Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/985
2024/1098
10 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/985
KARAR NO: 2024/1098
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18.04.2024 D.İş
NUMARASI: 2024/311 D.İş - 2024/341 K.
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
Taraflar arasındaki ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati tedbir talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; karşı tarafın müvekkili şirket müşterilerine ihtarname göndererek müvekkili tarafından gerçeğe aykırı beyanlarla ticaret yapıldığı, ticari ilişkide bulunduğu, şirket ve kurumların sözde karşı tarafça üretilen ürünlerle aldatıldığı, iftira boyuta varan, gizlilik yükümlülüklerini ihlal eden ve tamamen gerçeğe aykırı nitelikteki iddiaları ihtar edildiği hususunda müvekkilinin haricen haberdar olduğunu, karşı tarafça müvekkili müşterilerini keşide edilen ihtarnameler ile ileri sürülen hususların tamamının gerçeğe aykırı olduğu gibi iftira boyutuna varan iddialar ile müvekkile ait ne şekilde elde edildiği bilinmeyen ticari sır niteliğindeki belge ve raporların müvekkili şirketin müşterileri ile paylaşılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin müşteri kaybına uğramasını sağlamanın hedeflendiğini, bu sebeple müvekkilinin zararına hareket ettiğini, müvekkili şirketin kurucu ortaklarından olan ... 13.09.2018 tarihinde işten ayrıldığını, karşı tarafın bünyesinde çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin 31.10.2018 tarihinde kurulduğunu, 01.11.2019 tarihinde karşı taraf ile 3 yıllık "Marin Partnerlik Sözleşmesi" imzalandığını, müvekkili şirket tarafından planlanan Frekans Konvantörü ürünü için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 10.02.2023 tarihinde başvuruda bulunduğunu, ancak karşı tarafın müvekkili şirketin başvurularına ilişkin olarak İstanbul Anadolu 2. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2023/136 Esas numarası ile tasarım gaspı, İstanbul Anadolu 2. Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/137 Esas numarası ile patent gaspı davası açıldığını, bu kapsamda karşı tarafça müvekkili şirketin tasarım ve patent başvurularının karşı tarafın haklarını gasp ettiği iddiası ile haksız ve hukuka aykırı davalar ikame ettiğini, yargılama sürecinin devam ettiğini, kesinleşmiş kararın bulunmadığını, karşı tarafça müvekkili müşterilerine gönderilen içeriği gerçeğe aykırı, soyut, müvekkili şirketi kötülemeyi ve müşteri kaybına uğratmayı amaçlayan bütün eylemlerinin durdurulmasını ve engellenmesini, bu kapsamda ihtiyati tedbir ile müvekkili şirket ve çalışanları hakkında yazılı veya sözlü beyanda bulunmamalarının engellenmesi için öncelikle teminatsız olarak bu talebin kabul görmemesi halinde ise uygun görülecek teminat kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 18.04.2024 tarihli kararıyla; "...Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir, ihtayit tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ıspat edilememişse, veya yaklaşıkda olsa ıspatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.HMK'nun 389. Maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir. Bu itibarla mahkememizce asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesine hukuken imkan bulunmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, davacı vekilinin taleplerinin esas defterinden yapılacak esas yargılaması neticesinde subuta kavuşabileceği ve hükmen neticelendirilebileceği, geçici hukuki korunma yolları ile dava neticesinde elde edilebilecek muhtemel hukuki yararların dava açılmadan yahut davanın başında elde edilemeyeceği, ezcümle istemde HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ... " gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden vekili, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İhtiyati tedbir talebinin ret kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, karşı tarafça müvekkili müşterilerine ihtarname gönderilerek gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulduğunu, iftira boyutuna varan, gizlilik yükümlülüklerini ihlal eden ve tamamen gerçeğe aykırı iddiaların noter aracılığıyla ihtar edildiğinin müvekkili tarafından müşterilerinden gelen sorular aracılığıyla haricen haberdar olduğunu, ilk derece mahkemesince ivedilikle karar verilmesi gereken taleplerine 13 gün sonra hatalı hukuki değerlendirme neticesinde ret kararı verildiğini, ihtiyati tedbir verilmesine ilişkin şartların mevcut olmasına rağmen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, yaklaşık ispatın bulunduğunu, ihtiyati tedbirlerin normal yargılamadan farklı olarak gerçeğin tam olarak araştırılmasını değil zararlı bir sonucu geçici olarak engellemeyi amaçladığından mümkün olduğunca seri ve çabuk hareket etme gerekliliğinin ister istemez ispat ölçüsünü düşürdüğünü, müvekkilinin ihtiyati tedbir kapsamında yargılama gerekmeksizin talep edebileceğinin yalnızca durdurma isteminde bulunduğunu, bu kapsamda müvekkilinin ihtiyati tedbir taleplerine karşı tarafın haksız rekabet eden teşkil eden fiilleri arasında hukuki orantılılık bulunmasına rağmen kararın eksik ve hatalı olduğunu, haksız ve hukuka aykırı fiiller nedeniyle müvekkili zararının her geçen gün artmaya devam ettiğini, e-postalardan da görüleceği üzere karşı tarafın müvekkili müşterilerine göndermiş olduğu ihtarnameler sonucunda müşterileri aydınlatmak adına birçok defa yazılı ve sözlü bildirimde bulunma zarureti içinde kaldığını, müvekkilinin senelerdir çalışmakta olduğu müşterilerinin söz konusu ihtar nedeniyle güvenlerinin sarsılmış olduğunu, müvekkilinin müşteri kaybetme riski altında olduğunun açıkça ortada olduğunu, TTK'nın 55/1/a maddesinde, başkalarını veya onların mallarının iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemenin haksız rekabet olarak kabul edildiğini, kötüleme kavramının genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz izlenim yaratacak davranışlar olarak ifade edildiğini, karşı tarafın eylemlerinin haksız rekabet teşkil eden kusurlu eylemler olduğunun açık olduğunu, emsal yargı kararlarının mevcut olduğunu, müvekkilinin tedbir kapsamında ihlal teşkil eden fiillerin yalnızca durdurulmasını talep ettiğini, burada karşı tarafa bir negatif yükümlülük yüklendiğini, durdurma faaliyetini karşı tarafın eylemlerini kısıtlamayacağını, karşı tarafın ticari hayatına aynen devam edeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Talep, TTK'nın 61.maddesi uyarınca, haksız rekabet iddiasına dayalı ihtiyati tedbire ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, tedbir talep eden vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından ve talep dilekçesindeki iddialardan, taraflar arasında 01.11.2019 tarihinde "Marin Partnerlik Sözleşmesi" kurulduğu, karşı tarafça talep eden şirkete yönelik, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/136 Esas nolu dosyasında, tasarım gaspı, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2023/137 Esas nolu dosyada, patent gaspı davası açıldığı, yargılama sürecinin devam ettiği, karşı taraf ... AŞ vekili tarafından ... Tic. AŞ ye hitaben tarihsiz ihtarname düzenlediği, konu başlığında, müvekkili şirket tarafından üretilen ürünlerin 2019-2022 yılları arasında Marin Sektör Satış Bayiliği verilen talep eden şirket tarafından gerçeğe aykırı beyanlarla ticaretinin yapıldığı, ticari ilişkide bulunduğu, şirket ve kurumların müvekkilinin ürettiği ürünlerle aldattığının bildirilmesi ve konu hakkında gerekli önlemlerin alınması ihtarı olarak belirtildiği, söz konusu yazının içeriğinde, talep eden şirketin kurucusu, müdürler kurulu başkanı olan ... müvekkili şirkette 18.07.2013- 13.09.2018 tarihleri arasında çalıştığı, akabinde işten ayrıldıktan bir buçuk ay sonra şirketini kurmuş olduğu, müvekkili şirketin Marin Sektör Satış Bayiliği kapsamında denizcilik sektörü, marin ürünleri ve ilgili MSB ve bağlı askeri kurumlar ve makamlarında satış hizmeti vermek üzere 3 yıllığına müvekkili şirket ... AŞ ile imzaladığı Marin Partnerlik Sözleşmesinin muhatabı olduğu, satıcı ve müvekkili şirketin bayisi olan ... Şirketinin üretici müvekkili şirket ile aralarındaki sözleşme uyarınca 2019-2022 yılları arasında ürünlerin sadece satış ve servisini yaptığını, bu yetkisinin sözleşmenin sona erdiği 2022 yılında sona erdiğini, müvekkili şirketin yıllardır süre gelen üretimini devam ettirdiğini, ... Şirketinin ticari hayatta aldatıcı şekilde kendi ürettiğini beyan ederek ürünleri yetkisi dışında sattığını, kapasite raporu ve sanayi faaliyet belgesinde görüldüğü üzere ... Şirketinin hiçbir üretim yetkisi olmamasına rağmen müvekkili ... - ... üzerinden kapasite raporu ve sanayi faaliyet belgesi almış olup adresinin müvekkili adresi gösterildiğini, sadece bu hususun aldatıcı beyanda bulunarak ticareti yapılan ürünlerin müvekkili tarafından üretildiğine dair açık bir gösterge olduğunu belirterek, benzer beyanlarla satış yapan ... firmasının ... ürünlerinin taklit olduğuna dair gerçeğe aykırı söylemlerine itibar edilmemesini, gerçek hak sahibinin ve üreticinin ... olduğunun bildirildiğini, gelecekte hak kaybı yaşanmaması adına gerekli önlem ve ticari kararların alınmasının tavsiye edildiği, Mart 2024 tarihli talep eden şirkete gönderilen mailde iseşirkete ... AŞ unvanlı şirket vekili tarafından ihtarname gönderildiği, özetle bir dönem kadrolarında çalışan bir personelin işten ayrılarak ... diye bir şirket kurduğu, bu şirket ile Marin Partnerlik Sözleşmesi imzaladıklarını ancak ... aldatıcı beyanlarla kendi ürettiğini ifade ederek ürünleri sattığını, hatta cihazların açılarak ana kart dahil olmak üzere kartların üzerinde yazılan ... yazılarının silindiğinin iddia edildiği, ... ürünlerinin gerçek hak sahipliğinin ... AŞ olduğunun belirtilerek kusurlu duruma düşmemek adına talep eden şirketten satın alma yapılması halinde değerlendirme yapılmasının rica edildiği, benzer maillerin yer aldığı, talep eden tarafça karşı tarafın vekilince düzenlenerek gönderilen ihtarname neticesinde 05.04.2024 tarihli dilekçeyle ihtarname içeriğinin tamamen gerçeğe aykırı olduğu iddiasında bulunularak eylemlerin durdurulması ve engellenmesi, müvekkili şirket yetkilileri ve çalışanları hakkında yazılı ve sözlü beyanda bulunmalarının engellenmesine yönelik olarak ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 54 ve devamı maddeleri gereğince, talep eden şirkete ait müşteri çevresine gönderilen ihtarname ile gerçeğe aykırı bilgilendirildiklerini, bu durumun müvekkili şirketin müşteri kaybetmesine neden olacağı gibi ticari hayatını da sekteye uğratacağını iddia ederek, karşı tarafın ihtarname içeriğinde belirtilen şekildeki bütün eylemlerinin durdurulması ve engellenmesi, müvekkili şirket yetkilileri ve çalışanları hakkında yazılı veya sözlü beyanda bulunmalarının engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1.maddesinde, ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56. maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, hukuk usulü muhakemeleri kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir '' düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre talep eden şirketin, ihtiyati tedbir talebi TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389/1. maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' hükmünü, 390/3. maddesi, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. İlk derece mahkemesince, talep HMK'nın 389 vd. maddelerine göre değerlendirilerek, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.Somut olayda, dosyanın mevcut durumu itibariyle, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin TTK'nın 56. vd maddelerine göre talepleri yönünden haksız rekabet koşullarının mevcudiyetine dair ileri sürülen konular ispata muhtaç durumdadır. Mahkemece ihtiyati tedbir talebi değerlendirilmiş olup, ihtiyati tedbirin gerekli olduğuna ve talep edenin iddialarının yerinde olduğuna ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunmamaktadır. Tedbir talebinin değerlendirildiği tarih ve dosya kapsamı itibariyle HMK'nın 390/3. maddesinde aranan yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi değişik iş kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09