SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1105

Karar No

2024/1046

Karar Tarihi

2 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1105

KARAR NO: 2024/1046

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/09/2020

NUMARASI: 2019/185 E. - 2020/348 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap ilişkisinde müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında, davalının tarihi itibari ile 118.820,28 TL borçlu olduğunu, cari hesap alacağını tahsil amacıyla Beykoz İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; talep edilen alacağa ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığını, bundan sonra yapılacak açıklamalara muvafakat edilmediğini, taraflar arasında Acentelik Sözleşmesi, Cari Hesap Sözleşmesi ve Kiralık Araç Sözleşmesi kapsamında davacı şirketin, müvekkilinin Orhanlı Bölge Müdürlüğüne bağlı Sultanbeyli Şubesinde kargo taşımacılığı faaliyetini yürüttüğünü, sözleşmenin davacı tarafından haksız şekilde feshedildiğini ve 23.10.2017 tarihinde takip başlatılarak vadesi gelmemiş alacaklar için de talepte bulunulduğunu, müvekkilince buna rağmen vadesi gelmemiş alacakların icra dosyasına ödenerek bakiyesine itiraz edildiğini, acentelik sözleşmesinin 27. maddesi uyarınca davacı ile çalışacak personele ilişkin kıdem tazminatı hesaplama tabloları ile faturaların tebliğine rağmen sürekli iade edildiğini, buna ilişkin müvekkilinin alacağının cari hesap ekstresinde görüldüğünü, araç kiralama sözleşmesi kapsamında kiralanan beş adet araca ilişkin alacakların muaccel olmadığını, buna ilişkin sözleşme hükmünde 60 gün vade belirlenmesine rağmen vadesi gelmemiş alacakların talep edildiğini, buna rağmen araçlar ve acente carisi için toplam 28.811,85 TL'nin icra dosyasına 04.05.2018 tarihinde ödenerek bakiye kısma itiraz edildiğini, müvekkilince düzenlenen faturaların taraflar arasındaki sözleşmelere uygun olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...uyuşmazlık konusu faturaların 30.06.2017 tarihli 9.742,29 TL, 31.07.2017 tarihli 590,05 TL ve 22.05.2017 tarihli 81.044,15 TL bedelli faturalar olduğu, ilk iki faturanın taraflar arasındaki acentelik ilişkisi çerçevesinde düzenli olarak kesilen fatura içerikleri ile benzer içerikte bulundukları, 9.742,29 TL bedelli faturanın 2.500 TL'lik kaleminin ölçüm tartım bedeline ilişkin olduğu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 43/a maddesine göre uyuşmazlık halinde davalı şirketin defter ve kayıtlarının münhasır delil olarak kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafça sunulan deliller incelendiğinde 9.742,29 TL ve 590,05 TL bedelli iki faturanın davalı kayıtları ile örtüşmediğine dair tespit yapılamadığı, aksine ölçüm tartım raporunda 3.378,21 TL fark tespit edilmesine rağmen faturaya 2.500 TL yansıtıldığının ek raporda belirlendiği, bu nedenle davacının bu iki faturaya yönelik talebinin sözleşmenin 43/a maddesi de nazara alındığında mahkememizce yerinde görülmediği, dava konusu diğer faturanın ise acentelik sözleşmesinin 27/e maddesi kapsamında davalı tarafça davacı acenteden iş sözleşmeleri devralınan işçilerin kıdem tazminatı alacaklarına ilişkin olduğu, mahkememizce iş hukuku alalında uzman bilirkişi tarafından tarafından ek raporda açıklanan hususlar benimsenmekle, taraflar arasındaki sözleşme hükmünün davacı ve davalının işçiye karşı müteselsil sorumluluğuna engel olmayıp taraflar arasındaki rücu ilişkisinde uygulanabilir olduğu, yürürlükteki iş mevzuatına göre işçinin kıdem tazminatı kazanmasının belirli koşullara bağlandığı, bunlardan en önemlisinin iş akdinin sona ermesi olduğu, iş sözleşmesi devir protokollerinin 5. maddesinde protokolün işçinin protokol tarihine kadar davacıya (devreden işveren) karşı doğmuş alacaklarına halel getirmediği ve davalı şirketin (devralan işveren) bu borçları iş kanunu hükümlerine göre üstlendiğine dair düzenleme yapıldığı, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 27/e maddesinde davacıdan davalıya geçen personelin kıdem tazminatının davacıya fatura edileceğine dair hüküm mevcut ise de, sözleşme maddesinde borcun muaccel olacağı tarihe ilişkin düzenlemenin eksik olduğu, TBK'nun 'İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.' şeklindeki 90. madde hükmü ile sözleşmedeki boşluğun kanun ile tamamlanmasının gerektiği, iş sözleşmesi devredilen işçilerin kıdem tazminatı alacaklarının davalı tarafça anılı faturanın kesildiği tarih itibarıyla doğmadığı belirlenmekle, davalı şirketin dava tarihi itibarıyla dahi işçilere ödeme yapmak durumunda kalmadığı anlaşıldığından, davacının davalı yana işçilerin kıdem tazminatını ödeme borcunun da muaccel olmadığı, davacı yanın bu borcunun davalı yanca işçilere ödeme yapılması halinde davalının rücu istemi dahilinde gündeme geleceği, nitekim bilirkişi raporunda alıntılanan içtihatlara göre ve TBK'nun 167. maddesi gereğince rücu hakkının borcun ödenmesi suretiyle ifada bulunulması halinde doğacağı, neticeten işçilerin henüz doğmayan kıdem tazminatı alacaklarına istinaden düzenlenen 81.044,15 TL bedelli faturanın haklı bir sebebe dayanmadığı anlaşıldığından, bu fatura bedeli nedeniyle davacı yanın davasının kabulüne, takibe konu alacak likit olduğundan..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Beykoz İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptaline, takip dosyasına davalı tarafından yapılan ödeme haricinde davacının 81.044,15 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara yönelik itirazın iptaline, takibin takipteki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın % 20'si oranında 21.971,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, takipten sonra davadan önce ödenen 28.811,89 TL yönünden açılan davanın HMK 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece takipten sonra, davadan önce ödenen miktar yönünden davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 28.811,39 TL'nin takipten sonra ancak davadan önce yatırıldığını, takip tarihinin 23.10.2017 olduğunu ödeme emrinin 25.10.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, 30.10.2017 tarihinde 28.811,89 TL'nni ödendiğini, 31.10.2017 tarihinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle bu paranın müvekkiline ödenmediğini, davanın 28.03.2018 tarihinde açıldığını, davalının 13.04.2018 tarihli dilekçesi ile "...bakiye 90.008,39-TL tutarındaki kısmına ve bu kısma denk gelen faiz ve ferilerine itirazımızı tekrar ediyoruz. " şeklindeki itirazı üzerine dosyaya yatan paranın ödendiğini, haricen bir miktar tahsil edilmediğini, icra dosyasına yatırılan tutarın ödenmesinin de itirazın iptali ve takibin devamı kararına bağlı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin dava tarihinde itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunduğunu, dava tarihinden önce müvekkilinin hesabına ödeme yapılmadığını, önce para yatırılıp sonra itiraz edildiğini, bu nedenle itirazdan feragat edildiğine ilişkin bir sonuca ulaşılamadığını, Mahkemece iki fatura yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında bu alacaklara ilişkin farklı tespitler yapıldığını ve raporların denetlenebilir olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kıdem tazminatına ilişkin kesintinin acentelik sözleşmesi kapsamında yapıldığını ve iş hukukundan kaynaklı alacağın doğup doğmadığı hususunun incelenemeyeceğini, takip sonrası müvekkilince muaccel olmayan kiralık araç alacağı için 27.443,89 TL, acente alacağı için 1.368,00 TL olmak üzere toplam 28.811,85 TL ile buna denk gelen feriler toplamı 5.091,45 TL'nin icra dosyasına ödendiğini, dava dilekçesinde cari hesap alacağı talep edildiğini, cevaba cevap dilekçesiyle ise başkaca sebepler öne sürüldüğünü, iddianın genişletilmesine muvafakat edilmediğin, mahkemenin diğer tespitlerinin yerinde olmasına rağmen personel kıdem tazminatı yönünden yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 27. maddesinin personel yapısı ve sorumlulukları düzenlediğini, buna göre personelin her türlü ücret, prim ve istihkakından ve ayrıca işçi tazminatından acentenin sorumlu olduğunu, oysa gerekçede kıdem tazminatı alacağının muaccel olmadığının kabul edilerek karar verildiğini, sözleşmede açıkça "... Kargo'ya geçen personelin Acente'deki kıdem süresi Acenteye fatura edilir." denilerek tazminatların acenteye fatura edileceğinin yazıldığını, bu nedenle iş hukuku bakımından bu alacağın doğup doğmadığının incelenmeyeceğini, iş hukuku bakımından bu alacağın doğmuş olmasının işçi bakımından gerekli olduğunu, sözleşmede muacceliyet hükmü bulunmadığının belirtilmesine karşın, sözleşmenin 27/e maddesinin son cümlesinde "...Kargo, ilgili personelin Acente'de çalıştığı süreye ilişkin kıdem tazminatını Acenteye fatura eder. Fatura personelin Acente'de çalıştığı son günün tarihi ile aynı tarihli olarak düzenlenecektir. " ifadesi yer alması nedeniyle, fatura tarihinin personelin acentede çalıştığı son günün tarihi olarak benimsendiğini, bu borcun işçi alacağı olmadığı, basiretli bir tacir olan davacının imzaladığı sözleşmenin dikkate alınmadan sanki işçilik alacağı varmış gibi gerekçe yazılmasının hatalı olduğunu, tacirin kabul ettiği şartın geçersizliğini sonradan ileri süremeyeceğini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, mahkemece hükmedilen ve usulden reddedilen alacak toplamının 109.856,04 TL olduğunu, bakiye kalan 8.964,24 TL yönünden açıkça davanın reddi gerekirken buna ilişkin açık bir hüküm kurulmadığını, ticari ilişkide davacının hak ve alacağı bulunmadığını Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, acentelik sözlemesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen 01.06.2011 tarihli acentelik sözleşmesi ile davacı şirket, davalının Sultanbeyli acenteliğini üstlenmiştir. Sözleşmenin bir yıllık süre için düzenlendiği ve sözleşme süresinin sona ermesinden belirli bir süre önce tarafların sözleşmeyi feshetmemesi halinde sözleşmenin birer yıl uzayacağı düzenlenmiştir. Davacı, bu sözleşme ile taraflar arasında düzenlenen cari hesap sözleşmesine dayalı alacakların tahsili amacıyla takip başlatmıştır. Dosya içerisinde bulunan Beykoz İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde davacı tarafından 118.820,28 TL cari hesap alacağının yıllık % 9,75 ve değişen oranlarda faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir. Davacı, ödeme emrinin tebliği üzerine 30.10.2017 tarihinde borcun bir kısmını ödemiş, kalan kısma 31.10.2017 tarihinde itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde, itirazın kısmi itiraz olduğu belirtilmemiş ve genel olarak borç ve ferilerine itiraz edilmiştir. İtirazın iptali davası itiraz üzerine duran takibin harekete geçirilmesi amacıyla açılabilir, takipten sonra takip konusu borcun 28.811,89 TL'si ödenmiş olduğundan, bu miktar yönünden dava açılmadan önce araştırma yapılarak ödenen miktar yönünden itirazın iptali davası açılmaması gerekirdi. Belirtilen şekilde araştırma yapılmadan ödenen borç yönünden dava açılması nedeniyle mahkemece bu miktar yönünden davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir. Diğer yandan, mahkemenin hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne karar verilerek 28.811,89 TL yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, 81.044,15 TL yönünden dava kabul edilmiş, bakiye 8.964,24 TL ise hüküm fıkrasına göre reddedilmiştir. Açıkça bu miktar yönünden red kararının verilmemiş olması usule aykırı olmayıp, red sebeplerinin farklı olması nedeniyle davalı yararına red sebeplerine göre ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir. Cari hesap alacağı, feshe bağlı bir alacak olmadığından, feshin haklı veya haksız olmasının incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde cari hesap alacağının tahsili için takip başlatılmış olup, bu alacak taraflar arasındaki acentelik ilişkisindeki karşılıklı faturaların kayıt ve mahsubu ile bulunan sonuç alacak olduğundan dava dilekçesinde alacak kalemlerinin ayrı ayrı gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Cevap dilekçesinden sonra alacak kalemleri ile ilgili açıklama yapılması da iddianın genişletilmesi niteliğinde olmayıp, cevap dilekçesine karşı açıklama mahiyetindedir.Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonunda; davalı tarafından düzenlenen ölçüm tartıma ilişkin 30.06.2017 tarihli fatura ile belirlenen tutarın taraflar arasındaki uzun yıllara dayalı ticari ilişkide düzenlenen önceki faturalara uygun olduğu belirlenmiştir. Bu hususta raporlar arasında çelişki bulunduğu belirtilmiş ise de esasen raporlar arasında bir çelişki bulunmadığı, faturanın sonuç olarak ticari teamüllere ve verilen hizmet bedeline uygun şekilde düzenlendiği, kök raporda bahsedilen nispeten yüksek değerlendirmesinin faturanın miktarına ilişkin olmayıp düzenlendiği süre için olduğu belirlenmiştir.Dava konusu alacağın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle alacağın likit olması nedeniyle kabul edilen alacak üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. Davalı vekilinin kıdem tazminatına ilişkin başvurusunun incelenmesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 27. maddesinde, acentenin personel yapısı ve sorumlulukları düzenlenmiştir. Buna göre; acente ... Kargo'nun belirleyeceği nitelikte ve sayıda personel çalıştırmayı üstlenmiştir. Personelin ödemeleri ile SGK kapsamında yapılacak ödemeler acenteye aittir. Sözleşmenin 27/e maddesinde, "Acente, SGK işyeri açılışını kendi adına yaparak SGK işyeri numarasını alıp ... Kargo'nun ilgili Bölge Müdürlüğü İK yöneticisine bilgi verecektir. Personel ile ilgili uygulama aşağıdaki şekilde olacaktır; ... Kargo/Acente/İlgili personel arasında geçiş yapan personelin geçiş tarihin kadar bütün haklarının Acenteye devredildiğine ilişkin üçlü protokol yapılır.

Üçlü protokol tarihinde personelin ... Kargo'dan çıkışı yapılarak Acente tarafından da girişi yapılır. Acente, feshedilmesi ya da ... Kargo'ya geçen personelin Acente'deki kıdem süresi Acenteye fatura edilir. Acentede çalışan personelin acentelik alarak işten ayrılması halinde kıdem tazminatı Acente tarafından ödenir. Ya da varsa ... Kargo'da çalıştığı dönemi de kapsayacak şekilde kıdem tazminatı Acente tarafından ödeme yapılarak ... Kargo'da çalışmış olduğu dönemler ... Kargo'ya Acente tarafından fatura edilecektir.Personelin işe başladığı gün itibariyle Acente tarafından SGK işe girişi yapılır. ... Kargo, ilgili personelin Acente'de çalıştığı süreye ilişkin kıdem tazminatını Acenteye fatura eder. Fatura personelin Acente'de çalıştığı son günün tarihi ile aynı tarihli olarak düzenlenecektir." düzenlemesi bulunmaktadır. Fesih sonrası taraflar ile işçiler arasında düzenlenen iş sözleşmesi devir protokolü ile yedi işçinin iş sözleşmeleri davalı tarafından üstlenilmiştir. Sözleşmenin anılan maddesine göre, işçilerin davacı yanında çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatı davacıya ait olup, ... Kargo ilgili personelin acentede çalıştığı süreye ilişkin kıdem tazminatının acenteye fatura eder. Fatura, personelin acentede çalıştığı son günün tarihi ile aynı tarihli olarak düzenlenir. Görüldüğü gibi, maddede kıdem tazminatından söz edilmektedir. Bu maddeye göre, kıdem tazminatının fatura edilebilmesi için kıdem tazminatı alacağının dolmuş olması gerekmektedir. Sözleşmenin belirtilen şekilde anlaşılması taraflar arasındaki edim dengesine uygundur. Aksi halde bu hükümde davalı yararına karşılıksız bir tazminat veya ceza koşulunun ihdas edildiği kabul edilmelidir. Oysa maddede, ödenecek kıdem tazminatından kimin sorumlu olduğu belirtilmiş olup, davalı tarafından ödenmiş bir kıdem tazminatı bulunmadığı, buna ilişkin faturalar yerinde olmadığından bu faturalar dikkate alınmadığı takdirde davacının alacaklı olduğu kabul edilmelidir. Sözleşmenin anılan maddesine göre davalı tarafından ödenecek ücret, prim ve tazminatlardan davalı sorumlu olduğundan, bu miktarların ödenmesi halinde, davalının davacıya rücu etme olanağı bulunmaktadır. Dosyaya ibraz edilen İstanbul BAM 12 HD'nin 2018/2576 -2020/1232 E. K. Sayılı ilamında bu husus belirlenmiş olup, anılan ilamda ödenmeyen kıdem tazminatları yönünden davalının alacaklı olarak kabul edilmesini gerektirir bir ibare bulunmamaktadır. Davalının, rücuya tabi bir ödeme yapması halinde bu alacağın ödeme tarihinden itibaren rücusu mümkün olduğundan, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 4.152,10 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınKaynaklanan)İptaliözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebepleriİtirazınkanunincelemekararınınSözleşmesindenileriiddia(Acentelikmahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim