İstanbul BAM 13. HD 2024/883 E. 2024/975 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/883
2024/975
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/883 Esas
KARAR NO: 2024/975 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/251 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 15/04/2024 (Ara Karar)
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/05/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesi ile; davalının, borçlu olduğunu bilmesine rağmen, haksız ve dayanak göstermeden sırf takibi durdurmak için itiraz etmesinin borçlarından kurtulmak için kötü niyetli bir davranış içinde olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin haricen yaptığı araştırmalara göre davalının piyasaya yüklü miktarda borçlu olduğunu, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunu ve böylesi bir durumda ileride alacaklarını tahsil kabiliyeti kalmayabileceği göz önünde tutularak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibi kesinleşinceye kadar ihtiyati haciz kararı ile devamına karar verilmesini, davalı borçlunun adına kayıtlı menkul, gayrimenkul malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının takdir edilecek teminat karşılığında ihtiyaten haczini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 15/04/2024 tarih ve 2024/251 Esas sayılı ara kararında; "İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklısının ... Ticaret Limited Şirketi, borçlusunun ... Ticaret Limited Şirketi olduğu, 2.097.060,04 TL asıl alacak üzerinden Cari Hesap Alacağı (Avans Olarak Ödenen)'na dayalı İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, davalı borçlunun borcu olmadığından bahisle takibe itiraz ettiği görülmüştür. 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinde ihtiyati haczin şartları düzenlenmiştir. Buna göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nin 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır. Somut olayda, davacının peşin ödeme yaptığı malın bir kısmının teslim edilmediğinden bahisle cari hesap alacağına dayalı ilamsız takip başlattığı, davalının takibe itiraz ettiği, davacı tarafın itirazın iptali davası açtığı ve ihtiyati haciz talep ettiği, dosya kapsamına göre davacı tarafın borçlunun temerrüdü hükümlerine göre işlem başlatmadığı ve davalı tarafın da takibe itiraz ettiği göz önünde bulundurulduğunda mevcut duruma göre bir para borcundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla İİK'nin 257/1. maddesindeki şartlar oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki karar kılınmıştır." gerekçesi ile, "Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE," karar verilmiş ve verilen ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında, "... Hammaddesi" tedarikine dair olmak üzere her bir sipariş partisi için taraflarca ayrı ayrı tanzim edilen ve onay verilen sözleşmeye dayalı tedarikçi / müşteri ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin dilekçeye ek olarak sunulan onaylı proforma faturalardan (sipariş sözleşmeleri) anlaşılacağı üzere, mal bedelini teslimden (ifa zamanı) önce peşinen davalıya banka havalesiyle ödediğini ancak davalının sözleşmede kesin olarak belirtilen teslim (ifa) tarihi üzerinden geçen süreye rağmen taahhüt ettiği teslimlerin 56.375 kg'sini yerine getirmediğini, bu miktara karşılık gelen ve uhdesinde bulunan bedeli de iade etmeyerek mütemerrit duruma düştüğünü, itirazın temelinde, TTK m. 1530/2. ve TBK m.117'de düzenlenen; ihtar gerektirmeyen temerrüt hali ve eldeki davanın bu çerçevede ele alınması gerektiğine dair açıklamaların bulunduğunu; Davalının, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından başlattıkları ilamsız icra takibine "borcum yoktur" itirazı yapması üzerine, takibin ihtiyati haciz kararı ile devamına karar verilmesi ve davalı borçlunun adına kayıtlı menkul, gayrimenkul malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının mahkemece takdir edilecek teminat karşılığında ihtiyaten haczi talepli olarak huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığını ancak ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiğini verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacaklarının özünü davalı ile münakit (2) adet sipariş sözleşmesinin oluşturduğunu, Mahkemenin bu hususu eksik değerlendirdiğini, aradaki ticari ilişkiyi salt cari hesap alacağı tanımına indirgediğini ve yanılgılı değerlendirme yaparak borçlunun temerrüdü için ilave şart aradığını, alacaklarının kaynağının tarafların bağlı olduğu ve ifa tarihinin, ifa yerinin, mal bedelinin ve cezai şartların dahi belirtilmiş olduğu sipariş sözleşmeleri olduğunu; Sipariş sözleşmelerinde ifa zamanı ve ifa yerinin kesin olarak belirlendiğini, sipariş sözleşmelerinin her ikisinde de tarafların sözleşme kurulduğu anda ifa zamanını açık ve kesin olarak tayin ettiklerini, davalının ifa gününün kesin olarak ilk sözleşme için 29.09.2023, ikinci sözleşme için ise 20.10.2023 tarihi olduğunu, davalının sözleşme kurulduğu anda ifa zamanını kesin ve açık olarak bilmesi gerçeği karşısında temerrüde düşmesi için ayrıca ihtara gerek olmaması gerektiğini, davalının teslim tarihleri ve ifa yerini dahil tüm şartları bizatihi kendisinin belirlediği bir satım teklifinde bulunduğunu, müvekkilinin de teslim tarihlerini gözeterek işbu tekliflere onay verdiğini ve böylelikle taraflar arasında mal satım sözleşmesine dayalı ticari ilişki tesis edildiğini; Sipariş Sözleşmelerinin 2. sayfasının "Şartlar" kısmı 21. maddesi incelendiğinde; "Taraflar işbu sözleşmeye ilişkin bildirimlerin faks/e-mail ile yapılabileceği konusunda mutabık kalmış olup, imzalanarak satıcıya ulaşan siparişte değişiklik ve iptal yapılması söz konusu olamaz.." denilmek suretiyle esasen sözleşme ilişkisinin e-mail yoluyla kurulabileceği hususunun kabul edildiğini, sözleşmenin kurucu unsurunun davalının teklif ettiği sipariş sözleşmesine müvekkilinin vereceği onay olarak belirlendiğini ve bu ilişki benimsenerek sözleşmeye dayalı ticari ilişki tesis edildiğini, sözleşme şartlarının kesin olduğunu, değişiklik veya iptalin söz konusu olmadığını, davalının taahhüt ettiği ifayı taahhüt ettiği tarihte yerine getirmeyen yani malı teslim etmeyen mütemerrit borçlu olduğunu, 6102 Sayılı TTK'nın 1530. maddesinin 2 ila 7. fıkralarının ihtarsız temerrüt ve ifa zamanına ilişkin düzenlemeleri içerdiğini, TTK 1530/2'de, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemler düzenlenmiş olup, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte malın teslim edilmemesi halinde, borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceğinin hüküm altına alındığını, bu hususun Yargıtay kararlarında da benimsendiğini, (Yargıtay İBHGK'nın 25.12.2019 tarih, 2019 /1 E. ve 2019/8 K. sayılı Kararı), yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sipariş sözleşmesinde davalının ifa tarihinin 29.09.2023 olarak, 2. sipariş sözleşmesinde ise teslim tarihinin 20.10.2023 olarak belirlendiğini, teslimi gerçekleşen miktar ve bunların tarihlerine dair tüm ayrıntıların dava dilekçesinin 5. paragrafında delilleriyle birlikte açıklandığını, buna göre eksik teslim edilen hammadde miktarının 56.375 kg olduğunu, fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.097.060,04 TL icra takibine konu edilerek bedel iadesi talep edildiğini, davalının kendisine gönderilen borcu olduğuna dair hesap mutabaklarının içeriğine, bakiyesine hiç bir zaman itiraz etmediğini, buna karşı hiç bir def'i ileri sürmediğini, borcun davalının kabulünde olduğunu, bu hususa dava dilekçesinde ayrıntısıyla yer verildiğini;Sipariş sözleşmelerinin teklif gönderimi ve kabul bildiriminin taraflara ait elektronik posta yazışmaları ile sağlandığını ve geçerli sözleşme ilişkisinin kurulduğunu, ekte bu yazışmaları sunduklarını, müvekkili ile davalı arasında sözleşmeye dayalı mal alım satımı ilişkisinin olduğu, ifa zamanı belli olmasına ve müvekkilinin sözleşmedeki para ödeme borcunu yerine getirmesine rağmen, davalının teslim taahhüdü altında olduğu hammaddelerin 56.375 kg'lik kısmını teslim etmediğini ve bu miktara isabet eden parasal karşılığını da uhdesinde tutarak müvekkiline iade etmediğini, bu sebeplerle mütemerrit duruma düştüğünü, müvekkilinin de bedel iadesini isteme hakkını kullandığı hususları gözetilerek ihtiyati haciz talebinin yeniden değerlendirilmesi ve talebin kabulü ile birlikte davanın kabulü için itiraz yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu beyanla; itirazın kabulünü, İstanbul Anadolu ... İcra Md. ... E. sayılı dosyasından başlatılan takibin ihtiyati haciz kararı ile devamına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, alım satım konusu mal bedelinin peşin olarak ödendiği ancak mal tesliminin kısmen yerine getirilmediğinden bahisle teslim edilmeyen mal bedelinin iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İK'nın 257/1. maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1. maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.Somut talep yönünden yapılan değerlendirmede; davalı tarafından teslim edilmeyen malların bedeli (talep edilen alacağın miktarı) ve davacı tarafından bu bedelin iadesinin talep edilip edilemeyeceği hususunun yargılamayı gerektirdiği, henüz tüm delillerin toplanmadığı, yargılamanın bulunduğu aşamaya göre karar tarihi itibariyle mübrez delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, dolayısıyla muaccel bir alacağın varlığından söz edilemeyeceği gibi, borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir nitelikte delil de bulunmadığı dikkate alındığında, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından Mahkemece davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür.Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme ara kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45