İstanbul BAM 13. HD 2021/2111 E. 2024/833 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2111
2024/833
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2111
KARAR NO: 2024/833
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/05/2021
DOSYA NUMARASI: 2018/995 Esas - 2021/426 Karar
DAVA: Alacak
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette 1973-1998 yılları arasında çalıştığını ve 1982-1998 yılları arasında şirket ortağı olarak yer aldığını, bu süreçte 196 hisse senedi numarası ile bastırdığı hamiline yazılı hisse senetlerinden 50.000,00 TL ve 247 hisse senedi numarası ile bastırdığı hisse senetlerinden 1.000,00 TL tutarında aldığını, kar payının dağıtılması öngörülen tarihten itibaren zamanaşımının başladığını ancak çalıştığı süre boyunca kar payı ödemesinin yapılmadığını, hisse senedinin paraya çevrilmesi talebinin kabul görmediğini bu nedenle hisse senetlerini sakladığını ve sakladığı yeri unuttuğunu, hisse senetlerini bir temizlik sırasında bulduğunda yeniden davalı şirket yetkilisine başvurduğunu ve talebinin yine reddedildiğini, hissedarlığın şirket sona ermesine kadar devam ettiğini, zamanaşımıyla sona ermediğini, hisse senetlerinin değerinin tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu hisse senetlerinin değerlerinin tespitini ve alacağın doğduğu tarihten itibaren hesaplanacak avans faizi ile davalı şirketten tahsilini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, zira, davacı, genel bir temizlik sırasında bulduğunu iddia ettiği hisseleri aslında 1998 yılında dava dışı 3. bir kişiye satmış olup, müvekkil şirketle de arasında herhangi bir hisse devir sözleşmesi bulunmadığından, müvekkil şirketin kendisine karşı herhangi bir hisse bedeli ödeme borcu bulunmadığını, davacının şirkette sahip olduğu ve 1998 yılında tamamını sattığı hisselerine ilişkin süreç belgeleriyle dilekçede açıklandığı, görüleceği üzere, müvekkil şirketin huzurdaki davayla herhangi bir ilgisi yoktur ve pasif husumeti bulunmadığını, müvekkil şirket İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... sicil no’su ile 03.01.1983 tarihinde tescil edilmiş olup, esas olarak elektrik, elektronik, elektromekanik pnömatik ve mekanik araç ve gereçlerinin ticareti, pazarlaması üretimi, ithalatı ve ihracatı alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin kuruluş sermayesi, 08.12.1982 tasdik tarihli esas sözleşmeye göre her biri 1.000 (bin) itibari değerde 10.000 adet hisseye bölünmüş, 10.000.000 (on milyon) Türk lirası olduğunu, anılan sermaye miktarı, Türk lirasından altı sıfır atılmadan önceki eski lira üzerinden ifade edilmiş olup, aşağıda sermayeye ilişkin yapılan tüm açıklamalar, aksi belirtilmedikçe eski lirayı ifade ettiğini, yine yukarıda anılan kuruluş esas sözleşmesine göre, şirketin kurucularının; .... olarak belirtildiği, kuruluş esas sözleşmesine göre davacı ...’nun, müvekkil şirket nezdindeki toplam hissesi, 100 adet hisseye tekabül eden 100.000 (yüz bin) lira olarak belirlendiğini, davacı ayrıca, kuruluş esas sözleşmesinin Geçici 2. maddesi ile yönetim kurulu üyeliğine de atandığını, zaman içerisinde şirketin sermayesi artırıldığını, davacının da katıldığı son sermaye artırımı olan 04.12.1997 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile, o tarihte 50 milyar TL olan şirket sermayesi, 150 milyar TL’ye artırılmış, bu artırımla birlikte davacı tarafın toplam hissesinin nominal değeri de 300.000.000 (üç yüz milyon) lira (Bugünkü TL ile 300 TL) olduğunu, bilahare, davacı taraf, dava dışı ... isimli şahıs ile akdettiği “Anonim Şirket Hisse Devir ve Satış Sözleşmesi” ile davalı müvekkil şirket nezdindeki her birinin satım bedeli 1.000 Türk lirası olan toplam 300.000 adet; 300.000.000 TL Türk lirası bedelli hisselerinin tamamını dava dışı ... isimli şahsa bütün hukuk ve vecibeleri ile birlikte devretmiş; işbu hisse devri Beyoğlu ... Noterliğince 03.01.1983 tarih ... sayı ile tasdikli pay defterine de işlendiğini, işbu sözleşmenin, Satım Bedelinin Ödenmesi ve Hisse Senetlerinin Mülkiyetinin İntikali başlıklı 3. Maddesi “Alıcı (dava dışı ...) 300.000.000 TL lira toplam satış bedelinin tamamını işbu sözleşmenin imzalanması sırasında nakden ve peşinen Satıcıya (Davacı ...) ödemiş ve Satıcıdan sözleşme konusu hisse senetlerini bütün hukuk ve vecibeleri ile birlikte devralmıştır. Satıcı, yukarıda dökümü yazılı hisselerini Alıcıya mal etmiş ve Satıcının bu hisselerle hiçbir ilgisi kalmamış olup, hisse senetlerinin mülkiyeti her türlü kayıttan azade olarak alıcıya intikal etmiştir” hükmünü havi olduğunu, bu suretle, davalı müvekkil şirket nezdinde sahibi olduğu her birinin satım bedeli 1.000 Türk lirası olan toplam 300.000 adet; 300.000.000 TL Türk lirası bedelli hisselerinin tamamını dava dışı ... isimli şahsa devreden, devir bedeli olan 300.000.000 TL’yi de nakden ve defaten alan davacı taraf bu defa kendi el yazısı ile yazıp imzaladığı “Sahip ve maliki bulunduğum şirketinize ait hisselerimin tamamını devretmiş olduğumdan yönetim kurulu üyeliği görevimden istifa ettiğimi bildirir, istifamın kabulünü rica ederim” beyanını havi istifa dilekçesi ile de davalı müvekkil şirket nezdindeki YK üyeliğinden istifa ettiğini, davacı tarafın istifası, 13.07.1998 tarihli 45 nolu ve Beyoğlu ... Noterliğinin 15.07.1998 tarih ... sayısı ile tasdikli YK kararı ile kabul edilerek 17.07.1998 tarihinde tescil edilmek suretiyle 22.07.1998 tarihli, 4588 sayılı TTSG’nin 123. Sayfasında ilan edildiğini, bu suretle, sahip olduğu hisselerin tamamını dava dışı 3. şahsa devreden, akabinde yk üyeliğinden de istifa eden davacı tarafın, müvekkil şirket nezdindeki hissedarlığı sona erdiği, bu suretle hisselerini devrettiği tarihten itibaren davalı müvekkil şirketle hiçbir bağlantısı kalmadığını, hiçbir şekil ve surette müvekkil şirket nezdinde yer almadığını, nitekim, davacı taraf dava dilekçesinin daha ilk satırında 1982-1998 yılları arasında şirket ortağı olarak yer aldığını açıkça beyan ve ikrar ettiğini, görüldüğü üzere, müvekkil şirket nezdinde sahip olduğu hisselerin tamamını bedeli karşılığı dava dışı ... isimli şahsa devreden, bu suretle müvekkil şirket nezdindeki hissedarlığı da (hak sahipliği de) sona eren davacı tarafın işbu davasının tarafı “davalı müvekkil şirket olmadığını, davanın tarafı hisseleri devralan “...” isimli şahıs olduğunu, bu nedenle, davalı müvekkil şirketin işbu davada pasif husumet ehliyeti (sıfatı) bulunmadığından, davanın öncelikle sıfat yokluğundan esastan reddine karar verilmesini, davacı hisselerinin tamamını satıp 20 yıl önce şirketten ayrılmıştır ve dava dilekçesinde bunu ikrar etmiştir. bu nedenle davacı kötüniyetli olduğunu, öncelikle, davacı taraf, hisselerinin tamamını dava dışı 3. şahsa devretmiş olduğu gerçeğine rağmen, dava konusu ettiği 2 adet hisse senedinin neye dayanarak ve nasıl yeddinde olduğunu açıklamak ve ispatlamak durumunda olduğunu, öyle ki, dava dilekçesinde yer alan 1982-1998 yılları arasında şirket ortağı olarak yer aldığı, şirketten ayrıldıktan sonra şirketten ayrıldıktan sonra hisse senetlerinin paraya çevrilmesi talebinin kabul görmemesi üzerine, hisse senetlerini sakladığı, sakladığı yeri de unuttuğu, genel temizlik sırasında hisse senetlerini bulduğu şeklindeki beyanı ile 1 nolu delilinde yer alan dava konusu 2 adet hisse senedi aslı; adeta ikrar mahiyetinde, devredilen hisse senetlerinin muvazaalı birtakım yollarla davacı tarafça elde edildiğinin açık bir ispatı olup, bu hususa dair savcılık nezdinde gerekli işlemlere başlanılacak olup, soruşturma numarası bilahare mahkemeye bildirileceğini, gerçekten de; tamamı devredilen hisse senetlerinin mülkiyeti ve dolayısıyla hak sahipliği devralan dava dışı 3. şahsa aitken, devredilen senetler içerisinde yer alan dava konusu 2 adet hisse senedinin de devralan dava dışı 3. şahsın mülkiyetinde ve zilyetliğinde olması gerektiğini, öte yandan, davacı tarafın işbu davasını, müvekkil şirketin kurucusu ve hakim ortağı olan ...’nun Kasım 2017’de vefatından sonra, üstelik hisselerini devrettiği tarihten 20 yıl gibi uzunca bir süre geçtikten sonra ikame edilmesi de oldukça manidar olduğunu, hisselerinin tamamını devrettiği 3 nolu ekte sunduğumuz sözleşme ile açık olan, buna rağmen güya 2 adet hissenin yeddinde bulunduğu iddiasıyla susmak suretiyle uzun bir süre sessiz kalan davacı tarafın, güya “mülkiyet” hakkına dayanarak, adeta kanunu dolanırcasına ve sayın mahkemenizi yanıltırcasına dava ikame etmesi kötü niyetli olduğunu, kötü niyetin hukuk düzeni tarafından korunmayacağının da aşikar olduğunu, bu suretle, kötü niyetli davacı tarafın, işbu davaya konu ettiği 196 hisse senedi numaralı 50.000 TL ve 247 hisse senedi numaralı 1.000 TL itibari değerli 2 adet hamiline yazılı hisse senedinin 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesini temin zımnında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiği, yine, dava dilekçesi içeriğinde güya 20 yıl evvelinden kalma kar payı alacağının olduğunu beyan eden, zamanaşımı konusunda da bize yol gösteren! davacı tarafın bu defa istem ve sonuç kısmında “dava konu hisse senetlerinin değerlerinin tespiti, alacağın doğduğu tarihten itibaren hesaplanacak avans faizi ile tahsilini” talep etmiş olması, davacı tarafın işbu davayı açmakta hiçbir amacının bulunmadığının, huzurdaki davanın hukuki menfaat yokluğundan da redde muhtaç olduğunun en büyük kanıtı olduğu, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, dava dilekçesi içeriğinde “hisse senetlerinin paraya çevrilmesinin talep edildiği, talebin reddedildiği” iddia edilmiş ise de, hisselerin paraya çevrilmesi gibi bir talep hukuken mümkün olmadığı gibi, şirketin hiçbir şekilde hisseyi satın alma mecburiyeti de bulunmadığı, nitekim davacı da, hisse senetlerinin paraya çevrilmesini talep ettiğini ve bu talebin reddedildiğini dava dilekçesinde açıkça yazmıştır. Bu suretle, müvekkil şirket ile davacı arasında herhangi bir hisse satış sözleşmesi olmadığını davacının bizzat kendisi de ikrar ettiği, dolayısıyla davalı müvekkil şirketin davacıya herhangi bir hisse bedeli ödeme borcu olmadığı, davacının şirketten herhangi bir hisse bedeli alacağı bulunmadığından, davanın esastan reddi gerektiğini, aynı nedenle hisse değerinin tespiti talebi de tamamen yersiz ve herhangi bir hukuki temelden yoksun bir talep olup, bu talebinde reddedilmesi gerektiği, yine, dava dilekçesinde çalıştığı süre boyunca kar payı ödemesinin yapılmadığı iddiasının da, hisselerin tamamının devredilmiş olması karşısında hukuki bir değeri bulunmadığını, bir an için, kar payı alacağı iddiasının kabul edileceğini varsayacak olursak ki böyle bir kabul söz konusu olmadığını, kar payı alacağı 6098 sayılı tbk’nın 147/4. maddesi gereği 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, hisselerini 20 yıl önce devretmiş olan davacının kar payı alacağı iddiasının da reddi gerekmekte olduğunu, ayrıca, dava dilekçesinde yer alan 12.06.1933 tarihli kanunla ilgili davacı beyanları da abesle iştigal anlamına gelmektedir. ayrıca, delil listesi ve ekli belgeler müvekkile tebliğ edilmediğinden karşı talep haklarının saklı tutulduğunu, davalı müvekkil şirketin işbu davada pasif husumeti (sıfatı) bulunmadığından, davanın esastan reddine, davacı tarafın işbu davayı açmakta hukuki menfaati de bulunmadığından, davanın hukuki menfaat yokluğundan da reddine, sıfat ve hukuki menfaat yokluğuna dair itirazlarımızın kabul görmemesi halinde, davalı müvekkil şirketin hiçbir şekilde davacının hisselerini satın almak mecburiyeti bulunmadığından ve davacının ikrar ettiği üzere şirket ile davacı arasında herhangi bir hisse devir sözleşmesi de var olmadığından, davacının şirketten herhangi bir alacağının da olmaması nedeniyle kötü niyetli, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, HMK’nın 329/2. maddesi gereği hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan davacı tarafın beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/05/2021 tarih ve 2018/995 Esas - 2021/426 Karar sayılı kararı ile; " Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırma yapılmış, 01/07/2019 tarihli ara karar ile taraf iddialarının yerindeliği, davacının alacağının varlığının ve miktarının tespiti amacıyla tarafların iddia ve savunma hudutları doğrultusunda, dosya içeriği delil ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.11/11/2019 tarihli raporunda bilirkişi heyeti özetle; Dosyadaki bilgi ve belgeler, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktalarının çözümü yönünde rapor tanzim edilebilmesi için kanaat oluşturmaya yeterli görülmediğini, bu sebeple öncelikle davacının hamiline yazılı hisse senedinden kaynaklı pay sahipliğini elde edip edemediği hususunun olayın gerçekleştiği tarihteki mülga 6762 sayılı Kanun'un 360. maddesi hükmü çerçevesinde irdelenebilmesi için; davacının hamiline yazılı hisse senetlerini elinde bulundurma nedeni olarak gösterdiği ... Dolum Tesisleri kablo alımı için ...'da, ... huzurunda gerçekleştirilen ihalenin kazanılmasından sonra, bizzat ... beyin kendisini tebrik ederek, kasadan çıkardığı dava konusu hisse senetlerini, satış primi yerine geçmek üzere davacıya verdiği olayın gerçekleşme tarihinin davacıya sorularak tam ve doğru bir şekilde tespit edilmesi gerektiği, ilgili tarih tespit edildikten sonra davalı şirketin o tarihten sonraki hazirun cetvellerinin ilgili ticaret sicil müdürlüğü'nden celbinin gerektiği, davacının hamiline yazılı hisse senetlerini ...'ndan ve dava dışı ... de aynı hisse senetlerini davacıdan edindiğine ve bunun pay defterine işlendiğine iddialar karşısında davacının hamiline yazılı hisse senetlerini Mahkeme kasasına depo ettiği gözetildiğinde, öncelikle pay sahipliğinin ve devrin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için dava konusu konusu hisse senetleri ile beraber davalı şirkete atı pay ve karar defterleri üzerinde inceleme yapabilmek için ilgili döneme ilişkin pay ve karar defterleri ile dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin devrine dayanak belge, karar örneklerinin aslının celbinin gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığını beyan etmiştir. Mahkememiz 18/09/2020 tarihli ara kararıyla bilirkişi raporundaki eksikliklerin tamamlanarak raporun tamamlanması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, 05/04/2021 tarihli ek raporunda bilirkişi özetle; davacı, davalı şirketten maliki olduğunu iddia ettiği 50.000,- TL itibari değerde payı temsil eden 196 no.lu ve 1.000 TL itibari değerde payı temsil eden 247 no'lu hamiline yazılı paylarda tecessüm eden paylarını satın almasını talep ettiğini, davalı şirket ise, davacının şirketteki görevinin 1998 yılında sona erdiğini, elindeki paylarını yine 1998 yılında ... devrettiğini ve şirketten bu şekilde bir satın alma talebinde bulunulamayacağını savunduğunu, TTK md. 489 uyarınca "Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade ettiğini, bu itibarla, davacının sahibi olduğu ve 196 no.lu ve 247 no'lu hamiline yazılı paylarda tecessüm eden payların devri için, mutlaka söz konusu payları temsil eden anılan pay senetlerinin zilyedliğinin alıcıya geçirilmiş olması gerekip hamiline yazılı payların zilyedi davacı olduğundan, davacının bu payların maliki oldukları kanun gereği farz olunduğunu, davacının tarihsiz Anonim Şirket Hisse Devri ve Satış Sözleşmesi (Davacının dilekçesi EK-4) uyarınca beheri 1.000 TL itibari değerde 300.000 adet payı, dava dışı ... devrettiği anlaşıldığını, devri pay defterine işlenmiş olup, pay defteri kayıtları dosyaya mübrez olduğunu, Pay defterinden, 300.000 adet payın Davacı tarafından dava dışı ... devredildiği görüldüğünü, şayet bu paylar, 196 ve 247 no'lu hamiline yazılı pay senetlerinde tecessüm etmiş bulunan paylan da kapsıyorsa, Anonim Şirket Hisse Devri ve Satış Sözleşmesi, söz konusu payların mülkiyetinin devri için yeterli olmadığını, bunun için, 196 ve 247 no'lu hamiline yazılı pay senetlerinin zilyedliğinin de dava dışı ... geçirilmiş olması gerektiğini, Anonim Şirket Hisse Devri ve Satış Sözleşmesi 196 ve 247 no'lu hamiline yazılı pay senetlerinde tecessüm etmiş bulunan paylan da kapsıyorsa, Davacı bu payları dava dışı ... devretmiş, ancak Davacı pay senetlerini anılan dava dışı kişiye teslim etmekten imtina etmiş de olabileceğini nitekim davacı bu payları genel bir temizlik esnasında bulduğu iddiasında olduğunu, bu hususun takdiri tümüyle mahkememize ait olduğunu, öte yandan, davacı, davalı şirkette sahibi olduğu "tüm paylan" devrettiğini dosyaya mübrez tarihsiz imzalı istifa beyanında da ortaya koyduğunu, davacı da 1998 yılında ortaklıktaki görevinden istifa ettiğini ikrar ettiğini, buna göre, söz konusu devirlerin yapıldığı tarihten bu yana davacının hiçbir genel kurula katılmamış olması, şirketteki tüm paylarını devrettiğine ilişkin beyanı, Anonim Şirket Hisse Devri ve Satış Sözleşmesi'ne imza koymuş olması ve pay defterindeki kayıtlar karşısında, Davacının tüm paylarını devrettiği, ancak zilyedi bulunduğu 196 ve 247 no'lu hamiline yazılı pay senetlerini teslimden imtina etmiş olabileceği, hatta teslimini unuttuğu ve elinde haksız olarak bulundurduğu hususlarının takdirinin mahkememize ait olduğu, nitekim, ortaklığın pay defterinde de Davacının pay sahibi olarak kendisine ayrılmış defter sayfası kapatıldığını ancak, 196 ve 247 no'lu hamiline yazılı pay senetlerinde tecessüm eden payların Anonim Şirket Hisse Devri ve Satış Sözleşmesi'nde devri öngörülen ve pay defterine de davacı adına kaydedilmiş paylardan farklı hamiline yazılı payiar olduğu ortaya çıkacak olursa, aynı sonuca varılamayacağı da mahkememiz takdirleri kapsamında olduğunu, öte yandan, davacı, elinde bulundurduğu 196 ve 247 no'lu hamiline yazılı pay senetlerinde tecessüm eden payların davalı şirketçe satın alınmasını talep ettiğini, Türk Ticaret Kanunu uyarınca, kendi sermayesini temsil payların anonim ortaklıkça satın alınması şeklinde bir yasal yükümlülük hiçbir şekilde olmadığını, Anonim şirket, kendi paylarını TTK md. 376 vd. hükümlerine umun şekilde iktisap edebileceğini, bunun için anonim ortaklığın genel kurulunca karar verilmesi ve yönetim kurulunca iktisabın gerçekleştirilmesi gerektiğini ancak bu durum tümüyle ortaklığın kendi organlarının kararı olduğunu, yasal olarak, bir pay sahibini talebi ile ortaklığın kendi paylarını iktisap etmesi zorunluluğu doğmayacağını, bu nedenle, davacının paylarının şirketçe satın ahnması yönündeki talebinin hukuken hiçbir dayanağı olmadığı cihetinin değerlendirilmesi tamamen mahkememiz takdirinde olduğunu, davacının kâr payına ilişkin talepleri de yukarıdaki gerekçelerle varit görülmediğini, davacı, 196 ve 247 no'lu hamiline yazılı pay senetlerinde tecessüm eden paylarını 1998 yılında dava dışı ... devretmiş ise, bu tarihten önce şirkette oluşan, ancak dağıtılmamış tüm kar payı hakları devralan ... geçtiğini, davacı'nın devir öncesi veya sonrası döneme ilişkin dağıtılmamış kârları talep etmesi -asli takdirin mahkememizde olduğu kaydıyla- mümkün olmadığını, davacı, sadece 1998 yılına kadar dağıtımı kararlaştırılmış ve alacak hakkı olarak kendi uhdesine geçmiş kâr paylarını davalı şirketten talep edebileceğini ancak, söz konusu pay devrinin 1998 yılında gerçekleştiği nazara alındığında, huzurdaki davanın ikame edildiği tarih itibariyle, alacak hakkına dönüşmüş olsalar dahi söz konusu alacakların zamanaşımına uğradığının değerlendirilmesinin gündeme gelebileceği, hatta "2308 sayılı "Şirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon Tahvilat ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazineye İntikali Hakkında Kanun" uyarınca bunların T.C. Hazinesine intikal ettiği ve davacının talebinin kabule şayan olmadığının düşünülebileceği ciheti mahkememiz takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını beyan etmiştir.Tüm dosya içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Uyuşmazlık, hamiline yazıl hisse senetlerinin bedelinin tespit edilerek tahsili ile ödenmeyen kar paylarının tahsili istemine ilişkindir.Davacının Anonim Şirket Hisse Devir ve Satış Sözleşmesi ile 300.000 adet hamiline yazılı hisse senedini dava dışı ... ’e devrettiği, devir bedeli olan 300.000.000 TL’yi de nakden ve defaten alan davacı taraf bu defa kendi el yazısı ile yazıp imzaladığı “Sahip ve maliki bulunduğum şirketinize ait hisselerimin tamamını devretmiş olduğumdan yönetim kurulu üyeliği görevimden istifa ettiğimi bildirir, istifa dilekçesi ile de davalı şirketteki görevinden ayrıldığı, davacı tarafın istifasının 13.07.1998 tarihli 45 nolu ve Beyoğlu ... Noterliğinin 15.07.1998 tarih ... sayısı ile tasdikli YK kararı ile kabul edilerek 17.07.1998 tarihinde tescil edilmek suretiyle 22.07.1998 tarihli, 4588 sayılı TTSG’nin 123. Sayfasında ilan edildiği görülmektedir.Somut uyuşmazlıkta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun uygulanması gerekmektedir.Davacının ödenmeyen kâr payları talebi yönünden davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmüştür.TTK gereğince,“hisse senetleri” ve “intifa senetleri” ile ilgili hükümler içermekte ve gerek hisse senetleri gerekse intifa senetleri, şirkete sermaye koyan ortaklara veya kurucu ortaklara verilen senetler olup, senet sahiplerine kâr payı ödemesi yapılabilmektedir. Şirketlerin hissedarlarının kâr payı veya tahvil sahiplerinin tahvil faizi alacaklarında zamanaşımı süresi hem TTK hem de SPK düzenlemelerinde “kâr payı” hakkının kullanılmasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. ve 147. maddeleri düzenlemeleri ile AYM Kararının yayımına kadar 2308 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca 5 yıllık “hak düşürücü zamanaşımı süresi” esastır. Kâr paylarında ise zamanaşımı, yetkili organ tarafından kârın dağıtılması için öngörülen tarihten itibaren başlar. Örneğin bir anonim şirkette genel kurul tarafından kâr dağıtımı kararı verildikten sonra her hangi bir tarih belirtilmemişse genel kurul tarihinden, eğer kârın dağıtımı için bir tarih belirlenmişse veya tarih belirleme yetkisi yönetim kuruluna bırakılıp yönetim kurulunca bir tarih belirlenmişse bu tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Anayasa Mahkemesi 10/04/2019 tarih ve E. 2018/136, K. 2019/21 Nolu Kararı ile “şirketin ortaklarına ödenmesine karar verilen ancak ödeme işlemi yapılmayan kâr paylarının hazineye aktarılmasına ilişkin itirazın Anayasa'ya aykırılığına karar vererek, 12/6/1933 tarih ve 2308 sayılı Kanun’un 1., 2., 3. ve 4. Maddelerini” iptal etmiş olup Karar 20.6.2019 Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Zamanaşımı süresi içerisinde şirketten tahsil edilmemiş kâr payları ile tahvil faizlerinin akıbeti, 12.6.1933 tarihli ve halen de yürürlükte bulunan “Şirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon, Tahvilat ve Hisse senedi Bedellerinin Hazineye İntikali Hakkında Kanun” ile düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla hükümde bahsedilen, faiz, kâr ve ikramiye gibi menfaatlerden oluşan alacak haklarının beş senenin sonunda, konusu bedele inkılap eden pay ve tahvil bedelleri olan alacak haklarının ise on senenin sonunda zamanaşımına uğrayacağının belirtildiği, bu ifadenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ve 147. maddelerinin devamı niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Davacının davalı şirketten istifasının 22.07.1998 tarihli, 4588 sayılı TTSG’nin 123. Sayfasında ilan edildiği, buna göre ödenmeyen kar payları yönünden zamanaşımının dolduğu, eksik borcun ifasının talep edilemeyeceği anlaşılmakla bu yöndeki talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Hamile yazılı senetler madde başlığı altında düzenlenmiş olan 415. maddesine göre Hamiline yazılı hisse senetlerinin devri şirket ve üçüncü şahıslar hakkında ancak teslim ile hüküm ifade eder. Davacı taraf, elinde bulundurduğu 196 nolu 50.000TL itibari değerli ve 247 nolu 1.000TL itibari değerli hamiline yazılı pay senedinin davalı şirketçe satın alnımasını ve ödenmeyen kar paylarını tahsilini talep etmektedir. Hamiline yazılı senetlerde zilyetlik hak sahibi olmak açısından yeterli görülmektedir. Ancak, TTK gereğince kendi sermayesini temsil eden payların anonim ortaklıkça satın alınması zorunluluğu bulunmamaktadır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 329. maddesi uyarınca anonim şirketlerin kendi paylarını ivaz karşılığı iktisap etmesi veya rehin olarak kabul etmesi yasaktır. Yasağa aykırı olarak yapılan işlemler kesin hükümsüzdür. Bu yasak ile şirketin sermayesinin, şirket alacaklılarının ve ortaklarının korunması amaçlanmış, keza, hakim pay sahibinin borsadaki zararını şirkete yüklemesi, sermayenin iadesi gibi sakıncalar engellenmek istemiştir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 329. maddede bu yasağın istisnaları sınırlayıcı olarak sayılmıştır. Bu istisnalar, şirketin ancak sermaye azaltma kararına dayanarak, iştirak taahhüdü haricinde şirket alacaklarının ödenmesi amacıyla, malvarlığı veya işletmenin küllen devralınması yoluyla, yasak konusu işlemlerin şirketin iştigal konusu olması halinde, yönetim kurulu üyeleri, müdürler ve memurların yükümlülüklerine karşı paylarını rehin olarak yatırması ya da iktisabın ivazsız olması hallerinde kendi paylarını devralabilmesidir. Bu istisnalardan biri kapsamında iktisap edilen paylar genel kurulda temsil edilmez. 11/11/2019 tarihli kök raporda, hisse senetlerinin değerinin tespiti için öncelikle davacının hamiline yazılı hisse senedinden kaynaklı pay sahipliğini elde edip edemediği hususunun irdelenebilmesi için; davacının hamiline yazılı hisse senetlerini elinde bulundurma nedeni olarak gösterdiği ... Antalya Dolum Tesisleri kablo alımı için ...'da, ... huzurunda gerçekleştirilen ihalenin kazanılmasından sonra, bizzat ... beyin kendisini tebrik ederek, kasadan çıkardığı dava konusu hisse senetlerini, satış primi yerine geçmek üzere davacıya verdiği olayın gerçekleşme tarihinin davacıya sorularak tam ve doğru bir şekilde tespit edilmesi gerektiği, ilgili tarih tespit edildikten sonra davalı şirketin o tarihten sonraki hazirun cetvellerinin ilgili ticaret sicil müdürlüğü'nden celbinin gerektiği, tespit edilmiş olup , buna göre davacı vekilince tarih konusunda net bilgilerin dosyaya sunulmadığı, davacı asilin bu konuda mahkememizce isticvap edildiği, Davacı asil ...; “ben hisse senetlerini 1990 yılında ... Antalya Dolum Merkezinin ihalesini aldım, bundan dolayı şirket sahibi bana hisse senedi vermiştir, başka dükkanım vardır, temizlik sırasında unuttuğum bu hisse senetlerini buldum, ben 72 yaşındayım, yıl olarak Amerika'nın Kuveyt'e asker çıkarıdığı zamanı net olarak hatırlıyorum ancak temmuz ya da eylül ayı diyemem, 1990 yılını net olarak hatırlıyorum, şirket sahibine güvendiğim için şirket hisseleri şirket sahibi ... bulunmaktaydı, şirketten çıkarken de %1'lik hakkımı almadım”, şeklinde beyanda bulunduğu, ... San ve Tic. Aş nin 24/12/2019 tarihli müzekkere cevabında Antalya’da dolum tesisi bulunmadığı şeklinde verildiği, davacı asilin 1988 yılında davalı şirketten ayrıldığı gözetildiğinde, davacının Medeni Kanun m. 6 gereğince davacının hakkının varlığını dayandırdığı olguları ispatlaması gerekmekte olup davaya konu hamiline yazılı hisse senetlerinin değerinin tespiti için HMK m. 194 gereğince somutlaştırma yükünü yerine getirmediği, ve iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Yukarıda açıklandığı üzere davalı şirketin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 329. maddesi uyarınca kendi paylarını ivaz karşılığı iktisap etmesi yönünde bir karar almadığı,davalının davacının elinde bulundurduğu hamiline yazılı hisse senetlerini almak gibi bir yükümlüğü veya zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla hisse senetlerinin değerininin tespiti ve tahsilinin istenemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Mahkeme, dava dosyasından aldırdığı bilirkişi raporlarını hükme esas aldığı için öncelikle bilirkişi raporlarına karşı itirazlarını bildirmek istediklerini, Bilirkişilerin 05.04.2021 tarihli raporlarında: - Müvekkilin zilyetliğinde bulunan hamiline yazılı hisse senetlerini, şirket hisselerini devrettiği anda devretmiş olması gerektiğini eğer devretmemişse, bundan imtina ettiğinin anlaşılması gerektiğini ve hisseleri elinde haksız olarak bulundurduğu ihtimalini ciddi olarak değerlendirmiş olduklarını, bu ihtimalin gerçekleştiği iddialarını ise müvekkilin hisselerini devrettiği sözleşmenin varlığına, 1998 tarihli istifa dilekçesine, hisse devrinden sonra hiçbir genel kurula katılmamasına, şirketin pay defterinde müvekkile ait pay defteri sayfasının kapatılmış olması vakalarına dayandırdığını, bu vakaların tamamının davalı şirket dilekçe ve beyanlarında sunulan iddialar olduğunu, - ''Ancak 196 ve 247 nolu hamiline yazılı pay senetlerinde tecessüm eden payların Anonim Şirket hisse devri ve satış sözleşmesinde devri öngörülen ve pay defterine de davacı adına kaydedilmiş paylardan farklı, hamiline yazılı paylar olduğu ortaya çıkacak olursa aynı sonuca varılamayacağı'' hususunun da raporda belirtildiğini, dava dilekçesinde iddia edilen olaylar ve dayanılan belgeler ve isticvap davetinde müvekkilin ifadeleri ile bu iddianın doğruluğunu kanıtlamaya çalıştıklarını, ancak dava dosyasında bulunan bu belge ve ifadelere, davalı şirket iddia ve beyanları kadar yer verilmediğini ve bu ihtimalin varlığı halinde hisse senetlerinin değerinin ne olacağının tespiti ve kar payı alacak tutarlarının hesaplanmamış olduğunu, oysa bilirkişilerden istenenin, bu hesaplamayı yapmaları olduğunu, Dava dilekçesinin istem ve sonuç bölümünde; dava konusu hisse senetlerinin değerlerinin tespiti ve alacağın doğduğu tarihten itibaren hesaplanacak avans faizi ile davalı şirketten tahsiline karar verilmesinin istendiğini, burada kastedilen alacağın, kar paylarından kaynaklanan alacaklar olduğunu, dava dilekçesinde yazılan vakaların tamamından talep edilen alacağın, kar paylarından kaynaklanan alacak olduğu hususunun anlaşılmakta olduğunu, müvekkilin sahip olduğu hamiline yazılı pay senetlerini, davalı şirketin satın almasını talep ettiği iddiasının doğru olmadığını, talep edilenin hisse senetlerinin değerinin ve bu hisse senetlerinden doğan kar payı alacaklarının tespiti ve tahsili olduğunu, Bilirkişilerin, davalı şirket iddiaları doğrultusunda kaleme aldıkları raporlarında; ''Davacının kar payına ilişkin talepleri de yukarıdaki gerekçelerle varit görülmemiştir.'' diyerek; yine raporlarında ele aldıkları ''Ancak 196 ve 247 nolu hamiline yazılı pay senetlerinde tecessüm eden payların Anonim Şirket hisse devri ve satış sözleşmesinde devri öngörülen ve pay defterine de davacı adına kaydedilmiş paylardan farklı, hamiline yazılı paylar olduğu ortaya çıkacak olursa aynı sonuca varılamayacağı'' ihtimalini hiç değerlendirmediklerini, Bilirkişilerin hazırlayacakları rapor ile dava konusu uyuşmazlık hakkında, hukuk bilgisinin dışında kalan, özel veya teknik bilgiyi yani uzmanlık bilgisini gerektiren bir meseleyi çözüme kavuşturacak objektif, denetlenebilir ve hükme esas oluşturabilecek kalitede bir görüş sunmalarının bekleneceğini, dava dosyasına sunulan ek bilirkişi raporunun ne yazık ki bu kalitede olmadığını, üstelik bilirkişilerin, doğrudan davalı şirket iddialarını gerekçe tutarak rapor hazırlamalarını, tarafsızlıklarını da yitirdikleri şeklinde değerlendirdiklerini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde mahkemeye bildirdiklerini, ancak mahkemenin yine de bilirkişi raporunu hükme esas aldığını, Hamiline yazılı hisse senetlerinin iktisabı ile ilgili istinaf nedenlerine ilişkin olarak; - Müvekkilinin davalı şirkette şirket ortağı olarak yer almasının, dönemin geçerli mevzuatı gereğince, Anonim Şirket ortak sayısının beş olarak belirlenmesi nedeniyle olduğunu, şirkette satış müdürü olarak çalışan müvekkilinin, beş kişilik ortak sayısını doldurmak için şirkete ortak kaydedildiğini, ne ortak olurken sermaye koyduklarını ne de ortaklık sonlandığı zaman hisselerini bedel alarak devretmiş olduklarını, ortaklık nedeniyle kağıt üzerinde sahip oldukları hisselerin, müvekkiline teslim edilmediğini, ortaklık pay devrinin de yine kağıt üzerinde sahip olunan hisselerin, mevzuatın uygun gördüğü usullerle üçüncü kişiye devri sağlanarak yapıldığını, Müvekkilinin, dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerini üçüncü bir kişiye devretme iradesinin hiçbir zaman olmadığını, satış müdürü olarak görev yaptığı uzun yıllar boyunca başarılı çalışmalarının şirket yetkilisi tarafından takdir edilmesi nedeniyle ve satış primi yerine geçmek üzere kendisine verilen hamiline yazılı hisse senetlerinin, ortaklık hisselerinden farklı olarak, zilyetliği kendisine geçirilen hisse senetleri olduğunu, ortaklık hisselerinden farklı olduğunu edinim sebebi şirket ortaklığı ile ilgili bulunmadığı için, ortaklıktan ayrıldıktan sonra da müvekkili tarafından muhafaza edilmiş olduğunu, dava dilekçeleri ile hamiline yazılı hisse senetlerinin değerinin tespiti ve dava tarihine kadar alınamayan kar payı alacaklarının tutarının belirlenmesinin talep edildiğini, ancak mahkemenin müvekkilin görünürdeki şirket ortaklığının sona erdiği 1988 yılından sonrasını araştırmadığını, Mahkemenin dava konusu maddi olaylara ve hukuka aykırı kararı karşısında, istinaf kanun yoluna başvurmak zorunda kaldıklarını beyanla; Açıklanan nedenlerle; - İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.05.2021 tarih ve 2018/995 Esas - 2021/1426 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Huzurdaki davaya ilişkin olarak Yerel Mahkemece verilen "davanın reddi" kararı usul ve yasaya uygun olsa da işbu karara karşı aşağıda belirtilecek ve re'sen tespit edilecek nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Öncelikle, yerel mahkemece ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, Gerçekten de Yerel Mahkemece 25.12.2018 tarihli ara karar ile teminat mukabili dava konusu 196 hisse senedi numaralı 50.000 TL ve 247 hisse senedi numaralı 1.000 TL tutarlı 2 adet hamiline yazılı hisse senedinin 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmiş olup, ara karar gereği 27.12.2018 tarihinde 10.000 TL teminat yatırılmış olduğunu, Mahkemenin 10.01.2019 tarihli ara kararı ile de dava konusu hisse senetleri asıllarının davacı tarafından sunulmak suretiyle mahkeme kasasına alındığını, bu suretle her ne kadar mahkemece usul ve yasaya uygun olarak davanın reddine karar verilmiş ise de karara karşı kanun yolunun açık olması sebebiyle mahkemece tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın hak sahibi olduğunu, başka bir ifadeyle dosya kapsamı ile de sabit olduğu üzere dava dışı ... isimli şahsa devretmiş olması sebebiyle ne amaçla elinde bulundurduğu hususunu ispat edemediği, hak sahibi olmadığı 2 adet hisse senedinin, tebdir kararının kaldırılması sebebiyle 3. kişilere devredilme riskinin bulunduğu hususlarının açık olduğunu, Bu sebeple 6100 sayılı HMK'nın 397/2. fıkrası gereği tedbirin kararın kesinleşmesine kadar devamı yönünde karar verilmesi gerekirken hatalı bir şekilde tebdirin kaldırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kısa kararda bu hususa değinilmeyerek gerekçeli kararda yer verilmesinin de hatalı olduğunu, Bu suretle önceklikle, dosyada mübrez teminat nazarı dikkate alınmak suretiyle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile dava konusu 196 hisse senedi numaralı 50.000 TL ve 247 hisse senedi numaralı 1.000 TL tutarlı 2 adet hamiline yazılı hisse senedinin 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesini temin zımnında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, Gerekçeli kararın gereği düşünüldü kısmında yer alan bir kısım açıklamaların hatalı olduğunu, Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olması gerekmekte olduğunu, hal böyleyken gerekçeli kararın 1. sayfasında yer alan " Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle başlıklı kısmında yer alan davacının dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerini üçüncü bir kişiye devretme iradesinin hiç bir zaman olmadığını, davacının davalı şirkette satış müdürü olarak çalıştığı dönem boyunca satış organizasyonunu başarılı bir biçimde yönettiğini, ...'nun Antalya Dolum Tesisleri kablo alımı için ...'da, ... huzurunda gerçekleştirilen ihalenin kazanılmasından sonra, bizzat ... beyin kendisini tebrik ederek, kasadan çıkardığı dava konusu hisse senetlerini, satış primi yerine geçmek üzere davacıya verdiğini, hamiline yazılı hisse ... müvekkiline bu şekilde geçtiğini, şirket ortaklığı ile bir ilgisi bulunmadığını, ortaklıktan ayrıldıktan sonra da davacı tarafından muhafaza edildiğini, hisse senetlerinin paraya tahvili konusunda muhatabın davalı şirket olması nedeniyle davanın şirkete karşı açıldığını beyan etmiştir " açıklamalarının kendilerine ait beyanlar olmayıp, bu hususun davaya cevap dilekçeleri başta olmak üzere mübrez beyan dilekçeleri ile de sabit olduğunu, Bu sebeple Yerel Mahkemece, maddi hta ile sehven yapıldığını düşündükleri, ancak tavzih yolu mümkün olmayan tespitleri ve açıklamaları kendilerine ait olmaması nedeniyle kabul etmediklerini beyan ettiklerini, bu açıdan da istinaf taleplerinin kabulünü talep ettiklerini beyanla; Açıklanan ve re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle; Öncelikle, dosyada mübrez teminat nazarı dikkate alınmak suretiyle dava konusu 196 hisse senedi numaralı 50.000 TL ve 247 hisse senedi numaralı 1.000 TL tutarlı 2 adet hamiline yazılı hisse senedinin 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesini temin zımnında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/995 E. sayılı dosyasından 26.05.2021 tarihinde verilen kararına karşı dilekçelerinde belirttikleri ve ayrıca re'sen tespit edilecek nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile ispatlanamayan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı elinde bulunan davalı şirkete ait dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin değerinin tespiti ve kar payı alacağının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davalı şirket 08/12/1982 tasdik tarihli esas sözleşmeye istinaden İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 03/01/1983 tarihinde tescil edilmiş ve 06/01/1983 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir. Davalı şirketin kuruluşu sırasında sermayesi her biri 1.000 (bin) itibari değerde 10.000 adet hisseye bölünmüş, 10.000.000 (on milyon) Türk lirasıdır. Davacı da şirketin kurucuları arasında olup, kuruluş sırasındaki hissesi 100 adet hisse senetlerine tekabül eden 100.000 (Yüzbin) liradır. Ayrıca şirketin kuruluşu sırasında bedeli tamamen ödenmiş hisse senetlerinin hamiline yazılı olarak ihraç edileceği, bedelleri tamamen ödenmemiş veya hisse senetlerine bağlanmamış hisselerin devrinin temlik yolu ile olacağı, ilmuhaberlere veya hisse senetlerine bağlanmış hisselerin devrinin Türk Ticaret Hükümlerine göre olacağı karar altına alınmıştır. Şirketin sermaye arttırımı kararı sonrada davacının şirketteki pay miktarının nominal değeri 300.000.000 (üç yüz milyon) liraya yükseltilmiştir. Davacı tarafından davalı şirketteki tüm hissesi anonim şirket hisse devir ve satış sözleşmesi ile dava dışı alıcı ...'e devredilmiş ve şirketteki pay sahipliği ve yönetim kurulu üyeliği sona ermiş ve söz konusu devir şirket pay defterine işlenmiştir. Bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davacının elinde bulunan dava konusu davalı şirkete ait 196 hisse senedi numarası ile bastırdığı 50.000,00 TL tutarlı ve 247 hisse senedi numarası ile bastırdığı 1.000,00 TL tutarındaki hamiline yazılı hisse senetlerinin davacının devrettiği hisseler arasında bulunup bulunmadığı, bu hisse senetlerinin davacı tarafından ne şekilde iktisap edildiği, iktisap tarihi, söz konusu hisse senetlerinin davacıya pay sahipliği hakkı verip vermediği, bu hisse senetlerine dayalı olarak kar payı talep edip edemeyeceği, kar payı alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, hisse senetlerinin değerinin tespitinde hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususlarındadır. Davacı vekili, dava dilekçesinde hisse senetlerinin iktisap nedenine ve kimden iktisap ettiğine ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamış ve sadece davalı şirkette 1973-1998 tarihleri arasında çalıştığını, 1982-1998 tarihleri arasında ise ortak olduğunu, bu süreç içerisinde dava konusu hisse senetlerini aldığını beyan etmiş ve dava dilekçesinin içeriğinde kar payı dağıtımının yapılmadığını ve zamanaşımına uğramadığını belirtip sonuç kısmında dava konusu hisse senetlerinin değerinin tespiti ve alacağın doğduğu tarihten itibaren hesaplanacak avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi sunduktan sonra davacı vekili tarafından sunulan 09/01/2019 tarihli beyan dilekçesinde dava konusu hisse senetlerinin ... Antalya Dolum Tesisleri kablo alımı için yapılan ihalenin çalışmaları neticesinde kazanılması sonucunda şirket hissedarı ... tarafından kendisine verildiğini belirtmiş ve hisse senetlerinin gerçek değerlerinin belirlenerek ödenmesini talep etmiştir. Dava dışı ... yazılan müzekkereye olumsuz cevap verilmesi üzerine bu kez davacı asil 18/09/2020 tarihli duruşmadaki isticvabında söz konusu hisse senetlerinin ... Antalya Dolum Merkezinin ihalesinin alınmasından dolayı kendisine verildiğini iddia etmiştir. Davacı vekilinin yargılama aşamasındaki yazılı beyanlarında ve istinaf dilekçesinde, davadaki taleplerinin hisse senetlerinin değerinin ve bu hisse senetlerinden doğan kar payı alacaklarının tespiti ve tahsilinin talep edildiğini beyan etmiştir. Davalı vekili, davacı vekilinin dava dilekçesinden sonraki iddia ve beyanlarının iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğundan muvafakat etmediğini beyan etmiştir. Gerçekten de basit yargılama usulünün uygulandığı iş bu davada HMK'nın 319/1 maddesine göre iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayacağı, dava konusu senetlerin iktisabına ilişkin dava dilekçesinde ileri sürülmeyip, sonradan ileri sürülen iddiaların iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğu ve davalı vekili tarafından muvafakat edilmediği anlaşıldığından itibar edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki 6762 Sayılı TTK'nın 415. Maddesine (6102 Sayılı TTK'nın 489/1 maddesi) göre hamiline yazılı hisse senetlerinin devri şirket ve üçüncü şahıslar hakkında ancak teslim ile hüküm ifade etse de, davacı tarafından dava konusu hisse senetlerinin iktisabına ilişkin iddialarını, geçerli bir şekilde iktisap ettiğini ve yetkili hamil olduğunu ispatlar bir delil dosyaya sunulmamıştır. Yine davacı vekili, dava konusu hisse senetlerinin davacının hisselerini devrettiği sözleşme kapsamında olmadığını ileri sürmüş, ancak bu iddiasını ispatlar geçerli ve kesin bir delil dosyaya sunmamıştır. Davacı vekilinin, davada hisse senetlerinin değerinin tespiti ve kar payı alacağının tespiti ve tahsilinin talep edildiğine ilişkin beyanı yönünden ise, dava dilekçesinin içerik kısmında kar payının ödenmediğinin belirtildiği, yargılama aşamasında talebini açıklamak üzere verilen dilekçelerde ve beyanlarda kar payının tahsilinin talep edildiğinin belirtildiği anlaşılmakla talepleri arasında kar payının tahsilinin talebinin de olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca Mahkemece gerekçeli kararda "Uyuşmazlık, hamiline yazıl hisse senetlerinin bedelinin tespit edilerek tahsili ile ödenmeyen kar paylarının tahsili istemine ilişkindir." tespitine ilişkin davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı dikkate alındığında söz konusu tespite ilişkin davacı lehine usulü kazanılmış hak doğmuştur. Mahkemece davacının iş bu davada kar payı alacağını da talep ettiği kabul edilmiş ve kar payı alacağının zamanaşımına uğraması sebebiyle reddine karar verilmiştir. Ancak davacı vekili tarafından Mahkemece verilen bu karara açıkça istinaf başvurusunda bulunmadığından karar kesinleşmiş ve davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturmuştur. Bunun yanında davacı vekili tarafından dava konusu hisse senetlerinin şirket ortaklığı ile ilgili bulunmadığı ve ortaklıktan ayrıldıktan sonra da davacı tarafından muhafaza edildiği beyan edilmiştir. Bu durumda şirkette pay sahibi olmayan bir kişinin kar payı talep etme hakkı bulunmamaktadır. Davacı tarafından dava konusu hisse senetlerinin geçerli bir şekilde iktisap edildiği ispat edilmediğinden davacının hisse senetlerinin değerinin tespiti talep etmekte hakkı ve hukuki yararı bulunmadığı, davalıdan hisse bedelini de talep edemeyeceği ve zaten davacı vekili tarafından talep edilmediğinin beyan edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca davacı tarafından dava konusu hisse senetlerinin iktisap edildiği iddia edilen tarihten 28 yıl sonra hisse değerinin tespiti ve kar payı alacağının talep edilmesi TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil etmektedir. Bu hususlar dikkate alınarak ve davacı iddialarının ispat edilememesi sebebiyle Mahkemece hisse değerinin tespiti ve tahsiline karar verilmesine ilişkin taleplerin de reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, Mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi ve bu hususun hükümde belirtilmeyip gerekçeli kararda belirtilmesi sebebiyle ve gerekçeli kararın birinci sayfasındaki "davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle" kısmında cevap dilekçesi yerine davacı vekilinin beyanlarının özetlendiği gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nın 397/2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Mahkemece aksi belirtilmek suretiyle ve yargılama aşamasında hisse senetlerinin aslının davacıya iade edilmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararı kaldırılmıştır. Ayrıca davanın mahiyeti ve davalının sıfatı gereğince tedbir kararının kaldırılması kararı usul ve yasaya uygundur. İhtiyati tedbir kararının, kısa kararın hüküm kısmında belirtilmeyip, gerekçeli kararda belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Mahkemece gerekçeli kararın birinci sayfasındaki "davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle" kısmında cevap dilekçesi yerine davacı vekilinin beyanlarının özetlenmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekle birlikte bu husus düzeltilebilir maddi hata olup, Dairemizce yukarıda belirtildiği şekilde düzeltildiğinden ve sonuca da etkili olmadığından bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının ve davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 16/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02