İstanbul BAM 14. HD 2021/944 E. 2023/723 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/944
2023/723
27 Nisan 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/944
KARAR NO: 2023/723
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/01/2021
NUMARASI: 2017/445 E. - 2021/30 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından nakliyat emtia abonman alt sigorta poliçesi ile sigortalanan emtianın Türkiye'den Amerika'ya, davalı tarafından ... gemisi ile taşındığını, davalının konşimento ve navlun faturası ile taşımayı fiilen gerçekleştirmesi nedeniyle taşımadan kaynaklanan hasardan sorumlu olduğunu, emtianın deniz nakliyesi sırasında geminin, deniz nakliyesi esnasında ağır hava koşullarına maruz kalması, bu nedenle bazı konteynerlerin denize ve gemi ambarı üzerine düşmesi sonucunda hasarlandığını, 30 makara (14.998,90 net kğ- 17.657 brüt kg) emtianın farklı bir konteynıra aktarılarak geri getirildiğini, yapılan ekspertiz incelemesinde belirlenen 16.183,75 USD zararın ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu, yapılan başvuruya rağmen hasar bedelinin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, 16,183,75 USD (45.913,76 TL) alacağa yönelik itirazın iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın süresinde açılmadığını, TTK'nın 1188. maddesi uyarınca eşya hasarlarına dair her türlü tazminat istem hakkının 1 yıl geçmesi üzerine düşeceğini, bu sürenin, eşyanın teslim edildiği/teslim edilmesi gereken tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, rücu davasının ise, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 90 gün içerisinde açılmadıkça işbu hakkın da düşeceğini, davacının talep hakkının düşmesinden sonra dava açıldığını, ekspertiz raporunda belirtildiği üzere, iddia edilen hasara en geç 31.12.2015 tarihinde vakıf olduğunu, davanın ise 21.12.2017 tarihinde yaklaşık iki yıl sonra açıldığını, talep hakkı olduğu varsayılsa dahi, TTK'nın 1188/3. maddesi gereğince rücu davasının ödeme yapıldıktan 90 gün içerisinde açılması gerektiği, ödeme işleminin 15.12.2016 tarihinde yapılması nedeniyle yasada belirtilen 90 günlük sürenin de aşılmış olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin taşımayı gerçekleştiren geminin donatanı, taşıyanı ve/veya fiili taşıyanı veyahut herhangi bir şekilde gemi ilgilisi olmadığını, davalının sadece konteyner tedarikini üstlendiğini ve konteynerlerin sahibi olduğundan husumetin davalıya yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu olay bakımından hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı tarih olarak emtianın Türkiye'ye geri taşınmasından sonra, dava dışı sigortalı satıcıya teslim edildiği tarihin esas alınması söz konusu değildir. Zira bu taşıma, ikinci bir navlun sözleşmesine istinaden gerçekleştirilmiş olan ikinci bir taşımadır. Dava konusu yük hasarı ise, ikinci taşımada değil, Amerika'ya yapılan ilk taşımada gerçekleşmiştir. İlk taşımanın tamamlanmasından sonra, dava dışı alıcı emtiayı hasarlı olduğu gerekçesiyle teslim almamıştır. Şu halde hak düşürücü sürenin başlangıcı bakımından eşyanın dava dışı alıcıya teslim edilmiş olması lazım gelen tarih esas alınmalıdır. Dosya içeriğinden eşyanın teslim edilmiş olması lazım gelen tarih tespit edilememekteyse de, dosyaya sunulan ekspertiz raporundan, davacının eksperi 31/12/2015 tarihinde atadığı anlaşılmakladır. Emtianın Amerika'dan Türkiye'ye geri taşınması için düzenlenen konişmento 11/01/2016 tarihlidir. Buna göre emtia 31/12/2015 tarihinden önce varma limanına ulaşmış; konteynerden boşaltılmış; hasarlı olduğu görülerek alıcısı tarafından teslim alınmamış ve iade süreci başlatılmıştır. Hak düşürücü sürenin başlangıcı için 31/12/2015 tarihi esas alınsa dahi, icra takibinin bir yıl geçtikten sonra başlatıldığı görülmektedir. Zira İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'niıı ... E. sayılı dosyasının ödeme emri 16/01/2017 tarihlidir. TTK. m. 1188/3 ile, sorumlu tutulun kişinin rücu davasının, bir yıllık hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabileceği; ancak, rücu davası açma hakkının, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılun tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşeceği hüküm altına alınmıştır. Burada taşıyanlar arasındaki rücu davası göz önünde tutularak düzenleme getirilmiş olup, sigortacının açacağı halefıyete dayanan rücu davası bu kapsamda değerlendirilmemiştir. Zira sigortacının halefiyetinde kendisine intikal eden hakkın kullanılma süresi, esas borç münasebetine göre sigorta ettirene karşı başlaması gereken tarihten itibaren başları. Bu çerçevede dava konusu olayda bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra yargı yoluna başvurulduğu anlaşıldığından..." gerekçesiyle, davanın hak düşürücü nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin kabulünün TTK'nın 1188. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin başlangıcına aykırı olduğunu, alıcısı tarafından teslim alınmayarak davalı taşıyan nezaretinde geri gönderilen ve müvekkil sigortalısına teslim edilmeyen emtia için hak düşürücü sürenin Amerika'daki alıcıya teslim edilmesi gereken tarihte başladığı şeklinde yorum yapılmasının maddeye açıkça aykırı olduğunu, TTK'nın 1188/2. maddesine göre, eşyanın tamamının veya bir kısmının teslim edilmesi halinde hak düşürücü sürenin, teslim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını, teslimden ne anlaşılması gerektiğine ilişkin bu maddede açıklama yapılmadığını, madde metninde sadece "taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği" ifadesine yer verildiğini ve teslimin açıkça kime yapılacağının düzenlenmediğini, hasar bildirim külfetine ilişkin TTK'nın 1185. maddesinde, eşyanın "gönderilene" teslim edileceğinin açıkça düzenlenmişken 1188. maddede sadece teslimden den söz edildiğini, bu nedenle emtianın alıcıya tesliminin maddede kabul edilmediğinin anlaşılması gerektiğini, buna rağmen mahkemece "alıcıya teslim edildiği tahmin edilen" tarih esas alınarak bir belirleme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu şekilde bir kabul için emitanın alıcıya teslimi gerektiğini, bu gibi durumda emtianın teslim edilmesi gereken tarihten de söz edilemeyeceğini, bu nedenle hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi olarak, eşyanın taşıyanın hakimiyetinden çıktığı an yani Türkiye'deki sigortalısına teslim tarihinin esas alınması gerektiğini, henüz taşıyanın zilyetliğinden çıkmamış bir eşya için hak düşürücü sürenin, alıcıya teslim edildiği düşünülen tarihte başlayacağına ilişkin bir yorumun kanuna aykırı olduğunu, alıcısı tarafından kabul edilmeyen emtianın geri taşınmasının da davalı tarafından gerçekleştirildiğini, emtianın Türkiye'deki satıcıya/sigortalıya teslimine kadar taşıyanın uhdesinde olması nedeniyle hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi olarak Türkiye'deki sigortalıya teslim tarihinin esas alınması gerektiğini; Geri taşınan emtianın halen taşıyanın hakimiyetinde olduğunu, maddedeki sürenin başlangıcı için hasarın fark edilme anının dikkate alınmadığını, hasarın fark edildiği tarihin hasar ihbarını düzenleyen 1185. madde için sürenin başlangıç anı olarak belirlendiğini, 1188.maddedeki süre için emtianın teslimi şartının arandığını, buna rağmen farazi tespitlerle teslim tarihinin belirlenmesinin hatalı olduğunu; Davanın rücuen tazminat talepli olması nedeniyle TTK'nın 1188/3. maddesinin uygulanacağını, hasar tazminatının 15.12.2016 tarihinde ödenmesi nedeniyle davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiğini, mahkemece rota ve güzergah değişikliği ile meydana gelen hasarın önlenip, önlenemeyeceği hususunda bilirkişilerden rapor istenmesine rağmen bu konuda değerlendirme yapılmadan önceki rapora atıf yapıldığını, önceki raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması nedeniyle ek rapor istenilmesine rağmen, mahkemece talep edilen hususun aydınlatılmadığını, yükün özelliklerine göre yükleme yapılarak rota belirlenmemesi nedeniyle davalının sorumlu olduğunu, yüke gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle hasar oluştuğunu, bu tür bir davranışın pervasızca hareket olması nedeniyle taşıyıcının süreden yararlanmayacağını, eksper raporunun delil olarak dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz taşıması sırasında emtiada meydana gelen hasar bedelinin davalı taşıyıcıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan06.12.2015 tarih ve ... nolu konişmentonun davalı tarafından düzenlendiği, yükletenin davacının sigortalısı ... San ve Tic. AŞ. , alıcısının ABD'de yerleşik ... firması olduğu bu bilgilere göre sigortalı ile davalı arasında taşıma konusunda anlaşma bulunduğu ve davalının akdi taşıyıcı sıfatıyla sorumlu olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 1188/1-2 maddesinde; "Eşyanın ziyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar." düzenlemesi yer almaktadır.Dosya kapsamından taşınan emtianın yurt dışına gemiyle taşındığı navlun ücretinin davalı tarafından tahsil edildiği, bilirkişi kurulunca incelenen gemi jurnalına göre, olumsuz hava koşulları nedeniyle sigortalı emtianın varış limanında yapılan tahliyesi sırasında emtiada hasar meydana geldiğinin belirlendiği görülmüştür. Davalı sigorta şirketince hasarın ödenmesi üzerine 31.12.2015 tarihinde ekspertiz talep edilmiş olup, bu tarihten önce gönderenin, alıcının ve sigortacının hasardan haberdar olduğu ve emtianın alıcısı tarafından teslim alınmadığı açıktır. Emtianın teslim alınmaması üzerine 11.01.2016 tarihli konşimento ile emtia başka bir gemi ile davalı tarafından Amerika'dan Türkiye'ye taşınmıştır. Davacı tarafından 16.01.2017 tarihinde ödeme yapılarak sigortalının haklarına halef olunmuştur. Bu tür bir dava sigortalıya halefiyet sıfatıyla açıldığından sigortacı, hasarını ödediği sigortalının konumundadır. TTK'nın 1188.maddesinde hak düşürücü sürenin, taşıyanın eşya veya bir kısımını teslim ettiği veya hiç teslim edilmemişse onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar, düzenlemesi karşısında mahkemece yurt dışındaki alıcıya teslim edilmesi gereken tarihin esas alınması yerindedir. Bu maddede zararın bilinmesinde veya ihbardan söz edilmemiş olup, TTK'nın 1185. maddesi hasarın ihbarını düzenlemektedir. Davanın, sigortalının halefi sıfatıyla açılması nedeniyle TTK'nın 1188/2. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin belirlenip ve hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi yerinde olup, ileri sürülen diğer istinaf başvuru sebeplerinin süresinde açılan bir davada zarardan sorumluluk ve miktarına ilişkin olması nedeniyle, davanın red şekline göre değerlendirilmesine gerek bulunmadığından, davacının istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 120,60 TL karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.27.04.2023
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:10:26