Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/1055
2024/1121
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1055
KARAR NO: 2024/1121
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22.03.2024 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2023/709 Esas
DAVA: Genel Kural Kararlarının İptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespiti, aksi halde iptalleri davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2022 mali yılı yıllık faaliyet raporu ve bağlılık raporunun kanuna aykırı olarak düzenlenmiş olduğunu, finansal tabloların yönetim kurulu üyelerinin gerçekleştirdiği hukuka aykırı işlemler dolayısıyla gerçeği yansıtmamaları ve dürüst hesap verme ilkelerine aykırı hazırlanmış olmasına rağmen bilanço ve kâr/zarar hesaplarının müvekkillerinin ret oyu ve muhalefet şerhine karşın çoğunlukça onaylanmış olan gündemin 3’üncü maddesinin iptalinin gerekmekte olduğunu, davalı şirketin bağlılık raporundan ...’ya 4.527.040 ABD Doları (84.647.952 TL) borcu bulunduğunu ve 8.245.421 TL faiz ödendiğinin görüldüğünü, teknik iflastaki ...’nın böyle bir borcu verecek finansal gücü nasıl bulduğu da tartışmalı olduğunu, ...’nın da ...’den 15.900.000 ABD doları ve 14.750.000 TL borç aldığının anlaşıldığını, davalı şirketin açıklamalarına göre ise 16.605.000 ABD Doları borç aldığı ve borca 2020 yılında 2.700.000 ABD Doları, 2021 yılında 6.350.000 ABD Doları ve 2022 yılında 3.027.960 ABD Doları geri ödeme yapıldığını, böylelikle 2022 yıl sonunda borcun 4.527.040 ABD Dolarına (karşılığı 84.647.952 TL) gerilediği anlaşılmakta olduğunu, ...’nin de böyle bir geliri olmadığını, ...’ya borç verdiği miktarın tamamını ..., bakiyesini de ...’ın yönetiminde bulunduğu şirketlerden aldığı anlaşılmakta olduğunu, ancak ...’ın neden doğrudan davalı Şirket’e borç vermek yerine böyle bir yapıyı öngördüğü anlaşılamamakta olduğunu, ilişkili taraf olan ... ’ye verildiği belirtilen 14.358.246 TL’lik danışmanlığın kapsamının, karşılıklı edimlerin neler olduğunun, bu işten ne kadar kar elde edildiğinin, bu hususların da finansal tablolarda ve bağlılık raporunda yer alması gerekirken yer almamış olduğundan dolayı finansal tabloların yine şeffaf olduğundan söz etmek mümkün olmadığını, bu belirsiz hizmetlerin 2022 mali yılında da değişmediğini, ...’in 2022 mali yılı bağlılık raporuna göre de aynı mahiyetteki hizmetleri toplam 7 şirkete verirken, davalı şirketten elde ettiği gelir, tüm şirketlerden elde ettiği gelirin %20,20’sini oluşturmakta olduğunu, ...hizmet verdiği belirtilen şirketlerin tamamının ... ’ın hakim durumda pay sahibi ve yönetim kurulu başkanlığınının yürüttüğü şirketler olduğunu, bu hizmetlerin alınıp alınmadığı belirsiz olduğunu, faturalandırması da yıl başında ... tarafından oluşturulan bütçenin tüm şirketlere paylaştırılması ile oluşmakta olduğunu, ancak hizmetlerin alınıp alınmadığına bağlı bir değişiklik göstermemekte olduğunu, ...’den alındığı belirtilen hizmetlerdeki belirsizliğin davalı Şirket’in, müvekkili tarafından yöneltilen basit soruları dahi cevaplamaktan kaçındığını, ... ve ... ’ye usulsüz ödeme yapıldığı kanaatini vermekte olduğunu, davalı şirketin almadığı hizmetler için düzenlenen faturaları kabul etmesi ve bedellerini itirazsız ödemesi, hukuken yanlış olduğu gibi Vergi Usul Kanunu’nun 359.maddesi (b) fıkrası uyarınca da suç teşkil ettiğini, TFRS’ye göre kar edilmiş görünmesine rağmen kar dağıtımı yapılmamasının gerekçesi olarak VUK’a göre hazırlanan finansal tablolarda zarar edildiğinin belirtilmesine rağmen, davalı şirketin 2021 mali yılında olduğu gibi 2022 mali yılına ilişkin olarak yalnızca bağımsız denetimden geçen finansal tabloları pay sahipleri ile paylaşılmış olduğunu, Vergi Usul Kanunu uyarınca hazırlanmış finansal tabloların da paylaşılması istenmesine karşın, davalı Şirket, böyle bir yükümlülüğü olmadığını iddia ettiğini, TTK’nın 437 nci maddesi uyarınca davalı şirketin her türlü finansal tabloyu dürüstlük kuralı çerçevesinde pay sahipleri ile paylaşması gerekirken ve anılan maddede bağımsız denetimden geçen tablolar varsa yalnız bunlar incelemeye sunulacağını, diğerleri sunulmayacağı gibi bir ibare bulunmamaması, davalı Şirket kasten pay sahiplerinden VUK’a göre hazırlanan finansal tabloları gizleyerek pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarını ihlal etmiş ve iradelerini sakatladığını, şirketin uzun zamandır ifade ettiği ve savunmalarına dayanak yaptığı üzere şirketler topluluğuna dahil olduğu savunması dikkate alındığında dahi, 2022 mali yılına ait bağlılık raporu, TTK’nın 199 uncu maddesinde öngörülen şartları taşımamakta olduğunu, aksine şirketler arasındaki hakimiyet-bağlılık ilişkisi ve bunların, hâkim teşebbüsün yönlendirmesiyle yaptığı işlemler takip edilememekte olduğunu, davalı şirketin yapmış olduğu işlemlerin ve almış-kaçınmış olduğu önlemler nedeniyle bir kaybının ve/veya zararının olup olmadığı ve var ise bu kaybın aynı mali yıl içinde denkleştirilip denkleştirilmediği, zararın ise karşılanıp karşılanmadığını, karşılanmamış ise nedenleri vb hiçbir şekilde anlaşılamamakta olduğunu, bu hususun bağlılık raporunun sonuç bölümünün yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunda da yer alması gerekliliği nedeniyle 2022 mali yılı yıllık faaliyet raporunu da TTK’nın 516 ncı maddesi uyarınca dürüst resim ilkesine aykırı kılmakta olduğunu, Yargıtay da, TTK’nın 515 inci maddesi uyarınca dürüst resim ilkesine aykırı finansal tabloların onayı kararının iptaline hükmetmekte olduuğunu, ... ’ın, şirketin hem sermayesinin % 70’ine sahip pay sahibi olduğunu, hem de yönetim kurulu üyesi olmasının yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasında TTK’nın 436 ncı maddesinin 2 nci fıkrasına aykırı olarak oydan yoksun olduğu halde oy kullanmış olmasının, bu oylar olmasaydı 2021 mali yılında görev yapmış yönetim kurulu üyelerinden ... İnşaat ibra edilemeyecekken, TTK’nın 436 ncı maddesine aykırı olarak kullanılan oylar sayesinde oy çokluğuyla ibra edilmiş olmasının hatalı olduğunu, 4’üncü gündem maddesi kapsamında verilen ibra kararının iptali gerektiğini, yapılan oylamanın kanuna aykırı olduğunu, ... ’ın oydan yoksun olduğu halde kullandığı oylar sonuca etki ettiğini, eğer ..., ilgili ibra oylamalarına katılmamış olsa idi, ... İnşaat’ın ibrası 440.790 ret oyuna karşılık 0 (sıfır) kabul oyu ile reddedilmiş olacağını, bu nedenlerle anılan ibra kararının iptali gerekmekte olduğunu, 31 Temmuz 2023 GK Toplantısı’nın 5 inci gündem maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396’ncı maddeleri kapsamında şirketle işlem yapma ve şirketle rekabet izni verilmesine ilişkin izinlerin verilmesi oylamasında TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak oydan yoksun olanlar oy kullanmış olduğunu ve ilgili maddenin de iptalinin gerekmekte olduğunu, 31 Temmuz 2023 GK Toplantısı’nın 5 inci gündem maddesinin görüşüldüğü esnada, yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ... ’a TTK’nın 395 ve 396 ncı maddeleri gereği izin verilmesi oylamasında ... hem kendisi, hem de kendisinin hâkimiyeti altındaki sermaye şirketi olan ...k İnşaat’ın izin oylamalarında oy kullanmak suretiyle ilgili kararın alındığını, TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca kendisi ve hâkimiyeti altındaki sermaye şirketlerine ilişkin oylamada oydan yoksun olduğu halde oy kullanması kanuna aykırı olduğunu, ... bu oylamada oy kullanmamış olduğunu, oylama 440.790 adet ret oyuna karşılık 0 (sıfır) kabul oyu sonucu reddedilmiş olacağını, dolayısıyla bu kararın da iptal edilmesi gerekmekte olduğunu, 31 Temmuz 2023 GK Toplantısı’nda alınan (3) sayılı kararın, (4) sayılı kararın ... ’ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının ve (5) sayılı kararın TTK’nın 449 uncu ve HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca yürütmelerinin geri bırakılmasına, ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun veya butlanının tespitine, aksi takdirde anılan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...A.Ş.nin (“ ...”) 2022 yılı olağan genel kurul toplantısı ilk olarak 31.03.2023 tarihinde yapıldığını, bilanço ile kar-zarar hesaplarının hazırlanmasında, müvekkilinin de dahil olmak üzere ortakların bilgilendirilmesinde TTK 445.madde kapsamında dürüstlük ilkesine aykırı hareket edilmiş, inceleme hakkı kullandırılmadığını, Yargıtay kararında “…çoğunluğun şirketi yönetirken azınlık haklarının ve dengesinin korunmasının bir zorunluluk olduğu, çoğunluğun almış olduğu kararlardan azınlığı ezecek ve hakların bertaraf edecek şekilde kararlar almaması gerektiği, çoğunluğun haklarını kullanırken Türk Medeni Kanun'un 2. maddesi gereğince dürüstlük ve iyiniyet kurallarına göre hareket etmesi gerektiği…” belirtildiğini, 2022 yılı finansal tabloları, açıklayıcı bilgi, belge talep edilmesine rağmen talepler karşılanmadan oylanarak oy çokluğu ile kabul edildiğini, dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde bilgi alma hakkı engellenerek alınan 3 no.lu gündem maddesi kararının iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, finansal tablolar dürüst resim ilkesine uygun olarak hazırlanmamış olduğunu, dava konusu genel kurulda davalı şirketin malvarlığı ve özkaynakları finansal tablolarda doğru gösterilmemiş, Şirketin bütün yükümlülükleri yansıtılmadığını, finansal tabloların tam tam, anlaşılabilir, şeffaf olmadığını, şirketin mali durumunun resmini dürüst bir şekilde vermemekte olduğunu, davalı şirketin genel yönetim giderlerinin 2021 yılında (personel giderleri dahil) 34.469.106.-TL (otuzdörtmilyondörtyüzaltmışdokuzbinyüzaltı TL) iken 2022 yılında yaklaşık 3 kat artarak 100.072.301.-TL’ye (yüzmilyonyetmişikibinüçyüzbir TL) çıktığını, davalı şirket personelinin başka şirketlere de hizmet vermekte ve bunların maliyeti davalı şirkete yüklenmekte olduğunu, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/347E. ve 2020/557K. sayılı kararı ile 06.01.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararına aykırı olarak yöneticilere ödeme yapılmakta olduğunu, 2022 yılı içinde yapıldığı belirtilen 137.620.881.-TL(yüzotuzyedimilyonaltıyüzyirmibinsekizyüzseksenbir TL) tutarındaki yatırım hakkında yeterli açıklama yapılmadığını, ...Yapı’ya olan borcun ödenmemesi ve borç ödeme sırası hakkında yeterli açıklama yapılmamış olduğunu, ... A.Ş.’ne 7.741.427-TL (yedimilyonyediyüzkırkbirbindörtyüzyirmiyedi TL) tutarında, içerisinde ofis alanı kira bedeli, bina yönetim hizmet bedeli ve danışmanlık hizmet bedeli ödenmiş olduğunu, danışmanlık hizmet bedelinin nasıl fiyatlandırıldığı hususunda tatmin edici bilgi verilmemiş olduğunu, davalı şirketin aynı alanda faaliyet gösterdiği ... A.Ş.’ye hayatın olağan akışına aykırı biçimde “danışmanlık hizmet bedeli” adı altında 6.990.131.-TL(altımilyondokuzyüzdoksanbinyüzotuzbir TL) fahiş ödeme yapıldığını, yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrası kararının” TTK m. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptali hakkında davalı şirketin yönetim kurulu, şirketi kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olarak yönetmekte olduğunu, yönetim kurulu tarafından davalı şirketin menfaatlerine aykırı birçok karar alınmış olduğunu, yapılan işlemlerin detayları müvekkili davacı ve diğer ortaktan gizlenmiş olduğunu, ısrarlı taleplere rağmen açıklanmaktan imtina edilmiş olduğunu, TTK 436/2 maddesinde açık bir şekilde şirket yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında kendi paylarından doğan haklarını kullanamayacakları, yani oy kullanamayacakları belirtilmekte olduğunu, oydan yoksunluğun sadece yönetim kurulu üyesinin kendi ibra oylaması ile sınırlanmamış olduğunu , yönetim kurulunun diğer üyelerinin ibra oylamasında da kendi payından doğan hakkını kullanamayacağı açıkça belirtilmiş olduğunu, nitekim davalı şirket yönetim kurulu başkanı ..., (440.790) adet red oyu ile ibra edilmemiş olduğunu, yüzlerce emsal karardan örnek olarak vermiş olunan Yargıtay kararlarından da TTK 436. Madde gereğince pay sahibi yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve diğer yöneticilerin ibra oylamasında paylarından doğan haklarını kullanamayacağını, geçmişte davalı şirket için verilen ibra kararının iptaline ilişkin olarak kanunun açık hükmüne ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına rağmen davalı şirket ısrarla kanuna aykırı ibra kararı almaya devam etmekte olduğunu, 05.05.2020 tarihli genel kurulda alınan ibra kararı İstanbul 11. ATM’nin 2020/318E. ve 2022/1115K. sayılı kararıyla, bu yasağa aykırı olması gerekçeyle iptal edildiğini, gündemin (5.) maddesi uyarınca “yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine, TTK ’nın 395. ve 396. maddeleri gereğince müsade edilmesine” itirazımız hakkında yönetim kurulu üyeleri, TTK 436. madde gereğince payları oranında oy hakkından yoksun olduğunu, yönetim kurulu üyelerine TTK nın 395 ve 396. maddelerindeki izinlerin verilmesi şirkete zarar vereceğini, bu husus mahkeme kararı ile sabit olduğunu, yapılan incelemelerin ve Mahkeme kararlarından yönetim kurulu üyelerinin 2022 yılı faaliyetleri için hazırladıkları faaliyet ve bağlılık raporu ile finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı, görevlerini suistimal ettikleri anlaşıldığını, yönetim kurulu üyelerine TTK.’nın 395. ve 396.maddeleri uyarınca izin verilir ise, davalı şirketin pay sahiplerinin paydaş oldukları diğer şirketlerde de benzer hukuki aykırılıkların gerçekleşmesi kaçınılmaz olacağını, davalı Şirketin erteleme nedeniyle 31.07.2023 tarihinde yapılan 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında müvekkilin tüm itiraz ve muhalefetine rağmen genel kurul tarafından, oy çokluğu ile alınan;gündemin (3). maddesi uyarınca, kanuna aykırı olarak düzenlenen 2022 yılı Şirket Bilançosu ve Kar/Zarar Hesaplarının oy çokluğu ile onaylanması kararının TTK. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline; gündemin (4). maddesi uyarınca, Yönetim kurulu üyelerinden...k İnşaat ve Ticaret A.Ş.’nin oy çokluğu ile ibrası kararının TTK m.445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline, gündemin (5). maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesinin oy çokluğu ile onaylanması kararının TTK. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline, iptalini talep edilen 31.07.2023 tarihli genel kurul Kararlarının TTK md. 449 gereğince yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 22.03.2024 tarihli ara kararıyla; "... Asıl ve birleşen davada davacının tedbire konu ilk talebi finansal tabloların, müzakere edilmesi, onaylanmasına ilişkin ise de bu noktada ve halihazırda şirketin kar/zarar hesaplarına dair finansal tabloların gerçeğe uygun olmadığı noktasında somut davada halihazırda bir tespit ve inceleme mahkememizce yapılmamıştır. Elbette ileride yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu durum ortaya çıkacaktır. Esasen görüşleri alınan yönetim kurulu üyeleri de şirketin kar ve zarar tabloların ve bilançosunun bağımsız denetçiler tarafından raporlanmış olduğunu bu noktada beyan etmektedir. Bu nedenle buna ilişkin yaklaşık ispat şartı henüz ve bu aşamada oluşmamıştır.Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin diğer tedbir taleplerinin ise, ... hariç diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısma ilişkin tedbir kararı verilmesine dönüktür. Bu noktada iptal istemine konu olan bu karar yönünden, talebe konu tedbir kararının verilmemesi durumunda telafisi imkansız veya zor halin ne şekilde oluşacağı noktasında yaklaşık ispata elverişli bir delil henüz bulunmamaktadır. O halde mahkememizce bu noktada tedbir kararı verebilmesi için somut sebep gösterilmesi ve yaklaşık ispat çerçevesinde gerekli delillerin somutlaştırılması gerekir. Halihazırda diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin karar aksi anlaşılmadığı müddetçe, alınması gereken bir karardır. Bu noktada ibraya dair alınmış kararın tedbiren durdurulmaması halinde telafisi imkansız ve zor bir durumun meydana geleceği noktasında yaklaşık ispat durumu mevcut olmadığı gibi mevcut kararın iptali durumunda ise yine hukuka aykırılığın düzeltilmesi mümkündür. Aynı zamanda asıl ve birleşen davada yönetim kurulu üyelerine TTK m.395 ve m.396 hükümleri çerçevesinde izin verilmesine dair kararın yürürlüğünün durdurulmasını gerektirir şekilde somut bir vakıa bulunmadığı gibi TTK m.395, m396 hükümleri çerçevesinde ve talep tarihi itibariyle yetki verilen üyelerin rekabet yasağı kapsamında veya işlem yapma yasağı kapsamında bir işlem yapmadıkları işlem için oylamanın dahi talep anında yapılmamış olduğu açıktır. Bu yönden dahi söz konusu kararın yürürlüğünün durdurulmaması halinde telafisi imkansız veya zor bir halin varlığı noktasında da yaklaşık ispat koşulu mevcut değildir. Kaldı ki genel olarak yargısal uygulama da bu yöndedir. (Mahkememizin 2020/681 E.sayılı kararı ile ilgili İstanbul BAM. 12.HD. 2020/505 e. 2020/453 K., İst. BAM 13. HD.2019/963 E., 2019/1023 K. Sayılı ilamları ve ilgili ilk derece mahkemesi ilamları) Hal böyle olunca gerek asıl davada gerek birleşen davada tedbire konu tüm talepler açısından ortak olarak ifade etmek gerekir ki genel kurul toplantısında alınan 3,4,5 numaralı maddelere yönelik hususlar ile ilgili halihazırda tedbir kararı verilmese de bu kararların ileride iptali söz konusu olduğunda hukuki olarak gereğinin yerine getirilebilmesi, bu çerçevede işlem tesis olunabilmesi mümkün olabilecektir.Esasen bu noktada her üç madde açısından da yaklaşık ispat koşulunun dahi gerçekleşmediği ve tedbir kararının verilmemesi durumunda telafisi imkansız veya zor bir durumun varlığı anlaşılamamaktadır.(Mahkememizin 2020/681 E.sayılı kararı ile ilgili İstanbul BAM. 12.HD. 2020/505 e. 2020/453 K., İst. BAM 12. 2022/771 E.2022/912 K.sayılı ilamları ve ilgili ilk derece mahkemesi ilamları) Bu arada belirtmek gerekir ki tedbir talebi mevcut dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve eki olan delillere göre değerlendirilmelidir. "İhtiyati tedbir talebinde bulunan talep ettiği hakkın varlığı ve bu hakkın varlığının tehlikede olduğu hususunda hakimde kuvvetli bir kanaat oluşturması hususunun ispatı gerektiği, ihtiyati tedbir talebinde bulunanın hakkını ve tedbir sebeplerini dilekçede belirtmiş olmasının yeterli olmayacağı" (İsmail Hakkı KARAFAKİH, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Usulü ve Esasları, Ankara, 1952, Sy.267; Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ, Medeni Yargılama Hukuku, Cilt 1-2, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, S. 58; Hakan ALBAYRAK, Medeni Usul ve İcra İflas Hukukunda Yaklaşık İspat, Ankara, 2013, S.192,193; Dr. Evrim ERİŞİR, Geçici Hukuki Korumanın Temelleri ve İhtiyati Tedbir Türleri, 2013,Sy.148; Prof. Dr. Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4. Cilt, İstanbul, S.4326; Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Hukuk Muhakemeleri Şerhi, Ankara, S.213; Prof. Dr. İlhan POSTACIOĞLU, Medeni Usul Hukuku Dersleri, İstanbul, 1975, S.488; Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ, İhtiyati Tedbirler, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, 1981,S.783); ayrıca belge sunması gerektiği, atıf yapılan eserlerde de belirtildiği üzere "ihtiyati tedbir talebinde bulunanın hakkını ve tedbir sebeplerini dilekçede belirtmiş olmasının yeterli olmayacağı" gibi tam ispat aranmasa da sunacağı belge ile yaklaşık ispat seviyesinde iddiasını ispatlamasının zorunlu olduğu kabul olunduğunda, davacının kararların yürürlülüğünün tedbiren durdurulması, bir başka deyişle yürütülmesinin geri bırakılması noktasında işletmesel, muhasebesel ve finansal açıdan da somutlaştırılmış bir delil durumu mevcut değildir. Elbette ileride yapılacak bilirkişi incelemesi ile taraflar arasındaki uyuşmazlık noktasında gerekli incelemeler yapılarak tamamlanacaktır. Esasen mahkememizin emsal niteliği olan 2021/625 E.sayılı dava dosyasında asıl dosyadaki davacının başka bir şirket aleyhine, benzer nedenlere dayalı olarak ve yine icranın geri bırakılmasına dönük tedbir talebinde bulunduğu, söz konusu tedbir taleplerinin yine yukarıda açıklanan gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle mahkememizin 2021/625 E.sayılı dosyasına istinaden red olunduğu, akabinde davacı vekilinin istinaf yönünde talepte bulunmasına rağmen bu taleplerin BAM 12.HD 2023/229 E. 2023/481K.sayılı kararı ile ise red olunduğu mahkememizce dikkate alınmıştır. Bu suretle asıl davada ve birleşen davada benzer olaylar yönünden genel olarak tarafların adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi, özel olarak ise çelişkili kararların ortaya çıkması engellenmiştir. Yapılan açıklamalar karşı gerek asıl davada ve gerekse birleşen davadaki davacıların tedbir taleplerinin tümden reddine karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını aynen tekrarla; huzurdaki davada halihazırda 2022 mali yılına ilişkin bağlılık raporu, faaliyet raporu ve bilanço ve kâr zarar tablolarının da geçmiş mali yıllarda olduğu gibi dürüst resim ilkesine aykırı oldukları ve dava konusu genel kurul kararlarının yürütmesi durdurulmadığı sürece bu aykırılığın davalı şirkete ve pay sahiplerine verdiği zararın giderek katlanacağının şüphe götürmediğini, Genel Kurul Toplantısı gündeminin 4 ve 5 no.lu maddelerince Şirketin ibra edilen yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasının TTK’nın 436.maddesinin ikinci fıkrasına, yine yönetim kurulu üyelerine şirketle TTK’nın 395 ve 396 ncı maddeleri kapsamında izinlerin verilmesi oylamasının TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğu açık ve net olarak ortada olup ek bir incelemeye gerek olmaksızın açık kanun hükmü olması dolayısıyla kanıtlandığını, İbra kararının yürütmelerinin geri bırakılmasında gecikilen her an, sorumluluk davası açılmasının önünde engel olmaya devam ettiğini, izin kararlarının yürütmelerinin geri bırakılmasında gecikilen her an, yönetim kurulu üyeleri, geçmiş yıllardaki gibi davalı şirketi ve kendilerine ait diğer şirketleri temsilen birbirleri arasında kimseye sormadan, keyfi işlemler yapmaya devam edecek, diledikleri gibi şirkete borçlanacağını, şirketi hakimiyeti altındaki diğer şirketlerle keyfi işlemler yaptırtacağını, şirket ile rekabet edeceğini, bunlar hakkındaki bilgileri gizleterek, davalı şirketin zararının hesaplanamaması için ellerinden geleni yapacağını, sorumluluk davası açılmasının ve bu yargılamaların maddi külfetinin müvekkilinin omzuna yıkılacağını, telafisi imkansız zararlar oluşmaya devam edeceğini, Öte yandan, ibra ve izin oylamalarının hukuka aykırılığı; zaten hazır bulunanlar listesi ve genel kurul toplantı tutanağı ile sabit olduğundan ilgili belgeler sunulmuş olup finansal tablolarda gerçeği yansıtmayan kalemler bakımından ise taraflarınca iddia olunan hususların tamamı finansal tabloların incelenmesi ile elde edilebilmiş olan bilgiler olup davalı taraf bu işlemlerin mahiyet ve detaylarını açıklamaktan imtina ettiğini, incelenmek üzere verilmesi istenen belgeleri pay sahiplerinden gizlediğini ve kaçırdığını, müvekkillerinin elinde olmayan belgeleri dosyaya sunmak gibi bir imkanı olmadığından, bu belgelerin davalı tarafın defter, kayıt ve yazışmalarının ilk derece mahkemesince incelenmesi suretiyle teyit edilebilmesi mümkün olacakken, mahkemece tedbir taleplerinin sebeplerini belirtmekle yetinmelerinin yeterli olmadığı, bunların yanında belge sunmaları gerektiği yönündeki yorumunun hatalı olduğunu, Genel kurul toplantısında alınan kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olarak alınan kararların; şirket açısından 2017 mali yılından bu yana zarar oluşturduğunu, yapılan yargılamalarda tespit edilen kararlarla aynı nitelikte olup şirkete zarar vermeye devam ettiğini, ayrıca şirket 2017 mali yılından beri aynı kişiler tarafından yönetildiğini, şirketi açıkça zarara sokan ve zararı gizleyici faaliyetlerin devam etmekte olması nedenleriyle yürütmenin geri bırakılması kararı verilmedikçe zararın artacak olması gerçeği karşısında ivedilikle vakit geçirilmeksizin yürütmenin geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince delillere ilişkin olarak da eksik inceleme ile tedbir taleplerinin reddedilmişse de, yürütmenin geri bırakılması talebine ilişkin olarak HMK’nın 389 ve devamı maddelerinde aranan tedbir sebeplerini ve türünü belirtmiş ve davanın esasına yönelik haklılığı ispat etmiş bulunduklarını, bir başka deyişle tedbir kararı verilebilmesi için HMK’nın 389 ve devamı maddesince aranan koşullar huzurdaki davada gerçekleştiğini, bu nedenlerle TTK’nın 449.maddesi uyarınca davalı şirket genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin geri bırakılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını aynen tekrarla; davalı şirketin kar zarar tabloları ve bilançosunun bağımsız denetçiler tarafından raporlanmış olmasının, bunların dürüst resim ilkesine uygun hazırlandığı anlamına gelmediğini, Davalı şirketin pay sahiplerinin pay sahibi olduğu ... Tic. A.Ş.’nin 30.04.2019’da yapılan 2018 yılına ait olağan genel kurulunda alınan kararların iptali için açılan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/437E. ve 2021/589K. sayılı kararı hakkında İstanbul BAM 13. H.D. 2021/1650E. 2024/271K. sayılı kararının oluşturulduğunu, böylelikle, davacı müvekkilinin finansal tabloların “dürüst resim ilkesine” uygun hazırlanmadığı yönündeki iddialarına ilişkin inceleme ve değerlendirmenin, bağımsız denetim raporunun mevcudiyeti ile sınırlandırmaya çalışan görüşün yerinde olmadığı ortaya konulduğunu, yönetim kurulu beyanında kullanılan bir başka bahanenin, “davalı şirketin, projeleri için kredi kullandığı, şirketin taraf olduğu bu kredi sözleşmesi için ...’ın “garantör” olduğu ve kendisine ait taşınmazlar üzerinde ipotek kurulmasına imkan verdiği ve kredi sözleşmesi gereği öz sermaye katkısı ile karşılanması gereken tutara ilişkin olarak müvekkilin sermaye taahhüdünü yerine getirmediği” olduğunu, bu iddiaların da gerçeğe aykırı ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, keza müvekkilinin anılan kredi sözleşmesinin tarafı olmadığını ve kredi sözleşmesinin şartlarını bilmediğini, müvekkilinin kredi sözleşmesini hiç görmediğini, bunların davalı şirket tarafından mahkemeye de sunulmadığını, mahkemenin sadece davalı şirketin dayanaksız beyanlarını esas alan gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme kararında, genel kurul kararının iptaline ilişkin olarak somut sebep gösterilmediği ve bu nedenle de yaklaşık ispatın gerçekleşmediğinin belirtildiğini, ancak dava dilekçesinde ve 09.02.2024 tarihli dilekçede genel kurul kararının iptali için somut sebepler belgeleri ile birlikte sunulduğunu, finansal tabloların tam, anlaşılabilir ve şeffaf olmadığını, şirketin mali durumunun resmini dürüst bir şekilde vermediğini, tüm bu eylem ve işlemler hakkında beyanlarının dava dilekçesi ekinde sunulan deliller ile rahatlıkla teyit edilebildiğini, dosyada mübrez deliller incelendiğinde yönetim kurulu tarafından finansal tabloların dürüst resim ilkesine aykırı hazırlandığının açıkça görüldüğünü, keza davalı şirketin genel yönetim giderlerinin 1 senede 3 katına çıkmış olduğu, davalının tablolarında yer alan bir bilgi olduğunu, davalı şirket personelinin başka şirketlere de hizmet verdiği dava dilekçesine ekli belgelerden açıkça anlaşıldığını, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/347E. ve 2020/557K. sayılı kararı ile 06.01.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararına aykırı olarak davalı şirket yönetimine ödeme yapıldığı finansal tablolardan rahatlıkla anlaşıldığını, ... A.Ş.’ne ve ... A.Ş.’ne ödenen, toplamda yaklaşık 15 MİLYON TL’lık danışmanlık bedellerinin hiçbir dayanağı olmadığını, davalı şirketin bunlar ile ilgili herhangi bir dayanak sunmamakta olup yaptığı açıklamaların da yüzeysel kaldığını, yapılan bu ödemelerin transfer fiyatlandırmasına ilişkin kanuni düzenlemelere aykırı, örtülü kaynak aktarımı niteliğinde olduğunu, mahkemenin somut delil sunulmadığı görüşünün hatalı olduğunu, Mahkeme kararının gerekçesinde, yönetim kurulu üyelerine TTK md. 395 ve 396’da sayılan izinlerin verilmesine dair kararın yürürlüğünün durdurulmasını gerektirir şekilde somut bir vakıa bulunmadığını belirttiğini, buna göre, Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın, kendisine TTK’nın 395. ve 396. maddelerinde yer alan izinlerin verilmesi konusunda yapılan oylamaya iştirak etmemesi gerekirken, iştirak etmesi ve kararın bu oylar sayesinde alınmış olması söz konusu kararın iptalini gerektirdiğini, Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın oyları dikkate alınmaksızın hesap yapıldığında talebin reddedileceği toplantı tutanağından açıkça görüldüğünü, Müvekkilin hissedarı olmadığı rakip şirketlerin yönetiminde yer alan davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin, bu bilgileri sakladığını ve mahkemeyi yanıltıcı beyanlar sunduğunu, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin anılan rakip şirketler lehine iş ve işlemler yaptıkları, hatta davalı şirket personellerini bu şirketlerin görevlerinde çalıştırdıklarının bilindiğini, davalı şirket kaynaklarının rakip şirketler lehine kullanılmasının ve telafisi imkansız zararların önüne geçebilmek amacıyla genel kurul kararının iptali gerektiğinin açık olduğunu, mahkeme tarafından kötüniyetli yönetim kurulu üyelerinin davanın esasına yönelik gerçeğe aykırı beyanlarının dikkate alınarak somut vakıa olmadığı gerekçesiyle tedbir talebini reddetmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalarda, davalı şirketin 31.07.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4 ve 5 nolu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, olmadığı takdirde TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptalleri istemine ilişkindir. İstinaf başvurusu ise TTK'nın 449. maddesi gereğince, dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin dava sonuna kadar durdurulması talebinin reddine dair verilen ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 22.03.2024 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.Asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, ihtiyati tedbir talep edilmiştir. Dava dilekçelerinde, şirketin 31.07.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4 ve 5 nolu kararların butlanı veya iptali talep edilmiş olup, dilekçe içeriğinde alınan bir kısım kararların yeterli nisapla alınmadığı da ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davadaki tedbir talebi değerlendirilerek yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Dava konusu genel kurulun 3. maddesinde alınan kararın, kanun, esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, şirketin mali kayıtları ve defterlerinin incelenmesi ile belirlenebilir. Tedbir talebinin değerlendirildiği aşama itibariyle bu maddenin yürütmesinin durdurulmasını gerektirir ölçüde bir yaklaşık ispat bulunduğundan söz edilemez. Bu madde bakımından ilk derece mahkemesinin ret kararı isabetli bulunmuştur.İptali talep edilen 31.07.2023 tarihli genel kurulun 4. maddesinde alınan ibra kararının incelenmesinde; genel kurula üç ortağın katıldığı, ... şirket sermayesinin 1.028,509 payına, ... ise 200.395'er payına sahip oldukları ve şirketin 1.469.299 adet payının tamamının genel kurulda temsil edildiği anlaşılmıştır. Genel kurulun 4. maddesi ile yöneticiler ... Tic. AŞ'nin ... 1.028.509 adet oyu ve oy çokluğuyla ibra edildiği, yönetim kurulu başkanı ...'ın kendi ibrasında oy kullanmadığı için ibra edilmediği, davacıların TTK'nın 436/2. maddesine göre oydan yoksunluk nedeniyle karara muhalif kaldıkları ve red oyu verdikleri görülmüştür. Genel kurulun 5. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerine göre yetki verildiği, bu kararın da ortaklardan ...'ın oyu ile alındığı ve diğer iki ortağın karara muhalif kalarak red oyu verdikleri anlaşılmıştır. Şirketin sicil kaydında ... ile tüzel kişinin şirketin yöneticisi oldukları anlaşılmıştır.TTK'nın 436. maddesinde oydan yoksunluk hâli düzenlenmiştir. Belirtilen maddede, "Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesi bulunmaktadır. Belirtilen yasal düzenleme ile bu düzenlemenin değerlendirildiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih ve 2022/668 Esas 2023/3398 Karar sayılı emsal ilamı ile dosyada bulunan 31.07.2023 tarihli genel kurul tutanağı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu genel kurulun 4 ve 5. maddeleriyle alınan kararlar bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu görülmüştür. Tutanak içeriği ve yasal düzenlemenin birlikte değerlendirilmesinde, TTK'nın 449 ile HMK'nın 389 vd maddelerindeki kararın yürütülmesinin geri bırakılması koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu 22.03.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına, Dairemizce tedbir talebi hakkında yeniden karar verilmesine, bu kapsamda asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin genel kurulun 3. maddesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin koşulları oluşmadığından reddine, 31.07.2023 tarihli genel kurulun 4.maddesiyle alınan ibra kararının ve 5. maddesiyle yönetim kurulu üyesi ... TTK'nın 395-396 maddeleri uyarınca izin verilmesine dair kararlara yönelik tedbir talebinin kabulü ile anılan maddelerin yürütülmesinin geri bırakılmasına karar vermek gerekmiştir. Genel kurul tutanağı içeriği ve yukarıda atıf yapılan açık yasal düzenlemeler gözetilerek, HMK'nın 392. maddesi uyarınca takdiren teminat alınmamıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2, 391 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 22.03.2024 tarihli ara kararının kaldırılarak, ihtiyati tedbir talep eden davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2, 391 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verdiği istinafa konu 22.03.2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Asıl ve Birleşen davalarda davacılar vekilinin, 31.07.2023 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3.maddesiyle alınan karara yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine,2-Asıl ve Birleşen davada davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin, 31.07.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 nolu karar yönünden kabulüne, 5 nolu karar yönünden kısmen kabulüne, bu doğrultuda; a-Davalı şirketin 31.07.2023 tarihli genel kurulunda yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine dair alınan 4 numaralı kararın yürütülmesinin HMK'nın 389 ve TTK'nın 449. maddeleri gereğince dava sonuna kadar geri bırakılmasına, b-Davalı şirketin 31.07.2023 tarihli genel kurulunda yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine dair alınan 5 numaralı kararın, sadece yönetim kurulu üyesi ... hakkındaki karar bakımından HMK'nın 389 ve TTK'nın 449. maddeleri gereğince dava sonuna kadar yürütülmesinin geri bırakılmasına, 3-HMK'nın 392. maddesi uyarınca, tedbirin davalı şirket yönünden telafisi imkânsız bir zarar oluşturacağına dair veri bulunmaması, toplantı tutanağı içeriği ve gerekçede atıf yapılan açık yasal düzenlemeler dikkate alınarak, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden;a)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;b)Davacılar vekilleri tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf peşin karar harçlarının, talep halinde, ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talep eden davacılara iadesine,5-Davacılar vekilleri tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,7-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2, 391/3 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 11.07.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52