SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1126

Karar No

2024/1047

Karar Tarihi

2 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1126

KARAR NO: 2024/1047

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 26/01/2021

NUMARASI: 2018/211 E. - 2021/66 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Şirket Ortaklık Payının Devrinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının dava dışı ...Tic. LTd. Şti'nin ortakları olduğunu, 11.03.2013 tarihli protokol ile davalının şirket payların devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, protokolde devir öncesi kamu borçlarından tarafların eşit olarak sorumlu olacağının kabul edildiğini, ancak tüm uyarılara rağmen davalının borcunu ödemediğini, müvekkilinin 25.10.2016 tarihinde 6367 sayılı Yasa çerçevesinde davalını lehine olacak şekilde mevcut borcu yapılandırdığını, yaklaşık 500.000,00 TL borcun 266.897,52 TL'ye indirilerek, üçer aylık her biri 14.826,64 TL olmak üzere 18 taksite bağlandığını, müvekkilinin ödediği iki taksitin iadesi için keşide ettiği Kartal ... Noterliğinin 08.02.2017 tarihli ihtarına rağmın borcun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davalı vekili, savunmasında özetle; davalının ... Tic. Ltd. Şti'ndeki paylarını 11.03.2013 tarihinde davacıya devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, davalının doğmuş ve doğacak kamı borçlarından sorumluğunun sınırsız olmadığını, bu hükmün müvekkilinin dönemindeki işlemler için pay devrinden sonra tahakkuk edecek vergi borçlarına ilişkin olduğunu, aksi halde uzun yıllar sonra gelecek vergi borçlarından müvekkilinin sorumlu tutulmasının protokolün ruhuna aykırı olduğunu, protokolde, sorumluluğunu 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ilkin kamu borçları ile de sınırlandırıldığını, talep edilen borçların ortaklığın devrinden üç yıl sonra tahakkuk ettiğini ve bu vergi borçlarının protokol hükümlerine göre talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, vergi borçlarına ilişkin müvekkiline bir bildirim yapılmadığını ve müvekkilinin yasal yollara başvurmasının engellendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/288 Esas sayılı davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; tarafların birlikte ... Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olduklarını, 11.03.2013 tarihli protokol ile davalının paylarını devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, protokolde kamu borçlarının faiz ve cezalarından eşit olarak sorumlu olanacağının taahhüt edildiğini, müvekkilince ödenen şirket borçlarının davalı payına isabet eden kısmının ödenmesi için gönderilen ihtara olumsuz cevap verildiğini, müvekkilince yapılandırmadan faydalanılarak borcun indirildiğini ve taksitlere bölündüğünü, ödenen iki aylık taksitin davalı tarafından iade edilmesi için açılan itirazın iptali davasının İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/211 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini, dava dosyalarının birleştirilmesini istemiştir. Davalı vekili, asıl davadaki savunmalarını tekrar ederek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki ihtilaf temelde davacının ödediğini iddia ettiği şirket borçlarından dolayı davalının sorumluluğu bulunup bulunmadığı ve sorumluluğu var ise bu sorumluluğun ne kadar olduğu hususlarındadır. Davalının dava dışı şirketteki hisselerini davacıya devrettiği ve taraflar arasında şirket borçları nedeniyle tarafların sorumluluğuna ilişkin 11/03/2013 tarihli protokolün imzalandığı anlaşılmıştır. 11/03/2013 tarihli protokol hükümleri devreden ve devralanın şirket borçları nedeniyle devreden ve devralan arasındaki iç ilişkideki sorumluluklarını düzenlediği anlaşılmıştır. Davacının ödediğini iddia ettiği şirket borçlarının iç ilişkide davalıdan tahsilini isteyip isteyemeyeceğinin tespiti için öncelikle şirket borcu nedeniyle ortağın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir. 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre limited şirket ortağının, şirketin amme borçlarından dolayı sorumlu olabilmesi için borcun şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir( Yargıtay 4. H.D. 2020/365 Esas ve 2020/3096 Karar sayılı ilamı). Bu kapsamda asıl ve birleşen davalara konu icra takibi ile ödendiği iddia edilen şirket borçlarının kamu idaresi tarafından şirketten tahsilinin mümkün olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelmesi yaptırılmış ve yapılan inceleme sonucunda 2016-2018 yılları bilançolarının dönem sonu kasa bakiyelerine göre dava dışı şirketin vergi borçlarını ödeyebileceği tespit edilmiştir. Şirketin ödeme gücü bulunduğundan ortakların borçlardan dolayı sorumluluğuna gidilemeyeceği, bu nedenle davacı tarafından yapılan ödemenin davalıdan istenemeyeceği, davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğuna dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığından kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığı..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalının ... Tic. Ltd. Şti'nin ortağı olduklarını, 11.03.2013 tarihinde davalının paylarını devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin bu tarihte kendi hesabından yüklü miktarda ödeme yaptığını, protokole göre 11.03.2013 tarihinden önce doğmuş borçlardan davalının sorunlu olacağının düzenlendiğini, şirketin vergi borçları için vergi dairesine karşı açılan davaların kaybedilmesi nedeniyle müvekkilinin borçları yapılandırarak ödediğini, yapılandırılan borçların 2013 yılından öncesine ait olduğunu, protokol gereğince davalının borçlardan sorumlu olduğunun bilirkişi raporuyla belirlendiğini, 2013 yılından sonra şirketin faaliyetinin durduğunu ve borçlarını ödemediğini, davalının ödemeye yanaşmaması üzerine müvekkilinin borcu ödediğini, yapılan inceleme de borçların devir öncesine ait olduğunun belirlendiğini, yasal sorumluluk dışında protokolden müvekkiline karşı sorumluluk üstlendiğini, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinin dava ile ilgisinin bulunmadığını, davanın şirketin vergi borcunu kendi varlığı ile ödeyen ve müvekkiline açık taahhütte bulunmasın rağmen, vergi borcunu ödemeyen davalıdan ödenen miktarın tahsili olduğunu, şirketin borcunu ödeyecek bir faaliyeti veya parası bulunmadığından ayrıca acziyet araştırması yapılmasının gerekmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Davacının, davalı ile birlikte ortak olduğu ve davalının 2013 yılında payını devir ettiği dava dışı şirkete ait vergi borcunu, davalının payına isabet eden kısmının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı ile davalı dava dışı ... Limited Şirketi'nin ortakları olup, davalı 11.03.2013 tarihli Kadıköy ...Noterliğinin ... yevmiye nolu limited şirket hisse devir sözleşmesi ile şirketteki 250.000,00 TL tutarındaki sermayesini davacıya devir etmiştir. Devir dava dışı şirket tarafından kabul edilmiş ve davacı şirketi tek ortağı haline gelmiştir. Resmi devir sözleşmesinden ayrı olarak taraflarca düzenlenen 11.03.2013 tarihli protokol ve şirketin borçlarından ve kefaletlerinden doğmuş ve doğacak olan tüm yükümlülüklerden devir alan devir tarihinden sonra sorumlu olduğu devir tarihinden önceki kamu ve özel kişilere olan borçlardan devir edenin şahsi bir sorumluluğu bulunmadığı, 2010 ile 2012 takvim yıllarına ait devir tarihini de kapsamak üzere gelmiş veya gelecek tüm kamu borçları, 6183 sayılı Kanuna karşı doğmuş ve doğacak vergi ziyaı, gecikme faizi, gecikme zamlarından olan yükümlülüklerden devir eden, devir alana karşı hisse payını açsa dahi sorumludur. Dava dışı şirketin vergi borçları 10.07.2016 tarihli dilekçe ile 6736 sayılı Yasa kapsamında 18 taksitle ödenmek üzere taksitlendirilmiştir. Vergi dairesi yazısında şirketin devir öncesi döneme ilişkin vergi borçlarının bulunduğu ve yapılandırılan borçların bu borçlar olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, şirketin 2010 ile 2013 yıllarına ilişkin vergi borçlarının yapılandırıldığı ve bu borçların taksit halinde davacı tarafından ödendiği, ödenen miktarlarda davacının payına isabet eden tutarların rücusunun talep edildiği görülmüştür. Taksit tablosunun incelenmesinde 31.11.2016 tarihinden başlamak üzere her bir taksit 14.826,61 TL olacak şekilde 18 taksitle toplam şirket borcunun 266.879,52 TL olarak yapılandırıldığı anlaşılmıştır. Taraflar devir öncesi, şirketin eşit paylı ortakları olup kamu borcunu ödeyen davacının, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 29.650,00 TL asıl alacak, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 14.826,65 TL asıl alacak talep ettiği, asıl davada 6.ATM'nin dosyasına yönelik itirazın iptaline, birleşen dosyada ise ....İcra Dairesinin takibine yönelik itirazın iptaline talep edildiği görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.09.2012 tarih ve 2011/6684 Esas, 2012/13833 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, VUK’nun 10. maddesi tüzel kişilere düşen vergisel yükümlülüklerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilmesini öngörmektedir. Maddenin 2. fıkrasına göre, temsilcilerin bu ödevi yerine getirmemeleri nedeniyle yükümlünün malvarlığından tamamen ya da kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, yasal temsilcilerin malvarlıklarından alınır. 02.06.1995 tarih ve 22301 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan çeşitli vergi yasalarında değişiklik yapan 4108 sayılı Kanun 6183 sayılı AATUK’a eklediği mükerrer 35. madde ile bu sorumluluğu, vergi dışındaki kamu yükümlülüklerini de kapsayacak şekilde genişletmiştir. Temsilcilerin kamu borçlarından sorumluluğu ikinci derecededir. Kamu idaresi, sorumlu yönetim kurulu üyelerine başvurmadan önce ortaklık tüzel kişisini takip etmekle yükümlüdür. Yönetim kurulu üyeleri ancak, anonim ortaklığın malvarlığından alınamayan alacaklar için takip edilebilir ( POROY, TEKİNALP, ÇAMOĞLU Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku,11. Basım, syf. 364, 366). Bu itibarla SSK prim borcunun öncelikle dava dışı ... Tic. A.Ş.’nin malvarlığından tahsil edilmeye çalışılması, takip yapılıp aciz belgesi alınması, şirket malvarlığından tahsil edilememesi halinde yönetim kurulu üyelerinin malvarlığından tahsil edilmesi gerekir. Davacı vekili dava dilekçesinde şirketin vergi borçlarının ödenmemesi üzerine, davacının şirket borçlarını tarafların yararına olacak şekilde yapılandırarak ödemeye başladığını, ödenen taksitleri rücusu için takip başlatıldığını beyan etmektedir. Dava dilekçesinde şirketin mali durumu ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmamış ve şirketin acz halinde olduğu açıklanmamıştır. Kural olarak vergi borcu şirkete aittir bu nedenle bu borcun şirket tarafından ödenmesi gerekir. Ancak VUK'nın 11.maddesi ile 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. maddesine göre limited şirket ortaklarının payları oranında, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Davacının talebinin aksine davalı kendi dönemindeki borçlardan payı oranında sorumludur, tüm vergi borçlarının davalının sorumlu olduğuna ilişkin bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme esasen yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerin açıklaması niteliğindedir. Kamu borcunun ortaktan talep edilmesi için taraflar arasında bir sözleşme bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Şirketin azli halinde kamu borcundan şirket ortakları pay oranında sorumludur. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarından şirketin acz halinde olduğu veya vergi borcunun şirketten tahsil edilemediğine ilişkin herhangi bir araştırma bulunmamaktadır. Kaldı ki yargılama sırasında şirketin acz halinde olması nedeniyle kamu borcunun tahsil edilmediği davacı tarafından savunulup kanıtlanmamıştır. 25.11.2020 tarihi bilirkişi ikinci ek raporunda, 2016-2018 yılları bilançoları dönem sonu bakiyelerine göre dava dışı şirketin borçlarını ödeyebilecek durumda olduğu, ancak şirketin artık değerlerine göre davacı tarafından finanse edildiği belirlenmiştir. Yapılan bu tespitlere göre şirketin borçlarını ödeyebilecek durumda olmasına rağmen bu borçların tali sorumlu olan davacı tarafından ödenmiş olması nedeniyle, bu ödemenin vergi borcunu asli sorumlusu olmayan devir eden davacı ortağına rücu edilmesi mümkün değildir. Yukarıda belirtildiği gibi şirketin aciz nedeniyle vergi borçlarını ödeyememe koşulları gerçekleşmemiştir. Şirketin aleyhine yapılmış bir haciz işlemi bulunduğu ve bu haciz işlemi sonucundan, kamu borcunun şirketten tahsil edilmediğine ilişkin bir iddia ileri sürülmemiştir. Yapılan ödemenin asıl sorumlusu olan şirkete rücusu mümkün olduğundan davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği kanaatindeyim.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, asıl ve birleşen davalar için toplam 380,70 TL istinaf karar harcın davacıdan tahsiline,3-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenporoyDevrindenPayınınkonusutaraflarınKaynaklanan)İptaliözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulOrtaklıkgerekçesebepleriİtirazıntekinalpincelemeçamoğlukararınınileri(Şirketiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim