SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2023/1406 E. 2023/1539 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1406

Karar No

2023/1539

Karar Tarihi

5 Ekim 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1406

KARAR NO: 2023/1539

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04.04.2023

NUMARASI: 2022/6 E. - 2023/142 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Deniz yoluyla yük taşımadan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen hükme karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait emtiaların taşınmasının müvekkili tarafından organize edildiğini, emtiaların 07.01.2020 tarihinde ... isimli gemiye yüklendiğini, deniz taşımasının ... tarafından yapıldığını ve taşımaya ilişkin ... no.lu konşimentonun tanzim edildiğini, emtiaların 20.02.2020 tarihinde varış limanına ulaştığını ancak alıcısı tarafından çekilmediğini, emtianın limanda bekletilmesi nedeniyle ardiye, demuraj ücreti ve sair nakliye masrafları oluştuğunu, oluşan masrafların ve sonraki süreçte masrafların artacağının davalıya bildirildiğini, bu bildirimlerin davalı tarafından değerlendirilmediğini, oluşan masraflar için fiili taşıyan ... tarafından müvekkili adına fatura tanzim edildiğini, fatura bedelinin müvekkili tarafından fiili taşıyana ödendiğini, müvekkili tarafından ödenen tutarın davalıya yansıtılarak davalı adına fatura tanzim edildiğini, müvekkilinin davalıdan 13.309,63 USD alacağının oluştuğunu, alacağın tahsili için davalı aleyhine, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, yapılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını işbu itirazın iptali davasını açtıklarını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili tarafından Bangladeş'te bulunan ... firmasına 22.000 USD / FOB bedel ile 100.000 KG kuru soğan satışı yapıldığını, satışı yapılan emtia için menşei şahadetnamesi, bitki sağlığı sertifikası alındığını ve Mersin Gümrük Müdürlüğünün 03.01.2020 tarihli ... no.lu gümrük beyannamesi ile tescil edildiğini, navlun hususunda davacı ile Bangladeş'te bulunan ... firmasının anlaştığını, TTK 1207. Maddesine göre gönderilen eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmaz ise taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü olduğunu, uyuşmazlık konusu emtiaların taşıma işleminin, alıcı ... ile taşıyan arasında gerçekleştiği hususu dikkate alındığında, navlun ve diğer alacakların, taşıtan sıfatına haiz olan ...'dan tahsil edilmesi gerektiğini, gönderen sıfatına haiz müvekkili firmadan talep edilmesinin mümkün olmadığını, uyuşmazlığa konu emtiaların alıcısı tarafından çekilmemesinden dolayı oluşan demuraj, ardiye ve sair nakliye masraflarının, taşıtan sıfatına haiz ... adlı firmadan talep edilmesi gerekirken navlun sözleşmesinin tarafı olmayan müvekkilinden talep edilmesinin yasal ve yerinde olmaması nedeniyle davanın husumet yönünden reddine, davacı firma vekilinin dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği faturalar ile ihtarnamelerin dayanağını teşkil eden yazılı sözleşme ibraz edilmemesi nedeniyle söz konusu belgelerin müvekkili yönünden herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığının nazara alınarak davanın reddine, müvekkili lehine İİK 67/2 maddesi uyarınca reddedilen meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile vekalet ücretine hükmedilmesi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Navlun sözleşmesinin tarafları taşıyan ve taşıtan olup, TTK madde 1207 uyarınca navlun ücreti ile genel olarak navlun teferruatı olarak nitelendirilen masrafların borçlusu taşıtandır. Davaya konu alacak navlunun teferruatı niteliğinde olduğundan gönderilenin yükü teslim almaması nedeniyle meydana gelen masraflardan taşıtan sorumlu olacaktır. Buna göre davacının taşıma edimini kime karşı üstlendiğini tespiti gerekmektedir. Dosyaya taraflar arasında düzenlenmiş bir navlun sözleşmesi sunulmamıştır. Bu durumda konişmento hükümleri, taşınan emtiaya ilişkin satım şekli ve navlun bedelinin kimden tahsil edildiği önem arzetmektedir. Dosyaya sunulan mal faturasından taşınan yüke ilişkin satım sözleşmesinin FOB teslim şekli ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu satım şeklinde navlun sözleşmesinin kurulması ve navlun bedelinin ödenmesi alıcıya ait olup gönderilen aynı zamanda taşıtan konumundadır. Taşımaya ilişkin düzenlenen deniz yük senedinde de satım şekli ile uyumlu olarak “Freight Collect” yani navlunun varma yerinde alıcı tarafından ödeneceğine ilişkin kayıt bulunmaktadır. Yine taşıtanın tespiti bakımından taşımaya ilişkin navlun faturasını sunmak üzere davacı tarafa süre verilmiş ise de navlun faturası sunulmamıştır. Kaldı ki davacı tarafın navlun bedelinin davalı tarafından ödendiği yönünde bir iddiası da bulunmamaktadır. Davacı taraf taşımanın tüm aşamalarında davalı ile iletişime geçildiğini belirterek buna ilişkin bir kısım mail yazışmaları sunmuş ise de bu yazışmalarda taşımanın davalıya karşı üstlenildiği yönünde bir açıklık bulunmamaktadır. Konişmento kayıtları ve satım şekli karşısında taşımanın aşamalarında yükleten konumundaki ihracaatçı ile iletişime geçilmesi ve yükleme talimatı verilmesi davalıyı taşıma ilişkisinin tarafı haline getirmeyecektir. Bu açıklamalara göre davalının dava konusu taşıma ilişkisinde taşıtan sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davada bilirkişi raporu dahi müvekkilinin taşıyan gibi değerlendirilmeye çalışıldığını, navlun faturası araştırmasına girildiğini, bunun oldukça hatalı olduğunu, taşıma işleri organizatörü olan müvekkilinin TTK 926.maddesi gereğince taşıyan sayılması ve buna dair hukuki rejimin müvekkiline uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin taşıma işleri organizatörü olarak davalının hak sahibi olduğu yüke ilişkin varma yerinde yükün boşaltılması mümkün olmadığından oluşan demuraj-detention-imha masrafları dahil tüm masrafları üstlendiğini, bu masrafların üstlenilmesine karşılık davalının yapılan masrafları müvekkiline ödemesinin TTK ve taşıma işleri organizatörlüğü yönetmeliği gereğince bir zorunluluk olduğunu, navlun faturasının bulunmamasının ret gerekçesi olamayacağını, müvekkilinin navlun düzenleme zorunluluğunun olmadığını, davalının hak sahibi olduğu yüke ilişkin varma yerinde yapılan masrafları ödememesine yönelik taleplerinin haklı ve yerinde olduğunu, müvekkilinin taşımada taşımayı organize eden sıfatıyla yer aldığını, olayda davalının ihracatçısı olduğu yüklemenin Mersin'den Chittagong'a olacak şekilde OOCL hattı ile yapılacak taşımayı organize ettiğini, TTK 926.maddede taşıma işleri komisyoncusunun eşyanın taşınmasını bizzat üstlenebileceği, bu hakkını kullanması halinde taşımadan doğan haklar ve yükümlülükler yönünden taşıyıcı veya taşıyan sayılacağı bu durumda kendi faaliyeti için isteyeceği ücretin yanı sıra olağan taşıma ücretinin de belirtildiği, bu nedenle forvarderin navlun faturasını düzenleme zorunluluğunun bulunmadığını, navlun bedelinin kim tarafından kime ödendiği hususunun dava konusu masraflara yönelik kesilen fatura ile ilgilisi bulunmadığı gibi bu bedellerin birbirine bağlı olmadığını, taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesinin geçerliliği için herhangi bir şekle uyulmasına gerek olmadığının yargı kararlarında işaret edildiğini, sözleşmenin kurulduğunun açık bir şekilde ortada olduğunu, mahkeme tarafından dosyadaki yazışmaların gereği gibi yorumlanamadığını, bunun sebebinin görevlendirilen gemi kaptanı bilirkişinin taşıma işleri organizatörlüğü konusunda uzmanlığa sahip olmaması olduğunu, gönderilen şirketin yükün teslimini talep etmediği ve ordinoyu teslim almadığı için bu masrafın muhatabı olamayacağını, müvekkilinin masrafları talep etmesinin kanun gereği olduğunu, FOB satış şeklinin satıcı-davalının alıcısı ile arasındaki sözleşmenin ifasına yönelik olduğunu, müvekkili ile olan ilişkisinde kanun hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğini, alacağın dayanakları ve imha tutanaklarının dosyaya sunulmasına rağmen değerlendirilmediğini, 10.11.2022 tarihli ara kararı da istinaf sebebi yaptıklarını, usul ekonomisi ilkesine açıkça aykırı olduğunu, mahkeme tarafından 10.11.2022 tarihli ara karar ile imha tutanaklarının dosyaya sunulmasının istenildiğini, ara karar doğrultusunda Bengalce düzenlenen imha tutanaklarının bir ayda temin edilebildiğini ve oldukça maliyetli bir şekilde Türkçe'ye tercüme yaptırıldığını, daha sonra bu tutanakların hiç değerlendirilmediğini, HMK'nın 30. maddesi gereğince hâkimin yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir şekilde yürütülmesi ile gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bangledeş'te yerleşik firma ile 16.11.2019 tarihli proforma fatura muhteviyatı 200.000 kg kuru soğan cinsi eşyanın 44.000,00 USD / FOB bedelle peşin ödemeli akreditifle satışı hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin ticarete konu eşya ile hiçbir hukuki sorumluluğunun kalmadığını, TTK 1207 maddesinde yer alan gönderilenin eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmaması halinde taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiğini, dava konusu olayda taşıtanın navlun sözleşmesi yapan Bangladeş'teki alıcı firma olduğunu, mahkemenin davayı pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararında isabetsizlik bulunmadığını, davacının navlun sözleşmesi ve faturasını sunmak zorunda olduğunu, sözleşme ve fatura ibraz edilmediğini, dosyaya ibraz edilen mail ve watsapp yazışmalarının davacı vekilinin iddialarını doğrular nitelikle olmadığını, İİk67/2 maddesi uyarınca reddedilen miktarın %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminat taleplerinin reddedildiğini, mahkemece gösterilen koşulların oluşmadığı şeklindeki gerekçenin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ile davalı arasında yapılmış bir navlun sözleşmesi olmadığı halde davacının müvekkili şirketi olaya dahilmiş gibi göstererek icra dairesini vasıta kılmak suretiyle navlun ücretini müvekkili şirkette tahsil etmeye çalışmasının olayda kötü niyetli olduğunun en somut göstergesi olduğunu iddia ederek, kötü niyet tazminatının reddine yönelik kararın ortadan kaldırılmasını ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklı faturalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflara arasında, yurt dışı taşımanın gerçekleştirildiği, davacı şirketin taşıma işleri organizatörü, davalı şirketin ise gönderici ihracatçı şirket olduğu, davacı tarafça navlun faturası veya herhangi bir sözleşmenin düzenlenmemiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, taşıma işleri organizatörünün demuraj bedeli, ardiye ücreti gibi ücretlere talep hakkının olup olmadığı ,mahkemenin ara kararının usul ekonomisine uygun bulunup bulunmadığı ile davanın ret kararı ile birlikte davalının İİK 67.maddesi gereğince kötü niyet tazminat hakkının olup olmadığı buna ilişkin kararın isabetli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, konşimentoda navlunun varış limanında ödeneceğinin kayıt edildiği, göndericinin davalı, alıcının dava dışı ... Limited emrine olduğu, davalının konşimento kayıtlarında gönderici olarak gözüktüğü, konşimentonun ... emrine düzenlenmiş olduğu, davalı tarafından Bangladeş'te bulunan firmaya satılan kuru soğan emtiasının 4 adet konteyner içerisinde Mersin Limanından Chitagong Limanına taşınmak üzere 07.01.2020 tarihinde ... isimli gemiye yüklendiği taşımaya ilişkin konşimentonun tanzim edildiği, emtianın 16.06.2020 tarihinde varış limanına ulaştığı, yük alıcısının emtiayı teslim almaması nedeniyle oluştuğu iddia edilen demuraj, ardiye ve sair taşıma masrafları için OOCL limited ... tarafından davacı adına 11.02.2021 tarihli 5.352,00 USD 6.037,63 USD ve 1.920,00 USD tutarlı faturaların tanzim edildiği, dava dışı fiili taşıyan tarafından davacı adına tanzim edilen 10.03.2021 tarihli 02.07.2021 ile 10.03.2021 tarihli 07.05.2021 faturaların 01.04.2021 tarihinde ödendiği, dosyaya banka dekontlarının ibraz edildiği, davacı şirket tarafından davalı tarafa 04.09.2020 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnameyi gönderdiği, ihtarnamede ihracaat yükünün varma adresine varmış olmasına rağmen tahliye edilmeyerek limanda bekletildiği, durumun defaten bildirilmesine rağmen bir işlem yapılmadığı, malın teslim alınmaması sebebiyle tahakkuk eden demuraj ücreti, depolama bedeli, liman masrafları ve sair masraflarının oluştuğu ve devam ettiği, gönderenin yüklenici olarak TTK 1207 maddesi gereğince ödemekle yükümlü olduğunu belirtilerek şimdilik demuraj bedeli 12.624,00 USD'nin ilgili mevzuat ve konvansiyon hükümleri uyarınca ödenmesini ihtar ettiği, 24.09.2020 tarihli noter ihtarında ise ardiye ücreti 11.624,00 USD ve demuraj bedeli 98.544,00 USD'nin ödenmesinin ihtar edildiği, davacı şirket tarafından davalı adına faturalar düzenlendiği, ihtarname ile gönderilen faturaların davalı tarafça itiraz edildiği, davacı şirketin faturaların tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında toplam 13.309,63 USD alacağın tahsili amacıyla 13.07.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği, itiraz dilekçesinde fatura içeriğinin müvekkili firmanın Bangladeş'te yerleşik olan firmaya ihracat etmiş olduğu emtiaların taşınma işlemleri ile alakalı olduğu, ihracata konu emtiaların ihracatçı müvekkili tarafından alıcı firmaya FOB teslim şekliyle satışı yapılan emtialar olduğundan taşıma işlemlerinin doğrudan Bangladeş'teki şirket tarafından yapıldığını, FOB teslim şekli ticarette taşıma işlemlerinden alıcının sorumlu olduğunu, ihracatçı firma olan müvekkili firmanın taşıma işlemleri ile alakalı olarak alacaklı görünen davacı ile herhangi bir anlaşmasının bulunmadığını belirterek itiraz ettiği, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. 04.10.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; konşimento kayıtlarından açıkça görüleceği üzere davalının konşimento kayıtlarında gönderici olarak gözükmekte olduğu, konşimentonun ... emrine düzenlenmiş olmasının taşınan yükün bir akreditif ilişkisi içinde alıcıya (...) teslim edileceğinin taşıyan tarafından bilindiğini ortaya koyduğunu, dosyada mevcut mail yazışmalarının esasen taşıma sözleşmesinin davacı ile dava dışı alıcı arasında kurulduğu kanaati oluşturduğunu, keza hem konşimento kayıtlarında navlunun varışta ödeneceğinin kararlaştırıldığı, hem davalının davacıya gönderdiği maillerinde alıcının 17.000USD nin alıcı tarafından davacıya ödendiği iddiasının aksine davacıdan aksini gösterecek bir cevap verilmediği, talep edilmesine ragmen dava konusu taşımaya ilişkin navlun faturası dava dosyasına sunulamadığı, davalı davacıya konşimento talimatı vermis bulunsa da FOB satışta bu durum zaten davalının yerine getirmesi gereken işlemlerden olduğu, bu açıklamalardan hareketle davalının pasif husumet ehliyetinin olup olmadığı hususu tamamen mahkemenin takdirinde olduğu, davacı soğutucu konteynere güç ve gözetim ücreti , detention ücreti, ithalat dökümantasyon ücreti , Ekipman-Konteyner temizlik ücreti, Konteyner tazminat bedeli adı altında ücretler talep ettiği, 4 adet konteyner içindeki yüklerin imha edildiğine dair herhangi bir tutanak dosyaya sunulmadığı, konteynerler içindeki yüklerin konteynerlerden ne zaman boşaltıldığı belirsiz olduğu, tüm bunlara ilave olarak dosyaya herhangi bir demuraj , detention tarifesi de sunulmadığı, davacı ve dava dışı fiili taşıyan arasında detention ücretinde indirim yapılmasına ilişkin maillerin dosyaya sunulduğu, tercümesini yaptığımız dava dışı fiili taşıyanın davacıya ihbarında konteynerlerin 16 Şubat 2020 günü varış limanına ulaştığı ve 2 günlük serbest süreden sonra 16 Şubat 2020 günü detention’a girdiği anlaşıldığı, İhbarda “Bu mektubun düzenlendiği tarihe kadar kargoların ücretsiz depolama (serbest süre ) süresinin bitiminden sonra 213 gün boyunca terminalde kaldığı konusunda sizi uyarıyoruz . 7 Eylül 2020'ye kadar 98.544,00 USD tutarında ödenmemiş konşimento tahsilatı 11.624,00 USD depolama ücreti ve demuraj ücretleri vardır ve konteyner başına günlük 120 USD oranında işlemeye (birikmeye) devam edecektir” denildiği, davacının detention ile İlgili talebi ise 5.352 USD dir. Dolayısı ile dava dışı fiili taşıyanın önemli oranda bir indirim yaptığı ortaya çıktığı, dava konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı adına herhangi bir hesap açılmadığı, davacı tarafından gönderilen faturaların kayıtlara intikal ettirilmeden davacıya iade edildiği, davacının fiili taşıyana ödeme yaptığı, davacının demuraj ücreti ve “Soğutucu konteynere güç ve gözetim ücreti, detention ücreti, ithalat dökümantasyon ücreti , Ekipman-Konteyner temizlik ücreti, Konteyner tazminat bedeli” adı altında diğer fatura ettiği alacaklarının oluşmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporundan sonra konteyner hareketlerine dair ek belgeler dosyaya ibraz edilmiştir. 10.11.2022 tarihli duruşmada davacı vekilinin rapora karşı beyanlarının tekrar edildiğine dair ifade zapta geçirildikten sonra davalı vekili, taraflar arasında yapılmış navlun sözleşmesi bulunmadığını, navlunun alıcı tarafından ödeneceğinin konşimentoda belirlendiği belirtmiştir. Davacı vekiline, yükün akıbetinin bildirilerek, varsa imhasına ilişkin tutanakları sunmak üzere 2 hafta süre verilmesine dair ara karar oluşturulmuştur. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Deniz yoluyla eşya taşınmasında kullanılan konteyner taşıyan tarafından sağlanmışsa, konteynerin taşıyana, kararlaştırılan sürede iadesi gerekir. Aksi takdirde bu gecikme nedeniyle taşıyanın gecikme bedeli talep hakkı doğar. Talep hakkının kapsamının belirlenmesi için taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine bakmak gerekir. Buna ilişkin düzenleme konişmentoda yer alabileceği gibi taraflar arasındaki navlun sözleşmesinde de yer alabilir. Konteyner gecikme bedeline ilişkin şartların genellikle konişmento üzerinde yer alması gerekir. Uygulanacak tarifenin gönderilen tarafından bilinmesi gerekir. Ancak uygulamada çoğu kez tarifeye atıf yapılmakla birlikte bu tarifenin konişmentoya eklenmediği görülmektedir. Alacağın varlığına esas teşkil eden hukuki sebebin öncelikli olarak irdelenmesi gerekir. (Prof. Dr. Didem ALGANTÜRK LIGHT, "Konteyner Taşımacılığında Uygulamada Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar", İstanbul Kültür Ü.H.F.D, C:16, S:2-3, s.23-25).Yargıtay'ın yerleşik içtihadı uyarınca, konteyner demurajı ücretinin kaynağı genelde konişmento veya taşıma sözleşmesidir. Demuraj ücreti ödemekle yükümlü olanın sorumluluğunun öncelikle sözleşme veya konişmentoya göre belirlenmesi gerekir. Sözleşmede bir hüküm bulunmaması halinde ise piyasa rayiçlerine göre demuraj ücretlerinin tespiti gerekir (Yargıtay 11. HD'nin 2008/10839 Esas - 2010/2527 Karar, 08.03.2010 tarihli kararı; aynı Dairenin 2015/1669 Esas - 2016/481 Karar, 19.01.2016 tarihli kararı ve aynı Dairenin 2015/2967 Esas - 2015/8406 Karar sayılı kararı). Ödeme yükümlülüğünün doğması başlığını taşıyan TTK'nın 1203. maddesi "(1) Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur" şeklindedir.TTK'nın 1207. maddesinin başlığı "Gönderilenin eşyayı teslim almaması hâlinde"dir. Maddenin ilk fıkrasında, gönderilen, eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmazsa, taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür düzenlemesine yer verilmiştir. Somut davada, davacı taraf taşıma işleri organizatörü olup davalı ise ihracatı gerçekleştirilen gönderici olmakla birlikte malın teslim şekli FOB teslim şeklindedir. Dava konusu malın satış faturasında FOB teslim şartlı olarak satıldığı belirtilmiştir. Bu satışta, satıcı satış konusu emtiayı alıcı tarafından tayin edilen gemiye teslim ederek borcunu ifa etmiş sayılacaktır. Şu hâlde, davalı ihracatçı firma satım konusu malları yurt dışındaki alıcı firmanın temin etmiş olduğu gemiye teslimle birlikte edimini ifa etmiş sayılacaktır. Davacı taşıma işleri organizatörünün teslim şekli ve yasal düzenleme kapsamında davalı taraftan takip konusu yapmış olduğu alacak kalemlerini isteme hakkı mevcut değildir. Davacı taraf navlun faturasını ve/veya davalının sorumluluğunu gerektirecek sözleşmeyi dosyaya ibraz etmemiştir. Bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, konşimento kayıtlarında navlunun varışta ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davalı konşimento kayıtlarında gönderici olarak gözükmektedir. Dosyadaki kayıtlar ve satım şekli gereğince davalının sorumlu olmayacağı davalıya karşı husumet yöneltilemeyeceği sonucuna varıldığından mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 219. maddesinde, tarafların kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Yasa'nın 223. maddesinin birinci fıkrasında ise yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan tarafın tercümesini de mahkemeye sunmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Somut olayda davacı, dava dilekçesinde delil olarak gösterdiği belgelerin konşimento dâhil olmak üzere tercümelerini dosyaya ibraz etmemiştir. Bu husus bilirkişi raporunda da açıkça ifade edilmiştir. Mahkemece incelenme ihtiyacı duyulan belgelerin incelenebilmesi için davacı tarafa süre verilmesinde, söz konusu belgelerin ise yabancı dilde yazılı olması nedeniyle davacının tercümelerini yaptırmış olmasında davacının iddiasının aksine HMK'nın 30. maddesi gereğince usul ekonomisine aykırılıktan söz etmek mümkün değildir. Davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalının istinaf başvurusu yönünden ise; İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, davanın reddi halinde davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, talebin haksızlığının yanında, takibin kötü niyetle başlatıldığının da kanıtlanması gerekir. Dosya kapsamına göre, Davalının takibi başlatmasında kötü niyetli olduğuna dair belge ve delil sunulamamış, kısacası bu husus ispatlanamamıştır. Dolayısı ile davalının bu konudaki talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararı isabetli bulunmuş ve davalının istinaf başvurusu da bu nedenle reddedilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 89,95 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 89,95 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,4-Davacı ve davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 05.10.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenyoluylakonusutaraflarınİptali(Denizözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçetaşımadansebepleriİtirazınkanunincelemekararınınyüklıghtilerialgantürkkaynaklanan)iddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim