Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1080
2024/1039
2 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1080
KARAR NO: 2024/1039
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/03/2021
NUMARASI: 2019/568 E. - 2021/396 K.
DAVANIN KONUSU: Ticaret Unvanının Korunması
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 08/06/2001 tarihinde ... unvanı ile sicile tescil edildiğini, davalı şirketin ise 05/03/2018 tarihinde ...Sanayi Ticaret Limited Şirketi unvanı ile sicile tescil edildiğini, ticaret unvanını kullanma hakkının yalnızca davacıya ait olduğunu, davacı ile davalının faaliyet konularının aynı olduğunu, ticaret unvanının kök kısımlarının aynı olduğunu, davalının ticari unvanının yeterince ayırt edici olmadığını, üçüncü kişiler tarafından ayırt edilemediğini iddia ederek, davacı şirketin ticari unvanına davalı tarafından yapılan tecavüzün önlenmesine, ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi unvanının sicilden terkinine, terkine ilişkin kararın ilanına, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davacı markasının geçtiği mal ve ürünlerin toplanmasına, davalının tescil ettirdiği ticari unvanının geçtiği mal ve ürünlerin toplanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı şirketin Tuzla'da bulunan ve kimyevi ürün ve malzemelerle ilgili faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalı şirketin ana iştirak alanının kozmetik ürünleri olmadığını, kimyevi ürünler olduğunu, davalının farklı bir bölgede faaliyet gösterdiğini, davalının ticari faaliyetlerinde Trinette markasını kullandığını, davalının ticari dürüstlüğe aykırı bir eyleminin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesinde; "(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." hükmü mevcuttur. Ticaret unvanına tecavüz halinde hak sahibinin kullanabileceği haklar bu şekilde belirlenmiştir.İltibas kavramı, üretici firmaların veya üretilen mal veya hizmetlerin sahip oldukları ad ve işaretlerin birbirleriyle karıştırılarak ayırt etme işlevlerini doğru şekilde gerçekleştirememeleri tehlikesidir (Prof. Dr. Mehmet Emin Bilge tarafından 28/11/2014 tarihli 1.Fikri Mülkiyet Hukuku Uluslarası Sempozyum Tebliğinde Sunulan Makale). İltibas tehlikesi; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubun toplumsal düzeyi ve durumu, esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telafuz, anlam ve biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulun 26/02/2016 tarih ve 2014/11-627 Esas 2016/180 Karar). Unvan terkini için, ibaredeki benzerlik yanında iştigal alanları da aynı veya benzer olması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 52. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebilir. Yine, TTK'nın 45. maddesi uyarınca, bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır. Davacı ile davalı şirketler kozmetik sektöründe faaliyet göstermektedir. Her iki şirketin ticaret unvanında ayırt edici unsur "..." ibaresidir. Tarafların iştigal alanlarının aynı olduğu dikkate alındığında, davalı şirketin ticaret unvanına bu ayırt edici unsurun yanına ek unsur olarak aldığı kabul edilen diğer ibarelerin esasen ticaret unvanının ayırt edici eki niteliğinde olmayıp, faaliyet konusuyla ilgili ek niteliğinde bulunduğundan ticari unvanın dürüstlüğe aykırı şekilde kullanıldığının kabulü gerekir. Bu itibarla, TTK.'nın 52. maddesi uyarınca ticari unvana tecavüzün yasaklanmasına dair hüküm tesis edilmiştir. Öte yandan, dava konusu ticari unvanın "... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" olarak değiştirildiği ve sicile tescil edildiği, alan adının kullanılmadığı anlaşıldığından terkin talebi yönünden dava konusuz kalmıştır. Tüm dosya kapsamındaki delil durumu ve denetime elverişli bilirkişi raporları uyarınca açıklanan gerekçelerle..." gerekçesiyle davanın kabulüne, "..." unvanının davalı tarafından ticari dürüstlüğüne aykırı biçimde kullanıldığının tespitine, TTK'nın 52. maddesi uyarınca ticaret unvanına tecavüzün yasaklanmasına, ticaret unvanının kullanılması ile oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkini, kararın ilanı ve alan adının kaldırılması talebinin konusu kalmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın reddi gerektiğini, mahkeme tarafından her iki şirketin ticari unvanındaki ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğu, ticari unvanın dürüstlüğe aykırı şekilde kullanıldığının kabulü gerektiği ve TTK 52.maddesi gereğince ticari unvana tecavüzün yasaklanmasına dair hüküm tesis edildiğini, öncelikle müvekkili şirketin ticaret unvanında yer alan ihtilafa konu olan "..." ibaresinin iyi niyet göstergesi olarak dava devam ederken ... San. ve Tic. Ltd Şirketi olarak değiştirildiğini, değişikliğin söz konusu karar tarihinden önce olduğunu, müvekkili şirketin ticari işlerinde saygın, dürüst bir vizyona sahip olduğunu, ticari unvanını hiçbir şekilde karışıklığa mahal vermemek adına değiştirdiğini, iyi niyetli olduğunu, TTK 52. maddedeki koşul olan ticari dürüstlüğe aykırı bir eyleminin bulunmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında şirketin ticaret unvanının sicilden terkini, kararın ilanı ve alan adının kaldırılması talebinin konusu kalmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen çelişkili olarak müvekkili tarafından unvanın ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanıldığının tespitine, ticaret unvanına tecavüzün yasaklanmasına, unvanın kullanılması ile oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına dair davanın kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Marmara Bölgesinde yüzlerce kozmetik ve kimya alanında faaliyet gösteren şirket bulunduğunu, her birinin birbirinden haberdar olamayacağının açık olduğunu, müvekkilinin tescil alırken ve sonrasında da davacıdan haberdar olmasının beklenemeyeceğini ,bununla beraber müvekkili şirketin Tuzla'da kurulmuş bir şirket olduğunu, davacının Kağıthane'de kurulu bir şirket olduğunu, tarafların ticari alan olarak farklı bölgelerde faaliyet gösteren müşteri kitleleri de birbirinden oldukça farklı olduğunu, müvekkilinin ticari faaliyetlerinde ... markasını kullandığını, davacı şirketle müvekkili şirketin karıştırılması ihtimalinin söz konusu olamayacağını, davacının iddiasını TTK 52 maddeye dayandırdığını, davanın hukuki sebebi olan hükümdeki şartların gerçekleşmediğini, bilindiği üzere piyasadaki ürünler arasında karışıklık yaratanın ticaret unvanı olmayıp ticari marka olduğunu, tarafların farklı markalar kullandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 50 vd. maddeleri uyarınca ticaret unvanının korunması ve aynı Kanun'un 52 vd. maddeleri uyarınca unvana yapılan tecavüzün önlenmesi, davalı firmanın ticari unvanının terkini ile maddi durumun ortadan kaldırılması, markanın geçtiği mal ve ürünlerin toplanması istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava tarihi itibariyle her iki firmanın ticaret unvanının "..." kelimesi ile başladığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak değerlendirilmiştir.Dosya kapsamından, davacı şirketin 08.06.2001 tarihinde tescil edildiği, ticaret sicil kaydında unvanının "... Ticaret Ltd Şirketi" olarak yer aldığı, davalı şirketin ise 05.03.2018 tarihinde tescil edildiği, şirket unvanının "... Sanayi Ticaret Ltd Şirketi" olduğu, her iki şirket unvanında meslek grubunun kozmetik olarak yer aldığı, davacı şirket tarafından ,yurt içi ve yurt dışındaki bağlantılı müşterilerle telefon ve internet üzerindeki bağlantı için arama motoruna şirket unvanının yazılması durumunda davalı şirketin iletişim bilgilerinin çıkması üzerine iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 08.10.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; her iki tarafın yasal defterlerinin usul yönünden incelendiğinde; 2017-2018-2019 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığı, her iki tarafın da Kozmetik sektöründe olan ana faaliyetinde davacının 24.02.02 NACE kodu ile ıslak mendil, ıslak havlu mendil, kolonya, sıvı sabun, şampuan ve saç jölesi imalat kapasitesine karşı davalının da yine kozmetik sektöründe 20.42.03 NACE kodu ile saç boyası, saç kremi ve şampuan üretimi konusunda kapasite raporunun bulunduğu, üretilen mamullerin cinslerinin sektör aynı olsa da ürün gamının farklı olduğu, bu farklılığın İSO'dan alınan güncel kapasite raporunun içeriğinde yer aldığı, bazı yerlerde aynı bölgede faaliyet gösterseler de ortak müşterilerinin bulunmadığı, internet web sitesi adreslerinde davacının www...com.tr adresinde kapasite raporunda yer alan ürünler yer alırken, sadece “tr” uzantısı farklı davalının www...com adresinin ise iş bu rapor itibarıyla “sayfa görüntülenemiyor” mesajının alındığı, davacının ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ. unvanını 08.06.2001 tarihinde, davalının ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ. unvanının 05.03.2018 tarihinde tescil edilen ticaret unvanının “...” ortak paydasında iltibas oluşturacak kadar benzer nitelikte olduğunun söylenebileceği, ancak aynı sektörde faaliyet gösterseler de satışa konu ürün çeşidi ile müşteri gurubu farklı olduğundan davacı ticaret unvanının dürüstlüğe aykırı olacak biçimde kullanılması anlamına gelmediği, davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı, yapılan tespitler, açıklamalar ve değerlendirmeler ışınında davacı şirketin TTK. M.52'de kendisine tanınan hakları kullanıp kullanamayacağının hukuki değerlendirmesinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı ; raporda "..." ortak paydasında iltibas oluşturacak kadar benzer nitelikte olduğunun tespitinin yapıldığını, bilirkişinin ticari dürüstlük kavramını aynı müşterilere hizmet vermeye indirmesinin anlamlandırılamadığını, zira her iki şirketinde doğrudan aynı müşteriler ile çalışmasının ticari hayat gereği mümkün olmadığını, her iki tarafında kozmetik alanında faaliyet gösteren şirketlerle ilişkiye girdiğini, müşteri lokasyonlarının aynı olduğunu, ayrıca davalının ticari unvanının "..." olmasına rağmen adres bildiriminin müvekkilinin "..." ticari unvanı ile anıldığını, davalı tarafın ... olarak bile yer bildirimi almadığını, davalı tarafın kötü niyetli olmamasına rağmen neden iltibas yaratan ticari unvanı ile değil müvekkilinin ticari unvanı ile doğrudan adres bildirimi yaptığını, müvekkili ile davalının aynı alan adına sahip internet sitesini kullanmasının dürüstlüğe aykırılığa en büyük gösterge olduğunu, delillerin incelenmediğini belirterek, yeniden rapor alınmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; cevap dilekçelerinde belirtildiği üzere ... markasını müvekkilinin ürünlerinde kullandığını, dolayısıyla gerek ürün çeşitleri gerek ürünlerin pazara çıkarıldığı markalar, gerek lokasyon ve müşteri çevrelerinin çok farklı olduğundan davacı ile iltibas yaratmasının mümkün olmadığını, TTK 52.maddede belirtilen haksız rekabet için aranması gereken şartların oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 24.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda; https: //...com isimli alan adının 2002 ve 2004 yıllarında ... ve ... Ltd Şti ... Mahellesi No:... Arıcılar Kağıthane İstanbul bilgilerini içren şirkete ait olduğunun değerlendirildiğini, https://...com isimli alan adının 2019 yılında ekran görüntülerine göre ... isimli ürünlere sahip şirkete ait olduğunun değerlendirildiği, https://...com Domain (Alan adı) isminin 2019-10-18 tarihiden itibaren 2020-10-18 tarihine kadar Registrar (Alan Adı Kayıtçısı) ... AŞ'ye ait olduğu, 15.08.2020 tarihli ekran görüntüsü ve bugünkü haliyle de herhangi bir internet sayfası içermeyip pasif olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili, rapora karşı beyan dilekçesinde; müvekkili şirkete ait internet sitesi ile davalının müvekkilinin ticari unvanı ile aldığı yer bildiriminin "..." aramasının yapılması ile aynı sayfada yer aldığının ortaya çıktığını, davalının doğrudan müvekkilinin ticari unvanı ile adres bildirim alanı almasının davalının dürüstlüğe aykırı kullanım yaptığını gözler önüne serdiğini, davada iltibas yaratma ihtimalinden ziyade doğrudan iltibasın varlığının ortaya çıktığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, rapora karşı beyan dilekçesinde; bilirkişinin 29.12.2019 tarihine ait ekran görüntüsüne dayanarak ilgili web sitesinin ... isimli ürünlere sahip şirkete ait olduğu yönündeki değerlendirmenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Davalı vekili 01.02.2021 tarihli dilekçeyle müvekkili şirketin unvan değişikliğini bildirerek ,buna ilişkin sicil kayıt örneklerini ve şirket karar örneğini dosyaya ibraz etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden hüküm tesis etmiştir. TTK'nın 39. maddesinde, ticaret unvanı düzenlenmiştir. Aynı yasanın 50. maddesinde ise ticaret unvanının korunması üst başlığı ile ilke başlığı altında, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanının kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ifade edilmiştir. TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.Davanın tarafı olan şirketlerin türleri bağlamında ele alındığında, limited şirketler ile anonim şirketlerin ticaret unvanlarının nasıl olacağına ilişkin hüküm, TTK'nın 43. maddesinde yer almaktadır. Anılan düzenlemeye göre, “(1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. (2) Ticaret unvanlarında, 'anonim şirket', 'limited şirket' ve 'kooperatif' kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz. ” Buna göre anonim ve limited şirketlerin unvanlarının çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ibare (anonim şirket/limited şirket) ile şirketin işletme konusundan oluşur. Unvana ek almak ise kural olarak serbesttir. Bu serbesti, TTK'nın 46/1.maddesinde, “Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Ticaret unvanına ek almanın zorunlu olduğu hâllerden biri TTK'nın 45. maddesinde gösterilmiştir. Bu hükme göre; “Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.” Davacı şirketin yukarıda yer verildiği üzere davalı şirketten daha önceden ticaret sicil kaydının tescil edildiği anlaşılmaktadır. Ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almış, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir.Somut olayda davacı "...", davalı şirketin ise dava tarihi itibariyle ticaret unvanının “... Sanayi Ticaret Limited Şirketi” olduğu görülmektedir. Bu unvanda şirketin türünü gösteren ibare “Limited Şirketi”; şirketin işletme konusunu gösteren ibareler ise “ kimya ve kozmetik ” ibareleridir. Diğer bir deyişle davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı “... ” ibaresinden oluşmakta olup “...” ibaresi ise ek olarak seçilmiştir. Bu davacının “...” ekini içeren unvanı 08.06.2001 tarihinde tescil edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında, dava tarihi itibariyle taraf şirketlerin ticaret unvanlarında yer alan "..." eki aynı olduğu gibi ticaret unvanını daha sonradan tescil ettirmiş olan davalı şirketin davacı firma ile aynı internet alan adını kullandığı, fiili faaliyet alanlarının aynı olduğu, ticaret unvanının eki olarak kullandığı "..." ibaresinin, davacı şirketin unvanındaki ek ile aynı olduğu, bu durumun üçüncü kişilerde karşılıklığa mahal verecek nitelikte olduğu, teknik bilirkişi raporunda gerçekleştirilen inceleme ile internet alan adlarının aynı olduğu ortaya çıkmıştır. Davalının bu kullanımın TTK'nın 52. maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olduğundan ve dava tarihi dikkate alındığından mahkemece ticari unvanın dürüstlüğe aykırı biçimde kullanıldığının tespiti ile TTK'nın 52.maddesi uyarınca tecavüzün yasaklanmasına, maddi durumun ortadan kaldırılmasına dair karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkeme tarafından, davalı şirketin ticaret unvanında yargılama aşamasında değişiklik yapılmış olduğu da göz önünde bulundurularak davalı şirketin ticaret unvanınn sicilden terkini kararının ilanı ve alan adının kaldırılması talebinin konusu kalmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesisinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 02.07.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09