SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1091

Karar No

2024/1114

Karar Tarihi

11 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1091

KARAR NO: 2024/1114

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17.05.2024 tarihli ara karar.

NUMARASI: 2024/221 E.

DAVANIN KONUSU: Şirketin Feshi- Tasfiyesi

Taraflar arasında görülen şirketin feshi ve tasfiyesi talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 17.05.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin aile şirketi olarak kardeşler ... tarafından eşit hisseli olarak 15.02.1984 tarihinde kurulduğunu, halen şirketin bu ortaklık yapısı ile faaliyetini sürdürdüğünü, şirketin endüstri fırça üretiminde önemli bir üretici olarak yer aldığını, tüm kardeşlerin el birliği ile şirketin gelişimi, büyümesi ve daha fazla katma değer üretmesi için tüm katkılarını sunduğunu, geçen 40 yılın sonunda şirketi kuran kardeşlerden ...'nin vefat etiğini, diğer kardeşlerin yaşlandığını, kardeşlerin çocuklarının her biri farklı bir hayat çizgisi tercih ettiğini, başlangıçtaki ortakların artık şirketin işleyişi ve idaresi ile bir ilgileri hemen hemen kalmadığını, şirketin halihazırda son derece kötü yönetildiğini, yıllardır ortaklarına hiç bir kar payı dağıtımı yapıladığını, şirketin menkul ve gayrimenkul mallarının verimli kullanılmadığını, bu meyanda şirket yöneticilerinin hiçbir hesap verebilirliliği bulunmadığını, bu hali ile şirket yönetimine tam bir keyfilik hakim olduğunu, şirketin ve mal varlığının somut bir örneği olarak şirketin en önemli varlığı olan taşınmazın idaresinin dahi doğru dürüst yapılmadığını, öyle ki bu taşınmaza ilişkin şirket yöneticileri tarafından ortaklara beyan edilen kira bedelleri rayiçlerin 1/10'una dahi tekabül etmediğini, 900m2 üzerine kurulu 5 katlı iş merkezi neredeyse bila bedel üçüncü kişilere kullandırıldığını, şirket defter ve kayıtları incelendiğinde şirket kötü yönetiminin boyutlarının daha iyi anlaşılacağını, davacının uzun zamandır şirket yönetimine ve şirketin diğer ortaklarını ortaklığın sonlandırılmasını ve tasfiye sonucunda kendisine isabet edecek artı değerlerin ödenmesini talep ettiğini, davacının bu taleplerinin görmezden gelinmiş olduğunu, bu kez davacının bu iradesini şirkete ve yöneticilerine Bakırköy ... Noterliğinin 12.01.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, davalı şirket yetkililerinin bu ihtara rağmen müvekkilinin makul taleplerine ilişkin bir iş ve işlem yapmadıkları gibi akrabalık bağını kullanarak müvekkilini oyalamaya çalıştıklarını, müvekkilinin kendisinin oyalandığını görünce bu kez de Bakırköy ... Noterliğinin 20.02.2024 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek ile şirketin kredi kullandığı ... Bankası AŞ'ye şirket lehine olan kefaletlerinin sona erdiğini bildirdiğini, davacının bunlarla da yetinmeyerek sorunun anlaşma ile çözülmesi için arabuluculuk başvurusunda da bulunduğunu, ancak burada da bir anlaşamaya varılamadığını, gelinen aşamada son çare olarak iş bu davayı açmak zorunda kaldığını, dava süresince şirketin kötü yönetimine son vermek ve başta müvekkil olmak üzere diğer ortakların menfaatlerinin korunmasının sağlanması amacıyla şirketin mevcut yönetim yetkisinin kaldırılmasına ve şirkete tedbiren kayyım atanması gerektiğini, dava süresince şirket mal varlığında kötü niyetli tasarrufların önlenmesi amacıyla şirketin en kıymetli varlıklarından olan ve ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... parsel numaralı, 900m2 yüz ölçümlü taşınmaza ihtiyaten tedbir konularak taşınmazın 3. kişilere devrinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, TTK'nın 531. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin feshine ve şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; şirketin yönetim kurulu başkanının ... olduğunu, yönetim kurulu başkan yardımcısının İbrahim Kaya olduğunu, bu kapsamda şirketin yönetiminde ticari dengeler kadar ailesel dengelerin de daima gözetildiğini, şirketin elektrikli süpürge fırçası, sanayi markaları fırçası, süpürge fırçası, tahta fırçası, araba fırçası başta olmak üzere çok çeşitli fırçaların imali, toptan ve perakende alım satımı, ticareti, ithalatı, ihracatı ve daha pek çok fonksiyonu yerine getirdiğini, davacı tarafın şirketin tasfiyesini isteyerek dayandığı TTK m. 53 uyarınca haklı sebebin ne olduğunu açıklamadığını, varsayımlar ve olumsuz beklentilerin haklı sebep olarak değerlendirilmediğini, davalının ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkii ... parselde bir iş hanı bulunduğunu, handa beş ayrı birimde halihazırda kiracılar olduğunu, yaklaşık 2-3 senedir ülke genelinde eski tarihli kira sözleşmelerinin yeni akdedilmiş sözleşmelere göre daha düşük bedelde kaldıklarını, şirkete ait taşınmazın bulunduğu konumdaki kiracıların sözleşmelerinin 2018 senesi içerisinde akdedildiğini, bir süre kadar kira bedellerinin elden ödendiğini, sonrasında banka üzerinden ödemeler yapılmaya başlandığını, Sulh Hukuk Mahkemelerinin yoğunluğunun da müsebbibi olduğu üzere, bu koşullarda emsal kira bedelleriyle güncel kira ödemelerinin uyumsuz olabildiğini, kiracılar ihtarname gönderilerek kira bedellerinde artış yapılması istenildiğini, kötü yönetilen bir şirketin çok yeni tarihli iki ihtarnameyle kiracılarından daha yüksek bedelde kira ödenmesini istemesi dahi tek başına davacı tarafın haksızlığını ortaya koyduğunu, öte yandan, şirketin feshini, tasfiyesini veya başkaca herhangi bir tedbiri gerektirecek hiçbir durumun mevcut olmadığını, davacı tarafın iddialarının tümünün asılsız olduğunu, şirketin yönetim yetkisinin kaldırılması ve şirkete kayyım atanması, salt şimdiye dek dosyaya dahil olmuş evraklarla dahi, böyle bir tedbire karar verilmesi durumunda şirketin faaliyetlerine büyük hasar verecek ve telafisi imkansız zararlar meydana gelebileceğini, davalı şirketin ticari faaliyetlerine düzenli biçimde devam ettiğini, şirket paydaşlarından ...'nın sunduğu dilekçeyi ve içeriğini kabul etmediklerini, ekonomik krizin etkisiyle her ne kadar birkaç sene öncesine kadar dönem dönem aksamalar olsa da düzenli biçimde her ayın 15'inde paydaşların bildirdikleri hesaplarına ödeme yapıldığını, bu sebeple kar payı dağıtılmadığı iddiasının yerinde olmadığını, COVID-19 pandemisi ekonomik durgunluklara sebebiyet verdiğini, Türkiye ve dünyanın kötü ekonomik gidişatının müvekkili şirkete yüklenemeyeceğini, onlarca şirketin konkordato ve hatta iflas yoluna savrulduğu iktisadi şartlarda müvekkil şirketin faaliyetlerini başarılı biçimde sürdürdüğünü, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 17.05.2024 tarihli ara kararda özetle; "Talep, tedbiren şirkete kayyım atanmasına ilişkindir. Kayyım TMK 426 vd maddelerde, yönetim kayyımlığı ise 427. maddede düzenlenmiştir. Yasada, hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağına yer verilmiş, TMK 427/4. fıkrada ise, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimin başka yollardan sağlanamaması durumu yönetim kayyımı atanacak haller arasında sayılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun dördüncü kısım birinci bölümde 329 vd maddelerde Anonim Şirket düzenlenmiştir. Kayyım ise, TMK 426 vd maddelerde, yönetim kayyımlığı ise 427. maddede düzenlenmiştir. Yasada, hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağına yer verilmiş, TMK 427/4. fıkrada ise, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimin başka yollardan sağlanamaması durumu yönetim kayyımı atanacak haller arasında sayılmıştır.TMK'nun 427/4) Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, şeklinde düzenlenmiştir. Madde içeriklerinden anlaşılacağı üzere anonim ve limited şirketlerde yönetim kayyımı atanmasının temel dayanak maddesi TMK 427/4. maddesidir. Zira şirketin bir tüzel kişi olarak ticari hayatının devamı ve gerekli idari ve yönetimsel işlemlerin icra edilmesi şirketin organları vasıtasıyla mümkün olmakta, bu organların görev yapamaz hale gelmesi halinde ise TK 427/4 maddesi uyarınca yönetim ve temsil kayyımı atanması yoluna gidilmelidir. HMK.'nun 390/3 maddesi; “Tedbir talep eden taraf , dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafın şirkete tedbiren kayyım atanması ve ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de; şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin ileri sürülüş şekli, mevcut bu talebin dayandığı vakıalarla delillerin somutlaştırılma şekli, yukarıda açıklanan TMK 426. maddesinde de anlaşıldığı üzere, organ boşluğu bulunmadığı, davacı tarafça davalının mal kaçırma çabası içinde bulunduğu yönünde bir delil sunulmadığı da anlaşılmakla yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin ve kayyımlığı gerektiren haller oluşmadığı gibi yaklaşık ispat kuralının da gerçekleşmediği... "gerekçesiyle, davacı vekilinin tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açıldıktan sonra mevcut yönetim yapısı ile şirketin yönetilmesine imkan tanınmasının ileride telafisi imkansız zararların doğmasına ve müvekkili ile diğer şirket ortaklarının kaybına sebep olacağını, tedbir kararı verilmeyerek aynı yönetiminin devamına imkan tanınmasının dava sonucunda müvekkiline ve diğer ortaklara düşecek tasfiye payının azalmasına ve belkide hiç bir artı değer kalmamasına sebebiyer vereceğini, dava konusu ile hiç bir ilgisi olmayan TMK 426- 427 maddesi hükümlerini esas alarak haklı tedbir taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin şirketin mevcut yönetiminin dava açıldıktan sonra ortaklar aleyhine yapabileceği iş ve işlemlerin önlenmesine ilişkin olduğunu, yoksa dava açılmadan evvel yapılan iş ve işlemlere ilişkin talep olmayıp mahkemenin mal kaçırma emaresinin olmadığı şeklindeki kabulünün de son derece yanlıştır ve hatalı olduğunu, mahkemenin vergi dairesinden gelen bilançoların özetlerini incelemiş olsa idi şirketin geçmişte ne kadar kötü yönetildiğini görecek ve tedbir talebine ilişkin olarak daha isabetli karar vereceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 531.maddesi uyarınca, anonim şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, esas hakkında dava içinde davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, kardeşlerin hissedar olduğunu, şirketin kötü yönetildiğini, şirkete ait taşınmazların kira bedellerinin düşük olduğunu, şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek, TTK'nın 631.maddesi uyarınca, şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesini istemiş, ayrıca davalı şirkete kayyım atanması ve davalı şirketin taşınmazına ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Limited şirketler yönünden TTK'nın 636 ve 638. maddelerinde özel geçici hukuki koruma düzenlemesi getirildiği hâlde, anonim şirketler yönünden geçici hukuki korumaya ilişkin özel düzenleme yapılmadığından, geçici hukuki koruma talepleri hakkında genel hüküm olan HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir.HMK'nın 389.maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir " hükmünü, aynı Yasa'nın 390/3 maddesi ise,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Davadaki uyuşmazlığın konusu, anonim şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu süre içinde tedbir kararı verilip verilmeyeceği noktasındadır. HMK'nın 390/3. maddesinde yaklaşık ispat koşulu aramıştır. Ancak bu ispat koşulunun mutlak bir ispat olarak anlaşılmaması gerekir. İddianın ileri sürülüş biçimi, davalı cevap içerikleri ile sunulu belgelere göre uyuşmazlık hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirecek nitelikte yaklaşık ispat ölçüsünde delil bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yine tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı gibi, tüzel kişinin mal varlığının azaltıldığına dair iddialarının, mahkemece talebin değerlendirildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlandığından söz edilemez. Bu nedenle mahkemece, tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu 17.05.2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.07.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınözetisavunmalarınınkararistinafdereceistanbulgerekçeTasfiyesisebeplericovıdincelemeŞirketinkararıileriFeshi-tarihiiddiamahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim