SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2274 E. 2024/836 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2274

Karar No

2024/836

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2274

KARAR NO: 2024/836

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/07/2021

DOSYA NUMARASI : 2019/706 Esas - 2021/573 Karar

DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 16/05/2024

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; müvekkili firma ile davalı arasında Kıymetli Mal Taşıma ve Kasalama sözleşmesi kapsamında, müvekkili şirketin satın aldığı altınları güvenlik şekilde Giresun Tirebolu'ya sevkini davalı firmanın yaptığı, 04/11/2019 tarihinde İstanbul dan müvekkili şirket adına taşınan 5 kilo ham altının, davalı şirket tarafından 250.000-USD sigortalanıp kargo edilerek davalı şirket elemanları tarafından havayoluyla Trabzon'a getirildiğini, ancak söz konusu 5 kilo altının sözleşme gereği yazılı olarak davalı şirkete bildirilen ve müvekkili şirketin adının kıymetli malları teslim almaya yetkili şahıslardan hiçbirini teslim edilmediğini, malların sabıkalı ve aranan ... isimli şahsa teslim edildiğini, söz konusu altınlar ile şahsın kaçtığını, altınların akıbeti için polis merkezine şikayette bulunulmuş olduğu, davalı şirkete derhal sözleşmenin 7. Maddesi gereği kaybı öğrenmesinden itibaren yazılı iadeli taahhütlü posta ve noter kanalıyla bildirimde bulunduğunu, ancak bugüne kadar ödeme yapılmadığını, mezkur sözleşmeler kapsamında müvekkili firmanın altınları bildirim tarihinden itibaren 14 gün içinde tutarın ödenmesi ile yükümlü olduğunu ve ilgili sözleşme gereği davalı şirket tarafından taşınana ve müvekkili şirkete ait olan 5 kilo altının teslim tarihindeki değeri olan 1.400.000-TL.'nin teslim tarihi olan 04/11/2019 tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek faiz ile birlikte tahsilinin masraf ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kayıp ihbarının sözleşme gereği yedi gün içinde usulüne uygun bildirim kararlaştırılmasına karşın süresinde ve usulüne uygun yapılmadığı, emir ve talimatı ile malın teslim edildiği ... yapılan teslimden sorumlu tutulamayacağı, ... bu süreçte işlediği suçtan cezaevinde olduğu, davalının nitelikli emtia ve para taşıyıcısı olduğu, olaya konu altınların İstanbul'dan davalı yanca 02/11/2019 tarihinde uçak ile Trabzon'a gönderildiği, malın Trabzon'da çalışanlarına ulaştığında ne şekilde hareket edileceğinin sorulduğu ... adlı şahsın Tirebolu dolmuş durağında kime teslim edileceğini bildirileceğini, ilk dolmuşa verilmesini, 09.30 ilk kalkan dolmuşun ... olduğu ve ona teslim edildiğini, imzası ile teslimin teyit edildiğini, 04/11/2019 tarihinde 09.30 dolmuşuna verilen kargonun alıcısına götürülmediği bu şahsın ortadan kaybolduğu, 27/11/2019 tarihinde yakalandığı ve suçunu kabul ettiğini, TTK Madde 868 gereği emir ve talimata uyan davalının sorumlu tutulamayacağını, davalının yük teslim almaya yetkili kıldığı tüm isim listesinin dolmuş şoförlerinden oluştuğu, davalının davacı için yaptığı taşımalardan 16 seferinde ..., 14 seferinin ise farklı dolmuş şoförlerine teslimle taşımanın tamamlandığı, davacının temsilci ifadelerinde polis huzurunda kargonun ... a teslimine onay verdiği, teslimin telefonla teyit edildiğinin ifade de yer aldığını, davalının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk olduğu, TTK nun 875,880 ve 882. Maddelerindeki hükümlerinin gözetilmesi gerektiğini, fazlaya dair tüm haklarının saklı kalmak kaydı ile davacı tarafından açılan işbu haksız davanın öncelikle usulden reddine, her halükarda açılan davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/07/2021 tarih ve 2019/706 Esas - 2021/573 Karar sayılı kararı ile; " Mahkememizce Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış olup, davacı şirketin 2019 -2020 yılı ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle davalı şirketle olan ticari ilişkinin tespiti, davacının davalıya teslim etmiş olduğu malların irsaliyelerinin incelenerek kime teslim edildiğinin tespiti, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa miktarının nelerden ibaret olduğu konusunda mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapılarak rapor istenmiş olup, Bilirkişi tarafından 13/01/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ... Tic. Ltd. Şti. 'nin 2019-2020 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları incelendiğinde , davacının davalı ... A.Ş.'den alacaklı olmadığının tespit edildiğini bildirmiştir. Mahkememizce dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup; Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, davalının ticari defter ve kayıtları ve dosya incelenmek suretiyle taraflar arasında akdedilmiş olan taşıma sözleşmesinden dolayı davalının sorumlu olup olmadığı, davacının sözleşme uyarınca ihbar mükellefiyetini yerine getirip getirmediği, gerçekleşen rizikoda varsa tarafların müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra davacının davalıdan talep edebileceği alacak miktarının ne olduğunun hesap edilmesi konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından 11/05/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; Taraflar arasında akdedilmiş olan taşıma sözleşmesinden dolayı davalının sorumlu tutulamayacağı, davalının sözleşme gereği taşıma edimini dava dışı ... kargonun teslimi ile ifa ettiği, dava dışı ... teslimin davacının emir ve talimat ile tasarruf yetkisi kullanımından kaynaklandığı, davacının sözleşme uyarınca ihbar mükellefiyetinin aynı gün içinde yerine getirildiği, saat 09.30 dolmuşunda varması gereken kargonun davacıya teslim edilmediğinin 11.00 sıralarında davalıya bildirildiğinin dosya kapsamında soruşturma dosyası ve taraf beyanları ile ortaya konulduğu, gerçekleşen riziko da davalının müterafik kusurunun varlığı bakımından davalıya verilen kargo teslim almaya yetkililer listesinde ... bulunmamasına rağmen kargo teslim edilmesinde kusur takdir ve değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğunu, ancak taşıma sürecinde emir ve talimat ile bu türden yetki değiştirme yetkisinin davacıda olduğunun da gözetilmesi gerektiği,. Dosya kapsamında davacının davalıdan talep edebileceği tazminat bulunmadığının değerlendirildiği, buna karşın meydana gelen zararın 20/12/2019 tarihli kur ve serbest piyasa altın alım satım verilerine göre bu tarihte 1.285.000,00-TL tutarına denk geldiği, davalının ticari defterlerinde davacıya borcu bulunmadığı gibi alacaklı olduğunun tespit edildiği, dava konusu zararda husumet bakımından ... davacının güveninin kötüye kullandığı gözetilerek pasif husumetin bu kişiye yöneltilmesi gerektiği hususunda nihai takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda: Davacı ile davalı arasında 2019 tarihli kıymetli mal taşıma ve kasalama sözleşmesi akdedildiği, sözleşme kapsamında davacının altın emtiası taşıma işlemini davalı şirkete yaptırdığı davacının uçak ile Trabzona gelen emtiaları Tirebolu adesine taşıtmak için Trabzonda yardımcı eleman bulundurduğu veya üçüncü kişi dolmuş şöförlerinden yardım alarak emtiaların Tireboludaki adrese tesliminin sağlandığı dosyada delil olarak bulunan taşıma irsaliyelerinin yapılan incelemesinde varış yeri Trabzon olan kargoların 16 seferinde kargo tesliminin davacı çalışanı...yapıldığı, diğer taşımaların ise Trabzon-Tirebolu arasında dolmuş şöförlüğü yapan kişiler tarafından sağlandığı bu teslimlerin davacıdan gelen emir ve talimatlar ile gerçekleştirildiği, Görele Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/39 sayılı dosyasının yapılan incelemesinde davacı şirket yetkilisi ... 04/11/2019 günü beyanında " Tirebolu ilçesinde ... isimli işyerini işlettiğini bugüne kadar İstanbul ilinden almış olduğu altınları ... kargo isimli firma vasıtasıyla Trabzon il merkezine getirttiğini buradan da Trabzon-Tirebolu dolmuş şöförlerine emanet verdirip altınları aldıklarını 04/11/2019 günü de İstanbuldan aynı firma ile Trabzon İl merkezine getirilen yaklaşık 4 kg ağırlığında 960 TL değerindeki altınların ... Kargo isimli firmanın görevlilerince Tirabolu ilçesinde kendisine teslim edilmek üzere Trabzon-Tirebolu arasında dolmuş şöförü olarak çalışan ... plakalı dolmuş şöförü ... bilgisi dahilinde teslim edildiğini bu şahsın altınları teslim aldıktan sonra kayıplara karıştığını, telefonunun kapalı olduğunu, şahsa ulaşamadıklarını .. " bildirdiği, davacı şirket sahibinin bu beyanından kargonun ... plaka sayılı dolmuşun şöförü ... tesliminin bilgisi dahilinde yapıldığı, davacıyı temsilen yetkili kişiye teslim etme veya etmeme olgusunun tamamen davacının kendi davranışı ile ve TTK nın 868 ile 869 maddeleri hükümlerine göre gerçekleştiği, davalıya verilen kargo teslim almaya yetkili kişiler isim listesinde davadışı ... bulunmamakla beraber kargo teslimlerinin davacının emir ve talimatı ile davacının bilgisi dahilinde dolmuş şöförü ... teslim edildiği, gerçekleşen rizikodan dolayı davalıya yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı, anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın Reddine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararının dayandığı maddi olguların hatalı olduğunu, Davanın düğüm noktası gibi görülen, bilirkişi ve mahkemenin gerekçeli kararında sıkça atıf yapılan; Görele Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/39 sayılı dosyasında bulunan ...'nin ifadesinin, hem bilirkişi raporlarında hem de mahkemenin nezdinde, usule aykırı tutulan polis tutanağı nedeniyle hatalı değerlendirildiğini, Çünkü; ... ifadesi ve ardından tutulan polis tutanağının farklı olduğunu, meydana gelen olayla ilgili müvekkil şirket yetkilisi ... yalnızca bir ifade metni bulunduğunu, bu ifade metninin 04.11.2019 tarihli saat 13.13 de Şikayetçi İfade tutanağı başlığı altında Kd. Başpolis Memuru ...'a verilen ifadenin Polis Memuru ... tarafından yazılan şikayet ifade metni olduğunu (Bakınız Ek-1). Bu ifade metninin hiçbir yerinde, "... Bilgim dahilinde ... teslim edilmiştir..." şeklinde bir beyan olmadığı gibi bilakis; "... Benim ... Şirketi yetkililerine vermiş olduğu listede ... adı yoktur..." şeklinde bulunduğunu, ... bu ifadesine rağmen, ifadesinden 2 saat sonra -usule aykırı ve neden tuttukları anlaşılamayan- Polis Memuru ... ve ...'ın sanki müvekkil şirket yetkilisi ... böyle bir beyanı varmış gibi tuttukları tutanak olduğunu, bu tutanakta ... imzasının bile olmadığını (Bakınız Ek-2). Polisler tarafından usule aykırı tutulan bu tutanağın davanın seyrini değiştirdiğini, bilirkişilerin raporlarında bu tutanağı baz aldıklarını, ...' nin ifadesini de bu tutanağı baz alarak yanlış değerlendirdiklerini, Bu hatalı tutanağın Mahkemenin de gözünden kaçarak gerekçeli karara konu olacak kadar davanın temelini etkilemiş olduğunu, halbuki ... ifadesi tek başına okunduğunda, davalı şirkete söz konusu talimatı vermediği hususunun açık olduğunu, davalı şirkete zaten halihazırda verilmiş bir teslimatın yapılacağı şahıslar listesi var iken böyle bir talimatın şirket yetkilisi tarafından verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Diğer yandan Davalı Şirket temsilcileri olan ve altınları ... teslim eden; ...' ın, olay günü bilgi alma tutanağı altında vermiş oldukları ifadelerinde; müvekkil şirket yetkilisi ... ile temasta bulunduklarına dair beyanlarının da söz konusu olmadığını, Ayrıca davalı şirketin dosyada mevcut cevap dilekçelerinde ve bilirkişi raporlarında eşyanın şirket yetkilisi ... talimatı ile ... teslim edildiğine dair bir iddia veya tespitte bulunmadıklarını, Bütün bu olgulara rağmen Mahkemenin gerekçeli kararının maddi olgusunu; -" ...’a tesliminin bilgisi dahilinde yapıldığı...” - dair tutulan tutanak metnine dayandırmakta olduğunu, davada inceleme konusu birçok ifade ve delil mevcut iken tek bir polis tutanağından hareket ederek delilleri beraber değerlendirmeyen mahkemenin hukuka aykırı bir şekilde davanın reddine karar verdiğini, Yargıtay' ın onamış olduğu birçok kararında; yerel mahkemenin, dava içeriğinden teslimi alan kişinin şirket tarafından yetkilendirildiğinin anlaşılamadığı dosyada, davacıyı haklı bularak zarardan taşıyıcı firmanın sorumlu olduğuna dair kararları bulunduğunu: (Bakınız Ek-3). “…alıcı ...'ya fiili teslimin tutulan teslim tutanağına göre ... isimli sahsa yapıldığının anlaşıldığı, dosyadaki mevcut deliller kapsamında bu kişinin gönderici ya da alıcılar tarafından genel olarak yetkilendirildiği sonucuna varılamayacağı, dosyaya aksini gösteren bir evrak sunulmadığı sürece davalı tarafından teslimatın dosyadaki belgelerde yer alan alıcılara yapılması gerektiği, davalının davacı ile imzaladığı sözleşmenin 4. maddesine uymadığı, eşyaların bu sözleşmeye istinaden alıcı adreslerine ya da gönderen tarafından usulüne uygun olarak yetkilendirilmiş bir kişi ya da firmaya yapıldığının ispat edilemediği, tasıma konusu emtiaların rayiç tutarının sektörel bilirkişi tarafından KDV dahil 23.057,46TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü…” Ek-2'de sunmuş oldukları polis tutanağının; davalı şirket yetkililerinin olaya müdahale ederek hukuki sorumluluklarını bertaraf etmek adına kolluk güçlerine tazyikte bulunduklarına dair müvekkil şirket yetkililerinin duyumlarını haklı çıkardığını, Soruşturma dosyasına şaibeli bir şekilde iki polis memurunun altında imzası olan ve fakat müvekkil şirket yetkilisi ... imzası olmayan bir cümleye göre davanın reddinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Bir an için söz konusu polis tutanağının gerçeği yansıttığı kabul edilse bile, taraflar arasındaki sözleşmeye uygulanacak hukuk nazarında davalı şirketin meydana gelen mağduriyetten sorumlu olmamasının mümkün olmadığını, Şöyle ki; Taraflar arasındaki var olan ve davacı tarafından da inkar edilmeyen KMTK/060/2019 tarih ve nolu; KIYMETLİ MAL TAŞIMA VE KASALAMA SÖZLEŞMESİ göre taraflar arasındaki ihtilafta öncelikle TÜRK SİVİL HAVACILIK KANUNU' nun uygulanacağını, Sözleşmenin yanı sıra davalı tarafın ve bilirkişilerin de sıkça belirttiği 7 günlük bildirim süresinin de zaten bu kanunun uygulanacak olmasından kaynaklanmakta olduğunu, Türk Sivil Havacılık Kanununun 106. maddesinin: "Havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda; bu Kanunda hüküm bulunmadıkça, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır" şeklinde olduğunu, Türk Ticaret Kanunun 852. maddesinin: " Deniz, demir ve hava yoluyla taşıma ile posta idaresine ilişkin özel hükümler saklıdır." şeklinde olduğunu, Türk Ticaret Kanunu' nun 852. maddesinin açıkça denizyolu, demiryolu ve havayolu ile taşımalar ile posta taşımalarında özel hükümler olduğunu belirtmekte olduğunu, Yukarıdaki maddeler göz önünde bulundurulduğunda; Türk Ticaret Kanunu' nun 4. kitap hükümlerinin ancak özel kanun hükümlerinden sonra uygulanacağını, yani müvekkil ile davacı arasındaki ihtilafa öncelikle uygulanacak kanunun; kıymetli mal taşıma sözleşmesinde belinlenen Türk Sivil Havacılık Kanunu olduğunu, Diğer yandan son tahlilde Türk Ticaret Kanunu' nun 868. madde hükümlerini bir an için uygulanma zorunluğu kabul edilse dahi; söz konusu hükmün uygulanması için taşıma senedin nüshası ibraz edilerek tasarruf hakkı kullanabileceğini, bu hükmün Türk Ticaret Kanunu' nun 868/4 ve CMR 12/5-a da hüküm altına alındığını, Emir/talimat ve tasarruf hakkının kullanımı taşıma senedine bağlanmış ise, taşıma senedinin nüshasının ibraz edilmesi gerektiğini, Taşıyıcı yani Davalı Şirket Yetkilileri; senet nüshası ibraz edilmeden yükle ilgilinin emir/talimat veya tasarrufa uyarsa, gerçek hak sahibine karşı sorumluluğu doğacağı hususunun gerek literatürde ve gerekse yargı içtihatlarında tartışmasız kabul edilmekte olduğunu (Bakınız Ek-4): “gerek 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu 126. maddesi gerekse Montreal Konvansiyonu 25. maddesi ve devamı hükümler uyarınca, taşıyıcının sınırsız sorumlu olacağı hususlar düzenlenmiş olup, buna göre, taşıyıcının veya adamlarının zarar vermek kastı ile veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptıkları bir hareket veya ihmal sonucunda meydana gelen zararlarda, öngörülen sorumluluk sınırlarının uygulanmayacağı belirlenmiştir. Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen iç hat taşıma senedine göre, emtia ...’dan ...’ya gönderilmesi gerekirken ...’ya gönderilmiş ve buna bağlı olarak zarar meydana gelmiştir” Davalı şirket yetkililerinin, müvekkil şirket yetkilisi olmayan bir kişiden aldıklarını iddia ettikleri sözlü beyanla eşyayı teslim etmelerinin; Türk Ticaret Kanunu' nun 868. madde hükmüne ve kanun koyucunun Ticari ilişki ve senetlerde yazılık ilkesi esasına açıkça aykırılık teşkil edeceğini, Türk Ticaret Kanunun 876. maddesinin: "Ziya hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarının önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur" şeklinde olduğunu, Madde hükmünün açık olduğunu, taşıyıcının sorumluluğu “en yüksek özeni” göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmiş ise, taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağını, Bu hükümle taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasının, ortalama bir özene değil, en yüksek özene bağlanmış olduğunu, Yargıtay’ın birçok kararında da belirttiği üzere, davalı tarafın zararın en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana geldiğini ispat etmekle yükümlü olduğunu, ancak bu özeni gösterdiğini kanıtlayacak herhangi bir belgenin dosya içerisinde mevcut olmadığını, davalı firmanın, eşyanın teslimini müvekkil şirketin yazılı olarak bildirdiği şahıslara değil de teslimin, şirket yetkilisi olmayan ... telefondaki konuşmalarına göre ( ki bu konuşmaları iletişim ağıyla teyit veya kayıt altına alma basiretliğini dahi göstermediklerini )yapılmış olduğunu ve durumun öncelikle Türk Ticaret Kanunu' nun 876. maddesine açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin ise bu konunun değerlendirmesine dahi girmediğini beyanla; Açıkanan ve re' sen dikkate alınacak nedenlerle; - İstinaf başvurularının kabulü ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/706 Esas- 2021/573 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen kıymetli mal taşıma ve kasalama sözleşmesi kapsamında davacı adına İstanbul'dan alınarak havayolu ile Trabzon'a getirilip, Tirebolu/Giresun'da davacıya teslim edilmek üzere davalı nezdinde taşıması yapılan altın emtiasının davalı tarafından emtiayı teslim almaya yetkili olmayan kişiye teslim edilmesi ve çalınması sebebiyle kusurlu olduğu iddiası ile çalınan emtianın değerinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında 20/05/2019 tarihli kıymetli mal taşıma ve kasalama sözleşmesi akdedildiğine, sözleşmenin konusunun davalının havayolu ile davacıya nakit ve kıymetli mal nakli hizmeti sağladığına, teslim alma ve teslim etme noktaları ve havayolu taşımasının başlangıç ve bitiş noktaları arasında başka yollar ile yapılan tali taşımanın da bu kapsamda olduğu, davacı adına İstanbul'dan davalı tarafından teslim alınan altın emtiasının uçak ile Trabzon'a gönderildiği, Trabzon Havalimanı'nda davalı şirket çalışanları tarafından teslim alınarak Trabzon-Tirebolu arasında sefer yapan dolmuş durağındaki dolmuşlar aracılığı ile Tirebolu/Giresun'da davacıya teslim edildiğine ve taraflar arasındaki fiili işleyişin bu şekilde olduğuna dair ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davalının dava konusu emtiayı, sözleşme kapsamında davacı tarafından kıymetli emtiayı kendi adına teslim almak üzere daha önce yetkilendirilen ve yazılı olarak davalıya bildirilen kişiler dışındaki kişiye teslim etmesi ve çalınmasından dolayı davalının kusurlu olup olmadığı, olması halinde sorumlu olduğu miktar, daha önceki teslimatlarda emtianın teslim edildiği kişilerin yazılı olarak davalıya bildirilen kişilerden olup olmadığı, fiili uygulamanın ne şekilde olduğu, emtianın çalınmasında davacının kusurunun olup olmadığı hususlarındadır. Somut uyuşmazlıkta; dava konusu emtia davacı adına davalı tarafından İstanbul'da alınarak havayolu kargosu aracılığı ile Trabzon'a gönderilmiş ve davalı şirket çalışanları tarafından Trabzon Havalimanı'nda teslim alınarak davacıya teslim edilmek üzere Trabzon Tirebolu seferlerini yapan ve davacı tarafından davalıya verilen listede adı bulunmayan dolmuş şoförü ... teslim edilmiş ve ... tarafından teslim alınan emtia davacıya teslim edilmeyip bu şahıs tarafından çalınmıştır. Davacı, davalının kendisine verilen emtiayı teslim almaya yetkili kişilere teslim etmediği gerekçesi ile kusurlu olduğunu iddia etmiş, davalı ise taraflar arasındaki uygulamanın bu şekilde olduğunu, tarafların dört yıldır çalıştığını, bu süre zarfında 42 adet taşımanın 34 adetini listede ismi olmayan kişilere, sadece 6 adedini listede ismi olmayan kişilere teslim ettirdiğini, olay tarihinde Trabzon'a gelen emtiayı alan davalı şirket çalışanlarının kuyumcu dükkanını aradığını, telefona çıkan kuyumcu çalışanı ... emtianın geldiği ve teslim yeri hususunda bilgi istediklerini, ... da dolmuş durağını arayarak dolmuş plakası ve ... ismini vermesi üzerine bu şahsa tutanak ile emtianın teslim edildiğini, davalı şirketin emtianın çalınmasında kusurlu olmadığını savunmuştur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin "Kıymetli Malların Teslim ve Tesellümü" başlıklı 6. maddesinde; müşterinin teslim alma ve teslimat noktalarındaki gönderen ve alıcı ile ilgili isim, soy isim ve kimlik numarası ve benzeri kanunen ve/veya idari makamlarca taşıma ve kasalama işlemine ilişkin olarak Loomis belgelerinde yer alması öngörülen bilgileri ... yazılı olarak eksiksiz şekilde bildirmeyi, gönderenin ve/veya Alıcının bilgilerinde kısmen ya da tamamen herhangi bir değişiklik olması halinde söz konusu değişiklikleri derhal yazılı olarak Loomis'e bildirmeyi ve ... değişiklik bildirimin kendisine ulaştığı ve taşımanın veya kasalamanın yeni bilgiler doğrultusunda gerçekleştirileceğine dair yazılı onayını almayı, müşterinin işbu (a) ve (b) bentlerinde yazılı yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle kıymetli malın yetkisiz kişiye teslimi halinde ...'ten herhangi bir hak ve/veya talepte bulunmayacağını, her türlü sorumluluğun 3. kişilere karşı da olmak üzere münhasıran kendisinde olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiği hükmü yer almaktadır. Taraflar arasındaki fiili ticari ilişki süreci ve davalı tarafından davacı adına yapılan taşıma irsaliyeleri, teslim tutanakları ve liste incelendiğinde; davacı adına davalı tarafından taşınan emtianın davalının savunmasında belirttiği gibi büyük çoğunluğunun davacının davalıya yazılı olarak bildirdiği listede belirtilen kişiler dışındaki kişilere teslim edildiği, bunlar arasında dolmuş şoförü olduğu gibi davacının çalışanı ... da olduğu görülmüştür. Hırsızlık olayına ilişkin açılan soruşturmada davacı çalışanı ve davacı iş yeri kuyumcunun sahibi ... damadı ... beyanında; davacı iş yerinde kayınpederine yardım ettiğini, olay günü davalı çalışanı ...'in kendisini arayarak Trabzon-Tirebolu arası 09:30 dolmuş sırasının kimde olduğunu sorduğunu, bunun üzerine kendisinin söz konusu hattın dernek başkanını aradığını, dernek başkanının araç sırasının ... olduğunu ve araç plakasının ... olduğunu söylemesi üzerine bu bilgiyi davalı çalışanına verdiğini, ancak davalı çalışanının söz konusu kişinin listede olup olmadığını kontrol etmesi gerektiğini, listede olmaması halinde altını teslim etmemesi gerektiğini beyan etmiştir. Davacı şirket yetkilisi ... beyanında; İstanbul'da alın alışverişini davalı şirket aracılığı ile yaptıklarını, normalde kendisinin altınları Trabzon ilinde davalı şirket sorumlusundan bizzat alması gerektiğini, ancak sürekli bir şekilde Trabzon'a gidemediklerinden Trabzon-Tirebolu arasında çalışan minibüslerden güvendiklerine verebileceklerini davalıya ilettiklerini, olay tarihinde gelen altınların teslimi için davalı çalışanının kendi çalışanı olan İbrahim Saygılı'yı aradığını ve İbrahim Saygılı'nın sıradaki araca altının verilmesini söylemiş olduğunu, kendisinin altınları almak için durağa gittiğinde dolmuş şoförünün altınların kendisinde olmadığını ve altınların ... teslim edildiğini, bu şahsa neden teslim edildiğini bilmediğini, bu şahsın isminin listede olmadığını beyan etmiştir. Olay tarihinde altınları teslim eden davalı şirket çalışanları ... ve ... beyanlarında; davacıya teslim edilmek üzere teslim aldıkları altınların teslimi için davacı kuyumcu dükkanı aradıklarını, ... telefona çıktığını, altınları gelip alıp alamayacaklarını sorduğunu, ...'nın "biraz bekle bakayım durakta kim var" dediğini ve daha sonra kendisini aradığında "durakta ... isimli şoför var, plakası ..., kargoyu kendisine teslim et" dediğini, bunun üzerine davalı şirket şoförü ... ile bu şahsın yanına gittiklerini, bu şahsın kendilerini görünce " ... için mi geldiniz, şimdi İbrahim beni aradı, kargoyu ben teslim alacağım" dediğini, tutanak ile kargoyu bu şahsa teslim ettiklerini ve kargoyu bu şahsa teslim ettiklerini ... haber verdiklerini, onun da tamam dediğini beyan etmişlerdir. Davalı şirket çalışanı ... beyanında; davacı çalışanın ...'nın isteği üzerine gelen kargoları şahsın onayını aldıktan sonra Trabzon-Tirebolu durağında çalışan kendisinin beyan ettiği listedeki şahıslara verdiklerini, durakta çalışanlar sürekli değiştiğinden değişen çalışanların isimlerinin kendilerine verilmediğini, listede herhangi bir güncellemeye gidilmediğini, ... istediği üzerine altınların ... teslim edildiğini öğrendiğini beyan etmiştir. Altınları teslim alan ... Savcılıktaki beyanında; 09:30 da hareket ettiği sırada iki tane güvenlik görevlisinin yanına geldiğini, "Tirebolu şoförü sen misin" diye sorduklarını, kendisinin evet dediğini, "seni aradılar mı" diye sorduklarını, kendisinin hayır aramadıklarını söylediğini, emaneti verip, kağıt imzalattıklarını, güvenlik görevlileri emanetin altın olduğunu söylediğini, verilen emanetleri genelde kabul ettiklerini,.... beyan etmiştir. Altınları teslim alan ... sorgudaki beyanında; "...olay günü Trabzon'dan aslında 10.30 arabasıyla dönüş yapmam gerekirken duraktan beni arayıp 09.30'da arabayı yola çıkarmam gerektiğini söylediler, bu nedenle bu saatte yola çıkmak üzere hazırlanırken güvenlik şirketi benim yanıma gelerek benim altınları götürecek olan şoför olup olmadığımı sordular ben de onlara bana duraktan böyle bir bilgi verilmediğini söyledim, imza karşılığında altınları bana teslim ettiler, acilen gitmesi gerektiğini söyleyerek bana kendileri teslim ettiler, yaklaşık 1 ay kadar önce yine aynı şekilde altınları teslim alarak durağa götürmüştüm, ben Görele ilçesinde yaşadığım için Tirebolu ilçesinde bulunan kuyumcuyu tanımam bu nedenle durak başkanı aracılığıyla getir götür işlerini yapıyoruz,..."şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan taşıma sevk irsaliyeleri ve tutanaklar, davacı şirket çalışanı ve yetkilisi, davalı çalışanları ve altınları teslim alan şahsın beyanları dikkate alındığında, davacı tarafından altınları teslim alacak kişilere ilişkin davalıya isim listesi verilmiş ise de, davacının talimatı ile tarafların bu listeye uygun olarak teslimat yapmadıkları, hatta bu listede belirtilen kişilere çok az teslimat yapıldığı, davacı tarafın talimatı ile altınların teslim edileceği günlerde çalışan şoförün ismi ve araç plakası sorulmak ve davalı çalışanlarına bilgi verilmek suretiyle teslimatın yapıldığı ve imza ve isim karşılığı teslim edildiği, davacı çalışanı ve damatları ...'nın da zaman zaman altınları kendisinin teslim aldığı ve bu şahsında altınların teslim edileceği kişiler konusunda talimat vermeye yetkili olduğunun anlaşıldığı, bizzat davacının talimatı ile dava konusu emtia liste dışındaki kişilere teslim edildiği, kuyumculuk yapan davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olarak altın emtiasını dolmuş şoförleri ve dolmuş ile taşıttığı gibi, tanıdığı ve güvenilir bir kişiye teslim edilmesi halinde dahi söz konusu olayın vuku bulması muhtemel olmasına rağmen, ismini ve araç plakasını o gün öğrenerek tanımadığı, güvenilir olup olmadığı belirli olmayan bir kişiye teslimini sağladığı, dava konusu emtianın çalınması bizzat davacının talimatı ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davranışı sonrasında meydana geldiği ve davacının kusurlu olduğu, meydana gelen olayda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, bu durumda davacının davalının kusurlu olmaması ve taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi uyarınca davalıdan herhangi bir talepte bulunamayacağı, taraflar arasındaki ticari ilişkide fiilen davacının talimatı ile liste dışındaki kişilere emtianın teslim edilmesi karşısında listedeki kişilere teslimat yapılmadığı gerekçesi ile davalının kusurlu olduğunun ileri sürülmesinin TMK'nın 2. maddesi uyarınca dürüst davranma ilkesine aykırı olduğu dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece davacı şirket yetkilisinin beyanını ile çelişen Görele İlçe Emniyet Müdürlüğü fezleke üst yazısının şirket yetkilisinin beyanı olarak değerlendirilmesi isabetli değil ise de sonuca etkisi bulunmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 60,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 367,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 16/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenSatımdansiviltaraflarınkanunu'esastanKaynaklanan)taşımaözetiistinafkasalamareddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesinin(TicarikararınınhavacılıkkıymeiileriAlacakdosyaiddianumarasısözleşmesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim