SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2024/713 E. 2024/865 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/713

Karar No

2024/865

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/713 Esas

KARAR NO: 2024/865 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2024/161 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ: 25/03/2024 (Ara Karar)

TALEP: İHTİYATİ TEDBİR

KARAR TARİHİ: 16/05/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili dava dilekçesi ile; davalı ...'ün "..." ve "..." markalarıyla bilinen ve faaliyet gösteren ... Tic A.Ş.'ni eşinin erkek kardeşleri müteveffa ... ve ... kardeşler ile birlikte 1985 yılında kurduğunu ve ... kurucularından müteveffa Hasan Doğan'ın 2008 yılında Türk Futbol Federasyonu Başkanı seçilerek ülke futboluna önemli hizmette bulunduğunu, yine kuruculardan müteveffa ... Birleşmiş Milletler Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüttüğünü, müvekkili davacıların müteveffa ... çocukları olduğunu, müteveffa ... 2008 yılında, ... 2016 yılında vefatı sonrası şirketin ... tarafından sevk ve idare edildiğini, ... ve ...'ın çocuklarının da yönetime katılımıyla aile şirketi vasfını koruyarak faaliyetlerine devam ettiğini, huzurdaki davada ... adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacı müvekkilleri adına tescilini talep ettikleri jeotermal kaynaklardan elektrik üretim ve satışı ile iştigal eden ... Tic A.Ş'nin müteveffa ..., müteveffa ... çocukları ..., ... ile ... ve ... katılımlarıyla 05/04/2010 tarihide 1.000.000 sermaye ile jeotermal enerji üretimi alanında faaliyet göstermesi amacıyla kurulduğunu, şirketin kısa sürede sermayesinin 60.000.000 TL'ye ulaştığını, ... 04/04/2016 tarihinde vefat ettiğini, ... ... Grubu şirketlerindeki hisselerinin külli halefiyet yoluyla müvekkillerine intikal ettiğini, şirketin 2019 yılına kadar davalı ... tarafından tek yönetim kurulu üyesi olarak yönetim kurulu başkanı sıfatıyla yönetildiğini, müvekkilleri davacıların o tarihte yaşlarının küçüklüğü ve iş hayatındaki tecrübesizlikleri ileri sürülerek müvekkillerinin şirketteki hisselerinin davalı tarafından inançlı temlik yoluyla devralınmasının gündeme geldiğini, müvekkilleri ile davalı ... arasında 04/11/2019 tarihli İnançlı Temlik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkillerinin şirkette çoğunluğu teşkil eden miras hakları kapsamında intikali icap eden diğer hisseleri de başkaca pay devri sözleşmeleriyle nominal değerleri üzerinden ve hiçbir bedel ödenmeksizin davalı ...'e inançlı temlik esasında devredildiğini, müvekkillerinin tüm bu zaman içinde ... Grubu şirketlerinden dışlandıklarını, şirketin işleyişi hakkında kendilerine bilgi verilmediğini, şirket genel kurullarının kağıt üzerinde yapıldığını, gerçek anlamda bir toplantı yapılmadığını, müvekkilleri tarafından davalının sözleşmeye aykırı iş ve işlemlerine son vermesi amacıyla davalıya Beşiktaş ... Noterliğinin 17/11/2023 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... ve müvekkilleri ile birlikte pay sahibi olduğu şirketlerin son dönem faaliyet raporu ve mali bilançolarının gönderilmesi, müvekkillerinin davalıya inançlı olarak devrettiği hisseler nispetinde tahakkuk eden kar payı alacaklarının müvekkillerine ödenmesi, aksi halde sözleşmenin feshi ile ... hisselerinin müvekkillerine iadesi amacıyla aleyhine dava ikame edileceğinin ihtar edildiğini, davalı tarafından ihtarnamenin cevapsız bırakıldığını, bunun üzerine müvekkilleri tarafından Beşiktaş ....Noterliğinin 25/12/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, .... A.Ş.'de kurulduğu 2010 yılından bu yana kar payı dağıtımının yapılmadığını, dağıtılmayan bu karın örtülü kar payı dağıtımı yoluyla davalının malvarlığına aktarıldığının açık olduğunu beyanla müvekkillerinin huzurdaki dava ile kendi adlarına tescilini talep ettiği ... hisselerinin müvekkilleri adına tescilinin sağlanması amacıyla hisselerin 3.kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 25/03/2024 tarih ve 2024/161 Esas sayılı ara kararında; "HMK.nun 389.maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceğinin veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK.nun 390.maddesine göre tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davacının, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek delillerini sunmadığından haklılığı yapılacak yargılama sonucunda belirleneceğinden, HMK.nun 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE," karar verilmiş ve verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesi ile; Mahkemece, 11.03.2024 tarihli tensip tutanağında verilen 14 numaralı ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin, davalı şirket ticaret sicil özeti, ... Bankası, ... ve ... ile Şirket arasında imzalanan kredi sözleşmeleri ile ... A.Ş. tarafından düzenlenen bağımsız denetim raporlarının celbi sonrası değerlendirilmesine karar verildiğini, ancak henüz bu delillerin tamamı celp edilmemişken 25.03.2024 tarihinde verilen ara karar ile davanın esası yönünden haklılığı ispat edecek delillerin sunulmadığı, haklılığın yapılacak yargılama sonrası belirlenebileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiğini, Mahkemece yeterli deliller toplanmadan hiçbir gerekçe gösterilmeksizin talebin reddine karar verilmesinin çelişkili olmakla birlikte adil yargılanma hakkını da onarılamaz biçimde zedelediğini, HMK md. 389 uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, ayrıca HMK md. 390/3 uyarınca tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu, bu doğrultuda ihtiyati tedbirin iki şartı bulunduğundan bahsedilebileceğini, bunların; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması yada tamamen imkânsız hale gelmesi ve davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi olduğunu;Yerel mahkemenin tedbir talebinin reddi gerekçesinden, bu şartlardan ikincisinin sağlanmadığı kanaatinde olduğunu anladıklarını, davalının müvekkillerinden inançlı olarak devraldığı adına kayıtlı şirket hisselerini yargılama sırasında 3. kişilere devretmesi son derece kolay olup bu halde hisselerin müvekkilleri adına tescilinin imkansız hale geleceğinin tartışmasız olduğunu, taraflar arasında imzalı inançlı temlik sözleşmesi dava dilekçesi ekinde sunulmuş olup yaklaşık ispat koşulunun sağlandığının tartışmasız olduğunu, müvekkilleri ile davalı arasında 04.11.2019 tarihli İnançlı Temlik Sözleşmesi bağıtlandığını, sözleşme ile ...’ın %4,55, ...’ın %4,55, ...’ın %4,56 oranındaki hisselerinin davalıya devredildiğini ancak; sözleşmenin 3. maddesi ile bu devrin tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığı ve devirlerin inançlı temlik kapsamında bu hisselerin muhafazası ve idaresi amacıyla yapıldığının, sözleşmenin 4. maddesi ile hisselere ait geçmiş ve gelecek tüm kar ve zarar ile hak ve alacağın payları oranında müvekkillerine ait olacağının, yani işbu inançlı temlikle devredilen hisselerin karının müvekkiline ödemesi gerektiğinin açıkça ifade edildiğini;Yerel mahkemece uygulamada genellikle görülenin aksine, taraflar arasında imzalanmış, yazılı bir inanç sözleşmesi bulunmasına rağmen haklılığın yaklaşık olarak ispat edilemediği gibi soyut bir gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddedildiğini, inançlı işleme dayalı davalarda karşılaşılan en büyük güçlüğün inanç anlaşmasının taraflarca yazılı bir metinle imza altına alınmaması, inançlı işleme uygulanacak hüküm ve şartların belirlendiği bir metin ortaya konulamaması olduğunu, somut olayda ellerinde bu delilin mevcut olduğunu, tarafların şirket hisselerinin davalıya inançlı şekilde devri hususunda sözleşme imzaladığını, Mahkemenin daha nasıl bir ispat beklediğini merak ettiklerini, eğer imzaların gerçekliğinden şüphe ediliyorsa, davalının cevap dilekçesinde imzasını inkâr edip etmeyeceğinin beklenmesi gerekirken, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddinin oldukça vahim bir durum olduğunu ancak kararı daha da vahim hale getiren hususun, taraflar arasında imzalanan inançlı işlem sözleşmesinin, saf inançlı işlem niteliğinde olduğunun Mahkemece kavranamaması olduğunu;Saf inançlı işlemlerde genel olarak, inanan ile inanılan arasında vekâlet benzeri sui generis bir hukuki ilişki olduğu kabul edilmekte olup buna bağlı olarak bu işlemlere vekâlet sözleşmesi hükümlerinin inançlı işlemin niteliğine uygun düştüğü ölçüde, kıyasen uygulandığını, saf inançlı işlemlerde inanç anlaşmasının niteliği itibariyle bir vekâlet sözleşmesi veya vekâlet benzeri bir sui generis sözleşme olduğu kabul edildiğinden bahisle bu işlemlerde inananın veya inanılanın, kural olarak, her zaman sözleşmeyi sona erdirme hakkı bulunduğunu, buna göre, saf inançlı işlemlerde inananın vekili azletmesi veya inanılanın vekillikten istifası ile de inanç ilişkisinin sona erdirilmesinin mümkün olduğunu, sözleşmede şirket hisselerinin iadesi için zaman ve koşul öngörülmediğini, sözleşmenin tarafların iradesiyle her zaman sona erdirilmesinin mümkün kılındığını;Somut olayda 04.11.2019 tarihli İnançlı Temlik Sözleşmesi “saf inançlı işlem” niteliğinde olduğundan bahisle müvekkillerinin sözleşmeyi hiçbir gerekçe göstermeye dahi gerek duymaksızın feshetme, davalıyı müvekkilinin pay sahipliğinden doğan haklarını sevk ve idare etme yetkisinden azletme hakkına sahip olduklarını, yani Mahkemece, sözleşmenin haklı/haksız feshinin irdelenmesine dahi gerek bulunmadığını, bu durumda Mahkemenin yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle tedbir talebini reddi kararı oldukça talihsiz olup Dairemizce yazılı inanç sözleşmesi göz önüne alınarak davalının şirket hisselerini 3. kişilere devrini önleyici mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, somut olayda inançlı işlemin konusunun, anonim şirket hisseleri olduğundan bahisle davalının yargılama sırasında hisseleri 3. kişiye devrinin son derece basit bir ciro işlemi ile mümkün olduğunu, bu çerçevede ihtiyati tedbirin tüm şartlarının sağlandığının açık olduğunu; İnananın inanç sözleşmesinden doğan taleplerini, onun ancak inanılana karşı ileri sürebileceği şahsi talepler olduğundan bahisle inanç anlaşması ile inanılanın inanç konusu üzerindeki yetkilerine getirilen sınırlamanın onun inanç konusunu devrettiği üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, inanç konusunu üçüncü kişiye devreden veya inanç konusu üzerinde sınırlı ayni hak tesis eden inanılan karşısında, inananın inanılana karşı başvurabileceği yegane hukuki yolun inanç anlaşmasının hükümlerine aykırı davranan inanandan BK m. 112 uyarınca tazminat talep etmek olduğunu, bu durumun önlenmesi müvekkillerinin haklarının kaybından doğan zarara değil de haklarının özüne ulaşmasının sağlanması amacıyla Mahkemeden, hisselerin 3. kişilere devrini önleyici mahiyette ihtiyati tedbir talep edildiğini ancak Mahkemece bu talebin reddedildiğini, inançlı işleme konu şirket hisselerinin basit bir ciro işlemi ile dahi devrin mümkün olup bu halde HMK md. 389’da yer alan şartların sağlandığını, Dairemizce ihtiyati tedbir talebinin reddi ve davalının yargılama sırasında hisseleri 3. kişilere devri halinde müvekkilinin hakkı olan şirket hisselerine değil ancak şirket hisselerinin devri sebebiyle doğacak zararlarına kavuşabileceğini, Yerel mahkemece tensip tutanağı ile celbine karar verilen delillerin dosyaya girmeden tedbir talebinin reddine karar verilmesinin çelişkili bir durum olduğunu, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin 11.03.2024 tarihli tensip tutanağında celbine karar verilen ... Bankası, ... ve ... ile şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin henüz dosyaya girmeden reddedildiğini, söz konusu sözleşmelerin şirket hisselerinin rehine konu edilip edilmediğinin anlaşılması bakımından kritik önemi olmakla birlikte Mahkemece ihtiyati tedbir talebi hakkında bu delillerin celbi sonrası hüküm kurulacağı yönünde karar verildiğini; Mahkemece önce dava dilekçesinde yer verdikleri delillerin celbi sonrası ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verileceği yönünde hüküm kurulmasınınİ 14 gün sonra ise henüz deliller celp edilmeden talebin reddine karar verilmesinin gerekçesi taraflarınca anlaşılamamakla birlikte kararlar arasında çelişki bulunduğunun tartışmasız olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan yazılı ve taraflarca imzalı, “saf inançlı işlem” niteliğindeki 04.11.2019 tarihli İnançlı Temlik Sözleşmesi göz önüne alındığında yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, gerek davalının hâkim hissedar ve yönetim kurulu başkanı sıfatıyla şirketi basiretli ve ticari hayatın gerekliliklerine aykırı olarak tipik bir patron şirketi hüviyetinde yönetmesi, gerek şirket hisselerini yargılama sırasında son derece kolayca 3. kişilere devredilebilmesinin mümkün olması sebebiyle, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkânsız hale gelmesi şartının sağlandığının son derece açık olduğunu, bu doğrultuda Dairemizce istinaf başvurusunun ivedilikle incelenerek tedbir talebinin kabul edilmesi gerektiğini, babalarını kaybı sonrası müvekkillerinin hisselerini ele geçiren ve haksız olarak iade etmeyen davalının, müvekkillerinin hakkı olan şirket hisselerinden doğan zararlarına değil hisselerine kavuşmasının sağlanması gerektiğini beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, davalı adına kayıtlı ... hisselerinin 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla hisselerin 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, inançlı temlik sözleşmesi ile davalı tarafa devredilen şirket hisselerinin iadesi ve hisselerden doğan kar payının tahsili talebi ile açılan davada, davalı adına kayıtlı hisselerin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut dosyada; her ne kadar Mahkemece verilen ara karar tarihi itibariyle banka yazı cevapları ile dava dışı şirketin sicil kaydı dosyaya celp edilmemiş ise de, gerek davacılar tarafından davaya dayanak olarak sunulan İnançlı Temlik Sözleşmesi'nde yer alan; davalı tarafından hisselerin, davacıların onayı olmaksızın üçüncü kişilere devredilemeyeceğine dair düzenleme, gerekse davalı tarafından savunmasına dayanak olarak sunulan Hisse Rehni Ve İntifa Hakkı Sözleşmesinde yer alan; hisselerin rehin alan ve intifa sahibinin yazılı ön izni olmaksızın üçüncü kişilere devredilemeyeceğine dair düzenleme karşısında, mevcut durumda meydana gelecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin güçleşeceği veya tamamen imkansız hale geleceğine yönelik kanaatin oluşmadığı, ayrıca davacılar tarafından iadesi talep edilen hisse miktarının da yapılacak yargılama ile belirleneceği, bu minvalde Mahkemece şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılardan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınesastanözetikararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesininkararınınİHTİYATİTEDBİRreddine"ileridosyatarihiiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim