SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2024/638 E. 2024/1025 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/638

Karar No

2024/1025

Karar Tarihi

12 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/638

KARAR NO: 2024/1025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 07.03.2024

NUMARASI: 2023/533 Esas - 2024/190 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Elmadağ Ticari/İstanbul Şubesince dava dışı ... Tic. AŞ'ye 14.02.2017 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, davalılar ... ve ...'nin ise kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi şartlarına uyulmaması ve borcun ödenmemesi üzerine müvekkili bankanın alacağının tahsilini teminen, kredi borçlusu ile kefilin kredi hesabının kat edildiğini, borcun ödenmesi için Beşiktaş ... Noterliğinin 04.07.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtaranmesinin keşide edildiğini ancak borcun ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine taraflarınca İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1095 D.İş- 2019/1130 Karar sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalıların ayrı ayrı itirazda bulunduklarını, itirazların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve reddinin gerektiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; İstanbul ... İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasından (Müflis ... AŞ) müflis şirket yetkilisi olduğundan bahisle müvekkilin ... Mah. ... Sok. No:... İç Kapı No:... adresine tebligat çıkartıldığı hususunu iflas idaresinden haricen öğrenildiğini, adrese ve ilgili mahalle muhtarlığına bakıldığın da tebligatlarından haberdar olunduğunu, aynı gün dosyaya vekaletname sunulmakla dosya ve içeriğine tam anlamı ile muttali olunduğunu, müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilinin diplomatik görevleri sebebi ile hayatının çok büyük bir kısmını uzun yıllardır yurt dışında geçirdiğini, tarihçeli yerleşim yeri bilgilerinin rapor ile de sabit olduğunu, müvekkilinin adresinin 06.11.2021 tarihi itibariyle ... / Avusturya Cumhuriyeti olduğunu, tebligatın usulsüz olduğunu, yasal süresi içinde borca itiraz edildiğini, huzurdaki davada davacı vekili olarak yer alan Av. ... tarafından takip dosyasına 08.07.2020 tarihinde vekaletname sunulduğunu ve müteakip işlemlerin devam ettirildiğini, 08.07.2020 tarihinde dosyaya vekaletname sunulmakla itirazlarına davacı vekili tarafından muttali olunduğunu, İİK'nın 67. maddesinde geçen bir yıllık hak düşürücü süreden sonra huzurdaki davanın açıldığını, müvekkiline ihtarnamenin tebliğ edilmediğini, söz konusu ihtarnameden 08.07.2019 tarihinde haberdar olunmakla 11.07.2019 tarihinde ve yasal süresinde Beyoğlu ... Noterliğinin 11.07.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile itirazlarını davacı bankaya cevaben ihtar edildiğini, icra takibine itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere huzurdaki davayı görmekle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan dava dosyasının yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, dava dışı şirket tarafından davacıya temlik edilen kambiyo evraklarının bulunmakta olduğunu, davacı bankaya ciro edilerek teslim edilen kambiyo senetlerinin varlığı karşısında davacının müvekkili aleyhinde ilamsız icra takibi başlatmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafından davalı ve diğer kişiler aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapılmış ve itiraz üzerine icra takibi durmuştur. Davacı davalı hakkında bu icra takibine itiraz ile ilgili İstanbul Arabuluculuk Bürosuna 02.12.2019 tarihinde başvurmuş ve tarafların anlaşamaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki vaki itiraz ile ilgili 06.01.2020 tarihli dava şartı arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir. Davacı daha sonra davalı ve diğer itiraz eden hakkında bu icra takibine itiraz ile ilgili İstanbul Arabuluculuk Bürosuna 2.kez başvurmuş ve tarafların anlaşamaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki vaki itiraz ile ilgili 12.09.2022 tarihli dava şartı arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir. 2. Arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinden sonra huzurdaki itirazın iptali davası açılmıştır. Bu durumda icra dosyasında her ne kadar davacıya davalının itirazına ilişkin tebligat yapılmamış ise de; davacının davalı hakkında ilk arabuluculuğa başvurduğu 02.12.2019 tarihinde veya en geç arabuluculuk son tutunağının düzenlendiği 06.01.2020 tarihinde itirazdan haberdar olduğunun kabulü gerekecektir. Davacının bu tarihi itibariyle itirazdan haberdar olup arabuluculuğu başvurması karşısında, İİK.nın 67.maddesi kapsamında borçlunun itirazının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği ve hak düşürücü sürenin işlemediği gerekçesiyle iş bu davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğuna dair iddiası TMK'nın 2. maddesinde yer verilen dürüstlük kuralıyla uyumlu olmayacaktır. (İstanbul BAM 14. HD.nin 05.10.2023 tarih ve 2023/1280 E., 2023/1540 K.) Bu nedenlerle; davacının davalı hakkında ilk arabuluculuğa başvurduğu 02.12.2019 tarihinden ve arabuluculuk son tutunağının düzenlendiği 06.01.2020 tarihinden davanın açıldığı 12.08.2023 tarihine kadar 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolması..." gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23.11.2018 tarih ve 2018/5738E. 2018/11118K. sayılı emsal kararı dikkate alındığında, İİK'nın 67.maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü sürenin başlaması için itirazın alacaklıya yani müvekkili bankaya tebliğ edilmiş olması gerektiğini, İİK'nın 67. maddesinde bir yıllık hak düşürücü sürenin başlaması için açıkça itirazın alacaklıya tebliğ edilmiş olmasının arandığını, "Yasa koyucu bu sürenin hak düşürücü süre olması, bu bağlamda hakkı söndüren bir süre olması nedeniyle alacaklının borçlunun itirazlarına tam olarak muttali olması, bunun da ancak itirazın tebliği yoluyla olacağını öngördüğünden sürenin tebligatla başlayacağını kabul etmiştir. Davacının yaptığı icra takibine itiraz edildiğini öğrenmesi de itirazın içeriğini tam olarak öğrendiğini göstermez." şeklindeki Yargıtay kararı uyarınca da açıkça borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmiş olmasının arandığını, ilk derece mahkemesinin gerekçesinin açıkça kanunun emredici hükmüne ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, Ayrıca tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde borca itiraz edilmiş olduğu hâlde itirazının davalı borçlu tarafından müvekkili bankaya tebliğe çıkarılmamış olmasınınve huzurdaki dava ikame edildikten sonra ise davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davaya itiraz edilerek borcunu ifa etmekten kaçınmasının, kötü niyetli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, banka kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, dava dilekçesinde yer alan davalılardan ... yönünden davanın tefriki ile başka esasa alınmasına karar verildiği, davalı ... yönünden yargılamaya iş bu dava dosyası ile devam edilerek istinaf incelemesine konu kararın verildiği anlaşılmaktadır. İstanbul .. müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında icra takibinin varlığı, itiraz ile takibin durduğu ihtilafsızdır. Davacı tarafça iş bu davadan önce ilk olarak 02.12.2019 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu ve 06.01.2020 tarihli olarak arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği; davacı tarafından daha sonra davalı ve diğer takip borçlusu sunun itirazı ile ilgili olarak İstanbul arabuluculuk Bürosuna 2. kez başvurulduğu ve tarafların anlaşamaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasındaki vaki itiraz ile ilgili 12.09.2022 tarihli dava şartı arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, 2. arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinden sonra eldeki davanın 12.08.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davada öncelikle, İİK'nın 67.maddesinde itirazın iptali davasının açılması için öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin, arabulucuya başvurulmasıyla ya da arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesiyle başlayıp başlamayacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir. İİK'nın 67. maddesinde "Takip talebine itiraz alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptaline dava edebilir." şeklende düzenlenmiş olup, itirazın iptali davası açmak için hak düşürücü sürenin, takip alacaklısına itirazın tebliğinden itibaren başladığı açıkça hüküm altına alınmıştır. Kanun, itirazın iptali davası açılması için hak düşürücü sürenin başlayacağı tarihi, açıkça itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarih olarak belirlemiştir. Bir hakkın düşmesi sonucunu doğuracak bir sürenin başlangıcı konusunda, kanuni düzenlemeye sıkı sıkıya uymak gerekir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da bu hak düşürücü sürenin itirazın tebliği ile başlayacağı, tebliğ dışında başka bir yoldan itirazın öğrenilmesinin hak düşürücü süreyi başlatmayacağı benimsenmiştir. Yargıtay bu kuralın tek istisnasının, alacaklının itirazın kaldırılması talebiyle icra hukuk mahkemesine başvurmuş olmasını kabul etmektedir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2011/2033 E- 2012/8652 K sayıl, 23.05.2012 tarihli kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/11-360 E- 2013/1605 K sayılı, 27.11.2013 tarihli kararı). İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde Dairemizin 2023/1280 E- 2023/1540 K sayılı kararı emsal gösterilmiş ise de anılan kararın gerekçesinde vurgulandığı üzere, anılan dosyanı davacısının daha önce aynı alacakla ilgili olarak başka bir itirazın iptali davası açtığı, bu nedenle hak düşürücü sürenin önceki itirazın iptali davasının açıldığı tarih itibariyle başlayacağının kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Anılan kararda arabulucuya başvuru tarihinin öğrenme tarihi olarak kabulü gerektiği yönündeki açıklama fazladan yazılmış ve bu husus dikkatten kaçmıştır. Nitekim, arabulucuya başvuru yapılmasının İİK'nın 67. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süreyi başlatmayacağı hususu, Dairemizin 2024/120 E- 2024/472 K sayılı, 21.03.2024 tarihli kararında açıkça vurgulanmıştır. Eldeki davada, davadan önce sadece arabulucuya başvuru söz konusu olup, eldeki davadan önce açılmış bir itirazın kaldırılması ya da başkaca bir itirazın iptali davası söz konusu değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu konudaki gerekçesi Dairemiz çoğunluğunca benimsenmemiştir. Takip konusu alacakla ilgili olarak, sadece arabulucuya başvurulmuş olması tek başına İİK'nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlaması sonucunu doğurmaz. Zira arabulucuya başvuran taraf, arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamaması hâlinde, mutlaka itirazın iptali davası açmak zorunda değildir; alacak davası da açabilir. Bu nedenle, icra dosyası bakımında bir "taraf takip işlemi" olan "tebliğ" işlemi gerçekleşmeden, salt arabulucuya başvurulmuş olmasının İİK'da düzenlenmiş olan bir süreyi başlatmayacağı açıktır. İİK'nın 67.maddesindeki açık düzenleme karşısında, TMK'nın 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından hareketle aksi sonuca varmak da mümkün görülmemiştir. İİK'nın 67.maddesindeki hak düşürücü süreyi başlatmadan, alacaklının arabulucuya başvurmasını engelleyen bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre somut olayda davalı borçlu itirazının alacaklıya tebliğ edilmediği ilk derece mahkemesince kabul edildiği hâlde, daha önce arabulucuya başvurulduğu ve arabulucu tarafından son tutanağın düzenlendiği tarihte hak düşürücü sürenin başlayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince işin esasına girilip deliller toplanarak bir karar verilmesi gerekirken davanın hak düşürücü süre bakımından reddine karar verilmiş olması nedeniyle, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 16.05..2024 tarihinde, oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi. Muhalefet şerhi: Uyuşmazlık, İİK'nın 67. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi noktasındadır. İcra takip dosya örneğinde davalı borçlunun itirazının davacı alacaklıya tebliğine dair herhangi bir tebligat parçasının bulunmadığı, tebliğ edildiğine ilişkin aksine bir iddianın da mevcut olmadığı anlaşılmıştır. İİK’nın 67. maddesinde itirazın iptali davasının açılabilmesi için öngörülen bir yıllık süre ise hak düşürücü nitelikte olup itirazın tebliği tarihinden itibaren başlamakla birlikte, bu davanın itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden de açılmasına engel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. İtirazın alacaklıya tebliğ edilmemesi, sadece İİK’nın 67. maddesindeki sözü edilen hak düşürücü sürenin başlamasına engel teşkil eder niteliktedir. İİK’nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davası bir süreye tabi olup alacaklı, bu davayı, itirazın kendisine (varsa, vekiline) tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Bir yıllık süre içinde açılan dava, teknik anlamda bir itirazın iptali davasıdır ve ancak bir yıl içinde açılan davanın kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine, alacaklı, itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini (yani haciz) isteyebilir. İcra inkâr tazminatına da, yalnız bir yıl içinde açılmış olan itirazın iptali davasında hükmedilebilir. Alacaklı bir yıl içinde itirazın iptali davası açmazsa, yaptığı ilamsız takip düşer. Fakat bir yıllık süreyi geçiren alacaklının, genel hükümlere göre alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Yani alacaklı, alacağı zamanaşımına uğramadığı sürece, genel mahkemelerde bir alacak (tahsil) davası açabilir. Ancak alacaklı böyle bir dava sonucunda alacağı ilam ile eski (düşmüş olan) ilamsız icra takibine devam edilmesini isteyemez; yalnız ilamlı icra takibi yapabilir. Bir yıl içinde itirazın iptali davası açılması ile derdest olan ve itiraz ile durmuş bulunan icra takibi iptal edilmiş olmaz; bilâkis, takip durmakta devam eder. Davayı kazanan alacaklı, mahkemeden alacağı ilâm ile itiraz üzerine durmuş olan ilamsız takibe devam edilmesini (haciz) isteyebilir. Dava devam ettiği sürece, bir yıllık haciz isteme süresi işlemez (Kuru, s. 255). Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden önce de, itirazın iptali davası açabilir. Gerçekten de alacaklı, itirazın iptali (İİK, m. 67) veya kaldırılması (İİK, m. 68-68a) yoluna başvurabilmek için, ödeme emrine itiraz edildiğinin kendisine tebliğ edilmesini beklemek zorunda değildir. Ne var ki, bir yıllık itirazın iptali davası açma süresi ve altı aylık icra mahkemesine başvurma süresi, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar (İİK, m 67/I) ( Yavuz, N: İtirazın İptali ve Tahsil (Eda) Davası, Ankara 2007, s.168). Açıklanan bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, alacaklı tarafından itirazın iptali davasının, borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması zorunludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli ve 2013/11-360 E., 2013/1605 K. sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir. İİK’nın 67. maddesinde gösterilmiş olan süre hak düşürücü süredir. Hak düşürücü süre hak sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde belirlenen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkın sona ermesi sonucunu doğuran süredir. Hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlenmesi asıldır. Tarafların sözleşme ile hak düşürücü süreleri belirlemeleri, bu süreleri değiştirmeleri veya ortadan kaldırmaları mümkün değildir Hak düşürücü süreler hakkı tamamen sona erdiren, yok eden, düşüren sürelerdir. Hak sahibi alacaklı kanunla veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmadığı takdirde o hak tamamen ortadan kalkmakta, silinmekte düşmektedir. Artık o hakkın istenmesi, dava ve takip edilmesi mümkün değildir.Hak düşürücü sürenin sonunda hakkın sona ermesi için karşı tarafın borçlunun bir eylem veya işlem yapmasına gerek yoktur. Hak düşürücü süre geçmekle kendiliğinden son bulur (Tekinay/Akman/ Burcuoğlu/Altop: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 2, İstanbul, 1985-1988, s. 1385 vd , Reisoğlu, S.: Genel Hükümler, İstanbul, 2002, s. 348). Hak düşürücü süreler itiraz niteliği taşırlar. Taraflar hak düşürücü süreyi davanın her aşamasında hatta kararın bozulmasından sonra da ileri sürülebilirler. Ayrıca hak düşürücü sürelerin incelenmesi tarafların iradelerine bırakılmamıştır. Hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması, araştırma ve inceleme konusu yapılması gerekmektedir (Feyzioğlu, N. Feyzi: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1-2, İstanbul 1976, s. 521). Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça iş bu davadan önce İstanbul 32. müdürlüğünün 2019/39807 E sayılı dosyasında itiraz ile duran takip kapsamında davacı tarafça iş bu davadan önce ilk olarak 02.12.2019 tarihinde ara buluculuğa başvurulduğu ve 06.01.2020 tarihli olarak ara buluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşılmktadır. Bu durumda her ne kadar davacıya davalı borçlunun itirazına ilişkin tebligat yapılmamış ise de davacının 02.12.2019 tarihinde arabuluculuk başvurusu anında veya en geç 06.01.2020 tarihinde ara buluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihinde itirazdan haberdar olduğunun kabulü gerekecektir. Çünkü yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için davalı borçlunun borca itiraz etmiş olması gerekir. Davacının bu tarihi itibariyle itirazdan haberdar olup dava şartı olan ara buluculuğa başvurmuş olması karşısında, davacı vekilinin İİK 67.maddesi kapsamında borçlunun itirazının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği ve hak düşürücü sürenin işlemediği gerekçesiyle iş bu davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğuna dair iddiası TMK'nın 2. maddesinde yer verilen dürüstlük kuralıyla uyumlu olmayacaktır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin reddi gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun kararına muhalifim.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınİptali(Genelözetisavunmalarınınkararistinafdereceistanbulkredisözleşmesindengerekçesebeplerikaynaklı)İtirazınincelemekararınınileriiddianumarasımahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim