İstanbul BAM 13. HD 2024/773 E. 2024/870 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/773
2024/870
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/773 Esas
KARAR NO: 2024/870 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/709 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 06/02/2024 (Ara Karar)
DAVA: İhtiyati hacze itiraz
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden davacı banka vekili talep dilekçesi ile; müvekkili banka ile borçlular arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereği kullandırılan kredilerin vadesinde ödenmemesi nedeni ile 28.12.2016 tarihi itibariyle anılan kredi hesabının kat edildiğini, borçlular sözleşme hükümlerini ihlal ederek edimlerini yerine getirmediklerinden ve alacak da rehinle teminat altına alınmamış olduğundan toplam 5.586.784,68 TL alacaklarının tahsilini teminen teminatsız olarak borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, masraf ve vekalet ücretinin borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/09/2023 tarih ve 2023/1058 değişik iş - 2023/1076 Karar sayılı kararı ile; "Talebin İcra İflas Kanunu'nun 257. ve devamı maddeleri gereğince yerinde olduğu anlaşılmakla KABULÜ İLE; yukarıda bilgileri yazılı alacaklının 5.586.784,68 TL alacağının ifasının temini için borçluların yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarının borca yeter miktarının İcra İflas Kanunun'da belirtilen muayyen tahditler dairesinde İHTİYATEN HACZİNE,Talep eden tarafından teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş ise de; İİK 259.maddesinin amir hükmü gereği talep yerinde görülmediğinden alacağın %15 oranında 838.017,70 TL nakdi veya banka teminat mektubunun alacaklı tarafından Mahkememiz veznesine teminat olarak DEPO EDİLMESİNE," karar verilmiştir. Muteriz davalılar vekili 10/10/2023 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine verilmiş ihtiyati haciz kararından icra dosyasından tebliğ edilen ödeme emirleri ile muttali olunduğunu, icra takibinde ihtiyati haciz başvurusunda borcun nedeni olarak “ihtarname ve sözleşme”nin gösterildiğini, dosyaya sunulan Genel Kredi Sözleşmesinin, ... ile diğer alacaklı bankalar tarafından imzalanan ve değişik tarihlerde tadil edilen “Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi” ile yenilendiğini, müvekkillerinin Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında bir borcu kalmamış olduğunu, bu sözleşmeye dayalı olarak alacak iddiasında bulunulamayacağını, alacaklı tarafından imzalanan “Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi”nin ekleri ve tadillerinin banka tarafından mahkemeye sunulmamış olması nedeniyle ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkillerinin tüm malvarlığının “Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi” ve tadil protokolü kapsamında; menkul, gayrimenkul, hisse, marka, işletme rehini sözleşmeleri ile ...’ nın da aralarında bulunduğu bankalara garameten rehin olarak verilmiş olduğunu, müvekkillerinin ... dahil bankalar lehine değişik gayrimenkuller üzerinde 400.000.000 TL, 80.000.000 TL, 5.000.000 USD bedellerinde garame ipoteği tesis ettiğini, ayrıca marka, emtia ve hisse sözleşmelerinin mevcut olduğunu, hiçbir rehin sözleşmesinin ibraz edilmediğini, bir başka ifade ile alacağın tamamı rehinle temin edilmiş olmasına rağmen, alacaklının bunu ihtiyati haciz başvurusunda beyan etmediğini, “Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi” uyarınca teminat temsilcisi tayin edilen ... Bankası tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, Refinansman ve Sendikasyon Kredi Sözleşmesinde temerrüt ve kredilerin geri çağırılması ile ilgili olarak özel düzenlemelerin yer aldığını, Refinansman ve Sendikasyon Kredi Sözleşmesinin 16.1.2. maddesi uyarınca “temerrüt halinde kredi verenler, kredi tutarlarına göre, kredi verenlerin en en az %75’ nin onayı ile krediyi geri çağırabilirler” maddesinin mevcut olduğunu ancak böyle bir onayın mevcut olmadığını, kredi geri çağırımına ilişkin kat ihtarının usulsüz ve sözleşmeye aykırı olduğunu beyanla itirazlarının kabulü ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/09/2023 Tarih ve 2023/1058 D.İş 2023/1076 K. sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 06/02/2024 tarih ve 2023/709 Esas sayılı ara kararında; "Talep; ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkindir.Tüm dosya kapsamının incelenmesi ile ;Davacı / ihtiyati haciz talep eden banka ile borçlu/itiraz eden "... İşletmeler A.Ş." arasında 20/12/2013 tarihli, 4.000.000- USD limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği diğer borçluların anılan sözleşmeyi müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, Ayrıca davacı banka tarafından bu Genel Kredi Sözleşmesi'ne istinaden borçlulara ... referans nolu nakdi kredi ile 1.595.000- USD kredi kullandırıldığı, krediden kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine; 28.12.2016 tarihinde hesap kat edilmiş ve borçlulara "Beyoğlu ... Noterliğinin 31.05.2019 Tarihli, ... Yevmiye Nolu İhtarnamesi" keşide edildiği hususunda ihtilaf mevcut değilir.Sonrasında İstanbul 7 ATM 2023/1058 D.İŞ 2023/1076 EK sayılı dosyası ile %15 teminat karşılığında 5.586.784,68 TL alacak üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmiş itiraz üzerine asıl dosyanın açıldığı mahkememizce müraafa duruşması yapılarak taraf vekillerinin beyanları dinlenilmiştir.Borçlular vekilinin itiraz dilekçesi ile "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi" borçlular ile davacı banka arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi' ne konu borcu sona erdiren veyahut borcu ortadan kaldıran yeni bir sözleşme niteliğinde olduğu savunulmakta olup, alacaklı banka vekilince ; "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi"nin 1.3. Maddesinde bahsi geçen davacı banka ile "... İşletmeler A.Ş." arasında akdedilen 20/12/2013 tarihli, 4.000.000- USD limitli Genel Kredi Sözleşmesi'nin de yer aldığı yine sözleşmenin 1.2. Maddesinde "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi" nin mevcut Genel Kredi Sözleşmesine konu borcu sona erdiren ve/veya bu borcu ortadan kaldıran bir sözleşme olmadığı gibi söz konusu sözleşme yalnızca bankalar tarafından borçlulara kullandırılan kredilerin tahsilinde ortak bir karar alınması ve garame oranlarının belirlenmesine ilişkin olduğu savunulmaktadır.Davaya ve talebe konu Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi kapsamında alacağın teminatı olarak bir çok taşınmaz ipoteği, hisse rehni ve Ticari işletme rehni alındığı, ipotek senetlerinin 2. veya 3. Derece müşterek ve garame ipoteği şeklinde tanzim edildiği ,ipotekli taşınmazların bir kısmının paraya çevrildiği anlaşılmıştır.Anılan durum karşısında ve tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde ; ihtiyati hacze itiraz edenler tarafından talep eden banka ve diğer alacaklı bankalar ile değişik tarihlerde tadil edilen "Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi" ile yenilendiği, borçluların aynı zamanda birbirlerinin müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri oldukları ve mal varlıklarının talep eden bankanın da aralarında bulunduğu bankalara garameten rehin olarak verildiği, Refinansman ve Sendikasyon Kredi Sözleşmelerinde temerrüt ve kredilerin geri çağrılması ile ilgili düzenlemelerin yer aldığı, Sözleşmenin 16.1.2 maddesi uyarınca kredinin geri çağrılması için gerekli kredi verenlerin en az %75 inin onayın gerektiği yönünde düzenleme bulunduğu bu kapsamda mevcut delil durumu itibari ile ihtiyati haciz talep eden banka tarafından taraflar arasında düzenlenen sözleşmelere istinaden düzenlenen rehinlere ve sözleşmelerin tadil metinlerine ilişkin belgelerin ve sözleşmenin ilgili maddelerinin incelenmesinde talep eden tarafından sunulan deliller ile yaklaşık ispat için yeterli koşulun bulunup bulunmadığının yargılama neticesinde anlaşılabileceği kanaatine varılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi' nin yerleşik kararlarında da benimsendiği üzere ihtiyati hacze konu alacağın kesin olarak ispatı gerekmeyip, yaklaşık ispatın yeterli olduğu kural olarak kabul edilse bile dosya kapsamına ibraz edilen belgelerin ayrıntılı bilirkişi incelemesi sonrasında İİK 257 ve devamı maddelerde yerini bulan rehin ile temin edilmemiş bir borcun varlığının ve garame paya düşen borcun miktarının anlaşılabileceği, kaldı ki "ihtiyati haciz talebinin " yargılamanın her aşamasında yeniden talep edilmesinin mümkün olup, mahkememizce de mevcut deliller kapsamında yeniden değerlendirilebileceğinden ihtiyati hacze itirazın kabulü ile mahkememiz dosyasının eki mahiyetindeki İstanbul 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1058 değişik iş - 2023/1076 Karar sayılı, 27/09/2023 tarihli ihtiyati haciz kararına karşı itirazın kabulü ile htiyati haciz kararının kaldırılmasına, karar vermek gerekmiştir. "gerekçesi ile; "Mahkememize ait 2023/709 E sayılı dosyanın eki mahiyetinde olan İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait 2023/1058 Değişik iş - 2023/1076 Karar sayılı, 27/09/2023 tarihli ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına," karar verilmiş ve verilen ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı banka vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacı banka vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemenin ihtiyati haczin kaldırılmasına yönelik kararının usul ve yasa hükümlerine aykırı olup davalıların ihtiyati hacze itirazlarının, İİK'nun 265. maddesinde tahdidi olarak sayılan itiraz sebeplerinden biri olmadığını, ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin ara kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinde bizzat hüküm altına alındığı üzere; mezkur sözleşmenin taraflarca imza edilmiş olmasının daha önce tanzim edilen genel kredi sözleşmelerine konu borçları sona erdirmediği gibi bu borçların ertelendiği, yenilendiği yahut nakledildiği anlamına gelmediğini, davalılar vekilinin ihtiyati hacze itirazlarında bahsi geçen "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi"nin borçlular ile müvekkili banka arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi' ne konu borcu sona erdiren veyahut borcu ortadan kaldıran yeni bir sözleşme niteliğini taşımadığını, davalıların ihtiyati hacze itirazlarında; mevcut Genel Kredi Sözleşmesine konu borcun sona erdiği yönündeki iddiasına dayanak olarak "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi" ile bu sözleşmenin eklerini ve tadillerini gösterdiklerini, ancak mezkur sözleşmenin ilgili maddeleri, ekleri ve tadillerinde, bu sözleşmenin taraflarca imza edilmiş olmasının daha önce tanzim edilen Genel Kredi Sözleşmelerinin geçerliliğine ve yürürlüğüne halel getirmediği açık ve sarih bir şekilde hüküm altına alınmış olup davalıların itirazlarına dayanak olarak gösterdiği sözleşme maddeleri ile dahi çelişmekte olduğunun açıkça görüldüğünü;Tarafları bankalar ve davalı borçlular olan "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi"nin ikinci sahifesinde yer alan 1.3. maddesinin; "İş bu sözleşme ve/veya iş bu sözleşmenin konusunu oluşturan kredi borcuna ilişkin olarak genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmelerinin imzalanması, borçlular ve müteselsil kefiller ile alacaklılar arasında iş bu sözleşme tarihi öncesinde imzalanmış bulunan Ek-1'de listelenen sözleşmelerden/taahhütnamelerden doğan borçların hiçbir şekilde ertelendiği, yenilendiği, borcun nakledildiği anlamına gelmemekte olup, iş bu sözleşmede aksi açıkça belirtilmediği sürece kredi ilişkilerinin devamı boyunca oluşmuş teminat, sorumluluk ve kefaletlerde yenileme ve naklin hukuki sonuçlarını doğurmayacaktır." şeklinde olduğunu, bu sözleşmenin 1.3. maddesinde bahsi geçen EK-1 listesinde müvekkili banka ile "... A.Ş." arasında akdedilen 20/12/2013 tarihli, 4.000.000- USD limitli Genel Kredi Sözleşmesi'nin de yer aldığının açıkça görüldüğünü, yine mezkur sözleşmenin 1.2. Maddesinde;" İş bu sözleşme, 20 Aralık 2013 tarihli Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi dahil ve fakat bununla sınırlı olmamak üzere alacaklıların her biri ile borçlular ve müteselsil kefiller arasında müştereken veya münferiden imzalanmış bulunan Ek-1'de listelenen sözleşmelerin/taahhütnamelerin eki ve ayrılmaz cüz'üdür." şeklinde ifade edildiğini;Daha açık bir ifade ile "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi"nin mevcut Genel Kredi Sözleşmesi'ne konu borcu sona erdiren ve/veya bu borcu ortadan kaldıran bir sözleşme olmadığı gibi söz konusu sözleşme ile GKS'ye konu borçların ertelendiği, yenilendiği yahut nakledildiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, mezkur sözleşmenin 1.2 maddesinde hüküm altına alındığı üzere; bu sözleşmenin taraflarca imza edilmiş olmasının, daha önce tanzim edilen Genel Kredi Sözleşmelerinin, taahhütnamelerin geçerliliğine ve yürürlüğüne halel getirmediğini;Davalı borçluların ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçelerinde iddia ettiği gibi Genel Kredi Sözleşmesi'nin "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi" ile sona erdiği hususunun gerçeğe aykırı olduğunu, taraflarınca ihtiyati haciz talebine ve icra takip dosyasına konu edilen Genel Kredi Sözleşmesi'nin halihazırda yürürlükte olup bu sözleşmeye dayalı olarak takip başlatılamayacağı iddiasının abesle iştigal olduğunu, müvekkili bankanın Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi'nin 16.1.2 maddesi ile düzenlenen temerrüt haline ilişkin hüküm ve şartlara uygun bir şekilde, davalı borçlulara ihtarda bulunarak, kendi kredisinin geri ödenmesini talep ettiğini;Yerel mahkeme tarafından salt davalıların beyanları dikkate alınarak ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin ara kararının gerekçesinde " Sözleşmenin 16.1.2 maddesi uyarınca kredinin geri çagrılması için gerekli kredi verenlerin en az %75 inin onayın gerektiği yönünde düzenleme bulundugu" şeklinde hatalı şekilde karar verildiğini, davalılar vekilinin ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde bahsi geçen, Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesinin 16.1.2 maddesi ile düzenlenen temerrüt halinin oluşması için kredi veren bankaların %75'inin onayının alınması koşulu sağlanmadığından muacceliyetin oluşmadığı yönündeki iddiasının abesle iştigal olduğunu, zira temerrüt halinde kredi veren bankaların %75'inin onayının, muacceliyet tarihinden itibaren 60 gün içerisinde alınamaması ve bu süre boyunca kredinin ödenmemesi halinde kredi verenlerden her birinin ihtarda bulunarak kendi kredisinin geri ödenmesini talep edebileceğinin açık ve sarih bir şekilde hüküm altına alındığını;Temerrüt halinde krediyi geri çağırma kararının muacceliyet tarihinden itibaren 60 gün içerisinde alınamaması ve bu süre boyunca temerrüt halinin devam ediyor olması halinde, kredi verenlerden her birinin ihtarda bulunarak kendi kredisinin geri ödenmesini talep edebileceğini, ihtiyati haciz talebinde ve takip talebinde yalnızca Genel Kredi Sözleşmesi'ne konu alacağın talebe dayanak olarak gösterilmesinin, hem Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki hüküm ve şartlara hem de borçlular vekilinin iddia ettiğinin aksine"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi" ile belirlenen hüküm ve şartlara uygun olduğunu, mezkur sözleşmenin temerrüt haline ilişkin 16.1.2 maddesinin son derece açık olduğunu, buna rağmen davalıların ısrarla kredi verenlerin %75'inin onayı alınmadığı dolayısıyla muacceliyetin oluşmadığı yönündeki iddiasının yersiz olduğunu;Borçluların mezkur krediden kaynaklanan borcunu ödememesi nedeniyle müvekkili banka tarafından 28.12.2016 tarihinde hesap kat edilmiş ve borçlulara 31.05.2019 tarihli ihtarname keşide edilerek kredi borcunun ödenmesinin talep edilmiş olduğunu, hesap kat tarihinden itibaren yedi yıl geçmiş olmasına rağmen müvekkili bankanın alacağını tahsil edemediğini, hal böyleyken müvekkili banka ile borçlular arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi halihazırda mevcut ve yürürlükte olup bu sözleşmeye istinaden borçlulara kullandırılan kredi alacağının tahsil edilemediğinin de ortada olduğunu;Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi kapsamında, müvekkili bankanın da aralarında bulunduğu, alacaklı bankalar lehine tesis edilen ipoteklerin 2. ve 3. derece ipotekler olduğunu, dolayısıyla somut olayda önce rehne başvurma kuralının uygulama alanı bulmayacağını, borçlular vekilinin ihtiyati hacze itirazlarında son olarak "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi" kapsamında borçluların tüm malvarlığının ... A.Ş.'nin de aralarında bulunduğu bankalara garameten rehin olarak verildiğini, İİK madde 45 uyarınca rehinle temin edilmiş bir alacağa yalnızca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başvurulabileceğini, ihtiyati haciz başvurusunda alacağın tamamının rehinle temin edilmiş olduğu hususundan bahsedilmediğini iddia ettiğini, Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi kapsamında müvekkili banka lehine tesis edilen ipoteklerin, yalnızca huzurdaki dava konusu kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı teminen verilmediğini, mezkur ipoteklerin, müvekkili banka tarafından davalılara kullandırılan diğer kredi sözleşmelerinden kaynaklanan banka risklerinin de temini amacıyla tesis edildiğini, daha açık bir ifade ile Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesinin EK-1 listesinde yer aldığı üzere; müvekkili banka ile davalılar arasında çeşitli tarihlerle akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında davalılara birden fazla kredi kullandırılmış olup banka lehine tesis edilen ipoteklerin, müvekkili bankanın davalılara kullandırdığı, mezkur sözleşmede bahsi geçen, tüm kredilerden kaynaklanan risklerine karşılık tesis edildiğini; Nitekim davalılara kullandırılan diğer kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçların da tahsili mümkün olmadığından bu kredi alacaklarının tahsili için davalılar aleyhine İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2023/92098 Esas, 2023/91955 Esas ve 2023/91970 Esas sayılı dosyaları ile yasal takip başlatıldığını, tüm bu sebeplerle; Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi'nin bir şartı olarak sağlanan teminatların müvekkili banka tarafından davalılara kullandırılan ve mezkur sözleşmede (EK-1 Listede) yer alan diğer kredi sözleşmelerinden kaynaklanan risklerinin tümünü teminen verildiğini dikkate sunduklarını, bu bağlamda; Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi kapsamında müvekkili bankanın da aralarında bulunduğu, bankalar lehine tesis edilen ipoteklerin 2. ve 3. derece ipotekler olduğunu, ayrıca tesis edilen ipotekler müşterek ve garame ipoteği şeklinde tanzim edilmiş olup müvekkili bankanın sözleşme ile belirlenen garame oranının yalnızca %6,15 olduğunu, bununla birlikte toplam ipotek limiti tüm taşınmazlar için 400.000.000 TL olarak belirlenmiş olmasına karşın garame oranı gereğince müvekkili banka lehine tüm taşınmazlar bakımından belirlenen üst limitin 24.729.773,42 TL olduğunu, (Taşınmazların değerlerinin en üst bedel olan 400.000.000 TL ulaşması imkansız olduğu için taraflarınca üst limit olan 24.729.773,42 TL tutarın gelmesinin fiilen imkansız olduğunu), dolayısıyla davalılar vekilinin cevap dilekçesinde müvekkili bankanın tüm alacaklarının rehinle teminat altına alındığı ve İİK madde 45 uyarınca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gerektiği iddiasının tamamen gerçek duruma aykırı olduğunu; Zira müvekkili banka lehine tesis edilen ipotekler 2. ve 3. derece ipotekler olmakla birlikte ipoteklerin garame oranında paylaştırılması neticesinde müvekkili banka lehine tüm taşınmazlar bakımından belirlenen üst limitin 24.729.773,42 TL olduğunu, taraflarınca davalılar aleyhine başlatılan icra takiplerinde asıl alacak tutarlarının toplamı dahi 36.395.213,40 TL tutarında olup, takip çıkışlarının toplamının 112.214.085,87 TL tutarında olduğunu, hal böyleyken müvekkilinin alacağının tamamının teminat altına alındığı iddiası izahtan vareste olduğunu;Bununla birlikte "Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi"nin 14.4 maddesi aşağıdaki şekilde tanzim edilmiştir: "Borçlular, işbu sözleşme tahtında teminat kabilinden rehin veya ipotek tesis edilmesinin, alacaklıların rehnin özel yoldan dahil olmak üzere paraya çevrilmesi yolu ile yapacağı takiplerin yanında, kendileri aleyhine haciz veya iflas yolu ile icra takibi yapılabilmesine mani olmayacağını ve bu kapsamda kredi verenlerden rehnin kaldırılmasını talep edemeyecekleri gibi haciz veya iflas yolu ile yapılan takibin iptali için yasal yollara başvurmayacaklarını beyan, kabul ve taahhüt ederler.Müteselsil kefillerin, işbu finansman belgeleri tahtında vermiş oldukları kefaletleri her türlü diğer teminatlar, borçlular tarafından alacaklılara sağlanmış olan rehinlerden, borçluların işbu sözleşme tahtındaki borç, taahhüt ve yükümlülüklerinden mücerret ve bağımsızdır. Müteselsil kefiller, borçlular tarafından ileri sürülebilecek olan hiçbir itiraz ve defi hakkına sahip olmayıp, işbu sözleşme uyarınca düzenleyici tarafından kendilerine iletilecek ilk yazılı talep tarihinde kredi borcunu tüm ferileri ile birlikte nakden ve defaten geri ödeyeceklerini gayri kabili rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt ederler." şeklinde olduğunu; Yine aynı sözleşmenin son maddesi olan 22. maddesinde alacaklıya seçimlik hak tanındığını, müvekkili bankanın da böylece Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağına ilişkin yasal takip yollarına başvurmuş ve ihtiyati haciz talebinde bulunmuş olduğunu, İİK'nun 265. maddesinde ihtiyati hacze itiraz sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığını, borçluların itirazlarının bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğini, sonuç itibariyle, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçluların itirazlarının hukuki hiçbir yasal dayanağı bulunmadığından ve ihtiyati hacze konu edilen alacak bakiyesine dair herhangi bir ödeme de yapılmadığından itirazın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1058 D.İş- 2023/1076 K. sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına yönelik 06/02/2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve davalıların ihtiyati haciz kararına itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, genel kredi sözleşmesinden doğan alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne ve bu karara karşı davalı tarafça yapılan itirazın da kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına dair verilen karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Somut olayda; muteriz davalılar tarafından ihtiyati haciz kararına karşı ileri sürülen itiraz sebepleri; talep eden davacı bankanın alacağına dayanak olarak gösterdiği genel kredi sözleşmeleri ile bu sözleşmelerden doğan borçların davacının da aralarında bulunduğu bankalar ile yapılan Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi kapsamında yenilendiği, davacı bankanın alacağının rehin ve ipotek ile teminat altına alındığı, temerrüt koşullarının oluşmadığından bahisle haczin dayandığı sebeplere ilişkin olup, Mahkemece itirazın kabulüne dair verilen gerekçeli ara kararda açıklandığı üzere, dosya kapsamı ve taraflar arasında imzalanan Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi uyarınca talep eden davacı bankanın alacağının rehin ve ipotekle teminat altına alındığı, her ne kadar davacı tarafından ipoteklerin 2 ve 3. dereceden oldukları, verilen teminatların alacağı karşılamadığı ileri sürülmüş ise de, bu hususun yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği, buna göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257/1. maddesinde aranan "rehinle temin edilmemiş olma" şartının gerçekleşmediği ve İlk Derece Mahkemesince ihtiyati hacze itirazın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre talep eden davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02