Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1063
2024/1032
2 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1063
KARAR NO: 2024/1032
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/10/2020
NUMARASI: 2018/125 E. - 2020/652 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, davalı adına düzenlenen vadesi geçmiş faturaların ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhinde İcra takibi başlatıldığını, ancak takibe kötü niyetli itiraz edildiğini, anılan nedenlerle itirazın İptali ile takibin devamına, borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. Davalıya Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine uygun olarak tebligat yapıldığı, davalının duruşmalara katılmadığı ve savunma vermediği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 5.727,63 TL alacaklı olduğu ve icra takibine konu faturanın davacı taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafça dava konusu alacağa dayanak malların ve iş bu malların satış işlemine dayanak faturanın davalıya teslim edildiğinin, daha açık bir bir ifade ile dava konusu alacak talebine ilişkin taraflar arasında hukuki bir ilişkinin mevcudiyetinin dosya kapsamı itibari ile tespit edilemediği, her ne kadar fatura üzerine el yazısı ile vade farkı faturasıdır yazılmış ise de faturanın vade farkı faturası olduğunun kabulü halinde dahi öncelikle taraflar arasında alım satıma dayalı hukuki bir ilişkinin varlığının ispat edilmesi gerektiği, 2015 yılına ilişkin toplu bildirim yapıldığından dava konusu faturanın davalı taraf BA'larında kayıtlı olup olmadığının tespit edilmediği anlaşılmakla davanın ve şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek..." gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı şirketin davalı hakkında Bursa ...İcra Müdürlüğünde başlatmış olduğu icra takibine karşı itiraz üzerine açılan davada davanın reddine karar verildiğini, mahkeme gerekçesinde dava konusu alacak talebine ilişkin taraflar arasında hukuki ilişkinin mevcudiyetinin tespit edilemediği gerekçesi ile red kararı verildiğini, kararın mevcut deliller ve bilirkişi raporu kapsamında hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında öteden beri devam eden ticari ilişkinin mevcut olduğunu, BA ve BS beyannameleri kapsamında 2015 yılında davacının davalıya 32 adet fatura karşılığı 592.355,00 TL + KDV tutarında ürün yada hizmet sattığı, davalının ise aynı yıl içerisinde 37 adet fatura karşılığı, 663.080,00 TL tutarlı ürün yada hizmet satın alarak kayıtlarına intikal ettirdiği, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davalının 2016 yılı itibariyle müvekkili şirket nezdinde 5.727,63 TL borçlu olduğunu, ticari satıma ait cari hesap kayıtlarının da dosya içerisinde mevcut olduğunu, davada müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunun ispat edildiğini, kararın hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun sonuç bölümünde müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu, davalıya ait BA beyannamelerinde davacının düzenlediği fatura adedi ve tutarından fazla sayıda fatura adedi ve tutarının beyan edildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturalı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık davacının takip konusu yapmış olduğu fatura alacağının varlığının ispat edilip edilemediği, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına dairdir. Dosya kapsamından davacı şirket tarafından davalı şirket adına 22.09.2015 tarihli 4.707,04 TL tutarlı bir adet fatura düzenlendiği, fatura üzerine el yazısı ile vade farkı faturasıdır açıklamasının yer aldığı, söz konusu fatura bedeli ile 1.209,49 TL faiz olmak üzere toplam 5.916,53 TL alacağın tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine Bursa ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 05.04.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı yetki itirazı ile birlikte borca ve ferilerine itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmıştır. 08.01.2019 tarihli bilirkişi raporundan, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı şirketin bilanço esasına göre elektronik ortamda defter tutan şirket olduğu, 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının mevcut olduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde, davacının yevmiye kayıtlarına göre, davalı ile olan ticari ilişkisini davalı şirket hesabında izlediği, davacının 2015 yılında 22.726,34 TL alacağının şüpheli ticari alacak haline geldiğinden bahisle ayırdığı, 128.782,58 TL alacağını diğer ticari alacaklar hesabına aktardığı, davacının 2016 yılında davalıdan 149.481,29 TL tahsilat yaptığı, 2015 yılında şüpheli ticari alacak karışlığı ayırdığı 22.726,34 TL ve diğer ticari alacaklar hesabına aktardığı, 128.782,58 TL'yi alıcılar hesabına aktardığı, ayrıca davacının faiz ve masraf adı açıklaması ile davalıya 3.700 TL borç kaydı oluşturduğu, tüm bu işlemler sonucunda davacının, 2016 yılı sonu itibariyle davalıdan alacağının 5.726,63 TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. 26.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacı şirket defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davalı tarafça davaya cevap verilmediği, vade farkının uygulanıp uygulanmayacağını belirtir nitelikte taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, dosyadaki faturanın alt kısmında "vade tarihinde ödenmeyen döviz tutarları için aylık %1,5, TL faturaları için % 3 vade farkı uygulanacaktır" ibaresinin mevcut olduğu, davacının davalıya 31.07.2015 tarihli 712,43 TL tutarlı vade farkı faturası ile davaya konu 22.09.2015 tarihli 5.015,67 TL tutarlı vade farkı faturasını tanzim ettiği, sadece bu iki adet fatura ile taraflar arasında vade farkı uygulanacağına yönelik teamül oluştuğunun oluşmadığının anlaşılamayacağı, dosyadaki davacı hesaplarının incelendiği, talimat bilirkişi raporunda yer alan cari hesap ekstresinde davacının sadece 2015 yılı hesaplarının incelendiği, oysaki 2015 yılından önceki yıllarda da taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, taraflar arasında vade farkı uygulamasının teamül hale geldiği kanaatinin mahkemece hasıl olması durumunda davalıdan ana para alacağının 4.707,04 TL olabileceği, davalıya ait BA form beyannamelerinde davacının düzenlediği fatura adedi ve tutarından fazla sayıda fatura adedinin beyan edildiği, davacı nezdinde davalının 2015 yılından önceki hesap hareketlerinin incelenerek taraflar arasında vade farkı faturası tanzim edilip edilmediği ilgili yıllarda davalının beyan ettiği forma BA beyannamelerinin dosyaya celp edilmesi neticesinde denetime elverişli rapor düzenlenebileceği, temerrüt ihtarının dosyada rastlanmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; raporun kabul edilebilir mahiyette olmadığını, cari hesap ilişkisinden doğan alacağının bulunduğunu, tüm faturalarda açıkça uygulanacak vade farkının belirtildiğini ifade ederek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçeye istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu vade farkı faturası alacağının taraflar arasında sözleşme veya teamül oluşturup oluşturmadığı davacının bu talep hakkının yerinde olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından ve özellikle bilirkişi raporlarından, davacı tarafça davalıya incelenen yıllara ait defter kayıtlarına göre sadece iki adet vade farkına dair fatura düzenlediği, ancak söz konusu faturalar nedeniyle tarafların arasında teamül oluşup oluşmadığının tespitinin mümkün olmadığı, taraflar arasında buna ilişkin akdedilmiş herhangi bir sözleşmenin de bulunmadığı tespit edilmiştir.Davacı, vade farkı alacağı bulunduğunu ileri sürmüş ise de, taraflar arasında, vade farkına ilişkin herhangi bir sözleşme olmadığı gibi sürekli uygulama nedeniyle teamül hale geldiğine ilişkin ticari defter ve kayıtlarında da herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.09.2003 tarih ve 2003/19-449 Esas, 2003/491 Karar sayılı, 28.04.2004 tarih ve 2004/19-2005 Esas, 2004/246 Karar sayılı, yine 06.10.2004 tarih ve 2004/19-470 Esas, 2004/462 Karar sayılı emsal kararlarında, vade farkının sözleşmede kararlaştırıldığı ya da sonradan sürekli uygulama nedeniyle sözleşmenin bir unsuru kabul edildiği durumlarda alacaklının bu yöndeki istemini doğrudan sözleşmeye dayandırabileceği belirtilmiştir. Nitekim 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı İBK'da da vade farkının, veresiye veya taksitle satışlarda ilk satış bedeline yani semene belirli oranlarda yapılan ilave, başka bir anlatımla vade farkı mal ve hizmet satım sözleşmesinde kararlaştırılan veya ticari teamüllere göre vade tarihinden başlayarak fiili ödeme tarihindeki mal ve hizmet bedeline ekleme yapılmak suretiyle semenin ulaştığı miktarı ifade ettiği belirtilmiştir. TTK'nın 23/2. maddesindeki karine, faturanın olağan içeriği ile ilgili olup faturaya sözleşmeyı değiştiren, diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların konulması, faturaya eklenen olağan olmayan bu kayıtlara süresinde itiraz edilmemiş olması bunların kabul edildiği sonucunu doğurmayacaktır. Esasında burada, itiraz edilmemekle kesinleşen faturanın olağan içeriğidir. Vade farkı, içtihadı birleştirme kararında ortaya konulduğu üzere uygulamada mal ve hizmet bedelinin ödenmesi gereken günde ödenmemesi halinde alacağın gecikmesi nedeniyle ulaştığı miktar yani mal ve hizmetin yeni fiyatı olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere vade farkı sözleşmenin kuruluş aşamasıyla ilgili bir unsurken fatura sözleşmenin ifasıyla ilgilidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/19-470 Esas, 2004/462 Karar ve 06.10.2004 tarihli kararında ayrıca faturanın bir sözleşme olmadığı gibi faturanın olağan unsurlarından olmayan kayda itiraz edilmemiş olması da faturayı sözleşme haline getirmeyeceği, salt faturalar üzerindeki vade farkı uygulanacağı ifadesinin vade farkı talebine dayanak teşkil edemeyeceği, bu itibarla salt fatura üzerindeki vade tarihinin vade farkı talebi için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin vade farkı alacağına ilişkin talebinin emsal yargı kararlarında da belirtilmiş olduğu üzere sübuta ermediği, bu nedenle, davacının alacağının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 326,56 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09