelinin dosya borcundan düşülerek kalan tutar üzerinden itirazın iptalinin istendiğini, arabulucuya yapılan başvurudan sonuç alınmadığını ileri sürerek, itirazın 8.287,55 TL asıl alacak 1.653.36 TL faiz ve 82,66 TL BSMV olmak üzere toplam 10.023.57 TL üzerinden iptaline, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin, davacı tarafından kullandırılan kredinin kefili olduğunu, borcun asıl borçlu yokmuş gibi sadece müteselsil kefile başvurulmasının haksız olduğunu, yasadan kaynaklanan hakkın kullanılarak takibe itiraz edilmesi nedeniyle kötü niyetten söz edilemeyeceğini, satılan araçla borcun kapatıldığını ve asıl borç sona erdiğinden, kefaletin de sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava hukuki niteliği itibariyle, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince 'ödeme emrinin iptaline' ya da 'icra takibinin iptaline' karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava itirazın iptali davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, bir yıllık süre hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, itirazın alacaklıya tebliğ tarihidir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu vekili tarafından 03.09.2019 havale tarihli itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın 06/01/2020 tarihinde ve yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan ek ve kök raporda; davacı kurumca Beyoğlu Noterliği'nin 30/11/2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin davalıya tebliğ edilmeden iade döndüğü, davacı kurumca icra takibinde masraf adı altında talep edilen 230,99 TL için ispatlayıcı belge sunulmadığından alacak hesabına dahil edilmediği, davacı bankanın davalı kefil ve dava dışı borçlu şirketten alacaklı olduğu, davacı şirketin kefile rücu şartlarının oluştuğu, dava açılış tarihi itibariyle (06/01/2020) davalı borçlunun itirazının 7.676,90 TL asıl alacak, 1.575,30 TL temerrüt faizi, 78,77 TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 9.330,97 TL olduğu ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %25,92 temerrüt faizi ve faizin gider vergisi uygulanması gerekeceğini beyan ve rapor etmiştir. Tüm dosya kapsamı dava, kredi sözleşmesi hükümleri ile, usul ve yasaya uygun hazırlanan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin, dava dışı ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Firması arasında 31/10/2017 tarihli ve 92.247,36 TL tutarlı Ticari Amaç Taşıtlı Kredi ve Rehin Sözleşmesinin imzaladığı söz konusu kredi sözleşmesine, davalı ... TBK nın 586 vd göre geçerli şekil şartlarına uyarak müteselsil kefil olduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği anlaşılmakla ve gerekçeli, denetime elverişli ve somut olaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınmış, davanın kısmen kabulüne, alacağın likit olması nedeni ile kabulle sonuçlanan kısım üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Arabuluculuk görüşmesine katılmayan taraf, davada haklı da çıksa haksız da çıksa yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Ayrıca davada haklı çıkması halinde lehine vekalet ücretine hükmedilmez. ... Bu halde arabuluculuk görüşmesine katılmayan taraf vekalet ücreti alamaz ve yargılama giderini ödemeye mahkum edilir. Davalı taraf usulüne uygun olarak davet edildiği arabuluculuk görüşmelerine katılmadığından dolayı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve yargılama giderleri üzerinde bırakılmıştır." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 7.676,90 TL asıl alacak, 1.575,30 TL temerrüt faizi, 78,77 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 9.330,97 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 25,92 temerrüt faizi ve faizin gider vergisi uygulanmak suretiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabulüne karar verilen asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişice düzenlenen raporda Beyoğlu Noterliğinin 30.11.2018 tarihli kat ihtarının davalıya tebliğ edilmeden iade edildiği ve masraf olarak talep edilen 230,99 TL için ispatlayıcı belge sunulmadığının belirlendiğini, Davanın reddedilen kısımı yönünden müvekkili yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin kanuna aykırı olduğunu, arabuluculuk sürecinden usulüne uygun şekilde haberdar edilmediğini, Müvekkiline tacir gibi işlem yapıldığını, oysa müvekkilinin tacir olmadığını, kredi borçlusuna kefil olduğunu, bu nedenle borçludan kredi borcun tahsil edilmemesi halinde, kefilden tahsilinin talep edilebileceğini, raporda 64.749,22 TL asıl alacak, 509,90 TL faiz ve 25,50 TL BSMV olmak üzere toplam 65.284,62 TL alacak belirlendiğini, oysa geri ödeme planı incelendiğinde ödenmeyen 31.08.2018 tarihli taksitten itibaren kalan ana para tutarının 61.360,61 TL olduğunun görüleceğini, borçlu tarafından yapılan ödemenin ana paradan düşülmediğini, raporda rehinli aracın ihale yoluyla satıldığı ve satış sonrası dosyaya 27.03.2019 tarihinde 62,839,37 TL tahsilat sağlandığının belirlendiğini, müvekkilinin borçlu olsa dahi toplam borcun 61.360,61 TL olacağını, araç satışından elde edilen paranın borcu karşılaması nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, yapılan hesaplamada işlemiş faiz ve BSMV'nin de dikkate alınmasının hatalı olduğunu, asıl borç sona erdiğinden müteselsil kefil olan müvekkilinin borcu kalmadığından, borcun ferilerinden de kefilin sorumlu tutulamayacağını, Borç tamamen veya kısmen sona erdiğinden kefile başvurulamayacağını, asıl borcun araç satışından elde edilen miktar ile sona ermesi nedeniyle kefilin sorumlu tutulamayacağını, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına karar verilemeyeceğini, davanın kısmen kabulü dikkate alındığında icra inkar tazminatının yersiz olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı ile dava dışı borçlu şirket arasında düzenlenen kredi sözleşmesi kapsamında ödenmeyen borcun müteselsil kefil olan davalıdan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı şirket ile dava dışı borçlu ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti. arasında 31.10.2017 tarihinde 92.247,36 TL tutarlı ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı, düzenlenen sözleşmeye müteselsil kefil olarak katılmıştır. TBK'nın 583/1. maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Dosyadaki kredi sözleşmesinde belirtilen şekil şartlarının yerine getirildiği ve geçerli bir müteselsil kefalet ilişkisinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine, davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek asıl borçlu ve kefile Beyoğlu ... Noterliğinin 30.11.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiştir. Kat ihtarının borçlu ve kefile tebliğ edilmeden iade edilmiştir. Bu nedenle kat ihtarında verilen önelin dolması ise İİK'nın 68. maddesi uyarınca asıl borçlunun temerrüde düştüğü, dosyadaki somut duruma göre asıl borçlunun 31.08.2018 tarihli taksitin ödenmemesi üzerine gönderilen ihtarla 01.12.2018 tarihinde temerrütte düştüğü anlaşılmıştır. Kefile kat ihtarının tebliğ edilmemesi nedeniyle, kefilin temerrüddünün takip ile oluştuğu, bu nedenle temerrüt tarihine kadar kefilin akdî faizden sorumlu olduğu anlaşılmıştır. TBK'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacaklı banka tarafından borçlunun temerrüdü üzerine hesap kat edilerek ihtarname gönderilmiştir. Alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir. Borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen kat ihtarının borçlu şirketin sözleşmede belirtilen adresine gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, borçlu şirketin İİK'nın 68/b maddesi gereğince hesabın kat edildiği tarih itibariyle temerrüte düştüğü kabul edilmelidir. Kat ihtarının takip öncesi davalı kefile tebliğ edilmemiştir. Kefile ihtarın tebliği kefilin temerrütü için gerekli olup tebliğ edilmemiş olması halinde takip tarihi itibariyle kefilin temerrüte düştüğü kabul edilir. Bu sebeple, davacının hesabın kat edilmesi ve borçlu şirket ile müteselsil kefile gönderilen kat ihtarının sonuçsuz kalması nedeniyle anılan madde kapsamında kefile karşı talepte bulunulması yerindedir. Müteselsil kefalet nedeniyle, alacaklının doğrudan kefile başvuması yerinde olduğu gibi, İİK'nın 45. maddesi hükmüne uygun olarak, alacığın rehinle temin edilmeyen kısmı için doğrudan kefile yönelik talepte bulunması yerindedir. TBK'nın 589. maddesi uyarınca, kefil en fazla kefalet sözleşmesinde belirtilen azami tutar kadar sorumludur. Ayrıca kefaletin feriliği gereğince, asıl borcun sona ermesi hâlinde, kefalet borcu da sona erer. Ancak asıl borcun ne şekilde sona ereceği, yapılan kısmı ödeme ve tahsilatların hangi borca mahsup edileceği, TBK'nın 100 ve devamı maddelerine göre belirlenmelidir. Borcu ödemede temerrüde düşen borçlunun yaptığı ödemelerin mahsubundan sonra, kalan miktardan kefilin sorumlu tutulması yerindedir. Zira kefil asıl borç ve ferilerinden kefalet limitiyle ve kendi temerrüdünün sonuçları ile sorumludur. Asıl borçlu ve kefilin temerrüdü nedeniyle ödenmeyen borç için tahakkuk eden faiz ve takip giderleri dikkate alınmaksızın, rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takipte elde edilen satım bedelinin tamamının ana paradan düşülmesi kabul edilemeyeceğinden, mahkemece alınan rapordaki hesaplama yerinde gönülmüştür. İlk derece mahkemesince yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu yeterli olup, davalı kefilin borcunun taraflar arasındaki sözleşmeye göre belirlendiği, sorumluluk miktarının belirlenmesinde kefalet limitinin ve kefilin kendi temerrüdünün sonuçlarının dikkate alındığı, yapılan kısmi tahsilatların yasaya uygun şekilde borçtan düşülerek kefilin sorumlu olduğu bakiye gerçek borcun bulunduğu anlaşılmıştır. Kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak likit ve hesaplanabilir bir alacak olup, mahkemece hükmedilen alacak üzerinden İİK'nın 67. maddesine göre icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. Davanın kısmen kabul edilmesi, alacağın likit olmadığını göstermez. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 11. bendinde, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." hükmü yer almaktadır. Dosyada bulunan arabuluculuk tutanağına göre, davalının arabuluculuk oturumlarına katılmadığı anlaşılmıştır. Yargılama sırasında, dava şartı olan arabuluculuk faaliyetinden davalının usulüne uygun şekilde haberdar edilmediğine ilişkin bir savunma veya itiraz ileri sürülmemiştir. Yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle bu savunmanın ileri sürülmesi HMK'nın 357/1.maddesine aykırı olduğundan, davalı yararına reddedilen kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemesi yerindedir. Aayasa Mahkemesinin 2023/160 E- 2024/77 K sayılı, 14.03.2024 tarihli kararıyla bu 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 11. bendi kısmen iptal edilmiş ve anılan bendin birinci cümlesinde yer alan "... bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur." ibaresinin ile bendin ikinci cümlesinin ( "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." cümlesinin) Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu iptal hükmü, 18/4/2024 tarihli ve 32521sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında, kararın, yayın tarihinden itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Diğer bir deyişle, Anayasa Mahkemesinin iptal hükmü henüz yürürlüğe girmemiş olup ilk derece mahkemesince, davanın reddedilen bölümü bakımından iptal öncesi kanun maddesinin uygulanmasında yasaya aykırılık görülmediği gibi, istinaf incelemesinin tamamlandığı tarih itibariyle de iptal hükmü yürürlüğe giremediğinden, iptal öncesi hüküm uygulanmıştır. Belirtilen nedenlerle, davalı vekilinin vekalet ücretine, kefaletin geçerliliğine, müteselsil kefilin sorumluluğuna, kefilin temerrüdü ve sorumluluğunun belirlenmesine, kefilin sorumlu tutulduğu miktara, kefile başvuru şartlarının oluşmadığına ve icra inkâr tazminatına ilişkin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinden görülmediğinden, davalı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 487,40 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.09.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, her iki dava konusunun değerlerine göre, karar kesindir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32