SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2023/1066 E. 2024/796 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1066

Karar No

2024/796

Karar Tarihi

9 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1066

KARAR NO: 2024/796

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİH: 07/12/2022

NUMARASI: 2022/182 Esas - 2022/807 Karar

DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

KARAR TARİHİ : 09/05/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı ... ile davalı arasında Beyoğlu ....Noterliğinin ... yevmiye numaralı 29/11/2016 tarihli " hisse devri yönetim kurulu tutanağının" düzenlendiğini, taraflar arasında akdedilmiş bulunan hisse devri yönetim kurulu tutanağı kapsamında davacının davalıda olan ortaklığını sonlandırdığını, hissesini ... devir ettiğini, davacının ortaklık hisselerini devir etmesinin karşılığı olarak, davalı tarafın ise mezkur tutanak hükümleri uyarınca belirtilen borç yükümlülüklerini üstlenmiş bulunduğunu, ancak davalı şirket tarafından taahhüdün yerine getirilmediğini ve tutanakta belirtilen edimlerin usulüne uygun ifa edilmediğini, tapuların davacı lehine tescil edilmesinin sebepsiz olarak sürümcemede bırakıldığını, farklı zamanlarda ihtarnameler gönderilmesine rağmen taahhüdün yerine getirilmediğini, ayrıca sıralı olarak verilen senetlerin ödenmesinde de her ay temerrüde düşüldüğünü, davalı şirkete gönderilen ihtarnamelere binaen karşı tarafın ihtara cevabına bakıldığında davalı şirketin önce ilgili hisse devir protokolünün tarafı olmadığını öne sürdüğünü, akabinde de tapu harç ve masraflarının hazır edilmesi halinde işbu tapuların devrinin şirketlerince yapılacağının belirtildiğini, tarafların devredilecek taşınmazlar üzerinde anlaşmış olmalarına rağmen tapu masrafları üzerinde herhangi bir yazılı beyanda bulunmadıklarını, ancak devretme borcunu yüklenen taraf olan davalının tapu masraflarını yüklenmesi kendi ediminin bir parçası hükmünde ve hatta yan edim olarak tanımlanması gerektiğini beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ilgili şirketin ... Projesi kapsamında "3 nolu ticari alan 54,80 m2, 30 nolu bağımsız bölüm 70 m2, 72 nolu bağımsız bölüm 70 m2 ve 90 nolu bağımsız bölüm 100,80m2" şeklinde belirtilen taşınmazların kanunen borcun hükmen yerine getirilmesi kapsamında mevcut tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapu tesciline karar verilmesini ve devretme borcunu yüklenen taraf olan davalının bir yan edimi olarak tapu masraflarını karşılamasına, eksik ve geç ifadan kaynaklanan menfi zararların ve kira kaybının tespiti ile olay tarihinden işleyecek en yüksek faiz oranıyla birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 19/12/2017 tarihli dilekçesi ile, dava konusu edilen taşınmazların rayiç değer toplamının 1.050.000,00TL olduğunu beyan ederek, bu tutar üzerinden harcı tamamlamıştır.

ISLAH: Davacı vekili vermiş olduğu 27/01/2021 tarihli dilekçesi ile, davalarını ıslah ederek, bilirkişi raporuna istinaden taşınmazların değeri olan 1.330.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, davacı tarafın harca esas değeri belirtmeden dava açmıl olduğunu, bu sebeple davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davaya konu hisse devir protokolünün dava dışı ... ile davacı arasında yapılmış olduğunu, kendilerinin sözleşmeye taraf olmadıklarını bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, ayrıca muaccel olmuş bir borcun söz konusu olmadığını taraflar arasındaki devir protokolü incelendiğinde taşınmazların devrine ilişkin tapu masraflarının kim tarafından karşılanacağının kararlaştırılmadığını, ... ve ...'ün tapu harç ve masraflarını hazır etmeleri halinde işbu tapuların devrinin davalı şirketçe yapılabileceğinin kendilerine ihtar edildiğini, bu şart yerine gelmeden davalının devir borcu doğmayacağının aşikar olduğunu, bu nedenle şirketin devir borcunun muacceliyetinden bahsedilemeyeceğini, ayrıca gayrimenkul mülkiyet devrini öngören sözleşmelerin resmi şekle tabi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin bu şekil şartına riayet edilmeden yapıldığının tartışmasız olduğunu, davacının dava konusu değir beyan ederek bu değer üzerinden harç yatırmadan dava açması ve tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle tedbir talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın haksız olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNİN ISLAHI: Davalı vekili vermiş olduğu 15/06/2022 tarihli cevap dilekçesi ile, pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ayrıca gayrimenkul satışını öngören sözleşmelerin resmi şekle tabi olup, resmi şekilde yapılmayan tapu devirlerinin geçersiz olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının iyi niyetle tüm edimlerini yerine getirmemiş olduğunu ve MK 2 kapsamında da iyi niyetli olmadığını ve devri talep edemeyeceğini, hisse devrinin pay sahiplerinin aralarında yapmış oldukları bir protokolle gerçekleştiğini, davalının bu protokole taraf olmadığı için huzurdaki davanın reddi gerektiğini, zira davalı şirketin şirkette hissesi bulunmamakta ve davalının söz konusu protokolde hisseleri ne devralan ne de devreden olduğunu, taahhütle devir borcu altına giren dava dışı ... olduğunu, davacının hisse devir protokolünde taahhütlerini ihlal ettiğinden davalı şirketin TBK 97 mad uyarınca ifadan kaçınma hakkı bulunduğunu, devir protokolü bir yönetim kurulu kararı kabul edilecekse, bu kararın TTKnın kesin hükümlerine aykırı olup batıl nitelikte olduğunu, yönetim kurulu kararının şirketle işlem yasağı sebebiyle batıl olduğunu, davacı yönetim kurulu üyesinin, menfaatini içeren dava konusu işlem müzakeresine katılımı TTK 393 uyarınca yasak olduğunu, davalı şirket sermayesinin konu olduğu devir işleminin şirket aktifini azaltıcı nitelikte olduğundan TTK 391 uyarınca yasak olduğunu, davaya konu hisse devir protokolü uyarınca davacının haksız rekabeti nedeniyle açılan tazminat talepli davanın ve sözleşmeye aykırı davrandığının tespiti için açılan davanın huzurdaki davada bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, verilen ihtiyati tedbir kararının ölçülü olmayıp HMK 389'a aykırı olduğundan kaldırılmasını ve her halukarda teminat alınması gerektiğini beyanla, davalının taraf ehliyeti bulunmadığından davanın reddine, aksi halde davacı tarafından beyan edilen menfi zarar tutarına ilişkin harcın kesin sürede tamamlanmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, İstanbul 2.Fıkri Sınai Haklar Huk Mah.nin 2018/567 esas sayılı dosyasının, İstanbul 7 ATMnin 2018/39 esas sayılı dosyasının ve İstanbul 21.ATMnin 2021/687 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, her halükarda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/12/2022 tarih 2022/182 Esas 2022/807 Karar sayılı kararında; "İstanbul 22.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/170 esas 2018/300 karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilerek mahkememizin 2019/396 esas numarasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonunda 22/09/2021 tarihli 2019/396 esas 2021/687 karar sayılı kararı ile davacının davasının subut bulmadığından reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça istinafı üzerinde İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi' nin 2021/2330 esas 2022/324 karar sayılı 02/03/2022 tarihli ilamı ile; "...Her ne kadar taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri Türk Borçlar Kanununun 237 maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706 ve Noterlik Kanununun 89 maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına tabi ise de, dava konusu olayda olduğu gibi durumlarda, yanı davacının üzerine düşen edimini yerine getirmesinden sonra şekle aykırılığa bağlanan geçersizlik müeyyidesi adalet duygularını ağır şekilde örseler. Kanunda özel bir hüküm bulunmadıkça şekilsizlik nedeniyle geçersiz bir sözleşmenin ifasının da geçersiz kalması genel kural ise de, bu kural, MK'nun 2 nci maddesinde yazılı dürüstlük kuralına aykırı düşecek tarzda uygulanamaz. Ayrıca, somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK.nun 175/1. maddesinde koşulun gerçekleşmesine iki taraftan birinin dürüstlük kurallarına aykırı bir hareketle mani olması halinde, o koşulun gerçekleşmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Davalı şirketin ortağı ... gayrimenkul devri işlemini noterden onaylı yönetim kurulu kararı ile yüklendikten sonra davacının davalı şirketdeki hisselerini devrederek edimini ifa etmiş bulunmasına göre davaya konu devir kararındaki taahhütlere resmiyet kazandırmış bulunduğunun kabulü ile yönetim kurulunda alınan kararların geçerli olduğu ve taahhüt edilen gayrımenkullerin devri için resmi şekil şartı aranmasına gerek olmadığının kabulü zorunludur. (Yargıtay11. Hukuk Dairesinin 2008/13109 Esas - 2008/14347 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Hisse devri kararı şirket yönetim kurulu kararı ile alındığı, alınan kararın noterde onaylatılıp pay defterine işlendiği, davacı tarafından çekilen ihtara davalı şirket tarafından verilen cevabi ihtarda davacının taleplerini ... yöneltmesi gerektiği beyan edilmekle beraber aynı zamanda tapu harç ve masrafları hazır edilmesi halinde bu tapuların devri şirketçe yapılacağı belirtilmiş olup bu durumda hisseyi devredene karşı dava dışı ... davalı şirketin tek ortağı oluşu ve hisse devrinin yönetim kurulu kararı ile yapılıp karar defterine işlendiği, alınan kararın şirketçede kabul edilip benimsendiği de gözetildiğinde alınan kararın şirketi de bağlayacağının kabulü gerektiğinden mahkemece tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinafa cevabında davaya konu taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebi olduğu, dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği ihtiyati tedbir talebinin kaldırılması talebinin yerel mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden bu yönde değerlendirme yapılmamıştır.HMK.nun (Değişik: 22/07/2020-7251/35md.) 353/1-a/6 maddesinde; Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılarak," şeklinde karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin 2022/182 esas sırasına kaydı yapılmıştır. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, mahkememizin 09/11/2022 tarihli celse ara kararı ile, daha önce mahkeme tarafından keşfin yapıldığı, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasının dosyaya yenilik sağlamayacağı ayrıca davalı tarafça ıslah dilekçesinde belirtilen dosyaların celbinin de dosyaya yenilik sağlamayacağı anlaşıldığından yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin reddine, yine davalının taraflar arasındaki diğer dosyaların celplerine ilişkin istemlerin de reddine karar verilmiştir.Dava, davacının davalı şirketteki hisselerinin devrinden kaynaklı olarak tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ... ile davalı arasında Beyoğlu ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı 29/11/2016 tarihli " hisse devri yönetim kurulu tutanağının" düzenlendiği, taraflar arasında akdedilmiş bulunan hisse devri yönetim kurulu tutanağı kapsamında davacının davalıda olan ortaklığını sonlandırdığı ve hisselerini ...'a devir ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının ortaklık hisselerini devretmesi karşılığında davalı tarafın dava konusu taşınmazları davacıya devretme hükümlülüğü altına girdiği ve davalının taşınmazların devirlerini gerçekleştirmediği belirtilerek, dava konusu ... Projesi kapsamında 3 nolu ticari alan, 30 nolu bağımsız bölüm, 72 nolu bağımsız bölüm, 90 nolu bağımsız bölüm şeklinde belirtilen taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ve davacı adına tescili noktasında toplandığı tespit edilmiştir.Kağıthane Tapu Müdürlüğünden gönderilen tapu kayıtlarının incelenmesinde, ... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel 1.606,52m2 yüzölçümlü arsa ana taşınmaz nitelikli kat irtifakı kurulu ... kat 3.bağımsız bölüm, 7.normal kat 72 bağımsız bölüm nolu, 9.normal kat 90 bağımsız bölüm nolu, 3.kat 30 bağımsız bölüm nolu daire vasıflı taşınmazların tam hissesi ... adına, edinme sebebi kat irtifakı tesisi işlemi ile tescil edildiği görülmüştür. Kağıthane İmar ve Şehircilik Müdürlüğünden gönderilen imar işlem dosyasının incelenmesinde; 22/06/2016 tarih ve 4/38 sayılı yapı ruhsatı, 25/02/2019 tarih ve 1/33 sayılı isim değişikliği ruhsatı tanzim edildiği, yapı kullanma izin belgesi, yapı kayıt belgesi ve yapı tatil tutanaklarına rastlanılmadığının belirtildiği görülmüştür. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, davalı tarafça incelemeye ibraz edilen ortaklar pay defteri incelendiğinde, pay defterinin 001 numarasında ortak ... numarasında davacı ...'ün yer aldığı, yine ortaklar pay defteri incelendiğinde, 23/12/2016 tarihi 57243 sayılı onaylı yönetim kurulu kararına göre 3.500.000TL ve 14.000 payın davacı ... tarafından devredildiği söz konusu hissenin ... tarafından devir alındığı hususunun pay defterinde usulüne uygun işlenerek devir işleminin tamamlandığı, davaya konu olan ve hisse devirlerine konu bulunan taşınmazların dava tarihi itibariyle toplam değerinin 1.330.000,00TL olarak hesaplandığı tespit edilmiştir. Davalı şirket, bir anonim şirket olup, TTK'da senede bağlanmamış payların devrine ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacı ile dava dışı ... davalı şirketin ortakları iken Beyoğlu ... Noterliğinin 29/11/2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile onaylı 28/11/2016 tarih ve ... sayılı davalı şirketin yönetim kurulu kararı ile; davacının davalı şirketteki 140.000 paya denk gelen 3.500.000,00 TL.'lik hissesini dava dışı ... devir ettiği ve davacının davalı şirketteki ortaklığını sonlandırdığı, dava dışı ... hisse devri sonucu 280.000 adet hisse sahibi olarak davalı şirketin tek pay sahibi olduğu, böylece şirketin tek ortaklı anonim şirkete dönüştüğü, davacının davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, taraflar arasında tüzel kişinin tek üyesi ve yetkilisi haline gelen ...' un davacının ortaklık hisselerini devretmesi karşılığında şirket adına kayıtlı ... Projesi kapsamında 3 nolu ticari alan, 30 nolu bağımsız bölüm, 72 nolu bağımsız bölüm, 90 nolu bağımsız bölüm şeklinde belirtilen taşınmazların davacıya tapuda devir edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Ortaklar pay defterine göre, 23/12/2016 tarih ve ... yevmiye nosu ile onaylı yönetim kurulu kararına göre 3.500.000TL ve 14.000 payın davacı ... tarafından devredildiği söz konusu hissenin ... tarafından devir alındığı hususunun pay defterinde usulüne uygun işlenerek devir işleminin tamamlandığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı şirketin yönetim kurulu kararı uyarınca edimlerini yerine getirdiğini, alınan karar uyarınca davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların tapuda devredilmediği belirtilerek eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı alınan yönetim kurulu kararı uyarınca davalı şirketteki hissesini dava dışı ... devrederek ortaklıktan ayrılmış ve davalı şirketin ortağı ... davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların davacıya devretmeyi yüklenmiş bulunmaktadır. Her ne kadar taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri Türk Borçlar Kanununun 237 maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706 ve Noterlik Kanununun 89 maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına tabi ise de, dava konusu olayda olduğu gibi durumlarda, yanı davacının üzerine düşen edimini yerine getirmesinden sonra şekle aykırılığa bağlanan geçersizlik müeyyidesi adalet duygularını ağır şekilde örseler. Kanunda özel bir hüküm bulunmadıkça şekilsizlik nedeniyle geçersiz bir sözleşmenin ifasının da geçersiz kalması genel kural ise de, bu kural, MK'nun 2 nci maddesinde yazılı dürüstlük kuralına aykırı düşecek tarzda uygulanamaz. Ayrıca, somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK.nun 175/1. maddesinde koşulun gerçekleşmesine iki taraftan birinin dürüstlük kurallarına aykırı bir hareketle mani olması halinde, o koşulun gerçekleşmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Davalı şirketin ortağı ...'un gayrimenkul devri işlemini noterden onaylı yönetim kurulu kararı ile yüklendikten sonra davacının davalı şirketdeki hisselerini devrederek edimini ifa etmiş bulunmasına göre davaya konu devir kararındaki taahhütlere resmiyet kazandırmış bulunduğunun kabulü ile yönetim kurulunda alınan kararların geçerli olduğu ve taahhüt edilen gayrımenkullerin devri için resmi şekil şartı aranmasına gerek olmadığının kabulü zorunludur. (Yargıtay11. Hukuk Dairesinin 2008/13109 Esas - 2008/14347 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Hisse devri kararı şirket yönetim kurulu kararı ile alındığı, alınan kararın noterde onaylatılıp pay defterine işlendiği, davacı tarafından çekilen ihtara davalı şirket tarafından verilen cevabi ihtarda davacının taleplerini ...rt'a yöneltmesi gerektiği beyan edilmekle beraber aynı zamanda tapu harç ve masrafları hazır edilmesi halinde bu tapuların devri şirketçe yapılacağı belirtilmiş olup bu durumda hisseyi devredene karşı dava dışı ...'un davalı şirketin tek ortağı oluşu ve hisse devrinin yönetim kurulu kararı ile yapılıp karar defterine işlendiği, alınan kararın şirketçede kabul edilip benimsendiği de gözetildiğinde alınan kararın şirketi de bağlayacağının kabulü gerektiği kanaatine varılmış ve tapu iptal ve tescil davaları yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından aynı zamanda eksik ve geç ifadan kaynaklanan zararların tazmini için de dava açılmış ise de, hisse devir sözleşmesinde "şirketimizin yaptığı ... projesinden aşağıda nitelikleri belirtilen taşınmazlar ...'e devredilecektir. 3 nolu ticari alan 54,80 m², 30 nolu bağımsız bölüm 70 m², 72 nolu bağımsız bölüm 70 m², 90 nolu bağımsız bölüm 100,80 m² olarak düzenlenmiştir." Görüldüğü üzere sözleşmede sadece bu taşımazların devredileceği öngörülmüş olup, taşınmazların tamamlandıktan sonra anahtar teslimi suretiyle devredileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı eksik ifadan kaynaklı bir tazminat talebinde bulunamayacaktır. Yine hisse devir sözleşmesinde söz konusu taşınmazların davacıya devri hususunda kesin bir vade/süre öngörülmemiştir. En son davacı, davalıya 10/03/2017 tarihinde taşınmazların devri hususunda ihtarname çekmiş ve 7 iş günü süre vermiştir. Söz konusu sürenin dolmasıyla birlikte mevcut eldeki davayı hemen bir gün sonra açmıştır. Dolayısıyla davacı, davalıyı dava tarihi itibarı ile temerrüde düşürdüğünden davadan önce ifanın gecikmesi bulunmadığından davadan önceki dönem için geç ifadan kaynaklı tazminat ya da kira kaybı isteminde bulunamayacaktır. Ayrıca her ne kadar davacı delil olarak arsa malikleri ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmelerine de dayanmış ise de söz konusu sözleşmelerde davacı taraf değildir. Dolayısıyla davacı işbu sözleşmelere dayanarak (konutların tamamlanmış bir şekilde teslim edilmesi gerektiğinide) hak iddia edemeyecektir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile halen tapuda davalı adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yine davacı tarafından tapu alım satım harçlarının davalıya yüklenmesi, davalı tarafından ise tapu alım-satım harçlarının davacıya yüklenmesi talep edilmiş ise de, tapu alım-satım masrafları ve harçlarının kim tarafından ödeneceği kanun ile düzenlenmiştir. Buna göre alım harçlarından alıcı, satım harçlarından satıcı sorumludur. Sözleşmede bunlardan kimin sorumlu olacağına ilişkin bir düzenleme yer almadığından mahkememizce bu konuda karar tesis edilmemiştir. Taraflar tapuda işlem yaptırırken rızai olarak bunu karşılamaz ise davacı söz konusu bedelleri ödeyip daha sonra bunu davalıdan rücu edebilecektir. Bu nedenlerle sonuç olarak aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur...."gerekçesi ile, 1-Davacının davasının KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile, halen tapuda davalı şirket adına kayıtlı olan; a) ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Mevkiinde ... ada ... parselde zemin kat 3 nolu bağımsız bölümde ... arsa paylı bağımsız bölüm, b) ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Mevkiinde ... ada ... parselde 3 kat 30 nolu bağımsız bölümde ... arsa paylı bağımsız bölüm, c) ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Mevkiinde ... ada ... parselde 7 kat 72 nolu bağımsız bölümde ... arsa paylı bağımsız bölüm, d) ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Mevkiinde ... ada ... parselde 9 kat 90 nolu bağımsız bölümde ... arsa paylı bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... (T.C....) ADINA TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE, 2-Kalan kısımlar yönünden davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkili ile karşı taraf arasında 2016 tarihinde hisse devir protokolü tanzim edildiğini ve müvekkili iş bu protokol kapsamında tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen, karşı tarafın edimlerini bugüne değin yerine getirmemesi nedeniyle çok büyük bir mağduriyet içerisinde olduğunu, müvekkilinin bugün dosya kapsamında gelinen zararı protokol kapsamında tapu iptal ve tescili ile bugüne değin oluşan tüm zararlarının da tazmini konusunda olduğunu,Mahkeme tarafından yapılan yargılamada, kısmen usul ve yasaya uygun olarak tapuların müvekkili adına tesciline kadar verildiğini, müvekkilinin protokol kapsamında kendisine devri gereken tapuların iptali ile müvekkiline tesciline karar verilmiş ise de bu karar müvekkilinin mağduriyetini nihayete erdirmediğini, müvekkilinin dosya kapsamında diğer talepleri de bugüne değin sözleşmenin gereğinin getirilmemesi nedeniyle oluşan tüm zararları ile taşınmazların bugüne değin devrine onay verilmemesi ile oluşan kar kayıpları ile bu protokol kapsamındaki edimlere güvenerek ticari hayatta gireceği tüm girişimlerin engellenmesi hususlarında mahkemece inceleme yapılması ve bilirkişi görevlendirilmesi taleplerinin yerine getirilmediğini, müvekkilinin bugün güncel olarak zararının hesaplanması ve yine sözleşmeden beri süre gelen enflasyon nedeniyle oluşan durumdaki zararlarının da giderilmesi gerekliliği bulunduğunu,Yerel mahkemece her ne kadar gerekçeli kararda müvekkilin tapu iptal ve tescil istemi dışındaki taleplerine ilişkin olarak " sözleşmede sadece bu taşımazların devredileceği öngörülmüş olup, taşınmazların tamamlandıktan sonra anahtar teslimi suretiyle devredileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı eksik ifadan kaynaklı bir tazminat talebinde bulunamayacaktır. Yine hisse devir sözleşmesinde söz konusu taşınmazların davacıya devri hususunda kesin bir vade/süre öngörülmemiştir. En son davacı, davalıya 10/03/2017 tarihinde taşınmazların devri hususunda ihtarname çekmiş ve 7 iş günü süre vermiştir. Söz konusu sürenin dolmasıyla birlikte mevcut eldeki davayı hemen bir gün sonra açmıştır. Dolayısıyla davacı, davalıyı dava tarihi itibarı ile temerrüde düşürdüğünden davadan önce ifanın gecikmesi bulunmadığından davadan önceki dönem için geç ifadan kaynaklı tazminat ya da kira kaybı isteminde bulunamayacaktır. Ayrıca her ne kadar davacı delil olarak arsa malikleri ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmelerine de dayanmış ise de söz konusu sözleşmelerde davacı taraf değildir. Dolayısıyla davacı işbu sözleşmelere dayanarak (konutların tamamlanmış bir şekilde teslim edilmesi gerektiğinide) hak iddia edemeyecektir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile halen tapuda davalı adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline,kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile geç ifadan kaynaklı tazminat ve kira kaybı ile diğer hususlara yönelik taleplerin reddedilmiş ise de mahkemenin talepleri reddetme gerekçesinin hukuka uygun olmadığını, usul ve yasa ve doktrinde ifade edilen görüşe göre, müvekkili alacağı, edimini ifa ettiği an muaccel olmuş olacağını, TBK. m. 207 hükmüne göre, "...satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." Yine doktrinde de bu hususa yönelik olarak "Devreden, payı devrettiği yada devri fiilen önerdiği an bedel alacağı muaccel olur." hükmünü amir olduğunu, Müvekkili, taraflar arasında imzalanan protokolün kendisine borç yükleyen edimini iyi niyet ve dürüstlük kuralı çerçevesinde yerine getirmiş ve karşı tarafa noter kanalı ile ihtarat yapmış ve karşı tarafça bu ihtarnameler tebliğ alındığını, karşı tarafın temerrüde sözleşme tarihi itibariyle düştüğünü, müvekkili, izah edildiği üzere öncelikle davalı ile ortaklık ilişkisini sonlandırdığı durumda alması gerektiği halde verilmesi gereken dört adet taşınmazı halen alamadığını, müvekkilinin adı geçen taşınmazı tamam vaziyette alması gerektiğini, müvekkilline tapu devri yapılacağına göre oturulur vaziyette bir taşınmaz teslimi gerektiğini, müvekkili adı geçen 9620 projesinden ortaklığını çektiği tarihten sonra davalıdan edimlerini yerine getirmesini beklemiş ise de, müvekkiline bugüne kadar bağımsız bölümlerin devri gerçekleşmediği gibi, taşınmazları müvekkilinin zararına olacak şekilde ve tamamlanmamış olarak bıraktığını ve müvekkilinin daha çok zarara girmesine neden olduğunu, Davalının bu davranışlarının dürüstlük kuralı gereğince de korunamayacağı aksini kabulün adalet duygularını örseleyeceğini, bu kapsamda karşı tarafın müvekkiline karşı yerine getirmesi gereken edimlerin gereği olarak, müvekkilinin hisse devri işlemi nedeniyle hisse devir sözleşmesinde öngörülen edimlerin davalı tarafından yerine getirilmediği kapsamında hisse devir bedeli alacağının tahsili ile sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı, edimlerin bugüne kadar yerine getirilmemesi kapsamında, geç, eksik ifadan ve ifa edilmemeden kaynaklanan menfi zararların ve kira kaybı bedelinin hisse devir sözleşmesi tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile tahsiline ilişkin değerlendirme yapılmaması hukuka aykırı olduğunu, Sözleşmenin imza tarihi itibariyle dürüstlük kuralına da uygun olarak oturulabilir vaziyette teslim edilmesi gereken bağımsız bölümlerin tesliminin sağlanması durumunda, taşınmazın tamam vaziyetteki değeri ile oluşan farkın ve yan edimlerin değerinin hesaplanarak ticari faizle müvekkiline ödenmesi, sözleşmenin imza tarihi itibariyle müvekkilinin adı geçen taşınmazlardan kira, tüm diğer kazanç ve değer kayıplarının sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle edası, sözleşmede adı geçen diğer edimlerin bugüne değin yerine getirilmemesi nedeniyle oluşan tüm zararlarının edası dürüstlük kuralının da özü gereği olduğunu, Yerel mahkeme tarafından tapu iptal ile tesciline karar verilen taşınmazlara yönelik olarak tamam- natamam şeklinde ayrım yapılmadığı ifade edilmiş ise de, bu yorumun adalet duygularını örseleyeceğini, MK 2'ye aykırılık teşkil eden bu durumun bu şekli ile kabulü müvekkili aleyhine orantısızlık ve haksızlık doğurduğunu, müvekkili 2016 yılından itibaren mağdur edildiğini davalı taraf müvekkile karşı edimlerini yerine getirmediği gibi dürüstlük kuralına aykırı olarak da bekletmekte ve müvekkilinin bugüne kadar taşınmazların devri ile kira ve gelir kaybı olmak üzere, birçok zarara girmesine neden olduğunu, tüm izah edilen ve re'sen göz önünde bulundurulacak nedenler ışığında zarar kalemlerinin hesaplanarak kendisine ödenmesi taleplerinin bulunduğunu, Yerel mahkeme dosyasında gerçekleştirilen bilirkişi incelemesinde müvekkilinin bilimum zararları karşılanmamış olduğu gibi, itirazları karşılayacak nitelikte rapor alınması taleplerinin de incelenmediğini, bozmadan sonra yeniden bilirkişi raporu tanzim edilmesi talebi hakkında 09.11.2022 tarihli celsede ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin adil yargılanma hakkı da bu anlamda ihlal edildiğini, Dava konusu uyuşmazlık davacı şirket ile müvekkili şirket aralarındaki ticari ilişki gereğince, tüm dava ve taleplerimizin kabulü gerekirken, tapu iptal ve tescil talebinin kabulü şeklinde kısmi karar verilerek diğer taleplerin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,İleri sürerek yerel mahkeme kararının; kısmen reddi olan yönlerin kaldırılmasına, tüm talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE, reddedilen kısımlar haricinde aleyhe kısımlar bakımından yerel mahkeme kararında hem usul hem esas bakımından hatalı olduğunu,Usule ilişkin istinaf nedenleri; pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken verilen kararın yasaya aykırı olduğunu,Dava harçlarının eksik alındığını, harç eksikliği tamamlattırılmadan karar verildiğini, davalıya hükmedilen vekalet ücretinin de bu bakımdan hatalı olduğunu, Taşınmazları değeri noktasında alınan bilirkişi raporunun da hatalı olup fahiş tutardan harç tamamlattırıldığını ve fahiş dava değeri nedeniyle vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını,Islah edilen cevap dilekçesinde iddiaların yerel mahkemece değerlendirilmediğini, Esasa ilişkin istinaf nedenleri; gayrimenkul satışını öngören sözleşmelerin resmi şekle tabi olup resmi şekilde yapılmayan tapu devrine dair anlaşmaların geçersiz olduğundan davanın reddine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkeme resmi şekilde yapılma zorunluluğuna istisna olarak Yargıtay 11. HD.'nin 2008/13109 E. Sayılı ilamına atıf yapmakta ise de, yerleşmiş Yargıtay içtihatları resmi şekle aykırı tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğu yönünde olduğunu,Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2009/10851 K. 2011/10373 T. 15.09.2011;"...743 sayılı Medeni Kanun'un 634 ve yürürlükte bulunan 4721 sayılı Medeni Kanun'un 706 ncı maddesi uyarınca tapulu taşınmazların mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler resmi şekilde yapılmalıdır. BK.nun 213, Tapu Kanunu'nun 26, Noterlik Kanunu'nun 60 ncı maddelerine göre de tapu devrini içeren sözleşmeler kamusal biçimde düzenlenmelidir. Tapu devrini amaçladığı iddia edilen taraflar arasındaki sözleşme kamusal biçimde düzenlenmediğinden, yapıldığı andan itibaren geçersiz olup, tarafları bağlamaz. Bu durumda, taraflar verdiklerini karşılıklı olarak, sebepsiz mal edinme hükümlerine göre geri isteyebilirler. 10.07.1940 gün 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da aynı sonuca varılmıştır. İsviçre Federal Mahkemesi'ne göre, şekil noksanlığı sebebiyle batıl bir taşınmaz satışında henüz tescil yapılmadan butlan ileri sürülmesi halinde, ayni hakların şekille ilgili hükümleri karşısında, hakkın kötüye kullanılmasını önlemek için dahi olsa, hakim, tapu memurunu batıl sözleşmeye dayanarak tescile zorlayamaz. (05 Şubat 1946 günlü karar, BGE 72 II 39) 26.05.1954 gün 8/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da 07.10.1953 gün 8/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı tekrarlanmış ve "M.K.nun 634 ncü maddesine uygun bir akde istinat edilmediği hallerde, davanın hukuki sebepden mahrum bulunması bakımından reddedilmesi iktiza eder" denilmiştir. Geçersiz sözleşmeye aykırı davranıldığı ileri sürülerek, ifa menfaatinin tazmini istenemez. Hukuken geçersiz olan sözleşmeler, taraflarına, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.2001 gün 13-1729 Esas, 32 Karar sayılı kararında da geçersiz sözleşmelerde ifa menfaatini isteme olanağının bulunmadığı, ancak denkleştirici adalet ilkesi uyarınca verilen satış parasının alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve o şekilde iadeye karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir..."Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2005/13955 K. 2007/3149 T. 19.02.2007; "...Taraflar arasında 25.06.1995 tarihli Hisse Devir Protokolü başlıklı sözleşmenin imzalandığı ve bu sözleşme gereğince davacının şirketteki hissesini davalıya devrettiği hususu çekişmesizdir. Davacı bu sözleşme uyarınca hisse devri karşılığında Kemer-Beldibi Köyü’ndeki ... parsel ve ... parsel sayılı taşınmazın krokisinde “a” harfi ila gösterilen bölümünün kendi adına temlikinin davalı tarafından gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığını, ancak ... parsel sayılı taşınmazın devri gerçekleştiği halde diğer taşınmaz için davalının üstlendiği edimi yerine getirmediğini ileri sürerek kararlaştırılan hisse devir bedeli ve cezai şartın tahsilini istemiştir. Ancak M.K.’nun 706.maddesi, B.K.’nun 213.maddesi ve T.K.’nun 26.maddesinde açıkça düzenlendiği gibi, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması için resmi şekilde yapılmış olmaları gerekmektedir. Somut olayda, yukarıda anılan hisse devri ve taşınmaz devrini öngören sözleşme adi yazılı şekilde yapılmıştır. O halde taşınmaz devri edimini yükleyen bu sözleşme resmi şekil şartı bulunmadığından geçersiz olup, buna bağlı olarak yargılama konusunu oluşturan diğer edimlere ilişkin hususlardaki sözleşme hükümleri de geçersizdir. Mahkemece bu konu gözardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın açıklanan bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir."Resmi şekil şartının her şeyin üstünde olduğu, hakkın kötüye kullanılmasını önlemek için dahi olsa şekil şartına uymamanın geçersizlik yaptırımıyla karşılaşacağı Yargıtay kararlarında belirtildiğini, Davacı hisse devir protokolünde taahhütlerini ihlal ettiğinden müvekkili şirketin TBK 97 uyarınca ifaden kaçınma hakkı bulunduğunu,Yerel mahkemenin gerekçeli kararında devir protokolünün bir yönetim kurulu kararı olarak kabul etmesi TTK'nin kesin hükümlerine aykırı olup batıl nitelikte olduğunu, Yönetim kurulu kararı şirketle işlem yapma yasağı nedeniyle batıl olduğunu, Yargıtay 11. HD., E. 2012/7791 K. 2014/427 T. 10.1.2014 "...TTK’nın 334. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin anonim ortaklıkla ticari işlem (muamele) yapma yasağına yer verilmiştir. Bu maddenin düzenlenme gerekçesi, yönetim kurulu üyesinin şirketle kendi adına veya başkası adına işlem yaparken kendi çıkarlarını ve temsil ettiği kişilerden birinin çıkarını diğerine feda etmesini engellemektir. İşlemin her iki tarafında da aynı yönetim kurulu üyesinin bulunması durumunda ortaklığın çıkarlarının zarara uğrama olanağı yüksektir. Bu nedenle anılan madde yönetim kurulu üyesinin şirketle kendi veya başkası adına işlem yapılmasını yasaklamaktadır....Somut olayda da 09.03.2007 tarihli “Protokol-Garanti Sözleşmesi” başlıklı belgede şirket unvanı üzerinde garanti eden yazsa da bu belgenin ortaklık adına kefalet niteliğinde olduğu, dava dışı şirket müdürü Hüseyin ’ın söz konusu yasağı ihlal ettiği, bu durumu hem hisse devreden davalının hem hisse devralan dava dışı şirket müdürü Hüseyin ’ın bildiği, bilebilecek durumda olduğu, davacı şirketin muvafakatı bulunduğunun da kanıtlanamadığı nazara alınarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..."Davacı YK üyesinin menfaaitini içeren dava konusu işlem müzakeresine katılımı TTK 393 uyarınca yasak olduğunu,Müvekkili şirket sermayesinin konu olduğu devir işlemi şirket aktifini azaltıcı nitelikte olduğundan TTK 391 uyarınca yasak olduğunu, Davacının haksız rekabeti ve sözleşmeye aykırı davrandığının tespiti için açılan davaların huzurdaki davada bekletici mesele yapılmaması usul ve yasaya aykırı olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, aleyhe kısımların kaldırılarak usuli eksikliklerin giderilmesi için dosyaın yerel mahkemeye iadesine, davanın husumet yokluğu nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine, aksi kanaatte olunması halinde davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 2021/2330 Esas - 2022/324 Karar sayılı 02/03/2022 tarihli kaldırma kararımızdan sonda İDM.'ce yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir. Dava, davacının davalı şirketteki hisselerini dava dışı ...'a devrine ilişkin 28/11/2016 tarihli hisse devir sözleşmesine istinaden açılan tapu iptal ve tescil, eksik ve geç ifadan kaynaklı menfi zarar ve kira kaybının tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı şirketin, bir anonim şirket olup, TTK'da senede bağlanmamış payların devrine ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Davalı şirketin 20/03/2013 tarihinde 2 ortaklı olarak kurulduğu, davalı şirketin kuruluştaki ortaklarının % 50 pay sahibi davacı ... ile % 50 pay sahibi dava dışı ... olduğu, davacı ... ile dava dışı ... davalı şirketin ortakları iken Beyoğlu ... Noterliğinin 29/11/2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile onaylı 28/11/2016 tarih ve 216-05 sayılı davalı şirketin yönetim kurulu kararı ile; davacının davalı şirketteki 140.000 paya denk gelen 3.500.000,00 TL.' tutarlı %50 hissesini ...’ya devir ettiği, şirketin yaptığı ... porejesinin ... nolu ticari alan 54,80m2, ... nolu BB 70,00m2, ... nolu BB 70m2, ... nolu BB 100,80m2 taşınmazların ...’e devredileceği, hisse bedelinin 1.500.000,00TL lik kısmının hisseleri devir alan ...’un şahsi olarak verdiği 35.00,00TL lik 20/01/2017 vadesinde sıralı olarak 42 adet senetler ile 30.000,00TL lik 20/07/2020 vadeli senetle ödendiği, 33.000,00 TL 4297 projesinden kalan tutar 33.000,00TL, ... projesinden ... nolu daire satışından aldığı 380.000,00TL , çeşitli tarihlerde kasadan nakit çektiği 76.000,00 TL tutarı ...'ün şirketin kasasına ödeyeceği belirtilmiştir. Ortaklar pay defterine göre, 23/12/2016 tarih ve ... yevmiye nosu ile onaylı yönetim kurulu kararına göre 3.500.000TL ve 14.000 payın davacı ... tarafından devredildiği söz konusu hissenin ... tarafından devir alındığı hususunun pay defterinde usulüne uygun işlenerek devir işleminin tamamlandığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı şirketin yönetim kurulu kararı uyarınca edimlerini yerine getirdiğini, alınan karar uyarınca davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların tapuda devredilmediği belirtilerek eldeki davayı açmıştır. Somut olayda, davacı alınan yönetim kurulu kararı uyarınca davalı şirketteki hissesini dava dışı ... devrederek ortaklıktan ayrılmış ve davalı şirketin ortağı ... davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların davacıya devretmeyi yüklenmiş bulunmaktadır.Hisse devri kararı şirket yönetim kurulu kararı ile alındığı, alınan kararın noterde onaylatılıp pay defterine işlendiği, davacı tarafından çekilen ihtara davalı şirket tarafından verilen cevabi ihtarda davacının taleplerini ... yöneltmesi gerektiği beyan edilmekle beraber aynı zamanda tapu harç ve masrafları hazır edilmesi halinde bu tapuların devri şirketçe yapılacağı belirtilmiş olup bu durumda hisseyi devredene karşı dava dışı ... davalı şirketin tek ortağı oluşu ve hisse devrinin yönetim kurulu kararı ile yapılıp karar defterine işlendiği, alınan kararın şirketçede kabul edilip benimsendiği de gözetildiğinde alınan kararın şirketi de bağlayacağının kabulü gerektiğinden, davalı vekilinin açılan davada davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece 20/01/2021 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile; Davacı tarafın tapu iptali yanında ayrıca zarar isteminin bulunduğu, ancak istemi somutlaştırmadığı, bir tarafta menfi zarar, bir tarafta müspet zarar, kira kaybı vesaire olduğu, anlaşılmakla davacı tarafa tazminat istemine ilişkin istemini somutlaştırması, buna ilişkin açmış olduğu davada bir dava değeri tespit etmesi, yine tazminata ilişkin açtığı davanın niteliğini, (tam dava, kısmi dava yada belirsiz alacak davası) ve bu belirlemiş olduğu bedel üzerinden harç eksikliğini tamamlaması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, 2 nolu ara kararı ile de; Taşınmazların keşifte tespit edilen değeri 1.330.000,00 TL olarak tespit edildiğinden bu değer üzerinden yatırması gereken 22.713,08 TL harçtan yatırılan harç 19.835,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.877,77 TL eksik kalan harcın 1 haftalık kesin süre içerisinde tamamlanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili ara karar gereği 27.01.2021 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu ve eksik harcın ikmal edildiği görülmekle davalı vekilinin harç eksikliğinin tamamlatılmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında, mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 90.852,30 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin olarak yatırılan 22.713,07 TL. (333,00TL+22.380,07TL) harcın mahsubu ile bakiye 68.139,23‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 09/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenıslahı(SatınTaputaraflarınesastanAlmayaİptaliözetiDayalı)istinafreddireddinederecesebeplerininistanbulVetescilinedeğerlendirilmesitapuyasavunmasınınsebeplerimahkemesinindilekçesidavalıvekilikayıtıslahkararınınkısmenkabulileridilekçesininTesciladınahükümiddianumarasıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim