SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/890

Karar No

2024/1049

Karar Tarihi

2 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/890

KARAR NO: 2024/1049

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 14/01/2021

NUMARASI: 2017/413 E. - 2021/27 K.

DAVANIN KONUSU: Haksız Rekabetin Tespiti Önlenmesi ve Tazminat

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti önlenmesi ve maddi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalıların birlikte hareket ederek müvekkilinin ticari menfaatlerine karşı haksız rekabet oluşturacak eylemler gerçekleştirdiklerini, müvekkili şirketin 2012 yılında kurulduğunu ve uzun yıllar ... kapalı devre güvenlik sistemlerinin dağıtım ve pazarlamasını yaptığını, müvekkili ile ... (...) arasında 01.04.2014 tarihinde 'Tedarik Sözleşmesi" ve 04 04,2014 tarihinde "Yedek Parça Tedarik Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmeler ile müvekkilinin Türkiye Bölgesinde ... tarafından tedarik edilen elektronik ürünlerin dağıtımını ve yedek parça servisini yaptığını, ticari ilişkinin devam ettiği sürece baskın konumda olan ...'nin Türkiye'deki iştiraki olan davalı ... A.Ş (...) ve distribütörlük sözleşmesinin feshinin ardından müvekkilinin yerine ikame edilen ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin müvekkilinin ticari faaliyetlerini rekabete aykırı şekilde bozmaya çalıştıklarını, ... şirketinin ... ile birlikte ... şirketinin çatısı altında yer alan grup şirketi olduğunu, tüm şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, şirketlerin aynı adreslerde faaliyette bulunduklarını, ... ve ...'nun müvekkiline karşı haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduklarını, bu kapsamda ...'in tasfiye edileceği belirtilerek bu şirketin elinde kalan teknolojik ömrü dolmuş ürünlerin müvekkiline devir edilmeye çalışıldığını, ...'in müvekkilinin kar marjını düşürmek için doğrudan fiyatlara müdahale ettiğini, müvekkilinin bağımsız bir tacir gibi görülmeyerek satış fiyatı ve kar marjına haksız şekilde müdahale edildiğini, üçüncü kişilerle yapılacak anlaşmalara doğrudan müdahale edildiğini, davacının satış yaptığı bayilerin ihalelere katılımının gerekli belgelerin verilmeyerek fiilen engellediğini, ...'in Türkiye'deki faaliyetlerini ... adında yeni bir grup şirketine devretmek istediğini, davacının alımlarını ... üzerinden yapmaya yönlendirdiğini, üzerine davacının birlikte çalıştığı ve ürün satışı yaptığı firmalara satılan ürünlere ilişkin yetki belgesi, garanti belgesi ve benzeri ürünün kalitesine ilişkin belgeleri vermemesini talep ettiğini ve müvekkilinin yetki belgesini iptal ettiğini, bu durumun davacı ve satış yaptığı firmaların ihaleye girmesini engelleyerek zarara uğrattığını, ...'nun müvekkilinin taahhütlerini ihlal ederek finansal yapısını bozmayı amaçladığını, ürünleri doğrudan müşterilere satarak haksız menfaat elde etmeyi planladığını, müvekkili tarafından ...'ya ihtarname gönderildiğini, cevabı ihtarda ...'nun ... ile herhangi bir bağının olmadığının belirtildiğini, oysa "..." logosundan aralarındaki bağın görülebileceğini, müvekkili tarafından yürütülen projelerin ...'in taktiri ile ... ve benzeri firmalara dağıtıldığını, müvekkili ve çalıştığı firmalara mal verilmediğini veya teslimatın geç yapılarak projelerden fiilen el çektirildiğini, müvekkilinin müşteri bilgilerinin ... tarafından ele geçirilerek haksız rekabet yaratıldığını, yapılan eylemlerle müvekkilinin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını, ...'in müvekkilinin aldığı bir ihale sonrasında ihaleyi açan kuruma ziyarette bulunarak yeni bir ürün olduğunu belirttiğini, ancak yeni ürünün henüz müvekkili ile paylaşamadığını, itibarsızlaştırma çabasının devam ettiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan zararların tespitine şimdilik 1000 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; iddiaların 01.04.2014 tarihinde dava dışı ... (... veya ...) şirketi ile akdedilen distribütörlük sözleşmesine dayalı olduğunu, müvekkillerinin bu sözlemenin tarafı olmadığını, müvekkilleri ile davacı arasında sözleşmeye dayalı herhangi bir akdi ilişki bulunmadığını, sözleşmenin ... ile davac arasında akdedildiğini, müvekkili ...'in sözleşmenin akdinden sonra ... ile davacı arasında köprü görevi gördüğünü, sözleşmenin taraflarının taleplerini bir birine ilettiğini, gerekli tercümeleri yaptığını, ... yani yeni unvanı ile ... San.ve Tic.AŞ'nin (...) 2015 yılından itibaren ... ile ayrı bir ticari ilişki yürüttüğünü, bu ilişkinin davacının sözleşmesi ile bir ilgisinin bulunmadığını, davacının sözleşmedeki tahkim şartı nedeniyle sözleşmenin tarafı olan ...ye karşı yurt dışında tahkime başvurduğunu ve bu davada mükerrer olarak tazminat talep edildiğini, sözleşme ilişkisinde sipariş verenin davacı, siparişi alanın ... olduğunu, davacının ihtirazı kayıt koymaksızın borcu ödemesinden sonra fazla ödeme iddiasında bulunamayacağını, basiretli bir tacir olan davacının akiti olan dava dışı şirketle stokların devri için düzenlediği sözleşme kapsamında müvekkillerine husumet yöneltemeyeceğini, ihtirazi kayıt konulmaksızın stokların devir alınmasından sonra talepte bulunulmasının yasal olmadığını, distribütörlük sözleşmesinde elde kalan stokların devrinin sok rastlanan bir durum olduğunu ve 2016 mali yılında davacının da eski stoklarını ...'e sattığını, bu satışın haksız rekabet olduğunu ileri süren davacının aynı fiili gerçekleştirdiğini, sözleşmenin kuruluşundan kısa bir süre sonra gerçekleştirilen yazışmaların tehdit unsuru içerdiğinin belirtilmesine rağmen bu kadar uzun süre sözleşme ile bağlı kalınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının distribütörlük sözleşmesi kapsamında satış fiyatları ile kar marjının belirlenmesi sırasında itirazda bulunmayarak daha sonra sözleşmenin tarafı olmayan müvekkillerine karşı talepte bulunmasının yasal olmadığını, ihaleye katılma belgesinin sözleşme kapsamında verildiğini ve müvekkillerinin bu belgeyi verebilecek yetkisinin bulunmadığını, bu talebin sözleşmenin tarafı olmayan müvekkillerinden istenemeyeceğini, davalıların distribütörlük sözleşmesinin ve iddianın tarafı olmadığını, sözleşme süresince tehdit ve baskı altında olduğu iddialarının sözleşmenin ifası sırasında iddia edilmediğini ve buna ilişkin kanıt sunulmadığını, ihaleye katılımın engellenmesi bakımından sözleşmeye dayalı bu iddiaların sözleşmeye taraf olmayan davalılara karşı ileri sürülemeyeceği gibi bu hususta kanıt da sunulmadığını, müşteri ve proje bilgisinin ifşası iddiasının sözleşmeye dayandığını ve bu iddiaların davalılara yöneltilmesinin hatalı olduğunu, sözleşme konusu projelere ilişkin tüm bilgilerin taraflar arasında paylaşıldığını, davalıların gizli bilgileri ifşa ettiğine dair kanıt bulunmadığını, ... Üniversitesi ziyaretinin ispatlanmadığını, haksız rekabet için gerekli şartların oluştuğunun delilleri ile kanıtlanmadığını savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı taraf, satış fiyatlarına ve kâr marjına müdahalede bulunulduğu iddiasındadır. Davacı tarafın bu kapsamda delil olarak gösterdiği, davalı ... ile aralarında gerçekleşen e-posta yazışmalarının bir sözleşme müzakeresi niteliğinde olduğu teslimatların geciktirilmesinin taraflar arasındaki somut/birel satış sözleşmesi gereğince ancak borçlunun temerrüdüne yol açabileceği ve fakat taraflar arasındaki ilişkide borçlu temerrüdünün şartlarının da gerçekleşmediği, davacının satış fiyatlarına ve kâr marjına müdahaleyi gösteren başkaca bir belgeye rastlanmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla , davacıya karşı haksız rekabet eyleminde bulunulduğunu söylemek mümkün değildir.Davacı taraf, atıl ve süresi geçmiş stokların, dominant etki kullanımıyla müzakereye açık olmayan biçimde ...'e devredildiği iddiasındadır.Davacı tarafın, iddiasına dayanak gösterdiği elektronik posta yazışmaları incelendiğinde; Davalı tarafın, davacı tarafla stokların devrine ilişkin sözleşme kurduğu, davacının bu sözleşmenin şartlarını tam olarak benimsemediği ve tekrar değerlendirmeye tabi tutulmasını talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf yetkilisinin göndermiş olduğu elektronik postadaki ifadelerinden, sözleşme şartlarından memnun olmadığı ve fakat bu şekilde de kurulmasını kabul ettiği, ancak davalı tarafın bir daha değerlendirmesini istediği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, yukarıda alıntılanan kısım borçlar hukuku soyutlamasına tabi tutulduğunda, sözleşmenin karşı tarafına satılanın bedelini sabit tutmak veya düşürmek hususunda bir 'seçim hakkı' verildiği anlamına gelebilecektir. Hemen belirtmek gerekir ki seçimlik hak yorumu yapılsın veya yapılmasın, davacı taraf, nihai olarak, sözleşmeyi olduğu haliyle kurmuştur. Stokların devrine ilişkin kurulan sözleşmelerin ve sözleşme görüşmelerinin, haksız rekabet eylemine yol açtığını söylemek mümkün değildir.Davacı vekili, davalıların üçüncü bir kişiyle bedel ve vade bakımından anlaşarak bu şartlan davacıya dayattığı iddiasını ve bunun haksız rekabet teşkil eden bir fiil olduğunu öne sürmektedir. Davacının sunduğu delillerle davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemde bulunduğu söylenemez. Nitekim, davacının sunduğu delillerin gösterdiği, taraflann (davacı, davalı ... ve davadışı üçüncü kişi) bir araya gelmek suretiyle sözleşme müzakereleri gerçekleştirdiği, hatta bu müzakerelerin toplantı notlarını dahi birbirlerine (davacı ve davalı ...) gönderdikleridir. Bu sebeple, taraflar arasında TTK m. 54 ve devamında düzenlenen haksız rekabet hallerinden herhangi birisinin gerçekleştiğinden bahsetmek mümkün değildir. Hâl böyle olunca, TTK m. 54 ve devamında düzenlenen haksız rekabet hallerinden herhangi birisini oluşturacak şekilde, davacınm satış fiyatı ve kâr marjına müdahale ettiğini gösteren herhangi bir delile rastlanmamış ve davacının bilirkişi raporuna itirazlannı havi dilekçesinde belirttiği deliller de haksız rekabet teşkil eden bir eylemin vuku bulduğunu göstermemektedir.Davacı taraf, ihalelere katılımının engellendiğini, ihale yetki belgelerinin iptal edildiğini ileri sürmektedir.Davacı tarafın ihalelere katılmasına yönelik yetki belgeleri, aynı zamanda davacı tarafın distribütörlük sözleşmesinin karşı tarafı, dava dışı ... tarafından düzenlenmektedir. Davacı tarafın, yetki belgelerinin düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin talepleri bağlamında, davalıların herhangi bir sorumluluğu olamaz; nitekim, davalılar, bu belgeleri düzenleme kudretine sahip değildir.Davacı tarafın ihalelere katılımının yetki belgesi düzenlenmemek ve iptal edilmek suretiyle engellenmiş olduğu hususundaki vakıalar gereğince, haksız rekabet eyleminin gerçekleştiğinden bahsedilemez. Şöyle ki, davalılar, bu yetki belgelerini düzenlemek ve iptal etmek noktasında herhangi bir yetki sahibi değildir. Nitekim, davacının bilirkişi raporuna itiraz ve beyan dilekçesinde sunulan deliller de davacının kamu ihalelerine katılmasına yönelik yetki belgeleri olmayıp garanti ve ürünlerin davacıya sağlanması gibi işlere ilişkindir. Davacının sunduğu delillerden görüleceği üzere, davacının ihalelere katılması yönünde yetkilendirilmesini davadışı ... sağlamaktadır. Bununla birlikte, davacının gerek davadışı ...'e gerek davalılara karşı sürebileceği talepler, haksız rekabet teşkil eden eylemden ziyade sözleşme temelli talepler olabilir; nitekim, davalıların veya davadışı ...'in yaptığı ve davacının işini yürütmesine engel teşkil eden hamleler, davacı ile ... ve dolaylı olarak onunla bağlantılı olan davalıların sözleşmeye aykırılık bağlamında incelenebilir; davacının talepleri gereğince ve sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince sözleşme temelli bir talep bakımından inceleme yapılmamıştır. Davacı vekili, davalıların müvekkiline ait iş sırlarının hukuka aykırı bir şekilde ele geçirildiğini ileri sürmektedir.Davacı, iş sırlarının hukuka aykırı biçimde elde edilmesinin delili olarak, ...'ın e-postasını işaret etmiştir. ..., davacıdan, (kısa ve teknik olmayan bir ifadeyle) ticaretlerinin sıhhatli biçimde yürütülmesi için, kendisine bilgi verilmesini istemektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı ve davadışı ... arasında bir dağıtım sözleşmesi mevcuttur ve bu dağıtım sözleşmesi kapsamında ticari ilişkiler sürmektedir. Dağıtım sözleşmelerinde, dağıtıcı, sağlayıcıya bilgi verme yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük, taraflar arasındaki dağıtım sözleşmesinde açıkça yer almasa dahi, dağıtım sözleşmelerine içkindir; nitekim dağıtım sözleşmesinin asli edimlerinin yerine getirilmesi amacına hizmet eder.[SAK ,Burak, Dağıtım Sözleşmelerinde Denkleştirme İstemi (TTK m. 122), İstanbul 2020, s.70] Dağıtıcının sürümü yapmak ve artırma faaliyetinde bulunmak anmayla sağlayıcıdan arz konusunu edinmesi, mağaza açması, bu mağazalarda gereken nitelik ve nicelikte eleman çalıştırması, farklı senaryolara yönelik olarak arzun korunmasını ve artırılmasını planlaması, stok yapması, piyasayı araştırması, reklam ve bilhassa mal arzında mevzubahis olan satış sonrası hizmetler uğruna yaptığı faaliyetler ve yatırımlar ile sağlayıcıyla rekabet etmemesi, sır saklaması, sağlayıcıya bilgi vermesi ve gerektiğinde sağlayıcının menfaatini kendi menfaatinin önüne koyması gibi hususlar, bu özel güven ilişkisinin bir tezahürüdür. Sayılan bu borçların, sözleşmede açıkça kararlaştırılmamış dahi olsalar, her bir somut sözleşme ilişkisinin ayrı ayrı değerlendirilmesi kaydıyla, sözleşmenin güven ilkesine göre yorumu sonucunda yan yükümlülük niteliğinde doğmuş olduğu tespit edilebilir.Dosyaya mübrez belgeler, itiraz dilekçeleri ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlık bakımından, TTK m. 55/f. l/bent d'de düzenlenen haksız rekabet hâlinin oluştuğundan bahsetmek mümkün değildir. Nitekim, iş sırlarının hukuka aykırı olarak elde edildiğine yönelik delil olarak gösterilen ...'ın e-postası, davacının (dağıtıcının) bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmesine yönelik taleplerden oluşmaktadır. Davacı vekili, davalılarla ile davadışı ... arasında organik bağ olduğuna yönelik iddiasını ileri sürmektedir. Dosyaya mübrez belgeler, itiraz dilekçeleri ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalılar ile davadışı ... arasında organik bağın varlığından bahsetmek mümkündür. Ne var ki, davalılara karşı yöneltilen talep haksız rekabet eylemi iddiasından doğan ilişkiye dayandığı için, davalıların davadışı ... ile organik bağının olup olmaması önem arz etmeyecektir. Şöyle ki, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemde bulunduğu kabul edilmesi halinde, davalılar zaten bizzat sorumludur; çünkü haksız rekabet teşkil eden eylemler onlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu durumda ise organik bağ yoluyla sorumluluğun şahıs bakımından genişlemesi değil, doğrudan doğruya davalıların sorumluluğu söz konusu olur.Ne var ki yukarıda tüm anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere davacı yanın dilekçesinde belirttiği davalıların, çeşitli yollarla tehditlerle davasının satış ve politikalarına müdahale ettiği, ihaleye katılımının engellendiği, müşteri ve proje bilgilerini ifşasına ilişkin deliller dosyadan anlaşılmamaktadır.Diğer bir anlatımla, dosyaya sunulu belgelerden ve tanık ifadelerinden davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan ve ... tarafından 31.03.2016 tarihinde feshedilen anlaşmanın feshinde işbu sözleşmeye taraf olmayan davalıların fiillerinin neden olduğu, haksız eylemlerinin mevcudiyeti anlaşılamamış olup..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda müvekkili şirketin mali verilerine ilişkin hatalı tespitler yapıldığını, resmi mali tabloların incelenmeyerek hatalı maddi tespitlerin yapıldığını, davalıların birlikte hareket ederek haksız fiil oluşturan eylemlerinden müvekkilinin 2016 yılından itibaren satış yapamaz hale getirildiğini, davalı ...'nin internet sitesinde müvekkili şirketin önemli müşterilerinden olan ... ve ... şirketlerini kendi müşterileri olarak tanıttığını, müvekkilinin müşteri çevresinin haksız olarak ele geçirilerek satış yapıldığını, bu kapsamda müvekkilinin fahiş fiyat uyguladığı belirtilerek müşterilerinin ayartıldığını, müvekkilinin daha önce sözleşmesiz şekilde davalılarla ticari ilişkisi bulunduğunu, ancak ... ve ...'in kamu ihalelerine ürün sevkıyatını durdurarak müvekkilinin ... şirketi ile yazılı sözleşme imzalamak zorunda bıraktıklarını, kamu ihalelerine ürün tesliminin tek taraflı ve ağır koşullar içeren dava dışı ... ile imzalanan sözleşme şartına bağlanarak bu tarihe kadar olan ticari şartların değiştirildiğini, sözleşme ile yabancı hukuk ve tahkim şartı getirtilerek, kamu ihaleleri için gerekli olar sertifika ve belgelerin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin 2015 yılı Mayısına kadar Türkiye'deki tek yetkili ve distribütör olduğun daha sonra grup şirketi olan ... ye yetki verilerek işlemlerin bu şirket üzerinden yürütüldüğünü, 2015 yılının ikinci yarısında müvekkilinin müşteri portföyünün önemli bir kısmının ele geçirildiğini, davalılarla dava dışı ana şirket arasında organik bağ ve ortak hedefe yönelik eylemlerle müvekkiline karşı haksız rekabet oluştuğunu, müvekkilinin ... ile sözleşme imzalamak zorunda bırakan ... AŞ'nin haksız fiil ve ...'nin organik bağı nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu,bilirkişi raporu ile mahkeme kararının olayların tarihsel akışı ve maddi olaylar yönünden çelişkili olduğunu, Mart 2014 tarihine kadar ...'in ithalatçı olduğunu, ...'den ürünleri ithal ederek müvekkilinin siparişi üzerine müvekkiline sattığını, bu dönemde müvekkilinden başka ...'in dört adet müşterisi bulunduğunu, bu dönemde müvekkilinin satışının önemli bir kısmını ... ürünlerinin satışından elde edildiğini, Nisan 2014 ile Mayıs 2015 döneminde ise ... AŞ'nin lojistik faaliyetlerini durdurması nedeniyle ürünlerin müvekkilinden temin edildiğini, bu dönemde müvekkilinin faaliyetlerinin daha da geliştiğini, daha sonra müvekkilinin ... ile sözleşme imzalamaya zorlanarak, satışlarının düşürüldüğünü, davalılar ali yurt dışındaki ... şirketinin organik yapısının benzer olması ve haksız rekabet oluşturan eylemlerle müvekkilinin zarara uğratılması nedeniyle haksız rekabet oluştuğunu, Bu nedenle istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti önlenmesi ve uğranılan maddi zararın tespiti ile tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf başvurusunun ilk paragrafında mali verilerin hatalı şekilde tespit edildiği belirlenmiş olup, bu husus maddi tazminatın miktarına ilişkindir. Yukarıda yapılan değerlendirmeler kapsamında haksız rekabet oluşmadığının anlaşılması karşısında bu istinaf başvuru nedeni yerinde değildir.Davacı tarafından keşide edilen 24.02.2017 tarihli ihtarla, davacı ile davalıların grup şirketi olan dava dışı ... şirketi arasında 2014 yılında düzenlenen tedarik sözleşmesi ile distribütörlük ilişkisi kurulduğu, şirketlerin ... ile birlikte hareket ederek geçerli bir işlem olmaksızın sözleşmeyi sona erdirerek davacıyı zarara uğrattıkları, ... ile birlikte davalıların haksız rekabet oluşturan eylemleri bulunduğu ve bu eylemlerden kaynaklanan zararların taraflar arasındaki görüşmelerle giderilmesinin beklendiği bildirilmiştir. Davalıların cevabi ihtarında, 2014 yılında imzalanan tedarik sözleşmesinin tarafı olmadıklarını, davacının portföyüne el konulmadığını bildirmişlerdir.Dava dilekçesinde genel olarak haksız rekabet oluşturan eylemler nedeniyle atıl ve süresi geçmiş stokların devir edildiği, satış fiyatı ve kar marjının haksız şekilde belirlendiği, ihalelere katılım için gerekli belge ve sertifikaların verilmediği, ihalelere katılımın ... tarafından engellendiği, müşteri bilgileri ile projelerin ifşa edildiği vakıaları ileri sürülmüştür. Cevaba cevap dilekçesinde de bu hususlar ileri sürülmüş, ancak istinaf başvurusunda bir çok yeni maddi vakıa ileri sürülmüştür. İstinaf başvurusuna eklenen bir kısım yazışmalara davacı ile ... arasında kurulan sözleşmenin kuruluş aşamasına ilişkin olup, bu tarihten sonra sözleşme ilişkisinin kurular uzun süre yürütülmesi karşısında, başa dönülerek bu eylemlerin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle tespit ve tazminat taleplerinde bulunulması dürüstlük kurulana aykırıdır. Davacı ile dava dışı ... (...) arasında 01.04.2014 tarihinde tedarik sözleşmesi düzenlenmiştir. Anılan sözleşmenin 31.03.2016 tarihinde geçerli olmak üzere dava dışı şirket tarafından feshedilmiştir. Davalılar anılan sözleşmenin taraf değildir. Davacı, anılan sözleşmenin feshi nedeniyle dava dışı ... aleyhine tahkim yargılaması için Hamburg Ticaret Odasi Tahkim birimine başvuruda bulunmuştur. Dosyada davalı olarak bulunan şirketler bu sözleşmenin tarafı değillerdir. Davacı, bu sözleşmenin haksız şekilde sonlandırılması için dava dışı ... şirketi ile birlikte hareket ettikleri ve organik ilişki içerisinde bulunduklarını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmeler ile mali kayıtların incelenerek rapor düzenlenmesi için oluşturulan bilirkişi kurulunun ibraz ettiği 14.11.2018 havale tarihli raporun incelenmesinde, bilirkişi kurulunca tedarik sözleşmesinin feshi nedeniyle uğradığı müspet zararın belirlendiği görülmüştür. Anılan rapora itiraz dilekçesinde, davacının piyasadan silinmesi için ... tarafından gönderilen ürünlerin davalı ...'ya gönderildiği, ürünlerin anılan şirketçe davacının müşterilerine fatura edildiğini, müvekkilinin müşterilerinden olan ... Ltd'ye bu şekilde işlem yapıldığını ve bir süre sonra bu şirketin, davalı ...'in çözü ortağı olarak internet sitesinde ilan edildiğini, ...'in yetkililerince müvekkilinin fiyat politikasının kötülenerek müşteri ayartıldığını savunmuştur.İtiraz üzerine alınan 22.08.2019 tarihli raporda ise taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığı, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturmadığı belirlenmiştir. Davacı vekilinin anılan rapora yönelik itirazları 23.07.2020 tarihli ek raporla değerlendirilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan rapor ve ek raporda, taraflar arasındaki ticari ve fiili ilişki irdelenmiş ve maddi vakıalar değerlendirilmiştir.Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, TTK'nın 54/2.maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Davacının iddiası, müşteri ve ticari sırların ifşası, sözleşmenin feshine yönlendirme, haksız fiyat belirleme ve stok devrine dayandırılmıştır. Dava dilekçesindeki vakıalara göre davacının iddiası TTK'nın 55/1, 55/1.b.1 ve 55/1.d maddeleri kapsamında ileri sürülmüştür. Anılan maddelerde, dürüstlük kuralına aykırı şekilde başkasının iş sırlarını ve müşteri çevresini ele geçirmek, ve ele geçirdiği bilgileri kullanmak, başkalarını sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; başkalarını veya onların mallarını, işlerin, ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini, yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek; kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetleri, fiyatlarını, gerçeğe aykırı yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak yada üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek; seçilmiş bazı malları, iş ürünleri veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerinin kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerini veya faaliyetlerini benzer hacimde uygulanan tedarik fiyatının altında olması halinde yanıltmanın varlığını karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlemeye esas olur, filleri haksız rekabet olarak düzenlenmiştir.Haksız rekabetin bulunması halinde açılacak davalar anılan Kanun'un 56. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik faaliyetleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse fiilin haksız olup olmadığının tespitini ve haksız rekabetin men'ini talep edebilir. Somut olayda davacı tazminat talebiyle birlikte haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kararın ilanını talep etmiştir.Eldeki uyuşmazlıkta haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile uğranılan maddi zararın giderilmesi istenmiştir. Taraflar arasındaki bir sözleşme ilişkisi bulunmamakta, davalıların, dava dışı ... şirketinin hakimiyeti altında faaliyet gösterdikleri ve ... şirketinin Türkiye'deki faaliyetlerinin, haksız rekabet oluşturacak eylemlerle davacıdan alınarak, davalılarca yürütüldüğü, özellikle davalı ... şirketinin bu amaçla kurulduğu belirtilmiştir. Bir davada ispat yükü HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre ileri sürülen vakıadan kendi lehine hak ve menfaat çıkaran tarafa aittir. Bu nedenle, davacı davalılar arasında organik bağın bulunduğunu ve tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılarak, davacı ile dava dışı ... şirketi arasında 2014 yılında düzenlenen distribütörlük sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini kanıtlaması gerekmektedir. Dava dilekçesinde ileri sürülen haksız rekabet durumları bilirkişi raporu ile mahkeme gerekçesinde ayrıntılı ve denetime elverişli şekilde değerlendirilmiştir. Gerekçeli kararda belirtildiği üzere, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davalıların ihaleye girilecek belgelerin düzenlenerek verilmesine ilişkin bir yükümlülükleri bulunmamaktadır. Sözleşme ilişkisinde alınıp satılacak emtianın fiyatının piyasa ortamında belirlenmesi karşısında, sözleşme aşamasında çekincesiz olarak devir alınan stokların eski olduğu ile satın alınan emtiaların bedellerinin yüksek belirlenerek haksız rekabet oluşturduğunun ileri sürülmesi dürüstlük kuralına uygun değildir. Davalıların, dürüstlük kurallarına aykırı şekilde davacının müşteri çevresini ele geçirdiği veya müşterilerinin ayartıldığı, davacının sattığı ürünlerin kötülendiği kanıtlanmamıştır. Dosya kapsamındaki belgeler ve delillerden, davalıların birlikte veya dava dışı şirketle birlikte anlaşarak hareket ettikleri kanıtlanmamıştır. Aynı piyasa içinde, benzer ürünleri satan tacirlerin aynı müşteri portföyüne hitap ettiği dikkate alındığında, rekabeti bozucu bir işlem yapılmadan tacirlerin bir birleriyle rekabet etmesi hukuka uygundur. Yasa ile yasaklanan, dürüst ticareti bozucu haksız rekabet oluşturan hallerdir. Dosya kapsamındaki beyan ve belgeler ile özellikle istinaf başvurusundan, somut olarak haksız rekabet oluşturacak bir eylemin kanıtlanmadığı, dava dilekçesinde ileri sürülen tüm haksız rekabet vakıalarına ilişkin olarak mahkemece delillerin toplanarak yargılama yapıldığı ve her bir vakıa bakımından haksız rekabet oluşmadığının belirlendiği, mahkeme gerekçesinin delillere, maddi olaylara ve dosya kapsamına uygun olduğu, davacı vekilinin soyut istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenTazminatkonusutaraflarınözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulÖnlenmesigerekçeRekabetinsebepleriveincelemekararınınTespitiileriiddiaHaksızmahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim