İstanbul BAM 14. HD 2023/2165 E. 2023/2044 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2023/2165
2023/2044
14 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2165
KARAR NO: 2023/2044
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19.06.2023
NUMARASI: 2022/519 E. - 2023/508 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında elektrik ürünleri satım adı altında 24.01.2022 tarihinde 237.832,50 USD tutarında teklif formuyla sözleşme akdedildiğini, anlaşma doğrultusunda müvekkilinin kendisinin keşidecisi olduğu veya kendisine ciro edilen müşteri çeklerini davalıya verdiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalı tarafın ise müvekkiline göndermesi gereken ürünleri eksik gönderdiğini ve bu ürünlerin bundan sonra gönderilip gönderilmeyeceğine ilişkin bilgi de verilmediğini iddia ederek, her biri 605.000,00 TL bedelli 15.08.2022 ve 15.09.2022 keşide tarihli, ... Diyarbakır şubesindeki çek hesabından müvekkili tarafından davalı adına keşide edilen iki ayrı çekten dolayı şimdilik 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL bedel üzerinden borçlu olmadığının tespiti ve çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafın müvekkiline alım satım neticesinde bir takım çekler verdiği hususunun doğru olduğunu, dava dilekçesinde tüm iddiaların asılsız olduğunu, gerçeklerden uzak olduğunu, müvekkili şirketin ... marka elektrik aksamı ürünlerinin Türkiye ana bayisi olduğunu, ticari ilişki nedeniyle belli vadelerde çeklerin alınıp verildiğini, davacının birtakım ürünlerin teslim edilmediğini iddia ettiğini, ancak davacı tarafın ürünleri teslim almaktan kaçındığını savunarak, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının dava dilekçesinde gönderilmeyen ürünlerin neler olduğunu ve bedelini açıkça belirttiği, uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklandığı, bu nedenle davacının borçlu olmadığını iddia ettiği kısmın bedelini belirleyebilecek durumda olduğu, davanın yargılama sırasında istirdat davasına dönüşmesini veya bilirkişi raporu alınma ihtimali bulunmasının bu sonuca bir etkisinin olmadığı, dava dilekçesinin netice kısmında çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep edildiği, yine ihtiyati tedbir kararının çek bedellerinin tamamı üzerinden verilip, teminatın bu miktara göre alındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde dava değerinin 1.210.000,00-TL olduğunun kabulü zorunludur. Bu çerçevede; menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, eksik olan 20.492,99-TL harcı yatırması için verilen kesin süreye rağmen eksik harcın davacı tarafça tamamlanması nedeni ile dosyanın 15/03/2023 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nun 150. maddesi gereği işlemden kaldırıldığı, işlemden kaldırma tarihinden itibaren 3 ay içinde harcı tamamlanarak davanın yenilenmediği anlaşıldığından, HMK'nın 150/5.maddesi gereğince aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle, HMK'nın 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; menfi tespit davasının kısmi şekilde açılamayacağı düşünülerek davanın usulden ret kararının hukuka aykırı olduğunu, somut olayların durumlarına göre menfi tespit davasının kısmi açılabileceğinin sabit olduğunu, birçok emsal mahkeme kararının bulunduğunu, müvekkiline davalı tarafça gönderilmeyen ürünlerin miktarının ortalama ve tahmini olarak zikredildiğini, gönderilmeyen ürünlerin değerinin taraflarınca bilinmediğini, bu sebeple müvekkilinin alacağının belli olmadığını, dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, mahkemenin söz konusu alacağın belirli olduğuna ilişkin kanaatinin hatalı olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/11385 Esas, 2019/876 Karar sayılı kararının emsal nitelikte olduğunu, alacak miktarlarının belirli olmadığını, gönderilmeyen ürünlerin değerinin dolar üzerinden olup hangi tarihteki dolar kurunun uygulanacağı hususunda uyuşmazlığın mevcut olduğunu, ayrıca davalı tarafın davadan sonra müvekkiline kısmi bir ödeme gerçekleştirdiğini, bu nedenle net bir biçimde anlaşmazlığın mevcut olduğunu, alacak miktarının belirli olmadığını, dava konusu çeklerin müvekkili tarafından ödenmesi nedeniyle davanın istirdat davasına dönüştüğünü, bu nedenle de alacak davasının kısmi olarak sürdürülmesinde bir aykırılık bulunmadığını iddia ederek, kararın ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72/.maddesi uyarınca icra takibinden önce açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafça davalı şirkete birden fazla çekin teslim edilmiş olduğu konularında bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, dava konusu edilen her biri 605.000,00 TL bedelli iki adet çekten dolayı çeklerin yalnızca şimdilik ibaresi belirtilmek suretiyle 5.000,00 TL kısmı yönünden borçlu olunmadığının tespiti ve her iki çekin iptaline ilişkin menfi tespit davasının kısmi şekilde açılıp açılamayacağı, mahkeme tarafından eksik harcın tamamlanması için verilen süre sonucunda davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ile davalı arasında elektrik ürünlerinin satışına dair ticari ilişkinin olduğu, alıcının davacı, satıcının davalı şirket olduğu, sözleşmenin USD üzerinden verilen teklif formu ile kararlaştırıldığı, teklif tarihinin 24.01.2022 olduğu, davalı şirket tarafından davacı adına 08.06.2022 tarihli toplam 265.065,03 TL tutarında ve devam eden aylarda değişik tutarlarda e-faturaların düzenlenmiş olduğu, davacı tarafça, davacının ... Diyarbakır şubesindeki çek hesabından davalı adına 15.08.2022 tarihinde 605.000,00 TL bedelli ve 15.09.2022 tarihinde aynı hesaptan aynı miktarda çek keşide edildiği ve 04.08.2022 tarihli dava dilekçesiyle davalı tarafın edimlerini yerine getirmediği iddiası ile söz konusu 2 adet çeke ilişkin menfi tespit ve çekin iptali davasını kısmi dava şeklinde açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından 27.01.2023 tarihli muhtıra düzenlenerek, davanın menfi tespit davası olarak açıldığı, menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, harç miktarının dava tarihindeki duruma göre belirlenmesi gerektiği belirtilerek 20.412,99 TL harcın yatırılması için gelecek celseye kadar kesin süre verildiği bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından muhtıraya cevaben, menfi tespit dava konusunun davalı tarafın göndermesi gereken bir kısım ürünü göndermemesinden kaynaklandığını, iş bu ürünlerin bedelinin taraflarınca bilinmediğini, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinin aşikar olduğunu, değeri bilinmediğinden kısmi dava açılmasında hukuki yararının bulunduğunu, emsal Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, ayrıca her ne kadar dava menfi tespit davası olarak açılmış ise de dava konusu çeklerin dava süresi içerisinde müvekkiline ödenmesi nedeniyle davanın resen istirdat davasına dönüştüğünü, bu nedenle alacak davasının kısmi dava olarak görülmesinde de bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Davacı vekili 30.11.2022 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında ise dava konusu edilen iki adet çek bedelinin dava tarihinden sonra ödendiğini, yine dava tarihinden sonra davalı tarafından 670.644,92 TL kısmi ödeme yapıldığını, aradaki fark yönünden talebin devam ettiğini, taleplerinin 10.000,00 TL olarak devam ettiğini belirtmiştir. Davalı vekili, aynı celsede zapta geçen beyanında, davacıya hak ettiği bedelin aynı gün iade edildiğini, yargılama sırasında borçlarının olmadığının ortaya çıkacağını belirtmiştir. Mahkeme tarafından ön inceleme duruşmasında, davanın yargılama sırasında dönüşen istirdat davası olduğu şeklinde tespit yapılmıştır. Menfi tespit davası, İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiş olup bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. HMK'nın 109/1.maddesine göre ise, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi mümkündür. Alacağın tartışmasız veya belirli olması hâlinde kısmi dava açılamayacağına ilişkin HMK'nın 109. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılmış olmasından, yeni düzenleme ile dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılmasında, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceğinin belirtilmiş olmasından dolayı belirli alacaklar için de artık kısmi dava açılması mümkün hâle gelmiştir. Davacı dava dilekçesinde iki adet çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia ederek menfi tespit ile birlikte çeklerin iptalini de talep etmiştir. Davacı, ödeme aracı olarak davalı satıcı adına keşide etmiş olduğu çek karşılığında ne kadar ürünün teslim edilmediğinin taraflarınca bilinemeyeceği iddiasında bulunarak, her iki çekin yalnızca cüzi bir bölümünü dava konusu yaparak kısmi dava açmış olunduğunu belirtmiştir. Öncelikle davanın konusu çekler olup menfi tespit ile birlikte çeklerin iptali de talep edilmiştir. Davanın konusunun bu nedenle HMK'nın 109 maddesinin 1 fıkrası düzenlemesi kapsamında bölünebilir olduğunun kabulü mümkün görülmemektedir. Yasa koyucu yukarıda ifade edildiği üzere kısmi davanın tanımlandığı HMK'nın 109/1 maddesinde talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının ileri sürülebileceğini belirtmiştir. Diğer taraftan, davacı vekili tarafından her ne kadar müvekkilinin keşide ettiği çekler karşılığında davalı tarafça ne kadar ürünün iade edilmediğini ve/veya Dolar bazındaki bedellerinin tespitinin mümkün olmadığını iddia etmiş ise ise de söz konusu iddianın iş bu uyuşmazlıkta tartışılmasında hukuki yararın olduğu kabul edilemeyecektir. Çünkü davanın konusu olan çeklere yönelik talepler bölünebilir nitelikte değildir. Davacı, dava dilekçesinde her iki çekin iptaline karar verilmesini istediğine göre davanın kısmi dava olduğundan da söz edilemez. Zira bu beyan, çeklerin tümü bakımından menfi tespit talebi niteliğindedir. Bu sebeple nispi harca tabi olan iş bu davada mahkemece eksik harcın tamamlanması için gerçekleştirilen muhtıranın yerinde olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar 27.01.2023 tarihli muhtıradan önce gerçekleştirilen 30.11.2022 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın istirdat davasına dönüştüğü tespiti yapılmışsa da bu tespit isabetli olmamıştır. Şöyle ki davacı vekili zapta geçen beyanında, dava konusu edilen iki adet çek bedelinin dava tarihinden sonra ödenmiş olduğunu ifade etmiştir. Esasen bu durumda davalı tarafa ödenen bir bedel söz konusu olmadığına göre İİK'nın 72. maddesinde yer verilen borçlunun menfi tespit zımnında tedbir kararı almayıp ve borcun ödenmiş olması hâlinde davaya istirdat davası olarak devam olunur hükmünün uygulanması mümkün olmayacaktır. Her ne kadar dava konusu iki adet çek, dava tarihinden sonra ödenmiş ve davanın konusunun ortadan kalktığı anlaşılmış ise de bu konuda karar verilebilmesi için öncelikle gerekli harçların davacı tarafça karşılanması gerekecektir. Şöyle ki HMK'nın 120. maddesinde, davacının yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlemesi mevcuttur. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/1. maddesi gereği nispi harç, konusu para ve para ile değerlendirilebilen şey ile ilgili davalarda hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır. HK'nın 30. maddesi uyarınca, harç yatırılmadan müteakip işlemler yapılamaz, harç yatırılıncaya kadar dosya işlemden kaldırılır. Yukarıda yer verildiği üzere dava tarihinden sonra bedelin ödendiği belirtilmiş ise de davacı vekili, dava dilekçesindeki taleplerini tekrarlamış, davanın tamamının konusuz kaldığından söz edilmemiştir. Davacı vekili, çeklerin iptaline ilişkin talebini devam ettirdiğine göre, davanın konusuz kaldığından söz edilemez. Mahkeme gerekçesin de bu hususlara yer verilmemiş ise de söz konusu hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 353 /1.b.2 maddesi gereğince hükmün gerekçesi düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi uygun görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve yukarıdaki gerekçeyle davanın açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçeyle yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-HMK'nın 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, 2-Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 170,78 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 99,07 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatırılan ve harcanmayan gider avansından geriye kalan kısmın, karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama yargılama giderleri yönünden; a)Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b)Davacı tarafça sarf edilen kanun yolu giderlerinin, kararımızın mahiyetine göre takdiren davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 8-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.12.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38