Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/874
2024/1050
2 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/874
KARAR NO: 2024/1050
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/12/2020
NUMARASI: 2016/1092 E. - 2020/786 K.
DAVA KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/570 ESAS
DAVANIN KONUSU İstirdat (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen hükme karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas, ... Esas, ... Esas (yeni dosya İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas) sayılı dosyalarından takip başlatıldığını, takibin kesinleşmesi ile şirket ortağı ...’e ait ... ilçesi ... ada ... parseldeki taşınmazın ½ payının haczedildiğini, dosyadaki hacizlerin kaldırılması için teminat olarak 20.03.2007 keşide ve 23.03.2007 ödeme tarihli 500.000,00 USD bedelli bononun verildiğini, bononun düzenleme amacına ilişkin yazılı belge düzenlendiğini, müvekkilince teminat amacıyla verilen bononun, davalı şirketçe İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, bununla birlikte hacizlerin fek edildiği dosyalardan tekrar ilgili haciz konulduğunu, yukarıda belirtilen takip dosyalarındaki borcun 05.08.2016 tarihi itibariyle ödendiğini, dosyaların infazıyla davalıya olan borçlarının sona ermesine rağmen, teminat amacıyla verilen bononun iade edilmeyerek takibe konduğunu, Beşiktaş ... Noterliğinin 29.07.2016 tarihli ihtarı ile takip dosyalarındaki borcun ödenmesi nedeniyle teminat bonosunun iade edilmeyerek takipten feragat edilmesinin istenilmesine rağmen davalı şirketçe herhangi bir işlem yapılmadığını, ilgili dosyalardaki borçların kapanmasına rağmen takibe devam edilmesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin zararlarının önlenmesi için takibin tedbiren durdurulması gerektiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında haczedilen taşınmazını İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında satıldığını ve borcun ... Esas sayılı dosyasına gönderildiği, paranın alacaklıya ödenmesi halinde iade alınamayacağını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkil şirket tarafından davalı şirkete teminat amaçlı verilen 20.03.2007 keşide 23.03.2007 vade tarihli, 500.000,00 USD bedelli bononun iptaline, bonoya dayalı olarak başlatılan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin iptaline, alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/570 esas sayılı dosyasında davacılar vekili, dava dilekçesinde ve özetle; ... Şirketi ile ... Tic. AŞ. arasında ticari ilişki bulunduğunu, Erdemler şirketinin mali problemler yaşaması üzerine ... şirketi tarafından ... şirketi ile müvekkillerin murisi ve ... şirketinin ortağı ... aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Yeni dosya numarası İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas) sayılı dosyalarında başlatılan takipte ... İlçesi ... ada ... parselde bulunan davacıların murisi ... ait taşınmaz payının haczedildiğini, anılan hacizlerin kaldırılması karşılığında teminat olarak 20.03.2007 keşide tarihli ve 23.07.2007 ödeme tarihli 500.000 USD bedelli bononun ... şirketince ... şirketine verildiğini, müvekkillerinin murisi ... bonoya aval veren olarak imza attığını, bononun ... şirketince kötü niyetli olarak davalı ...na ciro edildiğini, anılan kişi tarafından da İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, İstanbul ....İcra Müdürlüğündeki dosyaların borçlarının çeşitli zamanlarda ödenerek 05.08.2016 tarihinde sona erdiğini, buna rağmen teminat amacıyla verilen bononun takibe konduğunu, ... şirketince, ... şirketine gönderilen Beşiktaş .... Noterliğinin 29.07.2016 tarihli ihtarı ile dosya borçlarının ödenmesi nedeniyle teminat bonosunun iadesi ve takipten feragat edilmesinin istendiğini, ... şirketi ile davalı tarafından bononun iade edilmediğini, ... şirketi aleyhine açılan menfi tespit davasının derdest olduğunu, ... Şirketinin borcu bulunmadığını, davalının kötü niyetli olarak bonoyu iktisap etmesi nedeniyle müvekkillerince fazladan davalıya ödenen 671.784,91 USD ana para ile 216.958,59 TL icra harç ve giderleri ile icra vekalet ücretinin iadesi gerektiğini ileri sürerek, bonoya dayanılarak başlatılan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin iptaline, haksız takip nedeniyle İİK'nın 72/5. maddesi gereğince %20 oranında tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; davalı şirketin husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın konusunu oluşturan senede ilişkin icra takibinin alacaklısının ... olduğundan davanın bu kişiye karşı açılması gerektiğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, TBK'nın 39/1. maddesi uyarınca yanılma ve korkutmanın etkisinin ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içerisinde dava açılması gerektiğini, ancak İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E., 9385 E., 9386 E., 9378 E. sayılı dosyalarında hacizlerin 20.03.2007 tarihinde kaldırıldığını, yeniden 08.05.2007 tarihinde haciz konduğunu, davaya konu senedin ise 13.06.2007 tarihinde takibe konduğunu, davacı şirketin 26.06.2007 tarihinde mal beyanında bulunduğunu ve davanın bir yıl içinde açılması gerektiğini, dokuz yıl beş ay sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dava dilekçesinde teminat amacıyla verilen bononun İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konduğunun ve mükerrer ödeme talep edildiğinin ileri sürüldüğünü, oysa makbuz başlıklı dayanak belgede senedin, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün... E., ... E., ... E., ... E., sayılı dosya borçlarına ilişkin verildiğine ve senet ödendiğinde belirtilen icra dosyalarından feragat edileceğine ilişkin ibare bulunmadığını, belgeden anlaşılacağı üzere 20.03.2007 tarihinde düzenlenen senedin 23.03.2007 tarihinde ödenmemesi halinde hiçbir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın yasal işleme konulacağının kabul edildiğini, davacı şirketin yetkilisi ve senedin şahsi borçlusu olan ...'in 2007 yılı Haziran ayında, paydaşı olduğu ancak haczedilen ... ada ... parselselin uygun şartlarda satılarak borçların ödeneceğini bildirdiğini, yapılan görüşmeler sonucu takibe konulan işlemler haricinde, evrakı olmayan açık borç toplamının 500.000,00 USD olduğu, diğer icra dosyalarına konu borçların yanı sıra bu bedelin de satılacak taşınmazın bedelinden ödeyeceğine söz vermesi üzerine 10 parseldeki hacizlerin kaldırıldığını ve bakiye alacağa ilişkin senedin de hacizlerin fekki ile birlikte icra dairesinde düzenlenen makbuz ile birlikte davalı vekiline teslim edildiğini, makbuz içeriği ile sabit olan hususun, borçlunun haciz konulan taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunmasını sağlamak ve davalı şirkete olan tüm borçlarının biran önce ödemesini sağlamak olduğunu, makbuzda sadece bir taşınmaza konulan haczin fek edileceğinin belirtildiğini, davaya konu senet ödendiğinde dört icra dosyasının fek edileceğine ve/veya belirtilen dört icra dosyasının ödenmesi halinde davaya konu senedin bedelsiz kaldığından iade edileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, senedin ödeme tarihi geldiğinde bu senet ile icra dosyaları ödenmediğini, taşınmazı satın alacak kişi ile sorunlar yaşandığı belirtilerek süre talep edildiğini, ancak uzun süre olumlu bir gelişme olmaması üzerine, 08.05.2007 tarihinde dört icra dosyasından kaldırılan hacizlerin yeniden konduğunu, 13.06.2007 tarihinde davaya konu senedin cirolandığı ve üçüncü kişi tarafından takibe konduğunu, senet veya makbuzda teminat senedi ibarelerinin bulunmadığını, bu ibarenin bile tek başına yeterli olmadığını, müvekkilince yapılan işlemlere rağmen uzun süre sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/570 Esas sayılı dosyasında davalı vekili, savunmasında özetle; bononun davacı tarafından müvekkilinin yönetim kurulu başkanı olduğu ... Tic. A.Ş'ye olan borçlarına ilişkin verildiğini, ... Tic. Adi Komandit Şirketi yetkilisi ve senedin şahsi borçlusu ... 2007 yılı Haziran ayında taşınmaz üzerindeki hacizlerin kaldırılması halinde, taşınmazın uygun fiyatla satılarak tüm borçların ödeneceğini taahhüt etmesi nedeniyle, bu kişiye ait taşınmaza konulan hacizlerin bono alınarak kaldırıldığını, dava konusu bononun açık hesap ilişkisindeki başka alacaklar için verildiğini, ... 20.03.2007 tarihinden 06.03.2014 tarihine kadar geçen sürede borçlu olmadığı veya aldatıldığına ilişkin bir iddiada bulunmadığı gibi herhangi bir dava da açmadığını, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce tüm deliller toplanmış ve taraf şirketlerin 2007 ve devamı yıllarına ait ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak rapor alınmıştır. 17/07/2020 teslim tarihli bilirkişi raporunda özetle; asıl ve birleşen dosyalara sunulan deliller ve davacı şirket (...) ile davalı şirket (...) defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davacı şirketin, Türk Ticaret Kanunu’na göre tutulması gereken ticari defterlerini yasal süreleri içerisinde tasdik ettirdiği dolayısıyla davacı şirketin ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdıkları, ancak 2007, 2008 ve 2009 dönemleri yevmiye defterlerine kapanış tasdiki yaptırmadığı, davalı şirketin, Türk Ticaret Kanunu’na göre tutulması gereken ticari defterlerini yasal süreleri içerisinde tasdik ettirdiği dolayısıyla davacı şirketin ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdıkları, ancak 2007 dönemi yevmiye defterine kapanış tasdiki yaptırılmadığı, tarafların ibraz edilen ticari defter ve kayıtlarındaki cari hesap bakiyelerinin birbirini teyit etmediği, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... (yeni dosya no: İstanbul ... İcra müdürlüğü ... esas) sayılı takip dosyalarından davacı murisin taşınmazları üzerindeki hacizlerin fekki için, davacı tarafından, borcun ödenmesi şartı ile dava konusu bononun verildiği, tüm borçlar ödenmesine rağmen bononun iade edilmediği, bononun bedelsiz kaldığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Birleşen dosya yönünden yapılan inceleme neticesinde; davacıların, dava konusu 500.00,00-USD bedelli bononun avalisti olan ... yasal mirasçıları oldukları ve külli halefiyete dayalı olarak eldeki davayı açtıkları, dava konusu bononun teminat bonosu olduğunu, ayrıca İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas, ... esas, ... esas ve ... esas (yeni dosya no: İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... esas) sayılı dosya borçlarının ödenmesi nedeniyle bedelsiz kaldığını ileri sürdükleri anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 702/2. fıkrası uyarınca( mülga 6762 Sayılı TTK'nun 614/2 fıkrası) aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Dolayısıyla aval vereni ayasal mirasçıları olan davacılar, bononun teminat bonosu olduğu yahut bedelsiz kaldığı yönündeki def'ileri davalıya karşı ileri süremeyeceklerinden birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl dava yönünden yapılan inceleme neticesinde; icra takibine dayanak alınan senedin TTK.nun 776. maddesi hükmünde öngörülen zorunlu unsurları içerdiğinden “Bono" niteliğinde kambiyo senedi olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirket takip alacaklısı olmasa dahi, davacı keşidecinin, davalı lehtara karşı borçlu olmadığının tespitini talep etmekte hukuki yararı bulunduğu gibi, davalı şirketin bu dava yönünden pasif husumeti de mevcuttur. Kambiyo senedi, hukuksal niteliğince, sebebini içermeyen bir borç ikrarı senedi niteliğindedir. Soyut borç ikrarı içeren senedin bedelsizliğini veya teminat bonosu olduğunu lehtara karşı ileri süren taraf, önce bu senedin bir sebebi olduğunu veya teminat senedi olduğunu, sonra da sebebin veya teminat senedinin tahsilini talep koşullarının gerçekleşmediğini, HMK.nun 200 ve izleyen maddeleri uyarınca yasal ve yazılı deliller ile kanıtlamak durumundadır. Davacı tarafça yazılı delil olarak ileri sürülen 'makbuzdur' başlıklı belge incelendiğinde, 'bono vadesinde ödenmediği takdirde başka hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın takibe geçilecek ve yasal yollara başvurulacaktır.' ifadesini içerdiği görülmektedir. Şu halde bu bononun teminat bonosu olmadığı açıktır. Davacı iddiası, bononun teminat bonosu olmamakla birlikte, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .... esas ve ... esas (yeni dosya no: İstanbul ... İcra müdürlüğü ... esas) sayılı takip dosyalarına konu borçların ödenmesi amacıyla verildiği yönünde yorumlansa dahi, davalı tarafça, davacı şirket yetkilisi ... 2007 yılı haziran ayında kendilerine başvurduğunun, hissedarı olduğu ve üzerine icra dosyalarından hacizler konulan ... ... Mah. ... pafta, ... ada, ... parsel deki gayrimenkulüne hemen hazır alıcı olduğunun belirtildiğinin, buradan alınacak para ile tüm borçların kapatılabileceğinin, bu nedenle gayrimenkul üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını ile tüm borçların ödeneceğinin beyan edildiğinin, ... ile yapılan görüşmeler neticesinde; takibe konulan işlemler haricinde, evrakı olmayan açık borç toplamının 500.000,00-USD olduğu, diğer icra dosyalarına konu borçların yanı sıra bu bedelin de satılacak gayrimenkulden gelecek para ile ödeneceği konusunda anlaştıklarının, kendilerince Şişli 10 parsel deki hacizlerin kaldırıldığının ve bakiye alacağa ilişkin bonoun da hacizlerin fekki ile birlikte icra dairesinde düzenlenen makbuz ile birlikte davalı vekiline teslim edildiğinin, burada amaçlananın, borçlunun haciz konulan taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunmasını sağlamak ve davalı firmaya olan tüm borçlarının biran evvel ödemesini sağlamak olduğunun savunulduğu görülmüştür. Davalı taraf özetle; dava konusu bononun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas (yeni dosya no: İstanbul ... İcra müdürlüğü ... esas) sayılı takip dosyalarına konu borçların ödenmesi amacıyla verilmediğini, davacının bono tutarı kadar kendilerine ayrıca borçlu olduğunu, hacizlerin fekkinin ise davacı şirket yetkilisinin taşınmazını satabilmesi amacıyla kaldırıldığını savunmaktadır. Gerçekten de 'makbuzdur' başlıklı metinde bononun anılan dosyalardan ... ait bir adet hiiseli taşınmaz üzerine konulan hacizlerin fekkedilmesi üzerine verildiğinin yazılı olduğu, takibe konu borçların tahsili amacıyla verildiğinin yazılı olmadığı anlaşılmaktadır. Takip tutarları ile bono tutarı birbiri ile örtüşmediği gibi, her iki tarafın ticari defterleri de birbiri ile örtüşmemektedir. Bu nedenle anılan belgenin dava ve takip konusu teminat bonosu olduğu veya İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas (yeni dosya no: İstanbul .... İcra müdürlüğü ... esas) sayılı takip dosyalarına konu borçların ödenmesi amacıyla verildiği ve bedelsiz kaldığı yönündeki iddiaları ispatlar mahiyette bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin karar gerekçesinin davalı şirketin cevap dilekçesinden alıntı yapılarak oluşturulduğunu, gerekçede dayanılan üç sebebin de hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan "makbuzdur" başlıklı senet teslim belgesinin içeriğinin mahkemece tarafından gerçek iradesi ve resmi muhasebe kayıtları göz ardı edilerek yorumlandığını, gerekçede davalı iddiaları gibi bononun açık hesap borcu karşılığı verildiğinin kabul edildiğini, mahkeme gerekçesinde "Makbuzdur" başlıklı senet teslim tutanağında, senedin açık hesap borcuna karşılık verildiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığı, aksine icra dosyalarına atıf yapıldığının dikkate alınmadığını, bononun açık hesap borcu karşılığı verilmesi halinde bu bononun İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. (Yeni dosya no İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.) sayılı dosyalarının ve bu dosyalardan konulan hacizlerin fek edilmesi hususunun belirtilmesine gerek olmayacağını, bu durumda açık hesap borcu için verileceğinin yazılacağını, bononun, hacizlerin fek edilmesi için icra müdürlüğünde haciz fek işlemlerini yapan vekile teslim edildiğini, tanzim tarihi ile takip dosyalarındaki fek tarihin 20.03.2007 olmasının da bononun teminat amacıyla verildiğini gösterdiğini, hacizlerin kaldırılması ile birlikte eş zamanlı olarak dava konusu bononun teslim edilmesinin tamamıyla bononun verilmesindeki asıl amacıın teminat olduğunu ortaya koyduğunu, 22.02.2017 tarihli cevap dilekçesinin 3. sayfasında belirtildiği üzere; dava konusu senedin icra dairesinde hacizlerin fek edilmesi amacıyla bir araya gelindiği zaman verildiğini, senedin verilmesi karşılığında "Makbuzdur" başlıklı belgenin alındığını, bu belgenin icra müdürlüğüne verilerek hacizlerin kaldırıldığını, amacın önceki borçların teminat altına alınması olduğunu, bu karmaşa içinde yaşı ileri olan muris ...'in yazıdaki ibareyi sağlıklı şekilde yorumlamasının beklenemeyeceğini, mahkeme gerekçesinin makbuzun düzenlenmesi amacına aykırı olduğunu, bononun verilmesindeki gerçek iradenin teminat amacı olduğunu, "makbuzdur" başlıklı belgenin verilmesi ile birlikte hacizlerin fek edilmesi ve eş zamanlı olarak bononun teslim alınması karşısında bononun diğer icra dosyalarından fek edilecek hacizlere karşılık verildiğinin açık olduğunu, 20.03.2007 tarihinde fek edilen hacizlerin 08.05.2007 tarihinde yeniden tapuya işlenmesi nedeniyle mükerrer tahsilat yapıldığını, önceki takip dosyalarındaki borçların tahsil edildiğini, dava konusu bononun vade tarihi olan 20.03.2007 tarihine kadar işletilen faizlerin toplamı 700.326,00 TL olup, bu tarihteki ortalama Dolar alış kuru olan 1.4014 üzerinden hesap yapıldığında 500.000 USD'nin TL karşılığının 700.700,00 TL olduğunu, mevcut borç toplamı ile teminat olarak verilen bono tutarının örtüştüğünü, başka bir anlatımla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. (Yeni dosya no İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.) ve ... E. Sayılı dosyalarındaki borç miktarları ile dava konusu bononun tutarının örtüşmesine rağmen mahkemece bir inceleme yapılmadığını, mahkemece tarafların ticari defterlerinin yeterince incelenmediğini, incelenmesi halinde müvekkilinin borcunun İstanbul ....İcra Müdürlüğündeki takipler kadar olduğunun anlaşılacağını, 2007 yılı öncesi cari hesap ilişkisi hususunun yeterince incelenmediğini, birleşen davada aval veren ...'in şirket yetkilisi olması nedeniyle bu sıfatla imza attığını, bu nedenle aval veren sıfatıyla sorumlu tutulamayacağını, şahsi defilerin müvekkillerince iktisap edene karşı ileri sürülebileceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davaların kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip konusu edilen bono nedeniyle davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti, birleşen dava, asıl davaya konu senede aval veren ... mirasçıları tarafından yapılan ödemenin istirdadı istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl dava dilekçesinde davacı, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 20.03.2007 düzenleme, 25.03.207 vade tarihli bononun teminat amacıyla verildiğini, bu bononun taraflar arasında daha önce derdest olan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas, ... Esas (yeni dosya İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas) sayılı takip dosyalarıındaki haczin kaldırılması ve bu dosyalardaki borcun teminatı olarak verildiğini, anılan dosyadaki borçların ödenmesine ve bononun bedelsiz kalmasına rağmen iade edilmediğini, teminat bonosunun takibe konu edilmesi üzerine keşide edilen ihtarla bononun iadesi ile takipten feragat edilmesinin istendiğini, talebin yerine getirilmemesi nedeniyle dava açıldığını ileri sürmüştür. Birleşen davada, benzer iddialarla, aval veren tarafından yapılan ödemenin istirdadı istenmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalılar, genel olarak bononun teminat bonosu niteliğinde olmadığı, bono metninde veya makbuzdur başlıklı belgede, bu bononun İstanbul ... İcra Müdürlüğündeki dosyaların teminatı olarak verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığını, anılan dosyalardaki haciz işlemlerinden sonra, taşınmazdaki payı haczedilen davacı şirket yetkilisi ile diğer davacıların yetkilisi .... takip konusu edilen borçların yanı sıra henüz takip konusu edilmemiş ve belgeye bağlanmamış 500.000 USD borcu ödeyeceğini taahhüt ettiğini ve belgeye bağlanmamış açık hesap borcu olan miktar karşılığı dava konusu 500.000 USD bedelli bonoyu verdiğini, hacizlerin kaldırılmasına rağmen borcun ödenmemesi üzerine önceki dosyalardan yeniden haciz işlemi yapıldığını, takiplere konu edilmeyen açık hesap ilişkisi kapsamında verilen bononun da ayrıca takibe konu edildiğini savunmuştur.Eldeki davada uyuşmazlık, dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu edilen 20.03.2007 tanzim, 23.03.2007 vade tarihli, 500.000,00 USD bedelli bononun teminat bonosu olup olmadığına ilişkindir.Dava konusu bononun incelenmesinde; 23.03.2007 vade ve 20.03.2007 düzenleme tarihli, 500.000,00 USD bedelli, bononunun keşidecisinin ... Şirketi, lehdarının davalı ... Tic. AŞ olan bonoda, ... aval veren sıfatıyla imzasının bulunduğu, bononun lehdardan sonraki ilk cirantasının ... olduğ, ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, bononun teminat olarak düzenlendiğine dair senet üzerinde herhangi bir ibare bulunmadığı anlaşılmıştır. Takip dosyasında anılan bononun takibe konu edildiği ve yetkili hamili olan ... tarafından ... ile ... Şti. ve ... Tic. AŞ aleyhine 13.06.2007 tarihinde takip başlatıldığı, takip tutarının 23.12.2016 tarihinde, İstanbul ... İcra Dairesi hesabından aktarılan para ile tahsil edildiği, tahsilat makbuzunda 23.12.2016 tarihinde 2.278.397,76 TL'nin tahsil edildiği tespit edilmiştir. Derdest bir takip dosyasının bulunması nedeniyle takip borçlusunun her zaman menfi tespit isteme imkanı bulunmaktadır. Menfi tespit istemi bononun bedelsizliği iddiasına dayalı olduğundan TBK'nın 39. maddesinde irade sakatlıkları hallerine ilişkin hak düşürücü sürenin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Asıl dava bakımından bononun borçlusunun, lehtar ile olan temel ilişkisini ve bononun düzenleme nedenini dikkate alarak menfi tespit isteminde hukuki yararı ve aktif dava ehliyeti bulunduğu gibi, senedi ciro eden lehtarın da pasif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Birleşen dava yönünden, bonoyu iktisap eden takip alacaklısının davalı ... şirketinin yetkilisi olması nedeniyle, keşideci ile lehtar arasındaki temel ilişkiyi bilebilecek durumda olduğu, bononun düzenleme sebebi ile bononun alacaklısı ve borçlusu arasındaki temel ilişkiyi bilmesi nedeniyle, lehtara karşı ileri sürülebilecek def'iler takip alacaklısına karşı da ileri sürülebileceği, yani takip alacaklısı olan davalının, istirdat talebine karşı iyi niyetli hamil savunmasının söz konusu olamayacağı anlaşılmıştır. Kambiyo senetlerinden olan bono, kural olarak temel ilişkiden bağımsız, soyut bir borç ikrarı içerir. Bonoya dayalı olan tarafın ayrıca alacağını veya bir temel ilişkiyi kanıtlaması gerekmez. Yazılı belge olan bononun borçlusu, borçlu olmadığını eş değer bir delille kanıtlamalıdır. Ancak kimi zaman taraflar bononun bu soyutluk özelliğini ortadan kaldırabilir veya bonoyu bir temel ilişkinin parçası haline getirebilirler. Bu gibi bir durumun ispatı kesin delillerle sağlanmalıdır. Eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasında düzenlenen ve tarafların kabulünde olan "Makbuzdur" başlıklı bir belge bulunmaktadır. Bu belgenin değerlendirilmesi uyuşmazlık açısından önem arz etmektedir. Aslı ilk derece mahkemesince incelenen "Makbuzdur" başlıklı belgede; "... Şti'nin keşidecisi, ...in Müşterek Borçlu Müteselsil Kefil olarak imzalayanı, ... Tic. Ltd. Şti'nin lehdarı olduğu; 500.000,00-USD bedelli, 20/03/2007 keşide, 23/03/2007 vade tarihli bir adet bono aşağıda sayılan dosyalardan ... adına kayıtlı olan '..., ... Mah. ... mevkiinde bulunan ... Pafta, ... Ada, ... Parsel sayılı 855.84m2 miktarlı Kargir 2 ev, dükkan ve arsanın 1/2 hissesi'ne konulan hacizlerin fekedilmesi üzerine verilmiş olup, işbu bono vadesinde ödenmediği takdirde başka hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın takibe geçilecek ve yasal yollara başvurulacaktır." ifadeleri yer almaktadır. Belgenin alt tarafında "İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. ... E. Sayılı dosyalar" ifadelerinin yer aldığı ve belgenin ... Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından imzalandığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince yapılan incelemede, bu belgenin bonoyu teminat bonosu niteliğine olmadığı belirtilmiştir. Davalı tarafından sunulan ve Dr.Öğr. Üyesi ... ve Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 14.07.2020 tarihli uzman görüşünde; bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiği, aval verenin bonodaki imzası nedeniyle sorumlu olduğu, keşidecinin borcu geçersiz olsa bile aval verenin borcunun devam ettiği, dosyada bulunan "Makbuzdur" başlıklı belgede; bononun önceki icra dosyası borçlarının ödenmesine ilişkin bir ibare bulunmadığı belirtilmiştir. Davacılar tarafından sunulan ve E.Seba Özmen tarafından düzenlenen bononun hangi amaçla verildiğine ilişkin olarak davalı tarafından bononun düzenlenme tarihi ile aynı tarihte "Makbuzdur" başlıklı belgenin düzenlendiği ve bononun teminat amacıyla verildiğinin belirlendiği, önceki dosyaların ödenmesi nedeniyle bononun bedelsiz kaldığı belirtilmiştir. HMK'nın 33.maddesi uyarınca, hâkim, Türk hukukunu resen uygulayacağından, hukuki mütalaalar serbestçe değerlendirilmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi bono soyut bir borç ikrarı olmakla birlikte bazı durumlarda ihdas nedeni taraflarca kararlaştırılabilir. Dava konusu uyuşmazlıklar takip ve dava konusu 500.000 USD bedelli bono İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyalarındaki hacizlerin kaldırılması için verilmiştir. Başka bir anlatımla bononun düzenlenme nedeni davalı savunmasında olduğu gibi takibe konu edilmeyen belgesiz açık hesap borçlarına ilişkin olmayıp, yukarıda belirtilen dosyalara ilişkindir. "Makbuzdur" başlıklı belgedeki ibareler, bononun kayıtsız şartsız ve soyut bir borç ikrarı olduğuna ilişkin karineyi ortadan kaldırmaktadır. Bu ibareler, senedin düzenlenme nedenini ortaya koyduğu gibi, esasında bu senedin teminat fonksiyonu icra etmek üzere düzenlendiğini kanıtlamaktadır. Nitekim icra dosyalarındaki borç, alacak ve ferileri ile birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık olarak düzenlenen bono bedeli kadar davalı alacağının bulunması bu hususu doğrulamaktadır. Davalı, bononun, icra takiplerine konu edilmemiş belgesiz cari hesap alacağı için verildiğini savunmuş ise de "Makbuzdur" başlıklı belge bu savunmanın aksini göstermekte olup davalı, bu savunmasını yazılı delillerle kanıtlayamamıştır. Bu belgenin aksi, ancak yazıl delil veya başka bir kesin delille kanıtlanabilir. "Makbuzdur" baylıklı belge davacının teminat senedi iddiasını kanıtlamakta olup, davalı aksi yöndeki savunmasını ispat edememiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davalarda ileri sürülen teminat senedi iddiasının kabulü ile buna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle davaların reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin tespiti ve takip dosyası içerisindeki tahsilat makbuzu dikkate alındığında; 2.278.397,76 TL dosya borcunun İstanbul 10.İcra Müdürlüğünce gönderilen paradan tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Tahsilat tarihi itibariyle, birleşen dava yönünden İİK'nın 72. maddesindeki istirdada ilişkin hak düşürücü süre dolmamıştır. Dava konusu bononun ihdas nedeninin İstanbul 5.İcra Müdürlüğündeki dosyalar olması nedeniyle ve bu dosya borçlarının ödenmesi ve davalının savunmasını kanıtlayamamış olması karşısında, asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Takip haksız olmakla birlikte, davalının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından, İİK'nın 72/5. Maddesindeki unsurlar mevcut olmamakla, davacının tazminat talebinin reddi gerekmiştir.Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; senedin teminat senedi olduğu ve teminat konusu takip dosyalarındaki borcun ödendiği, davalı şirketin takiplere konu edilmeyen başkaca bir alacağının varlığı ve senedin de bu amaçla verildiği yönündeki savunmanın kanıtlanmamış olması nedeniyle birleşen davadaki istirdat talebinin kabulü gerekmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, parayı cebrî icra yoluyla tahsil eden takip alacaklısı davalının iyi niyetli hamil olduğundan söz edilemez. Birleşen davada 671.784,91 USD ana para ve faiz ödemesi alacağı ile 216.958,59 TL icra gideri talep etmiştir. İcra takip dosyasının yapılan incelemesinde, davacıların 23.12.2016 tarihli makbuzla icra veznesine icra harç ve giderleri dahil toplam 2.278.397,76 TL ödediği anlaşılmıştır. Bu ödemenin, dava dilekçesinde belirtildiği üzere 216.958,59 TL'lik kısmı icra harç ve giderlerine ilişkin olup, bu kısım bakımından talep TL olarak kabul edilmelidir. Bu tutarın yapılan toplam ödeme olan 2.278.397,76 TL'den düşülmesi ile bulunan 2.061.439,17 TL'nin ise icra dosyasında asıl alacak ve işlemiş faizler için döviz karşılığı tahsil edildiği anlaşılmakla, bu tutarın ödeme tarihindeki kur üzerinden dövize çevrilerek tahsiline karar vermek gerekmiştir. Ancak birleşen davada davacılar vekili, dava dilekçesine eklediği 19.06.2017 tarihli TCMB kurlarına göre, talebini 3,5083 TL kur üzerinden yapmıştır. İcra dosyasına yapılan ödeme tarihli olan 23.12.2016 tarihi itibariyle, TCMB efektif satış kuru daha yüksek 3,5193 TL'dir. Bu nedenle ödeme tarihindeki kur esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği döviz alacağı tutarının 585.752,61 USD olduğu hesaplanmış ve dava bu kısım üzerinden kabul edilmiştir.Birleşen davada istirdat talebinin kabul edilen kısımlarına, davacıların icra takip dosyasına ödeme yaptıkları 23.12.2016 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmüştür.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinaf konu kararının kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve sonuçta asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; A)ASIL DAVADA 1-Davanın kabulü ile İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen, keşidecisi ...Şirketi olan davalı ... Anonim Şirketinin lehdar olduğu 20.03.2007 düzenleme tarihli ve 23.07.2007 ödeme tarihli, 500.000 USD bedelli bono ve takip dosyası nedeniyle, davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, 2-Harca esas dava değeri (1.593.250,00 TL) üzerinden alınması gereken 108.884,90 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 27.208,73 TL'nin mahsubu ile bakiye 81.626,17 TL harcın davalı şirketten alınarak Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan 27.208,73 TL peşin nispi harç ile 31,40 TL başvurma harcı toplamı 27.240,13 TL'nin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından harç dışında yapılan 2.598,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 199.460,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesine,6-Davacı tarafından talep edilen tazminat talebinin koşulları oluşmaması nedeniyle İİK'nın 72/5.maddesi gereğince reddine, 7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından artan kısımlarının HMK'nın 333.maddesi gereğince yatıranlara iadesine, B) BİRLEŞEN DAVADA:1-Birleşen davanın kısmen kabulü ile; a- 585.752,61 USD alacağın, 23.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte ve tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığının davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, b-216.958,59 TL alacağın, 23.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi gereğince avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Davacıların fazlaya ilişkin talebinin reddine, 4- İstirdat davasının kabul edilen miktarı üzerinden (2.278.397,76 TL) alınması gereken 155.637,35 TL harçtan, peşin alınan 43.953,76 TL'nin mahsubu ile bakiye 111.683,59 TL harcın davalı ...'ndan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Birleşen davada davacılarca ödenen 43.953,76 TL nispi harç ile 31,40 TL peşin harcın toplamı 43.985,26 TL'nin davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden (2.278.397,76 TL) hesaplanan 251.919,85 TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden (295.383,83 TL) hesaplanan 46.307,57 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...na verilmesine, 8-Yasal şartları oluşmadığından, davacıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, 9-Birleşen davada davacılar tarafından yapılan 76,73 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre takdiren 70,0 TL'lik bölümünün davalı ... alınarak davacılara verilmesine; bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,10-Birleşen davada davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,11-HMK'nın 333. maddesi gereğince, hükmün kesinleşmesinden sonra, kullanılmayan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine,C-İSTİNAF AŞAMASINDAKİ HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:1-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,2-Davacılar tarafından harcanan 1.253,30 TL istinaf başvuru harcı gideri, 39,23 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.292,53 TL kanun yolu giderinin, asıl ve birleşen davanın davalılarından eşit miktarlarda alınarak asıl ve birleşen davalarda davacılara verilmesine, 3-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,4-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09