İstanbul BAM 14. HD 2023/1750 E. 2023/2045 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2023/1750
2023/2045
14 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1750
KARAR NO: 2023/2045
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08.06.2022
NUMARASI: 2021/499 E. - 2022/356 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ...-7 no’lu Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş isimli şirketin ... numaralı fatura ile düzenlenmiş olan ekipmanları, İstanbul - Dar Es Selam / Tanzanya arasındaki gemi nakliyesi sırasında uğrayabileceği rizikolara karşı sigortaladığını, sigortalı ... Montaj Sanayi Ve Ticaret A.Ş isimli firmanın, ...2 nolu konişmento ile Dar Es Salaam/Tanzanya’da bulunan ... şirketine gönderilmek üzere 1.552.700-Euro değerinde ticari eşyanın taşıma, yükleme, boşaltma, gemi içi sabitleme gibi tüm işlemleri taşıyıcı davalı ... Nakliyat ve Tic A.Ş tarafından taşıma sözleşmesi ile üstlenildiğini, emtianın ... tarafından sigortalı ...'ın fabrikasından teslim alınarak limana götürüldüğünü, buradan da ... adlı firmaya ait olan ... adlı gemiye bindirilerek yola çıktığını, taşıma esnasında emtianın hasar görmesi üzerine gemi işletmecisi ... tarafından taşıyıcı ...'a hasar ihbarı yapıldığını, sigortalı şirket tarafından oluşan hasar sonrası müvekkili şirkete başvurulduğunu, yapılan tespitlerde ilk etapta hasarın sebebinin ambalaj yetersizliği olması sebebiyle hasarın poliçe teminatı dışı kaldığı kanaatinin sigortalıya bildirilerek talebin reddedildiğini, bunun üzerine sigortalı şirketin müvekkili şirket aleyhine İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/91 esas sayılı dosyada ki davayı açtığını, davalı ...'ın huzurdaki davanın dayanağı olan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/91 esas sayılı dosyasında ihbar olunan taraf olarak yer aldığını, İstanbul 17.ATM 2017/91 esas ve 2021/356 karar sayılı ilamıyla davacı müvekkili tarafından sigorta poliçesi kapsamında sigortalısı ...'a 93.435,60-EURO hasar tazminatının fer'ileriyle birlikte ödenmesine karar verildiğini, gerekçeli kararın yazılmasına müteakip dava dışı sigortalı ... şirketinin , Bakırköy ... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyası ile ilamlı takibe geçtiğini, başlatılan takip sonrası ... vekiline haricen toplam 1.189.005,51-TL ödeme yapılarak dosyanın haricen tahsil ile kapatıldığını, meydana gelen hasar nedeniyle sigortalı tarafından müvekkili şirkete açılan dava ve icra takibi sonrası 1.189.005,51-TL müvekkili şirket tarafından sigortalıya tazminat olarak ödendiğini, anılan ödeme ile müvekkili şirketin sigortalısının dava ve talep haklarına halef olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.189.005,51-TL rücuen tazminat alacağının, asıl alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu sıfatına haiz olup, taşımayı kendi öz malı ile yapmadığını, davaya konu taşımanın, fiili taşıyan "..." tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, davacının ikame ettiği davaya konu hasardan sorumlu tutulması gereken fiili taşıyan olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirkete pasif husumet yöneltilmesinin hatalı olduğundan husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili şirket taşımaya konu emtianın taşınması hususunda kendi üzerine düşen edimleri gereğince ifa etmiş olup, taşıma konusu emtianın hasar ve zıyaından sorumlu tutulamayacağını, gerek uluslararası sözleşme hükümleri gerekse de TTK'da taşıyıcının hasar ve ziyadan sorumluluğunun ancak kusuru halinde söz konusu olabileceğini müvekkili şirketin emtianın hasar ve zıyaından sorumlu tutulabilmesi için hasar ve zıyaın müvekkili şirketin kusurundan kaynaklandığının ispat külfeti üzerine düşen davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, hasar dava dışı ... San ve Tic. A.Ş tarafından yapılan ambalaj yetersizliğinden ve taşıma esnasında Arap Denizi'nde yaşanan olumsuz hava şartları ve hava olaylarından kaynaklandığını, davacı tarafından istinaf/temyiz kanun yollarına başvurulmuş olsaydı, İstanbul 17.ATM'nin 2017/91 E. 2021/356 K. sayılı kararı istinaf mahkemesince incelenerek kaldırılacak/bozulacak, yapılacak yargılama ile davanın reddi doğrultusunda karar verileceğini, bu haliyle davacı sigorta tarafından İstanbul 17.ATM'nde görülen davada verilen hatalı karara istinaden, yasal yıllar tüketilmeden ve haricen yapılan ödeme nedeniyle müvekkili şirkete rücuen talep yöneltilmesi hukuka aykırı olduğunu, gelinen aşamada müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...TTK'nın 1183. Maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamı, mehazı olan Lahey/Visby kuralları ile hükmün ilk fıkrası dikkate alındığında asıl taşıyan yada onun sorumluluk sigortacısının eşyanın ziya, hasar ve geç teslimi dolayısıyla kendi akidi olan alt (fiili) taşıyana rücuu ile sınırlıdır. Dolayısıyla, TTK m.1183/f.3'de ki "sorumlu tutulan kişi" ile kast edilen eşya taşımayı taahhüt eden freight forwarder yada akdi taşıyandır. Yük ilgilileri yada yük sigortacısının doğrudan akdi taşıyana veya fiili taşıyana karşı müracatları ise bu hükmün kapsamı dışında kalmaktadır. Yük ilgilileri yada emtia nakliyat sigortacılarının taşıyanlara karşı açtıkları davalar 1188. Maddesinin ilk iki fıkrası hükümlerine tabidir.Eldeki dosyada, nakliyat sigortacısı olan davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği sigorta hasar tazminatının davalı taşıyana rücu edilmesi talep edilmektedir. Sigorta şirketleri rücu ilişkisinde, sigortalının hukukuna tabi olduğundan, iş bu dava da niteliği itibariyle TTK'nın 1188. Maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Yukarıda açıklandığı üzere; bu süre hükmün ikinci fıkrasına göre eşyanın teslimi, eşya teslim edilmemişse teslimi gereken tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Taşımanın 7.06.2016 tarihli ... nolu konişmento tahtında "..." gemisiyle ... firması tarafından gerçekleştirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ekspertiz raporunda da; hasar tarihi 06.07.2016, yükleme tarihi 26.06 2016 olarak gösterilmiş olduğundan, yük teslimininin 2016 tarihinde yapıldığı sabit hale gelmektedir. Bu durumda dava, TTK'nın 1188/f.1'de düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğundan... " gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; haklı davanın mahkeme tarafından hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilerek haksız bir hüküm kurulduğunu, TTK ve TBK da yer alan halefiyetin zamanaşımı müteselsil borçluluk hükümlerine aykırı şekilde hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, müvekkili tarafından sigortalısına ödeme yapıldığını, bizzat mahkeme tarafından davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olduğunun tespit edildiğini, ödenen tazminatın rücusu amacıyla davanın açıldığını, mahkemece TTK 1188 maddesinin incelenerek hükmün bu maddeye dayandırıldığını, ancak cevabı cevap dilekçesinde talebin söz konusu süreye uymadığının belirtildiğini, dava konusu tazminatın ödenmesine hükmedilen İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/91 Esas sayılı dosyasında, sunulan cevap dilekçesiyle davanın davalı taşıyıcı şirkete ihbarının talep edildiğini, ihbar tebligatının 20.04.2017 tarihinde gerçekleştirildiğini, söz konusu dosyada ihbar olan davalıya davanın yöneltildiğini, davalının taşıyıcı olduğunu, dava konusu tazminatın kendisine rücu edileceğini öğrendiğini, bu yönde savunmalarını da yaptığını, müvekkilinin rücu talep hakkına ilişkin sürenin ihbar ile durduğunu, TBK 155 maddesi gereğince zamanaşımının mütesselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince diğerine karşı da kesilmiş olacağını, söz konusu davanın açılmasıyla TTK 1188 belirtilen sürenin tüm müteselsil borçlulara karşı kesildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, sigorta poliçesinin varlığı, dava dışı sigortalının davacı sigorta şirketine karşı açmış olduğu dava sonucunda davacı şirket tarafından ödemenin gerçekleştirilmiş olduğu, davalının dava konusu taşıma işleri komisyoncusu olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, rücuen tazminat davasında uygulanması gereken hak düşürücü sürenin ne olacağı, mahkeme kararıyla ödemenin gerçekleştirilmiş olmasının ve söz konusu davanın davalı şirkete ihbar edilmiş olmasının sonuca etkili olup olmadığı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ve dava dışı ... Tic AŞ arasında emtia nakliyat sigorta poliçesinin düzenlenmiş olduğu, 26.06.2016 tarihli konşimento ile Tanzanya'da bulunan şirkete gönderilmek üzere dava dışı sigortalı tarafından ticari eşyaların taşınması işlemlerinin taşıyıcı ... Tic. AŞ'ye ait olmak üzere taşıma sözleşmesi yapıldığı, sözleşme konusu emtianın gemi ile yola çıktığı, 06.07.2016 tarihinde, taşıma esnasında emtianın hasar gördüğü, taşıma sigortası olan davacı şirkete hasarın ihbar edildiği, davacı şirket tarafından hasar tespiti neticesinde hasarın poliçe kapsamında olmadığına dair karar verildiği, dava dışı ... AŞ şirketi tarafından davacı şirket hakkında İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/91 Esas sayılı dosyasında, tazminat istemli dava açıldığı, söz konusu dosyada alınan bilirkişi heyet raporunda, yük hasarının mücbir sebep niteliğindeki kötü hava koşullarından kaynaklanmış olduğunun taşıyan tarafından ispatlanması gerektiği, hasarın taşıyıcının sorumluluk alanındayken meydana geldiği, hasarın en yakın nedeninin mücbir sebep sayılacak kötü hava koşulları veya geminin seferinin başlangıcında yükün taşıyanca yeterli ve uygun şekilde yapılmamış olmasından kaynaklandığı, olayda yükün lashinginin yapılmasının taşıyanın sorumluluğunda olduğu, her ihtimalde sigorta teminatı kapsamında bulunduğu, sigorta şirketinin poliçe kapsamındaki 93.435,60 EURO tazminatı ödemesi gerektiğinin belirtildiği, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/91 Esas, 2021/356 Karar ve 08.09.2021 tarihli kararı ile; davanın kabulüne, 93.435,60 EURO'nun faiziyle davacıya ödenmesine karar verildiği, gerekçede, davacının taşıtanı olduğu hava alanı yer hizmetlerinde kullanılan ekipmanlarının gemi ile taşındığı sırada hasarlandığı, emtiaların yapıları gereği ambalajlanabilecek özellikte olmadıkları, öncelikle yüklerin deniz taşımasına uygun hale getirilmesi için birbirleriyle bağlanılıp sabitlenerek gemiye alınmaları, istif edildikten sonra yeterli sabitleme işlemlerinin yapılması gerektiği, geminin seferini yaptığı mevsimde Arap Denizinde sert muson rüzgarlarının estiğinin önceden bilinebilir ve öngörülebilir olduğu hususlarına yer verildiği, söz konusu dava dosyasında davanın iş bu dosyanın davalısı olan şirkete ihbar edildiği, dosyada ihbar olunan şeklinde yer aldığı, davacı şirket tarafından 13.10.2021 tarihli EFT işlemi ile 1.167.381,22 TL bedelin ödenmiş olduğu, davacı tarafça 28.10.2021 tarihinde arabuluculuk sürecinin başlatıldığı, sürecin 03.12.2021 tarihinde bittiği, davanın ise 17.12.2021 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 1188/1-2 maddesinde; "Eşyanın ziyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar." düzenlemesi yer almaktadır.Dosya kapsamından taşınan emtianın yurt dışına gemiyle taşındığı, kesinleşen mahkeme dosyası ve dosyada alınan bilirkişi rapor ile ek raporlarından emtiada hasar meydana geldiğinin belirlendiği görülmüştür. Davacı tarafından 13.12.2021 tarihinde ödeme yapılarak sigortalının haklarına halef olunmuştur. Bu tür bir dava sigortalıya halefiyet sıfatıyla açıldığından sigortacı, hasarını ödediği sigortalının konumundadır. TTK'nın 1188.maddesinde hak düşürücü sürenin, taşıyanın eşya veya bir kısımını teslim ettiği veya hiç teslim edilmemişse onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar düzenlemesi karşısında mahkemece yurt dışındaki alıcıya teslim edilmesi gereken tarihin esas alınması yerindedir. Bu maddede, zararın bilinmesinde veya ihbardan söz edilmemiş olup, TTK'nın 1185. maddesi hasarın ihbarını düzenlemektedir. Davanın, sigortalının halefi sıfatıyla açılması nedeniyle TTK'nın 1188/2. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin belirlenip ve hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Diğer taraftan, davacı vekili istinaf dilekçesinde zamanaşımı ile ilgili olarak iddia ve buna dair örnekler ibraz etmiş ise de somut uyuşmazlıkta mahkeme kararı davanın zamanaşımı nedeniyle değil, hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddedildiğinden davanın red şekline göre değerlendirilmesine gerek bulunmadığından, davacının istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353 1.b.1 maddesi gereği reddi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.14.12.2023
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38