Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1109
2024/1044
2 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1109
KARAR NO: 2024/1044
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 27/10/2020
NUMARASI: 2018/657 E. - 2020/728 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince dava dışı ... Ltd. Şti'ne ait emtianın 09.03.2017 başlangıç tarihli ve bir yıl vadeli yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, sigortalını dava dışı ... Tic. AŞ'ye ait emtiayı ....Tic.AŞ'ye teslim etmek üzere taşınmasını üstlendiğini, emtianın 17.02.2018 tarihinde göndericinin tesislerinden ...'a ait araca yüklendiğini, aracın gerekli güvenlik önlemleri alınmaksızın park edilmesi nedeniyle araçtaki bir kısım emtianın çalındığını, ekspertiz incelemesi sonucu hasar bedelinin ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu, sigortalıya ödenen 13.069,20 TL'nin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, icra dairesinin yetkili olduğunu, taşıma yetki belgesi sahibi olan davalının taşıma sırasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; mahkeme ve icra dairesinin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin taşımada kullanılan aracın maliki olmadığı gibi taşıyıcı sıfatının da bulunmadığını, müvekkilinin, müvekkili ile ... arasındaki sözleşmeye göre taşınacak emtianın önceden müvekkiline bildirilmesi gerektiğini, müvekkilinin yapılan taşımadan haberdar edilmediğini, dava dışı sigortalı ile ... arasında düzenlenen nakliye sözleşmesinin müvekkiline bildirilmediğinden zararın müvekkilinden talep edilemeyeceğini, davacının herhangi bir kusur araştırması yapmadan hasar bedelini ödediğini, taşıma tamamlandıktan sonra alıcının deposunda zayi olan eşyadan taşımacının sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı sigorta, dava dışı sigortalısına hasar bedelini ödeyerek 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca dava dışı sigortalının haklarına halef olmuştur.TTK nun 1472 1. Maddesi; 'Sigortacının, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlululara karşı dava hakkı var ise bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmış ise, sigortacı mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek ,dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.' şeklindedir. Halef olma (halefiyet) bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir.TTK'nın 1472/1 maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472/1. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği şüphesizdir.Yukarıda yer alan TTK 1472. Maddesi ve İçtihadı Birleştirme kararı doğrultusunda uyuşmazlık incelendiğinde; dava dışı sigortalı hangi gerekçe ve hukuki nedenle davalıya karşı talepte bulunabilecek idiyse sigortalının haklarına halef olan davacı sigorta da o nedenlere dayalı olarak talepte bulunabilecektir.Taşımaya ilişkin güzergahın yurt içinde olduğu görülmekle uyuşmazlığa uygulanacak kanun hükümleri 6102 sayılı TTK'nın dördüncü kitabında Taşıma İşleri başlığı altında düzenlenen 723.vd. Maddeleridir.6102 sayılı TTK'nın 875.maddesi , 'Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde,eşyanın zıyaından ,hasarından veya teslimindeki gecikmeden zararlardan sorumludur' şeklindedir.Fiili taşıyıcı dava dışı takip borçlusu ...'nın zıyaıdan sorumlu olduğu hususunda bir şüphe bulunmamakla birlikte, dosyamız davalısının zıyadan sorumlu olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.Davalı ... taşıma ilişkisinde fiiili taşıyıcı olmadığı gibi sadece araçta bulunan taşıt kartı nedeniyle sorumlu tutulması mümkün değildir.Kaldı ki taşıma sözleşmesi ...ile akdedilmiş olup davalı sözleşmenin tarafı değildir.Davalı tarafından düzenlenmiş navlun faturası da bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında hükme esas alınabilecek yeterli teknik nitelikte bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davalının taşımada nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, diğer davalı ... ile birlikte borçtan sorumlu olduğunu, deliler arasında bulunan Taşıt Kartının, taşıma işleminin yetkilisinin davalı şirket olduğunu kanıtladığını, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4/mmm. maddesinde açıklandığı üzere taşıt kartının, bir taşıtın yalnız bir yetki belgesinde kayıtlı olduğunu ve bu yetki belgesi altında çalıştırılabileceğini gösterdiğini, yetki belgesi sahiplerinin sorumluluğuna ilişkin Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 40. maddesindeki hüküm gereğince davalı şirketin sorumlu olduğunu, araç sürücüsünün sorumlu tutulmasına rağmen, yasal taşıma işinin yapabilmesi yetki sahibi olan davalının sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, yurt içi mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalı taşıyandan rücuen tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibine vâki itirazların iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 16.05.2018 tarihinde 13.069,20 TL sigorta ödemesinin rücuen tahsili amacıyla davalı şirket ile ... aleyhine takip başlatılmış, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde davalı şirketçe borç ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Taşıma yapılan ... plakalı aracın tescil kaydının dava dışı ... ait olduğu, dava dışı sigortalı ... Ltd. Şti.'nin yurt içinde yapacağı taşıma işlerini 09.03.2017 başlangıç tarihli ve bir yıl vadeli yurt içi taşıyıcı mali mesuliyet sigortası abonman poliçesi ile sigorta örtüsü altına aldığı anlaşılmaktadır. Sigortalı taşıyıcı, dava dışı ... AŞ tarafından .... AŞ ve ... AŞ'ye satılan 13 paket çikolata emtiasının taşınmasını üstlenmiştir. Dosya içerisinde bulunan taşıma sözleşmesinde bu taşımanın fiili olarak dava dışı ...'ya yaptırıldığı ve taşıma sözleşmesinin ...ile imzalandığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden navlun faturasının akdi taşıyıcıya düzenlendiği, akdi taşıyıcının da navlun ödemesini fiili taşıyıcıya yaptığı görülmektedir. Dosya içerisindeki belgelerden taşımayı yapan aracın taşıt kartında, taşıma yetkisi belgesini davalı şirket adına düzenlendiği görülmektedir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde hasarlı emtianın sigorta örtüsü altında olunduğu, davalı şirketin taşıyıcı sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yük ve yolcu taşımacılığına ilişkin hükümler TTK'nın 850 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Somut olaydaki taşıma, sigortalıya ait tekstil emtiasının kara yoluyla yurt içinde taşınmasına ilişkin olup, TTK'nın taşımaya ilişkin 850 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekir. Belirtilen maddeye göre taşıyıcı, taşıma sözleşmesi ile eşya veya yolcu taşıma işini veya her ikisini üstlenen kişidir. Somut olayda, davalı şirketin taşıyıcı olup olmadığı ile sigortalı ile davalı arasında geçerli bir taşıma sözleşmesi ilişkisinin kurulup kurulmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davalı ile sigortalı arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir taşıma sözleşmesi bulunmamaktadır. Ancak taşıma sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, herhangi bir şekil şartı bulunmamaktadır. Bu durumda TBK'nın 1. maddesi gereğince tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirlerine uygun olarak açıklamalarıyla taşıma sözleşmesinin kurulacağı kabul edilmelidir. Taşıma sözleşmesinin tacir yardımcıları tarafından da kurulmaları mümkündür. TBK'nın 547 vd.maddelerinde ticari temsilci, ticari vekil, tacir yardımcıları düzenlenmiş olup, TBK'nın 552. maddesinde diğer tacir yardımcılarının, ticari işletmeyi doğrudan ilgilendiren bu tür işlemleri yapabilecekleri düzenlenmiştir. Bu durumda, dava dışı araç maliki ...'nın davalı şirketi temsile yetkisinin bulunup bulunmadığının ve bu kişi aracılığıyla davacı şirketle sözleşme yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davacı tarafından sunulan taşıt kartı ve Yargıtay 11.HD'nin 2013/636-2024/7707 E.K. sayılı kararı, taşıma sözleşmesine ilişkin olmayıp 2918 sayılı Kanun'un 85. maddesinde düzenlenen işleten sıfatının belirlenmesine ilişkindir. Anılan yasada kara yolunda faaliyet gösteren aracın oluşturduğu tehlikelerden, aracı doğrudan veya dolaylı olarak işleten kişilerin sorumlu tutulması amaçlanmıştır. Bu nedenle, taşıt kartının başlı başına taşıma sözleşmesinin kurulduğunu karine teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Taşıma sözleşmesinin davalı şirket adına yapıldığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Araç sahibi olan taşımacının, kendisine ait bir araçta, başka bir kişiye ait yetki belgesinini bulundurarak, kendisi adına taşıma sözleşmesi yapmasını engeller nitelikte TTK'da herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Taşıma sözleşmesinin ... ile yapıldığı, davalı şirketin herhangi bir şekilde taşıma sözleşmesinin tarafı haline gelmediği, taşıma sözleşmesinin tarafı olmayan bir kişinin taşıma sırasında oluşan hasardan sorumlu tutulamayacağına ilişkin ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 02.07.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09