Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2023/1794
2024/1041
2 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1794
KARAR NO : 2024/1041
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 04/05/2023
NUMARASI : 2021/632 E. - 2023/393 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince satın alınan taşınmazlardaki paydaş ... Tic. A.Ş'nin ön alım hakkı için Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/362 Esas sayılı dosyasında açtığı davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılması nedeniyle kabul edildiğini, mahkemece belirlenen 4.148.135,59 TL ön alım bedelinin müvekkili adına davalı bankanın Bakırköy Adliye Şubesinde birer ay vadeli olarak açılan hesaba 01.10.2020 tarihinde depo edildiğini, Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.10.2020 tarih ve 2020/362 E., 2020/394 K., sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleşmesi ile birlikte ön alım bedelinin nemasıyla birlikte müvekkiline ödendiğini, ön alım bedeline bankaca önce %5,25 daha sonra %7,5 oranında faiz işletildiğinin haricen öğrenildiğini, Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/362 Esas sayılı dosyasında davalı bankaya 14.12.2020 tarihinde müzekkere yazılarak, vadeli hesaba depo edilen bedele işletilen faiz ile güncel açılan hesaplara işletilen faiz oranlarının/türünün farklı olup olmadığı, farklı ise sebebi ve faiz değişikliğinin bu bedele yansıtılıp yansıtılmadığının sorulduğunu, 15.12.2020 tarihli cevabi yazıda vadeli hesaba uygulanan aylık % 5,25 faiz oranının güncellenerek %7,5 oranında faiz uygulandığının belirtildiğini, anılan mahkemece 21.12.2020 tarihinde, vadeli hesapta bulunan 4.148.135,59 TL bedele işletilebilecek en yüksek faizin işletilmesi hususunda davalı bankaya müzekkere yazılmasına rağmen, 31.12.2020 tarihli cevabi yazıda vadeli hesapların faiz oranları ile ilgili olarak ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankası TAO'nun, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdiği ve şubelerinde ilan edilen 1 aya kadar vadeli mevduatlara uyguladıkları tabela faizlerinin referans faiz olarak kabul edildiği ve ön alım bedeline bu kapsamda faiz uygulandığının belirtildiğini, müvekkilince gönderilen Bakırköy .... Noterliğinin 22.12.2020 tarihli ihtar ile faiz oranının güncel mevduat faiz oranlarını yansıtmadığı, günün koşullarına göre %17 oranından az olmayacak şekilde faiz oranı talep edildiğini, Bakırköy ... Noterliğinin 31.12.2020 tarihli cevabi ihtarda da 1 aya kadar vadeli mevduatlara uygulanan tabela faizlerinin referans faiz olarak kabul edilerek uygulama yapıldığının belirtildiğini, paranın, değerinin korunması amacıyla bankada depo edildiğini, buna rağmen haksız kazanç elde edilecek şekilde düşük oranda faiz uygulandığını, bu tarihlerde mevduat faizlerinin %18-%20 civarında olduğunu, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 73640249-045.02(02)-565- 2019- E.510/25269 sayılı ve 18.10.2019 tarihli Genelgesinde, özellikle tereke ve ortaklığın giderilmesinden elde edilecek paraların yüksek faiz uygulayan başka bir bankaya yatırılıp yatırılamayacağı hususunda görüş taleplerinde, öncelikle diğer bankalardan faiz oranları ile ilgili teklif alınarak ... Şubesi ile tekrar görüşülmesi, en yüksek oranı teklif eden bankanın vereceği faizi uygulamayı kabul ettikleri takdirde, söz konusu paranın ...fbank hesabında tutulmaya devam edilmesi, aksi halde en yüksek teklifi veren milli bir bankaya yatırılması şeklinde görüş bildirildiğini ileri sürerek, şimdilik 30.000,00 TL'nin 01.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; işlemin Adalet Bakanlığı genelgelerine göre yapılması nedeniyle talebin Adalet Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili bankanın aracı konumunda olduğundan davanın Adalet Bakanlığına ihbarı gerektiğini, işlemin bir ticari ilişki içermediğinden mahkemenin görevsiz olduğunu ve müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, Adalet Bakanlığının istihdam eden sıfatında olduğunu ve müvekkilinin talimatları yerine getirdiğini, işlemin yapıldığı yer itibariyle Bakırköy mahkemelerinin yetkili olduğunu, mahkemeler ve diğer adalet dairelerince adli işlemler sebebiyle tahsil olunan emanet paraların hangi bankalara yatırılacağının ilgili kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde Adalet Bakanlığınca belirlendiğini, Adalet Bakanlığının 06.05.2008 tarih 104-1 sayılı Genelgesi ile tereke ve ortaklığın giderilmesinden elde edilecek paralarla vesayet altında bulunan kişilere ait paralar ve tüm adli yargı yerlerinde elde edilen sair mahkeme emanet paralarının, icra ve iflas dairelerince tahsil olunan emanet paralarının, noter emanet paralarının, idari yargı yerlerinde tahsil olunan mahkeme emanet paralarının, yatırılacağı tek banka olarak müvekkili bankayı belirlediğini, mevcut uygulamaya ilişkin tereddüt edilen noktalarının giderildiğini, bu genelgeye ilaveten Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 22.09.2017 tarih 82084579/7174-7176 sayılı genelgelerinin yayımlandığını, bu genelgelerde 2008/104-1 sayılı genelgeye atıfta bulunularak, uygulanacak faiz oranlarına açıklık getirildiğini, önceki genelge ile kanuna bağlı olarak bakanlığın hesabın açılacağı banka olarak müvekkili bankanın tayin edilmesine rağmen, yeni genelgede vadeli hesaplara uygulanacak oran konusunda (yatırılacak banka konusunda değil) 3 bankanın oranlarının referans alınmasının gerekliliğinin vurguladığını, buna göre vadeli hesapların faiz oranları ile ilgili olarak ...Bankası, ... Bankası ve Türkiye Vakıflar Bankasının, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdiği ve şubelerinde ilan ettikleri 1 aya kadar vadeli mevduatlara uyguladıkları tabela faizlerinin referans faiz olarak belirlendiği ve bu oranlardan en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması hususunun bildirildiğini, yazılarda ifade edilen en yüksek oranı ifadesinin piyasada kullanılan en yüksek oranı olmayıp kamu bankalarının güncel tabela faizlerinin en yüksek oranını ifade ettiğini, kamu bankaları içerisinde tabela faizinin en yüksek olduğu bankanın müvekkili banka olması nedeniyle bu oranın uygulandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İhbar olunan Adalet Bakanlığı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğunu ve davanın öncelikle yargı yolu, görev, iş bölümü, yetki, husumet, hak düşürücü süre, zamanaşımı, derdestlik, kesin hüküm yönünden reddi gerektiğini, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 06.05.2008 tarihli ve 104/1 nolu “Mahkeme Emanet Paraları ile İcra ve İflas Dairelerince Tahsil Olunan Paraların Yatırılacağı Bankalar ve İcmal Cetvelleri” konulu Genelgesinde emanet paraların yatırılacağı bankaya ilişkin düzenleme getirildiğini, Personel Genel Müdürlüğünün icra ve iflas dairelerini muhatap 22.09.2017 tarihli, 82084579/7147 ve 82084579/7176 sayılı yazıları ise, icra ve iflas dairelerince, ihalenin feshi davası açılmasının veya sıra cetveline itiraz ya da şikayet halinde bedelin yatırılacağı banka ve nemalandırmaya esas orana ilişkin olduğunu, davalı ile müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, talep edilecek miktarın belli olması nedeniyle belirsiz alacak davası açılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Uyuşmazlığın, Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/362 E. sayılı dosyasında verilen ara karar uyarınca davalı bankaya yatırılan ve davacıya ödenen paranın mahkeme ara kararına ve ilgili genelgelere uygun şekilde nemalandırılıp nemalandırılmadığı, davacının zararının oluşup olmadığı, oluştuysa miktarının ne kadar olduğu noktalarında toplandığı; Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ilgili dosyasının davacısı olan .... Tic. A.Ş.’ye toplam 4.148.135,59 TL’yi mahkeme dosya numarası üzerinden açılacak vadeli banka hesabına depo edilmesi için süre verildiği; 01.10.2020 tarihinde ... Bakırköy Adliyesi Şubesine 'BAK 6 ASM2020-362E. SUFA Bedeli' açıklaması ile ... sorgu numaralı 4.148.135,59 TL para girişi olduğu, yine 02.10.2020 tarihinde ... no’lu mevduat hesabına 4.148.135,59 TL’nin virman yapılarak 'bir
aydan üç aya kadar vadeli' TL vadeli hesap açıldığı; davalı bankaya 21.12.2020 tarihinde Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından vadeli hesapta bulunan 4.148.135,59 TL bedele işletilebilecek en yüksek faizin işletilmesi konusunda talimat verildiği, ... Bankası T.A.O. Bakırköy Adliye Şube Müdürlüğünün ilgili mevzuat çerçevesinde uygulanması gereken en yüksek faiz oranının ön alım bedeline işletildiğini bildirdiği; uygulanacak faiz oranının Bakanlık tarafından çıkartılan Genelgeler doğrultusunda belirlendiği, ancak Bakırköy mahkemesinin davalı bankaya yazdığı müzekkerelere cevaben bankanın farklı tabela faizi oranlarından bahsettiği, davacının depo kararı doğrultusunda ilgili tutarı mevduat bankalarına yatırması halinde elde edeceği gelir ile genelgeler doğrultusunda uygulanacak faiz oranı ile elde edeceği gelir arasında fahiş bir farkın bulunduğu, bunun ise davalı bankanın hiçbir işlem tesis etmeksizin davacının mevduatını kullanarak günlük faiz işletmek suretiyle davacı aleyhine haksız gelir etmesi sonucu doğurduğu; yargılamanın makul sürede ikmali halinde dahi ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum, paranın kısa sürede değer kaybetmesi ve yine yetkili kamu kurumlarının açıkladığı enflasyon oranları gözetildiğinde davacının maddi zarara uğratıldığı, bu haliyle genelgenin mesuliyet hukukunun ve hukuk devleti prensiplerine açıkça aykırı olduğu, depo edilen tutara en azından mevduat bankalarının serbest müşterilerine sunduğu faiz oranının uygulanması gerektiği, ancak bu takdirde davacının ideal hukuki korumadan yararlanabileceği; buna göre 22/3/2023 tarihli raporun sonuç kısmında belirtilen TCMB tarafından bankalardan toplanan ve ilan edilen Bankalarca Mevduatlara Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranları ile kamu bankaları olan ... Bankası A.Ş.’nin 24.09.2021 tarihli cevabında ve ... Bankası A.Ş.’nin 28.09.2021 tarihli müzekkere cevabında yer alan faiz oranlarından vade tarihinde ilan edilen en yüksek olanından az olmamak üzere belirlenen oranlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre, 01.10.2020 tarihinde belirlenen 4.148.135,59 TL tutara vadeli
mevduat hesabı açılarak vade sonunda işleyen faizin anaparaya eklenmesi ile temdit olması durumunda, 09.07.2021 tarihi itibariyle değerinin 4.684.032,94 TL olduğu (4.701.732,02 - 4.148.135,59 =) 553.596,43 TL Net Faiz Geliri oluştuğu, bu hesaplamaya göre; davacının (553.596,43 - 256.694,16 =) 296.902,27 TL vadeli mevduat geliri zararının oluştuğu..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 296.902,27 TL'nin 01.10.2020 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararda hiç bir hukuki düzenlemeye atıf yapmadığını, herhangi bir yargı ictihatından bahsetmediğini, bilirkişi raporunun değerlendirilmeksizin gerekçeli karar haline getirildiğini, hukuki düzenlemelere aykırı karar verildiğini, tüm aşamalarda işlemin Adalet Bakanlığının talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğinin belirtilmesine rağmen, mahkemece genelgeler ve yargı kararlarının dikkate alınmadığını, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davanın kabul gerekçesinin açıklanmadığını, bilirtkişi raporuna atıfla yetinildiğini, bu durumun da başvuruda belirtilen bir çok yüksek mahkeme kararına aykırı olduğunu, Gerekçeli kararda tarafların iddia ve savunmalarının yazılarak sadece bilirkişi raporunun esas alınarak karar verilmesinin gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini ve hükmün bu hali ile Anayasanın 141. ve HMK’nın 297. maddesine aykırı olduğunu, ileri sürülen hiç bir itiraz ve beyanın dikkate alınmadığını, bu işlemin bankanın kendi başına karar verebileceği bir işlem olmadığını, mahkemelerin gönderdiği paraların hangi şekilde depo edileceği hangi orandan faiz işleneceği ve hangi şekilde nemalandırılacağının Adalet Bakanlığınca belirlendiğini, müvekkili bankanın yalnızca bakanlık talimatlarını yerine getirdiğini, adam çalıştıran sıfatı ile Bakanlığın sorumlu olduğunu, Adalet Bakanlığının yasadan kaynaklanan bu yetkisini 06.05.2008 tarih 104-1 sayılı Genelgeyi çıkartarak kullandığını ve genelgeye göre, tereke ve ortaklığın giderilmesinden elde edilecek paralarla vesayet altında bulunan kişilere ait paralar ve tüm adli yargı yerlerinde elde edilen sair mahkeme emanet paralarının, icra ve iflas dairelerince tahsil olunan emanet paralarının, noter emanet paralarının, idari yargı yerlerinde tahsil olunan mahkeme emanet paralarının, yatırılacağı tek banka olarak müvekkil bankanın belirlendiğini, bankaca paranın tabela faizine uygun şekilde nemalandırıldığını, tüm bu hususlar incelenmeden gerekçesiz ve hukuka aykırı şekilde verilen kararın hatalı olduğunu,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı bankada nemalandırılan ihale bedelinin eksik nemalandırıldığı iddiasıyla uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı şirketin satın aldığı ticari ofis niteliğindeki bağımsız bölüm payları nedeniyle, taşınmazın diğer paydaşı olan dava dışı ....Tic.Ltd.Şti. tarafından ön alım hakkı kullanılarak, Bakırköy 6.AHM'nin 2020/362 Esas sayılı dosyasında dava açılmıştır. Mahkemece belirlenen 4.148.135,59 TL ön alım bedeli anılan davadaki davacı tarafından depo edilmiştir. Mahkemece, depo edilen bu miktarın açılacak birer aylık vadeli hesapta nemalandırılması için davalı bankanın Bakırköy Adliye Şubesine yazı yazılmıştır. Dava dilekçesinin özet kısmında belirtildiği üzere, davalı bankanın TC. Adalet Bakanlığının genelgelerini gerekçe göstererek, kamu bankalarının TCMB'ye bildirdikleri gösterge tabela faizinin yüksek olanının esas alınarak işlem yapması üzerine, mahkemece güncel faiz oranı uygulanması istendiği gibi, davacı tarafından keşide edilen Bakırköy ....Noterliğinin 22.12.2020 tarihli ihtarı ile de güncel faiz oranlarının uygulanması talep edilmiştir. Dava bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığın niteliğine göre mahkemenin yetkili ve göreli olduğu değerlendirilmiştir. TTK'nın 4. maddesine göre bankacılık işlemlerinden kaynaklanan davalar mutlak ticari dava olup, işlemin tüketici işlemi olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmamaktadır. Yapılan işlemin bankacılık işlemi olması ve bu işlemin davalı bankaca yapılması nedeniyle, husumetin davalı bankaya yöneltilmesi yerindedir. Davalı bankanın bağımsız bir tacir olduğu, somut olayda da bankanını, Adalet Bakanlığının çalışanı olmadığından, adam çalıştıran sıfatı ile Adalet Bakanlığının sorumluluğunun incelenmesi ve yargı yolunun değerlendirilmesine gerek duyulmamıştır. İlk derece mahkemesince uyuşmazlıkla ilgili deliller toplanarak bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Mahkemece, taraflara iddia ve savunma hakkı bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı sağlanmıştır. Gerekçeli kararda olaya ilişkin mevzuat hükümlerinin numaralarıyla birlikte yazılmaması bir eksiklik olarak değerlendirilebilse de bu hususun hakkın özüne zarar vermediği, mahkemece bilgileri yazılmamakla birlikte olaya ilişkin mevzuat hükümlerinin değerlendirilerek, davalının sorumluğunun belirlendiği sonucuna varıldığından, davacı vekilinin gerekçeye ve hukuki dinlenilme hakkına ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Adli makamlarca tahsil edilecek emanet paraların değerlendirilmesine ilişkin bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerin amacı, paranın hak sahibine ödenmesine kadar geçecek sürede paranın değereninin korunmasıdır. Düzenlemede uygulanacak faiz oranlarına ilişkin bir açıklık bulunmamakla birlikte her hâlükarda ön alım bedelinin ödeneceği tarihe kadar alım gücünün korunmasının esas alınması gerektiği açıktır. Nitekim, bu tür alacakların uygun şartlarda nemalandırılmamasının mülkiyet hakkının ihlali olduğu Anayasa Mahkemesinin 16.02.2017 tarih ve 2014/6577 sayılı bireysel başvurusu hakkında verdiği kararda belirlenmiştir. Anılan karara göre, emanet hesabındaki paranın eksik nemalandırılması da hiç nemalandırılmaması gibi mülkiyet hakkının ihlali niteliğindedir. TC Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 06.05.2008 tarih ve 104/1 sayılı Genelgesi ile icra iflas dairelerinden tahsil edilen emanet paraların ... Bankasında değerlendirilmesi kabul edilmiştir. Ancak uygulamada yaşanan sorunlar ve özellikle emanet paralarının bankaca düşük oranda nemalandırılması üzerine bu kez Personel Genel Müdürlüğünün 22.09.2017 tarih ve 7174 sayılı nemalandırma konulu genelgesi ile ihalenin feshi davasındaki bedelin 104/1 sayılı genelgedeki gibi üç kamu bankasının, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde TC Merkez Bankasına mevduat ilan edilen faiz oranları bildirim formu ile bildirilen ve şubelerinde ilan edilen bir aylık mevduata uygulanacak tabela faizi (cari faiz) oranından en yükseğinden az olmamak üzere nemalandırılması hususunda Cumhuriyet Başsavcılıklarına talimat gönderilmiştir. Personel Genel Müdürülğünün 22.09.2017 tarih ve 7176 nolu nemalandırma konulu yazısında ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı ile mülkiyet hakkının ihlalinin tespiti karşısında, ihlalin sonuçlarının kaldırılması için yasal çalışmaların sürdüğü, bu nedenle ihale bedelinin icra dairesince nemalandırılması gerektiği belirtilmiştir. İhale bedelinin Bakırköy 6. AHM'nin 2020/362 Esas sayılı dosyasındaki 01.10.2020 tarihli yazısı ile bankanın Bakırköy Adliyesi şubesine gönderilerek vadeli hesapta değerlendirilmesi istenmiştir. Davacı vekilinin, bankanın nemalandırma oranına itiraz ettiği, mahkemece 14.12.2020 tarihli yazı ile bankadan, uygulanan faizin güncel oranlarda olup olmadığı, değilse nedenleri sorulmuştur. Davalı bankanın cevabi yazısında, hesabın aylık %5.25 tabela faiziyle açıldığı ve oranın güncellenerek aylık %7.5 oranı ile vadelendirildiği belirtilmiştir. Davacı vekili, bankaya keşide ettiği ihtarla, hesaba güncel faiz oranlarına göre faiz işletilmesi istenmiştir. Bankaca, kamu bankalarına ilişkin tabela faiz oranlarına göre işletilen faiz ana para ile birlikte ödenmiş olup, uyuşmazlık uygulanan faiz oranının yerinde olup olmadığı ile bakiye faiz alacağı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Mahkemece, hesap tarihlerinde bankalarca uygulanan ortalama faiz oranları getirtilmiştir. Bankacı bilirkişiden alınan raporda, TCMB tarafından bankalardan toplanan ve ilan edilen bankalarca mevduatlara uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranları ile diğer iki kamu bankasının cevabi yazılarında belirtilen faiz oranlarından vade tarihinde ilan edilen en yüksek olandan az olmamak üzere belirlenen oranlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre 296.902,27 TL eksik faiz uygulandığı belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının 06.05.2008 tarih ve 104/1 sayılı Genelgesine göre icrada yapılan tahsilatların ... Şubelerinde açılacak hesapta özenle değerlendirilmesi gerekmektedir. Adalet Bakanlığının 22.09.2017 tarih ve 82084579/7174 sayılı yazıda da; "İcra ve iflas dairelerinde ihalenin feshi davası açılması veya sıra cetveline itiraz ya da şikayet halinde bedelin Bakanlığımıza ait 104/1 sayılı Genelgesi gereğince, kamu bankası olarak hizmet veren ... Bankası, ... ve Türkiye Vakıflar Bankasına Mevduat İlan Edilen Yıllık Faiz Oranları Bildirim Formu ile bildirilen ve şubelerinde ilan edilen bir aylık mevduata uygulanacak Tabela Faizi (Cari faiz) oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması hususunda gereken dikkat ve özenin gösterilmesi gerekmektedir." denilmiştir. Belirtilen yazılarda, cari faiz oranından söz edilmektedir. Bu faizin bankalarca merkez Bankasına bildirilen faiz olduğu anlaşılmaktadır. Aksi takdirde, bankanın Merkez Bankasına bildirdiği faiz dışında aslında uygulanmayan bir tabela faizi ilan ederek, zorunlu olarak parası bankada tutulacak kişilerin zarara uğratması kaçınılmaz olacaktır. Banka, aldığı imtiyazla ticari faaliyette bulunduğundan basiretli bir tacir gibi hareket etmelidir. Yaptığı iş karşılığı faiz ve komisyon geliri bulunan bankanın, sözleşmelerdeki edim dengesini bozacak şekilde, parası zorunlu olarak bankada tutulması gereken kişiler aleyhine zenginleşmesine olanak sağlayan bir pozitif hukuk düzenlenmesi bulunmamaktadır. Dayanılan Bakanlık Genelgeleri, esas olarak parası zorunlu olarak mahkeme ve icra müdürlüklerine ait emanet hesaplarda tutulan kişilerin paralarının korunmasına ilişkindir. Yapılan bu düzenlemelerin, bankanın sebepsiz zenginleşmesine olanak sağladığı kabul edilemez. Dosya kapsamında bulunan düzenleyici işlemlerde de esasen, bankanın hesap sahibine karşı orantısız şekilde zenginleşmesini gerektirecek bir ifade veya anlam bulunmamaktadır. Yukarıda değinilen Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı doğrultusunda 2017 yılında yayımlanan genelgelerde de bu husus vurgulanarak, emanet hesaplarındaki paraların enflasyon karşısında aşınmasının ve bankanın düşük faiz uygulayarak haksız zenginleşmesinin engellenmesi amaçlanmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, uygulanan faizin türü ve başlangıç tarihine yönelik açık bir istinaf nedeni bulunmadığndan, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 15.211,04 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09