Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1077
2024/1037
2 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1077
KARAR NO : 2024/1037
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/03/2021
NUMARASI : 2020/119 E. - 2021/193 K.
DAVANIN KONUSU: Genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti
Taraflar arasındaki tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalılardan ... Tic Ltd Şti'nin 20/06/2014 tarihinden 10/12/2019 tarihine kadar %25 oranında ortağı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının ise ..., ... ve ... olduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında 03/10/2019 tarihinde Gaziosmanpaşa ... Noterliği huzurunda ... yevmiye nolu limited şirket pay devir sözleşmesi akdedildiğini, devrin geçerlilik kazanabilmesi için kural olarak genel kurulun onayı arandığını, ancak davalı ...'nin 27/11/2019 tarihinde sadece kendisinin katılmış olduğu Genel Kurul Toplantısı düzenlediğini, diğer ortaklar ile müvekkilinin yerine ortaklar kurulu kararına sahte imza atarak, karardaki imzanın müvekkiline ait olmamasına rağmen oy birliği ile karar alınmış gibi gösterdiğini, bir genel kurul kararının alınabilmesi için mutlaka usulüne uygun davet ve buna uygun toplantı yapılmasının şart olduğunu, toplantı yapılmadan sahte imza ile genel kurul kararı alınmış ise bu genel kurul kararının kurucu ve şekli noksanlık nedeni ile hukuki anlamda hiçbir etki ve sonuç doğurmayacağını, genel kurul toplantısına müvekkili ve diğer ortakların çağrılmadığını ve katılmadıklarını, ilgili karar da olan imzanın müvekkiline ve diğer ortaklara ait olmadığını, ancak her ne kadar davalı tarafça müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle alınan genel kurul kararı mevcut ise de bu yok hükmündeki karar ticaret sicile tescil ve ilan edildiğinden müvekkile ve üçüncü şahıslardaki haklarına zarar gelmemesi açısından şirketin malvarlıklarının davalı tarafından üçüncü şahıslara devretme ihtimali ve müvekkilinin kar payını almaması tehlikesi nedeni ile kararın icrasının mahkeme kararı verilinceye kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini , ayrıca her ne kadar pay devri sözleşmesinde müvekkilinin pay devir bedelini almış olduğu belirtilmiş ise de taraflar arasındaki güven ilişkisi nedeni ile pay devir bedelinin henüz müvekkiline ödenmediğini, bu yöndeki haklarını da saklı tuttuklarını iddia ederek, davalı şirketin 27/11/2019 tarihli Genel Kurul kararlarının sahte imza nedeniyle yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; Hissesini noter huzurunda devreden davacının taraf sıfatı olmadığını, davanın bu yönden reddi gerektiğini, müvekkili ...'nin 1/4 hissedarı olduğu şirketi 16/06/2014 tarihinde kurduğunu, şirketin ortakları ve müdürlerinin ... 12.500.TL, ... 12.500.TL şirket müdürü, ... 12.500.TL Şirket Müdürü ve ... 12.500.TL şirket müdürü şeklinde olduğunu, şirket kurulduktan sonra şirket ortaklarından ... ve ...'nun şirkette bulunan tüm hisselerini noter huzurunda pay devri sözleşmesi ile müvekkili ... ye devrettiğini, 18/09/2019 tarihinde şirketin ortakları ve müdürlerinin ... 37.500.TL ve davacı ... 12.500.TL şirket müdürü şeklinde olduğunu, ancak gerçekleşen hisse devrinin karar defterinin zayi olması nedeni ile kalan ortakların karar alamadıklarını ve karar tescil ve ilan edilemediğini, müvekkilinin şirketin %75 ine sahip olduğundan hisselerin tescilinin yapılması ve şirket müdürü olmak istediğini ancak davacının, karar defterinin kayıp olduğunu, karar alamayacaklarını, zayi belgesi için dava açtıklarını ve karar sonucunu beklediklerini belirtiğini, müvekkilinin bu durumdan şüphelensede davacıya güvenmek zorunda kaldığını, daha sonra davacının şirketten ayrılarak tüm hisselerini müvekkiline devretmek istediğini söylemesi üzerine bahse konu pay devir sözleşmesi ile hisselerini müvekkiline devrettiğini, 03/10/2019 tarihinde şirketin tüm hisselerinin sahibi olan müvekkilinin davacıdan şirkete ait tüm belgeleri teslim etmesini istediğini, ancak davacının zayi belgesi için açılan davanın halen sonuçlanmadığını, bittikten sonra teslim edeceğini, müvekkilinin de çaresiz olarak zayi davasının sonuçlanmasını beklemek zorunda kaldığını, 22/11/2019 tarihinde kesinleşen zayi davası sonucunda şirket ortağı sıfatı olarak yeni karar defterini 26/11/2019 tarihinde tastik ettiklerini, ancak İTO nun devreden ortakların da usulen imzasının bulunmasını talep etmesi üzerine kararın bir örneğini davacıya gönderdiklerini davacının ertesi gün tüm defter ve belgeleri gönderdiğini, müvekkilinin şirket defterleri üzerinde yaptığı incelemede davacının şirkette bir çok usulsüz işlemler yaptığını ve şirkete ait dükkanları zimmetine geçirdiğini fark ettiğini, davacının dava açmaktaki gerçek niyetinin arsa sahipleri ile anlaşarak şirkete ait 2 adet dükkanın devrini usulsüzce kendisi ve şirket ortağı ve müdürlerinden ... abisi ...'nın üzerine yaptığını müvekkilinin öğrenmesi üzerine geri istemesi ve davacının da geri vermemek için yaptığı kötü niyetli işlem olduğunu, davacı ve diğer hissedarların hisselerini noterde devrettiklerini, şirkette hiçbir hak sahibi olmadıklarını, ayrıca şirketin hisselerini devretmiş gitmiş eski ortaklarla genel kurul yapma, onları genel kurul toplantısına çağırma gibi bir hüküm olmadığını, müvekkilininİTO nun tek ortaklı kararı tescil etmemesi üzerine bu olayın yaşandığını, davacının önce karar defterini kaybetmesi ve sonra haklarını alıp noterde hissesini devrettiğini, yolsuzluğu ortaya çıkınca da her şeyin geçersiz olduğunu iddia ettiğini ve bunu fırsat bilen davacının haksızca şirketin içini boşaltarak şirketi tekrar ele geçirme yoluna gittiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davalı ...' nin duruşmada davacının toplantıda hazır bulunmadığına ilişkin ikrarı ve cevap dilekçesinde kararı tek başına aldığına ilişkin anlatımı, HMK md. 211/1.a bendi uyarınca yapılan incelemede tutanaktaki imza ile davacıya ait imza örneklerinin çıplak gözle yapılan mukayesesinde dahi birbirlerine benzemediklerinin açıkça görülmesi, suç duyurusunda belgelerin çalındığının belirtilmesine rağmen mahkememiz son celsesinde kaybolan belgelerin bulunacağı umudu ile zayi davasının süresinden sonra açıldığına ilişkin davalı açıklamasının hayatın olağan akışına aykırı kabul edilmesi ile davacının genel kurul toplantısına katılmadığı ve tutanaktaki imzanın davacıya ait olmadığı kanaati ile ..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 27/11/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların butlanına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının toplantıya katılma hakkının olmadığını, müvekkilinin diğer üç ortağın hisselerini aldığını ve 03.10.2019 tarihinde tek başına tüm hisselerin sahibi olarak şirkette tek ortak kaldığını, bu tarihte karar defteri olmadığı için 26.11.2019 tarihinde yeni karar defterini tasdik ettirdiğini, 03.12.2019 tarihinde tek başına toplantı yaparak karar aldığını, ancak İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun diğer ortaklarında imzasını isteyince bu kararı davacıya gönderdiğini ve gelen kararı tescil ettirdiğini, davacının yasadaki boşluktan kötü niyetle yararlanmaya çalıştığını, hisselerini devreden ortakların toplantıya katılamayacağının mevzuat gereği olduğunu, ülkede tek ortaklı şirket olgusunun yeni olduğunu, yasaların davadaki gibi hisselerini devreden eski ortaklara karşı korumasız olduğunu, müdür ve %25 hissedar olan ortağın hissesini devrettiğini ve hisse devrinin kabulü için toplantı yapma hakkının verildiğini, böyle bir hakkın eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, hissesini noterde devreden ortağın şirket ilişiğinin kesilmiş olduğunu, davacının noterden hissesinin devrinin kabul kararını sadece kalan ortak olarak müvekkilinin tek başına toplantı yaparak karar altına alabileceğini, karardaki imzaların sahteliğinin ispat edilemediğini, imzaların gerçekten imza sahiplerine ait olup olmadığının ispatlanamadığını, açıkça benzemezlik kanaatine varıldığını, ancak şirketin içini boşaltan davacının gerçeğe benzeyen imzaları atabilme ihtimalinin görmezden gelindiğini, kısacası %100 hisseye sahip müvekkilinin şirketinin davacıya teslim edildiğini, hisse devri ile davacının müdürlük yetkisinin sona erdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, limited şirket genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının davalılardan şirketin ortaklarından olduğu, 03.10.2019 tarihinde noterde gerçekleştirilen limited şirket pay devir sözleşmesi ile hissesini davalı gerçek kişiye devrettiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, dava konusu 27.11.2019 tarihli şirket ortaklar kurulu kararının sahte imza nedeniyle yok hükmünde olup olmadığı, mahkeme incelemesi ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ile davalı ... arasında Gaziosmanpaşa 7. Noterliğinde düzenlenen limited şirket pay devri sözleşmesinin gerçekleştirildiği, sözleşme tarihinin 03.10.2019 olduğu, devir edenin davacı, devir alanın davalı olduğu, devir konusunun 500 pay olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 20.02.2020 tarihli cevabı yazısına ekli şirket sicil kaydından, davalı şirketin 16.06.2014 tarihinde tescil edildiği, ortağının ..., yetkilisinin münferiden ... olduğu, eski ortaklarının ise ..., ... ve ... olarak gösterildiği, dava konusu 27.11.2019 tarihli ortaklar kurulu kararının pay değişikliğine ilişkin olduğu, 1 nolu gündem maddesinde, ...'nun 12.500,00 TL sermaye karşılığı 500 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleriyle şirket ortaklarından ...'ye 18.07.2019 tarihli pay devri sözleşmesi ile devrettiği, 2 nolu gündem maddesinin, şirket ortaklarından ... 12.500,00 TL sermeye karşılığı 500 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleriyle şirket ortaklarından ...'ye 18.07.2019 tarihli pay devri sözleşmesi ile devrettiği, 3 nolu gündem maddesinin, şirket ortaklarından ...'nun 12.500,00 TL sermaye karşılığı 500 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleri ile şirket ortaklarından ...'ye 03.10.2019 tarihli pay devri sözleşmesi ile devrettiği hususlarına yer verildiği, 4 nolu gündem maddesinde, ... 27.11.2019 tarihi itibariyle şirketi temsil ve ilzama yetki görevlerinin sona erdiği, 5 nolu gündem maddesinde, şirket ortaklarından ...'nin aksi karar alıncaya kadar müdür olarak seçildiği, şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığının belirtildiği, 6 nolu gündemde, şirketin tek ortaklı limited şirket olduğu, ortağın ise ... olduğunun belirtildiği, toplantıya katılanlar olarak ..., ..., ... ve ... isim ve imzalarının yer aldığı, davacı tarafça söz konusu toplantıya katılmadıklarını, hisse devir etmiş olmasına rağmen TTK 595 maddesi gereğince genel kurulun onayı olmadığından gerçekleşmeyeceğini, genel kurul kararının sahte imza nedeniyle yok hükmünde olduğunu iddia ederek, iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, taraf delilleri dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra ,imza örnekleri alınarak, imza incelemesine esas olacak bilgi ve belgelerde dosya içerisine celp edilmiştir. Davalı tarafça dosyaya, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/218 Esas, 2019/681 Karar sayılı zayi belgesi verilmesine dair karar örneği ibraz edilmiştir. Söz konusu karardan, davalı şirket adına davalı ... tarafından, 01.03.2019 tarihinde, karar defterinin 18.02.2019 tarihinde kaybolduğu iddiası üzerine zayi davası açıldığı, dava sonucunda , şirketin 18.06.2014 tarihli tasdiki yapılan genel kurul toplantı ve müzakere defterinin zayi olduğunun tespitine ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı tanıkları dinlenmiştir. Davalı ... 25.02.2021 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; davacı ...'nun toplantıya katılmadığını, aralarında husumet bulunduğu için toplantı tutanağını ...'ya gönderdiklerini, ...'nunda tutanağa imzalayıp şirket evraklarını kendilerine gönderdiğini, ...'nun imzaladığını bizzat görmediğini, zaten şirketteki hisselerini devrettiğini beyan etmiştir. Davacı vekili ise ... ve diğer ortakların alınan karara imza atmadıklarını ifade etmiştir. 04.03.2021 tarihli celsede; davacı vekili tarafından imza incelemesi yönünde bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiştir. Davalılar vekili, 04.03.2021 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; davanın kötü niyetle açıldığını, kendilerinin kaybolan evrakları bulacakları umudu ile bir süre beklediklerinden davanın süresinin kaçırıldığını, genel kurul toplantı tutanağının aslının da defterlerin içinde olduğunu, tutanak aslınında kaybolduğunu, mevcut bir tutanak aslının bulunmadığını ifade etmiştir. Mahkeme tarafından genel kurul tutanak aslının tespit edilememesi nedeniyle imza incelemesi yapılamadığı, dosya içerisinde bulunan davacıya ait imza örneklerinin bulunduğu, davacının alınan imza örnekleriyle genel kurul toplantı tutanağı fotokopisinde bulunan imza örneklerinin HMK'nın 211. maddesi uyarınca karşılaştırıldığı ve çıplak gözle yapılan incelemede imzaların birbirine benzemediğinin görüldüğü, davalının davacı tarafın toplantıda hazır bulunmadığına ilişkin ikrarı ve cevap dilekçesindeki tek başına aldığına ilişkin anlatımı ile imza örneklerinden ve suç duyurusunda, belgelerin çalındığının belirtilmesine rağmen mahkemenin son celsesinde kaybolan belgelerin bulunacağı umudu ile zayi davasının süresinden sonra açıldığına ilişkin davalı açıklamasının hayatın olağan akışına aykırı kabul edilmesi gerekçesiyle, davacının genel kurul toplantısına katılmadığı ve tutanaktaki imzanın davacıya ait olmadığı belirtilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK'nın 595. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, limited şirket payının devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce onanması gerekir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Şirkete karşı devir bu onayla geçerli olur. Aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca, devralan ortağın, devrin şirket pay defterine işlenmesi için yaptığı başvuru hakkında, başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde genel kurul tarafından başvurunun reddine karar verilmediği takdirde, şirket devre onay vermiş sayılır. Somut olayda, davalı şirket tarafından davacının şirket hisse devrinin genel kurul tarafından onayı gerçekleşmemiştir. Bu durumda, davacı tarafın şirket hissidarlığının şirkete karşı devam ettiğinin kabulü gerektiğinden, davalı tarafın aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Davalı vekili tarafından, genel kurul toplantısına davacı ortağın katılmadığı kabul edilmiştir. Ancak daha sonradan imzalandığı savunmasında bulunulmuş ise de yukarıda yer verildiği üzere, imza inkarında bulunulan genel kurul tutanağının aslı, davalı tarafın hırsızlık sonucunda çalındığı iddiası üzerine ibraz edilememiştir. Buna ilişkin olarak davalı gerçek kişi tarafından 10.07.2020 tarihinde açıktan hırsızlık iddiası ile şikayette bulunulmuştur. Şikayete konu ifadesinde, 10.07.2020 günü şahsına ait aracını sokak içerisine park ederek namaza gittiğini, giderken aracının kapılarını kilitleyip kilitlemediğini tam olarak hatırlamadığını, namazdan dönüp aracının başına geldiğinde aracının sol arka kapısının açık vaziyette olduğunu, aracın içerisinde yaptığı kontrollerde bir miktar nakit paranın senedin ve şirkete ait imza sirküleri ile ortaklar kurulu karar defterinin bulunduğu çantanın yerinde olmadığını tespit ettiğini ifade etmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/139996 Soruşturma nolu dosyasında davalı şikayeti üzerine 06.11.2020 tarihinde daimi ara kararı verilmiştir. Davalılar vekili, zapta geçen beyanlarında, kaybolan evrakların bulunulacağı beklentisi nedeniyle dava açma süresinin kaçırıldığını, tutanak aslının mevcut olmadığını belirtmiştir. Davacı gerçek kişinin imza örnekleri alınarak imza incelemesine esas olan örnek imzalarına ait belgeler dosyaya celp ve ibraz edilmiş ise de imza inkarında bulunulan 27.11.2019 tarihli dava konusu ortaklar kurulu kararının aslı dosyaya ibraz edilmediği için bilirkişi incelemesinin gerçekleştirilmesi sağlanamamıştır.
HMK'nın 208. 211. ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir. HMK'nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise HMK'nın 266 ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve istikrar bulan kararlarına göre, fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece imza incelemesi yapılmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosya içerisindeki davacıya ait imza örneklerinden ve dava konusu genel kurul tutanağındaki imzadan, imzaların birbiriyle benzer nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle ve olayın özelliği gereğince HMK'nın 211/2. maddesi kapsamında mahkeme tarafından yapılan değerlendirme neticesinde imzanın davacıya ait olmadığına dair kabul şeklinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
TTK'nın 622. maddesinde, kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerini kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı düzenlenmiştir. TTK'nın 445. maddesinde ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler.'' hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 447. maddesinde butlan düzenlenmesine yer verilmiştir. Anılan hüküm uyarınca, "Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.". Görüldüğü üzere butlan, genel kurul kararlarının kurucu şekli unsurlarıyla değil, içeriğiyle ilgilidir. Genel kurul kararlarının yokluğu hâli ise TTK'da özel olarak düzenlenmemiştir. Yokluk hâli, hukukun genel ilkelerine göre dikkate alınması gereken bir husustur. Genel kurul kararının oluşması için gerekli kanuni şekli unsurların bulunmaması, kararın yeterli nisapla alınmamış olması, genel kurula yetkisiz kişilerin katılması veya sahte imzalarla genel kurul yapılması gibi hâllerde, genel kurul toplantısında alınan karraların yokluğunun tespitinin talep edilmesi mümkündür. Diğer bir deyişle, kararın oluşması için gerekli kurucu kanuni unsurlar yoksa, somut olayda olduğu gibi sahte imzalarla imzalarla gerçekleştirilen bir toplantı söz konusu ise, ortada geçerli bir genel kurulun ve genel kurul kararının varlığından söz edilemez ve bu şekilde alınmış olan kararlar da yok hükmünde kabul edilir. Yokluğun tespiti, hukuki menfaati olanlar tarağından ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve yokluk, mahkemece de resen dikkate alınır.Bu hukuki açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde; dava konusu davalı şirket genel kurulunun davacı tarafın katılımı olmaksızın ve davacıya ait olmayan sahte imza kullanılarak gerçekleştirilmiş olduğu anlaşıldığından, genel kurul toplantısının yok hükmünde olması nedeniyle, davalı şirket aleyhindeki davanın kabulü ile genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirdi. İlk derece mahkemesince butlanın tespitine karar verilmiş olması hukuka aykırı olduğundan, davalı şirket bakımından verilen hükmün bu yönüyle HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen düzeltilmesi gerekmiştir.Davalılardan ... davalı şirketin hissedarlarındandır. Dava, şirket genel kurul kararının yokluğunun tespiti istemine ilişkindir. Bu tür davalarda pasif husumet ehliyeti yani davalı sıfatı, sadece şirkete ait olup şirket ortağına husumet yöneltilemez. Bu nedenle, davalı gerçek kişi ... aleyhine açılan dava hakkında davanın pasif husumet ehliyeti (davalı sıfatı) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmaksızın her iki davalı yönünden kabul kararı verilmiş olması hukuka aykırı olmuştur. Davalılar vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, husumet konusu resen dikkate alındığından, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının resen düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33,355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekili tarafından ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalılar vekili tarafından ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davalı ... aleyhindeki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davalı ... Tic. Ltd. Şirketi aleyhindeki davanın kabulü ile davalı şirketin 27.11.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan yok hükmünde olduğunun tespitine, 3-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalılardan ... Tic. Ltd. Şirketi'nden tahsiline, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan ... Tic. Ltd. Şirketi'nden tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça harcanan 362,60 TL yargılama giderinin, davalı ... Tic. Ltd Şirketin'den alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı ... Tic. Ltd. Şirketi'nin yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avans bakiyelerinin, kararın kesinleşmesi hâlinde, yatıran tarafa iadesine, 10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,b-Kararımızın mahiyetine göre, davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, takdiren kendilerinin üzerinde bırakılmasına,11-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,12-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09