Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1070
2024/1040
2 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1070
KARAR NO: 2024/1040
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/11/2020
NUMARASI: 2017/233 E. - 2020/578 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit - Alacak (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki asıl ve karşı davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava ve ıslah talebinin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin akaryakıt sektörüne 2010 yılında girdiğini davalı ile aralarında akaryakıt bayilik sözleşmesiyle dikey ilişki kurulduğunu ve bu ilişkinin 2016 yılı aralık ayına kadar devam ettiğini, müvekkilinin 2014 yılında üçüncü bir akaryakıt istasyonu daha satın aldığını, bu nedenle davalı ile ikinci kez dikey ilişki kurulduğunu , buradaki risklerin önüne geçebilmek icin 100.000,00 TL değerinde iki adet banka teminat mektubu teslim ettiğini, müvekkilinin akaryakıt bedellerini hiç problemsiz ödediği halde, akaryakıt pazarındaki payın 2,4 iken Havza pazarına kendi payınıda ekleyerek bu payı % 140'lara çıkardığı halde miktarını yine 5.000 metre küpe çıkarttığı halde müşterilerin araçlarında arıza oluştuğunda itibarının sarsılmasına engel olmak için davalı tarafından araçların tamir bedellerinin ödendiği halde davalının davacıya ait olan satış alanına ikinci ve üçüncü bayilikleri verdiğini, buradaki ticari şartları müvekkiline tanımadığı için müvekkilinin müşterilerinin müvekkilinin bayilerini terkettiğini, bundan dolayı müvekkilinin ticari faaliyetlerini devam ettiremediğinden haklı nedenle sözleşmeyi feshetme zorunda kaldığını, davalı firmanın son aldığı akaryakıt bedeli için müvekkili aleyhine icra takibi açma ve teminat mektuplarını ayrıca tazmin etme ihtamelinin yüksek olduğunu, müvekkilinden satış bedellerinden tahsil etmesine rağmen müvekkilini bu yönde tehdit ettiğini, bu nedenle aleyhlerine icra takibi başlatılmadan evvel bu davanın açılmasında zaruret bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin Havza ilçesinde bulunan bu iki istasyonda ifa edildiğini, bu nedenle HMK 10. madde gereğince mahkemenin de yetkili olabileceğini, doğacağı mutlak olan zararın önlenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunulması gerektiğini iddia ederek, öncelikle İİK 72. madde gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve müvekkilinin davalıya faturalardan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacıya iki ayrı istasyon için iki ayrı bayilik sözleşmesi ile bayilik hakkı tanındığını, vekil eden şirketin, davacı tarafça verilmiş olan teminat mektuplarını davacı tarafın cari hesap borçlarına mahsup ettiğini, davacının vekil edeninden mal satın aldığını, akabinde bedellerinin teminat mektuplarını nakde çevrilerek ödenmesini talep ettiğini, sonra da huzurdaki davayı ikame ettiğini, keza davalının fatura muhteviyatına bir itirazı olmadığı gibi fatura konusu ürünlerinde davacıya teslim edildiğini, dolayısıyla davacının ürün bedellerinden sorumlu olduğunu savunarak, müvekkili aleyhine açılan asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Karşı dava olarak; Karşı davalı ... Limited Şirketi ile müvekkili arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri ve Protokolleri imzalandığını, Akaryakıt bayilik sözleşmesinin davacı karşı davalının her bir istasyonu için ayrı ayrı olacak şekilde imza edildiğini, diğer karşı davalı ...'ın, ... davalı şirket nezdindeki doğan ve doğacak borçlarına garantör olduğunu, imzalanan sözleşmeler ile karşı davalı şirketin karşı davacının 2019 yılına kadar bayisi olmasının sağlandığını ve karşı davalıya iki farklı istasyon için bayilik hakkı tanındığını, taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmeleri ile karşı davalının bayi olduğu yerlerin ise "... Mahallesi ... Sokak No: ... Havza/Samsun ve ... Mahallesi ... Caddesi No: ... Havza/Samsun' adresleri olduğunu, karşı davalı şirkete bayilik hakkı ile birlikte, karşı davacı şirket tarafından uygun ticari koşullar sağlandığını, vade farksız ürünler ile sözleşme süresince kullanılmak üzere ariyet menkuller verildiğini, ayrıca karşı davacı şirket tarafından karşı davalı şirkete proaktif satış kapsamında Tüpraş marjlı destekte bulunulduğunu, müvekkili karşı davacı tarafından karşı davalıya, taraflar arasında akdedilen, kararlaştırılan kârlılıktan çok daha fazlası tanındığını, karşı davalı aleyhine hiçbir işlem ve girişimde bulunulmadığını ancak karşı davaı tarafça iyi niyet ve ahde vefa ilkelerine aykırı olarak bayilik sözleşmelerinin feshedildiğini, karşı davalı tarafça taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmelerine aykırı hareket edildiğini ve haksız olarak bayilik sözleşmelerini feshettiğini, karşı davalı tarafça 12.12.2016 tarihinde asıl davaya konu banka teminat mektubu miktarlarına denk gelecek şekilde asıl davada menfî tespit talebinde bulunduğunu, faturalarda geçen ürünlerin satın alındığım, yine aynı tarihte karşı davalı tarafça bayilik sözleşmelerinin haksız ve tek taraflı feshedilmiş olduğunu, söz konusu ihtarın aynı gün içinde karşı davacı şirketin eline geçmesi için Kadıköy Noterliğinden gönderildiğini, 13.12.2016 tarihinde karşı davalı tarafça karşı davacı davalı şirkete verilen teminat mektubu tutarlarının 12,12.2016 tarihinde satın almış olduğu ürün bedellerinden mahsup edilmesini talep ettiğini, karşı davalı tarafça kronolojisini belirtmiş olduğu süreçte planlı ve kötü niyetli olarak bayilik sözleşmelerinin feshedildiğini, bayinin planlı bir şekilde teminat mektubu bedelleri kadar akaryakıtı davalıdan aldığını, akabinde bayilik sözleşmelerini haklı bir neden olmaksızın feshettiğini, teminat mektubunun verdiği zararlar nedeniyle nakde çevrileceğini ve aldığı ürüne ilişkin cebrî takip işlemlerinin yapılacağının farkına varması nedeni ile teminat mektuplarının nakde çevrilerek cari hesaba mahsup edilmesini istediğini, böylelikle davalının uğradığı zararları teminat mektuplarından karşılama imkanının açıkça ortadan kaldırıldığını, sırf bu durumun dahi bayilik sözleşmelerinin kötü niyetli olarak fesih edildiğini gösterdiğini, karşı davalı tarafça 12.12.2016 tarihinde asıl davaya konu banka teminat mektubu miktarlarına denk gelecek şekilde asıl dava da menfi tespit talebinde bulunduğu faturalarda geçen ürünlerin satın alındığını, yine aynı tarihte karşı davaı tarafça bayilik sözleşmelerinin haksız ve tek taraflı feshedilmiş olduğunu, söz konusu ihtarın aynı gün içinde karşı davacı, davalı şirketin eline geçmesi için Kadıköy Noterliğinden gönderildiğini, 13.12.2016 tarihinde karşı davalı tarafça karşı davacı davalı şirkete verilen teminat mektubu tutarlarının 12.12.2016 tarihinde satın atmış olduğu ürün bedellerinden mahsup edilmesi talep ettiğini karşı davah tarafça kronolojisini belirtmiş olduğu süreçte planlı ve kötü niyetli olarak bayilik sözleşmelerinin feshedildiğini, bayinin planlı bir şekilde teminat mektubu bedelleri kadar akaryakıtı davalıdan aldığını, akabinde bayilik sözleşmelerini haklı bir neden olmaksızın fesih ettiğini, teminat mektubunun verdiği zararlar nedeni ile nakde çevrileceğini ve aldığı ürüne ilişkin cebrî takip işlemlerinin yapılacağının farkına varması nedeni ile teminat mektuplarının nakde çevrilerek cari hesaba mahsup edilmesini istediğini, böylelikle davalının uğradığı zararları teminat mektuplarından karşılama imkânının açıkça ortadan kaldırıldığını, sırf bu durumun dahi bayilik sözleşmelerinin kötü niyetli olarak feshedildiğini gösterdiğini, taraflar arası akdedilmiş olan bayilik protokolünün konuyu düzenleyen ve şartı ceza uygulaması başhklı 4.maddesinde, ... ile bayi arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin, akaryakıt bayilik sözleşmesi için belirlenen süreden önce bayi tarafından haksız ve hukuka aykırı bir sebep ve suretle feshedilmesi hâlinde ...' in bayi eylemleri sebebiyle oluşan zarar ziyan ve tazminat hakları saklı kalmak ve ...' in akaryakıt bayilik ilişkisini feshedip etmemek seçimlik haklan saklı kalmak üzere, bayi veva Garantör, ...' in ilk yazılı talebinde ve ...' in hiçbir kanuni merasim yürütmesine gerek olmaksızın 50.000,00 USD tutarındaki parayı ...' e nakden ve defaten ödemeyi kabul beyan ve taahhüt ettiğini, karşı davalı tarafın toplamda iki adet bayiliği bulunması sebebiyle müvekkili davalı- karşı davacının 100.000,00 USD haksız fesih nedeniyle ceza-i şart alacağı olduğunu, karşı davalı tarafın /karşı davacı davalı şirkete taraflar arasında akdedilmiş bulunan bayilik sözleşmeleri ve bayilik protokollerinden kaynaklanan 2,343,47 TL cari hesap borcu bulunduğunu, söz konusu bedelin de müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bayinin işbu sözleşme ile veya bu sözleşmeye ek protokollerle belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri miktarlarını fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu ...' in uğradığt tüm zarar ve ziyanı, fesih tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher m3 beyaz ürün, beher ton siyah ürün, beher ton madeni yağ ürünleri, beher ton otogaz LPG ürünlerindeki ...' in ilk talebi halinde derhal nakden ve defaten ödemeyi beyan kabul ve taahhüt ettiğine dair hükmünün düzenlenmiş olduğunu, karşı davalı tarafın iki bayiliği olması sebebiyle şimdilik her bir istasyon için 10.000,00 TL kâr mahrumiyetinin davacı karşı davalıya ödenmesi gerektiğini, davalının üzerine düşen tüm yükümlülükleri ifa etmesi karşısında davacının imzalanan sözleşme ve taahhütnamelere aykırı davrandığını ve taraflar arasındaki sözleşmeleri haklı bir neden olmaksızın fesih ettiğini iddia ederek; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile davalıdan, ceza-i şart alacağının, cari hesap alacağı ve kâr mahrumiyeti alacağının karşı davalılardan tahsiline karar verilmesini talep dava etmiştir.Davalı- karşı davacı ... AŞ vekili, 19.11.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle, karşı davasındaki kâr mahrumiyeti yönünden 20.000,00 TL olan alacak taleplerini 256.360,00 TL'ye yükselterek ıslah ettiklerini belirtip davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Yargılama aşamasında davalı karşı davacının teminat mektuplarını bozdurarak davacıdan olan cari alacağını tahsil ettiği, asıl davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Asıl davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı karşı davalının talebi de bu yönde olmakla birlikte dava konusu teminat mektupları koşulsuz olup sözleşmeden doğabilecek tüm riskleri temin için tanzim edildiği dikkate alındığında, davacı karşı davalının davanın açıldığı tarihte dava açmakta haklı olmadığı anlaşıldığından asıl dava bakımından yargılama giderlerinin davacı karşı davalı üzerinde bırakılmasına, karşı dava ve ıslah talebinin kısmen kabulü ile, 119.054,00 TL kar mahrumiyetinin 20.000 TL'sine karşı dava tarihinden, kalan tutara ise ıslah tarihi olan 19.11.2018 tarihinden itibaren avans faizine 20 puan eklenerek bulunacak faiz oranı üzerinden işletilecek faizi ile birlikte, 100.000,00 USD cezai şartın ise karşı dava tarihinden itibaren 3095 sk.nun 4/a madesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davacı-karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... yönünden 500.000,00-TL'lik garantörlük limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davalı karşı davacıya verilmesine, davalı-karşı davacının cari alacak talebi ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır..." gerekçesiyle asıl davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava ve ıslah talebinin kısmen kabulü ile, 119.054,00 TL kâr mahrumiyetinin 20.000 TL'sine karşı dava tarihinden, kalan tutara ise ıslah tarihi olan 19.11.2018 tarihinden itibaren avans faizine 20 puan eklenerek bulunacak faiz oranı üzerinden işletilecek faizi ile birlikte, 100.000,00 USD cezai şartın ise karşı dava tarihinden itibaren 3095 Sk.nun 4/a madesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davacı-karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... yönünden 500.000,00-TL'lik garantörlük limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davalı karşı davacıya verilmesine, davalı-karşı davacının cari alacak talebi ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Davalı- karşı davacı ... AŞ vekili, 22.02.2021 tarihli dilekçe ile; HMK 305/A maddesi uyarınca vekalet ücreti hususunda ek karar verilmesi talebinde bulunarak, dilekçe içeriğinde; karşı dava yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, 119.054,00 TL kar mahrumiyeti ve 100.000,00 USD cezai şart alacağına hükmedildiğini, bu doğrultuda 119.054,00 TL kâr mahrumiyeti alacağı yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmiş ise de 100.000,00 USD cezai şart yönünden de nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, 100.000,00 USD cezai şart alacağı yönünden HMK 305/A uyarınca ek karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 09.03.2021 tarihli tamamlama ek kararı ile; Davalı vekilinin ek karar verilmesi talebinin kabulü ile davalı - karşı davacının duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirmesinden dolayı hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 34.266,00 TL nispi vekalet ücretinin davacı - karşı davalıdan tahsili ile davalı - karşı davacıya verilmesine, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Ek karar, davacı karşı davalı vekiline 22.03.2021 tarihinde, davalı karşı davacı vekiline 22.03.2021 tarihinde e-tebligat yolu ile tebliğ edilmiştir. Asıl karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı- karşı davalı ... Ltd Şirketi ve ... vekili 21.03.2021 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargılamaya konu olay ve delillerle çelişen ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olan insanları hile yapmaya teşvik edildiği iddia edilen hükmün ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. Karşı davalı ... vekili, 31.03.2021 tarihli beyan dilekçesiyle ek beyanlarını sunmuştur. Ayrıca her iki karşı davalı vekili, 30.03.2021 tarihli, 01.04.2021 tarihli, 05.04.2021 tarihli, beyan ve ek istinaf dilekçelerini sunmuş, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı- karşı davacı ... Tic AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 100.000,00 USD cezai şart taleplerinin mahkemece kabul gördüğünü ancak bu kalem yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmediğini, mahkeme kararında yüksek mahkeme kararının nazara alınmadığını, yeni maliklerin belirli kriterler dahilinde kar mahrumiyetine etkili olacağının belirtildiğini, mahkeme kararında, davalı karşı davacının aynı bölgede başka bayilikler vermiş olduğu, kar kaybının sonraki bayilik verildiği tarihe kadar bir yıllık kar mahrumiyeti hesaplanması gerekeceği, böylece rakamın 119.054,00 TL olduğunun belirtildiğini, ancak yeni bayilik verilmesi sebebiyle kar mahrumiyetinin sadece bir yıl 2017 yılı için hazırlanması gerektiği konusuna katılmadıklarını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/2392 Esas, 2018/5916 Karar sayılı emsal ilamında, davacının bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunmasının mümkün olduğunun belirtildiğini, kararda bayilik sözleşmesinin davacı tarafından haklı bir neden olmaksızın fesih edildiği, bu nedenle kar mahrumiyetinin tüm sözleşme süresinin hesaplanması gerektiğinin nazara alınmadığını, taleplerinin ıslah dilekçesi doğrultusunda kabul edilmesi gerektiğini, yeni kurulan bayiliklerin münfesih bayinin istasyonuna çok uzak olduğunun nazara alınmadığını, dolayısıyla söz konusu bayilerin davacının mahrum bıraktığı karlılığı etkileme imkanının olmadığını, bir diğer noktanın ise davacının her iki istasyonunda şehir merkezine uzak ana yol istasyonu üzerinde olduğunu, ... Havza ilçesinin merkezinde .... ise ilçenin girişinde olduğunu, ... ana yol bağlantısının olmadığını, akaryakıt istasyonlarının bulunduğu konumun trafiğin aktığı duruma göre büyük depolu araçların geçiş güzergahı ve yakıt ikmali yapma, durma, dinlenme mola verme alışkanlıklarının son derece önemli olduğunu, müvekkilinin davacı ile bayilik sözleşmesi yaparken tüm bu hususları göz önünde tuttuğunu, buna güvenerek sözleşmeyi akdettiğini, davacı tarafça bayilik sözleşmesinin feshinden sonra verilen bayiliklerin kuruluş tarihlerinin esas almak suretiyle mahrum kalınan karın hesabının yapılmasının somut olayın ve ticari yaşamın gerçekleriyle bağdaşmadığını, mahkemece keşif taleplerinin nazara alınmadığını iddia ederek, ıslah dilekçeleri doğrultusunda kararın kaldırılmasını ve karşı davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, faturalardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti, karşı dava ise akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şart bedeli, cari hesap bedeli ve kâr mahrumiyet bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava ve ıslah talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı- karşı davalı vekili ile karşı davalılar vekili tarafından, yasal süresi içinde, istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dosyasının yapılan incelemesinde, davanın esası incelenmeden önce usul bakımından yapılan değerlendirmede; asıl davada davacı ... Ltd. Şirketi tarafından 21.12.2016 tarihli dava dilekçesiyle, asıl davada davalı ... AŞ'ye karşı menfi tespit davası açmıştır. Davalı şirket tarafından ise cevap dilekçesiyle ile birlikte verilen karşı dava dilekçesinde, karşı davalı olarak asıl davada davacı ...Ltd Şirketi ile birlikte, asıl davada davacı konumunda olmayan ... gösterilmek suretiyle karşı dava açılmıştır. Oysa asıl davada ...'ın davacı sıfatı yoktur. Yani, ... tarafından ... aleyhine açılmış bir asıl dava yoktur. Buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından ... da karşı davalı sıfatıyla usul ilişkisine dâhil edilmiş, ...Ltd. Şirketi ve ... karşı davalı olarak kabul edilip karşı davada her ikisi hakkında hükük tesis edilmiştir. Açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davada, davalının, aynı mahkemede asıl davacıya karşı, HMK'nın 132-135 hükümleri uyarınca dava açmasına karşı dava denir (KURU, Baki, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, Ankara, 2017, s.422) . Karşı dava asıl dava ile birlikte incelenip karara bağlanır. Karşı dava açılabilmesinin şartları HMK'nın132. maddede düzenlenmiştir. Karşı dava, cevap dilekçesi ile birlikte açılabilir. Karşı dava, (davalı tarafından) asıl davacıya (karşı davalıya) karşı açılır. Karşı dava, esas dava ile görülen ayrı bir davadır. Bu nedenle karşı davalar müstakil davalar gibi harca tabidir. Somut olayda asıl davnın davacısı .... Ltd. Şirketi'dir. ... tarafından davalıya karşı iş bu dosyada açılmış herhangi bir dava mevcut değildir. Bu durumda, karşı davayı düzenleyen usul hükümlerine göre ... hakkında açılan karşı davanın dinlenmesinin mümkün olup olmadığının mahkemece hiç değerlendirilmeden esas bakımından karar verilmesi, usule ve yasaya aykırı olmuştur.Nitekim,Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2008/5354 Esas, 2008/10629 Karar ve 16.09.2008 tarihli emsal ilamında, "...Karşılık dava, yalnız asıl davanın davacısına karşı açılır. Asıl davada taraf (davacı) olmayan üçüncü kişilere karşı dava açılamaz; açılmışsa mahkeme, üçüncü kişiye karşı açılmış olan karşılık davayı reddeder ve yalnız asıl davayı inceleyip, karara bağlar. Somut olayda diğer davalı hakkındaki dava, karşı dava ile açılmış olup, ... Lt ŞTi hakkındaki dava ayrı bir dava şeklinde açılıp birleştirme kararı da verilmediğine göre, ... yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay 11. HD'nin 2005/4597 E- 2006/4751 K sayılı, 27.04.2006 tarihli kararı da aynı yöndedir. Kuru da karşı davanın, asıl davadaki davacıya karşı açılabileceğini belirtmiştir (KURU, a.g.e s.426)Yasal düzenlemeler ve Yargıtay'ın emsal ilamları da dikkate alınarak, cevap dilekçesiyle birlikte karşı dava yöneltilen ... hakkında usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin ve harçları yatırılarak açılmış bir davanın mevcut olduğu kabul edilirse HMK'nın 132/2 maddesi dikkate alınmaksızın işin esası hakkında karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Karşı dava yönünden tarafların istinaf kanun yoluna başvurmuş olmaları ve ... hakkında hüküm tesis edilmiş olması da dikkate alındığında, hükmün bu haliyle esastan incelemesi mümkün görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin , ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve yukarıdaki açıklamalar ışığında usuli konular değerlendirilip davanın tarafları konusundaki tereddüt giderilerek yeniden karar verilmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar haçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, 02.07.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09