SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1408

Karar No

2024/1213

Karar Tarihi

12 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1408

KARAR NO:2024/1213

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/12/2020

NUMARASI: 2018/1065 E. - 2020/884 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rekabet Yasağı Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin elektronik güvenlik ve alarm sistemleri alanında satış, danışmanlık ve teknik destek hizmet verdiğini, davalı ...'nun 31.08.2015 tarihinden, istifa ederek işten ayrıldığı 28.05.2017 tarihine kadar müvekkili şirkette satış temsilcisi olarak çalıştığını, taraflar arasında 31.08.2015 tarihli "İş Sözleşmesi' ve aynı tarihli "Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi" bulunduğunu, davalının istifa ederek ayrılmasından sonra taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini ihlal ederek rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, rekabet yasağına ilişkin taraflar arasındaki anlaşmanın davalı tarafından ihlal edildiğinden davalının sözleşmede yer alan cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşmenin 6.1 maddesinde, sözleşmenin bitmesinden sonra iki yıl süre ile işverenle rekabet edilemeyeceğinin kabul edildiğini, ancak davalının istifa sonrası aynı sektörde faaliyet gösteren ... A.Ş. ya da ...A.Ş nezdinde çalışmaya başladığını, sözleşmenin 6.2 maddesinde, bu durumda aylık 1.400,00 TL tutarında tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin cezai şart başlıklı 7. maddesinde ise yükümlülüklerin ihlali halinde 21.000,00 TL tutarında cezai şart ödeneceğinin belirlendiğini, davalının, işten ayrıldıktan sonra müvekkilinin müşteri portföyünü ayarttığını, müşterilere mesaj göndererek yeni çalıştığı yere yönlendirdiğini ileri sürerek, sözleşmenin 6.1 ve 7. maddesindeki cezai şart bedellerinden şimdilik 5.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın taraflarının aralarında eşitlik bulunmadığını, taraflar arasında 31.08.2015 tarihinde iş sözleşmesi ve gizlilik yasağı sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin, işverence tek taraflı hazırlanan, hazırlanması aşamasında hiçbir müdahalesinin olmadığı ve imzalamadığı taktirde işe alınmayacağı, akdinin feshedileceği gibi korkutmalarla sözleşmeyi imzaladığını, rekabet yasağına ilişkin sözleşmesinin TBK hükümleri gereği kesin hükümsüz olduğunu, müvekkilinin, davacı şirketten ayrıldıktan sonra bu sektördeki satış temsilciliği işini yapmasının zorunlu olduğunu, rekabet yasağının ihlali sonucunun doğması için işçinin, çalıştığı şirketin müşteri çevresini ve üretim sırlarını hakkında bilgi edinme imkanının olması ve işçi tarafından bu bilgilerin işverene zarar vermek kastıyla kullanılması gerektiğini, müvekkilinin kendi müşteri portföyü bulunduğunu, bu kişilerin müvekkili sayesinde davacı şirketle çalıştıklarını, müvekkilinin yıllarca çalıştığı sektörde bulunan müşterilerine bilgi amaçlı mesaj atmasının doğal olduğunu, bu mesajın müvekkilince eski bir müşteriye gönderildiğini, rekabet yasağı sözleşmesinin yasanın koyduğu sınırlara uygun olarak yapılmadığını, coğrafi alan sınırlaması yapılmayan bu tür bir sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava: davalının iş akdinin sona ermesinden sonra rakip bir firmada işe başlaması nedeniyle, rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddiası ile cezai şart istemine ilişkindir. Mahkememizce bilirkişi olarak görevlendirilen ... tarafından sunulan 02/03/2020 tarihli bilirkişi raporu özetle; Taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan 'yer, zaman ve işlerin türlü bakımından' uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğunu, taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen 'müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde edilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması' şartını da taşıdığı, dolayısıyla dava konusu dolayısıyla dava konusu 21.000.00 TL tutarındaki cezai şart tazminatının ödenmesi gerektiğini, cezai şart tazminatının fahiş olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, ancak işçi-işveren arası bu gibi sözleşmelerde, bu miktarda cezai şartın yüksek olmadığı taahhüdünden ziyade. Sayın Mahkemece hakkaniyet indirimi yapılmasının sözkonusu olduğunu, çalışan her ay için 1.400,00 TL tutarında cezai şart tazminatı ödenmesine ilişkin hükmün ise, bu tazminatın belirli bir süreyle sınırlandırılmamış olması, yukarıda yer vermiş olduğumuz hükümler uyarınca en fazla iki yıllık bir süreyle rekabet yasağına ilişkin hükümlerin geçerli olabilmesi gibi hususlar dikkate alındığında geçersiz olduğunu görüş ve beyan etmiştir.13/11/2020 tarihli bilirkişi ek raporu özetle; 02/03/2020 tarihli kök rapordaki görüşlerinin değişmediğini beyan etmiştir...nden alınan 01/03/2019 tarihli yazı ekinde yer alan hizmet döküm cetveli ve işyeri unvan listesi dosyamıza sunulmuştur.Taraflar arasında 31/08/2015 tarihili İş Sözleşmesi ve Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi imzalanmıştır. Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi’nin 6. 'Rekabet Etmeme' başlıklı maddesinin; 6.1 bendinde 'Taraflar arasındaki iş ilişkisinin bitmesine müteakiben işçi 2 (iki) yıl süre ile işverenin iş dalında iş kurmayacak ve rakip firmalara ortak olmayacak, bu firmalarda işveren nezdinde yürütülmekte olduğu nitelikte işlerde çalışmayacaktır. İşçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra 2 (iki) yıl süre ile herhangi bir biçimde rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı kabul, beyan ve taahhüt eder'; 6.2 bendinde 'Yukarıda a bendinde düzenlenmiş hükümlere aykırı davranılması halinde işçi işverene Grup'ta çalıştığı her ay için 1.400,00-TL tutarında tazminat ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. İşverenin bu nedenle zararı daha fazla olursa, fazlasını talep hakkı saklıdır'; 'Cezai Şart' başlıklı 7. maddesinde '..İşbu Sözleşmedeki yükümlülüklerin İşçi tarafından ihlal edilmesi halinde 21.000,00 TL tutarını, İşverenin ilk talebinde nakten ve defaten ödemeyi peşinen ve gayrikabili rücu ve taahhüt eder' hükümleri düzenlenmiştir.'Sınırlandırılması' başlıklı 445.maddesinde 'Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.' Hükümleri düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 445.maddesine göre; rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Taraflar arasında yapılan Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi’nin 6.1 bendinde 'yer sınırlaması' yapılmamış, rakip firma isimleri belirtilmemiş ve genel bir ifade ile “rakip firma” olarak açıklanmış olup, bu itibarla sözleşmenin yer sınırlaması içermeyen anılan düzenlemesi 6098 sayılı T.B.K’nun 445.maddesinin 1. fıkrasına aykırıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 15/10/2020 tarih ve E.2019/962 K.2020/4174 sayılı kararında '…Mahkemece, davacı ile davalı arasında en son 01.01.2009 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile davalı hakkında rekabet yasağının öngörüldüğü, 04.04.2011 tarihinde davalının istifa bildirimiyle davacı şirketteki çalışmasının sona erdiği, 02.05.2011 tarihinden itibaren davacının... çalışmaya başladığı, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 9. maddesinde "işçi, bu sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece ve sözleşmenin sona ermesinden sona üç yıl süre ile bu sözleşme ile ifasını yüklendiği işleri, gerek kendisi gerek işverenle rekabette olan üçüncü şahıslar nam ve hesabına yapmamayı, böyle bir işte çalışmamayı yada böyle bir işe ortak yada başka herhangi bir sıfat ve suretle katılmamayı taahhüt eder. İşçi bu mükellefiyete aykırı davranışı halinde 20.000,00 ABD doları ödemeyi serbest rıza ve iradesi ile kabul eder. " şeklinde kararlaştırıldığı, bu düzenlemenin TBK'nın 455. maddesinde belirtilen 2 yıllık süreye aykırı olduğu, sözleşmede coğrafi sınırının belirlenmemesi dolayısıyla tüm Türkiye'yi kapsaması, ayrıca TBK'nın 420/1. maddesi gereğince hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şartın geçerli olmadığı, bu haliyle sözleşmedeki hükümlerin davalının iktisadi geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde güçleştirdiği, dolayısıyla taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki rekabet yasağı şartının geçerli olmadığı, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafın talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Kararı davacı vekili temyiz etmiştirDava, işçinin rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.Davacı ile davalı arasındaki iş sözleşmesi 01.01.2009 tarihinde bağıtlanmış olup, davalı 04.04.2011 tarihinde istifa ederek 02.05.2011 tarihinde yeni iş yeri olan Swissotel'de işe başlamıştır. Davalının yeni işe başlama tarihi itibariyle davaya 818 sayılı BK'nın 348 vd. hükümlerinin uygulanması gerekir. Mahkemece 6098 sayılı TBK'nın 420. maddesine dayalı olarak hüküm tesisi isabetli değilse de, davacı tarafın dayandığı sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin 9. maddesinin tüm Türkiye'yi kapsayacak şekilde düzenlenmesi karşısında, sözleşmenin bu hükmü 818 sayılı BK'nın 19. ve 20. maddelerine aykırılık oluşturduğu anlaşılmakla davanın bu nedenle reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değil ise de, ret kararı sonucu itibarı ile doğru olmakla hükmün açıklanan bu değişik gerekçe ile onanmasına..' karar verilmiştir.Tarafların iddiaları ile toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı ve yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında yapılan Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi’nin 6.1 bendinde 'yer sınırlaması' yapılmadan tüm Türkiye'yi kapsayacak şekilde bir düzenleme yapılmasından dolayı dava konusu cezai şart istemine dayanak gösterilen sözleşmenin rekabet yasağına dair hükümleri 6098 sayılı T.B.K’nun 445.maddesinin 1. fıkrasına aykırı olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinafbaşvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekilleri, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Sözleşmenin 6. maddesinde yer sınırlaması yapılmadan tüm Türkiye'yi kapsayacak şekilde bir düzenleme yapılmasından dolayı dava konusu cezai şart istemine dayanak gösterilen sözleşmenin rekabet yasağına dair hükümlerinin TBK'nın 445/1.maddesine aykırı olduğunun belirtilerek karar verildiğini, oysa alınan raporlarda, davalının rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığının belirlendiğini, davalının 28.05.2017 tarihinde istifa ettikten sonra aynı sektörde faaliyet gösteren ...AŞ nezdinde çalışmaya başladığını, davalının, müvekkil şirketin tüm müşteri portföyü ile ticari sırlarına vakıf olduğunu, ayrıca müvekkilinin müşterilerine SMS gönderilerek işten ayrıldığını ve yeni firmada çalışma isteğini bildirdiğini, rekabet yasağının geçerli olması için zarar şartı bulunmadığını, zararın doğması ihtimalinin yeterli olduğunu, mahkemece geçerlilik koşulların hatalı değerlendirildiğini, mahkemece coğrafi sınırın belirlenerek karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle, işçinin rekabet yasağını ihlal etmiş olması nedeniyle, sözleşmede yer alan ceza koşulu alacağının tahsili istemiyle TBK'nın 446. maddesi uyarınca açılmış alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi 31.08.2015 tarihinde düzenlenmiştir. Davalı 28.05.2017 yılında, hizmet akdini istifa suretiyle sona erdirmiştir. Akdedilen hizmet ve rekabet yasağı sözleşmesinde sözleşmesinde; işçinin, işten ayrıldığı takdirde iki yıl süreyle rekabet etmeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır. Olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/1. maddesi uyarınca, "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğine hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde, yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz". Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise "Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve iş verenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir". Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında, davalının satış temsilcisi olarak çalıştığı ve istifa sonrası aynı alanda faaliyet gösteren ...Anonim Şirketi'nde çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince, TTK'nın 445.maddesinin 1. fıkrasının değerlendirilmesine rağmen, anılan maddenin 2. Fıkrası değerlendirilmemiştir. Anılan 2.fıkraya göre, hâkim, aşrı nitelikte görülen rekabet yasağını, bütün durum ve şartlara göre denetleyerek sınırlandırmaya tabi tutulabilir. Diğer bir deyişle, ilk derece mahkemesi, rekabet yasağı anlaşmasının coğrafi sınır içermediği ve bu nedenle geçersiz olduğu gerekçesi ile davayı reddetmişse de TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca hâkimin coğrafi sınırı belirleme yetkisi mevcut olup rekabet yasağı ihlalinin hâkimin belirlediği coğrafi sınır içinde olup olmadığı tespitine göre sonuca gidilmesi gerekir.Diğer taraftan ilk derece mahkemesince rekabet yasağı anlaşmasının, tüm sözleşmede yer alan düzenlemeler ve TBK'nın rekabet yasağına ilişkin hükümleri ışığında geçerli olup olmadığı da değerlendirilmelidir. İlk derece mahkemesince, TBK'nın 445/2. maddesinde hakime verilen yetki kullanılarak, davalı işçinin çalıştığı yer gözetilerek, rekabet yasağının bu coğrafi alan için geçerli olup olmadığı belirlenip, sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, bu husu dikkatten kaçırılarak, hukuki düzenleme ve dosyadaki deliller değerlendirilmeden karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle.1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Taraflarca İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran tarafa iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.09.2024

KANUN YOLU: HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. 12/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülentarafındanTazminatkonusutaraflarınKaynaklanan)tazminatözetisavunmalarınınkararistinafyargılaması(Rekabetilamdadavacıreddinederecegönderilmişkarşı,arasındakisonundaistanbulilksebeplerikanunDairemizedüşünüldü.incelemeverilenbaşvurulmasıTaraflarvekiliincelendi,kararınınkararadosyasıüzerineSözleşmesindendavasınınmahkemesincegereğiYasağıolanileridavakonuşulupnedenlerleiddiayapılanyazılımahkemesiyolunadair

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim