SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2024/828 E. 2024/974 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/828

Karar No

2024/974

Karar Tarihi

30 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/828 Esas

KARAR NO: 2024/974 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2024/120 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ: 08/03/2024 (Ara Karar)

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

KARAR TARİHİ: 30/05/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin 20.11.2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısına vekil olarak katıldığını, alınan birtakım kararlara muhalefet ettiğini, işbu muhalefet şerhlerinin toplantı tutanağına işlendiğini, şirket genel kurulunda alınan birtakım kararların kanunun emredici hükümlerine, esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük/ iyi niyet kurallarına açıkça aykırı olup işbu kararların iptaline karar verilmesi gerektiğini, davacı ...'nın davalı şirkette hissedar konumunda olduğunu ancak dava konusu Genel Kurul Toplantısının gerçekleştirileceği hususu müvekkilince haricen öğrenilmiş olup, söz konusu toplantıya ilişkin Genel Kurul Toplantısına Çağrı kağıdının müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, davalı şirket, bağımsız denetime tabi olup genel kurul toplantılarında denetçinin bulunmasının zorunlu olduğunu, aksi halde genel kurulda alınan kararların tümünün iptali gerektiğini, davalı şirketin 20.11.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında ise, denetçinin hazır bulunmadığını, davalı şirketin 2022 yılı bilanço ve gelir tablosunun (kar/zarar hesapları) TTK'nın gerçeklik ilkesine uygun olarak tanzim edilmediğini, 20.11.2023 tarihli genel kurulun 9 numaralı kararında; ... Anonim Şirketi'nin bağımsız denetim kuruluşu olarak atanmasına oy çokluğuyla karar verildiğini, öncelikle, davalı şirket için genel kurulda seçilen ... Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle bağlantısı bulunmakta olup bu hususun dahi bağımsız denetim için seçilen şirketin, bağımsız bir denetim faaliyetinden ziyade şirkette yapılan usulsüz işlemlerin örtülemek için seçildiğini gösterdiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi menfaatleri doğrultusunda huzur hakkı kılıfı altında maaş olarak aldıkları ücretlerin fahiş olduğunu düşündüklerini, yönetim kurulu üyelerinin alacağı ücretler, bu ortağın kisisel niteliklerine, o şirket için ayırdığı mesaiye, gösterdiği başarıya, şirketin büyüklüğüne göre değişim göstermekte olup, kar payı dağıtmaktan imtina eden bir şirketin (görünürdeki) karının yüksek bir bölümünu ücret olarak yönetici sıfatı ile hakim ortaklara ödenmesinin kötü niyete delalet ettiğini beyanla açıklanan sebeplerle davalı şirketin 20/11/2023 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 4, 5, 6, 9 ve 10 nolu kararların TTK.'nın 449. maddesi uyarınca yürütülmelerinin geri bırakılmasına tedbiren karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/03/2024 tarih ve 2024/120 Esas sayılı ara kararında; "Talep; davaya konu olağan genel kurul kararlarının iptali davasında TTK'nın 449.maddesi uyarınca 20/11/2023 tarihinde yapılan davalı şirket olağan genel kurul toplantısında oy çokluğu ile alınan kararların yürütülmelerinin geri bırakılması istemine ilişkindir. TTK 449.maddesi gereğince, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Somut olayda, dava konusu yapılan ve icrasının geri bırakılması istenilen (4) numaralı kararın, bilanço, envanter ve ayrıntılı gelir tablosunun kabulüne; (5) numaralı kararın yönetim kurulu üyelerinin ibrasına; (6) numaralı kararın, yönetim kurulu üyelerinin seçimine; (9) numaralı kararın, bağımsız denetçi seçimine ve (10) numaralı kararın ise, yönetim kurulu başkan ve üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin oldukları; bu kararların icra edilmeleri halinde, HMK.'nın 389.maddesinde öngörülen hakkın elde edilmesinin zorlaşmayacağı gibi, ciddi bir zararın doğma olasılığının bulunduğu yönünde yaklaşık ispat kuralı gereği somut herhangi bir delilin bulunmadığı, davanın kabulüne karar verilmesi halinde geriye doğru talep edilen hakların elde edilmesinin her zaman olanaklı olduğu, dolayısı ile icranın geri bırakılmasına ilişkin tedbir koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, "1-Davaya konu, davalı şirketin 20/11/2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ve iptali istenilen 4, 5, 6, 9 ve 10 nolu kararların icrasının geri bırakılması isteminin yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden reddine," karar verilmiş ve verilen ara karara karşı davacılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı ... vekili istinaf dilekçesi ile; 2022 yılına ilişkin bilançolar ve ayrıntılı gelir tabloları gerçeği yansıtmamakta olup kabulüne yönelik 4 numaralı genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulmasının zorunluluk arz ettiğini, 6102 sayılı TTK'nun Bilançonun Onaylanmasına İlişkin Karar başlıklı 424. maddesinin; "Bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Bununla beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onama ibra etkisini doğurmaz." şeklinde düzenlendiğini, bilanço ve gelir tablosunun gerçeği yansıtmadığını, bilanço ve kar/zarar hesaplarının TTK'da belirtilen gerçeklik ilkesine uygun olarak düzenlenmediğini, gerçeği yansıtmadığını, toplantıda beyan ettikleri sorulara yanıt verilmediğini, sorulara verilecek yanıtlarla, bilanço ve gelir tablosunun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı anlaşılacakken işbu davanın açılmasına sebebiyet veren pay sahipleri ve toplantı başkanın hukukî sorumluluğunun bulunduğunu, şirket yönetim kurulu üyelerinin, şirketi kendi tasarruflarında bulunan ve müvekkiline hiçbir yararı olmayan bir hale getirdiğini, işbu nedenden dolayı bilanço ve gelir tablolarının ayrıntılı izahatının sorulmasının müvekkilinin ve diğer pay sahiplerinin tabii hakkı olduğunu, toplantı başkanı ...'nun şirketin ticari faaliyetlerini verimli biçimde sürdürdüğünü, 2022 yılı net satışların bir önceki yıla göre %154 oranında arttığını, 2022 yılı üfe oranının %97,71 olduğunu ve bu oran düşüldüğünde net satışlardaki reel artışın yaklaşık %56 olduğunu, bu durumun yönetim kurulunun başarılı olduğunu gösterdiğini beyan ettiğini; ...'nun beyanlarının bir an olsun gerçeği yansıttığı düşünüldüğünde dahi, müvekkilinin bilanço ve gelir tablolarına ilişkin itirazlarda bulunamayacağı yahut bilanço ve gelir tablolarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığına ilişkin kanundan doğan haklarını kullanamayacağı sonucunun doğmadığını, ...'nun şirketin kar elde ettiği ve karının arttığına dair bilgilerle, müvekkilinin kanundan kaynaklanan haklarının kullandırılmamasını haklı göstermeye çalıştığını, yönetim kurulunun asli görevinin şirketin olumlu anlamda gelişmesini sağlamak olduğu göz önünde bulundurulduğunda, şirket faaliyetlerinin olumlu anlamda gelişmesi halinde kanundan kaynaklı hakların kullanılmasının mümkün olduğunu, şirketi kötü yöneten yönetim kurulu bulunuyorken müvekkilinin evveliyetle bilanço ve gelir tablosuna ilişkin hakları doğmakta olup toplantıda dile getirdiği hususların da dikkate alınması gerekmekteyken göz ardı edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, 20.11.2023 tarihli genel kurul toplantısında onaya sunulan bilançonun ve gelir tablosunun hiçbir surette gerçeği yansıtmadığı yapılacak basit bir inceleme ile dahi ortaya çıkabilecek nitelikte olup bilançonun ve gelir tablosunun onaylanmasına ilişkin 4 numaralı kararın yürütülmesinin durdurulmasının zorunluluk arz ettiğini, gündemin 5 no'lu maddesine binaen yönetim kurulunun ve yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasına karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olup işbu kararın icrasının ivedilikle geri bırakılması gerektiğini, genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde; şirketin çoğunluğuna sahip olan pay sahiplerinin pay sahipliğinden doğan haklarını açıkça kötüye kullandığının görüleceğini, davalı şirketin kar miktarı konusunda, enflasyonun getirdiği niceliksel artışlar dışında bir artış yaşanmadığını ve yönetim kurulu üyelerine sağlanan avantajların, azınlık pay sahibi olan müvekkili dışındaki diğer pay sahipleri tarafından şirketin kötü yönetimine dair sorgulanmadığını, bilançonun içeriğinde yönetim kurulu üyelerine sağlanan parasal ve nakdi menfaatlerin açıkça yer almamasının bile müvekkilinin şirketle ilgili kaygı ve öngörülerini haklı kıldığını, mevcut enflasyonist ortamda ve döviz kurunda yurtdışı satışlarının, aktifinin büyük kısmını oluşturan bir şirkette reel kâr artışının yaklaşık olarak yalnızca %56'da kalıyor oluşunun dahi şirketin yönetimindeki sorunlarının göstergesi niteliğinde olduğunu, döviz kurundaki artış ve enflasyon nedeniyle şirketin satışlarındaki fiyat artışları dikkate alındığında toplantı başkanın toplantıda söylediği ve bilanço/gelir tablosunda görülen kârın %56 artışının oldukça düşük olduğunu, bahsettikleri göstergenin varlığında yönetim kurulunun ve yönetim kurulu üyelerinin ibrasının hukuka aykırı olduğunu;Yönetim kurulu üye seçimine ilişkin 6 numaralı kararın yürütülmesinin ivedilikle durdurulması gerekmekte olup aksi halde müvekkillerinin pay sahipliğinden doğan haklarının kullanımının önemli ölçüde güçleşeceğinin açık olduğunu, 25.10.2021 Tarihli Genel Kurul Toplantısında davalı şirketin yönetim kurulu üyeliklerine ..., ..., ...'nın üç (3) yıl süreyle görev yapmak üzere yeniden seçilmesine karar verildiğini, yönetim kurulu üyeliğine yeniden seçilen isimlerin yıllardır şirketin yönetim ve idaresini elinde bulundurduklarını, davalı şirketin, yönetim kurulu üyeleri şirketin çıkarları yerine kendi çıkarlarını ön planda tuttuklarından bilançoda ve gelir tablosunda gösterilmeyecek kadar belirsizliklerin bulunduğu bir konumda olduklarını, aile şirketi niteliğindeki şirketin müvekkili ortakların haklarına zeval verecek şekilde yönetildiğini, azınlık pay sahibi müvekkillerinin mezkur toplantıda eski yönetim kurulu üyelerinin adaylığına olumsuz oy verdiklerini ancak kötü yönetim altında imzası bulunan YK üyelerinin tekrar yönetime seçildiğini, işbu kapsamda davalı şirketi kendi çıkarları için kullanan YK üyeleri tarafından şirketin malvarlığı değerlerinin tekrar kazanımı için herhangi bir faaliyette bulunmamış olup adeta şirketin zarara uğramasına göz yumulduğunu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Genel Kurul'daki hakim ve çoğunluk pay sahiplerinin oy çokluğu ile tesis ettiği Yönetim Kurulu üyelerinin ve görev süresinin tespiti kararlarının hukuka, hakkaniyete, azınlık pay sahibi haklarına, şirket menfaatlerine açıkça aykırı olduğunun görüleceğini, yargılamanın süresi, şirketin mevcut müphem halinde oluşu, yönetim kurulu üyelerinin şirketin menfaatine herhangi bir faaliyette bulunmaması ve işbu kötüniyetli tutumlarının şirketi tasfiyeye sürüklediği gerçeği de göz önünde bulundurulacak olursa davalı şirketin yönetim kurulu üyeliklerine ..., ..., ...'nın üç yıl süreyle görev yapmak üzere yeniden seçilmesine dair 6 numaralı kararın ivedilikle yürütülmesinin geri bırakılması gerektiğini, usulsüzlüğün keyfi yönetim politikaları karşısında müvekkilinin şirket pay sahipliğinden doğan haklarının kullanımının önemli ölçüde zorlaşacağı ve hatta tamamen imkânsız hâle geleceğinin açık olduğunu, bağımsız ve tarafsız bir denetçi seçimi yapılmadığından toplantıda seçilen bağımsız denetçinin hukuka aykırı şekilde seçildiğini, bakanlık temsilcisinin de kaydını düştüğü gibi toplantıda bulunması şart olan bağımsız denetçinin toplantıda bulunmadığını, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 9 numaralı kararın yürütmesinin durdurulması ve iptalinin gerektiğini; TTK m. 407/2’ye göre, Genel Kurul toplantılarında hazır bulunması gerekli olanlardan bir diğerinin denetçi olduğunu, ilgili kanun maddesinin; "Murahhas üyelerle en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunmaları şarttır. Diğer yönetim kurulu üyeleri genel kurul toplantısına katılabilirler. Denetçi (…) genel kurulda hazır bulunur. Üyeler ve denetçiler görüş bildirebilirler." şeklinde düzenlendiğini, madde hükmünden de anlaşılacağı üzere bağımsız ve tarafsız bir denetçinin genel kurul sırasında hazır bulunması gerektiğini, mevcut durumda denetçinin toplantısı sırasında bulunmamasının, yalnızca şekli olarak hukuka uygun bir genel kurul intibası uyandırma gayretiyle denetçi seçimi yapılmasının, seçilen denetçinin tarafsız ve bağımsız bir denetçi olmamasının 9 numaralı kararın iptalini gerekli kıldığını, 9 numaralı hukuka aykırı kararın yürütmesinin durdurulması ve nihai olarak işbu kararın iptalinin elzem bir durum olduğunu, yönetim kurulu başkanına, başkan yardımcısına ve üyelerine huzur hakkı ödenmesine karar verilen 10 numaralı kararın iptali gerektiğini, yönetim kurulu üyelerine sarf ettikleri mesai ile orantılı bir ücret ödenmesinin kararlaştırılabileceğini fakat şirketin gidişatı, yönetimin kötü olması ve yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı dışında sağlanan menfaatlere bilançoda yer verilmemesi ve doğal olarak bu konuda belirsizliğin ve usulsüzlüğün bulunması nedeniyle her ne kadar seçilmelerini kabul etmeseler de yeniden seçilen yönetim kurulu üyelerine sarf ettikleri kötü yönetim ve usulsüzlükler nedeniyle fahiş miktarda huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, TTK m. 394/1'im Yönetim Kurulu Üyelerinin Mali Hakları başlığı altında; "Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir." şeklinde düzenlendiğini, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin düzenlemenin emredici olmadığını, seçilen YK üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin 10 numaralı karar hukuka aykırı olup önce kararın yürütmesinin durdurulması ve nihai olarak kararın iptali gerektiğini; 20.11.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında karara bağlanan: 2022 yılı bilanço ve gelir tablosunun kabulüne ilişkin 4 numaralı icrasının geri bırakılması, yönetim kurulu ve üyelerinin ibra edilmesine ilişkin 5 numaralı kararın icrasının geri bırakılması, şirketin yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... ve ...'nın 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yeniden seçilmesine yönelik 6 numaralı kararın icrasının geri bırakılması, ... anonim şirketinin bağımsız denetim kuruluşu olarak atanmasına ilişkin alınan 9 numaralı kararın icrasının geri bırakılması, Yönetim kurulu başkanına, başkan yardımcısına ve üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin 10 numaralı kararın icrasının geri bırakılması zorunluluk arz etmekte olup 6100 sayılı HUMK'nun 389. maddesi gereği söz konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmaması durumunda davalı şirkette azınlık pay sahibi olan müvekkilinin pay sahipliğinden doğan işbu haklarını kullanmalarının önemli ölçüde zorlaşacağı ve hatta tamamen imkansız hale geleceğinin açık olduğunu beyanla İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.03.2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... vekili istinaf dilekçesi ile; davacı müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı müteveffa ...'nın mirasçısı olarak şirket pay ortaklığını iktisap ettiğini, müvekkiline, kurucu ortak babasının vefatından itibaren sanki yokmuş gibi davranıldığını, şirket yönetim kurulu iç ve dış işleyişi, iç ve dış borçları, sahip olduğu malvarlıkları dökümü, kamusal borçları ve alacakları, bilanço, reel ve nominal değerleri, imtiyazları, primleri, temettüler... hakkında hiçbir zaman bilgilendirilmediğini, sanki bu kadar büyük ve çaptaki şirketin yıllardır ve ne hikmetse müvekkilinin babasının vefatı itibariyle hep zarardaymış gibi gösterildiğini, şirketin sahip olduğu taşınır ve taşınmaz mal varlıklarından müvekkilinin hiçbir bilgisinin bulunmadığını, bugüne kadar bunlarla ilgili hiçbir bilgi ve belge verilmediğini, müvekkili ile yine davalı şirket ortaklarının ve yöneticilerinin pay sahibi oldukları bir başka büyük şirket olan ... Anonim Şirketi'nde de aynı sürecin yaşandığını ve ilk fırsatta tasfiye edilerek faaliyetsiz bırakıldığını, müvekkiline karşı aynı tablonun sergilendiğini; İşbu dosyada davalı şirkette de ne yazık ki aynı sürecin yaşanmak üzere olduğunu, davaya konu ve iptali istenen gündem maddelerinin; 4. Bilanço ve Gelir Tablosunun Onaylanması; 5. Yönetim Kurulu Üyelerinin İbrası; 6.Yönetim Kuruluna Üye Seçimi; 9.Bağımsız Denetçi Atanması; 10. Yönetim Kurulu Üyelerine Huzur Hakkı Ödenmesi şeklinde olduğunu, bu maddelerin iptalinin istenmesinin müvekkilinin ortak olduğu ve babasından yadigar bir şirketin de başına aynı sürecin yaşanmasını engellemek ve uğratıldığı maddi ve manevi zararlarını kurtarmak için gösterdiği çabanın neticesi olduğunu ancak şirket yönetiminin tutumu ve müvekkilini yok saymalarının sonucu olarak müvekkilinin her türlü bilgi ve belge edinme hakkının engellendiğini, şirkete müvekkili tarafından Kadıköy ... Noterliği'nin 06.11.2023 tarih ve ... keşide nolu ihtarnamesi ile ihtar edilmesine, defalarca telefonla ve mail yoluyla ekte sunulduğu üzere şirket muhasebesinden, şirket vekilinden bilgi istenmesine rağmen hiçbir geri dönüş yapılmadığını, bunun da durumun vehametini gözler önüne serdiğini, işbu şirket açısından da benzer bir süreç işlemekte olup müvekkilinin kapalı kapılar ve kararlar arkasından zarara uğratıldığını, davaya konu Genel Kurul toplantısı için müvekkiline herhangi bir tebligat yapılmadığını, haber verilmediğini, müvekkilinin toplantıyı tesadüfen annesinden öğrendiğini; İşbu davaya konu Genel Kurul Toplantısında denetçinin toplantıda hazır olmamasının başlı başına tüm Genel Kurul toplantı ve kararlarının iptalini gerektirdiğini, davalı şirketin 2022 yılına ait bilanço ve gelir tablosunun gerçeğe uygun olup olmadığının denetlenmediğini, şirketin kaynakları, faaliyetleri, iş kolları ve büyüklüğü dikkate alındığında önceki yıllarda da bunun yapılmadığının, kademeli ve sistematik olarak karın düştüğünün gözlendiğini, gerekli incelemeler yapıldığında bunun muhasabesel ve finansal bazda reel değerlerle örtüşmediğinin ve şirket dışında bırakılan müvekkilinin bu şekilde sistematik olarak zarara uğratıldığının görüleceğini, bu kadar büyük bir şirketin kar payı olarak müvekkiline bugüne kadar sadece 48.750 TL verildiğini, bu miktarın bile bu kadar büyük ve kapsamlı bir şirket açısından ticari hayatın olağan akışına aykırı ve sürreal bir durum arz ettiğini, bunun engellenmesi için ivedi olarak icranın geri bırakılması tedbirinin alınması gerektiğini, müvekkili açısından söz konusu şirketteki haklarına düzgün şekilde ulaşabilmesinin zorlaştırılmakta olduğunu, hatta bu gecikme sebebiyle yakın gelecekte tamamen imkansız hale gelmesi ihtimalinin söz konusu olduğunu gösterdiğini; İptali gereken karar maddelerinin ifaları hakkında icralarının geri bırakılması kararının alınmaması sonuçlarının müvekkili için geri dönülemez zararlara sebep olduğunu, denetçinin toplantıda olmamasının bile başlı başına Genel Kurul ve alınan kararların tümüyle iptali sebebi iken bunlar hakkında tedbir alınmaması sonuçlarının oldukça vahim olacağını, davalı şirket yönetiminin, müvekkiline karşı iyi niyet ve dürüstlük kaidelerine, ticari basiret ve ticari usluba aykırı davrandıklarının anlaşılacağını beyanla İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.03.2024 tarihli ve iptalleri istenen 4, 5, 6, 9, ve 10 nolu kararların icralarının geri bırakılması isteminin reddine ilişkin verilen ara kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 20.11.2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında gündemin 4. maddesi ile alınan bilanço ve gelir tablosunun onaylanması, gündemin 5. maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrası, gündemin 6. maddesi ile alınan yönetim kuruluna üye seçimi, gündemin 9. maddesi ile alınan bağımsız denetçi atanması, gündemin 10. maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptali talebiyle açılan davada, dava konusu yapılan kararların TTK'nın 449 ve HMK'nın 389. maddesi uyarınca yürütmelerinin geri bırakılmasına ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararları aleyhine iptal davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Maddede mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartların da varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.Somut dosyada Mahkemece, dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, TTK'nın 449. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmış, yönetim kurulu üyelerince olumsuz görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen ara karar tarihi itibariyle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, dosyada bilirkişi incelemesinin yapılmadığı, mevcut delil durumunun dava konusu genel kurul kararları ile ilgili iddialar yönünden yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı, tedbir kararı verilmemesi ve alınan kararların icra edilmesi halinde davacıların hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesi mümkün olmadığı gibi ciddi bir zararın doğacağına dair emare ve delilin de bulunmadığı gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince yürütmenin durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddi kararı usul ve yasaya uygun olup davacılar vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılardan ayrı ayrı alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harçları istinaf eden davacılar tarafından ayrı ayrı ve peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınŞirketesastanKararınınİptali(Genelözetikararistinafİstemli)reddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesininKurulkararınınTicariileridosyatarihiiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim