Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1226
2024/1202
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1226
KARAR NO: 2024/1202
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/03/2021
NUMARASI: 2020/477 E. - 2021/413 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili firma arasında 01/02/2020 tarihinde 1 yıl süreyle “... T.A.Ş Yarımca Tesisleri Müdürlüğü Personel Taşıma İşi Hizmet Satın Alma Sözleşmesi” akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye dayalı bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve sözleşmede istenilen şartları sağlandığını, sözleşme gereği müvekkili şirketin, davalının talebi doğrultusunda 2015 model üstü midibüs aldığını ve kiralandığını, müvekkilinin davalının bütün taleplerini yerine getirdiğini, taraflar arasındaki görüşmelerde davalı şirketin, müvekkili şirketin sunduğu hizmetten memnun olduğunu defaatle belirttiğini, müvekkili şirketin merkezinin İstanbul olmasına rağmen aralarındaki taşıma sözleşmesinin Kocaeli ilinde gerçekleşeceğinden müvekkili şirketin Kocaeli'nde işçi de istihdam edildiğini, davalı şirketin, sözleşmenin imzalandığı ve işin başladığı tarihten 36 gün sonra 06/03/2020 tarihinde Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı fesih bildirimi ile hukuki hiçbir gerekçe göstermeksizin müvekkili şirket ile arasında akdedien sözleşmenin tek taraflı olarak haksız feshedildiğini, bu haksız fesih sonucu müvekkil şirketin, taşıyıcı firma olarak, kalan 10 ay süresince elde edeceği kardan mahrum bırakıldığını, davalı şirkete 26/06/2020 tarihinde Bakırköy ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ile mahrum kalınan kazançların ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafından her hangi bir ödeme yapılmadığını, tarafların tacir olduğunu ve taraflar arasında yapılan anlaşmanın müvekkile büyük külfetler yükleyen bir anlaşma olduğunu, müvekkilinin bu anlaşmaya dayanarak gerekli bütün yatırımları bu iş alanında kullandığını ve 1 yıl boyunca yapılan anlaşmayı değerlendirerek farklı şirketlerin tekliflerini elemek durumunda kaldığını, müvekkilin 1 yıllık planlayarak yaptığı yatırımların davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi sonucu yaklaşık (2) ay ile sınırlı kaldığını, müvekkili şirketin davalı yan ile bir anlaşma imzalayarak ve başka firmalarla çalışmadığını, 1 yıllık planını bu anlaşma doğrultusunda hazırlandığını, müvekkili şirketin araç alımı ve kiralaması yaptığını, bu işte çalışacak bir çok işçinin istihdamı yaptığını, müvekkili firmanın yaklaşık (2) aylık çalışma sürecinde işini titizlikle yerine getirdiğini , karşı tarafın sözleşmeyi feshetmesini gerektirecek hiçbir olumsuz davranışta bulunmadığını, tahkikat sonucunda müvekkilinin mahrum kalınan kazancının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 5.0000 TL tazminatın haksız feshin gerçekleştiği tarih olan 06/03/2020 tarihinden itibaren tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; huzurdaki dava konusu alacak miktarının belirlenebilir nitelikte olduğunu, işbu nedenden ötürü davacı yanın huzurdaki davayı belirsiz alacak davası şeklinde ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, davacı tarafın müvekkili şirketin işbu sözleşmeyi haksız fesihle sona erdirdiğine ilişkin iddialarının tamamıyla gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin davacıyı defaatle yazılı ve sözlü bir şekilde ihtar etmesine rağmen, davacı tarafın işbu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemekte ısrar ettiğini, sözleşmeye göre hiçbir sebep olmaksızın da 15 gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi her zaman feshedebilecek olan müvekkili şirkete haklı neden de sağlamadığını, taşıma sözleşmesi maddelerine rağmen müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen 17.02.2020 tarihli ihtarnamede görüleceği üzere, davacının; çamlıtepe servis aracının yenilenmesi ve bakımı, yahya kaptan bölgesine araç temini, 60 evler servisinin kapasitesi ve evrak teslimi hususlarında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının işbu davayı ikame etmesinde hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacının taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshi nedeniyle fesih tarihinden itibaren sözleşmenin kalan süresi için kar mahrumiyeti talep ettiği, davalının sözleşmenin haklı olarak fesih edildiğini, davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Taraflara arasındaki sözleşmeye göre davacı tarafından şirketi temsilen 1 personelin görevlendirildiğine dair delilin dosyaya sunulmadığı, sözleşmede belirtilen niteliklere uygun araçlarla taşımanın yapıldığına dair araç listesini dosyaya sunulmadığı, sözleşmeye aykırılıkların 17.02.2020 tarihinde tutanak ile tespit edildiği, davacının 30.11.2020 tarihli dilekçe ile tutanakta belirtilen eksikliklerin giderildiğini beyan ettiği anacak buna dair delilin dosyaya sunulmadığı, diğer yandan sözleşmenin 10. maddesinde davalının 15 gün evvelden haber vermek şartıyla hiçbir kanuni merasime gerek duymaksızın sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etmeye yetkili olduğu ve davacının zarar, ziyan, kar mahrumiyeti v.b. gibi her ne isim altında olursa olsun herhangi bir istekte bulunmayacağının yazılı olduğu, buna göre davalının sözleşmeyi haklı olarak fesih ettiği, davacının kar mahrumiyeti zararını talep edemeyeceği anlaşılmakla...." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında 01.02.2020 tarihinde bir yıl süre ile personel taşıma işi hizmet satın alma sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin sözleşmeye dayalı yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının talebi doğrultusunda 2015 model üstü midibüs aldığını ve kiraladığını, müvekkilinin davalının bütün taleplerini yerine getirdiğini, davalı tarafın hizmetten memnun olduğunu belirttiğini, müvekkili şirketin merkezinin İstanbul olmasına rağmen sözleşme gereğince taşıma sözleşmesinin Kocaeli'nde gerçekleşmesi nedeniyle Kocaeli'den işçi istihdam ettiğini, davalının sözleşmenin imzalandığı ve işin başladığı tarihten 36 gün sonra 06.03.2020 tarihli fesih bildirimi ile hiçbir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız fesih ettiğini, müvekkilinin kalan 10 ay süresince elde edecek kardan mahrum bırakıldığını, davalı tarafa 26.06.2020 tarihinde ihtarname gönderilerek mahrum kalınan kazancın ödenmesinin talep edildiğini, ödeme yapılmadığını, müvekkilinin bir yıllık planlayarak yaptığı yatırımların haksız fesih sonucu 2 ay ile sınırlı kaldığını, işini titizlikle yerine getirdiğini, yaşanılan ufak ve anlık aksaklıkların müvekkili tarafından çözüldüğünü, müvekkili şirkete bildirilen yazılı ve sözlü herhangi bir uyarı ve ihtarın gelmediğini, emsal Yargıtay kararında belirtildiği üzere TMK'nın 2.maddesi gereğince de hak ve borçların kullanımı ve ifasında da davalının sözleşmeyi feshetmesinin iyi niyetli olmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kazanç kaybının tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, personel taşıma işi hizmet satın alma sözleşmesinin varlığı, söz konusu sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, feshin haksız olup olmadığı ve davacı tarafın mahrum kalınan kazanç kaybı talebinin ve mahkeme hükmünün yerinde olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraf şirketleri arasında 01.02.2020 tarihinden geçerli olmak üzere aynı tarihli personel taşıma işi hizmet satın alma sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede, davacı şirketin müteahhit olarak yer aldığı, işin konusunun 1.maddede, davalı şirketin ... Tesislerinde çalışan personelin madde 8'de belirtilen yerlere davacı şirket tarafından belirlenen vardiyalarda taşınması işi olduğu, sözleşmenin 2.maddesinde, taşıma güzergahı, saatleri ve diğer hususların yer aldığı, 3.maddede, araç şoförlerinde aranacak özellikler, 4.maddede, taşımayı yapacak vasıtanın vasıfları, 6.maddede, cezai şartın düzenlendiği, sözleşmenin süresinin 10.maddede, 01.02.2020 tarihinden 31.01.2021 tarihine kadar olacağının belirtildiği, devamında ise bunun dışında davalı şirketin davacı müteahhide 15 gün evvelden haber vermek şartıyla hiçbir kanuni merasime gerek duymaksızın sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etmeye yetkili olacağı, bu durumda müteahhidin zarar, ziyan, kar mahrumiyeti vb gibi her ne isim altında olursa olsun herhangi bir istekte bulunmayacağı, müteahhidin sözleşmenin uygulanması sırasında kararlaştırılmış bulunan toplam miktarın üstünde veya altında taşıma yapılması halinde davalı şirketin zarar, ziyan, kar mahrumiyeti vb isim altında talepte bulunmayacağı vb hususlara yer verildiği, kesin teminatın 11.maddede düzenlendiği, sözleşmenin feshi ve kesin teminatın gelir kaydının 12.maddede yer aldığı, ilk bentte, müteahhidin şartname ve sözleşme ile taahhüt ettiği vecibelerini tamamen veya kısmen yerine getirmekte ehliyetli olmadığı veya işlerin istenilen esaslar çerçevesinde ve zamanında ifa edemeyeceğinin anlaşılması halinde her türlü sorumluluk müteahhide ait olmak üzere davalının müteahhidin nam ve hesabına şartname kapsamında hizmet temin etmeye ve protesto keşide etmeksizin ve kanuni merasime hüküm ihtihsaline mecbur olmaksızın sözleşmeyi feshetmeye ve müteahhidin teminatının irat kaydetmeye yetkili olduğu, 2.bentte ise müteahhidin sözleşme akdinden sonra taahhüdün vazgeçer veya şartname ve sözleşme evrakında yazılı hükümlere göre yerine getirmediği takdirde davalının uygun görülecek bir süre içerisinde vecibelerini yerine getirmesini müteahhide ihtar edebileceği, doğan zarardan müteahhidin sorumlu olacağı ayrıca davalı şirketin dilerse 15 gün önce müteahhide yazılı olarak haber vermek şartıyla sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshetmeye ve işi başka firma veya şahıslara vermeye her zaman yetkili olacağı bu durumda müteahhidin hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunamayacağının belirtildiği, 17.02.2020 tarihinde davalı şirket tarafından davacı şirkete yazılı bildirimde bulunulduğu, söz konusu yazıda, sözleşme kapsamında belirtilen hükümlerde aksamalar yaşandığının görüldüğü ifade edilerek, söz konusu aksamaların, hafta içi 07:45 girişi yapan ... Servis Aracının yenilenmesi ya da bakımının yapılması, sabah 07:45 girişi yapan 60 Evler Servis Aracının kapatisetisinin en az 20 kişilik olması Yahya Kaptan Bölgesi Servis Aracının tamamlanması, araç evraklarının iletilmesi, şirket sorumlu personelinin yazılı bildirimleri, servis bilgi formu gibi hususların ivedilikle çözülerek gerekli bilgilerin verilmesi hususunun belirtildiği, ekinde servis listesinin mevcut olduğu ve davalı şirket tarafından gönderilen mailin yer aldığı, 19.02.2020 tarihli mailde, personel taşıma işinin şirket tarafından başlanmış olmasına, ihale süresinden 20 gün geçmesine rağmen bazı haklar üzerinde sıkıntıların çözülemediği, ilgili firmaya sözlü ve yazılı uyarıların olduğu, firmanın merkezinin bölge dışında olması, bölgedeki temsilcilerinin bulunmamasının yaşanan aksamalarda çözüm konusunda problem oluştuğu, bunun içinde servis aracı sürücüsünün işi bıraktığını , sefere gelmediği, Yarımca Altyol Bölgesi servis aracı sürücüsünün sefere gelmemesi sonucunda ,sabah 14 personelin ,şirketin aracı, taksi ve personelin kendi araçları ile ulaşımlarının sağlandığı, yapılmayan ve aksatılan servis ücretlerinin verilmeyeceği, ayrıca tesis aracı ve taksi ücretinin firmaya rücu edileceği, belirtilen hususlar konusunda gerekli uyarıların yapılarak sıkıntıların çözümünün hızlanmasının uygun olacağı belirtilerek ihtarnamedeki hususlara yer verildiği, taraflar arasında birden fazla mail yazışmalarının mevcut olduğu, davalı şirket tarafından 06.03.2020 tarihinde davacı şirkete gönderilen bildirim ile sözleşmenin feshedildiğinin belirtildiği, bildirimde tüm alacakları ve fazlaya dair haklı saklı kalmak kaydıyla ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün sonra başkaca hiçbir ihtar ya da ihbara gerek kalmaksızın sözleşmenin 10.maddesinde belirtilen hüküm gereğince tek taraflı olarak feshedilmiş olduğunun belirtildiği, davacı şirketin ise 26.06.2020 tarihli Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile Kadıköy ... Noterliğinin 06.03.2020 tarihli ihtarnamesi ile haksız fesih ile sözleşmeden doğan 268.500,00 TL mahrum kalınan kazanç tazmininin talep edildiği, dilekçe içeriğinde sözleşme kapsamında bütün yükümlülüklerin yerine getirildiğinin ifade edildiği, davalı şirket tarafından zararın karşılanmadığı gerekçesi ile iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme, ihtarname içerikleri ve dosya kapsamına göre yapılan değerlendirme neticesinde, davalı tarafın belirtmiş olduğu eksikliklerin davacı tarafça giderildiğine dair delilin dosyaya sunulmadığı ve ayrıca sözleşmenin 10.maddesinde, tek taraflı fesih yetkisinin bulunduğu, herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı, sözleşmenin haklı olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, feshin haksız olduğunu ileri sürerek, müspet zarar (kâr kaybı) talebinde bulunmuştur. Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Sözleşmenin haksız feshedilmesi halinde bu nedenle uğranılan müspet zararın tazmininin istenebilmesi mümkündür. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla, haksız olarak fesheden taraftan istenir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/15 6 -874 Esas, 2023/118 Karar sayılı kararı). Somut olayda, taraflar arasındaki imzalanan sözleşmenin yukarıda ayrıntılı şekilde yer verilen 10.maddesinde, davalı şirkete 15 gün evvelden haber verilmek suretiyle sözleşmenin tek taraflı olarak fesih edebileceğine dair yetki verilmiştir. Aynı sözleşmenin 12.maddesinde, sözleşmenin fesih başlığı altında yine son bentte davalı şirketin dilediği takdirde davacı müteahhide yazılı olarak haber vermek şartıyla sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshedebileceğine dair düzenlemeye yer verilmiştir. Diğer taraftan, dosya içerisinde yer alan mail yazışmaları ile davalı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen ihtarnamede, davacı müteahhit firmanın sözleşmedeki edimlerini tam olarak yerine getirmediği, bu hususun davalı şirket tarafından gerek mail yazışması ile gerek ise ihtarname ile belirtildiği, davacı şirketin ise sözleşmede iddia edilen eksikliklerin yerine getirildiğine dair iddiasını ispata yarar herhangi bir delili dosyaya ibraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sözleşmede davalı şirkete tanınan fesih yetkisi ve sözleşmenin süresi ile ilgili düzenlemeler kapsamında sözleşmenin feshedilmiş olmasında herhangi bir haksızlığın mevcut olmadığı, sözleşme hükümlerine göre feshin gerçekleştirilmiş olduğu ve yukarıda yer verilen YHGK gereğince de tazminat isteme hakkı ancak haksız fesih halinde mümkün olacağından, mahkemenin kararının bu anlamda usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafın iddialarının ise isabetli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ne var ki resen yapılan incelemede, İstanbul Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, taraflarca toplantıya katılınmış ancak anlaşma sağlanamamış olup, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. bendi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği hâlde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması usule aykırı bulunduğundan, kararın bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir. Dairemizce yeniden hüküm kurulurken, davacının istinaf nedenleri yerinde görülmeyip hükmün sadece arabuluculuk ücreti yönünden resen düzeltilmesine karar verildiğinden, taraflar lehine ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti aynen muhafaza edilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının arabuluculuk ücreti bakımından resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 85,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 342,21 TL harcın davacıdan tahsiline, 3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,6-Bakiye gider avansının, yatıran tarafa iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına,8- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılmış olan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.09.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32