SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2024/394 E. 2024/1002 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/394

Karar No

2024/1002

Karar Tarihi

12 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/394

KARAR NO: 2024/1002

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/11/2023

NUMARASI: 2023/99 E. - 2023/945 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süreye ilişkin dava şartı yokluğundan reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalı ile dava dışı ... Tic. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, davalı taraf ile asıl borçlu arasında 27.01.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ve diğer borçlular ile davalı banka arasındaki genel kredi sözleşmesine istinaden kullanılabilecek kredilerin teminatı olarak munzam senet imzalandığını, bu senede dayalı olarak davalı yanca müvekkili ile diğer borçlular aleyhine 02.10.2017 tarihinde Düzce İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, bu takip dosyası kapsamında müvekkiline ait Ataşehir ilçesinde bulunan taşınmazının İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün .. Talimat numaralı dosyasında 30.09.2020 tarihinde yapılan ihale sonunda satıldığını, 17.12.2020 tarihinde kalan satış tutarı olan 485.286,16 TL'nin davalı alacaklıya ödendiğini, davacıya ait bir diğer taşınmazın da aynı şekilde 30.09.2020 tarihli ihalede 270.000,00TL'lik kısmının alacağa mahsuben alacaklıya taşınmazın devredildiğini, ancak davalının aynı alacak için 02.07.2017 tarihinde genel kredi sözleşmesini dayanak göstererek Düzce İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkil tarafından borca itiraz edildiğini, davalı yanca Düzce 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/303 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davalı bankanın takibe konu ettiği bononun (senet) genel kredi sözleşmesi kapsamındaki kredi borcu için tanzim edildiğini keşide ettiği ihtarname ile kabul ettiğini, bu sebeplerle davalı tarafın mükerrer icra takibi başlattığını, bu kapsamda müvekkil aleyhine başlatılan Düzce İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde müvekkilinden fazla tahsilat yapılmış olduğunu, Düzce 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/303 Esas sayılı dosyasında alınan 07.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle müvekkilinden tahsil edilmesi gerekli tutarın 600.724,40 TL tespit edildiğini, ancak Düzce İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi kapsamında müvekkiline ait taşınmazların satılması ile müvekkilinden toplam 774.399,00-TL tahsil edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin sorumlu olduğu tutar ile müvekkilinden tahsil edilen tutar arasındaki fark olan 173.647,60-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etme zarureti doğduğunu, müvekkilinin yaptığı bu fazla ödemenin tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, huzurdaki davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkemenin de Düzce Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın açtığı davanın istirdat davası olduğunu açıkça ifade etmemiş ise de davacının talebinin davacının icra marifetiyle ödediğini iddia ettiği fazla bedelin iadesi olduğunu, davacının davasının istirdat davası olmakla bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın dinlenilemeyeceğini savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ''... Dava fazlaca yapılan tahsilatın iadesine ilişkin itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: davalı banka ile dava dışı ... Şirketi arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında sözleşmede kefil olan davacıdan fazla tahsilat yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise ne kadar tahsilat yapıldığı, banka tarafından iadesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Davacı yan davalının iki ayrı icra takip dosyası ile borçlu olduğu miktarın üzerinde tahsilat yaptığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Davacının Genel Kredi Sözleşmesinde kefil olduğu işbu sözleşmeye ilişkin senet düzenlendiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf davacıya ait taşınmazların ihale ile satılması neticesinde yapılan tahsilatın alacak miktarından fazla olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İİK'nun 72/7. maddesi, "Takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir." hükmünü içermektedir. Anılan hükümde yer alan bir yıllık süre hak düşürücü süre niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. (Ankara BAM 21. HD 2019/1091 Esas 2021/337 Karar)Ödeme tarihleri gözetildiğinde 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra takip başlatıldığı ve yine davanın işbu süreden sonra açıldığı ... " gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süreye ilişkin dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle davanın TBK'nın 77. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açıldığının, buna rağmen ilk derece mahkemesinin hatalı hukuki nitelendirmede bulunarak davanın İİK'nın72/7 maddesi uyarınca açılmış bir istirdat davası olduğunu kabul edip hak düşürücü yönünden davanın reddine karar vermesinin, hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, dava dilekçesi ve 09.12.2022 tarihli beyan dilekçeler incelendiğinde ilk derece mahkemesinin kararının açıkça hatalı olduğunun görüleceğini, kesinleşmiş bir icra takibinde borçlu olunmayan bir paranın ödenmesi söz konusu olduğunda, davacının sebepsiz zenginleşme veya istirdat davası açma konusunda seçimlik hakkı olduğunu, sebepsiz zenginleşme davasının istirdat davasından bağımsız bir dava olduğunu, aralarında tali ve asli dava ilişkisi bulunmadığını, sebepsiz zenginleşme davasının tali nitelikte olmayıp kendine özgü şartları olan ve açılabilmesi için başka bir davanın mevcut olup olmadığına bakılmaksızın açılabilen bir dava türü olduğunu, davanın sebepsiz zenginleşme mi yoksa istirdat davası olarak mı açılacağı konusunda davacının seçimlik hakkı bulunduğunu, usul ekonomisi ilkesi gereğince davanın istirdat davası olduğunun kabulü halinde dahi, istirdat davasının sebepsiz zenginleşme davasının icra hukukundaki özel görünüm hali olması nedeniyle, ilk derece mahkemesince istirdat davası doğrudan reddetmeyip sebepsiz zenginleşme davası olarak yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açılmasında ve ilk derece mahkemesince de sebepsiz zenginleşme davası olarak görülmesinde hukuken herhangi bir engel bulunmadığını, bu durumda hak düşürücü süreden değil zamanaşımı süresinden bahsedilebileceğini, somut olay TBK'nın 82. maddesinde düzenlenen 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, 2 yıllık zamanaşımı süresinin ise geri isteme hakkı olduğunun öğrenilmesinden itibaren başlayacağını, Düzce 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/303 Esas ayılı dosyasında bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih olan 07.12.2021 tarihi itibarıyla zamanaşımının başlayacağını, bu durumda davanın zamanaşımı süresinde açıldığını, mahkemece davanın istirdat davası olduğu kanaatine varılarak sebepsiz zenginleşme şartlarının somut olayda mevcut olup olmadığının hiçbir şekilde incelenmediğini, ancak öncelikle davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerince görülebileceğine karar verilmesi, akabinde ise sebepsiz zenginleşme şartlarının somut olayda mevcut olup olmadığının irdelenmesi gerektiğini, sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğer tarafın fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun illiyet bağı bulunması, zenginleşmenin haklı bir nedene dayalı olmaması gerektiğini, somut olayda davalı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde talep edilen asıl alacak ve ferileri müvekkilinin kefil sıfatı ile sorumlu olduğu tutardan yüksek olduğundan müvekkilinden haksız surette fazla tahsilat yapıldığını, dolayısıyla müvekkilinin fazla yapılan tahsilat kadar fakirleştiğini, davalının da aynı tutarda zenginleştiğini, icra takibindeki yapılan tahsilat müvekkiline ait taşınmazların satılması ile gerçekleşmiş olduğundan zenginleşme ve fakirleşme arasında illiyet bağı olduğunu, mal varlığı başka birinin mal varlığı aleyhine haklı bir sebep olmaksızın sebepsiz zenginleşen tarafın zenginleşmeyi aynen iade etme yükümlülüğü altında olduğunu, sebepsiz zenginleşmenin tüm koşullarının mevcut olduğunu, ilk derece mahkemesince sebepsiz zenginleşme şartlarının hiçbir şekilde irdelenmeyerek eksik inceleme ile karar verildiğini, Düzce 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/303 Esas sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporuna davalının gerekçeli bir şekilde itiraz etmediği ve ek rapor veya yeni bir rapor talebinde bulunmadığını, bu haliyle raporun kesinleşerek müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, bu kapsamda müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu hususunda herhangi bir tartışma kalmadığını, ancak ilk derece mahkemesince hukuki nitelendirmede hataya düşülmesi nedeniyle müvekkilinin haklı alacağına ilişkin davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibinde davacının taşınmazlarının satışı suretiyle alacağı ödenen davalının, davacıdan fazla tahsilat yaptığı iddiasına dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süreye ilişkin dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, ilk derece mahkemesince İİK'nın 72/7 maddesi uyarınca istirdat davası olarak nitelendirilmiş ve davacının borçlu olarak yer aldığı Düzce İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına taşınmaz satışları sonrasında yapılan ödeme tarihi nazara alınarak eldeki davaya dayanak ilamsız icra takibini bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İİK'nın 72/7 maddesinde, takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahsın ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını isteyebileceği düzenlenmiştir. İstirdat davası açma süresi maddede bir yıl olarak belirtilmiş olup bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Ancak bir yıllık dava açma süresini geçiren borçlu TBK'nın 82/1maddesi uyarınca iki yıl içinde sebepsiz zenginleşme davası açabilir (Prof Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2.Baskı, 2013, Ankara, s.396). Somut olayda davacı, borçlu olduğu ve itiraz etmediği icra dosyasında taşınmazlarının satışı sonunda davalı alacaklıya ödenen paranın davalının alacağından fazla olduğunu ileri sürmekte ve fazla ödenen bedelin iadesini istemektedir. Davacının, dava dilekçesinde herhangi bir hukuki sebebe dayanmadığı, taşınmazlarının satışı sonrasında alacaklıya fazla ödeme yapıldığının alacaklının başlattığı ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali için açılan dava sırasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini belirterek, fazla tahsil edilen bedelin iadesini istediği görülmektedir. Bu açıklama ve ve tespitlere göre; HMK'nın 33. maddesinde, hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağı düzenlenmiş olup hukuki nitelendirme hâkime aittir. TBK'nın 60.maddesi uyarınca, hâkim, kanunda aksi öngörülmedikçe veya zarar gören aksini istemiş olmadıkça, en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vermelidir. Somut olayda davacının, dava dilekçesinde herhangi bir hukuki sebebe dayanmadığı, cevaba cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesinde sebepsiz zenginleşmeye dayandığı, istirdat ve sebepsiz zenginleşme hükümlerinin farklı usuli hükümlerden kaynaklandığı, bu iki dava türü için tali ve asli değerlendirmesinin yapılamayacağı, davacının TBK ve İİK hükümlerine göre dava açma hakkının bulunduğu nazara alınarak davacının talebinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olup olmadığı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince bu kapsamında değerlendirme yapılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.Kabule göre de hak düşürücü süre dava şartı olmayıp, hak düşürücü sürenin geçtiği durumlarda davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece, davanın ''hak düşürücü süre nedeniyle davanın dava şartı yokluğu'' sebebiyle reddine dair hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Taraflarca İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran tarafa iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.06.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınİptaliözetisavunmalarınınkararistinafdereceistanbulgerekçesebepleriİtirazınincelemekararınınileriiddiamahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim