SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1075

Karar No

2024/1036

Karar Tarihi

2 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1075

KARAR NO : 2024/1036

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 17/03/2021

NUMARASI : 2020/253 E. - 2021/265 K.

DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz

Taraflar arasındaki tenfiz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile İstanbul'da mukim ... Tic. Ltd. Şti arasında 14/02/2017 tarihinde çelik levha alımı için sözleşme yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 9 maddesinde sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların çözümü için Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi'ne başvurulacağının kararlaştırıldığını, tahkim yerinin Kiev olarak belirlendiğini, davalının sözleşmede kararlaşlırılan ürünü eksik teslim etmesine rağmen bedel iadesi yapmaması üzerine müvekkilinin Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi'ne başvurduğunu: davalı ... LTD 'nin tahkim yargılaması surecine katıldığını, kendi hakemini atadığını, hakem heyetinin, ...Metal Ltd.'yi, teslim edilmemiş ürünler karşılığı 42.361,771 Amerikan Doları, tahkim yargılama giderleri olarak 3.741,71 Amerikan Doları ödemeye mahkum ettiğini, hakem kararının tenfizi için aranılan şartların mevcut olduğunu iddia ederek, 217/2018 sayılı ve 10/09/2019 tarihli hakem kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; yabancı hakem kararlarının tenfızinde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, tenfizi istenen hakem kararının alacağın tahsiline ilişkin olması sebebiyle nispi harca tabi olduğunu, Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesince verilen 2017/2018 sayılı ve 10/09/2019 tarihli hakem kararının henüz kesinleşmediğini, davalının hakem kararına karşı üst mercilere başvurduğunu ve başvuruya ilişkin belgelerin bilahare dosyaya ibraz edileceğini, davacının yabancı olması sebebiyle MÖHÜK'un 48. maddesi uyarınca teminat yatırması gerektiğini, davacının finansal zorluk içine düştüğünü ve ödeme yapamayacağını bildirmesi üzerine ... LTD'nin emtiayı daha düşük fiyatla iç pazarda sattığını ve zarara uğradığını, hakemlerin seçilmesi ve uyguladıkları usul konusunda Ukrayna hukukunun celb edilmesi gerekliğini, davacının hakem kararının kesinleştiğine ilişkin belge sunmadığını, tenfiz için karşılıklılık şartının gerçekleşmesi gerektiğini, karşılıklılığın bulunup bulunmadığı hususunda Adalet Bakanlığına yazı yazılmasının gerektiğini, tahkim yargılaması sırasında ... LTD'nin adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğini, sunduğu delillerin değerlendirilmediğini, hakem kararının yanlı olduğunu ve kendi vatandaşını koruduğunu, bu nedenle hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, satım sözleşmesine ek olarak yapılan protokollerde uygulanacak hukukun yazmadığını, oysa hakemlerin Ukrayna hukuku uyguladıklarını tüm bu nedenlerle öncelikle olarak görev itirazlarının değerlendirilmesini, tenfizi istenilen hakem kararının müvekkili şirketin hukuki dinlenilme, adil yargılanma ve savunma hakkı ihlal edildiğinden ve söz konusu ilamın kamu düzenine aykırı olduğundan tenfiz istemi talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Re'sen incelenecek hususlarda tenfiz engeli bulunmadığı, hakem kararının özel hukuka ilişkin tahkim sözleşmesine konu olabilecek bir uyuşmazlık olduğu ve kararın kamu düzenini ilgilendirir bir yönü bulunmadığı, taraflarca ispatı gereken hususlarda ise tenfiz engeli bulunduğuna yönelik bir delil sunulamadığı anlaşılmaktadır.Davalı vekilinin tenfiz istemine konu hakem kararının dava tarihi itibariyle henüz kesinleşmediğine dair itirazı yönünden yapılan incelemede ise; New York Konvansiyonu’nun VI. maddesi uyarınca, bir hakem kararı hakkında hem iptal davası hem de tenfiz davası açılmışsa, tenfiz hâkimi karar vermek için tahkim yeri ülkesinde iptal davasının sonuçlanmasını bekleyebilirse de bu yönde karar verip vermemek, tenfiz hâkiminin takdirindedir. Şu halde, tenfiz mahkemesi hâkiminin takdir hakkını bu yönde kullanması halinde, bir hakem kararının iptali için açılmış dava ile aynı hakem kararının tenfizi için açılmış davanın farklı ülke mahkemelerinde aynı zaman dilimi içerisinde birbirine paralel biçimde yürütülmeleri dahi mümkündür. Konvansiyon’un V. maddenin birinci paragrafında geçen reddedilebilir ifadesi hâkime tenfizi reddedip reddetmeme konusunda takdir hakkı tanıyan bir ifadedir. Somut olayda; tenfizi istenilen hakem kararı verildiği tarihten itibaren geçerli, icra edilebilir ve kesin olup, karar metninde karara karşı bir üst tahkim mercii veya kanun yolu öngörülmemiştir. Ancak, davalı tarafça dava konusu hakem kararının iptaline ilişkin Kiev Temyiz Mahkemesinde dava açılmış, Kiev Temyiz Mahkemesi'nin 06/08/2020 tarihli kararı ile iptal istemini reddettiği görülmüştür.Yukarıdaki açıklama ışığında, Konvanvansiyon'un VI. maddesi uyarınca, hakem kararı hakkında açılmış iptal davası dahi tenfize olmayıp, dosyaya sunulan Kiev Temyiz Mahkemesi'nin 06/08/2020 tarihli kararı doğrultusunda iptal isteminin reddine karar verildiği görülmekle davalı vekilinin, davanın dinlenebilirlik şartının gerçekleşmediğine yönelik itirazları yerinde görülmemiştir. (Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/130 Esas, 2018/1042 Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.)Sonuç itibariyle; talep konusu Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticaret Tahkim Mahkemesi'nin 217/218 dosya numaralı 10/09/2019 tarihli kararının New York Konvansiyonunda aranılan tenfiz şartlarını sağladığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş; ayrıca hakem kararlarının tenfizi davalarında nispi harç alınacağına dair bir düzenleme bulunmadığından, maktu haç alınması gerektiğine dair Yargıtay HGK, 27.06.2019 tarih, 2017/19-930 -2019/812 E.K da dikkate alınarak maktu harç ile davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilerek ..." gerekçesiyle davanın kabulü ile Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticaret Tahkim Mahkemesi'nin 217/218 dosya numaralı 10.09.2019 tarihli kararının tenfizine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava tarihi itibariyle kesinleşmiş hakem kararından söz edilemeyeceğinden tenfiz ön şartının yerine getirilmediğinin açık ve tartışmasız olduğunu, bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporunda Ukrayna/Kiev Temyiz Mahkemesince verilen kararın kesinleşmesi üzerine hakem kararına karşı başvurulacak başka bir yol kalmadığından hakem kararının kesinleştiği ve bağlayıcılık kazandığının belirtildiğini, uzman bilirkişi tarafından hakem kararının temyiz mahkemesi kararı ile kesinleştiğinin tespit edildiğini bu sebeple hakem kararının verildiği anda kesin olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, başka bir deyişle dava konusu yabancı hakem kararının hakem heyetince karar verilmekle kesinleşmeyeceğinin açık olduğunu, müvekkili tarafından Kiev Temyiz Mahkemesine hakem kararının iptali için başvurulduğunu, dava konusu hakem kararının temyiz mahkemesince verilen karardan sonra kesinleştiğini, hakem kararının verildiği anda kesin olması durumunda karara karşı iptal istemini değerlendiren temyiz mahkemesinin kararın kesin olduğu sebebine dayanarak istemi usulden reddedeceğini, oysa Kiev Temyiz Mahkemesinin Ukrayna HMK 49.maddesinde belirtilen iptal sebeplerini teker teker inceleyerek ve esasa girerek karar verdiğini, raporda belirtildiği üzere bir yabancı mahkeme ve hakem kararının Türkiye Mahkemelerinde tanıma ve tenfizinin talep edilebilmesi ve açılacak davanın dinlenebilirliğinin ön koşulunun davanın açıldığı tarihte tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararının/hakem kararının kesinleşmiş olması gerektiğini, aksi halde başka işlem yapılmaksızın davanın reddi gerektiğini, huzurdaki davanın 29.01.2020 tarihinde açıldığını, yabancı hakem kararının iptali için müvekkili şirket tarafından Kiev Temyiz Mahkemesine yapılan başvurunun temyiz yolu açık olmak üzere 17.02.2020 tarihinde reddedildiğini, 17.02.2020 tarihindeki sonraki temyiz süresinin geçmesi ve temyize başvurulmaması halinde kararın kesinleşecek olduğunu, davanın kararın kesinleşmesinden önce açıldığının açık ve tartışmasız olduğunu, emsal Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere yabancı mahkeme kararının kesinleşmesinin dava şartı olmayıp davanın dinlenebilirlik koşulu olduğunu, tenfizi istenen kararın dava tarihinde henüz kesinleşmediğinden MÖHÜK'ün 38.maddesinde yazılı tenfiz şartlarının gerçekleşmediğini, dosya kapsamında hakem seçimi ve hakemlerin uyguladıkları usul hakkındaki kanun hükümlerinin celbi istenmiş ise de mahkeme tarafından bu talebe ilişkin bir karar verilmediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9.maddesinde, tahkim mahkemesinin üç hakemden oluşacağı ve tahkim yargılamasında Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticaret Tahkim Mahkemesinin usullerinin uygulanacağının kararlaştırıldığını, New York Sözleşmesinin 5.maddesinin 1/d maddesinde, hakemlerin seçimi veya uyguladıkları usulün tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması halinde tenfiz isteminin reddi gerekeceğinin hüküm altına alındığını, New York Sözleşmesine paralel olarak MÖHÜK 62.maddesinin (f) bendinin aynı konuyu düzenlediğini, mahkemenin MÖHÜK ve Türkiye ile Ukrayna arasındaki ikili sözleşme hükümlerini göz ardı ederek New York Sözleşmesine öncelik tanınmasının mümkün olmadığını, hakem kararlarının teminattan muaf olmaması nedeniyle mahkeme tarafından teminat yatırması için davacı tarafa süre verilmesi gerektiğini, davaya konu yabancı hakem yargılamasında müvekkilinin haklılığına ilişkin bütün delilleri sunmasına rağmen hakem heyetince dikkate alınmamasının müvekkili şirketin adil yargılanma ve savunma haklarının kısıtlanması hükmünde olduğunu, kamu düzenine aykırı olması nedeniyle Türkiye'de tanıma ve tenfizin mümkün olmadığını, hakem yargılaması sırasında müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkının ihlal edilmiş olduğunu, kararın tenfizinin mümkün olmadığını, bu sebeplerle hakem dosyasının celbi talep edilmiş ise de mahkemenin bu talep hakkında karar vermediğini, gerçekten hakem dosyasının celbi ile yabancı hakem heyetinin ne denli yanlı ve kendi vatandaşını koruma refleksiyle davrandığının açıkça görüleceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve tenfiz isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle 5718 sayılı MÖHUK 60 vd. maddeleri ile New York Konvansiyonu uyarınca, yabancı hakem kararının tenfizi isteğine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, dava konusu hakem kararının tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 14.02.2017 tarihli satım sözleşmesi düzenlendiği, söz konusu sözleşmede davalı şirketin satıcı, davacı şirketin ise alıcı olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun 1.maddesinde, satıcının mal olarak anılan çelik levhaları sattığı ve alıcının bunları satın aldığı, toplam hacmin 200 ton olduğu, her birinin 40 tonluk aylık teslimatlar şeklinde sözleşmenin ayrılmaz parçası olan ekteki şartnamede belirtilen şartlarda, fiyatlarda, miktarlarda, kararlaştırılan zamanda teslim edileceği şeklinde belirtildiği, sözleşmenin fiyatı ve toplam değerinin 200.000,00 ABD Doları olarak 2.maddede kararlaştırıldığı, sözleşmenin 9.maddesinde, tahkimle uygulanacak hukuk başlığı altında, 9.1.bentte, sözleşmeden veya sözleşmenin ifası ile bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek tüm anlaşmazlıklar veya sorunların taraflar arasındaki müzakerelerle dostane bir şekilde çözüleceği, 9.2.maddesinde, bu sözleşmeden veya onunla bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm uyuşmazlıklar, tahkikat ve nihai çözüm için Ukrayna Ticaret Sanayi Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesinde görüleceği, tarafların uyuşmazlığın değerlendirilmesi ve çözümünde Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticaret Tahkim Mahkemesi usullerinin kullanılacağını kabul ettiği, bu sözleşmenin esasına uygulanacak hukukun Ukrayna Hukuku olduğu, tahkim mahkemesinin üç hakimden oluştuğu, tahkim yerinin Kiev olduğu, tahkim dilinin Rusça ve İngilizce olduğu hususlarına yer verildiği, 10.6.maddede, sözleşmenin 31 Aralık 2017 tarihine kadar geçerli olduğu ancak her halükarda tarafların sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesine kadar geçerli olduğuna yer verildiği, davacı alıcı firma tarafından davalı aleyhine Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesine başvurarak, teslim edilmemiş malın peşin ödenmiş bedeli ve tahkim harcından doğan giderlerinden tazminatı olan 42.361,72 ABD Doların tahsil edilmesine dair dava ve davalı şirket tarafından davacı aleyhine açılan 3.821,00 ABD Dolar kar kaybı, 4.620,00 ABD Dolar mal bedeli ödenmesi, geciktirme zammı, 3.436,00 ABD Dolar zarar ve tahkim harcı tazminatı dahil olmak üzere toplam 11.877,00 ABD Dolar tutarının tahsil edilmesine dair karşı dava açtığı, tahkim mahkemesinin 18.07.2019 tarihli duruşmasına davacı ve davalı vekilinin katıldığı, davalı şirketin 09.05.2019 tarihli dilekçesinde, tahkim işlemleri dilinin Ukraynaca olmasını istediği, davacı şirketin teklifi kabul ettiği, tahkim mahkemesinde 18.07.2019 tarihinde yapılan duruşmada tarafların vekillerinin tahkim işlemlerinin dili olarak Ukraynacayı onayladıklarını teyit ettiği hususlarına yer verildiği, tahkim mahkemesinin 2017/218 dosya numarasında 10 Eylül 2019 tarihindeki kararı ile davacı şirketin davalı şirket hakkında açmış olduğu dava yönünden teslim edilmemiş malın karşılığı olan 42.361,77 ABD Doları ve tahkim harcı ile giderlerinden doğan 3.741,71 ABD Doları olmak üzere toplam 46.103,48 ABD Dolarının tahsiline, davalı şirket tarafından açılan karşı davanın tamamen reddine, 1.997,00 ABD Doları tahkim harcı ve giderlerinin davalı şirketten tahsiline karar verildiği, verilen kararda, kararın verildiği tarihten itibaren geçerli, icra edilebilir ve kesin olarak derhal uygulanacağı hususuna yer verildiği, davacı şirket vekili tarafından söz konusu kararın tenfizi istemi ile 29.01.2020 tarihinde iş bu davayı açmış olduğu, Kiev Temyiz Mahkemesinin 17.02.2020 tarihli kararına göre, tahkim mahkemesinin 217/2018 tahkim yargılamasında verilmiş olan 10.09.2019 tarihli kararın iptalinin talep edildiği, iptal gerekçesinde kararın Ukrayna kamu düzenini ihlal ettiği, yasaların ihlaline ve yanlış uygulanmasına yol açtığı, Ukrayna Medeni Kanun hükümlerinin göz ardı edildiği, mülkiyet haklarının ihlal edildiği, ayrıca kararın geçersiz delil ve ihtimallere dayandığı, adil yargılanma hakkı ve hukuk muhakeme usulü ilkelerinin ihlal edildiğinin belirtildiği, 16 Şubat 2020 tarihinde davacı şirketin kararın iptali için yapılan başvuruya itiraz ettiği, dilekçedeki gerekçelerin düzmece olduğunu, dava koşullarına uygun bulunmadığını ayrıca kamu düzeninin ihlal edilmesine dair varsayımının makul olmadığını belirttiği ifadelerine yer verilerek değerlendirmeler sonucunda Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası nezdinde Uluslararası Tahkim Mahkemesince 217/2018 nolu tahkim yargılamasında verilmiş olan 10 Eylül 2019 tarihli kararın iptali için verilen dilekçenin reddedildiği, kararın mahkeme kararlarının temyizi için belirlenen usul hukuku gereğince temyiz edileceği, temyiz için verilen süre bitiminde yürürlüğe gireceğinin belirtildiği anlaşılmıştır. 22.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; New York Konvansiyonu md. V(1) (e) New York Konvansivonu'nun V(1). maddesinin (e) bendi uyarınca hakem kararının, taraflar için bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yer kanunu veya tabi olduğu kanun bakımından yetkili bir makam tarafından iptal edilmiş veya hükmün icrasının geri bırakılmış olmasının bir tenfiz engeli olduğu, ancak bu engelin devreye girebilmesi için tenfiz davasının davalısı tarafından bu yönde bir itirazın olması gerektiği, davalı ... Lid. hakem kararının kesinleşmediğini ve icra kabiliyeti kazanmadığını öne sürdüğü, davacı tarafın hakem kararının kesinleşmiş olduğuna dair Ukrayna Temyiz Mahkemesince verilen kararı ve usulüne uygun tercümesini dosyaya ibraz ettiği, tıpkı Türk Hukukunda olduğu gibi Ukrayna Hukukunda da hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabileceği, nitekim somut olayda da 217/2018 sayılı ve 10.9.2019 tarilili hakem kararının iptali için Ukrayna Temyiz Mahkemesi'nde dava açıldığı, hakem kararına karşı davalı ... Ltd avukatı aracılığıyla Kiev Temyiz Mahkemesi'ne başvurarak söz konusu hakem kararının iptalinin istendiği, İptal davasına cevap veren ...AŞ iptal sebeplerinin bulunmadığını öne sürdüğü ve davanın reddini talep ettiği, Kiev Temyiz Mahkemesi'nin 6.8.2020 tarihli ve 22-sk/824/1/2020 dosyaya ilişkin kararında ...AŞ ile ...Ltd. arasındaki uyuşmazlığa ilişkin olarak verilen hakem kararının, iptali sebeplerinin Ukrayna Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 459. maddesinde ve Uluslararası Ticari Tahkim Mahkemeleri Hakkında Kanun'un 3. maddesinde tahdidi olarak sayıldığı, iptal sebeplerinin bulunmaması nedeniyle iptal isteminin reddedildiğinin ifade edildiği, dolayısıyla, Ukrayna Temyiz Mahkemesince verilen kararın kesinleşmesi üzerine hakem kararına karşı başvurulacak başka bir yol kalmadığından hakem kararı kesinleşmiş ve bağlayıcılık kazandığı, 217/2018 sayılı ve 10.9.2019 tarihli hakem kararı Ukrayna da iptal edilmediği, icrası geri bırakılmadığı, dolayısıyla New York Konvansiyonu nun V(1)(e) maddesi uyarınca hakem karanın tenfizine engel bir durum olmadığı, Türkiye ile Ukrayna arasında Hukuki Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması nın 14 maddesinde âkit devlet vatandaşlarının teminat yatırmaktan muaf tutuldukları, iki devlet arasında teminat konusunda andlaşmaya dayanan mütekabiliyet bulunduğundan Ukrayna da mukim davacının, MOHUK'un 48. maddesi uyarınca teminat yatırma yükümlülüğünün bulunmadığı, doktrinde 6728 sayılı Yatırım. Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ek 1 sayılı Tarifenin III-karar ve ve ilam harcı” başlıklı alt bölümüne yapılan değişiklik sonucunda nispi harç alınamayacağının ifade edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2019 tarihli kararında aynı sonuca varılmış olmakla beraber, 6728 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin yabancı hakem kararlarının tenfizi davalarında alınacak harç ile ilgisi olmadığı: 492 sayılı Harçlar Kanunu nun 3. maddesi uyarınca yabancı hakem kararlarının tenfizinde nispi harcın alınması gerektiği, Ukrayna ve Türkiye'nin Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Konvansiyonu'na taraf olması ve MOHÜK'un 1(2) maddesinde milletlerarası antlaşmaların saklı tutulması nedeniyle Kiev'de verilen hakem kararının tenlizine ilişkin talebin, New York Konvansiyonu uyarınca değerlendirileceği; Ukrayna ile Türkiye'nin New York Konvansiyonu'na taraf olmaları sebebiyle iki devlet arasında hakem kararlarının tenfizinde antlaşmaya dayanan mütekabiliyetin bulunduğu; New York Konvansiyonunun V. maddesinde yer alan tenfiz engellerinden herhangi birinin tek başına varlığının yabancı hakem kararının tenfizini engelleyeceği; Kiev'de verilen hakem kararının Satım Sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin olması sebebiyle uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğu; dolayısıyla hakem kararı açısından New York Konvansiyonunun V(2). maddesinin (a) bendinde yer alan tenfiz engelinin gerçekleşmediği; davalı ... Ltd. ye tahkim başvurusunun tebliğ edildiği; hakemlik tayininden haberdar edildiği, kendi hakemini seçtiği; iddia ve savunmalarını yapma olanağı verildiği, bu açıdan hakem kararının tenfizine New York Konvansiyonu V(1) (b) maddesi açısından bir engelin bulunmadığı: hakem kararının tamamı incelendiğinde hakemlerin taraflı davrandığına ilişkin bir sonuca varılamayacağı; bu yönüyle hakem kararının New York Konvansiyonu'nun V(2). maddesinin (b) bendinde yer alan kamu düzenine aykırı olmadığı, 217/2018 sayılı ve 10.9 2019 tarihli hakem kararının iptali için açılan davanın Kiev Temyiz Mahkemesince reddedildiği, Ukrayna Temyiz Mahkemesince verilen kararın kesinleşmesi üzerine, hakem kararına karşı başvurulacak başka bir yolun kalmadığı: hakem kararının kesinleştiği ve bağlayıcılık kazandığı ,hakem kararının Ukrayna'da iptal edilmediği, icrasının geri birakılmadığı: dolayısıyla New York Konvansiyonun V(1)(e) maddesi uyarınca hakem kararının tenfizine engel bir durumun bulunmadığı, 217/2018 sayılı ve 10.9.2019 tarihli hakem kararının New York Konvansiyonunda aranılan tenfiz şartlarını yerine getirdiği belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz edilerek, dava konusu hakem kararının 17.02.2020 tarihinde kesinleştiğinin kabulünde dahi dava tarihi itibariyle kesinleşmiş mahkeme kararından söz edilemeyeceğinden tenfiz şartlarının yerine getirilmediğinin açık olduğunu belirterek ve iddialarını tekrar ederek, davanın reddine karar verilmesini veya ek rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda verilen gerekçelere istinaden, davanın kabulü ile kararın tenfizine dair hüküm tesis edilmiştir. Gerekçede, konvansiyonun 6. maddesi uyarınca, davalı vekilinin davanın dinlenebilirlik şartının yerine getirilmediğine yönelik itirazlarının yerinde görülmediği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin 2018/130 Esas, 2018/1040 Karar sayılı ilamınında aynı doğrultuda olduğuna yer verilmiştir. 5718 Sayılı MÖHUK 60-63.maddelerinde, yabancı hakem kararlarını tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, '' kesinleşmiş'' ve '' icra kabiliyeti kazanmış '' veya '' taraflar için bağlayıcı olan'' yabancı hakem kararlarının tenfiz şartları, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından ayrı olarak düzenlenmiştir.MÖHUK 60/1.maddesinde, ''Kesinleşmiş ve icra kabiliyetini kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir ''. Aynı Yasa'nın, 61. maddesine göre ise yabancı bir hakem kararının tenfizini isteyen taraf dilekçesine, tahkim sözleşmesi veya şartının aslı yahut usulüne göre onaylanmış örneğini, hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onaylanmış örneğini, sayılan belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerini eklemek zorundadır.Yabancı hakem kararlarının tenfizi konusundaki diğer mevzuat ise New York Konvansiyonu'dur. Eldeki uyuşmazlık anılan Konvansiyon kapsamında olup Anayasamızın 90.maddesi uyarınca ve özel hüküm niteliğiyle öncelikle uygulanması gerekir. New York Konvansiyonu'na göre, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine gelince; yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller Newyork Sözleşmesinin V. maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin V. maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi resen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir. Mahkeme tarafından resen dikkate alınacak şartlar; 1-Hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, 2- Hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır. Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise; 1- Tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, 2- Hakkında hakem kararının tenfizi istenilen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasında usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkanından mahrum edilmesi, 3- Hakem karanının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, 4-Hakemlerin seçiminin veya hakemlerin uyguladıkları usulün tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, 5- Hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır. (Nuray Ekşi, "Yargıtay Kararları Işığında ICC Hakem Krarlarının Türkiye'de Tanınması ve Tenfizi", 25.11.2008 tarihinde İstanbul Sanayi Ticaret Odasında yapılan ICC Tahkimine İlişkin Milletlerarası Seminer'de sunulan tebliğ, Ankara Barosu Dergisi, Yıl:67, sayı:1, Kış 2009, sh.58,59). Davacı vekili açmış olduğu iş bu davada, tahkim sözleşmesinini aslının onaylanmış sureti ile tercümesini, yabancı hakem kararının aslını apostil şerhli olarak ve tercümesi yapılmış onaylı belge örneklerini ibraz etmiştir. Tenfizi istenilen hakem kararı kesin olup karara karşı bir üst tahkim mercii veya kanun yolu bulunmamaktadır. Ancak davalı tarafça dava konusu hakem kararının iptaline ilişkin başvuru yapıldığına dair beyanda bulunulmuştur. New York Konvansiyonu’nun VI. maddesi uyarınca, bir hakem kararı hakkında hem iptal davası hem de tenfiz davası açılmışsa, tenfiz hâkimi karar vermek için tahkim yeri ülkesinde iptal davasının sonuçlanmasını bekleyebilirse de bu yönde karar verip vermemek, tenfiz hâkiminin takdirindedir. Şu hâlde, tenfiz mahkemesi hâkiminin takdir hakkını bu yönde kullanması hâlinde, bir hakem kararının iptali için açılmış dava ile aynı hakem kararının tenfizi için açılmış davanın farklı ülke mahkemelerinde aynı zaman dilimi içerisinde birbirine paralel biçimde yürütülmeleri dahi mümkündür. Konvansiyon’un V. maddenin birinci paragrafında geçen reddedilebilir ifadesi hâkime tenfizi reddedip reddetmeme konusunda takdir hakkı tanıyan bir ifadedir. Hakem kararının düzeltilmesi, hesap, yazı ve benzeri maddi hataların düzeltilmesini ifade eder. Hakem veya hakem kurulu, verilen kararda maddi hata bulunduğunu kendiliğinden tespit etmesi üzerine bu hatayı karar tarihini izleyen iki hafta içerisinde düzeltebilir. Kararın tavzihi (yorumlanması)ise; kararın tamamının ya da belli bazı bölümlerinin açıkça anlaşılır olmamasından dolayı anlamının açıklanmasının istenmesidir. Kararın tamamlanması; taraflardan birinin yargılama sırasında ileri sürmüş olmasına rağmen, hakem ya da hakem kurulu tarafından karara bağlanmamış konularda tamamlayıcı karar verilmesinin istenmesidir.Yukarıdaki açıklama ışığında, Konvanvansiyon'un VI. maddesi uyarınca, hakem kararı hakkında açılmış bir iptal davası dahi tenfize engel olmadığından davalının buna dair istinaf sebebi yerinde değildir. Özetle, davaya konu hakem kararı taraflar için bağlayıcı ve infaz kabiliyeti kazanmış bir karar olup tenfiz için aranan koşul gerçekleşmiştir. New York Konvansiyonu'nun V. maddesinde sınırlı olarak sayılan hâllerden birinin mevcudiyeti kanıtlanmadıkça tenfiz talebi reddedilemez. Bir tenfiz engelinin mevcut olduğu hususu, davalı tarafından kanıtlanmamıştır. Dosya kapsamından, uyuşmazlık tahkime elverişli olup Türk kamu düzenini ihlal eden bir husus bulunmadığından, resen gözetilmesi gerekli bir tenfiz engelinin de bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Hakemlerin karar verirken yeterli araştırma yapmamış oldukları, Türk hukukunu değerlendirmemiş oldukları yönünde ileri sürülen istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinde; hakemin maddi hukuk kurullarını eksik uygulaması, yanlış uygulaması tenfiz davasında incelenemez. Tenfiz davasında mahkemenin yapabileceği inceleme, Kanun'da ve Konvansiyon'da sınırlı olarak sayılan tenfiz engelleriyle sınırlıdır. Bunlar dışında bir nedenle, özellikle maddi hukukun eksik veya yanlış uygulandığı gerekçesiyle tenfiz talebi reddedilemez. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun görüldüğünden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınözetisavunmalarınınTenfizistinafdereceistanbulVegerekçesebepleriTanımaincelememöhükmöhukkararınınileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim