İstanbul BAM 14. HD 2023/2281 E. 2023/1976 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2023/2281
2023/1976
7 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2281
KARAR NO: 2023/1976
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21.09.2023 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2017/1148 E.
DAVA: Tespit
Taraflar arasındaki sözleşme ile hisse devrinin iptali ve menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sahibi olduğu ... Tic. Ltd. Şti. ve davalının yöneticisi olduğu ... AŞ arasında alım satıma dayalı ticari ilişki bulunduğunu, müvekkiline alacak bulunduğu iddiasıyla 18.09.2015 tarihli borç tasfiye sözleşmesinin imzalatıldığını, ancak ... AŞ tarafından bildirilen alacak iddiasının gerçek dışı olduğunu, miktarın da defter kayıtlarındaki gerçeklerden uzak ve son derece hatalı fahiş hesaplamalarla belirlenmiş bir borç üzerinden sözleşmenin hata sonucu ve hileli yollarla imzalatıldığını, borç tasfiye sözleşmesi ile 37.000.000-TL'lik borcun ödenmesi ve taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin yapılandırılması amacıyla ... üzerinde manevi baskı kurularak ... ve %100 'üne sahip olduğu ... AŞ'nin borca kefil olmalarının sağlandığını, yine 27.01.2016 tarihinde imzalattırılan “Finansal Kiralama Kiracı Değişikliği ve Devir Sözleşmesi” ile ... AŞ'nin finansal kiralama sözleşmesi ile edindiği fabrika binasının tapusunun da devralındığını, davacının %100'üne sahip olduğu ....AŞ'deki davacı hisseleri üzerine de rehin tesis edildiğini, dosyaya sundukları 23.12.2016 tarihli uzman görüşünde de 37.000.000 TL'lik borcun hangi tarih itibariyle ve nasıl oluştuğu hususunun anlaşılamadığının belirtildiğini, 04.04.2016 tarihli ortaklar anlaşması ve bu anlaşmaya bağlı bir takım sözleşmeler ve taahhütnamelerin de imzalatıldığını, bu anlaşmanın hata ve hileye maruz kalarak imzalndığını,%52 şirket hissesinin ... AŞ’nin öngördüğü kişi ve şirkete devrinin gerçekleştirildiğini, ... AŞ'nin %2 hissesinin devralan ... hali hazırda ... yönetim kurulu üyesi olduğunu, ... AŞ’ye ait %100 oranındaki hisseler üzerindeki ... verilen rehin hakkının kaldırılarak ve 04.04.2016 tarihli “18.09.2015 tarihli Üçüncü Şahıslar Tarafından verilen Hisse Senedi Rehin Sözleşmesine Ek 1 No.lu Protokol” ile de ...’ye ait hisse senetleri üzerinde rehnin aynı koşullarda devam etmesinin kararlaştırıldığını, 37.000.000 TL’lik borç tutarının nasıl oluştuğu konusunda ticari defterlerde bir kayıt olmadığını, ... Tic. Ltd. Şti.’nin ticari defterlerinde ... borçlu olunduğuna dair bir veri bulunmadığını, tam tersine ... Ltd. Şti.'nin ... alacaklı konumunda bulunduğunu, ... 18.09.2015 tarihi itibarıyla davalı ... Tic. Ltd. Şti.’ne sağladığı iddia olunan nakit finansmanı net olarak dayanaklarıyla ortaya konulamadan hata, hile ve baskı yoluyla müvekkiline sözleşme imzalatıldığını, davacının ... yetkililerinin yönlendirmesi ve baskısı neticesinde sözleşmede yer alan şekilde kendisine ait şirketlerin davalı ... ile birleşeceği düşüncesiyle ve yanılgı haliyle borçlarının kapatılacağı inancıyla hisse devrilerinin yapıldığını, müvekkiline hisse devir karşılığı herhangi bir bedel de ödenmediğini, usule aykırı şekilde şirket yönetiminden uzaklaştırıldığını, şirket yöneticilerine karşı sorumluluk davasının yanı sıra genel kurul kararının iptali ve yönetim kurulu kararlarının iptali davalarının açıldığını, tüm bu hususlarla ilgili olarak ... AŞ'ne sunulan dava dosyalarındaki tüm dilekçe ve yazışmalar ile bilirkişi raporu ve uzman görüşü ile 2015-2016 ve 2017 hesap dönemine ait ... Tic. Ltd. Şti.’nin GİB onaylı e-beratlara sahip yasal defter kayıtları (Defteri Kebir ile Yevmiye Defteri) ile bu kayıtların muhasebe programından çekilmiş elektronik listelerinin bağımsız denetçi tarafından değerlendirilerek sunulan 25.05.2022 tarihli, 2022-DBD-02-02 sayılı özel amaçlı raporda, ana sözleşmeye kefil olarak gösterilen ... AŞ'nin elinde bulunan fabrika binasının sözleşme alacaklılarına ve üçüncü kişilere devredilmesi, rehinli hisse paylarının edinilmesi veya üçüncü kişilere devri vs. gibi gerçekleşen veya gerçekleşecek işlemlerde, borç tasfiye sözleşmesi ve bağlı eklerinde alacaklı taraf olarak görünen kişiler açısından sebepsiz zenginleşme koşulları oluşabileceğinin belirlendiğini, bu nedenle, mezkur rapor nazara alındığında davalının haksız ve hukuka aykırı şekilde edindiği ve müvekkilini zarara uğrattığı mal ve haklara ilişkin sebepsiz zenginleşmeye dayalı iş bu davanın açılması gerektiğini, müvekkilinin sahibi ve yetkilisi olduğu ... kiracısı, ... AŞ'nin ise kiralayanı olduğu ve Hadımköy'de bulunan taşınmazına müvekkilinin ve yetkilisi olduğu ... yetkililerinin alınmaması nedeniyle ... fabrika binası ve şirket merkezi olarak kullandığı taşınmazdaki sabit varlıklar ile stok, mal vs. değerlerine ... tarafından el konulduğunu, ayrıca bahsedilen değerlerin müvekkilinin elinden alınan ... tarafından elden çıkarıldığını, iş bu haksız ve hukuka aykırı eylemler sebebiyle de müvekkilinin mağdur edildiğini, bu nedenlerle davalının uhdesinde oluşan, haksız ve hukuka aykırı sözleşme ve eylemler nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı belirsiz tutarlı alacağın tespiti gerektiğini ileri sürerek, 18.09.2015 tarihli borç tasfiye sözleşmesi ile bunun eki olan kefalet sözleşmesi, rehin sözleşmesi, 27.01.2016 tarihli finansal kiralama ve kiracı değişikliği ve devri sözleşmesinin iptaline, bu sözleşmeler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, 04.04.2016 tarihli ... ortaklar anlaşmasının ve bunun eki kefalet sözleşmesi, rehin sözleşmesi, 18.09.2015 tarihli üçüncü şahıslar tarafından verilen hisse senedi rehin sözleşmesine ek 1 nolu protokolün iptaline, bu sözleşmelere dayalı yapılan tüm işlemlerin iptali ile bunlar nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, davalıların hileli işlemleri sebebiyle 04.04.2016 tarihli anlaşma uyarınca hukuka aykırı şekilde davacı ... ...'daki %52 oranındaki hissesinin %48'inin ...Ltd.Şti.'den, %2 ...'den, %2 hiseenin ise ...'ndan müvekkiline iadesi ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 19.ATM'nin 2022/439 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının sahibi olduğu ... Tic. Ltd. Şti. ile davalı şirket arasında alım satıma dayalı ticari ilişki olduğunu, 18.09.2015 tarihinde davacıya borç tasfiye sözleşmesi imzalatıldığını, ancak davalı tarafından bildirilen alacak iddiasının gerçek olmadığını, sözleşmenin hileli yollarla imzalatıldığını, ... Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde iddia edilen borçların kayıtlı olmadığını, sözleşmede 37.000.000,00 TL borcun yapılandırılması amacıyla davacı üzerinde baskı kurularak, davacının hissedarı olduğu ... A.Ş.'nin borca kefil olmasının sağlandığını, 27.01.2016 tarihli Finansal Kiralama Kiracı Değişikliği ve Devir Sözleşmesi ile ... A.Ş.'nin finansal kiralama sözleşmesi ile edindiği fabrika binasının tapusunun da devralındığını, 04.04.2016 tarihli ortaklar anlaşması ve bu anlaşmaya bağlı sözleşmeler ve taahhütnamelerin imzalatıldığını, şirketin %52 hissesinin ... A.Ş.’nin öngördüğü kişi ve şirkete devrinin gerçekleştirildiğini, davacı ... ’nün ... A.Ş. yetkililerinin yönlendirmesi ve baskısı neticesinde sözleşmede yer alan şekilde kendisine ait şirketlerin davalı ... A.Ş. ile birleşeceği düşüncesiyle ve yanılgı haliyle, borçlarının kapatılacağı inancıyla, hisse devrilerini yaptığını, hisse devri karşılığında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, usule aykırı şekilde şirket yönetiminden uzaklaştırıldığını, şirket yöneticilerine karşı sorumluluk davasının yanı sıra genel kurul kararının iptali ve yönetim kurulu kararlarının iptali davaları açıldığını, 25.05.2022 tarihinde düzenlenen Özel Amaçlı Raporda,18.09.2015 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesi ve bağlı eklerinde alacaklı taraf olarak görünen kişiler açısından sebepsiz zenginleşme koşulları oluşabileceği kanaatine varıldığını, bu rapor sonucunda davalının haksız şekilde edindiği ve davacının zarara uğratıldığı mal ve haklara ilişkin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak bu davanın açıldığını, davalının uhdesinde haksız ve hukuka aykırı sözleşme ve eylemler nedeniyle oluşan sebepsiz zenginleşme alacağın tespitinin istenildiğini ileri sürerek, İstanbul ... ilçesi, ... Ada, ... Parsel, ... ada, ... ... ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... Ada, ... Parsel, ... Bölüm, ..., ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 7 adet taşınmaz, İstanbul ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, ... Ada, ... Parsel, 39 Bölüm, Diyarbakır ... ilçesi, ... mahallesi, ... Ada, ... Parsel, 20 Bölüm, İstanbul ... ilçesi, ... Pafta, ... Ada, ... Parsel, Diyarbakır ... ilçesi, ... mahallesi, ... Ada, ... Parsel 32 bölüm olan taşınmazların satışa çıkarılması nedeniyle taşınmazlar üzerine "davalıdır" şerhi konulmasına, manevi baskı kurularak imzalatılan 18.09.2015 tarihli sözleşmeye dayalı olarak sözleşme nedeniyle davalı tarafından ele geçirilen ... Şirketinin %52 payı ve fabrika binası devrinin ve mal varlığının elden çıkarılması nedeniyle, davalının sebepsiz zenginleşme miktarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 12.ATM'nin 2022/630 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sahibi olduğu ... Tic. Ltd. Şti. ve davalının yöneticisi olduğu ... AŞ arasında alım satıma dayalı ticari ilişki bulunduğunu, ... AŞ yetkilileri ... Tic. Ltd. Şti.’nin borçlu olduğundan bahisle ... sahibi ... ile bir görüşme talep ettiğini, müvekkil ... de iyi niyetle bu görüşmeye katıldığını, müvekkile 18.09.2015 tarihli borç tasfiye sözleşmesinin imzalatıldığını, ancak, ... A.Ş. tarafından bildirilen alacak iddiasının gerçek dışı olduğunu miktarı da defter kayıtlarındaki gerçeklerden uzak ve son derece hatalı ve fahiş hesaplamalarla belirlenmiş bir borç üzerinden sözleşme hata ve hileli yollarla imzalatıldığını 27.01.2016 tarihinde imzalattırılan “Finansal Kiralama Kiracı Değişikliği ve Devir Sözleşmesi” ile ... AŞ'nin finansal kiralama sözleşmesi ile edindiği fabrika binasının tapusunun da devralındığını, 04.04.2016 tarihli ortaklar anlaşması ve bu anlaşmaya bağlı bir takım sözleşmeler ve taahhütnameler de imzalatıldığını, %52 şirket hissesinin ... A.Ş’nin öngördüğü kişi ve şirkete devri gerçekleştirildiğini tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, ... tarafından hatalı bilgilerle ve manevi baskı kurularak, müvekkilin aldatılması suretiyle 18/09/2015 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesi imzalatılması, bu nedenle de sözleşmeye dayanılarak ... tamamı müvekkile ait olan ...A.Ş'nin hisselerinden %52'sini ve fabrika binasını devralması ve müvekkilin tamamına sahip olduğu ... hile ve manevi baskılarla 37.000.000-TL borçlandırması, ... fabrika binası ve şirket merkezi olarak kullandığı taşınmazdaki sabit varlıklar ile stok, mal vs. değerlerine ... tarafından el konulduğundan ve ayrıca bahsedilen değerler ... tarafından elden çıkarıldığından iş bu haksız ve hukuka aykırı eylemler nedeniyle davalıda oluşan sebepsiz zenginleşmeye dayalı zarardan kaynaklanan belirsiz tutarlı tazminat alacağının, işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili, 20.09.2023 tarihli ihtiyati tedbir ve haciz talepli dilekçesinde özetle; mahkemeye sunulmuş olan, Arnavutköy Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünün ... sayılı ve 07.03.2023 tarihli cevap yazısı ile bağımsız bölümdeki hissenin ...'na devrolunduğundan talebin yerine getirilemediğini, talebe konu bağımsız bölümün ... Anonim Ortaklığına devir olmuş gözükmesi hususunun davalı tarafların yapmış oldukları muvazaalı işlemlerin bir neticesi olduğunu, talebe konu bağımsız bölümün davalılardan ... AŞye ait olduğunu, yapılmış olan sat-geri kirala sözleşmesi hükümleri gereği ... AŞ tarafından ... şirketine devredillip akabinde ... Şirketi tarafından ... AŞye kiralandığını, yapılmış işlemin muvazaalı olduğunu, talep konusu taşınmazların müvekkili ... ...AŞ'den ayrılması karşılığında ayrılma akçesi olarak müvekkili adına devir ve teslimi yapılmasına karar verilmiş olan taşınmazlar olduğunu, davalı tarafça ayrılma akçesi ödemekten kaçınmak amacı ile hileli işlemlere başvurularak hatta bu kötü niyetli saiklerine ilgili banka çalışanlarını da alet ederek, kötü niyetli olduğu son derece açık olan hileli işlemler ile müvekkilinden mal kaçırmak gayesiyle hareket ettiklerini, hal böyle iken, müvekkilinin yargılamanın öncesinde ve yargılama süreci devam ederken davalı taraflarca uğratılmış olduğu maddi ve manevi zararların boyutu düşünüldüğünde, daha fazla geri dönüşü zor veya imkansız zarar ve hak kaybına uğramaması adına, ilgili taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz veya davalıdır şerhi konulmasının son derece önemli olduğunu ileri sürerek, "... Mahallesi, ... ada, ... parsel ..., ..., ... ve ... nolu bağımsız bölümlerdeki" aslında davalı ... AŞ'ye ait olan bağımsız bölümdeki hisseleri üzerine müvekkilinin telafisi zor veya imkansız zararlara uğramaması adına ihtiyati haciz veya davalıdır şerhi eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalılar ... Ltd. Şti., ..., ... vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının daha önce başka bir davada görülüp sonuçlandığının, bu nedenle kesim bulunduğunu, zira İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2017/79 Esas sayılı dosyasıyla ikame edilen ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1217 Esas sayılı dosyasıyla birleşen davada 27/02/2017 tarihinde verilen 2017/154 Karar sayılı kararda davacının feragati nedeniyle davanın son bulduğunu, irade bozukluğu iddiasına dayanan davacının talepleri için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, ... Tic. Ltd. Şti’ nin bu davayı açmakta herhangi bir menfaati ve hakkı olmadığını, davacı sıfatına itiraz ettiklerini, davaya konu edilen 18.09.2015 tarihli “Borç Tasfiye Sözleşmesi” ile bu sözleşme eki olan “Kefalet Sözleşmesi” “Rehin Sözleşmesi”, 27.01.2016 tarihli “Finansal Kiralama Kiracı Değişikliği ve Devir Sözleşmesi” 04.04.2016 tarihli “... AŞ Ortaklar Anlaşması” ile bu sözleşme eki olan “Kefalet Sözleşmesi” “18.09.2015 tarihli Üçüncü Şahıslar Tarafından Verilen Hisse Senedi Rehin Sözleşmesine Ek-1 Nolu Protokol” ve “Taahhütname” ler altında müvekkili şirket kaşesinin bulunduğu yerde ... AŞ’yi temsilen davacı ...’nün imzası bulunduğunu, davacının ... ’nin yönetim kurulu başkanı sıfatıyla ve şirketin bütün elektronik şifrelerinin de kendi elinde ve kontrolünde olması sebebiyle, 04.04.2016 tarihli ortaklar anlaşmasına ve hukuka aykırı olarak her türlü kararı fiilen alıp, şirketi idare ettiğini, yönetim yetkisini kötüye kullandığını, kaçak ve sigortasız işçi çalıştırdığını, şirket ana sözleşmesi, iç yönerge ve imza sirkülerine aykırı olarak yetki aşımı yaptığını, şirket adına yönetim kurulu başkanı sıfatıyla tek imza ile senetler tanzim ederek şirketi piyasaya borçlandırdığını, davacı hakkında güveni kötüye kullanmaktan, resmi belegde sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, 04.04.2016 tarihli ... AŞ ortaklar anlaşması ve yasal mevzuata aykırı olarak 10.01.2017 tarihinde, ... AŞ’ye ait demirbaş, makine, ekipman ve bazı ürünleri ... AŞ fabrikasından çıkarıp başka bir yere gönderme girişiminde bulunduğunu, ayrıca ... AŞ’nin en büyük müşterisi olan ... AŞ’ye gidip, ... AŞ’nin ürünleri yerine, ... AŞ eski çalışanı ... adına kurduğu ve gizli ortağı olduğu ... AŞ’nin ürünlerini satmayı önerdiğinin tespit edildiğini, ... AŞ çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için davalı müvekkil ... şirketi iştiraki ... üzerinden ... AŞ’ye 08.12.2016 tarihinde 662.000,00 TL para gönderildiğini, davacının işçilerin maaş ödemeleri için gönderilen bu paraları işçilere ödemeyerek başka yerlere sarf ettiğinin tespit edildiğini, davacının, ... AŞ’nin ... Bankası AŞ Hadımköy Şubesindeki TL hesabından 08.03.2016 – 23.03.2016 tarihleri arasında toplam 10.780.000,00 TL’ yi şahsen aldığının ve şirkete iade etmediğinin tespit edildiğini, davacının hileli işlemlerle fiktif borçlar yarattığını, davacının imza ettiği anlaşmaların karşılıklı görüşülerek imzalandığını, hile ya da korkutmanın söz konusu olmadığını, davanın haksız olduğunu, ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. Birleşen davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının daha önce başka bir davada görülüp sonuçlandığının, bu nedenle kesim bulunduğunu, zira İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2017/79 Esas sayılı dosyasıyla ikame edilen ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1217 Esas sayılı dosyasıyla birleşen davada 27/02/2017 tarihinde verilen 2017/154 Karar sayılı kararda davacının feragati nedeniyle davanın son bulduğunu, irade bozukluğu iddiasına dayanan davacının talepleri için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, ... Tic. Ltd. Şti’ nin bu davayı açmakta herhangi bir menfaati ve hakkı olmadığını, davacı sıfatına itiraz ettiklerini, davaya konu edilen 18.09.2015 tarihli “Borç Tasfiye Sözleşmesi” ile bu sözleşme eki olan “Kefalet Sözleşmesi” “Rehin Sözleşmesi”, 27.01.2016 tarihli “Finansal Kiralama Kiracı Değişikliği ve Devir Sözleşmesi” 04.04.2016 tarihli “ ... AŞ Ortaklar Anlaşması” ile bu sözleşme eki olan “Kefalet Sözleşmesi” “18.09.2015 tarihli Üçüncü Şahıslar Tarafından Verilen Hisse Senedi Rehin Sözleşmesine Ek-1 Nolu Protokol” ve “Taahhütname” ler altında müvekkili şirket kaşesinin bulunduğu yerde ... AŞ’yi temsilen davacı ...’nün imzası bulunduğunu, davacının ... AŞ’nin yönetim kurulu başkanı sıfatıyla ve şirketin bütün elektronik şifrelerinin de kendi elinde ve kontrolünde olması sebebiyle, 04.04.2016 tarihli ortaklar anlaşmasına ve hukuka aykırı olarak her türlü kararı fiilen alıp, şirketi idare ettiğini, davanın haksız olduğunu, ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz ve tedbir talebini değerlendirdiği 21.09.2023 tarihli ara kararında; "6100 sayılı yasanın 389 ve devam maddeleri gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. (Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S. 873) HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış,ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 877). 2004 sayılı Yasanın 72/3.maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.Somut durumda talep dilekçesi incelendiğinde; belirsiz alacak davası konusu yapılan alacak talebinden alacağın yargılamayı gerektirmesi, yaklaşık ispatın yerine getirilmemesi nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiği; ihtiyati tedbir açısından ise taşınmazın davalı adına kayıtlı olmadığı anlaşılmakla taraf olmayan kişinin taşınmazı üzerine tedbir konulamayacağından reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz ve tedbir talep eden asıl ve birleşen davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalılar tarafından müvekkilinin " ... A.Ş.deki hisse devirlerinin %52lik kısmını" devirden önce müvekkilinin sahibi olduğu ... AŞ'nin adına tapuda "... ... Mah. ... Sk. No: ... ... San. Böl. ... ada, ... parsel Arnavutköy/ İSTANBUL" adresinde kayıtlı fabrika binasının ele geçirilmesi planının ortaya konulduğunu, varlığı iddia edilen borç ile ilgili olarak ilk önce müvekkilinin hisselerine kefalet ve akabinde rehin konulması işlemlerinden sonra, davalı ... AŞ'nin fabrika binasını ele geçirmesinin sağlandığını, bu sebeple davalı ... AŞ'nin finansal kiralama sözleşmesi ile ... AŞ'den leasing yöntemi ile satın alınan bu taşınmazın kendilerine devrinin yapılması için 27.01.2016 tarihinde "Finansal Kiralama Kiracı Değişikliği ve Devir Sözleşmesi" imzalatılmıştır. İşbu sözleşme ile, o zamana kadar müvekkili tarafından ödenen kira bedelin müvekkiline ödenmeksizin geri kalan kira borç tutarının davalıların bağlı bulunduğu davalı ... AŞ tarafından ödenerek, işbu fabrika binasının tapusunun hukuka aykırı şekilde devralındığını, davacın o dönemde içerisinde bulunduğu baskı, davalıların manipülatif tavırlarının etkisi altında kendisine sunulan her türlü belgeyi imzaladığını, yine üzerinde kurulan baskı nedeniyle zararına olacak şekilde ne denildiyse yaptığını, davalıların kefalet ve rehin sözleşmeleriyle adeta "KELEPÇELEME YÖNTEMİ" uygulayarak müvekkiline her istediklerini yaptırdıklarını, bu nedenle "a-18.09.2015 tarihli "Borç Tasfiye Sözleşmesi" ile, 18.09.2015 tarihli "Borç Tasfiye Sözleşmesi" nin eki olan "Kefalet Sözleşmesi" ile 18.09.2015 tarihli "Borç Tasfiye Sözleşmesi" nin eki olan "Rehin Sözleşmesi", 18.09.2015 tarihli "Borç Tasfiye Sözleşmesi"nin eki olan 27.01.2016 Tarihli "Finansal Kiralama Kiracı Değişikliği ve Devir Sözleşmesi" dahil tüm eklerinin, 04.04.2016 tarihli "... A.Ş. Ortaklar Anlaşması", 04.04.2016 tarihli "... A.Ş. Ortaklar Anlaşması" nın eki olan "Kefalet Sözleşmesi", 04.04.2016 tarihli "... A.Ş. Ortaklar Anlaşması" nın eki olan "18.09.2015 tarihli Üçüncü Şahıslar Tarafından Verilen Hisse Senedi Rehin Sözleşmesine Ek-1 Nolu Protokol", 04.04.2016 tarihli "... A.Ş. Ortaklar Anlaşması" nın eki olan "Taahhütname" dahil tüm eklerinin", hukuka ve taraflar arasındaki gerçek ticari ilişkiye aykırı olması sebebiyle iptaline ve yapılan işlemlerin eski hale iadesine; müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, işbu anlaşmalar gereğince müvekkil ... tarafından ... A.Ş.deki davalılara devredilen %52 oranındaki hisseye ilişkin hisse devir işleminin iptali ile hisselerin müvekkile iadesi ile adına kayıt ve tescili talebiyle huzurdaki davanın ikame edildiğini, yargılama süreci devam ederken "... Mahallesi, ... ada, ... parsel ..., ..., ... ve ... nolu bağımsız bölümlerdeki" aslında davalı ... AŞ'ye ait olan bağımsız bölümdeki hisseleri üzerine müvekkilinin telafisi zor veya imkansız zararlara uğramaması adına ihtiyati haciz veya davalıdır şerhi eklenmesi talebinin kabul görmediğini, davalıların esasen hukuka aykırı şekilde adlarına tescil ettirdikleri taşınmaz mülkiyetini bu şekilde hukuka aykırı biçimde 3. bir firmaya devir ve tescil ederek hukuka aykırı işlemlerini sürdürdüğünü, mülkiyetin gerçekte davalıya geçmiş olmasının sadece şeklen hukuka aykırı şekilde bir tescil yapılmış olması sebebiyle; dava dışı firmaya yapılan devrin de son derece geçersiz olduğunun açık olduğunu, bu suretle taşınmazın bir kez daha el değiştirmesinin engellenmesine yönelik haklı taleplerinin kabul edilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece, davanın belirsiz alacak davası olması alacağın yargılamayı gerektirmesi hususunu gerekçe olarak belirtmiş ise de dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olsa da somut olayda mevcut bir alacak olduğu açık olduğunu, keza dava devam ederken alacak miktarının belirlenmesine müteakip talep artırımı yapılabileceğini, konuya ilişkin olarak belirsiz alacak davasında ihtiyati haciz uygulamasının yapıldığına ilişkin olarak Yargıtay kararları mevcut olduğunu, tescilin tamamen şekli olarak yapılmış son derece hukuka aykırı bir işlem olduğunu, mahkemece ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir hususları hakkında hatalı gerekçe ile hatalı hüküm kurulduğunu, ihtiyati tedbir talebinin şartları incelenirken yaklaşık ispatın varlığı yeterli olacağını, mal kaçırmak amacıyla yapılmakta olan hile işlemler silsilesinin bir neticesi olarak "... Mahallesi, ... ada, ... parsel ..., ..., ... ve ... nolu bağımsız bölümlerdeki" aslında davalı ... AŞ'ye ait olduğunu, yapılmış olan sat-geri kirala sözleşmesi hükümleri gereği ... AŞ tarafından ... Anonim Ortaklığı Şirketine devredildiğini, davacının daha fazla zarara uğramaması ve telafisi zor veya imkansız zararların meydana gelmemesi adına taleplerinin kabulü ile ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ..., ..., ... ve ... nolu bağımsız bölümlerdeki ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir veya davalıdır şerhi eklenmesine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz ve tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, 18.09.2015 tarihli borç tasfiye sözleşmesi ve eklerinin, 04.04.2016 tarihli ... ortaklar anlaşması ve eklerinin iptali ile bunlar nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı ... ....Yapı'daki %52 oranındaki hissesinin davalılar adına olan kaydının iptali ile davacı adına tesciline; birleşen davalar ise sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve birleşen davada davacılar vekili 20.09.2023 tarihli dilekçesi ile ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ..., ..., ... ve ... nolu bağımsız bölümlerin aslında davalı ... AŞ'ye ait olduğunu, bunların muvazaalı şekilde ...'na devrolunduğunu, bağımsız bölümdeki hisseler üzerine müvekkilinin telafisi zor veya imkansız zararlara uğramaması adına ihtiyati haciz veya davalıdır şerhi eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İİK'nın 257. maddesinde, ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent hâlinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. maddesi hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayın incelenmesinde; talep eden davacının tespitini talep ettiği alacak sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmaktadır. Dava dilekçesi ile istinaf başvurusunda, davanın ortağı olduğu şirket adına dava dışı ... şirketi yetkililerince fiktif borçlar oluşturulduğu, aslında var olmayan borçlara ilişkin olarak hile ile davacının muvafakatinin alındığı, bu kapsamda davacının mal varlığında bulunan şirket paylarının ve taşınmazlarının hileli şekilde davacıdan alınması nedeniyle, davalı nezdinde oluşan haksız ve sebepsiz zenginleşmenin tespiti talep edilmiştir. Asıl dava, sözleşmelerin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine; birleşen davalar ise davalıların sebepsiz zenginleştiği iddiasına dayalı alacağın tespiti istemine ilişkindir. Asıl ve birleşen dava dilekçelerinde sözleşmenin kuruluşu aşamasındaki irade sakatlığı hallerinden olan hile, korkutma ve aşırı yararlanma hukuki nedenine dayanılarak talepte bulunulmuştur. İİK'nın 258/1. maddesinde, alacaklının alacağını ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu düzenlenmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Kanaat getirecek delillerden kastedilen hiç şüphesiz ki kesin delil değildir. Talep konusu alacağa yaklaşık ispat ölçüsünde delil sunulması gerekir. Davanın tek yanlı anlatımı ile oluşturulan olay örgüsü delil niteliğinde olmayıp, anlatılan olay örgüsünün maddi ve hukuka uygun delillere kanıtlanması gerekir. Ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat bulunmadığına ilişkin mahkemenin gerekçesi yerinde olup, yargılama aşamasında yaklaşık ispat koşullarının oluşması ve talep halinde ihtiyati haciz talebi her zaman ileri sürülerek değerlendirilebileceğinden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki ihtiyati haciz konulması istenen taşınmazların da davalılar adına kayıtlı olmadığı görülmektedir. Asıl ve birleşen davada davacı vekili davalıdır şerhi konulması talebinde de bulunmuştur. Bu talep de niteliği itibariyle bir ihtiyati tedbir talebidir. HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir " hükmünü, 390/3 maddesi ise '' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda, davacının davasının, sebepsiz zenginleşmeye dayalı zarardan kaynaklanan belirsiz tutarlı tazminat alacağının, işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak tespiti istemine ilişkin olup üzerine tedbir konulması talep edilen taşınmazların dava konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez. İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Bu nedenlerle mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin gerekçesi de usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle; dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 ile İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin 22.09.2023 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 ile İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından yatırılması gereken 269,85 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irad kaydına; bakiye 89,95 TL istinaf karar harcının asıl ve birleşen davada davacılar tarafından tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 ile İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.12.2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38