Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1219
2024/1199
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1219
KARAR NO: 2024/1199
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/11/2017
NUMARASI: 2014/983 E. - 2017/929 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile 3 arkadaşının devlet teşvikinden de yararlanmak suretiyle ... Kağıtçılık adı altında Tatvan'da kağıt imalathanesi açtıklarını, müvekkili ve arkadaşlarının gerekli olan ham maddeleri davalıdan aldığını, mal almadan evvel davalıya çekler gönderildiğini, ulaştıktan sonra davalının mal sevkiyatı yaptığını, ticari ilişkinin bu şekilde süre geldiğini, müvekkilinin davalıya 2012 ağustos ayında 4 adet çek göndermiş ise de davalı tarafından bu çeklere kabil herhangi bir mal gönderilmediği gibi çeklerin de iade edilmediğini, davalı müdür yardımcısı ... isimli şahıs tarafından çeklerin çalındığını beyan ederek yeni mal bedellerinden mahsup yapıldığını belirtmişse de kendilerinin herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını iddia ederek, müvekkilinin gönderilmeyen mallar nedeniyle davalı şirkete verilmiş olan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline ve %40 dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; karşı tarafın adi ortaklık olması nedeniyle tüm ortakların davayı birlikte açması gerektiğini, dava konusu çeklerin davacıya yapılan mal satışlarının karşılığı olduğunu, davacı tarafından müvekkili çalışanı ...'a çek verildiği iddia edilmiş ise de bu şahsın satış elemanı olarak mal satmaya yetkili olmakla birlikte ödeme almaya yetkili olmadığını savunarak davanın reddinine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalıya 2012 yılı ağustos ayında gönderilen 4 adet çek karşılığında herhangi bir mal teslimi yapılmadığı ve çeklerin kendilerine iade edilmediği ileri sürülmekle davalı tarafından ise çeklerin yapılan mal satışının karşılığı olduğu ileri sürülmüştür. Yine davalı taraf bu çekleri alan ... isimli şahsın yetkisiz temsilci olduğunu belirtmiştir. İleri sürülen bu savunma karşısında mal satışı ve teslim ilişkisinin davalı tarafından ispatı gereklidir. Ancak davalı taraf çeklere tekabül eden malları teslim ettiğini ispatlayamamıştır. Öte yandan ... isimli şahıs ile daha önceki ticari ilişkilerde davalı adına yapılan ödeme belgelerinin ve teslim edilen çeklerin altındaki teslim alan kısımlarında davalı çalışanı ...'ın isim ve imzasının bulunduğu görülmüştür. Süre gelen ticari ilişkide ...'ın yaptığı önceki işlemlere davalı taraf zımmen muvafakat etmiş olup, bu şahıs bir an için yetkisiz temsilci olduğu farzedilse dahi yapılan önceki işlemler uyarınca yetkisiz temsilcinin işlemlerine muvafakat etmekle yetkisi benimsenmiş sayılacaktır. Davalı taraf ... hakkında hırsızlık iddiasında bulunmuşsa da, dosyada bu şahsın azledildiğine dair herhangi bilgi ve belgeye de rastlanılmamıştır. Bu nedenle yetkisiz temsile ilişkin itirazlar kabule şayan bulunmamıştır. Kaldı ki ticari vekil niteliğindeki bu şahsın o işletme ve şirketin olağan satış işlemlerini yapmaya ve faturaları imzalamaya yetkili olduğunun ticari hayatın olağan akışına göre kabulü gerekir. Hal böyle iken mal teslimi yönünden ispat yükü üzerinde olan davalı şirket muhasebeci bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme neticesinde de davacının borçlu olduğunu ve karşı tarafa mal teslimi yaptığını usulüne uygun delillerle ispatlayamamış olup, davanın kabulü gerekmiştir. Öte yandan davalı alacaklı olduğunu ispatlayamamış ise de kötü niyeti sabit görülmemiş olup davacı tarafın tazminat talebinin de reddi gerekmiştir..." gerekçesiyle davanın kabulü ile ... bankası Ostim-Ankara Şubesi ... numaralı, 15.000,00 TL tutarlı çek; ... Tatvan/Bitlis Şubesi ... numaralı 12.880,00 TL tutarlı çek, ... Bank Tatvan/Bitlis Şubesi ... numaralı 10.000,00 TL tutarlı çek; ... Bankası Tatvan/Bitlis Şubesi ... numaralı 8.000,00 TL tutarlı çekler nedeniyle davacı ...'ın davalı ... İhr. A.Ş.'ye İİK'nın 72. Maddesi uyarınca borçlu bulunmadığının tespitine, davacı tarafın tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafın mal almak için şirket çalışanı ...'a çekler verdiğini iddia ederek iş bu davayı açtığını, şirket çalışanı ...'ın satış elemanı olarak mal almaya yetkiliyken ödeme almaya yetkili olmadığını, zaten ticari defterlerinde dava konusu çeklerin müvekkili şirkete teslim edildiğine dair herhangi kayıt bulunmadığını, müvekkili şirket bünyesinde çalışmış olup dava konusu çeklerle ilgili hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dolayı mahkum olan ...'ın yargılanmış olduğu Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/306 Esas, 2014/154 Karar sayılı dosya kararının mahkemeye sunulan belgeler arasında olduğunu, İstanbul 14 ATM'nin dava ile aynı konuda İstanbul 5. ATM'nin 2013/41 Esas sayılı dosyada yapılmakta olan yargılamada müvekkili lehine karar verildiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere iddia edildiği gibi bazı çeklerin ... isimli kişiye teslim edilmiş ise de TBK'nın yetkisiz temsil hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kanun maddesinden açıkça anlaşıldığı üzere yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemlerin ancak teslim olunanın işlemi kabul etmesi halinde teslim olunanı bağlayacağını, söz konusu çeklerin müvekkili şirkete teslim edildiğine dair hiçbir bilgi ve belge olmadığından müvekkili şirketin yetkisiz temsile dayalı işlemi onamasının mümkün olmadığını, geçerlilik kazanmadığının şüphesiz olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda menfi tespit davasının kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı, dava konusu çeklerin satım konusu mallara ilişkin teslim edildiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, dava konusu edilen çeklerden dolayı davacının davalı şirkete borçlu olup olmadığı, çeklere karşılık olarak davalı şirket tarafından mal tesliminin yapılıp yapılmadığı, dava dışı 3.kişi ...'ın davalı şirket adına çek teslim yetkisinin olup olmadığı, dava dışı ... hakkında verilen mahkumiyet kararı ile dava dışı şirketler tarafından davalı şirkete açılan davaların iş bu dava yönünden emsal oluşturup oluşturmayacağı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı tarafça ,davacının ... Bankası Bitlis Tatvan şubesindeki çek hesabından davalı şirket adına 31.01.2013 tarihli 8.000,00 TL bedelli çekin keşide edildiği, ... Bitlis/Tatvan şubesindeki çek hesabından davacının hamiline olarak 20.01.2013 tarihli 12.880,00 TL bedelli çeki keşide ettiği, dava dışı ...AŞ şirketi tarafından adı geçen şirketin ... Bankası Ostim şubesindeki çek hesabından 25.12.2012 tarihli 15.000,00 TL tutarlı çekin davacı adına keşide edildiği, dava dışı ... tarafından adı geçenin ... Bank Tatvan şubesindeki çek hesabından 05.02.2013 tarihinde hamiline olarak 10.000,00 TL bedelli çekin keşide edildiği, davacı tarafça söz konusu çeklerin davalıya mal almak amacıyla ciro edilerek teslim edildiğinin iddia edildiği, dava dışı ...ın 06.09.2012 tarihli imzalı ifadesinde, şirket adına gönderilmiş nakit ve çeklerden kendisinin bir bölümünü iş birliği yaptığı ... vasıtasıyla, nakitlerin bir bölümünü de elden kendi şahsi banka hesabına yönlendirerek aldığını, hatırlayabildiği kadarıyla nakit ve çek olarak aldığı tutarların arasında davacıya ait ... Kağıtçılık'tan 45.000,00 TL miktarın olduğunu ifade ettiği , dilekçenin örneğinden kime hitaben verilmiş olduğunun anlaşılamadığı, davalı şirketin 03.01.2013 tarihli davacı şirkete ait alıcılar hesabına dair kayıtlarda 06.08.2012 açıklamasıyla çek yazılmak suretiyle alacak olarak 45.880,00 TL'nin gösterildiği, dosya içerisine ibraz edilen dava dışı şirketlere ait 20.12.2012 keşide tarihli 12.000,00 TL tutarlı çek fotokopisinin altında dava dışı ... ismi ve imzasıyla birlikte elden teslim alınmıştır beyanının yer aldığı, yine davalı şirketin antetli kağıdı üzerine 18.08.2011 tarihinde el yazılı olarak 3.490,00 TL bobin satış tutarının teslim alındığına dair el yazılı beyanının yer aldığı, teslim alan olarak dava dışı ...'ın isim ve imzasının olduğu, 29.06.2011 tarihli para makbuz örneğinde para alanın dava dışı ... olduğu, davalı şirketin antetli kağıdı ile 01.,09.2011 tarihli 102 sayılı yazıda grup başkanı tarafından dava dışı ...'ın 01.09.2011 tarihinden geçerli olmak üzere satın alma ve sipariş, takip şef yardımcılığı görevinden satış ve sipariş takip şef yardımcılığı görevine atandığı hususunun belirtilerek almış olduğu ücretin yükseltildiğinin ifade edildiği, 03.10.2012 tarihinde Bozüyük Noterliğinde keşide edilen ihtarname ile ise davalı şirket tarafından dava dışı ...'ın 04.10.2010 tarihinden itibaren şirkette çalışmakta olduğu İş Kanunun 25.maddesi gereğince şirketin güvenini kötüye kullandığı, hırsızlık yaptığı, zimmetine para geçirdiği vb hususların tespit edildiği ve bu hususların taraflarınca savunmada ikrar ve kabul edildiği belirtilmek suretiyle iş akdinin feshedildiği, Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/306 Esas, 2014/154 Karar ve 20.03.2014 tarihli karar örneğinden, katılanın davalı şirket, sanıkların ise dava dışı ..., ..., ... ve ... olduğu, suçun hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suç tarihinin ise 2011/2012 yılları olarak gösterildiği, Bozüyük Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2013 tarihli iddianamesi ile şüpheli ...'ın şirkete bağlı ... San. AŞ'de müşteri satış ve sipariş şef yardımcısı olarak çalıştığı, şirkette sipariş ve tahsilat satış işlerine baktığı, ...'ın görev ve yetkisinden çıkmak suretiyle dava dışı birçok şahıs ve şirketten alınan para ve çeklerle birlikte davacıya ait ... Kağıtçılık (...) isimli müşteriden 08.03.2012 tarihinde kargo yoluyla 43.900,00 TL tutarında 4 adet çek tahsilatı yaptığı, müşteriden çek yoluyla tahsil edilen 43.900,00 TL tutarındaki paranın şirketin muhasebe servisine intikal etmeyerek şüphelinin uhtesinde kaldığı vb hususlara yer verilerek sanıkların kendilerine isnat edilen suçlardan cezalandırılmalarının talep edildiği, sanık ...'ın savunmasında ödeme gücü olmadığı için herhangi bir ödeme yapmadığını, babası hakkında icra takibinin söz konusu olduğunu, ekonomik durumunun düzelmesi halinde zararı karşılayacağını beyan ettiği, sanık ...'in savunmasında; eski eşi ... ile henüz evli değilken şirketten habersiz para aldığını, evlendikten sonra şirkete borcu olduğunu söylediğini, kendisinin haberinin olmadığını beyan ettiği, tanıklar ... ve ...'ın beyanlarında; ...'la aynı iş yerinde çalıştıklarını, olaydan sonra işten ayrıldığını, tahsilat görevinin verilmiş olduğunu beyan ettikleri, ceza mahkemesi gerekçesinde, ...'ın şirkette müşteri satış ve sipariş şef yardımcısı olarak çalıştığı, 2011/2012 yıllarında tahsilat işlemlerine baktığı, davacı şirketten 08.03.2012 tarihinde kargo yoluyla 43.900,00 TL tutarında 4 adet çek bedelini ve dava dışı şirket ve müşterilerden almış olduğu çekleri ve parayı şirket muhasebesine intikal ettirmediği, devir amacı dışında kendisine yarar sağladığı, bu sebeple hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu birden fazla kere işlediği, bu suçu işleme kararının icrası kapsamında taksi şoförlüğü yapan ve bu sebeple yakınlaştığı ...'den de faydalandığı, sanığın yaptığı eylemlerin ortaya çıkması üzerine o dönemdeki eşi olan sanık ...'ın hesabı üzerinden şirket hesabına 31.000,00 TL para yatırdığı hususlarına yer verilerek , ...'ın güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle cezalandırıldığı, diğer sanıkların beraatlerine karar verildiği, dava dışı ... Ltd Şirketi tarafından davalı şirkete karşı İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/41 Esas sayılı dosyasında açılan ve dava aşamasında düzenlenen 21.05.2014 tarihli bilirkişi rapor örneğinde sonuç olarak, davaya konu çeklerin davalı şirkete usulüne uygun biçimde teslim edildiğinin ispata muhtaç olduğu, TBK 116/1.maddesinin tek başına davalı şirketin sorumluluğunu doğrumayacağının belirtildiği, söz konusu mahkeme kararının veya verilen kararların kesinleştiğine ilişkin herhangi bir yazılı bilgi ve belgenin dosya içerisinde bulunmadığı, davalı şirket tarafından dosyaya sorumluluğun dava dışı ...'a ait olduğuna dair delil olarak ibraz ettiği yine İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/266 Esas, 2013/95 Karar sayılı karar örneğinin incelenmesinde ,davanın kıymetli evrak iptaline ilişkin olduğu, davacı şirket tarafından dava dışı ... Bankası Tatvan şubesine ait 16.02.2013 vadeli 30.000,00 TL tutarlı ciro edilen çekin kargoda kaybolması nedeniyle açılan çek iptali davası olduğu, iş bu dava dosyasındaki çeklere dair herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, davacı şirket tarafından davalı şirkete ham kağıt malzemesi alımı için gönderilen dava konusu çeklerin, davalı şirket tarafından malların gönderilmemesi üzerine iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 21.04.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava, davalı şirket çalışanı ...'a teslim edilen çekler nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, öncelikle ticari vekilin belirli iş ve işlemleri tacir adına yapma yetkisi bulunduğundan, dava konusu çeklerin doğrudan davalı şirketin yetkili temsilcilerine teslim edilmemiş olmasının, tek başına, bu çeklerin davalıya teslim edilmediğini ispatlamaya yeterli olmadığı, gerçekten de, ticari vekilin tanımını öngören TBK. m. 551 hükmüne göre: "ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz, ve açılmış davayı takip edemez” görüldüğü üzere, ticari vekillerin taciri temsil yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin, ticari mümessilin yetkisi kadar geniş olmadığı ve esas itibariyle, tacirin arzu ve iradesi ile istenildiği kadar sınırlandırılabileceği, ticari vekilin, TBK. m. 551'den yararlanılarak, ticari mümessil sıfatına haiz olmaksızın, tacir tarafından, ticari işletmenin bütün işleri veya bazı işlemleri için temsil yetkisi verilen kişi olduğu şeklinde tanımlanabileceği, ticari vekillerin tacir veya ticari mümessil tarafından açık veya zımni irade beyanı ile atanabilecekleri, bunların ticaret siciline tescil ve ilan olunamayacakları bu anlamda, verilen görevin, ticaret hayatında genel kabul gören uygulamaya göre sözkonusu kişiye belli bir temsil yetkisinin verilmesini de gerekli kılıyorsa, tacirin zimnen ticari vekil atamış sayılacağı, ticari vekile ilişkin sözkonusu hükmün ticari vekil ile tacir arasındaki sözleşmeyi herhangi bir şekil koşuluna bağlamadığından, tacirin ticati vekili sözlü olarak da görevlendirmesi mümkün ve geçerli olduğu, hükümde yer alan ve ticari vekillerin yapabileceği işler olarak gösterilen mutad muamele ve işlerin işletmenin maksat ve konusunu elde etmek için yapılması gereken tüm iş ve işlemler olduğunun kabul edilmesi gerektiği, nitekim 'TBK. m. 551 hükmünde ticari vekilin ancak açık bir yetki ile yapabileceği işlerin sınırlı olarak belirtildiği, dolayısıyla somut olayda, dava konusu çekleri teslim alan ...'ın davalı şirketin ticari vekili olduğunun ve bu kişi tarafından alınan çeklerin davacıyı bağladığının kabul edilmesi gerektiği, aksi bir düşüncenin tacirler adına işlem yapan ve ticari vekil konumunda olan, bir mağazadaki kasiyerin para alması işleminin banka şubesindeki gişe elemanlarının yaptığı işlemler gibi ticari hayatın gündelik bir çok işleminin; şirket adına işlem yapmaya yetkili olmayan kişiler tarafından yapıldığı ve şirketi bağlamadığı iddiasının her zaman ileri sürülebilmesi anlamına geleceği, böyle bir düşüncenin hukuk ve mantık ilkeleriyle de bağdaşmadığı, ...'ın mal satmaya yetkili olduğunun davalı tarafından ikrar edilmiş olmasının da varılan sonucu desteklediği, bir an için dava konusu çekleri teslim alan ...'ın davalı şirketin temsilcisi olmadığı kabul edilse dahi, bu kişi tarafından yapılan işlemlerin şirket tarafından benimsenmiş olması halinde artık bir yetkisiz temsilden söz edilemeyeceği, gerçekten de Yargıtay 15. HD'nin E. 2005/5946, K. 2005/6259 sayı ve 22.11.2005 tarihli kararında da açıkça ifade edildiği gibi, yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemlerin şirket tarafından benimsenmesi durumunda, artık yetkisiz bir temsilden söz edilemeyeceği, Yargıtay'ın başka bir kararında da “.. davacının temsilci sıfatıyla imza ettiği 14.10.1993 tarihli kredi sözleşmesinin davalı sirket tarafından benimsenip benimsenmediği araştırılıp sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken eksik inceleme ile büküm kurulması bozmayı gerektirmiştir” (11.HD. nin E. 2004/2206, K. 2004/5413 sayı ve 14.5.2004 tarihli kararı) ifadelerine yer verildiğini, yukarıda, mali inceleme bölümünde, davacı tarafından sunulan bazı belgelerde, ...'ın şirket adına bir takım tahsilat işlemlerini gerçekleştirmiş olduğu anlaşıldığından, bu işlemlerin davalı şirket tarafından benimsendiği, çekleri teslim alan ve satış yetkisi bulunan ...'ın tahsilat yapma konusunda temsil yetkisinin bulunmadığı veya sona erdiği yönünde davacıya gönderilmiş bir ihtara tastlanmadığındân, ticari vekiller, tacir veya ticari mümessil tarafından açık veya zımni irade beyanı ile atanabildiğinden; çekleri teslim alan ...'ın, davalıyı temsil yapmaya yetkili ticari vekili olduğunun ve dolayısıyla anılan kişi tarafından yapılan tahsilatların davalı şirketi bağladığının kabulü gerektiği, dava konusu çekleri teslim alan davalı çalışanı ...'ın davalı şirketin ticari vekili olduğunun ve bu kişi tarafından yapılan tahsilatların davacıyı bağladığının kabul edilmesi gerektiği, bu durumda, davacı tatafından davalıya verilen davaya konu edilen toplamda 45.800,00 TL tutarındaki çekler yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının kabul edilmesi gerektiği, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 07.01.2012 tarihli cevap dilekçesinin 1 numaralı ekinde bulunan hesap ekstresine göre ticari münasebetin cari hesap kodu altında takip edildiği, davacı tarafından davaya konu edilen çeklerin tamamının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, çalındığı iddia edilen çeklerin kaydına rastlanılmadığı, bu hesabın dava konusu çeklerin kaydedilmesinden önce 44.251,86 TL borç bakiyesi verdiği, davalı kendi defterlerinde davacıdan 44.251,86 TL alacaklı durumda olduğu, dava konusu çeklerin kaydedilmesinden sonra ise bu hesabın 1.628,14 TL alacak bakiyesi verdiği, taraflar arasında ticari ilişkinin akabinde 31.12.2012 tarihi itibariyle bu hesabın 31.868,71 TL alacak bakiyesi verdiği, buna göre davacının kendi defterlerinde davalıya 31.868,71 TL borçlu durumda olduğunun görüldüğü, huzurdaki davada davalının iddiasının davacı tarafından davaya konu edilen çeklerin daha önceden davacıya yapılan mal satışlarının karşılığı olduğu, ...'ın sadece mal almaya yetkili olduğu, ödeme almaya ise yetkili olmadığı, ayrıca davacının çekleri ...' a teslim edildiğini ispatlamasının gerektiği yönünde olduğunun görüldüğü, davalı çalışanı ...'ın çaldığı iddia edilen çeklerin raporun 4.maddesinde belirtildiği gibi olduğu, altında ...'ın adı ve imzasının bulunduğu, 06/09/2012 tarihli belgede ...'ın “ nakit ve çek olarak aldığı tutarlardan ...'ya ait olan kısmının 45,00000. TL olduğu...” yönünde beyanlarının mevcut olduğu, davalının asıl iddiasının, davacı tarafından davaya konu edilen çeklerin, daha önceden 09/03/2012 tarihinde davacıya yapılan 44.453,20 TL tutarındaki mal satışının karşılığı olduğu, ...'ın, sadece mal almaya yetkili olduğu, ödeme almaya ise yetkili olmadığı, ayrıca davacının, çeklerin ...'a teslim edildiğini ispatlamasının gerektiği yönünde olduğu, davalının bu iddialarına ilişkin detaylı incelememizin raporun 5. maddesinde belirtildiği gibi olduğu, dava dışı ... Tic. Ltd. Şt. tarafından ... San.A.Ş.'ye yapılan ödeme belgelerinin ve teslim edilen çekin altındaki teslim alan kısımlarında davalı çalışanı ...'ın adının ve imzasının mevcut olduğu, bu durumda ...'ın davalı bünyesinde çalıştığı dönemlerde ödeme almaya yetkili olduğunun anlaşıldığı, buna göre davacı iddialarının ve huzurdaki davanın mahkemenin kabulü halinde, davacı tarafından davalıya verilen davaya konu edilen toplamda 45.800,00 TL tutarındaki çekler yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; raporun denetime elverişli olmadığını, defterlerin bilirkişiye teslim edildiğini, davacı firmanın dava dışı şirketten işlenmek üzere belirli aralıklarla ham kağıt malzemesi satın aldığını, davacının mal almak için şirket çalışanı ...'a davaya konu edilmemiş bazı çekler verdiğini iddia ettiğini, çalışan ...'ın satış elemanı olarak mal satmaya yetkiliyken ödemeye yetkili olmadığını, dava dışı ... San.ve AŞ şirketinin ticari defterlerinde dava konusu çeklerin müvekkili şirkete teslim edildiğine dair kayıt bulunmadığını, ayrıca müvekkili bünyesinde çalışmış olan dava dışı ...'ın yargılandığını, mahkumiyet kararını, emsal mahkeme raporlarını dosyaya sunduklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ...'ın yapmış olduğu işlemlerini müvekkilini bağlamayacağını iddia ederek, yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna ve dosya kapsamına göre, mal teslimi yönünden ispat yükü kendisinde olan davalı şirketin mal teslimi yaptığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava, avans olarak verilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Çekin şartlarından da anlaşıldığı üzere kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Diğer taraftan peşin satışta mal ve bedel aynı anda ödenir. 6098 sayılı TBK'nın 207. maddesine göre asıl olan peşin satıştır. Bir başka anlatımla alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir. Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı olan alacaklıdadır. Ancak bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır. örneğin; somut olayda olduğu üzere menfi tespit davasında davaya konu kambiyo senedinin bedelsizliğini ileri süren davacı olan borçlunun bu iddiasını ispat ile mükelleftir. Somut olayda, davacı davalının taahhüt etmiş olduğu malları teslim etmeyerek daha önceki ticari ilişki kapsamında verilen çeklerin dava dışı davalı şirket çalışanı tarafından çalınması nedeniyle dava konusu çeklerin çalınan çekler yerine ödeme olarak kabul edildiğini, söz konusu kabulün yerinde olmadığını, çeklerin çalınmasında kendilerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını iddia etmiştir. Davalı ticari defterlerinde dava konusu çeklerin kayıtlı olduğu, çalındığı iddia edilen çeklerin ise kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Dosya içerisine ibraz edilen dava dışı şirket çalışanının yargılandığı ceza mahkeme kararı, yukarıda yer verilen davalı şirketin dava dışı çalışana ilişkin yetkilendirme yazıları, dava dışı şirket çalışanının çek teslimine ilişkin örnek bilgi ve belgeleri dikkate alındığında, davalının dava dışı çalışanın şirket adına teslim yetkisinin olmadığına dair savunmasının yerinde olmadığı, dava dışı çalışanın teslim yetkininin olduğu sonucuna varılmıştır. Aksinin kabulü halinde dahi TBK'nın 46. maddesi gereğince yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemler davalı şirket tarafından onanmış olduğundan davalı şirketi bağlayacaktır. Davalı şirket, davacının teslim ettiği ve ticari defter kayıtlarında yer alan çek karşılığı olarak davacı tarafa mal teslim etmiş olduğunu ispat edememiştir. TBK'nın 207.maddesi gereğince asıl olan peşin satış olduğundan söz konusu çeklerin daha önceki alım satım ilişkisine dair olduğuna yönelik savunması da yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça, ödeme vasıtası olarak teslim edilen çeklerin avans olarak verilmesine rağmen malın teslim edilmediği iddia edilmiştir. Bu durumda, ispat yükü yer değiştirmiş ve somut olayda edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden bu karinenin aksinin ispat külfetide davalıya geçmiştir. Menfi tespit davasında, davacı malların tesliminden önce avans olarak çeklerin verildiğini, malın teslim edilmediğini ve senedin bedelsizliğini usul hükümleri gereğince yazılı delille ispat etmiştir. Bu sebeplerle davalının buna yönelik aksine iddiaları yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.350,55 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.09.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32