SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1062

Karar No

2024/1148

Karar Tarihi

17 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1062

KARAR NO: 2024/1148

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: İhtiyati tedbire itirazın reddine dair 16.05.2024 tarihli ara karar.

NUMARASI: 2024/128 E.

DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında verilen ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen ara karara karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 09.07.2009 ve aile şirketi olan davalı şirkette müvekkilinin %40, ...'ın %40, ...'ın %20 oranında paydaş olduğunu, müvekkilinin kuruluşundan beri şirket müdürlüğü görevini üstlendiğini, ancak karı-koca olan diğer ortakların işbirliği yaparak müvekkilinin ve şirketin ekonomik menfaatine aykırı eylemlerde bulunduklarını, münferit imza yetkilerini kötüye kullanarak şirket hesabından 25 milyon TL para çektiklerini, genel kurul kararı ile örtülü sermaye aktarımı niteliğinde ücret ve prim belirlendiğini, şirketin özkaynaklarının 7.500.000 TL olduğu göz önünde alındığında belirlenen ücretin fahiş olduğunun anlaşılacağını, 16.02.2024 tarihli genel kurulda haklı bir sebep olmaksızın müvekkilinin müdürlük görevinden azledilerek diğer iki ortağın müdür olarak seçildiklerini, gündemin 4.maddesi bakımından müvekkilinin azlinin gündeme bağlılık ilkesi ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, azil hususunda gündemde madde bulunmadığını, gündeme madde eklenmesi prosedürüne aykırı davranıldığını, kaldı ki azil için haklı bir neden bulunmadığını, TTK'nın 629/1.maddesindeki temsil düzenlemesi dışında herhangi bir ana sözleşme düzenlemesi bulunmadığını, müvekkilinin daha önce münferit yetkide olduğunu, ana sözleşmede kaynağının bulunmaması nedeniyle ...'ın münferiden temsil yetkisinin bulunmadığını, gündemin 5.maddesi bakımından, alınan kararla bir kısım ortaklara örtülü sermaye artırımı yapıldığı, takdir edilen ücret ve primin yasa veya iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, belirlenen miktarlarda herhangi bir ölçü bulunmadığını, alınan kararın kişisel nitelikte bir işleme ilişkin olması nedeniyle TTK'nın 436.maddesi kapsamında oydan yoksunluk halinin bulunduğu ileri sürerek, genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine veya iptaline ve 4 ve 5.maddelerinin yürütmesinin geri bırakılmasına, bunun mümkün olmaması halinde şirketten çekilen yüksek miktarda paralar ve genel kurulda alınan hukuka aykırı kararlar nedeniyle zarar oluşmaması için şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin ...'ın şahıs şirketi olarak yaptığı faaliyetlerin kurumsallaştırılması için kurulduğunu, davacının sonradan ortak yapıldığını, şirketin işleyişi ile ilgili davacının aktif bir çalışmasının bulunmadığını, genel kurulda müdürler kurulu üyelerinin seçimi ve huzur hakkı ile prim belirlenmesinin gündemde olduğunu, davacının şirketin tescilinden 01.07.2022 tarihine kadar münferiden bu tarihten sonra diğer ortaklarla birlikte ve her bir ortağın münferiden yetkili olarak görevlendirildiğini, genel kurul kararlarının usulüne uygun olduğunu, davacının yönetime seçilmemesi nedeniyle dava açtığını, çoğunluk ilkesi gereğince ortakların aldığı kararla davacının müdür seçilmemesinin yasaya aykırı bir yönünün bulunmadığını, genel kurul tarihine kadar davacının ilgili/ilgisiz kişilere bir çok ihtarname gönderdiğini, dava dilekçesindeki açıklamaların aksine ...'a gönderilen ödemelerin davacının bilgisi dahilinde Ercan'a verilen borçlardan ibaret olduğunu, bu borcun da 20.03.2024 tarihinde şirkete iade edildiğini, paraların gönderildiği dönemde davacının müdürlük görevinin devam ettiğini, bu dönemde yapılan ödemelerin faizi ile birlikte iade edilmesi nedeniyle iptal sebebi bulunmadığını ileri sürülen hiçbir sebebin ispat edilemediğini, kar eden şirketin dava nedeniyle zarar etme ihtimalinin bulunduğunu, tedbir sebebi hususunda yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, davacının olumsuz tutumları ve usulsüz para çekmesi nedeniyle azledildiğini savunarak, dava ve tedbir talebinin reddini istemiştir.İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 01.04.2024 tarihli ara kararıyla; "...Mahkememizce davalı şirketin en son yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın görüşleri 26/03/2024 havale tarihli dilekçe ile alınmıştır.Şirket esas sözleşmesinin 8-9 maddeleri , ilan olunan gündem , yapılan toplantıda gündeme ilişkin olarak alınan görüşme kararları incelendiğinde; 4 numaralı kararda; 16/05/2022 tarihli genel kurulda süresiz olarak şirket müdürlüğüne seçilen ve diğer ortaklar ile birlikte temsil yetkisi verilen davacı ortak ... ın müdürlükten azli, yapılan yeni seçimde yalnızca azınlık pay sahibi ortak ... a münferiden temsil yetkisi verilmesi, diğer ortak ... a münferiden temsil yetkisi verilmemesi, 5 numaralı kararda; şirket müdürü olarak seçilen ortaklar lehine eşitlik ilkesini bozabilecek karın %1 i oranında prim kararı alınması, Sebebiyle gecikme halinde ciddi bir zararın doğacağı, davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı, takdir edilmiş, davacının TTK 449. maddesi gereğince dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılması istemi kabul edilmiştir. TTK 449 maddesi gereğince tedbir uygulandığından, davalı tarafça yapılan teminat itirazında TTK 448/3 gereğince muhtemel zararlara karşılık davacı tarafından mahkememiz dosyasına 200.000 TL teminatın nakden veya teminat mektubu ile depo edilmesine karar verilmiştir.Yapılan incelemeler neticesinde şirket yetkilileri arasında ortak hareket gerçekleşmediğinden, 4 numaralı şirket müdürlerinin seçimine ilişkin kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verildiğinden, yönetim boşluğu olmaması ve yargılama süresince davalı şirketin menfaatlerinin korunması bakımından gerekli önlemlerin alınması gerektiği anlaşılmıştır. Davalı şirkete bu nedenle yönetim kayyımı olarak YMM bağımsız denetçi ...'ın atanmasına..." gerekçesiyle TTK'nın 449. maddesine göre gündemin 4 ve 5 numaralı kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına, muhtemel zararlara karşılık 200.000 TL teminat alınmasına, davalı şirketin organ boşluğu oluşmaması için yönetim kayyımı atanmasına, kayım için aylık 20.000 TL ücret takdirine, karar verilmiştir.Bu ihtiyati tedbir kararına, HMK'nın 394. maddesi uyarınca davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.Davalı vekili, ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için HMK'nın 389 vd. maddelerindeki şartların sağlanması gerektiğini, talebin esas bakımından yerinde olmadığı gibi şirketin ticari itibarına zarar verecek nitelikte olduğunu, ihtiyati tedbir verilmemesi halinde mevcut durumda meydana gelecek değişim nedeniyle önemli bir zarar oluşacağını ve ihtiyati tedbir sebeplerinin bulunduğunu yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığını, soyut ve afaki iddialarla ihtiyati tedbir talep edildiğini, uyuşmazlığın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, kayyım atanması kararının genel kurul kararlarının iptali davasının konusu olmadığını, genel kurulca usulüne uygun seçilen yöneticilerin bulunması nedeniyle organ boşluğundan söz edilemeyeceğini, şirketin yönetiminin kayyıma devredilmesinin olağanüstü bir durum olması nedeniyle önemli bir sebebinin bulunması gerektiğini, mahkemece sadece şirketin organsız kalması nedeniyle kayyım atandığını, oysa bu boşluğun başka bir şekilde doldurulup doldurulmadığının araştırılması gerektiğini, şirketin olağan genel kurul toplantısı ile yeniden yönetim kurulu oluşturulabileceğini belirterek, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU ARA KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 16.05.2024 tarihli ara kararıyla; "...TTK 449 maddesi gereğince tedbir uygulandığından, davalı tarafça yapılan teminat itirazında TTK 448/3 gereğince muhtemel zararlara karşılık davacı tarafından mahkememiz dosyasına 200.000-TL teminatın nakden veya teminat mektubu ile depo edilmesine karar verilmiştir.Davalı taraf teminat miktarına itiraz etmiş ise de alınan teminatın şirketin esas sermayesi ile uyumlu olduğu görülmüş, itiraz yerinde bulunmamıştır. Mahkememizce şirket yetkilileri arasında ortak hareket gerçekleşmediğinden, 4 numaralı şirket müdürlerinin seçimine ilişkin kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verildiğinden, yönetim boşluğu olmaması ve yargılama süresince davalı şirketin menfaatlerinin korunması bakımından gerekli önlemlerin alınması gerektiği anlaşılmıştır. Davalı şirkete bu nedenle yönetim kayyımı olarak YMM bağımsız denetçi ...'ın atanmasına karar vermek gerekmiştir. Davalı şirkette fer i müdahillerin yönetim yetkisi tedbiren durdurulduğundan yönetim kayyımı atanmadığı takdirde şirket temsil edilemez olup yönetim boşluğu doğacaktır. Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının kanuna uygun olarak verildiği, kararda usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığı, davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının HMK 389 md. ve devamı maddeleri karşısında yerinde olmadığı..." gerekçesiyle tedbire ve teminata yönelik itirazın reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde;İhtiyati tedbirin hukuka aykırı olduğunu, ileri sürülen iptal sebeplerinin ispat edilemediğini, yaklaşık ispat koşulu sağlanmadan ihtiyati tedbir kararının verilemeyeceğini, daha önce şirket müdürü olan davacının kötü yönetim nedeniyle genel kurulda görevden alınarak yeni müdürler seçildiğini, dava dilekçesinde belirtilen eylemlerin davacının da müdür olduğu dönemde gerçekleştiğini, ...'a davacının bilgisi dahilinde borç olarak gönderilen paraların kısa süre içerisinde faizi ile birlikte iade edildiğini, şirketin bu işlemden karlı çıktığını, genel kurulun her zaman müdürleri görevden alabileceğini, bunun için gündeme madde ilavesine gerek bulunmadığını, genel kurulda da ... vekilinin davacının eylemleri nedeniyle azlini talep etmesi nedeniyle bu hususun görüşülerek karara bağlandığını, davacının şirket faaliyetlerini sekteye uğrattığını, haksız şekilde ve ilgisi kişilere ihtarname göndererek diğer ortaklar üzerinde baskı oluşturduğunu, genel kurulun yönetim yapısının yeniden düzenlenmesi için yapıldığını, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin ibarenin doğal olarak azli de içerdiğini, yeni bir müdür seçilmesi halinde doğal olarak önceki müdürün görevinin görevine son verileceğini, şirketin hali hazırda çift imzayla temsil edildiğini ve buna ilişkin itirazın haksız olduğunu, gündemin 5. maddesinde alınan kararın yasaya uygun olduğunu, genel kurulun şirketin mali yapısına uygun şekilde yönetim kuruluna ücret belirlediğini, prim ödenmesi için ana sözleşmede madde bulunmasına gerek bulunmadığını, genel kurul kararının iptal edildiği bir davada yönetim kayyımı atanmasına gerek bulunmadığını, şirketin organsız kalmaması nedeniyle kayyım atanma koşullarının oluşmadığını, kaldı ki şirketin olağan genel kurul toplantısı yapılarak yeni yönetim organının oluşturulabileceğinin değerlendirilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin, itirazın reddine dair ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, bu ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Fer'i Müdahiller ... ile ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde benzer beyanlarla ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalı şirketin 16.02.2024 tarihli genel kurulunda alınan 4 ve 5 numaralı kararların butlanının tespiti, olmadığı takdirde TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali taleplerine; istinaf başvurusu ise dava konusu genel kurulunun 4 ve 5 numaralı kararlarının yürütmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması ve kayyım atanması yönünde mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına davacı tarafın itirazının reddi ara kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile iptali istenilen maddelerin yürütmesinin durdurulmasına ve bununla bağlantılı olarak organsız kalan şirkete yönetim kayyımı atanmasına dair ara karar verilmiş; davalı vekilinin bu ara karara yönelik itirazının reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin 16.05.2024 tarihli ara kararına karşı, davalı ve feri müdahiller vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü; aynı Kanun'un 390/3. maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir.Buna göre, genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun, davacı tarafça yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesiyle ihtiyati tedbir talep edilmiştir. Dava dilekçesinde, şirketin 16.02.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 nolu yönetim kurulu üyesinin azli ve yeni yönetim kurulunun belirlenmesi ile 5 nolu yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine aylık 150.000 TL net ücret ile şirketin cirosunun % 1'i oranında prim ödenmesine ilişkin kararların iptali talep edilmiştir.Davacı vekili, ihtiyati tedbir talebini, genel olarak, gündemle bağlılık ilkesine aykırı şekilde müdürün azledildiği, yeni müdürlerin temsilinin düzenlenmesinde ana sözleşmeye uygun davranılmadığı, beşinci maddenin dürüstlük kuralına aykırı ve örtülü kâr transferi niteliğinde olduğu iddialarına dayandırmıştır.TTK'nın 622. maddesi gereğince limited şirket genel kurul kararlarının iptali davasında anonim şirketin genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır. Davalı şirket üç ortaklı olup, davacı % 40 oranında pay sahibidir. 15.07.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen şirket ana sözleşmesinin 8. maddesine göre, şirket işleri ve muameleleri ortaklar kurulu tarafından seçilecek bir veya birkaç müdür tarafından yürütülür. İlk beş yıl şirket ortaklarından ... şirket müdürü olarak seçilmiştir. 9. maddede ise müdürün beş yıl süreyle şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu belirtilmiştir. Bu süre dolduktan sonra, şirketin diğer iki ortağının da şirket müdürü olarak atandığı ve tüm müdürlere münferiden temsil yetkisinin verildiği anlaşılmaktadır. İptali talep edilen 16.02.2024 tarihli genel kurul çağrısında müdürler kurulu üyelerinin seçimi ve ücretleri ile ikramiye ve prim haklarının belirlenmesi gündemiyle toplantıya çağrı yapılmıştır. TTK'nın 413/2. maddesine göre, gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz. Ancak TTK'nın 630. maddesine göre, genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. Yeni TTK sisteminde, bir müdür ana sözleşme ile atansa dahi genel kurul kararıyla müdürlük görevi sona erdirilebilir. Kanun bu düzenlemesi, sermaye şirketlerinde geçerli olan çoğunluk ilkesinin bir sonucudur. Müdürlerin değiştirilmesi ve yeni müdür atanması konusundaki kararlar için Kanun özel bir nisap öngörmediğinden, bu tür kararların, TTK'nın 630.maddesinde öngörülen nisapla alınması yeterlidir. Ayrıca, çağrıda yer alan gündemde müdür seçimi maddesinin, mevcut müdürlerin değiştirilmesini de kapsayıp kapsamadığı konusu mahkemece tartışılmamıştır. İlk derece mahkemesi, ana sözleşmenin 8. ve 9. maddelerine atıf yapılmış ise de mahkeme gerekçesinde bu konuda yeterli bir açıklama yer almamaktadır. Dairemizce anılan ana sözleşme maddeleri incelenmiştir.Bu hukuki açıklamalara göre, genel kurulun şirket yöneticilerini değiştirme ve yeni yönetici atama ve bunların temsil durumlarını düzenleme yetkisi mevcut olup davadaki geçici hukuki koruma taleplerinin buna göre değerlendirilmesi gerekir. Buna göre, somut olayda genel kurulun 4. maddesiyle alınan kararın butlanı ya da iptali talebi bakımından, ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispatın bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesince gündemin 4. maddesiyle alınan tedbir kararına itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş ve bu maddeye yönelik istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Yönetici seçimine dair 4. madde bakımından ihtiyati tedbir kararı kaldırıldığında, artık şirketin organsız kalacağından da söz edilemeyeceğinden, kayyım atanmasına dair ilk derece mahkemesi kararının da gerekçesi ortadan kalkmaktadır.İlk derece mahkemesince genel kurul gündeminin 5. maddesiyle alınan karar yönünden ihtiyati tedbir kararı verildiği tarih itibariyle, şirketin mali yapısına ilişkin herhangi bi somut veri mevcut değildir. Soyut olarak, genel kurulca takdir edilen huzur hakkı ve primin fahiş olduğu ve örtülü kâr transferi niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de bu iddia bakımından, ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispatın gerçekleştiğinden söz edilemez. Müdürler için takdir edilen ücretin ve pirimin fahiş olup olmadığı, şirket kayıtları üzerinde yapılacak inceleme sonucunda ve piyasada benzer şirketler için ödenen ücret ve primler uzman bilirkişi tarafından değerlendirilerek belirlenebilecek teknik bir husustur. Tedbir kararının verildiği tarih itibariyle, böyle bir teknik tespit bulunmadığından, yaklaşık ispat koşulunun bu madde bakımından da gerçekleştiğinden söz edilemez. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, 5. madde hakkında verilen ihtiyati tedbire itirazın da kabulüne karar verilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi, usule ve yasaya aykırı bulunmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Dairemizce yapılan değerlendirme sonucu yukarıda belirtilen gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2.ve 394/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararı verildiği tarihte ve bu tedbire yönelik itirazın değerlendirildiği tarihte, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulunun gerkeçleşmediği kanaatine varıldığından, davalının ve feri müdahillerin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verdiği 16.05.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına, davalı vekilinin 01.04.2024 tarihli ihtiyati tedbire yönelik itirazı hakkında dairemizce karar verilmesine ve neticede itirazın kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HMK'nın 353/1.b.2 ve 394/son maddeleri uyarınca davalı ve feri müdahiller vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verdiği 16.05.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-HMK'nın 394/4. maddesi uyarınca, davalı ve feri müdahiller vekilinin ihtiyati tedbire vaki itirazları haklı görüldüğünden ihtiyati tedbire itirazlarının kabulüne, ilk derece mahkemesinin 01.04.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, 2-Davalı ve feri müdahiller tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; davalı ve feri müdahiller tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,3-Davalı ve feri müdahiller tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2.ve 394/son maddeleri uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 17.07.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınŞirketKararınınİptali(Genelözetisavunmalarınınkararistinafİstemli)dereceistanbulgerekçesebeplerimahkemesininincelemeKurulkararınınTicariileriistinafatarihiiddia

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim