İstanbul BAM 14. HD 2020/840 E. 2023/372 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2020/840
2023/372
9 Mart 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/840
KARAR NO: 2023/372
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24.12.2019
NUMARASI: 2015/1109 E. - 2019/1276 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirketten muhtelif tarihlerde muhtelif miktarda inşaat malzemesi satın aldığını, davacının, davalıya toplamda 905.420,30 TL tutarında mal sattığını, davalının da bu borcunu davacıya çeşitli yollarla 765.420,31 TL ödemede bulunduğunu, bu durumda davalının toplamda 140.000,00 TL bakiye borcunun kaldığını, davalı tarafından bu borcuna karşılık verilen birisi 9.400,00 TL miktarlı ve diğeri de 22.500,00 TL miktarlı iki adet çekin karşılıksız çıkmış olduğundan bu çeklere müsteniden İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden takip yapıldığını; davalının bu takip haricinde bakiye 108.100,00 TL borcunun kaldığını, davacının, bu alacağını tahsil için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi yaptığını, davalının haksız ve yersiz olarak takibe zaman kazanmak için itiraz ettiğini belirterek, davalının ilamsız icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya dava dilekçesi ekli açıklamalı davetiye tebliğ edildiği ancak davalının yasal süresi içinde davaya karşı cevap dilekçesi vermemiş olduğu görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriğine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında açık hesaba dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için ticari defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 108.100,00 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterler ve kayıtlarını sunmadığı, davalının B/A bildirimlerine göre takibe konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerektiği, borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 23. HD'nin 10/02/2016 tarih ve 2015/4576 Esas - 2016/621 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay 19.HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat bulunmadığı, kaldı ki mahkememiz 17/07/2018 tarihli celsesinde davalının davacıdan aldığı alçıpan malzemelerinin kendisine teslim edildiğini ikrar ettiği, 58 adet sevk irsaliyesinin koçanda kalan nüshası üzerinde yapılan incelemede teslim alan kısmında yer alan imzaların davalıya ait olduğunun tespit edildiği, bu yönde yapılan incelemenin muteber olduğu (Yarg. 19. HD. 2014/7185 Esas, 2014/10414 Karar, 03.06.2014 tarihli ilamı), takibe konu faturaların ödendiği savunmasında bulunan davalının ispat külfetini üzerine aldığı (Yarg. 19. HD. 2013/10465 E, 2013/14493 K.), davalının takibe konu fatura bedellerini ödediğini yazılı şekilde kanıtlamakla yükümlü olduğu, ispat yükü üzerinde olan davalının buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı yönünde oluşan tam ve bağımsız vicdani kanaat ile açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında yapılan itirazın iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacak olan 108.100,00 TL'nin %20'sine tekabül eden 21.620,00 TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece dosyaya sunulan 58 adet sevk irsaliyesi fotokopisinde bulunan imzaların davalı eli mahsulü olduğuna dair rapor düzenlendiği, davalının isticvap edildiği duruşmada fatura konusu malların kendisine teslim edildiği ve bedelinin ödediğini beyan ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, kararın usul, yasa ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, imza incelemesi için irsaliyeli fatura asılları dosyaya sunulmadan nüsha belgeler üzerinden imza incelemesi yapılmış olduğunu, belge aslı olmaksızın imza incelemesi yapılmasının ve bu rapora dayanarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kasasına sunulan irsaliyelerin taraflarınca incelendiğini, yapılan incelemede sunulan belgelerin asıl olmayıp nüsha olduğunun görüldüğünü bu hususta mahkeme kalemi ile görüşüldüğünü, davacı ile görüşüldüğünü ve belge asıllarının isteneceğinin söylendiğini, dosyada halen sevk irsaliyelerinin aslının bulunmadığı, davacı tarafça ihtaratlı kesin süreye rağmen sevk irsaliyelerinin aslının sunulmadığını, dava dosyası esas belge asılları celbedilmeksizin bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişi tarafından açıkça usul ve yasaya aykırı olarak belge aslı olmaksızın rapor düzenlendiğini, müvekkilinin isticvap davetiyesi ile çağrılmış olduğu duruşmada imza ve yazıların kendisine ait olmadığını beyan ettiğini, yerel mahkemece isticvap konusu omayan hususlarda soru sormak suretiyle bu beyanların hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ,müvekkilinin 17.07.2018 günlü celseye mahkeme hakiminin bulunmamasına rağmen nöbetçi hakimi bekleyerek katıldığını, şeffaf dosya içerisinde tarafına gösterilen sarı renkli sevk irsaliyelerindeki imza ve yazıların hiçbirinin kendisine ait olmadığı, el yazısı ile isminin yazılı kısımlarında kendisine ait olmadığını beyan ettiğini. mahkeme tarafından davacı ile aralarında geçmişe yönelik ticari ilişki olup olmadığına ilişkin soru sorulması üzerine müvekkilinin davacı şirketle ticari alışveriş olduğunu söz konusu malların kendisine teslim edildiğini ve bedellerinin ödendiğini beyan ettiğini müvekkilinin duruşmadaki imza yazı inkarı sonrasında teslim ve ödeme beyanının davaya konu faturalarla ilgili olmadığının açık olduğunu, müvekkilinin zaptı aldıktan sonra aynı gün mahkemeye dilekçe sunarak sevk irsaliyelerinde bulunan imza ve yazıların kendisine ait olmadığını dava konusu faturalarda yer alan malların kendisine teslim edilmediğini, bu nedenle ihtilaf doğduğunu beyan ettiğini, isticvap konusu olmayan ve ihtilafa konu olan faturalarda bulunmayan mallara yönelik olduğu açık olan beyanların hükme esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap bakiyesinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, takip konusu cari hesap alacağına esas olan sevk irsaliyeleri altındaki teslim alan kısmında yer alan imzaların davalıya ait olup olmadığı, imza incelemesine dair bilirkişi raporunun belge asılları üzerinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, davalının isticvap beyanının hükme esas alınmasının ve kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 108.100,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla 15.10.2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının yasal süre içerisinde takibe ve borca itiraz ettiği, davacının ise İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açmış olduğu, davacı şirket tarafından davalı adına 2013-2014 yıllarında değişik tutarlarda sevk irsaliyeleri düzenlendiği, sevk irsaliyelerinin teslim eden/ teslim alan kısımlarının imzalı olduğu, eslim alan bölümünde davalı adı ve imzasının yer aldığı, davalı tarafça imza inkarında bulunulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece taraf delilleri dosyaya celp ve ibra edildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 03.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda, ticari defterlerin incelenmesi neticesinde, davacının incelemeye ibraz edilen, 2013-2014-2015 ve 2016 yıllarına ilişkin 'Ticari Defterlerinden Yevmiye, Kebir Defteri ve Envanter Defterlerinin noter açılış onamalarının 6102 sayılı TTK. Madde 64, 66 ve V.U.K. madde 220-226 uyarınca yasal süreler içinde yaptırıldığı, davacının 2013-2014-2015 ve 2016 yıllarına ait ticari defterlerinden Yevmiye Defterlerinin hesap dönemi sonunda 6762 sayılı T.T.K.'nun 70. maddesinin son fıkrası ve 6102 sayılı T.T.K.'nun 64/3 md. uyarınca süresi içerisinde “Görülmüştür” tasdikinin yaptırıldığı, yapılan tespitlere göre davacının ticari defterlerinin HMK 222. Md. göre kendi lehine kesin delil teşkil ettiği kanaatine varıldığı, 2013 yılı ticari defter kayıtlarına göre2013 yılı içerisinde muhtelif tarihlerde davacı tarafındanı davalıya 341.841,28 TL tutarında mal satış faturası kesildiği bunun karşılığında davalı tarafından davacıya 202.360,00 TL ödeme yapıldığı ve 31.12.2013 tarihi itibariyle davacının davalıdan 139.481 28 TL. alacaklı olduğu. davacının 2014 yılı ticari defter kayıtlarına göre, 2014 yılı içerisinde muhtelif tarihlerde davacı tarafından davalıya 2.626.653,45 TL tutarında mal satış faturasının kesildiği, bunun karşılığında davalı tarafından davacıya 2.291.000,00 TL ödeme yapılmış olduğu, bakiye 335.653,45 'TL kaldığı, ve 2013 yılından devreden bakiyenin de dikkate alınması durumunda (139.481,28+335.653.45=475.134,73) 31.12.2014 tarihi itibariyle davacının davalıdan 475.1 34,73 TL. alacaklı olduğu, davacının 2015 yılı ticari defter kayıtlarına göre 2015 yılı içerisinde muhtelif tarihlerde davacı tarafından davalıya 430.285,58 TL tutarında mal satış faturası kesildiği, bunun karşılığında davalı tarafından davacıya 765.420,31 'TL ödeme yapılmış olduğu, 2014 yılından devreden bakiyenin de dikkate alınması halinde (475.134,73—335.l34,73=l40.000,00 TL) 31.12.2015 tarihi itibariyle davacının davalıdan 140,000,00 TL. alacaklı olduğu, davacının 2016 yılı ticari defter kayıtlarına göre 2016 yılı içerisinde taraflar arasında herhangi bir mal alım satımı yapılmadığı davacının malın teslimine ilişkin irsaliyelerinin incelenmesinde teslim alan kısmında ... adının yazılı ve imzalanmış olduğunun görüldüğü, satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde suretinin teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtla bulundurulması şarttır." denildiğini, sevk irsaliyesine göre taşınan malın gerçekten karşı tarafa ulaştırıldığına dair en önemli unsurun karşı tarafın da malı teslim aldığını ispat eden "teslim alan" kısmına imza atması olduğunu, ispat yükü açısından uygulamada kullanılan ve son derece önemli olan bu hususta Vergi Usul Kanununda bir düzenleme bulunmadığı, davacının mal ve hizmet satışlarına ait bağlı bulunduğu vergi dairesinin verdiği BS Formlarında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaları bildirdiği, toplam ticari ilişki sürecinde davacı tarafından davalıya KDV Hariç 2.853.285,70TL (2.853.285,70* 313.591,42 KDV < 3.366.877,13 TL) olmak üzere toplam 3.366.877,13 TL fatura kestiği davalının bunun karşılığında çek ve havale şeklinde toplam 3.258.780,31 TL ödeme yaptığı ve 108.096,82 TL bakiye kaldığının görüldüğü, mahkeme tarafından davalı şirketin Ticaret Sicilde kayıtlı merkez adresine Tebligat Kanunu'nun 35. Mad. göre 13.06.2017 tarihinde “2 haftalık kesin sürede 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defter ve kayıtların mahkemeye ibraz edilmesi aksi taktirde defter ve kayıtların ibrazından kaçınılmış sayılacağı ve karşı tarafın muntazaman tutulmuş ticari defter ve kayıtlarının HMK.nın 222. Mad. göre aleyhlerine kanıt teşkil edeceği ihtar olunur.” açıklamalı tebligat çıkarılmasına rağmen mahkemeye veya incelenmek üzere taraflarına ticari defter ve kayıtların sunulmadığından inceleme yapılamadığı, dosyaya sunulmuş olan irtibat telefonu aracılığı ile davalı ... arandığı ancak ”yurtdışında olduğu ve avukatının arayacağı" belirtildiği, 1 aylık süre zarfında vekile yazılan mail de dahil olmak üzere hiç bir surette irtibat kurulamadığı, davacı ile davalı arasında 2013 yılında başlayıp 2015 yılında sona eren ticari ilişki sürecinde hiçbir faturaya yasal süresinde itiraz edilmediği, ödemelerin havale, çek ve senet gibi yasal ödeme araçları ile gerçekleştirildiği, ayıplı mal bildiriminde bulunulmadığı ve iade fatura düzenlendiğini gösteren herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, dolayısı ile irsaliyelere ve onlara bağlı olarak düzenlenmiş olan faturalara ilişkin itirazın süre açısından zamanaşımına uğramasından dolayı yasal olarak olanaklı olmadığı, davalıya Tebligat Kanunu'nun 35. Mad. göre 21.10.2016 tarihinde “2 haftalık kesin sürede 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defter ve kayıtların mahkemeye ibraz edilmesi ihtar edilmesine rağmen mahkemeye veya incelenmek üzere taraflarına ticari defter ve kayıtlar sunulmadığından inceleme yapılamadığı, davacının usulüne uygun yasal süreler içinde noter açılış ve kapanış tasdikleri yapılmış ticari defter kayıtlarına göre; dava tarihinde davalıdan 108.100,00 TL. alacaklı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, davalı vekilinin teslim edilmediğine dair, savunması ve imzaya yönelik itirazı üzerine, davalının HMK'nın 211. maddesinin 2. bendi gereğince imzaya dair sahtelik incelemesi yaptırılması amacıyla isticvabına karar verilmiştir. Davalı asıl 17.07.2018 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında, şeffaf dosya içerisinde kendisine gösterilen sevk irsaliyelerinin tamamını ayrı ayrı incelediğini sevk irsaliyelerindeki imzaların ve yazıların hiçbirisinin kendisine ait olmadığını, zaten tüm imzaların birbirinden farklı olduğunu, el yazısı ile isminin yazıldığı kısmında kendisine ait olmadığı, davacı şirketten alçıpan malzemeleri satın aldığını, satın aldığı malzemelerinin hepsinin kendisine teslim edildiğini, ödemeleri gerek nakit, gerek banka havalesi ve çek vermek suretiyle yaptığının kendisine yurt dışında ikamet ettiğini beyan ederek beyanını imzası ile teyit etmiştir. Davalı 17.07.2018 tarihli yazılı dilekçesinde ise bugün gerçekleşen duruşmaya sevk irsaliyesinde bulunan imzaların kendisine ait olup olmadığına ilişkin imza incelemesi yapılmak üzere çağırıldığını, duruşmada imza örneklerinin alınmadığını, dosyada bulunan sevk irsaliyesindeki örneklerindeki imza ve yazıların sorulduğunu, imza yazıların kendisine ait olmadığını beyan ettiğini, davacı ile arasında mal alım satımına ilişkin görüşmenin yapıldığını, davacının satın almayı kararlaştırılan malları teslim etmediğini, aralarındaki ihtilafın malların teslim edilmemesi üzerine doğduğunu, mahkemedeki beyanı alınırken fatura konusu malların satın alındığı belirtilmesine rağmen malların teslim alınıp alınmadığına ilişkin tarafına soru sorulmadığını, bu hususun ihtilaf konusu olduğundan eksik kalan kısmı tamamlamak zorunluluğu doğduğunu, sevk irsaliyesindeki imza ve yazıların kendisine ait olmadığını, malların teslim edilmediğini beyan etmiştir. Davacının örnek imzaları alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 24.04.2019 tarihli kriminalistik adli belge inceleme uzmanı bilirkişi raporunda, kaligrafik ve grafolojik bulgular muvacehesinde; ... San.Tic. Ltd. Şti.'ne ait , ... İnşaat adına düzenlenmiş, 58 adet Sevk İrsaliyesi otokopili nüshasının sağ alt bölümünde “Teslim Alan” matbu ibaresi altına elle yazılmış “...” ve “...” ibaresi altına atılmış imzaların, mukayese imzalarını atmış olan davalı ... eli mahsulü olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu yazılı beyanında, mahkeme ara kararı ile irsaliyeli fatura asıllarının imza incelenmesine esas olmak üzere mahkemeye sunulması için süre verildiğini, sevk irsaliyelerinin asıllarının sunulduğuna dair davacı tarafça dilekçenin ibraz edildiğini, irsaliyelerin incelendiğini, yapılan incelemede belgelerin asıl olmadığını, nüsha olduğunun görüldüğünü, fotokopi belgeye dayanarak belge aslı olmaksızın imza incelemesi yapılmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek rapora itiraz etmiştir. Davacı vekili davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 17.07.2019 tarihli zapta geçen beyanında ise davalı vekilinin itirazlarına katılmadıklarını, dava konusu irsaliyelerin fotokopi olmayıp nüsha olduğunu, bu itibarla ıslak imzalı nüshasının da davalı tarafta olduğunu, ayrıca davalının isticvap duruşmasında nüshaları gördüğünü, nüshalar altına atılan imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, rapor ile imzaların davalıya ait olduğunun sübut bulduğunu beyan etmiştir. Mahkemece bilirkişi raporları uyarınca sevk irsaliyelerinde yer alan imzaların davalı tarafa ait olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davalının B/A bildirimlerine göre davalının takibe konu faturaları vergi dairesine bildirdiği, davalının formların aksini ispatlaması gerektiği ifadelerine yer verilerek davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Davalı tarafça takip konusu cari hesap alacağına esas olan sevk irsaliyeleri altındaki imzaların kendisine ait olmadığı iddia edilerek sahtecilik savunmasında bulunulmuştur. Mahkemece, HMK'nın 211. maddesinde düzenlenen şekilde sahtecilik incelemesi gerçekleştirilmesi amacıyla davalı taraf isticvap edilerek dinlenildikten ve imza örnekleri alındıktan sonra bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Bilirkişi raporunda sevk irsaliyelerindeki teslim alan bölümündeki imzaların davalı tarafa ait olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından, bilirkişi incelemesinin fotokopi belgeler üzerinde yapıldığı iddia edilmiş ise de incelemeye konu sevk irsaliyelerinin fotokopi olmadığı, nüsha olduğu, bilirkişi raporunda "otokopili nüsha" ifadesine yer verildiği, söz konusu ifadenin fotokopi kelimesi ile karışıklığa sebep olabilecek nitelikte bulunduğu anlaşılmakla bu konunun incelenmesi gerekmiştir. Otokopi kağıdının, sahip olduğu özelliği sayesinde karbon kağıdı kullanmaya gerek kalmadan yazılanların alttaki diğer kağıtlara geçmesini sağlayan kağıtların ortak adı olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple imza incelemesi kesin kanaat oluşturmaz ise de dosya içerisindeki B/A - B/S ve diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davalı vekilinin otokopi belge üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinin geçersizliğine dair savunma ve istinaf nedenleri sonuca etkili görülmemiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura ise tek başına alacağın varlığına delil olmaz. Bu nedenle fatura konusu alacağını ispat külfeti davacıya aittir. Dava konusu sevk irsaliyesindeki ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davalı taraf, mahkemenin ara kararına rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Dosyaya ibraz edilen sevk irsaliyelerinin imza incelemesine dair bilirkişi raporu, belgelerin ıslak imza içermemesi nedeniyle tek başına kanaat oluşturmaya yeterli değil ise de davalının davacı tarafından düzenlenen faturaları BA formlarıyla vergi dairesine beyan ettiğine göre, bu faturalara konu malların davalıya satılıp teslim edildiğinin kabulü yerindedir. Bu durumda davalının ticari satıma konu olan malları teslim almış olmasına rağmen takip konusu cari hesaba dair borcunu ifa etmemiş olduğu sonucuna varılmış, bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına; bakiye 5.538,24 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davanın esası bakımından oy birliğiyle, davalı taraftan alınması gereken nispi istinaf karar harcı yönünden ise Üye Hâkim ...'nun karşı oyu ile oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi. 09.03.2023
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.
KARŞI OY: Nisbi harca tabi olan davalarda, özellikle 492 sayılı Harçlar Kanunu ile bağlı tarife hükümleri, 5235 sayılı Kanun ve ilgili tüm yasal mevzuat, ulusal ve uluslararası yargı kararları kapsamında, ilk derece mahkeme kararı kaldırılarak esas hakkında karar verilmedikçe Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf kanun yoluna başvuran davalıdan başvuru aşamasında ve istinaf başvurusunda nisbi değil maktu karar ve ilam harcı alınması gerektiği kanaati nedeniyle, çoğunluğun nisbi harç alınmasına dair görüşüne katılmadığımı ve hükmün ilgili bentlerine muhalif kaldığıma dair görüşümü bildiririm.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:12:32