Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1110
2024/1042
2 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1110
KARAR NO : 2024/1042
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 06/01/2021
NUMARASI : 2018/320 E. - 2021/6 K
DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının yokluğunun tespiti davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirketin % 23,32 payına sahip olduklarını, şirket müdürünün daha önce kesinleşen mahkeme kararlarına aykırı işlemler yaptığını, şirket müdürü ... şirketin %70.82 oranında paydaşı olduğunu ve pay oranının yüksekliğine güvenilerek azınlık haklarının çiğnediğini, şirket ana sözleşmesinin 15. maddesindeki oy sınırlaması ile ilgili kısımlarının yok sayıldığını, anılan maddenin iptaline ilişkin ortaklar kurulu kararının İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2012/985 Esas sayılı kararı ile iptal edildiğini, azınlık haklarının ihlal edildiğini ve kar payı dağıtılmadığını, şirketin usulsüz yönetilerek zarara uğratıldığını, ana sözleşmenin 15. maddesinin dolanması amacıyla hakim ortağın bir kısım paylarının ortağın eşi ... devredildiğini, ancak pay devrinin muvazaa nedeniyle iptal edildiğini ve iptale ilişkin İstanbul Anadolu 4.ATM'nin 2012/330 Esas sayılı kararının kesinleştiğini, sürekli şekilde kar payı dağıtılmasının talep edilmesine rağmen buna ilişkin bir gündem maddesi eklenmediğini, dava konusu toplantıda azlık pay sahiplerinin önergeyle kâr, kâr yedekleri ve sermaye yedeklerinin dağıtılmasına dair gündeme ek yapılmasının divandan talep edildiğini, toplantıya tüm ortakların katılmaması nedeniyle talebin reddedilmesinin yasaya ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, gündemin üçüncü maddesi ile 2016 yılı bilanço ve kâr zarar hesaplarının görüşüldüğünü, bilanço ve gelir tablosunun incelenmesi halinde davalı şirketin kârlılık oranının çok düşük olduğu, kâr payı dağıtmadığı, önceki döneme göre net kârının %14.55 oranında azaldığı, denetim eksikliğinden şüpheli alacakların 11.053.080,64 TL gibi yüksek bir tutara ulaştığı, basiretli bir tacir gibi davranılmadığını, bilançoda gösterilen sipariş avansları ve stokların gerçeği yansıtmadığını, azınlık pay sahiplerine bilgi verilmediğini, ... oy hakkının muvazaalı olduğunun anlaşılacağını, 46.640 ret oyuna karşılık 141.700 olumlu oy ile alınan kararın ana sözleşme ve kanuna aykırı olduğunu, toplam oyun içinde 73.660 oyun müdür ... ve 68.000 oyun muvazaalı ... ait olduğunu, 40 oyunda yetkisiz temsilci tarafından kullanıldığını, dolayısıyla alınan kararda gösterilen olumlu oy sayısının geçersiz olduğunu, hazirun cetveli incelendiğinde ...'nun toplam oylarının 73.660 + 68.000=141.700 olarak gösterildiğini, ana sözleşmenin 15. maddesinde 1/3 oy sınırlaması bulunduğunu, bu sınırlama uygulandığında hakim ortakların kullanabileceği oy sayısının daha az olduğunu, ayrıca karar nisabınm katılanların çoğunluğu ile hesaplanmasa dahi ... muvazaalı ortak olması nedeniyle oylarının geçersiz olduğunu, müdür ... ve muvazaalı ortak ... oydan ve oy hakkndan yoksun olduğundan bilanço kâr zarar hesaplarını tasdik edemeyeceklerini, alınan kararın yok hükmünde olduğunu, yetkisiz müdür ... ...'nun bilanço ve kâr zarar hesaplarına esas olan işlemlere bizzat imzası ile müdahil olduğunu, bu konuda TTK'nın 436. maddesi uyarınca oy hakkının bulunmadığını, gündemin 4. maddesinde alınan ibra kararının hem nisap hem de içerik olarak yok hükmünde olduğunu, şirket müdürünün ibra kararında TTK'nın 620. maddesi uyarınca alınacak kararlarda ana sözleşmede aksine hüküm yoksa toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu alınması ifadesi kullanıldığından somut olayda ana sözleşme hükümlerinden 15. maddede belirtilen üçte bir oy sınırlamasının geçerli olduğunu, ayrıca ortağın kendi ibrasında oy kullanamayacağını ileri sürerek, 20.12.2017 tarihli genel kurulun 3 ve 4 nolu gündem maddeleri ile alınan kararların yokluğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; genel kurul toplantılarında gündeme bağlılığın esas olduğundan gündemde olmayan konuların görüşülemeyeceğini, TTK'nın 411. maddesi uyarınca gündeme madde eklenmesi isteminin çağrı ilanının sicili gazetesinde yayınlanmasına ilişkin ilan ücretinin önceden yatırılması gerektiğini, kâr, kâr yedekleri ve sermaye yedeklerinin dağıtılmasına dair maddenin gündeme eklenmesinde yasadaki usule uyulmadığını, TTK'nın 413. maddesi uyarınca gündemde bulunmayan konuların genel kurulda müzakere edilemeyeceğinden talebin reddedilmesinin yasaya uygun olduğunu, ... ortaklığının hukuka uygun olduğunu, mal rejimine ilişkin hükümler doğrultusunda pay iktisap ettiğini, ortaklığa kabulü için genel kurul onayına gerek bulunmadığını, TTK'nın 596. maddesi uyarınca eşler arasında mal rejimleri hükümleri uyarınca hisselerin ortaklar genel kurulunun onayına gerek kalmaksızın devrinin mümkün olduğunu, bu nedenle ...'nun yasanın sunduğu haklardan yararlandıklarını, İstanbul 5. Aile Mahkemesinde ... ile ... arasında yapılan mal rejimi sözleşmesinin iptali davasının kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.06.2017 tarihli kararı ile bozulduğunu, ibra oylamasında hukuka aykırılık bulunmadığını, şirket müdürünün oylamaya katılmadığını ve müdürün 68.000 olumlu oyu ile ibra edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bu açıklamalar ışığında tekrar davaya konu genel kurul toplantısında alınan kararlara dönüldüğünde davacıların ilk talebi gündeme madde eklenmesi hususudur, bu talep tüm ortakların toplantıda olmaması nedeniyle reddedilmiştir. Davacı yan gündeme madde eklenmesi talebini genel kurul toplantısı ile aynı gün toplantı divan başkanlığına sunduğu 20/12/2017 tarihli dilekçe ile istemiştir. TTK 617/3 maddesi uyarınca limited şirketlere de uygulanması gereken TTK 413/2 maddesine göre gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz. Kanundaki istisnalar saklıdır. TTK 416/2 maddesinde çağrısız toplanan genel kurulda gündeme oy birliği ile madde eklenebileceği kabul edilmiştir. Somut olayda bütün ortakların katıldığı çağrısız bir genel kurul sözkonusu değildir. Bunun dışında TTK 411/2 maddesi uyarınca gündeme madde konulması istemi çağrı ilanının Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına ilişkin ilan ücretinin yaptırılması tarihinden önce yönetim kuruluna ulaştırılmalıdır. 3 fıkrada gündeme madde konulması isteminin noter aracılığı ile yapılması da kabul edilmiş olup davacı yanca bu prosedürlere uygun olarak yapılmış bir talep bulunmadığından red kararının yasa, usul ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiası yerinde bulunmamıştır.
Genel kurul toplantısının 1 no.lu gündem maddesi oy birliği ile kabul edilmiş, 2 no.lu gündem maddesinde ise herhangi bir oylama yapılmamış bir karar alınmamıştır. Bu yüzden 2 no.lu gündem maddesi hakkında iptal/yokluk davasına konu edilebilecek bir karar olmadığı sonucuna varılmıştır. Gündemin 3 no.lu maddesi 2016 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının müzakere ve oylanmasına ilişkin olup davacıların 46640 red oyuna karşılık 141700 olumlu oy ile oy çokluğu ile tasdik kararı verilmiştir. Davacı taraf açtığı davada yokluk ve iptal hukuki müesseselerine dayanmıştır. 3 nolu gündem maddesi her iki yönden de mahkememizce incelenmiştir. Genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için dava açma hakkı ve koşulları TTK 445 ve 446 maddelerinde düzenlemiş olup davacılar pay sahibi sıfatıyla ve yasada öngörülen hak düşürücü süre içinde dava açmışlardır. İptal davası açabilmenin bir diğer koşulu ise toplantıya katılıp karara olumsuz oy verip muhalefeti tutanağa geçirmektir. 3 nolu gündem maddesi incelendiğinde davacıların muhalefet şerhini müzakere sırasında yani oylamadan önce verdikleri anlaşılmıştır. İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesinin 2018/1679 E. 2019/1538 K.sayılı kararı ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da kabul edildiği üzere oylama öncesinde muhalefet şerhinin sunulması peşinen muhalefet anlamına gelip iptal davası açmak için aranan muhalefet şerhi niteliğinde sayılmamaktadır. Bilanço kar/zarar hesapları okunduktan sonra, muhalefet şerhinin sunulması ve sonrasında yapılan oylamada davacı yanın red oyu kullanıp muhalif olduklarına dair ayrıca bir beyanda bulunmaması karşısında 'peşinen muhalefet' Yasanın aradığı muhalefet koşulunu sağlamadığından davacılar yönünden 3 no.lu gündem maddesi için iptal davası açma koşulunun gerçeklemediği sonucuna varılmıştır. 3 no.lu gündem maddesi uyarınca alınan kararın yoklukla malul olduğu yönündeki iddia da değerlendirilmiş davacı yanın gündemin bu maddesi ile ilgili olarak ortakların yeterince bilgilendirilmediği şirketin mali durumu hakkında bilgilere ulaşamadıkları yönündeki iddialarının yokluk yaptırımına tabi tutulamayacağı, yokluk için işlemin kurucu nitelikteki unsurlarının bulunmaması gerektiği, somut olayda 3. madde yönünden yokluk durumunun söz konusu olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Her ne kadar alınan bilirkişi raporunda şirket ana sözleşmesinin 15.maddesi uyarınca kararın aranan oy nisabına uygun şekilde alınmadığından bahisle yok hükmünde olduğu belirtilmiş ise de muvazaalı hisse devri nedeniyle ortak ... payı ... ait kabul edilmiş ve bu maddenin oylanmasında şirket müdürünün oy kullanmasına engel bir hal bulunmadığından (yöneticinin ibrası hususu ayrıca oylama konusu yapılmış olup, bu durumda bilançonun oylanması tek başına ibra kararı alındığı anlamına gelmeyeceğinden) kullanılan oylar bu kabule göre değerlendirilmiştir. Ana sözleşmenin 15.maddesi her 500.000 TL.nin bir oy hakkı vereceğini düzenlemiştir. Buna göre şirket toplam sermayesi 2.000.000 TL.olduğundan ortakların oy sayısı 40'dır. Bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ü ise 13.3 olmaktadır. ... oy sayısı sınırlamanın üstünde kaldığından, oy sayısı (Ana sözleşmenin 15.maddesinde bir ortağının bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağı düzenlemesi nedeniyle)13.03 olarak alındığında davacıların oy sayısının tekabül ettiği 9.2 oy sayısına göre kararın 9.2 red ve 13.3 kabul oyuyla alındığı tespit edildiğinden karar nisabının mevcut olduğu kabul edilerek davacıların bu maddeye yönelik davacının reddine karar verilmiştir. Gündemin 4 no.lu maddesi ise yönetici ... ibrasına ilişkindir. Toplantıya katılan yönetici kendi ibrasına ilişkin maddenin oylamasında oy kullanmamış, davacıların 46.640 olumsuz oyuna karşılık toplantıya katılan ... 68.000 olumlu oyu ile oy çokluğu ile ibra kararı alınmıştır. Yukarıda 3.madde ile ilgili değerlendirme yapılırken belirtildiği üzere ... yapılan hisse devrinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğu mahkeme kararı ile sabit olduğundan hisselerin ... ait olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda olumlu oylar ... ait olduğundan yöneticinin kendi ibrasına oy kullandığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Oydan yoksun olan kişilerin oy kullanmış olması tek başına kararın geçersizliği sonucunu doğurmayacak olsa da bu durum sonucu etkiliyorsa karar geçersiz olacaktır. Somut olayda davacıların olumsuz oylarına karşı kullanılan olumlu oyun tamamı ... ait olup onun kullandığı oylar da ...'na ait olduğundan bu karar için verilmiş olumlu oy kalmadığından ibra kararının yok hükmünde olduğu sonucuna varılmış ve davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 2016 yılına ait 20/12/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 nolu kararın yok hükmünde olduğunun tespitine..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.12.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 nolu kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 20.12.2017 tarihli genel kurulun 3 numaralı kararının kanunun emredici hükümlerine aykırı olması nedeni ile yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, gerekçenin aksine usulüne uygun muhalefet şerhi yazıldığını, tutanağa eklenmek üzere bir sayfa muhalefet şerhi sunulduğunu, oylama sonucu 2016 yılı bilanço ve gelir tablosunun 46.640 red oyuna karşılık 141.700 olumlu oy ile oy çokluğuyla tasdik edildiğini, yok hükmünde olan kararlar muhalefet şerhi aranmadığını, hukuki yararı bulunan herkesin yokluğun tespitini talep edebileceğini, karar nisabına aykırı olarak alınan kararın yok hükmünde olması nedeniyle iptali gerektiğini, Kararın nisaba uyulmadan alındığını, hazirun listesine göre davalı şirketin itibari değeri 20.000.000 TL olan 20.000 adet şirket payının 18.834 adedinin toplantıda temsil edildiğini, oy kullanan 6.800 adet payın sahibi ... payına ait hisse devir sözleşmesinin, muvazaalı olması nedeni ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1261 E., 2015/966 K. Sayılı ilamı ile iptal edildiğini ve kararın 26.09.2019 tarihinde kesinleştiğini, muvaazalı hisselerin devrinin iptali ile payların devreden ... payına eklenmesi gerektiğinin mahkemece de tespit edildiğini, 26.01.1990 tarihinde ilan edilen ana sözleşmesinin 15. maddesinde "Her ortağın oy hakkı sermayesine göre hesap edilir. Her 500.000 TL bir oy hakkı verir. Ancak bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamaz" hükmüne göre oyların belirlenmesi gerektiğini, 09.07.2012 tarih 86 numaralı ortaklar kurulu kararı ile maddenin değiştirilmesine ilişkin hükmün İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/985 E., 2014/82 K. sayılı kesinleşmiş ilamı ile iptal edildiğini ve oy sınırlamasının hala geçerli olduğunu, 3 numaralı kararın ana sözleşmenin 15. maddesine ve genel karar nisabına uyulmadan alınması nedeniyle iptali gerektiğini, TTK'nın 620. maddesine göre yasa ve ana sözleşmede aksi öngörülmedikçe kurul kararlarının, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağını, anılan ana sözleşme hükmüne göre yapılan hesaplamaya göre tüm ortakların sahip olduğu oy sayısı 40 olduğunu, ana sözleşmenin 15.maddesi ile bir ortağın genel kurulda kullanabileceği en fazla oy sayısının 13 ile sınırlandırıldığını, 20.12.2017 tarihli ortaklar genel kurulu toplantısında toplantı nisabının 36 genel karar nisabının ise (36/2)+1 19 olduğunu, TTK'nın 618/1.maddesine göre ana sözleşme ile sınırlandırılması halinde, ortakların ancak sınırlandırılan kadar oy kullanabileceğini, toplantıya katılan oy sayısının 36 olduğunu, ... ait pay devrinin iptali ile bu payların devir eden ... iade edilmesi nedeniyle ... oy adedinin 28 olmasına rağmen ana sözleşmenin 15. maddesi gereğince oy hakkı sınırlandırılması nedeniyle oy hakkının 13 olduğunu, kararın bu ortak dışındakilerin ret oyu ile alındığını, 13 oyun salt çoğunluğu sağlamaması nedeniyle kararın yok hükmünde olduğunu, Mahkemece, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu gözetilerek kabul edilen dava yönünden davacılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tek bir vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmaması nedeniyle davanın tümden reddi gerektiğini, şirketin 07.05.2019 tarihli genel kuruluna tüm ortakların katıldığını, bu toplantıda oy birliğiyle alınan 5 nolu karar ile 7.022,000,22 TL kar payı dağıtıldığını, davacıların şirketin %23'üne ortak olduklarını, ...'nun şirketi yönettiği dönemde şirketin geliştiğini, kamu borçlarının bulunmadığını, kredi kullanılmadığını, bir çok şirketin ekonomik sıkıntı yaşamasına rağmen şirketin başarılı şekilde idare edildiğini, bu nedenle mahkemenin ilk iki madde için oluşturduğu gerekçenin yerinde olmadığını, Şirketin sermayesinin 20.000.000 TL olup her 500.000 TL için bir oy hakkı verdiğinden toplam oyun 40 olduğunu, %70,825 sermayeye sahip olan ortaklardan ... ana sözleşmenin 15. maddesi uyarınca en fazla 1/3 oranında oy hakkına sahip olduğundan 13,3 oyu bulunduğunu, davacıların toplam oyunun ise 2,3 olduğunu, ... hesaplanmaya dahil edilmediği durumda dahi ... 13,3 oy oranı ile müdür seçimi ve ibrası dahil tüm kararların alınabileceğini, daha önceki ortaklar kurulu kararının 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesinden önce alındığını, ana sözleşmenin 17. maddesine göre açıklık olmayan hallerde TTK'nın uygulanacağını, ana sözleşmenin 15. maddesinde her 500,000 TL’nin bir oy hakkı verildiğini, 20.000.000/500.000 TL= 40 Pay bulunduğunu, aynı madde uyarınca bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3’ü kullanılabileceğinin belirlendiğini, bunun da 13,3 olduğunu, ...’nun oy sayısı sınırlanmanın üstünde kaldığından oy sayısının ana sözleşmenin 15. maddesi uyarınca 13,3 olarak dikkate alınacağını, ..., ..., ..., ... ve ...’ndan her birinin yarı ayrı oy sayısının ise 2,3 olarak dikkate alınacağını buna göre davacıların oy sayısının 2,3 x 4 = 9,2 olumsuz oya denk geldiğini, olumlu oyun ise 13,2 olduğunu, gündemin 3. maddesi için verilen olumsuz oy sayısının 9,2 olumlu oy sayısının ise 13,3 olduğu dikkate alındığında mahkemenin kararının yerinde olmadığını, İbraya ilişkin 4. madde yönünden ise, şirket müdürünün ibrasında oy kullanmadığını, matbu ve önceden hazırlanan muhalefet şerhine göre ... ’nun ibrasında ... olumlu oy kullandığının belirtildiğini, ... ’unun eşinin ibrasında oy kullanabileceğini, aksi halin dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, zira müdürü sermaye artırımını şirket kasasından karşıladığını, kar payı dağıttığını, şirketi iyi yöneterek ekonomik krizi başarı ile atlattığını, şirketin vergi veya prim borcunun bulunmadığını, İptal davasının dört davacı tarafından açıldığını ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, davacı ...'nun kendi adına asaleten, diğer davacılar adına vekaleten dava açtığını, bu nedenle davacılar aleyhine ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği gibi, 4 nolu gündem maddesinin iptali talep edildiğinden her maddenin ayrı bir dava konusu olması karşısında 3. madde yönünden davanın reddedilmesine rağmen tek vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 2012.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 nolu kararların yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 622. maddesinde genel kurul kararlarının butlanı ve iptali konusunda bu kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Genel kurul kararlarının iptali konusu TTK'nın 445. Maddesinde düzenlenmiş olup, anılan hükümde, ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler." düzenlemesine yer verilmiştir. Genel kurul kararlarının butlanı ise TTK'nın 447.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hüküm, "...(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." şeklindedir. Genel kurul kararlarının yokluğu ise TTK'da özel olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle yokluk bakımından, hukuki işlemin yokluğuna dair genel hükümler geçerlidir. Her ne kadar TTK'nın 445-451. maddeleri arasında genel kurul kararlarının iptali ile butlanı düzenlenmiş, yokluk yaptırımından söz edilmemiş ise de bu durum yokluğun bir hukuki işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı, kanun koyucunun sadece iptal edilebilirlik ve butlan yaptırımına yer vermek istediği şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir hukuki işlemin varlık şartlarını belirleyen Kanun koyucunun, bu kurucu şartları taşımayan işlemin yokluğu yaptırımına da onay vermiş olduğunun kabulü gerekir.Butlan, genel kurul kararının içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği hâlde yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder. Butlanda yani içeriğe ilişkin emredici hükümlere aykırılık hâlinde hukuki işlem şeklen mevcut ve meydana gelmiş olmakla beraber, konusu bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları başlangıçtan itibaren kimseye karşı doğurmaz. Yoklukta, yani kurucu-şeklî nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise kurucu unsurların, örneğin irade beyanının veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukuki işlem şeklen meydana gelmemektedir. Yokluk hâlinde hukuki işlem, bir veya daha fazla unsurunun yokluğu nedeniyle şeklen dahi mevcudiyet (varlık) kazanamıştır. Hukuken yok olan bir işleme hiç bir hukuki sonuç bağlanabilmesi mümkün olmamasına karşılık, şeklen mevcut olan batıl bir hukuki işleme hukuki tahvil yolu ile bir hukuki sonuç bağlanabilmesi mümkün olduğu gibi; bir hukuki işlemin butlanı da dürüstlük kuralına aykırı olarak ileri sürülemez. Yokluk hâlinde bu hukuki imkanlar kesin olarak söz konusu değildir (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2020, s.28-29, 33,36,37). Buna göre, genel kurul toplantı ve karar yeter sayısına, toplantıya çağrı usulüne, çağrı için yetkili organa, çağrısız genel kurula ve benzeri hususlara ilişkin emredici hükümlere aykırılıklar, yokluk sonucunu doğurur. TTK'nın 447. maddesinde sayılan hususlar ile yukarıda belirtilen içeriğe ilişkin emredici hükümlere aykırılık ise butlan sonucunu doğurur. Dava konusu kararların alınması için yasada özel bir toplantı nisabı belirlenmediği için toplantıya katılanların sayısı ve temsil ettiği paylar toplantı nisabı için yeterlidir. TTK'nın 620. maddesine göre, " Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır." Bu düzenlemeye göre, davaya konu kararların, yeterli karar nisabıyla alınıp alınmadığı önem arz etmektedir.Bu hukuki açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde; davalı şirketin 2017 yılı genel kurulunun 20.12.2017 tarihinde yapıldığı, toplantının birinci maddesi ile toplantı başkanlığının seçildiği, ikinci maddesi ile 2016 yılı faaliyet raporunun okunduğu ve bir karar alınmadığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde açıkça genel kurulun üçüncü ve dördüncü maddeleri davaya konu edilmiştir. Toplantıya gündem maddesi ilavesine ilişkin davacı talebinin toplantının açılışından önce görüşülerek reddedildiği anlaşılmıştır. Şirketlerin genel kurullarında ilan edilmiş olan gündeme bağlılık esas olmakla birlikte, bazı hâllerde belli sayıda ortağın talebi ile toplantı gündemine madde ilavesi mümkündür. İlk derece mahkemesince belirtildiği üzere, toplantıya gündem maddesi ilave edilmesine ilişkin talebin TTK'nın 411/2. maddesinde belirlenen usule uygun yapılmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin buna ilişkin gerekçesi yerindedir.Genel kurul toplantısının çağrıya ilişkin usullerine uyularak yapıldığı ve toplantı gündemindeki bilançonun onaylanması ile yönetim kurulunun ibrası hususunun görüşüldüğü belirlenmiştir. Davaya konu edilen genel kurul toplantısına şirket sermayesinin 1.166.000 TL'sini temsil eden 1.166 payına sahip olan ... dışındaki tüm ortaklar katılmıştır. Şirket ortağı ... payının bir kısmını eşi ... devrine ilişkin Üsküdar ... Noterliğinin 21.03.2014 tarih ve ... yevmiye nolu pay devri işleminin muvazaalı olması nedeniyle İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2014/1261 esas sayılı dosyasında iptal edildiği ve iptal kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince, bu payın da şirket ortağı ... ait kabul edilerek nisabın belirlenmesi yerindedir. Şirket ortaklarının kural olarak sahip olduğu sermaye payı ile orantılı olarak oy kullanma hakları bulunmaktadır. Ancak davalı şirketin ana sözleşmesinin 15. maddesi ile ortakların sahip olduğu oy hakları sınırlandırılmış olup, bu maddenin değiştirilmesine ilişkin 09.07.2012 tarih ve 86 sayılı ortaklar kurulu kararının İstanbul Anadolu 1.ATM'nin 2012/985 Esas sayılı dosyası ile yokluğunun tespitine karar verilmiş olması nedeniyle, anılan hükmün geçerli olduğu ve genel kurulda kullanılacak oyların bu maddeye göre hesaplanması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda iptali istenen maddelerin ayrı ayrı değerlendirilerek öncelikle yeterli nisapla alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Genel kurulun 4. maddesi ile şirketin yönetim kurulunun ibrası görüşülmüş ve şirket müdürü ... , davacıların 46.640 olumsuz oya karşılık 68.000 olumlu oyla ibra edildiği, ibrada müdürün oy kullanmadığı, olumlu oyların ... ait paylarca kullanıldığı anlaşılmıştır. Yöneticinin kendi ibrasında oy kullanması mümkün değildir. Diğer yandan yukarıda sözü edilen İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2012/918 esas sayılı dosyasında, şirket müdürü ve ortağı .... ... devir ettiği 68.000 adet payın devrinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve bu paylar devir edene dönmüştür. Ancak bu paylara ilişkin oylar ... tarafından kullanıldığından, bu payların oylamada dikkate alınmaması gerekmektedir. Yani, bu durumda kullanılan olumlu oylar aslında şirketin müdürü ... ait paylara ilişkin olmasına rağmen, yetkisiz kişi tarafından kullanıldığından, bu payların oylamada dikkate alınmaması germektedir. Oydan yoksunluk hâllerinin düzenlendiği TTK'nın 436. maddesinde, "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesi karşısında, genel kurul gündeminin ibraya ilişkin 4. maddesinde esasında olumlu oy kullanılmadığı, anılan hükmün davacıların olumsuz oyu ile reddedildiği anlaşılmıştır. Şirket müdürünün şirketi usulüne uygun şekilde yönetmesi hâlinde dahi kendi veya yasaklı kişilerin oyları ile ibrası mümkün değildir. Yasadan kaynaklanan bu durumun dürüstlük kuralı veya iyi yönetim gibi başka ilkelerle aşılması mümkün olmadığından, ilk derece mahkemesince genel kurulun 4. maddesine ilişkin kararın yokluğunun tespitine karar verilmesi yerinde olup davalı vekilinin istinaf başvuru sebepleri yerinde görülmemiş ancak kararın gerekçesi yerinde olmadığından hükmün gerekçesinin yukarıda belirtilen şekilde resen düzeltilmesi gerekmiştir.Genel kurul gündeminin 3. maddesine yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; anılan madde ile şirketin 2016 yılı bilanço ile kâr zarar hesaplarının okunduğu ve bu kararın da davacıların 46.640 olumsuz oyuna karşılık, şirket müdürü ile ... 141.700 olumlu oyu ile kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar anılan maddenin yoklukla malul olduğunu ileri sürdüklerinden öncelikle, şirket ana sözleşmesinin 15. maddesine göre kararın yeterli nisapla alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince belirlendiği üzere, davalı şirketin ana sözleşmesinin 15. maddesinde "Her ortağın oy hakkı sermayesine göre hesap edilip, her 500.000 TL bir oy hakkı verir. Ancak bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamaz. Hakkında ibra kararı verilecek ortak bu kararın alınmasına oy kullanamaz" düzenlemesi bulunmaktadır. Anılan maddenin değiştirilmesine ilişkin 09.07.2012 tarih ve 86 nolu ortaklar kurulu kararı İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2012/985 E- 2014/82 K sayılı kararı ile yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bu nedenle anılan maddenin hâlen yürürlükte olması nedeniyle toplantı ve karar nisabında anılan maddenin dikkate alınması gerekmektedir. Şirket ortak ve müdürü ... eşi olan ve dava konusu genel kurul toplantısına katılıp oy kullanan ... yaptığı hisse devrinin de yukarıda belirtildiği üzere muvazaa nedeniyle iptal edilmesi sonucunda bu kişiye ait 6.800.000 TL değerindeki pay için kullanılan oy, hesaplamada dikkate alınamaz. ...'nun payına dâhil olan bu miktar bakımından yetkisiz kişi tarafnıdan toplantıda oy kullanılması nedeniyle ... tarafından kullanılan oyların nisapta dikkate alınmaması gerekir. ... kullanabileceği oy ise ana sözleşme ile sınırlandırılmıştır.Somut davada, davalı şirketin ana sözleşmesinin 15. maddesinde, bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'den fazlasına sahip olamayacağı, ibra kararı verilecek ortağın bu kararın alınmasında oy kullanamayacağı düzenlenmiştir. Yok hükmünde olduğunun tespiti talep edilen genel kurul toplantısının 3 nolu maddesinde davalı şirketin büyük ortaklarından ... dışı eşinin toplantıda kendisini vekille temsil ettirdiği, oylamaya katıldığı tartışmasızdır. ... eşi tarafından yapılan hisse devir sözleşmesinin mahkeme kararı ile muvazaalı olduğunun ve geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir. Bu durumda dava konusu gündem maddelerinin, şirket ortağı sıfatı taşımayan kişinin katılımı ile alındığı, oy kullanan ... gerçekte ortak sıfatını taşımadığı, bu oy hesaplamadan çıkarıldığında kararların yeterli nisapla alındığından söz edilemeyeceği, böylece alınan kararın yok hükmünde olduğu kanaatine varılmıştır. Kesinleşen mahkeme kararları, şirket ana sözleşmesi ve TTK'nın ilgili düzenlemeleri dikkate alındığında, alınan 3 nolu kararın da yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, bu madde yönünden yeterli nisap bulunduğunun kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve davacı vekilinin bu maddeye ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Taraf vekillerinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığından vekalet ücretinin, bu husus dikkate alınarak Tarife'ye göre belirlenmesi gerekir.İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunana 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesinde, "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu nedenle, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan her bir davacı yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacılar bakımından tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi usule aykırı bulunmuş ve davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile davalı şirketin 20.12.2017 tarihli genel kurulunun 3 ve 4 nolu gündem maddeleriyle alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, 3-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı gideri, 35,90 TL peşin harç gideri 153,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.225,30 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacılar ... (mirasçıları), ..., ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ve iş bu davada ihtiyari dava arkadaşı konumunda olduklarından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre bu dört davacı için ayrı ayrı 17.900,00'er TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle iş bu davacılara ayrı ayrı verilmesine, 7-HMK'nun 333. maddesi gereğince, gider avansı bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra iadesine,8-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden; a-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davalıya iadesine,b-Davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvuru sırasında harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri, 47,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 209,30 TL istinaf kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
- Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09