İstanbul BAM 13. HD 2021/1481 E. 2024/77 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1481
2024/77
25 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1481
KARAR NO: 2024/77
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/11/2020
DOSYA NUMARASI: 2016/370 Esas - 2020/758 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/01/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Taraflar arasında ... sayılı Yangın ve ... sayılı Kâr Kaybı Sigorta Poliçelerinin sigortalısı ... Kayıtlı varlıklarını sigorta teminatı altına almak için 21/05/2014 tarihinde TTK.nun 1466.maddesi gereğince Kapalı Koasürans Protokolü imzalandığını, müvekkil şirketin bu protokolde Jeran sıfatını üstlendiğini ve davalının ise poliçeden doğan riski %11 koasürans payı üstlendiğini, 14/05/2014 tarihinde Bosna Hersek'te yağan yağışlar ve derelerin taşması sebebiyle oluşan hasarlar için sigortalının hasar ihbarında bulunduğunu, müvekkil şirket nezdinde hasar dosyaları açıldığını ve alınan eksper heyet raporuna göre 16.347.163,34 Euro ile 1.902.836,66 Euro hasar tazminatları ibraname mukabilinde ödendiğini, yaptırılan tüm bu hasar tespit çalışmaları karşılığında eksperlere 450.000 Euro ekspertiz ücretinin 26/05/2015 tarihinde ve 76.500 Euro vergi dairesine olmak üzere toplam 526.500 Euro müvekkilinin yerel sigortası aracılığı ile ödendiğini, yapılan bu ödemelerden kapalı koasürans protokolü gereği davalı şirketin %11 hissesine 57.915 Euro isabet ettiği halde ödeme yapmadığından Beyoğlu .... Noterliği'nin 16/09/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi çekildiğini, ihtarname üzerine davalı şirket tarafından müvekkiline 20/11/2015 tarihinde 35.400 Euro ekspertiz hizmet bedeli ödemesi yapıldığını ve eksik 22.515 Euro bakiye kaldığını, davalı şirket aleyhine alacağın tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, ödeme emrinin tebliğ edilmesinden sonra davalı borçlu şirket tarafından 13/11/2019 tarihinde haksız ve dayanaksız olarak itiraz ederek icra takibini durduğunu ve tüm bu nedenlerle davalı borçlu şirket tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap verme süresinden sonra verilen beyanlarında özetle; Kaza tarihi itibariyle davacı tarafın talepleri yönünden söz konusu sigorta bir meblağ sigortası olduğundan iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafça talep edilen ekspertiz ücretinin fahiş ve makul olmadığını, müvekkil şirketin davacı tarafa hissesi oranında ödeme yaptığını ve tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/11/2020 tarih ve 2016/370 Esas - 2020/758 Karar sayılı kararı ile; " Dava, İİK. 67 ve devamı maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali istemidir. Dava, davacının alacağının davalıdan tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Delil olarak; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası, poliçeler, Kapalı Koasürans Protokolü, ekspertiz raporu, ödeme belgeleri, ihtarname, bilgi ve belgeler, ticari defter kayıtları ve bilirkişi incelemesine dayanılmış olup, gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İİK'nın 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosyaya getirtilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 03/02/2016 tarihinde 7 örnek nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde 22.515,00 Euro asıl alacak ve 479,29 Euro faiz olmak üzere toplam 22.994,29 Euro talep edildiği, ödeme emrinin davalı borçluya 08/02/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu vekili tarafından 15/02/2016 tarihinde borca, faize, faiz oranına ve tüm ferîlerine itiraz ettiği ve davalı borçlunun itirazının süresinde olduğu görülmüştür. Mahkememizce konusunda uzman sigortacı bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş olmakla, Özel Sigortalar Uzmanı bilirkişi ... tarafından sunulan 20/03/2018 tarihli raporu özetle; ''Davacının yapmış olduğu eksper ödemesinde davalının %11 payı itibariyle sorumluluğunun 57.915,00 Euro olup, yapmış olduğu 35.400,00 Euro ödemesi sonrası davalıya 22.515,00 Euro ödeme sorumluluğunun bulunduğu, davalının talep etmiş olduğu 22.515,00 Euro tazminat tutarının yerinde olduğu'' kanaatiyle rapor tanzim etmiştir. Mahkememizce davanın konusu gereği uzman sigorta hukukçusu bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş olmakla, Sigorta ve Taş. Hukuku Uzm.S.Hakemi bilirkişi ... tarafından sunulan 02/10/2019 tarihli raporu özetle; ''Taraf delilleri arasında davalı yanın dava dışı sigortalı ... sayılı Kâr Kaybı sigorta Poliçesinde de %11 pay esaslı koasürör olduğuna dair bir tespit yapılamadığına, dosyada davacı sigortacıya davalı sigorta şirketince 21/05/2014 tarihinde TTK.nun 1466.maddesi gereğince imzalanan Kapalı Koasürans Protokolü kapsamında %11 koasürör payına isabet 35.400 Euro ekspertiz ücreti ödenmiş olduğundan davacının ... sayılı Yangın Sigorta Poliçesine konu ekspertiz ücreti ile ilgili alacağı bulunmadığı, Türk Medeni Kanunu'un 2 ve 3.maddesine göre kişinin haklarını elde ederken ve borçlarını yerine getirirken dürüst davranmak ve iyi niyetle hareket etmek zorunda oldukları, bunun sigortacılık uygulamasında ki anlamının durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen zarar gören kişinin iyi niyet iddiasında bulunamayacağı ifade edilmiş olmakla davacı sigorta kuruluşunun 32357518 sayılı Kâr Kaybı Sigorta Poliçesinde de %11 pay sahibi koasürör olduğunu ispat etmesi gerektiği, ispat hukuku kuralları kapsamında ilgili delillerin dosyaya ibrazı talep hakkında değerlendirme yapılabileceğini, mahkemece aksinin kabulü halinde; davacının davalı sigorta şirketinden icra dosyasına konu tutarı işletilmiş faizi ile birlikte talep edebileceği'' kanaatiyle rapor tanzim etmiştir. Mahkememizce 20/03/2018 ve 02/10/2019 tarihli bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğundan dosyanın akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olmakla, Nitelikli Hesaplama Uzmanları bilirkişiler ... tarafından sunulan 16/03/2020 tarihli heyet raporu özetle; ''Davacının ... olarak yer aldığı sigorta ilişkisinde davalının Koasürör olduğu, poliçede davalının %11 pay ile koasürör olduğunun belirtildiği, rizikonun gerçekleşmesi üzerine hasar belirleme amacıyla 450.000 Euro karşılığı eksper hizmeti alındığı, bu hizmetin yürürlükteki tarifelere işin niteliğine göre fahiş olmadığı, eksper ücreti için 76.500 Euro vergi dairesine ödendiği belirtiliyorsa bu hususta dosyada değerlendirme yapılmasına uygun belge ve bilgiye rastlanmadığı, belirtilen belge temin edildiği takdirde davacının davalıdan 450.000 + 76.500 = 526.500 Euro x %11 = 57.915 Euro alacaklı olup, bunun 35.400 Euro'su ödendiğinden 22.515 Euro alacaklı olduğu, belirtilen belge temin edilemediği takdirde davacının davalıdan 450.000 x %11 = 49.500 Euro alacaklı olup bunun 35.400 Euro ödendiğinden 14.102 Euro alacaklı olduğu'' kanaatiyle rapor tanzim etmişlerdir. ... ekspertiz firmasından vergi ödemesine ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmiştir.
GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ile usulüne uygun olarak alınan bilirkişi raporları ile birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında Kapalı Koasürans Protokolü sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafın sigortalısı ...'ya hasar dolayısıyla tazminat ödediği, davalı tarafın Koasürör olarak payına düşen % 11 lik kısmı ödediği, taraflar arasındaki ihtilafın hasarın tespiti için yapılan eksper ücreti ve vergisinden de davalı tarafın sorumlu olup olmayacağı noktasında olduğu, taraflar arasındaki sözleşme gereği hasarın 50.000,00-TL'yi aşması halinde iki şirketin müşterek eksper tayin edeceği düzenlendiğinden eksper masraflarında da davalı taraf payına düşen kısımdan sorumludur. ... ekspertiz firmasından vergi ödemesine ilişkin getirtilen bilgi ve belgeler göz önünde bulundurularak bilirkişi heyeti tarafından davalı tarafın sorumlu olduğu miktarın 22.515 Euro olduğu tespit edildiğinden davanın kabulüne, davalı tarafça bilinebilir ve likit olan borca karşı ödeme yapılmadığı halde itiraz edilmesi haksız olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına, Asıl alacak 72.682,92 TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket aleyhine ikame edilen işbu davanın yargılaması sonucunda Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup, istinaf denetiminden geçirilerek kararın lehe bozulmasına ve yeniden karar verilmesini talep ettiklerini, Müvekkil şirket aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilen kararın kaldırılması gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından gerekçeli kararda, "Asıl alacak 72.682,92 TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiş olup davaya konu alacak likit alacak niteliğinde olmadığından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda dahi belge bulunmadığından dolayı ikili görüş verildiğini ve belgenin sonradan dosyaya kazandırıldığını, ödeme emri ekinde belge bulunmadığı hususunun da bu şekilde tespit edildiğini, bu sebeple de alacak miktarının müvekkil şirket tarafından haklı olarak tespit edilmediğinden dolayı itiraz edildiğini, işbu davada yapılan takibe ilişkin miktarın bilirkişi raporları sonucunda belirlendiğinden dolayı likit sayılamayacağını, Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da likit nitelikte olmayan alacaklar için icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği hususunun esas olup yerel mahkeme ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2015/10354 K. 2016/17411 T. 28.9.2016 kararında; "... İİK.nun 67/2. maddesi hükmünce icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağının mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Bunlardan ayrı olarak alacağın likit ve belli olması da gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenebilmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi mümkün nitelikte bulunması yeterli olup, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. ..." hükmü çerçevesinde icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için gerekli koşulların tespit edilmiş olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2015/15679 K. 2016/6851 T. 17.6.2016 kararında;
KARAR : Davacı vekili, dava dışı ... Ltd.Şti.'nin müvekkilince tarafında ... Sigorta Sözleşmesi ile sigortalı olduğunu, sigortalının dava dışı ... ... A.Ş.'ne sattığı malların, davalı ...'nın maliki olduğu, diğer davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı çekici araç ile taşınması esnasında 08/01/2013 tarihinde tek taraflı olarak aracın devrilmesi sebebiyle meydana gelen kaza sonucunda hasara uğradığını, emtialarda meydana gelen 36.214,20 TL.'lik hasar bedelinin sigortalı ... ... Ltd.Şti.'ne ödendiğini, sigortalıya ödenen hasar bedeli üzerindeki icra takibi ve dava açma hakkının halefiyet ilkesi gereğince müvekkili şirkete geçtiğini, emtialarda meydana gelen hasar sebebiyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla davalılara rücu ihtarnamesinin gönderildiğini, davalılarca rücu ihtarnamesine olumsuz cevap verilmesi üzerine aleyhlerine başlattıkları icra takibine davalılarca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı-borçlularının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, davalıların takip dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı-borçluların % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini talep etmişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafça sigortalı yükün zarar görmesi sebebiyle davalıların zarar bedelinden sorumlu oldukları, davacı vekilince dosyaya sunulan fatura ve belgelere göre nakliye bedelinin ayrıca ödendiği, dolayısıyla yük sebebiyle oluşan 36.214,20 TL zarar bedelini davacı sigortalısına ödemiş olup, ödenen miktarın yerinde olduğu, davacının bu miktarı davalılardan talep edebileceği, davalılara çekilen ihtar ile verilen 3 günlük sürenin dolması ile davalıların temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 36.214,20 TL asıl alacak ile davalı ... için 136,42 TL., davalı ... için 40,93 TL takibe kadar işleyen faize yönelik davalı itirazlarının iptali ile, takibin bu miktarlar yönünden devamına, alacak miktarı yapılan yargılama ve bilirkişi raporu ile belirlendiğinden likit sayılamayacağından davacı yararına icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.836,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, 17/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." Davacı şirket ve müvekkil şirket arasında yapılan protokol uyarınca herhangi bir ekspertiz ücreti tespit edilmediğini, yine davacının ödediği ekspertiz ücreti hususunda mutabık kalınmadığını, bu nedenle davaya konu alacağın likit olmadığını, İİK’in 67. maddesinin, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’in 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını amaçlamakta olduğunu, takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek hususun, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında takip tarihi itibari ile haklı olup olmadığının belirlenmesi olduğunu, icra inkar tazminatının kanuna konuluş amacının da borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olan borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine icrada borcunu inkar etmesini önlemekte olduğunu, bu nedenle diğer yasal koşulların yanında, takibe konu alacağın likit olmasının da zorunlu olduğunu, Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerektiğini, bu koşullar yoksa likit bir alacaktan söz edilemeyeceğini,Diğer bir anlatımla, icra inkar tazminatının, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminat olduğunu, borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesinin ön koşul olduğunu, borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığının saptanacağını ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceğini, Hukuk Genel Kurulunun bir kararında belirtildiği ve diğer bazı kararlarda da benimsendiği üzere, “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacağın likit olduğunu, Dava konusu olayda eksper ücretini ödeyen müvekkil şirkete bu ücretlerin ödenememesi iddiası ile gönderilen ödeme emrine itirazda bulunmakta haklı olduklarını, bu durumda müvekkil şirketin alacağın miktarının doğru olup olmadığı hususunda itiraz etmiş olması nedeniyle cezalandırılamayacağını, Bu nedenle, müvekkil şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve istinaf kanun yoluna başvurulma nedeni olduğunu, yerel mahkemenin müvekkil şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmetmesinin açıkça kanuna aykırı olduğundan kaldırılasına karar verilmesi gerektiğini, Müvekkil şirket tarafından davacı sigorta şirketine ekspertiz ücreti olan 35.400 Euro ödenmiş olduğundan haksız ve mükerrer talepleri içeren davanın reddi gerektiğini, Aşırı yağış nedeniyle su baskını olduğu belirtilen, Bosna-Hersek adresinde mukim işyeri ... AŞ'nin Jeran olduğu, müvekkil şirketin %11 sorumluluğunun bulunduğu, koasürans esasına düzenlenen 211374904/0 numaralı Kapsamlı İşyeri Sigorta Poliçesi ile 31.12.2013- 31.12.2014 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, Müvekkil şirket nezdinde kar kaybı teminatı bulunmamakta olduğunu, İlgili poliçe gereği; ... AŞ'nin - %36, ... AŞ'nin - %12,5 ... AŞ'nin - %15 ... AŞ'nin - %10, ... AŞ'nin - %11, .... AŞ'nin - %5,5 ... AŞ'nin - %10 ile sorumluluk sahibi olduğunu, Teminat limitlerimizi bildirmelerinin davayı kabul anlamında olmadığını, Davayı kabul anlamına gelmemek üzere; ... Aş tarafından ekspertiz ücreti olarak toplam 458.000 EURO + KDV ödenmiş ise de, fahiş ekspertiz ücretini müvekkil şirketin kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkil şirket tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen tüm hususlar göz önüne alınarak müvekkil şirket tarafından %11 hissesi oranında ekspertiz ücreti 30.000 EURO + KDV olarak fazlasıyla hesaplandığını ve davacı şirkete ilgili tutarın ödenmiş olduğunu, Davacının müvekkil şirkete başvurusu üzerine 35.400 EURO ekspertiz ücretine ilişkin ödeme yapılmış olup müvekkil şirketin sorumluluğunun kalmadığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı tarafından talep edilen ekspertiz ücreti bedelinin fahiş olduğunu, TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesince belirlenen rehber tarifeye göre (Ek-1) de, davacının eksper ücreti talebinin fahiş olduğunu, Sigorta ekspertiz ücreti rehber tarifesi Yangın, doğal afet, kaza ve hırsızlık branşı ücret tarifesi: Konut: 200,-TL Ticari: 400,-TL Ancak, brüt hasar bedeli 7.500.-TL den daha yukarı olan oto kaza branşı dışındaki hasarlarda ekspertiz ücretinin belirlemesinde, aşağıda verilen tarifenin uygulanacağını; Ücret = (EKSPS x SÜ) + (ÇS x ÇSÜ) + (BHD x HDO) + MS Tanımlar; EKSPS : Hasarda çalışan eksper sayısı (aynı anda, eş zamanlı olacak şekilde aynı ofisten) SÜ : Yıllık olarak belirlenecek ekspertiz ücreti (100,-TL) ÇS : Ekspertizde çalışılan saat ÇSÜ: Yıllık olarak belirlenecek çalışma saat ücreti (50,-TL) BHD: Ekspertiz sonucunda eksper tarafından belirlenen brüt hasar değeri (Muafiyet, müşterek sigorta, sovtaj vb. tenzilatların yapılmadan önceki vergiler hariç hesaplanan hasar tutarıdır.) HDO : Hasar değerinin ekspertiz ücretine yansıyacak oran katsayısı (Oranlar aralıkları aşağıda tablo olarak verilmiştir) MS: Ekspertiz ile ilgili masrafların toplamı (Ulaşım, konaklama, ekspertize ilişkin diğer giderler toplamı) KATSAYI TABLOSU DİLİM NO BRÜT HASAR DEĞERİ HDO 1 0-100.000,-TL arası 0,05 2 100.001,-TL - 250.000,-TL arası 0,04 3 250.001,-TL - 500.000,-TL arası 0,03 4 500.001,-TL – 1.000.000,-TL arası 0,02 5 1.000.001,-TL – 2.000.000,-TL arası 0,01 6 2.000.001,-TL ve üzeri 0,005 Brüt hasar değerinin, sırasıyla dilim aralıklarına pay edilerek, bulunduğu dilimdeki katsayı karşılığı ile işlem göreceğini, örneğin 150.000,-TL’lik brüt hasar değerinin 100.000,-TL’sinin 1. dilimden, bakiye 50.000,-TL’sinin 2. dilimden hesaplanacağını, TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesince belirlenen rehber tarife göz önüne alındığında da davacının talep ettiği eksper ücreti talebinin fahiş olduğu hususunun sait olup müvekkil şirket tarafından kabulünün mümkün olmadığını, Davacı şirket ile müvekkil şirket arasında imzalanan kapalı koasürans protokolü incelendiğinde, davacı şirketin gerek eksperin belirlenmesinde gerek eksper ücretinin takdirinde müvekkil şirket ile ortak hareket etmeleri gerektiğini, Ancak davacı şirketin, müvekkil şirket ile ödenecek ekspertiz ücreti hakkında mutabık kalmadan ekspertiz ücreti ödemesi yapmış olup fahiş ekspertiz ücretinin kendilerince kabulünün mümkün olmadığını, bu husus gözetilmeden yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, Gerçekten de, davacı ... AŞ ile müvekkil ... AŞ arasında imzalanan kapalı koasürans protokolü'nün 4. ve 5. maddesi incelendiğinde; "Toplam hasar tutarının 50.000 TL'yi aşması muhtemel hasarlarda Jeran şirket, Koasürör şirketle mutabık kalarak eksper tayin edecek olup, hasar tasfiye sürecindeki tüm müzekkereler Jeran ve Koasürör şirketler tarafından müşterek yürütülecektir. Bu durumda eksper tarafından yürütülecek olan her türlü protokol ve raporlar ve ekleri Jeran ve Koasürör şirkete eş zamanlı olarak gönderilecektir. .... Şirketin hasarı koasürörü beklemeden ödemesi halinde Koasürör şirkete ait pay MUTABIK KALINAN TARİHTE tarihte Jeran şirketin yapacağı hasar ekspertizi ve gerekli tüm masraflar Koasürör şirkete yansıtılacaktır." İlgili protokol incelendiğinde, davaya konu hasara ilişkin eksper faaliyetleri ve ekspertiz ücreti hususunda davacı ve davalı şirketin mutabık kalmasının esas olduğunu, davacı şirketin müvekkil şirket ile mutabık kalmadan eksper ücreti ödemesi yapmış olduğunu, İlgili protokol esasınca tarafların arasında mutabık kalınması esas olup müvekkil şirket tarafından yapılan işin kapsamıda göz önüne alınarak %11 hissesi oranında 35.400 Euro ekspertiz ücreti takdir edildiğini ve bu ödemeyi davacı şirkete yapmış olduğunu, Müvekkil şirketin, yaptığı ödeme neticesinde davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu kalmadığı hususunun sabit olup davanın reddi gerektiğini beyanla; Açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; - İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24.11.2020 tarih ve 2016/370 Esas ve 2020/758 Karar sayılı ilamının istinaf denetimi yapılarak yeniden inceleme ve yargılama yapılmasına, kararın bozulmasına ya da kaldırılmasına karar verilmesini, - Yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı sigorta şirketinin sigortalısına yaptığı hasar ödemesine ilişkin hasar tespiti için ödenen ekspertiz ücreti ve vergisinin taraflar arasında akdedilen 21/05/2014 tarihli kapalı koasürans protokolü gereğince davalı payına düşen miktarın hissesi oranında davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından alacağın likit olmamasına rağmen davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, davalı tarafından payına düşen miktar davacıya ödendiğinden davacının fazlaya ilişkin talebinin yerinde olmadığı, davalı nezdinde kar kaybı teminatının bulunmadığı, talep edilen ekspertiz ücretinin fahiş olduğu, ekspertiz ücretinin belirlenmesi ve ödenmesi hususunda tarafların mutabık olmadığı ve ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleri ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında davacı ve dava dışı sigortalısı arasında yangın sigorta poliçesi ve kar kaybı sigorta poliçesi akdedildiğine ve sigorta poliçelerinin geçerli olduğu tarihlerde sigortalı nezdinde hasarın meydana geldiğine ve hasar ödemesi yapıldığına, davacı ile davalı arasında 21/05/2014 tarihli kapalı koasürans protokolü akdedildiğine ve protokol uyarınca davalının hasar, ekspertiz ve masraflardan % 11 oranında sorumlu olduğuna, davacı tarafından hasarın belirlenmesi için ekspertiz ücreti ve vergiler dahil olmak üzere toplam 526.500 Euro ödeme yaptığına, davalıya hissesi oranında rücu edilmesi üzerine davalı tarafından 35.400 Euro ödeme yapıldığına ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf temel olarak davacı tarafından ödenen ekspertiz ücretinin fahiş olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan mailler incelendiğinde dava konusu olan sigorta poliçeleri kapsamında meydana gelen hasara ilişkin tüm süreç ve ekspertiz ücretine ilişkin tüm bilgiler sürekli davalı sigorta şirketi ve davalı dışındaki diğer koasürör sigorta şirketleri ile paylaşılmıştır. Davalı tarafından söz konusu raporlara, maillere ve ekspertiz ücretine ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmamış ve belirlenen ekpertiz ücretinden payına düşen ücretin bir kısmı da ödenmiş olup, davalı vekilinin ekspertiz ücretinin belirlenmesi ve ödenmesi hususunda tarafların mutabık olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporu, zararın boyutu, eksper sayısı, zararın tespiti için çalışılan süre, hasar miktarı ve bedeli dikkate alındığında ekspertiz şirketi tarafından talep edilen ve davacı şirket tarafından ödenen ekspertiz ücretinin fahiş olmadığı açık olup, bilirkişi heyeti tarafından da ödenen ekspertiz ücretinin fahiş olmadığı tespit edilmiş olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı sigorta şirketinin sigortalısı dava dışı kişi nezdindeki hasar Bosna-Hersek'te aralıksız yağan yağışlar sebebiyle derelerin taşması sonucu meydana gelmiş ve sigorta şirketi tarafından sigortalıya yangın sigorta poliçesi ve kar kaybı sigorta poliçesi kapsamında ödeme yapılmıştır. Ancak ekpertiz raporunda tespit edilen kalemler dikkate alındığında ekspertiz çalışmasının ve tespit edilen hasar kalemlerinin davalının da koasürör olarak sorumlu olduğu yangın sigorta poliçesi kapsamındaki teminatlara ilişkin olarak yapıldığı ve bu sebeple davacı tarafından ödenen ekspertiz ücretinden hissesine düşen kısmının tamamından davalının sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı nezdinde kar kaybı teminatının bulunmadığı gerekçesi ile bu kısma ilişkin ekspertiz ücreti ve masraflardan sorumlu olmadığına dair davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifade ile, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Hukuk Genel Kurulu’nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Söz konusu karar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde davacı tarafından eksper ücretine ilişkin tüm bilgiler davacı tarafından davalıya mail ile gönderilmiş, davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmamış ve davalı tarafından sözleşme kapsamında hissesine düşen miktarın ne kadar olduğu belirlenebilir nitelikte olduğu gibi, davacı tarafından da ihtarname ile bildirilmiş olup, dava konusu alacak likit olup, icra inkar tazminatı koşulları oluştuğundan Mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.960,36 TL nispi istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 3.624,55TL (1.241,25TL+2.383,30TL) harcın mahsubu ile bakiye 1.335,81 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38