SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2023/1280 E. 2023/1540 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1280

Karar No

2023/1540

Karar Tarihi

5 Ekim 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1280

KARAR NO: 2023/1540

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11.04.2023

NUMARASI: 2022/605 E. - 2023/337 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süreden sonra açılması nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında Taşıma Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, Taşıma Hizmet Sözleşmesiyle Taşıyıcı, eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi; buna karşılık, gönderenin ise taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanacağını, sözleşmede mesafeye göre ulaştırma saatleri, müvekkili şirket ve davalının diğer yükümlülükleri, ücret tarifesi ve ödeme şekli, uyuşmazlık durumunda yetkili mahkeme hususları belirtildiğini, davalının, müvekkili şirket tarafından taşıma hizmetine karşılık kendi üzerine düşen edimi ifa etmeyip ödenmesi gereken fatura bedellerini ödemediğini, müşteri cari hesap ekstresinde de görüleceği üzere ödenmeyen fatura bedellerinin toplam tutarının 63.316,80-TL olduğunu, müvekkili şirket tarafından davaya konu alacağın tahsili için davalı taraf ile defalarca iletişime geçilmiş olsa da davalının borcunu ödemediğini, bunun neticesinde müvekkili şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla takibe konu alacak için icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı tarafından ödeme emrine haksız şekilde itiraz edildiğinden takip durduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama olarak sonuçlandığını belirtilerek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Taraflar arasında imzalanan sözleşmede kargo bedeli artışına ilişkin bir hüküm bulunmamadığını, ayrıca artış yapılmasına ilişkin taraflar arasında herhangi bir mutabakat bulunmadığı gibi müvekkili şirkete herhangi bir bilgilendirme de yapılmadığını, dava konusu faturaların sözleşmeye uygun düzenlenmediğinden taraflar arasında uyuşmazlık çıktığını, müvekkili şirketin dava konusu faturaların sözleşmeye aykırı düzenlendiğini fark ettikten sonra durumun davacı şirkete iletildiğini, davacı şirketin Sakarya Bölge Sorumlusunun söz konusu hatanın düzeltileceğini belirtmiş olmasına rağmen herhangi bir dönüş sağlanmadığını, davacı tarafça 30.06.2020 tarihli e-mailde 31.05.2020 tarihi itibariyle 78.758,31 TL borç bakiyesi konusunda mutabakat talep edildiğini, davanın usule, yasaya, hukuka aykırı ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu savunarak davanın reddi ile davacının %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İİK'nın 67.maddesi gereğince, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Görüldüğü gibi yasa koyucunun amacı itirazın iptali davasının tebliğ tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmasıdır. İtiraz tebliğ edilmemesine rağmen alacaklı vekilince dosyada bir kısım işlemlerin yapılmış olması öğreti ve uygulamada tebliğ olarak değerlendirilmemiştir. Ancak, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2014 tarih ve 2014/315 -13132 E.K. sayılı ilamı ile 07.03.2022 tarih ve 2020/7345 Esas, 2022/1585 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, " İİK'nın 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının açılması için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının alacaklıya veya vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlar. Somut olay bakımından alacaklının ticaret mahkemesinde itirazın iptali isteminde bulunduğu tarih (24/02/2021) itibariyle itiraz dilekçesini tebellüğ ettiği ve borçlunun itirazını bütün unsurlarıyla öğrendiğinin kabulü gerekir. Bu durumun aksinin kabulü, TMK'nın 2.maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olacağından Bu durumda iş dav anın tarihi dikkate alınarak (01/09/2022) davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle..." gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süreden sonra açılması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın usulden reddi yönünden hüküm kurulduğunu. İİK 67.maddesinde yer alan sürede açılmaması sebebiyle ret kararı verildiğini, kanun maddesinde sürenin tebliğ tarihi ile başlayacağına dair emredici bir hüküm yer aldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde davalı tarafın icra takibine itirazının müvekkili şirkete hiçbir şekilde tebliğ edilmediğini, hak düşürücü sürenin itirazın alacaklı veya vekiline tebliğ ile başlayacağını mahkemece tebliğ edildiğinin kabulü yönünden karar verildiğini, hukuk kuralları çerçevesinde bu kabulün mümkün olmadığını, mahkeme tarafından hukuk yaratma yoluna gidilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini, yasada boşluğun söz konusu olmadığını, bir yıllık hak düşürücü sürenin İİK'nın 67. maddesi gereğince itirazın icra takibine itiraz edilen taraf veya vekiline tebligat ile işlemeye başlayacağını, mahkeme tarafından emredici kanun hükmü ve Yargıtayın yerleşik olarak benimsediği görüşe aykırı olarak davanın süre yönünden reddedildiğini, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süreden sonra açılması nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, icra takibinin varlığı, davacı tarafça iş bu davadan önce İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/124 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasının açıldığı, açılan dava hakkında 06.07.2022 tarihinde HMK'nın 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacının iş bu itirazın iptali davasını 01.09.2022 tarihinde açmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, İİK'nın 67. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin başlangıç tarihidir. Dosya kapsamından, davacı tarafça davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada 27.07.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, icra takibinin davalı borçluya 29.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı şirket tarafından 24.02.2021 tarihinde İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/124 Esas sayılı dosyasında aynı takip nedeniyle itirazın iptalini davasını açtığı, 06.07.2022 tarihinde dava hakkında HMK'nın 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına dair karar verildiği, davacı tarafça bu kez iş bu davanın açıldığı, icra takip dosya örneğinde davalı borçlunun itirazının davacı alacaklıya tebliğine dair herhangi bir tebligat parçasının bulunmadığı, tebliğ edildiğine ilişkin aksine bir iddianın da mevcut olmadığı anlaşılmıştır. İİK’nın 67. maddesinde itirazın iptali davasının açılabilmesi için öngörülen bir yıllık süre ise hak düşürücü nitelikte olup itirazın tebliği tarihinden itibaren başlamakla birlikte, bu davanın itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden de açılmasına engel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. İtirazın alacaklıya tebliğ edilmemesi, sadece İİK’nın 67. maddesindeki sözü edilen hak düşürücü sürenin başlamasına engel teşkil eder niteliktedir. İİK’nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davası bir süreye tabi olup alacaklı, bu davayı, itirazın kendisine (varsa, vekiline) tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Bir yıllık süre içinde açılan dava, teknik anlamda bir itirazın iptali davasıdır ve ancak bir yıl içinde açılan davanın kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine, alacaklı, itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini (yani haciz) isteyebilir. İcra inkâr tazminatına da, yalnız bir yıl içinde açılmış olan itirazın iptali davasında hükmedilebilir. Alacaklı bir yıl içinde itirazın iptali davası açmazsa, yaptığı ilamsız takip düşer. Fakat bir yıllık süreyi geçiren alacaklının, genel hükümlere göre alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Yani alacaklı, alacağı zamanaşımına uğramadığı sürece, genel mahkemelerde bir alacak (tahsil) davası açabilir. Ancak alacaklı böyle bir dava sonucunda alacağı ilam ile eski (düşmüş olan) ilamsız icra takibine devam edilmesini isteyemez; yalnız ilamlı icra takibi yapabilir. Bir yıl içinde itirazın iptali davası açılması ile derdest olan ve itiraz ile durmuş bulunan icra takibi iptal edilmiş olmaz; bilâkis, takip durmakta devam eder. Davayı kazanan alacaklı, mahkemeden alacağı ilâm ile itiraz üzerine durmuş olan ilamsız takibe devam edilmesini (haciz) isteyebilir. Dava devam ettiği sürece, bir yıllık haciz isteme süresi işlemez (Kuru, s. 255). Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden önce de, itirazın iptali davası açabilir. Gerçekten de alacaklı, itirazın iptali (İİK, m. 67) veya kaldırılması (İİK, m. 68-68a) yoluna başvurabilmek için, ödeme emrine itiraz edildiğinin kendisine tebliğ edilmesini beklemek zorunda değildir. Ne var ki, bir yıllık itirazın iptali davası açma süresi ve altı aylık icra mahkemesine başvurma süresi, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar (İİK, m 67/I) ( Yavuz, N: İtirazın İptali ve Tahsil (Eda) Davası, Ankara 2007, s.168). Açıklanan bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, alacaklı tarafından itirazın iptali davasının, borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması zorunludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli ve 2013/11-360 E., 2013/1605 K. sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir. İİK’nın 67. maddesinde gösterilmiş olan süre hak düşürücü süredir. Hak düşürücü süre hak sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde belirlenen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkın sona ermesi sonucunu doğuran süredir. Hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlenmesi asıldır. Tarafların sözleşme ile hak düşürücü süreleri belirlemeleri, bu süreleri değiştirmeleri veya ortadan kaldırmaları mümkün değildir Hak düşürücü süreler hakkı tamamen sona erdiren, yok eden, düşüren sürelerdir. Hak sahibi alacaklı kanunla veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmadığı takdirde o hak tamamen ortadan kalkmakta, silinmekte düşmektedir. Artık o hakkın istenmesi, dava ve takip edilmesi mümkün değildir.Hak düşürücü sürenin sonunda hakkın sona ermesi için karşı tarafın borçlunun bir eylem veya işlem yapmasına gerek yoktur. Hak düşürücü süre geçmekle kendiliğinden son bulur (Tekinay/Akman/ Burcuoğlu/Altop: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 2, İstanbul, 1985-1988, s. 1385 vd , Reisoğlu, S.: Genel Hükümler, İstanbul, 2002, s. 348).Hak düşürücü süreler itiraz niteliği taşırlar. Taraflar hak düşürücü süreyi davanın her aşamasında hatta kararın bozulmasından sonra da ileri sürülebilirler. Ayrıca hak düşürücü sürelerin incelenmesi tarafların iradelerine bırakılmamıştır. Hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması, araştırma ve inceleme konusu yapılması gerekmektedir (Feyzioğlu, N. Feyzi: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1-2, İstanbul 1976, s. 521). Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça iş bu davadan önce İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/124 Esas 2022/475 Karar sayılı dosyasında davalının icra takibine yapmış olduğu itirazı nedeniyle 24.02.2021 tarihinde itirazın iptali davasını açmıştır. Davadan önce 11.02.2020 tarihinde ise arabuluculuk süreci başlatılmıştır. Bu durumda her ne kadar davacıya davalı borçlunun itirazına ilişkin tebligat yapılmamış ise de davacının 11.02.2020 arabuluculuk başvurusu anında veya en geç itirazın iptali davasını açtığı 24.02.2021 tarihinde itirazdan haberdar olduğunun kabulü gerekecektir. Çünkü yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için davalı borçlunun borca itiraz etmiş olması gerekir. Davacının bu tarihi itibariyle itirazdan haberdar olup dava açmış olması karşısında, İİK 67.maddesi kapsamında borçlunun itirazının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği ve hak düşürücü sürenin işlemediği gerekçesiyle iş bu davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğuna dair iddiası TMK'nın 2. maddesinde yer verilen dürüstlük kuralıyla uyumlu olmayacaktır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 77,85‬ TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.05.10.2023

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınİptaliKaynaklı)özetiSözleşmesisavunmalarınınistinafdereceistanbul(Taşımagerekçesebepleriİtirazınkanunincelemekararınınileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim