İstanbul BAM 14. HD 2024/421 E. 2024/1003 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/421
2024/1003
12 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/421
KARAR NO: 2024/1003
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/10/2023
NUMARASI: 2023/637 E. - 2023/737 K.
DAVANIN KONUSU: İstirdat
Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten yaklaşık olarak 2017 yılında bir kaç gün olacak şekilde araç kiralaması yaptığını, ödemesini gerçekleştirdiğini, daha sonra davalı ile arasında herhangi bir görüşme veya ticari ilişki olmadığını, 06/07/2023 tarihinde müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin tedbir talep etmeden kambiyo takibine itiraz ettiğini, takibin kesinleştiğini, takibin dayanağı olan senet incelendiğinde düzenlenme tarihinin 15.04.2017, vade tarihinin 03.08.2020 olduğu, miktarının 35.000 TL olduğunun görüldüğünü, tarihlerin gündelik ticari ilişkilere göre düzenlenmediğini, dahası senedin düzenlendiği tarihler incelendiğinde tam zamanaşımı sürelerine göre düzenlediğinin de görüldüğünü, senet üzerindeki imzaların müvekkilinin imzasına benzemediğini, bu nedenle senet aslı üzerinde bilirkişi marifeti ile inceleme yapılmasını, senet üzerindeki imza örneğinin müvekkiline ait olup olmadığının belirlenmesini, senet üzerindeki yazının incelenmesini, hangi tarihte doldurulduğunun incelenmesini, açığa imzanın kullanılması yöntemi olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, bu hususlar incelendiğinde müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığının görüleceğini, zaten düzenlenme tarihinde henüz 20 yaşında olan müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ilişki olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, borcu ispat yükünün de davalıya düştüğünü, müvekkiline kesilen fatura örneğinin istenmesi ve 2016 ve 2017 yılına ait defterlerinin istenmesini gerektiğini, defterler üzerinde inceleme yapılması halinde müvekkiline ait bir borç bulunmadığının görüleceğini, davalının araç kiralama işleri ile uğraştığını, 2016-2017 yılları civarında da İstanbul/Küçükçekmece ilçesinde faaliyet yürüttüğünü, daha sonra ise piyasadan çekildiğini, davalının faaliyetlerinin de tam bu noktada başladığını, şirketin daha önce araç kiraladığı şahıslara karşı düzenleme yılı "2017", ödeme tarihi "2020" yılı, takip tarihi ise 2023 yılı olan senetler ile icra takibi yapmaya başladığını, müvekkilinin de mağdur olmasının tam bu şekilde olduğunu, müvekkiline 2017 düzenlenme tarihli, 2020 vade tarihli senet aracılığı ile takip yapıldığını, daha sonra firmanın, müvekkili ile iletişime geçtiğini, müvekkilinin dolandırıldığı korkusu ile telefonu kapattığını, davalının yasal adresine gittiğinde kimsenin olmadığını gördüğünü, daha sonra mahalleden bir kaç kişi ile görüştüğünde pek çok kişinin benzer yolla mağdur olduğunu öğrendiğini, davalı hakkında bu olaylar sebebiyle şikayetçi olunduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu tarafından 2023/192777 sayılı soruşturma başlatıldığını, müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığını, senedin alacaklı tarafından müvekkilinin bilgisi ve kontrolü dışında düzenlendiğini, imzalandığını, kambiyo takibi nedeniyle de müvekkilinin olmayan bir borcu cebri icra tehdidi altında ödediğini ileri sürerek, cebri icra baskısı ile davacının ödemek zorunda kaldığı 65.033,44 TL'nin ödeme tarihi olan 18.09.2023'ten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilin karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadan karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava; araç kira sözleşmesi nedeniyle alınan kambiyo senedinden kaynaklanan İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. HMK 4/a maddesi gereğince "kiralanan taşınmazların İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde" görüleceğinin düzenlenmiştir. Davacı araç kiralama sözleşmesinden kaynaklı bedellerin ödendiğini, davalı tarafın kötü niyetle kiralama ilişkisi sona erdikten ve araçlar kendilerince teslim alındıktan sonra borç oluşturma yoluna gidildiğini ve bononun icra takibine koyulduğunu belirtilmiş olmakla, davalının alacağın tahsilatı amacıyla takibe konu edildiği ileri sürülmekle mahkememizce görev hususunun değerlendirilmesi gerekmiştir. Bu durumda; HMK 4/a maddesi gereğince, Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, Asliye Ticaret Mahkemesinin yargılama yaparak davanın esası hakkında karar vermesi doğru olmamıştır (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 54.Hukuk Dairesi'nin 2023/975 Esas, 2023/599 Karar sayılı kararı). Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5.maddesinin 2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanunun 3.maddesinde; "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesinde kiralanan taşınmazların, 09/06/1999 tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan davalarda dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara konuları ve değerlerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemeleri'nde bakılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda, tacir olmayan davacı ile davalı şirket arasında imzalanan araç kiralama sözleşmesi gereği alınan bononun davaya konu edilmiş olması karşısında davanın Türk Ticaret Kanunundan doğan ticari dava olduğu düşünülse de, temel ilişkinin kira ilişkisi olması ve uyuşmazlığın taraflar arasındaki araç kirası sözleşmesine dayalı olması ve mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu... " gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilim davalı şirketten, yaklaşık olarak 2017 yılında birkaç gün olacak şekilde araç kiralaması yaptığını, ödemeyi yaptıktan sonra ise davalı ile aralarında herhangi bir görüşme veya ticari ilişki olmadığını, 06.07.2023 tarihinde ise müvekkili aleyhine (sahte düzenlemiş senetle) icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini, davada talep edilen miktar cebri icra tehdidi altında tahsil edildiğini, davanın hukuki niteliğinin müvekkilinin cebri icra tehdidi altında ödediği paranın istirdadı olduğunu, bu davanın İİK'da düzenlenmiş, özel şartlara bağlı özel bir dava türü olduğunu, bu davanın müvekkilinin uzun yıllar önce yaptığı araç kiralaması ile ilgisi olmadığını, bu nedenle açılacak bir davanın hukuki niteliğinin de kira sözleşmesini konu alan menfi tespit davası olmayacağının muhakkak olduğunu, diğer bir anlatımla davanın taraflar arasındaki araç kiralaması ile ilgisi olmadığını, davalı şirketin sahibinin suç işleyerek, müvekkilinin adına sahte senet düzenleyip icraya koyduğunu, müvekkilinin de cebri icra tehdidi altında borcu ödediğini, davanın ise icra dosyasındaki senedin sahte olup olmadığı, imzanın müvekkili tarafından atılıp atılmadığına ilişkin olduğunu, mahkemenine hatalı olarak davanın niteliğini menfi tespit davası belirttiğini, uyuşmazlığın tespiti konusunda da yanıldığını, davanın konusunun davalının sahte kambiyo senedi ile takip yapması neticesinde müvekkilinden haksız olarak yaptığı tahsilatın iadesi gerektiğini, kambiyo senetleri de TTK'da düzenlendiği için görevli mahkemenin açıkça asliye ticaret mahkemesi oluğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bonoya dayalı başlatılan icra takibi kapsamında davacının ödediği paranın İİK'nın 72/7. maddesi uyarınca istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı; davalı taraftan 2017 yılında bir kaç gün araç kiraladığını, ödemesini gerçekleştirdiğini, bundan sonra herhangi bir ilişkisinin olmadığını, ancak davalının 2023 yılında aleyhine senede dayalı takip başlattığını, söz konusu senedin alacaklı tarafından, kendisinin bilgisi ve kontrolü dışında düzenlendiğini, imzalandığını, imza incelemesi yapılması gerektiğini, borcu olmayan bir parayı cebri icra tehdidi altında ödediğini ileri sürerek, ödediği paranın istirdadını istemiştir. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası icra dosyasının Uyap sistemi üzerinden yapılan incelemesinde,; davalı tarafça, davalı aleyhine 06.07.2023 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, borcun sebebinin 35.000,00 TL bedelli, 15.04.2017 düzenleme tarihli, 03.08.2020 vade tarihli senedin gösterildiği, toplam 50.417,02 TL alacağın talep edildiği, takip talebi ekinde söz konusu senet dışında başkaca bir belgenin bulunmadığı, davacı yanca dosya kapsamında ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Takip dayanağı bononun ise, 35.000,00 TL bedelli, 15.04.2017 düzenleme tarihli, 03.08.2020 vade tarihli olduğu, davacı tarafça tarafça keşide edildiği, lehtarın davalı olduğu anlaşılmaktadır. Takip bonoya dayalı ise de, iddianın ileri sürülüş biçimine göre takibe dayanak bono, araç kiralama sözleşmesi nedeniyle düzenlenmiş olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık bu temel ilişkiden kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere kira ilişkisinden doğan davalarda Sulh Hukuk mahkemeleri görevli mahkeme olup, görev dava şartı olmakla yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilecektir. Bu açıklama ışığında ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 157,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.06.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25