İstanbul BAM 14. HD 2024/830 E. 2024/1015 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/830
2024/1015
12 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/830
KARAR NO: 2024/1015
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20.03.2024
NUMARASI: 2024/81 D. İş - 2024/88 Karar
DAVA: İhtiyati Haciz
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; taraflar arasında gerçekleşmiş olan ticari alışveriş neticesinde ...'nin müvekkili şirkete 214.590,70 TL cari hesap borcu bulunduğunu, anılan miktar karşı taraf şirket tarafından ödenmediğini, 12/02/2024 tarihli Mutabakat Formu ile karşı taraf şirket söz konusu alacak miktarı kabul ederek, mutabakat formuna kaşe ve imza attığını, ancak karşı taraf şirket kötü niyetli hareket ederek mutabakat formundaki miktarı müvekkili şirkete ödemediğini, karşı taraf şirketin mutabakat formunda mutabık kalınan miktarı ödememesi üzerine karşı taraf şirket aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe girişildiğini, dosya kapsamında borçlu şirketin " ... Mah. ... Bul. ... Sitesi ... BlokNo:.. İç Kapı No:... Beylikdüzü / İstanbul " adresine icra ödeme emri gönderildiğini, icra ödeme emri karşı taraf şirkete tebliğ edilemediğini, zira adresteki taşınmaz sanal ofis olarak kullanıldığını, tebligatın iade dönmesi akabinde TK. 35'e göre tebligat çıkartıldığını, tebliğ edildiğini, icra ödeme emrinin tebliğ akabinde borçlu taraf takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, borçlu şirketin itirazı " Müvekkil şirkete gönderilen ödeme emri 01.03.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Müvekkil şirketin ödeme emrinde belirtilen miktar ve şartlarda borcu bulunmadığından borca, faiz oranın tamamına itirazlarımızın arzı ile takibin durdurulmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz. " şeklindeki cümlelerden ibaret olduğunu, itiraz neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, anlaşıldığı üzere, karşı taraf şirket müvekkilinin alacağının tahsilinin önüne geçme, süreci uzatma ve müvekkili şirketi mağdur etme gayreti içerisine girdiğini beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, taleplerinin kabulünü, borçlu şirketin borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının uygun bir teminat karşılığı ihtiyaten haczini, kararın Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına gönderilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." denilmiştir. Söz konusu maddeye göre ihtiyati haciz talep edilebilmesi için alacağın vadesinin gelmiş olması ve rehinle temin edilmemiş olması yeterlidir. Yargıtayın yerleşik kararları doğrultusunda söz konusu alacağın kesin olarak ispatı gerekmemekte olup alacağın varlığı konusunda yaklaşık ispat yeterli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/11/2015 tarih, E. 2015/12316, K. 2015/12184 sayılı ilamı) İİK'nın 258. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca; ''Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.'' Bu hükümdeki yaklaşık ispat kuralından hareketle, mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken husus, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 28/11/2019 tarih, E. 2019/2046, K. 2019/1508 sayılı kararı)Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; mutabakat formunun aslının sunulmaması, sunulan belgelerin alacağı varlığını yaklaşık olarak ispatlayamadığı " gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Karşı taraf şirketin SANAL OFİS kullandığını, söz konusu hususla ilgili olarak dava dilekçesinde detaylıca izahatlarda bulunduklarını, karşı taraf şirketin mutabakat formunda mutabık kalınan miktarı ödememesi üzerine karşı taraf şirket aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe girişildiğini, dosya kapsamında borçlu şirketin " ... Mah. ... Bul. ... Sitesi ... BlokNo: ...İç Kapı No: ... Beylikdüzü / İstanbul " adresine icra ödeme emri gönderildiğini, icra ödeme emrinin karşı taraf şirkete tebliğ edilemediğini, zira adresteki taşınmazın sanal ofis olarak kullanıldığını, karşı taraf şirketin kötü niyetli bir şekilde hareket ettiği bu husustan dahi anlaşıldığını, tebligatın iade dönmesi akabinde TK. 35'e göre tebligat çıkartıldığı ve tebliğ edildiğini, icra ödeme emrinin tebliğ akabinde borçlu taraf takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, Burada karşı taraf açıkça süreci uzatmak istemekte ve alacaklarının tahsilini geciktirdiğini, anlaşıldığı üzere, karşı taraf şirketin, müvekkilinin alacağının tahsilinin önüne geçme, süreci uzatma ve müvekkili şirketi mağdur etme gayreti içerisine girdiğini, bu hususun şirketin adresinin sanal ofis olması ve borca itiraz dilekçelerinden anlaşıldığını, Dosyaya sundukları mutabakat formunu imzalayan ve açıkça mutabık kalınan miktara borçlu şirketin itirazının açıkça kötü niyetli olduğunu, borçlu şirketin sanal ofis kullanması, mal kaçırma ihtimali bulunması, mutabakatı imzalamasına karşın borcun ödenmemesi ve icra takibine itiraz edilmesi göz önünde bulundurularak müvekkili firmanın ileride alacağını tahsil edememe durumu ve müvekkili firma ileride alacağını tahsil edememesi durumunda telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkacağı ihtimali yüksek olduğundan hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 257 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati hacce ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Talep, cari hesap alacağı yönünden İİK'nın 257 vd maddeleri uyarınca ihtiyati ihtiyati haciz talebine ilişkindir.İİK'nın 257. maddesinde, ihtiyati haciz üst başlığı altında ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent hâlinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. maddesi hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İlk derece mahkemesince davacının ihtiyati haciz talebinin de yaklaşık ispatı sağlayan delil bulunmadığı, sunulu mutabakat belgesinini ise aslının sunulmadığı, buna göre sunulan mutabakata ilişkin belgenin bu konuda yeterli olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddi gerekçesine göre Mutabakat belgesinin aslının sunulması için talep eden vekiline kesin süreli ve ihtar çıkarılarak belge aslını sunması istenerek ve takip dosya örneği de incelenerek talebin değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz inceleme ile talebin reddi isabetsiz görülmüş olup, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında inceleme yapılarak talep hakkında yeniden karar verilmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 12.06.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25