İstanbul BAM 14. HD 2024/929 E. 2024/1007 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/929
2024/1007
12 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/929
KARAR NO: 2024/1007
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04.04.2024 tarihli ek karar.
NUMARASI: 2024/114 Dİ - 2024/113 K.
TALEBİN KONUSU: İhtiyati Haciz
Taraflar arasında görülen ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ek kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlular tarafından yapılan itirazın kısmen kabulüne dair verilen 04.04.2024 tarihli ek karara karşı, alacaklı vekili ile tüm borçlu vekillerince katılma yoluyla istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan değişik iş dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden/alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; yabancı bir yatırımcı olarak bulunan müvekkilinin Türkiye'de Türk Ticaret Kanumu hükümlerine göre 2012 yılında kurulmuş ... Anonim Şirketi'nin 94100 hissedarı olduğunu, ... ile Burdur'un Tefenni ilçesinde bulunan ... vd. krom madenlerinin madencilik haklarına sahip ...k ailesi üyeleri ve şirketleri arasında 09.03.2012 tarihinde İstanbul'da bir hisse alım sözleşmesi imzalandığını, böylece satıcı ... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketi'ndeki hisselerin ... tarafından devralındığını, böylece söz konusu krom madenleri ile ilgili madencilik haklarına ...'un sahip olduğunu, ...'un hisse alımı sözleşmesinin imzalanmasıyla sahip olduğu maden hakları çerçevesinde sahada çalışmaya başladığını, satıcıların hisse devri sürecinde maden sahalarına ilişkin sundukları raporun ve sunumların gerçeği yansıtmadığını, satıcıların birtakım hileli davranışlarla maden kalitesini ve maden rezervini gerçekte olduğundan yüksek gösterdiklerini ve dolandırıldığını anladığını, ...'un satıcıların hileli davranışlarından ve sözleşmesel ihlallerinden kaynaklanan zararlarının tazmini amacıyla uyuşmazlığı hisse alım sözleşmesinde yer alan tahkim şartı uyarınca, 08.10.2014 tarihinde Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Divanı'na taşıdığını, Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyetince verilen 08.01.2018 tarihli, MTO dosya no. ... numaralı karar ve 03.05.2018 tarihli MTO dosya no. ... numaralı zeyilname ile ana tazminat 388.000.000 ABD Doları, tahkim masrafları 698.750 ABD Doları ve vekalet ücreti ve diğer masraflar 7.650.372,76 ABD Doları olmak üzere toplam 396.349.122,76 ABD Doları'nın karşı taraf/ davalı satıcılardan tahsiline karar verildiğini, hakem kararında ve zeyilnamede ayrıca faize hükmedildiğini, tahkim yargılamasının davacısı olan ...'un hakem kararında ve zeyilnamede belirtilen alacaklarının ve haklarının tümünü 21.05.2021 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini, böylece müvekkilinin alacaklı sıfatını haiz olduğunu, müvekkilinin hakem kararının tenfizi için talepte bulunduğunu, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin davanın reddine karar vermesi üzerine istinaf başvurusu sonunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesince istinaf isteminin kabulü ile davanın kabulüne, Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyeti'nin 08.01.2018 tarihli, MTO dosya no. ... numaralı kararının ve 03.05.2018 tarihli MTO dosya no. ... numaralı zeyilnamenin tenfizine karar verildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tenfizine karar yerilen kesin ve icra edilebilir nitelikteki hakem heyeti kararına konu alacaklarının muaccel olduğunu, yabancı hakem heyeti kararı ile tespit edilen alacak hakkında ihtiyati hacze karar verilmesi için yabancı hakem kararının tenfizine dair kararın kesinleşmesine gerek olmadığı gibi, yabancı hakem kararının tenfizi koşulunun aranmasına dahi gerek bulunmadığını, müvekkilinin alacağının istinaf mahkemesince tenfizine karar verilen bir yabancı hakem kararı ile tespit edildiğinin sabit olduğunu, söz konusu alacağın, herhangi bir şekilde rehinle temin edilmediğini, borçluların tahkim yargılaması sürecinde ve tahkim yargılamasının sonuçlanmasından sonraki süreçte mal varlıklarının büyük bir kısmını elden çıkardıklarını, kalan malvarlıklarını da kaçırmaya devam ettiklerini, ihtiyati haciz kararının teminatsız verilmesi gerektiğini, ihtiyati haciz talebine konu alacağının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tenfizine karar verilen kesin ve icra edilebilir nitelikteki hakem kararı ile hükme bağlanmış bir alacak olduğunu, İİK'nın 259.maddesine göre alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmayacağını, yine alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkemenin teminata lüzum olup olmadığını takdir edeceğini, kanun koyucunun kural olarak teminatsız ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini belirtmekle birlikte, ilama dayanan alacaklara ilişkin ihtiyati haciz taleplerinde teminat aranmayacağını da açıkça düzenlediğini, ilam niteliğindeki belgelerden doğan alacaklarda ise teminatın gerekip gerekmediğinin hakiminin takdirine bağlı olduğunu belirttiğini, ileri sürerek hakem kararına ve zeyilnameye konu toplam 396.349.122,76 ABD Doları tutarındaki alacağın, Hakem Kararında ve Zeyilnamede belirtilen şekilde % 7 oranında işlemiş ve işleyecek faizi ve masrafları karşılayacak şekilde borçluların menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ve sair malvarlıklarına İİK'nın 257 vd.hükümleri gereğince teminat aranmaksızın ihtiyati haciz konulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 26.03.2024 tarihli değişik iş kararında; " ... Talep dilekçesi ve belge asılları ile tüm dosya kapsamına göre; talep eden taraf ile karşı taraflar arasında görülen tahkim yargılaması sonucunda verilen kararın tenfizine ilişkin dava sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 27/02/2024 tarih 2023/1427 Esas, 2024/255 Karar sayılı ilamı ile talep eden tarafın karşı taraftan alacaklı olduğuna ilişkin ilam doğrultusunda Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyeti'nin 8 Ocak 2018 tarihli, MTO dosya no, ... numaralı kararı ve 3 Mayıs 2018 tarihli MTO dosya no ... numaralı zeyilname kararının tenfizine karar verildiği görülmüş olup; alacak hükmünü içeren tahkim hakem heyeti kararının tenfizi ile hüküm altına alınan ana tazminat 388.000.000 ABD Doları, tahkim masrafları 698.750 ABD Doları ve vekalet ücreti ve diğer masrafları 7.650.372,76 ABD Doları tutarındaki alacağın ve bu alacağa söz konusu ilamda belirtildiği üzere 09/10/2014 ve 08/01/2018 arası işleyen yıllık %7 işlemiş faizi olan 90.226.434,38-$ ABD Doları olmak üzere toplam 486.575.557,14-ABD Doları alacağın belirli olması göz önüne alındığında İİK 257 maddesi kapsamında ihtiyati haciz koşulları oluştuğundan toplam 486.575.557,14-ABD Doları'nın TL karşılığı x 32.1652-TL = 15.650.800.110,50-TL alacak üzerinden teminatsız olarak ihtiyati haciz talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir ... " gerekçesiyle, talebin kabulü ile alacaklının iddia ettiği 486.575.557,14-ABD Doları (TL karşılığı x 32.1652-TL = 15.650.800.110,50-TL alacak miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla, alacak ilama dayalı olduğundan teminat alınmaksızın borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar vermiştir.Bu karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlular vekilleri tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde ayrı ayrı itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekillerince ayrı ayrı sunulan itiraz dilekçelerinde özetle; İstanbul BAM 43.Hukuk Dairesinin hakem kararının tenfizine ilişkin kararının temyiz edildiğini, kararın kesinleşmediğini, bu nedenle ihtiyati haciz bakımından yetkili mahkemenin BAM olduğunu, ihtiyati haciz için aranan şartların gerçekleşmediğini, henüz tenfiz edilmemiş bir hakem kararına konu alacağın vadesi gelmiş bir alacak olarak kabul edilemeyeceğini, istinaf mahkemesi tarafından verilen tenfiz kararına karşı müvekkilleri borçluların/davalıların süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunduğunu, halihazırda icra edilebilir nitelikte bir tenfiz kararı mevcut olmadığını, temyiz başvurusunun tenfiz kararının yerine getirilmesini durduracağını, bir diğer deyişle icra edilebilir olmayan bu karara dayanılarak herhangi bir icra işleminde bulunulamayacağını, alacağın ilama dayalı olduğu kabul edilerek talepte bulunandan teminat almaksızın ihtiyati haciz kararına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davalılar bakımından telafisi imkânsız mağduriyetlerin oluşmasına yol açabileceğini, somut olayda Türk mahkemesi ilamı gibi değerlendirilebilecek bir karar bulunmadığını, tenfiz edilmeyen bir hakem kararının Türkiye’de ilam niteliğinde olmadığını, ihtiyati haciz kararının orantılı olmadığını, ihtiyati haciz kararında istinaf mahkemesince tenfizine karar verilen Milletlerarası Ticaret Odası (MTO) bünyesinde görülen tahkim yargılamasında verilen 20548/ZF/AYZ numaralı ve 8 Ocak 2018 tarihli Hakem Kararı (“Hakem Kararı”) ve 3 Mayıs 2018 tarihli Zeyilname'nin tenfizine ilişkin İstanbukl BAM 43.Hukuk Dairesinin tenfiz kararının da hukuka açıkça aykırı olduğunu, tenfiz yargılamasına konu Hakem Kararının sahte bilirkişi raporu ve yalan tanık beyanına dayalı olarak verilmiş bir karar olup Türk kamu düzenine, usul ve yasaya aykırı olduğundan tenfizinin kabul edilemez olduğunu, Türk kamu düzenine aykırı Hakem Kararı ve hukuka aykırı BAM kararına dayanılarak verilen haciz kararının kaldırılması gerektiğini, ihtiyati haczin kaldırılmaması halinde minimum %15 oranında teminat alınması gerektiğini belirterek ihtiyati hacze itiraz etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 04.04.2024 tarihli ek kararında;" ... 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60-63. maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, “kesinleşmiş” ve “icra kabiliyeti kazanmış” veya “taraflar için bağlayıcı olan” yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarını, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından farklı olarak ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Bu durumda, tenfizine karar verilen yabancı hakem kararında hükme bağlanan alacağın İİK'nın 257/1. maddesi anlamında “vadesi gelmiş alacak” olarak kabul edilmesi gerekir. Zira, dava konusu alacak, kesin nitelikteki bir yabancı hakem kararıyla hükme bağlanmış bir alacaktır. Alacak belirli ve muaccel bir alacak olup İİK'nın 257 vd. maddelerinde gösterilen ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunun kabulü gerekir.İİK'nın 259. maddesine göre “İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96. maddesinde yazılı teminatı vermeye mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz. Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder.” Bu kanun hükmü uyarınca ilama dayalı alacak için teminatsız, ilam niteliğindeki belgeye bağlı alacak için takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilebilir. Ancak, tenfizine karar verilmiş bir yabancı hakem kararı, tenfiz kararına karşı kanun yoluna başvurulmuş olduğundan, MÖHUK m.61/2 atfıyla aynı Kanun'un 57. maddesi uyarınca kesinleşmeden icra takibine devam edilemez. Tenfiz ilamına karşı kanun yoluna başvurulması icra takibini durdurur ise de bu husus ihtiyati haciz kararı verilmesine engel değildir. Buna göre teminata lüzum olup olmadığının takdiri gerekir. Bu hususta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 12/02/2020 tarih 2019/2410 Esas, 2020/158 Karar sayılı ilamında da teminat alınması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu haliyle eldeki ihtiyati haciz talebine konu yabancı hakem kararının tenfizine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2023/1427 Esas 2024/255 Karar sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden, tarafların hak ve menfaat dengesi değerlendirildiğinde, takdiren talep konusu alacağın %20'i oranında teminatın uygun olacağı sonucuna varılarak, İhtiyati hacze itirazın kısmen kabulü ile; Mahkememizin 26/03/2024 tarih, 2024/114 Değişik İş sayılı ihtiyati haciz kararın ihtiyati haciz talep eden tarafça alacak miktarı olan 486.575.557,14-$(USD)'nin %20'si olan 97.315.111,43-$(USD) miktarında nakdi veya gayri nakdi kesin ve süresiz teminatın 1 hafta içinde Mahkememize yatırılması halinde ihtiyati haciz kararının devamına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, ihtiyati hacze itirazın kısmen kabulü ile; 26.03.2024 tarih, 2024/114 Değişik İş sayılı ihtiyati haciz kararın ihtiyati haciz talep eden tarafça alacak miktarı olan 486.575.557,14- (USD)'nin %20'si olan 97.315.111,43-$(USD) miktarında nakdi veya gayri nakdi kesin ve süresiz teminatın 1 hafta içinde mahkemeye yatırılması halinde ihtiyati haciz kararının devamına, aksi halde ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. 04.04.2024 tarihli ek karara karşı, alacaklı vekili ile ihtiyati hacze itiraz eden tüm borçlu vekillerince ayrı ayrı sunulan katılma yoluyla istinaf dilekçeleri ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İİK'nın 259/2. maddesinde, ilama dayanan alacaklara ilişkin ihtiyali haciz taleplerinde teminat aranmayacağının açıkça düzenlendiğini, bu düzenlemeye göre ilamın kesinleşmiş olup olmamasının da teminat gösterme zorunluluğu bakımından önemi olmadığını, HMK'nın 301/2 hükmü ve tenfizine karar verilen yabancı hakem kararlarının da HMK'nın 301/2 hükmü anlamında ilam olması, İİK'nın 259/2 maddesinin alacağın ilama dayalı olması halinde ihtiyati haciz kararının teminatsız verilmesine dair amir hükmü ve bunun için ilamın kesinleşmesinin gerekmemesi karşısında, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz kararının teminatla verilmesine ilişkin değerlendirmesinin yerinde olmadığını, dolayısıyla istinafa konu 04.04.2024 tarihli ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilama dayalı alacaklarda ihtiyati haciz kararının teminatsız verileceğine ilişkin yasal düzenlemeye rağmen olayda müvekkilinin teminat göstermeye zorlanmasının Anayasa ve AİHİS'te güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceğini, mahkemenin ek kararında neden alacağın ilama dayalı olduğu değerlendirmesinden vazgeçildiğine ilişkin açıklama yapılmadığını, ek karara dayanak gösterilen İstanbul BAM 14.Hukuk Dairesinin kararında yabancı hakem kararının ilam kabul edilip edilmeyeceği yönünde bir değerlendirme yapılmadığını, o kararda yabancı hakem kararının tenfizine ilişkin karar henüz kesinleşmediğinden teminat alınması gerektiğine ilişkin olduğunu, yabancı hakem kararının da ilam bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu 04.04.2024 tarihli ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararın kaldırılmasına ve teminatsız olarak ihtiyati hacze karar verilmesini istemiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilleri ayrı ayrı verdikleri katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçelerinde özetle; alacaklının 1 haftalık süre içerisinde teminat yatırılmadığını ihtiyati haczin kendiliğinden hükümsüz hale geldiğini, bu sebeple alacaklının istinaf taleplerine ilişkin esasa yönelik inceleme yapılmaksızın öncelikli olarak ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış olduğuna ve bu nedenle ek karara karşı istinaf talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik karar verilmesi gerektiğini, itiraz sebeplerinin ek kararda incelenmediğini, tenfiz kararı kesinleşmediğinden muaccel bir alacak bulunmadığını, ihtiyati haciz şartları oluşmadığını, mahkemenin ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili olmadığını, konuya ilişkin bir tenfiz davası devam ettiğini, ihtiyati haciz kararına konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 27.02.2024 tarihli, 2023/1427 E., 2024/255 K. sayılı kararına karşı davalılar tarafından 26.03.2024 tarihinde temyiz başvurusunda bulunulduğunu, ihtiyati haczin de uyuşmazlığın esasını inceleyen istinaf mahkemesinden talep edilmesi gerekirken, farklı bir mahkemeden talep edilmesinin kanunun açık hükmüne aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati hacze borçlular tarafından yapılan itirazın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 04.04.2024 tarihli ek karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlu vekillerince yapılan itirazın kısmen kabulüne dair verilen 04.04.2024 tarihli ek karara karşı, alacaklı vekilince ve borçlu vekillerince ayrı ayrı sunulan istinaf dilekçeleri ile, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Alacaklı vekili, Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyetince verilen 08.01.2018 tarihli, MTO dosya no. ... numaralı karar ve 03.05.2018 tarihli MTO dosya no. ... numaralı zeyilname ile ana tazminat 388.000.000 ABD Doları, tahkim masrafları 698.750 ABD Doları ve vekalet ücreti ve diğer masraflar 7.650.372,76 ABD Doları olmak üzere toplam 396.349.122,76 ABD Doları'nın karşı taraf/borçlulardan tahsiline karar verildiğini, hakem kararında ve zeyilnamede ayrıca faize hükmedildiğini, tahkim yargılamasının davacısı olan ...'un hakem kararında ve zeyilnamede belirtilen alacaklarının ve haklarının tümünü 21.05.2021 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini, böylece müvekkilinin alacaklı sıfatını haiz olduğunu, mezkur hakem kararının tenfizinin talep edildiğini, ilk derece mahkemesinin ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusu sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli ve 2023/1427 Esas, 2024/255 Karar sayılı kararı ile tenfizi kararı verildiğini ileri sürerek ihtiyati haciz talebinde bulunmuş, mahkemece 26.03.2024 tarihli karar ile ihtiyati haciz talebinin teminatsız olarak kabulüne karar verilmiş, borçluların itirazı üzerine 04.04.2024 tarihli ek karar ile itirazın teminat yönünden kısmen kabulüne ve alacağın %20'si oranında teminat alınması şartıyla ihtiyati haczin devamına karar verilmiştir. 04.04.2024 tarihli bu ek karara karşı alacaklı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş, borçlular tarafından da katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Alacaklı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Alacaklı tarafın ihtiyati haciz talebi yabancı hakem kararının tenfizine dair karar verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli ve 2023/1427 Esas, 2024/255 Karar sayılı ilamına dayalıdır. 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60-63. maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, “kesinleşmiş” ve “icra kabiliyeti kazanmış” veya “taraflar için bağlayıcı olan” yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarını, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından farklı olarak ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Bu durumda, tenfizine karar verilen yabancı hakem kararında hükme bağlanan alacağın İİK'nın 257/1. maddesi anlamında “vadesi gelmiş alacak” olarak kabul edilmesi gerekir. Zira, dava konusu alacak, kesin nitelikteki bir yabancı hakem kararıyla hükme bağlanmış bir alacaktır. Alacak belirli ve muaccel bir alacak olup İİK'nın 257 vd. maddelerinde gösterilen ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunun kabulü gerekir.İİK'nın 259. maddesine göre “İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96. maddesinde yazılı teminatı vermeye mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz. Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder.” Bu kanun hükmü uyarınca ilama dayalı alacak için teminatsız, ilam niteliğindeki belgeye bağlı alacak için takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilebilir. Ancak, tenfizine karar verilmiş bir yabancı hakem kararı, tenfiz kararına karşı kanun yoluna başvurulmuş olduğunda, MÖHUK m.61/2 atfıyla aynı Kanun'un 57. maddesi uyarınca kesinleşmeden icra takibine devam edilemez. Tenfiz ilamına karşı kanun yoluna başvurulması icra takibini durdurur ise de bu husus ihtiyati haciz kararı verilmesine engel değildir. Buna göre teminata lüzum olup olmadığının takdiri gerekir. Zira yabancı hakem kararının tenfizine ilişkin karar kesinleşmeden icra takibine devam edilemeyeceğinden bu aşamada yabancı hakem kararı ilam veya ilam niteliğinde belge kabul edilemez. Bu nedenle İİK'nın 259/2 maddesinin somut olayda uygulanma yeri bulunmayıp ihtiyati haczin teminat karşılığında verilmesi mümkündür. Bu açıklamalara göre somut olayda talep konusu yabancı hakem kararının tenfizine ilişkin karar henüz kesinleşmediğinden, takdiren dava konusu alacağın %20'si oranında teminat alınmasına dair 04.04.2024 tarihli ek karar usul ve yasaya uygun olmuştur. Bu sebeple alacaklı vekilinin 04.04.2024 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Borçlu vekillerinin katılma yoluyla ayrı ayrı yaptıkları istinaf başvuruları yönünden yapılan incelemede;Her ne kadar borçlu vekillerince, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de yukarıdaki bentte ayrıntılı olarak açıklandığı üzere gerek 5718 sayılı MÖHUK'un 60-63. maddeleri gerekse İİK'nın 257/1.maddesi uyarınca talep konusualacak, kesin nitelikteki bir yabancı hakem kararıyla hükme bağlanmış belirli ve muaccel bir alacak olduğundan ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunun kabulü gerekir. Yine borçlu vekillerince, mahkemenin görevli olmadığı, tenfiz davasının görüldüğü mahkemenin ihtiyati haciz talebi konusunda görevli olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Somut olayda, ilk derece mahkemesi nezdindeki yargılama sonlanmış ve istinaf mahkemesince verilen karar temyiz incelemesinde olduğundan bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Borçlu vekillerince hakem kararının esasına yönelik ileri sürülen istinaf sebeplerinin eldeki talep sırasında incelenmesi mümkün olmadığından bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. Bu sebeplerle, borçlu vekillerince ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, mahkemece verilen 16.04.2024 tarihli ek karar ile alacaklı vekiline verilen bir haftalık sürede teminat yatırılmadığından ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiği de görülmektedir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 04.04.2024 tarihli ek karar usul ve yasaya uygun olup, taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,2-Taraflarca yatırılan istinaf harçlarının Hazieye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. Ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.06.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25