İstanbul BAM 13. HD 2024/714 E. 2024/867 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/714
2024/867
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/714
KARAR NO: 2024/867
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2024 ( İhtiyati Tedbir Ret Ara Kararı )
DOSYA NUMARASI: 2023/827 Esas
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile; davalı ... A.Ş.'nin 14.09.2023 tarihinde gerçekleşen 2022 yılı olağan genel kurul toplantısının 3-4 ve 5.gündem maddeleri çerçevesinde alınan kararların; Davalı şirketin 14.09.2023 tarihinde yapılan 2022 Yılı Olağan Genel Kurul toplantısı gündeminin 3. maddesi kapsamında yıllık faaliyet raporunun onaylanması kararının 4. gündem maddesi ile doğrudan bağlantılı olduğu dikkate alınarak 3. ve 4. Gündem maddesi kapsamında alınan “2022 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması” yönündeki kararın, Kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ve kanunun arkasını dolanma amaçlı olarak gündeme ibra maddesi de konulmayarak ibranın da gündemden kaçırıldığı gerekçeleri ile iptaline ve yürütülmesinin geri bırakılmasına, Dava konusu genel kurul toplantısının 5. gündem maddesi kapsamında alınan “şirket kuruluşundan 2019 yılı sonuna kadar olan dağıtılabilir net karın 314.013,26 TL'nin %50'sinin olağanüstü yedeklere ayrılması %50' sinin pay sahiplerine nakit dağıtılması” yönündeki kararın, açıkça görünüşte kar dağıtma izlenimi yaratma aldatma amaçlı olduğu ve gerçek karı dağıtmamanın bir örtüsü/perdesi olarak kullanıldığı, dolayısıyla kanuna ve dürüstlük kurallarına açıkça aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline ve yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/02/2024 tarih ve 2023/827 Esas sayılı Ara Kararı ile; " Mahkememizin 19.12.2023 tarihli tensip zaptı 7 no.lu ara kararı uyarınca yönetim kurulu üyesi ...'e yürütmenin geri bırakılması talebi hakkında 2 haftalık kesin süre içinde beyanda bulunması için tebligat gönderildiği, 17.02.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ise de bugüne kadar herhangi bir beyanda bulunmadığı görülmüştür. 6100 sayılı yasanın 389 ve devam maddeleri gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. (Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S. 873) HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 877). Somut durumda talep dilekçesi incelendiğinde; iptali talep edilen genel kurul kararlarının mahiyeti de dikkate alındığında "bir sakınca veya ciddi bir zararın doğacağı endişesi" şartı bulunmamakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçeleri ile; " 1-Davacı vekilinin davalı ... A.Ş.'nin 14.09.2023 tarihinde gerçekleşen 2022 yılı olağan genel kurul toplantısının 3-4 ve 5.gündem maddeleri çerçevesinde alınan kararların yürütmelerinin geri bırakılmasına ilişkin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 14.09.2023 tarihinde yapılan 2022 Yılı Olağan Genel Kurul toplantısı gündeminin 3. maddesi kapsamında yıllık faaliyet raporunun onaylanması kararının 4. gündem maddesi ile doğrudan bağlantılı olduğunu, bu husus göz önüne alındığında 3. ve 4. gündem maddeleri kapsamında alınan “2022 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması” yönündeki kararın bir takım gerçekleri genel kuruldan ve pay sahiplerinin incelemesinden kaçırma amaçlı olduğu, bu hususun açıkça Kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, buradaki rakamsal çelişkilerin genel kurulda ortaya çıkmasından korkulduğu için davacı olmayan ve aynı zamanda ilgili dönem yönetim kurulu üyesi olan pay sahiplerinin oyları ve el çabukluğu ile gözden kaçırılmaya çalışıldığı, bu nedenle de kanunun arkasını dolanma amaçlı olarak gündeme ibra maddesi konulmayarak ibra tartışmalarında sözü edilen rakamsal çelişki ve tutarsızlıkların ortaya çıkmasının önlendiği ve dolayısıyla gündemden kaçırıldığı hususlarının mahkemece dikkate alınmadığını, en hafif şekli ile ifade edilecek olursa davalı şirket in savunmasında, implant ve diğer bağlantılı ürünlerin ithalatının dövizle yapılıp TL ile satışlarının gerçekleştirildiği bu durumun da şirketi risklerle karşılaştırdığını öne sürmekte olduğunu, halbuki şirket kayıtları incelendiğinde ithalatın “TRY” (TL) ile yapıldığının görüleceğini, ayrıca örnekleri verildiği üzere ortalama 300 TL’den ithal edilen bir ürünün yine ortalama 2.000 TL’den satıldığı da şirket kayıtları ile sabitken nasıl bir riskten söz edilebileceği hususu ve buna bağlı gerçeğe aykırı çelişkili ifade ve kayıtların da mahkemece dikkate alınmadığını, halbuki burada davalı şirket yönetiminin bir takım gerçekleri genel kurul ve mahkemeden kaçırdığı hususunun aşikar olduğunu ve kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması yolu ile ile şirkete ve dolayısıyla alacaklılar ve pay sahiplerinin haklarına yönelebilecek çok kuvvetli ve yakın taciz tehlikesinin bertaraf edilebilecek olduğunu, En önemlisi iptal davasına konu edilen genel kurul kararları alınırken müvekkil tarafından alım-satım fiyat farkları, satış miktarları, muhatap müşteri kitlesi, döviz kurları, satış giderleri gibi birçok değişken dikkate alınarak yapılan hesaplamalar neticesinde şirketin finansal tablolarının gerçeği yansıtmadığı ifade edilerek bu yapıyla şirketin bir takım soruşturmalara muhatap olması tehlikesine dikkat çekildiğini ve bu hususlarda yazılı muhalefet şerhi de sunulmuş olduğunu, örneğin 4. gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinin bir kısmında; “…Bu muhalefetimize ek olarak Yönetim Kurulu Başkanlığım sona erdikten hemen sonra (Nisan 2021’den başlayarak) büyük meblağlı ithalatlar başlamış, önemli bayiliklerle kısa sürede sözleşmeler feshedilmiş ve hemen hemen tüm bölgelerde doğrudan satışa geçilerek şirketin cirosunun arttırılması hedeflenmiştir. Bilançoda satışlar yaklaşık 263 Milyon TL Satılan Malların Maliyeti yaklaşık 125 Milyon TL gösterilmiştir. Yani 1 TL’ye alman mal 2 TL’ye ya da 300 TL’ye alman implant + abutment 600 TL’ye satılmıştır. Bu doğrudan rekabete aykırı bir satış politikasıdır. Eğer Durum gerçekten buysa mevcut yönetim, şirketimizi rekabete aykırı faaliyet nedeniyle bir anti-damping cezasıyla daha karşı karşıya bırakacaktır; zira ürünler son kullanıcıya (diş hekimlerine) doğrudan satılmaktadır. Bu hesaplamalar doğrultusunda, şirketimizin 2 yıl içerisinde uluslararası para aklamak amacıyla paravan bir şirkete dönüştürüldüğünü göstermektedir. Zira Şirketimizin büyük ortağı ... Ltd. CEO’su ...’ın onayı ve stratejisi doğrultusunda TL fatura ile 800 bin adet implant ve ilgili parçalarını 2 yıl içerisinde Türkiye’ye yığmış, bu strateji ...’in yönetimi ve işbirliğiyle yürütülmüştür. Güncel Amerikan Dolan/Türk Lirası değerlendirildiğinde bir adet implant üretici firma ve büyük ortak ... tarafından bazı modellerde 3.4 Amerikan Dolan’na en yüksek model 8.7 Amerikan Dolarına gönderilmektedir. ... yaklaşık 500 ortaklı global bir firmadır ve CEO ...’ın maliyetine hatta maliyetin altına 800 bin implantı ... AŞ’ye göndermesinin para aklamaktan başka bir izahatı olamaz. Anılan gerekçelerle gündemin 4 maddesi olan 2022 yılına ait olan bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması tasdiki kararma karşı olumsuz oy veriyor ve işbu muhalefetimizin toplantı tutanağına geçirilmesini talep ediyoruz.” Şeklinde açık ve net bir uyarı yapıldığını ve tehlikeye dikkat çekildiğini, 16 Şubat 2024 tarih ve 32462 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığı’nın “İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin 2024/7 Nolu Tebliğ” ile konu ve kapsam “…yerli üreticiler ... San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... İthalat İhracat Tic. Ltd. Şti. tarafından Kore Cumhuriyeti menşeli “protez dişlerin bağlantı parçaları” (diş implantları) ithalatına yönelik yürürlükte bulunan dampinge karşı kesin önlemin ihraç fiyatlarının düşürülmesi suretiyle etkisiz kılındığı iddiasıyla yapılan başvuruya istinaden önlem konusu ülkede yerleşik ... Ltd. ve ... firmaları için soruşturmanın yeniden açılması ve açılan soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesi” şeklinde ortaya çıkan sonucun, müvekkilin uyarısının gerekliliğini ve muhalefet feryadının haklılığını ortaya koyduğunu, söz konusu 2024/7 nolu tebliğ ile esasen davalı şirketin en büyük ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan ... Ltd. hakkında da yeniden soruşturma açıldığını, tek başına bu hususun dahi iptali talep edilen genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasının zorunlu, haklı ve acil olduğunu ortaya koymakta olduğunu, Yine yukarıdaki madde ile bağlantılı olarak şirketin gerçek karının finansal tablolara yansıtılmadığı hususunun aşikar olduğunu, nitekim dava konusu genel kurul toplantısının 5. gündem maddesi kapsamında alınan “şirket kuruluşundan 2019 yılı sonuna kadar olan dağıtılabilir net karın 314.013,26 TL’nin % 50’sinin olağanüstü yedeklere ayrılması % 50’sinin pay sahiplerine nakit dağıtılması” yönündeki kararın, açıkça görünüşte kar dağıtma izlenimi yaratmaya dönük aldatma amaçlı bir karar olduğunu, zira bu karardaki sembolik kar dağıtım oranının, gerçek karı dağıtmamanın bir örtüsü/perdesi olarak kullanıldığını, davalı şirketin yönetim kurulu üyesinin, büyük pay sahibi ve hakkında soruşturma açılmış olan Güney Kore merkezli ... Ltd.’nin operasyonlarının bir parçası olarak ortaya çıkmış bir karar olduğunu, tamamı ile genel kurulu yanıltmaya yönelik, şirket menfaatlerine ve pay sahiplerinin (özellikle azınlık pay sahiplerinin) menfaatlerine kastetmiş olan bu kararın hukuka uygun olduğu, yakın bir tehlike ve telafi edilemez zarar doğurmadığı hususlarının rasyonel ve vicdani olarak iddia edilemeyeceğini, kanuna, vicdana ve dürüstlük kurallarına açıkça aykırı ve şirketi felakete sürükleyebilecek nitelikteki söz konusu birbirleriyle bağlantılı kararların iptaline karar verilinceye kadar geçecek sürede yürütülmesinin geri bırakılmamasının hukukla bağdaştırılamayacağını beyanla; Yukarıda açıklanan nedenler ve gerekçeler doğrultusunda; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2023/827 E. nolu dosyası kapsamında 28/02/2024 tarihinde usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına ve yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde ivedilikle ihtiyati tedbire karar verilmesini (iptali istenen genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması kararı verilmesini) talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, anonim şirket genel kurul kararının iptali davasında, iptali talep edilen genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Hükümde mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davalı şirket yönetim kurulu üyesine tedbiren genel kurul kararlarının yürütmenin durdurulması talebine ilişkin beyanların sunulması için meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği, yönetim kurulu üyesinin beyanda bulunmadığı görülmüştür. Davacı vekili, davalı şirketin 14/09/2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan faaliyet raporunun okunmasına ilişkin 3. maddesinin, 2022 yılı bilanço, kar ve zarar hesaplarının okunmasına ve müzakeresine geçilmesine ilişkin 4. maddesinin, kar payı dağıtılmasına ilişkin 5. maddesinin ana sözleşmeye, kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gerekçesi ile iptali ve tedbiren kararların yürütmenin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağı, davacı vekili tarafından sunulan yıllık faaliyet raporu ve mevcut delil durumuna göre davacının ileri sürdüğü iddiaların esası bakımından yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada oluşmadığı, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğuna ilişkin de yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi 28/02/2024 tarihli ara karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02