İstanbul BAM 13. HD 2021/2311 E. 2024/761 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2311
2024/761
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2311
KARAR NO: 2024/761
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/06/2021
DOSYA NUMARASI: 2017/1263 Esas - 2021/701 Karar
DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda veilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... 2011 yılında kurulduğu, 12.02.2015 yılından itibaren davalının acenteliğini yapmakta olan, müşteri portföyü ile sektöründe bilinen bir acente olduğunu, davalı yanca, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesi ve TTK m. 121 dayanak gösterilerek 15.08.2016 tarihinde Üsküdar ... Noterliği' nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin 25.11.2016 tarihi itibari ile feshedileceğinin bildirdiğini, Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; Müvekkili acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, acentenin uygun bir tazminat isteyebileceğini, müşterilerin davalı şirkete kazandırıldığını ve şirketlerin davalı şirket nezdinde sigortalı olmaya devam ettiğini, komisyon tablolarının ekte sunulduğunu, denkleştirme tazminatı açısından; gerek 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 16. bendinde gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 121 ve 122. maddelerinde acentenin denkleştirme tazminatı isteyebileceğinin düzenlendiğini, davalı yanın sözleşmeyi feshi neticesi müvekkili şirketin elde etmeyi beklediği gelirlerinden mahrum kaldığını, bilirkişi marifetiyle hesaplanacak denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanununda öngörüldüğü şekli ile denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için öncelikle ortada bir haksız feshin varlığının ve ayrıca acente tarafından yeni müşteriler sağlanmış olması veya sözleşmenin sona ermesinin sonrasında da önemli çıkarların sağlanmaya devam ediliyor olması gerektiğini, dava konusu olayda, müvekkili şirketin acentesi olarak acentelik sözleşmesi kapsamında süre gelen ticari ilişkide davacı şirketin teknik zarar oranının yüksekliği konusunda uyarıldığı, söz konusu yazılı ve sözlü tüm uyarılara karşın bir sonuca ulaşılamaması neticesinde davacı tarafın acentelik sözleşmesi taraflar arasındaki Sözleşmesinin 7. maddesinin g bendi ve sair hükümlerinin müvekkiline taraflar arasındaki sözleşmesi tek taraflı olarak feshetme imkânı tanıdığı, bu sebeple de davacı ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin Üsküdar ....Noterliğinin 15.08.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihbarnamesi ile üç ay önceden haber verilmek suretiyle 25.11.2016 tarihi itibari ile feshedildiğini, ortada haksız bir feshin söz konusu olmayıp konu ile ilgili tüm yazılı delillerin dosyaya sunulduğunu, davacı tarafın denkleştirme tazminatı talebinin bu nedenle hukuki dayanağının olmadığını, söz konusu müşterilerin poliçe sürelerinin bitiminde müvekkili şirketten bir yenileme yapmadığı, bu müşterilere ait davacı tarafından ilgili dönemlerde hak kazanılmış tüm primlerde kendisine ödenmiş olduğu, hiçbir komisyon borcu bulunmadığını, tüm bunların yanında davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının da hukuken dayanaksız olduğunu belirtimiş, davacı tarafın müvekkili şirket hakkında ikame etmiş olduğu davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/06/2021 tarih ve 2017/1263 Esas - 2021/701 Karar sayılı kararı ile; " Dava; Hukuki niteliği itibariyle, denkleştirme (portföy) tazminatına ilişkin bulunmaktadır. Mahkememiz 29/05/2018 tarihli duruşmasında dosyanın sigorta bilirkişisine verilerek , rapor alınmasına karar verilmiştir. Dosyaya sunulan 20.11.2018 tarihli Bilirkişi Raporunda; ... île ... A.Ş. arasında 12.02.2015 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığı, ... A.Ş. ile muhatap arasında akdedilmiş acentelik sözleşmeni 7. Maddesi ve TTK 121. Maddesi gereğince 3 ay evvelinden yaptığı bu bildirimle 25.11.2016 tarihinde acentelik sözleşmesinin fesih edileceği, Üsküdar ... Noterlîği'nin 15.08.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirilmiş olduğu, Davacı tarafın TTK. 122. Maddesi; c) Somut olayın özellik ve şartlan değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.5684 SayıL Sigortacılık Kanununun 23. Maddesi 16. Bendi (16) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer. 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23. Maddesi 16. Bendi ve Türk Ticaret Kanununun 121. Ve 122. Maddeleri göz önüne alınarak davaya konu olayda Davacı tarafından dosyaya sunulan Komisyon Gider Belgelerinin tetkikinde 2014 yılı, 2015 yılı ve 2016 yıllarını kapsayan komisyon tutarlarının toplamda 902.892,10 TL olduğu görülmüş olup, (Acentelik sözleşmesi 15.02.2015 tarihinde yapılmış olmakla birlikte komisyon gider belgelerinde bazı firmalara ait komisyon giderlerinde 2014 yılını kapsayan dönemlerinde bulunması nedeniyle 2014, 2015, 2016 yılları esas alınarak, 3 yılın ortalaması alındığında 300.964,03 TL civarında olduğu hesaplanmıştır, bu nedenle "5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23. Maddesi 16. Bendi (16) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir/' hükmü gereğince davacı acentenin 300.964,03TL'yi geçmemek kaydıyla tazminat talep etme hakkının bulunduğu, şeklinde görüş bildirilmiştir. Davacı vekili 04.03.2019 tarihli Dilekçesi ile; 50.000-Tl olan talebini, 250.964,03-TL arttırdığını bildirerek 300.964,03-TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz 18/09/2019 tarihli duruşmasında, dosyanın 1 Mali müşavir, 1 bayilik ve acentelik uzmanı ve 1 sigorta uzmanı bilirkişiye verilerek, rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti raporunda; Davacı şirketin 2015-2016-2017 yıllına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davalı şirkette253,37 TL borçlu olduğu, Davalı şirketin 2015-2016-2017 yıllına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davacı şirkette 2.291,61 TL borçlu olduğu,Davacı şirketin talebi ve dosya kapsamındaki itirazlar yönünde Davalı şirketin menfaatin var olduğu veya olmadığı yönünde acente ile yapılan 2016'da vadesi dolan poliçelerin 2017'de yenilenip yenilenmediğini gösteren liste talep edilmiş olmasına karşılık tarafımıza belge ibrazında bulunulmadığı, İlk acentelik ilişkisinin 2014 yılında başladığı yönünde kanaat oluşturulması durumunda. Davacı şirketin talebinin kabulü halinde portföy (denkleştirme) tazminatının hesaplanması;2014+2015+2016 yılları poliçe toplamı: 5.392.651,86 TL 2014+2015+2016 yılları poliçe komisyon alacağı: 899.952,53 TL / 3 Yıl= 299.984,20TL Davacı şirketin Davalı şirketten 2016 yılı için talep edebileceği portföy (denkleştirme) tazminatı: 299.984,20 TL'dir. 2015-2016 yılları arasındaki poliçe ve komisyon alacakları kapsamında, Davacı şirketin talebinin kabulü halinde portföy (denkleştirme) tazminatının hesaplanması; 2015+2016 yılları poliçe toplamı: 4.377.327,05 TL,2015+2016 yılları poliçe komisyon alacağı:708.435,93 TL / 2 Yıl= 354.217,97TL,Davacı şirketin Davalı şirketten 2016 yılı için talep edebileceği portföy (denkleştirme) tazminatı: 354.217,97 TL' olduğu kanaatine varıldığı, şeklinde mütalaada bulunulmuştur. Mahkemenin 15.09.2020 tarihli ara kararı ile, 5235 sayılı Kanunun 5/3 maddesindeki sınırın 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 54 maddesi ile "beşyüzbin" Türk lirasına çıkartılması sebebiyle yargılamaya tekli hakim olarak devam edilmesine karar verilmiştir. Mahkememiz 26/01/2021 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı uyarınca dosya davalı kayıtlarının incelenmesi suretiyle sözleşmenin feshi sonrası davalı sigortanın , davacının bulduğu müşteriler ile sözleşme imzalayıp imzalamadığı, bu sayede davalı tarafça sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra menfaat temin edilip edilmediği ve tarafların beyanda bulunmaları halinde bu beyanları da değerlendirilmek suretiyle tespit yapılarak ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Dosyaya sunulan 12.05.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda; Acentelik Sözleşmesinin haklı bir sebebe istinaden feshedilmiş olduğu hususunda teknik kanaatine varılamadığı, davacının denkleştirici adalet ilkesi gereğince de portföy tazminatı hakkının doğduğu teknik kanaatine varıldığı ve kök rapor görüşünün aynen korunduğu, yapılan incelemede ayrıca rapor ekinde yer alan 26.03.2021 tarihli yerinde inceleme tutanağında Davalı şirketin "2019 yılı sonunda kasko departmanının sonlandırıldığı" noktasında oluşan tespit tutanağı ve Davacının ürettiği iki yıllık primi toplam 4.377.327,05-TL prim üretimi davacının piyasada önemli bir prim ürettiğinin göstergesi olarak kabul edilmiş ve davacı acentenin iki yıllık prim kazancı toplam 708.435,93TL(yediyüzsekizbin dörtyüzotuzbeş TL doksanüç kuruş )olduğu değerlendirildiğinde, davacının elinde olmayan nedenlerle sektörde de kasko poliçelerinde yaşanabilecek kaza branşında hasar prim dengesi bahane edilerek acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi karşısında denkleştirici adalet ve hakkaniyet, kaza branşında hasar prim dengesini tutturmanın zorluğu ve davacının bu konuda dosya kapsamına göre kusurunun olmaması karşısında iki yılda davalı şirkette dörtbuçuk trilyona yakın bir prim üretimi ile sigorta sektörüne hizmet eden ve yapılan üretim miktarı yönünden piyasada üretim maliyeti olarak büyük bir acentenin sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kök raporumuzda hesaplanan portföy tazminatı görüşünün aynen korunmuş olduğuna, denkleştirme tazminatı hesaplama yöntemi konusunda uygulamada benimsenen görüş, bayinin her beş yıllık faaliyeti sonucu elde edilen kazancın yıllık ortalaması tavan alınarak tespit edilmesi şeklinde olduğu, buna göre her yıllık satış hasılatından, satış için yapılan giderlerin düşülmesi ile bulunan meblağın yıllık ortalaması müşteri/portföy tazminatını oluşturacağı kanaatine varıldığı (Yargıtay İçtihatları da bu yöndedir). Bu çerçevede denkleştirme isteminin hakkaniyete uygun olup olmadığı da maddede ifade edildiği gibi somut olayın özellikleri dikkate alınarak, kanun hükmü sınırları içerisinde, her iki taraf bakımından da adil bir sonuç verecek şekilde cevap bulmak şeklinde anlaşılması gerektiği sigorta tekniği açısından değerlendirilerek kök rapor görüşümüz korunmuş ise de acentenin prim üretim miktarı ve sigorta piyasasındaki ciddiye alınır yüksekliği ve davalı şirketin kaza branşında kasko alanında çalışmayı ve piyasaya hizmet sunmayı bırakması davacının haksız acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklı portföy tazminatı talep hakkını engellemeyeceği, olayın somut özellikleri acentenin üretime devam etseydi ve davalı şirket kasko alanında üretimini sonlandırmasa idi aynı prim üretimi ve piyasadaki Pazar payını davalıya sağlayacağı noktasında görüşümüz oluşmuş olup, denkleştirici adalet gereği takdir olunacak portföy tazminat miktarının düşürülmesi mahkemenin takdirinde olduğuna, Sözleşmenin feshi sonrası davalı sigortanın , davacının bulduğu müşteriler ile sözleşme imzalayıp imzalamadığı, bu sayede davalı tarafça sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra menfaat temin edilip edilmediği yönünden yapılan incelemede ,sigortanın feshine afaki neden olarak gösterilen kasko branşı prim üretimi yönünden davalının pazardan çekilmeyi hedeflediği sabit olup zamanla .davalının eyleminden ve iradi tasarruf ve kararlarından kaynaklı tespitin davacı acente aleyhine olamayacağı değerlendirmesi ile davalının kusuru ve uygulamalarından kaynaklı hasar prim dengesini tutturamama veya reasüre etme sorunu vs davalının sorumluluğunda olup davacıya kusur atfedilemeyeceği, Davacının incelenen piyasada davalının Pazar payını büyüttüğü bilanço ve prim miktarından net olarak mali bilirkişi tespitleri ile de anlaşıldığı, Davalı şirketin kaza branşında kasko hasar prim dengesini tutturamaması nedeniyle piyasaya sunduğu ürünlerin poliçelerin talep görmemesi veya davalının kaza branşı üretiminde pazardan çekilme kararı vs idari kararlarının davacı acentenin kusuru olamayacağı, Mali yönden itirazlar doğrultusunda yerinde incelemeye gidilmiş olup, kök rapordaki mali açıdan (ticari defterler ve cari hesap alacağı yönünden) yapılan tespitlerde bir değişiklik bulunmadığı,kök rapor görüşün aynen korunduğu , şeklinde görüş bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafça feshi sebebiyle, davacının davalıdan denkleştirme (portföy) tazminatına talep edip edemeyeceğine ilişkindir. Denkleştirme tazminatı TTK'nın 122. maddesinde düzenlenmiş olup, acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanıp kazanmadığının tespiti için, sözleşmenin davalı tarafından feshedilip edilmediğinin, sözleşmenin haklı olarak feshedilmemiş olması halinde acentenin kazanmış olduğu müşteri portföyünün, davalı tarafından sözleşmenin sona ermesinden sonra da kullanılıp kullanılmadığının, somut olaya göre denkleştirme tazminatı ödenmesinin hakkaniyete uygun düşüp düşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez. Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin akdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır. Bu arada tarafların mali verilerini de değerlendirilmesi gerekmektedir. Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder. Sigortacının haklı nedenle sözleşmeyi feshetmiş ve haklı neden teşkil eden durumun acentenin kusurlu bir eyleminden kaynaklanmışsa acentenin denkleştirme talep hakkı düşer. Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır. Somut olayda taraflar arasında akdedilen 12.02.2015 tarihli Acentelik Sözleşmesi, davalı tarafından Sözleşmeni 7. maddesi ve TTK 121/4. maddesi gereğince 3 ay evvelinden yaptığı Üsküdar .... Noterlîği'nin 15.08.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirimle 25.11.2016 tarihinde feshedilmiştir. Dosya kapsamında alınan 12.05.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporu ile; 2016 yılında yapılan poliçelerin 2017 yılında yenilenmediği, "Hasar Prim Oranları" yönünden yapılan değerlendirmede; 2013 Aralık -2014 Aralık Dönemi Hasar Prim Oranı %42,88 olduğu, 2014 Aralık -2015 Aralık Dönemi Hasar Prim Oranı %80,69 olduğu, 2015 Aralık -2016 Aralık Dönemi Hasar Prim Oranı % 104,5 8 olduğu ve fesih sonrasında devam eden poliçelerin ödemelerinden kaynaklı olarak 2016 Aralık -2017 Aralık Dönemi Hasar Prim Oranı %509,55 şeklinde artarak devam ettiği tespit edilmiştir. Davalı tarafça davacıya hitaben yazılan 18.02.2016 tarihli yazıda; kasko branşında zararda olunduğu, zaman içerisinde karlılıklarını olumlu hale çevirmek için müşteri portföyü ve muallakta bekleyen dosyaların gözden geçirilmesi istenmiştir. Belirtilen hususlar çerçevesinde yapılan değerlendirmesonucunda; davalı ... şirketinin portföyünden her yıl artan oranlarda zarar ettiği, acentelik sözleşmesinden umulan davalı menfaatinin sağlanamadığı ve menfaat temininin davacının zararlı portföyü nedeni ile ortadan kalktığı, davalı ... şirketinin acentelik sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmesinin haklı nedene dayandığı değerlendirilmiştir. Ayrıca az yukarıda da değinildiği üzere davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği müşteriler ile yeni poliçe yapılmadığı bilirkişi tespiti ile ortaya konulmuştur. Bu bakımdan davalının denkleştirme tazminatı isteyebilmesi için gerekli olan sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının, acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesine yönelik şartın da sağlanamadığı, görülmektedir. Anılan sebeplerle dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile varılan sonuçların isabetli olmadığı, değerlendirilerek ve bilirkişi görüşünden farklı olarak hakkaniyet gereği de denkleştirme (portföy) tazminatı taktir edilmesi imkanı bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dava maddi tazminat istemine ilişkin olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4.maddesi uyarınca davalı taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1- Davanın REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece 01.06.2021 tarihinde dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile varılan sonuçların isabetli olmadığı değerlendirilerek ve bilirkişi görüşlerinin hilafına "davanın reddine" ilişkin karar verildiğini, 01.06.2021 tarihli belirtilen karardaki aleyhe hususlarını kabul etmediklerini, aşağıdaki gerekçelerle istinaf başvurularının kabulünü talep ettiklerini, Acentelik sözleşmesinin haksız fesh edilmiş olup, haksız fesih bilirkişi heyet raporları ile sabit olduğu halde mahkemece, feshin haklı olduğunun belirtildiğini, ancak gerekçe gösterilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, Müvekkil şirketin acentelik sözleşmesinin yerel mahkeme kararının aksine haksız şekilde fesh edilmiş olup, bu haksız feshin bilirkişi heyet raporları ile sabit olduğunu, buna rağmen mahkemenin dayanaksız şekilde feshin haklı olduğu kanaatine vardığını, Davalı şirketin, müvekkil ile akd ettiği acentelik sözleşmesini alanında çok başarılı olmasına rağmen fesh etmiş olduğunu, buradaki fesih sebebinin ise davalı tarafın belirttiği gibi hasar prim oranı yüksekliği olmadığını, zira 12.05.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda bunun detaylı şekilde irdelendiğini ve davalı şirketin 2019 yılı sonunda kasko departmanının sonlandırıldığının tespit edildiğini, En önemlisi 12.05.2021 tarihli ek raporda aynen "Davacının ürettiği iki yıllık primi toplam 4.377.327,05-TL prim üretimi davacının piyasada önemli bir prim ürettiğinin göstergesi olarak kabul edilmiş ve davacı acentenin iki yıllık prim kazancı toplam 708.435,93TL(yediyüzsekizbin dörtyüzotuzbeş TL doksanüç kuruş ) olduğu değerlendirildiğinde, davacının elinde olmayan nedenlerle sektörde de kasko poliçelerinde yaşanabilecek kaza branşında hasar prim dengesi bahane edilerek acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi karşısında denkleştirici adalet ve hakkaniyet, kaza branşında hasar prim dengesini tutturmanın zorluğu ve davacının bu konuda dosya kapsamına göre kusurunun olmaması karşısında iki yılda davalı şirkette dörtbuçuk trilyona yakın bir prim üretimi ile sigorta sektörüne hizmet eden ve yapılan üretim miktarı yönünden piyasada üretim maliyeti olarak büyük bir acentenin sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kök raporumuzda hesaplanan portföy tazminatı görüşünün aynen korunmuş olduğuna," ifadeleri ile müvekkil acentenin: - Yaşanabilecek kazalara ve bu kaza branşındaki hasar prim dengesinin tutturulmasının zorluğu belirtilerek iki yılda yaptığı üretim miktarları gözetilerek büyük bir acente olduğu ve iyi üretim yaptığı hususlarının rakamsal verilerle belirtilmiş olduğunu, - Müvekkil acentenin iki yıllık prim kazancının 708.435,93-TL olarak belirtildiğini, mağduriyetinin net bir şekilde ortaya konulduğunu, - Hasar prim dengesinin davalı şirketin bahanesi olduğu hususunun açık şekilde belirtilmiş olduğunu, Davalı tarafın fesih ihbarnamesine bakıldığında bu hasar prim dengesinden bahsedilmediğinin de görüleceğini, tüm bunlara rağmen mahkemece feshin "haklı" olarak değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, hasar prim dengesinin davalı şirket tarafından işbu davanın ikame edilmesinden sonra bilirkişi heyetinin de tespit ettiği gibi uydurulan gerçek dışı bir bahane olduğunu, Müvekkil haksız feshin mağduru olduğundan, talepleri doğrultusunda portföy tazminatının müvekkile ödemesine hükmedilmesinin hukuki bir gereklilik olduğunu, Denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ve sair yasal düzenlemeler gereğince müvekkil şirketin portföy tazminatı hakkı mevcut olduğunu, Dosya kapsamında inceleme yapan bilirkişi heyetinin, denkleştirme tazminatı hesaplama yöntemi konusunda uygulamada benimsenen görüşe göre hesaplama yaptığını, acentenin beş yıllık faaliyeti sonucu elde edilen kazancın yıllık ortalaması tavan alınarak tespit ve hesaplama yapıldığını, hesaplamanın detaylarının bilirkişi raporlarında ayrıntılı şekilde yer almakta olduğunu, Yargıtay içtihatları da bu yönde olduğundan yapılan hesaplamanın hukuka uygun olduğunu, Bilirkişi heyetinin somut olayın özelliklerini dikkate aldığını, kanun hükmü sınırları içerisinde, her iki taraf bakımından da adil bir sonuç verecek şekilde sigorta tekniği açısından da değerlendirme yaptığını, bilirkişi heyetinin kök ve ek raporları ile müvekkil lehine portföy tazminatı ödenmesi şeklinde görüş bildirdiğini, bu konuda mahkemece HMK m.266 gereği bilirkişi görüşüne başvurulmasının uygun görüldüğünü, HMK MADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ne var ki bilirkişi görüşüne aykırı karar verilmiş olmasının, kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını gerekli kıldığını, Müvekkil acentenin prim üretim miktarı ve sigorta piyasasındaki ciddiye alınır yüksekliği ve davalı şirketin kaza branşında kasko alanında çalışmayı ve piyasaya hizmet sunmayı bırakmasının, davacının haksız acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklı portföy tazminatı talep hakkını doğurduğunu, tüm bunların bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, Müvekkil acente üretime devam etseydi ve davalı şirket kasko alanında üretimini sonlandırmasa idi aynı prim üretimi ve piyasadaki Pazar payını davalıya sağlayacak olduğunu, Davalı şirket kasko branşı prim üretimi yönünden pazardan çekilmeyi hedeflediğinden somut olayda müvekkilin müşterileri ile sözleşme imzalayıp imzalamadığı hususunda: bilirkişi heyetinin "davalının eyleminden ve iradi tasarruf ve kararlarından kaynaklı tespitin davacı acente aleyhine olamayacağı " nın değerlendirildiğini, Mahkemenin davanın reddi olarak bir cümle ile belirttiği hususa istinaden davalının pazardan çekildiğinin öneminin büyük olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporlarına rağmen bu önemli hususu görmezden geldiğini, değerlendirmediğini, Davalı ... şirketinin bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere davacının bulduğu müşteriler ile sözleşme imzalayıp imzalamadığı, bu sayede davalı tarafça sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra menfaat temin edilip edilmediği yönünden yapılan incelemede, sigortanın feshine afaki neden olarak gösterilen kasko branşı prim üretimi yönünden davalının pazardan çekilmeyi hedeflediği sabit olup zamanla, davalının eyleminden ve iradi tasarruf ve kararlarından kaynaklı tespitin davacı acente aleyhine olamayacağının belirtildiğini, Davalının kusuru ve uygulamalarından kaynaklı hasar prim dengesini tutturamama ve reasüre etme sorunu ve davalının sorumluluğunda olup, müvekkile kusur atfedilemeyeceği hususlarının, davacının incelenen piyasada davalının Pazar payını büyüttüğü bilanço ve prim miktarından net olarak mali bilirkişi tespitleri ile de anlaşılmış olduğunu, Bilirkişi heyet raporları ile davalı şirketin kaza branşında kasko hasar prim dengesini tutturamaması nedeniyle piyasaya sunduğu ürünlerin poliçelerin talep görmemesi veya davalının kaza branşı üretiminde pazardan çekilme kararı vs idari kararlarının davacı acentenin kusuru olamayacağının teknik olarak tespit edilmiş olduğunu, Davalı ... şirketinin itirazlarının da bilirkişi heyeti tarafından irdelendiğini ve bu hususta da: " Mali yönden itirazlar doğrultusunda yerinde incelemeye gidilmiş olup, kök rapordaki mali açıdan (ticari defterler ve cari hesap alacağı yönünden) yapılan tespitlerde bir değişikilk bulunmadığı, kök rapor görüşümüzün aynen korunduğu her türlü hukuki tavsif, nihai karar ve HMK 329 md.’ye göre icra inkar tazminatı taleplerinin takdiri Yüce Mahkemeye ait olmak üzere, işbu Ek Bilirkişi Raporumuzu takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere 9 sayfa ve 3 nüsha olarak hazırlanıp sunulmuştur." denilmekte olduğunu, Zira; ek bilirkişi raporunun davalı tarafın tüm itiraz ettiği hususları karşılar nitelikte olduğunu, talep edilen ek bilgilere değinildiğini, mahkemece talep edilen eksikliklerin giderildiğini ve denetime elverişli bir rapor tanzim edildiğini, ek raporda ayrıca özetle kök rapor görüşlerinin korunduğunun açıkça belirtilmekte olduğunu, Davadaki haklılıklarının 20.11.2018 tarihli bilirkişi raporu, 17.03.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ve 12.05.2021 tarihli ek bilirkişi raporu ile ortaya konmuş olup, işbu raporlar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanınreddine karar verilmiş olmasının kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını hukuken gerekli kılmakta olduğunu, Mahkemenin teknik bir konuda üstelik de dosyadaki heyet raporları hilafına karar verdiğini, eksik ve hatalı inceleme ile verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını beyanla; Açıklanan nedenlerle; - İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.06.2021 tarihli, 2017/1263E., 2021/701 K. Sayıl sayılı "Davanın Reddine" ilişkin eksik inceleme neticesinde verilen kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, - İstinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 12/02/2015 tarihli acentelik sözleşmesinin haklı bir nedene dayanmaksızın feshedildiği iddiası ile denkleştirme tazminatı alacağının davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı tarafından sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği ve davacının denkleştirme tazminatına hak kazanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 12/02/2015 tarihli acentelik sözleşmesinin haklı bir nedene dayanmaksızın feshedildiğini, dava dilekçesinde belirtilen müşterileri davalı ... şirketine kazandırdığını, davacının fesih sebebiyle bu müşterileri kaybettiğini, sözleşmenin feshinden sonra da bu müşterilerin davalı şirket nezdinde sigortalı olmaya devam ettiğini, TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı koşullarının oluştuğunu ve tespit edilecek denkleştirme tazminatının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesi kapsamında süregelen ticari ilişkide davacının teknik zarar oranının (davalı şirketin belirlediği teknik kar ve zarar kriterlerine uyulmaması, hasar prim oranının yüksekliği) dikkate çekmesi sebebiyle davacı şirkete 18/02/2016 tarihli yazının gönderilmek suretiyle uyarıldığını, yazılı ve sözlü uyarılara uyulmaması sebebiyle sözleşmenin 7/g maddesi ve sair hükümlerinin davalıya sözleşmeyi tek taraflı feshetme imkanını verdiğini ve sözleşmenin feshedildiğini, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını, dava dilekçesinde belirtilen 23 firma ile poliçenin yenilenmediğini, bu müşterilere ilişkin davacı tarafından ilgili dönemlere ilişkin hak kazanılmış komisyonun ödendiğini, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TTK'nın "Acentelik Sözleşmesinin Sona Ermesi Sebepleri" başlıklı 121/1 maddesinde "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir." hükmü düzenlenmiştir. TTK'nın "Denkleştirme istemi" başlıklı 122. maddesinde; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." hükmü düzenlenmiştir. Yine 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16 maddesine göre de; Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında 12/02/2015 tarihli belirsiz süreli acentelik sözleşmesi akdedilmiş ve davalı tarafından Üsküdar ... Noterliği'nin 15/08/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesi ve TTK'nın 121 maddesi gereğince 3 ay evvelinden yaptığı iş bu bildirim ile sözleşmenin 25/11/2016 tarihi itibariyle feshedileceği bildirilmiş ve sözleşme herhangi bir gerekçe göstermeksizin feshedilmiştir. Taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmenin 7. maddesinde sözleşmenin belirsiz süreli olduğu ve taraflarca 3 ay öncesinden ihbarda bulunmak şartıyla feshedilebileceğinin düzenlendiği, sözleşmenin 7.1 maddesinde ise maddede sayılan sebepler ile ve bunlarla sınırlı olmamak üzere sözleşmenin her zaman haklı sebeple feshedileceğinin, 7.1. maddesinin (g) bendinde "teknik zarar (şirketin belirlediği teknik kar ve zarar kriterlerine uyulmaması, hasar prim oranı yüksekliği)" ın haklı sebeple fesih nedeni olarak sayıldığı görülmüştür. Davalı tarafından sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamede fesih sebebi olarak herhangi bir sebep göstermemiş ve üç ay önce bildirimde bulunularak, davacının herhangi bir kusurundan bahsedilmeden olağan fesih ile sözleşmeyi sonlandırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde, acentelik sözleşmesi kapsamında süregelen ticari ilişkide davacının teknik zarar oranının (davalı şirketin belirlediği teknik kar ve zarar kriterlerine uyulmaması, hasar prim oranının yüksekliği) dikkate çekmesi sebebiyle davacı şirkete 18/02/2016 tarihli yazının gönderilmek suretiyle uyarıldığını, yazılı ve sözlü uyarılara uyulmaması sebebiyle sözleşmenin 7/g maddesi ve sair hükümlerinin davalıya sözleşmeyi tek taraflı feshetme imkanını verdiğini savunmuş, davacıya gönderilen 18/02/2016 tarihli yazı incelendiğinde davacının kasko branşında zararda olduğu belirtilmiştir. Mahkemece alınan teknik bilirkişi ek raporunda davacının elinde olmayan sebeplerle sektörde ve kasko poliçelerinde yaşanabilecek kaza branşında hasar prim dengesinin tutturulmasının zorluğu ve davacının kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, ayrıca 2016 yılı üretimindeki düşüşün davalı ... şirketinin uygulamaları gereği olduğu ve davalının 2019 yılında kasko departmanını sonlandırdığı tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından ihtarnamede acentelik sözleşmesinin olağan fesih yöntemi ile feshedilmesine ve cevap dilekçesinde somut bir şekilde açıkça ileri sürülmemesine rağmen Mahkemece " davalı ... şirketinin portföyünden her yıl artan oranlarda zarar ettiği, acentelik sözleşmesinden umulan davalı menfaatinin sağlanamadığı ve menfaat temininin davacının zararlı portföyü nedeni ile ortadan kalktığı" gerekçesi ile feshin davacının kusuru sebebiyle haklı olduğunun kabulü isabetli olmamıştır. Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır.(Yargıtay 11. HD'nin 24/02/2020 Tarih ve 2019/1475 E.- 2020/1949 K. Sayılı kararı). Davacı tarafından denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için TTK'nın 122/1 maddesinde belirtilen tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu koşullardan birisi de davalı şirketin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesidir. Davacı tarafından dava dilekçesinde somut olarak sayılan ve davalı şirkete kazandırıldığı belirtilen 23 adet müşteri ile davalının sözleşmenin feshinden sonra da sigortalı olmaya devam ettiği iddia edilmiş ve bu sebeple denkleştirme tazminatı talep edilmiştir. Ancak bilirkişi tarafından davalı kayıtları ve ekranlarında yapılan incelemede dava dilekçesinde belirtilen bu şirketler ile poliçelerin yenilenmediği tespit edilmiştir. Poliçelerin yenilenmemesinde davalının kasko branşı prim üretiminden pazardan çekilmeyi hedeflemesinin veya hasar prim dengesini tutturamaması sebebiyle poliçelerin talep görmemesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davacı tarafından bu müşterileri sebebiyle sözleşmenin sona ermesinden sonra da sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini yazılı ve kesin deliller ile ispat edilememiştir. Mahkemece acentelik sözleşmesinin davacının kusurlu olması sebebiyle haklı olarak feshedildiğinin kabulü yerinde değil ise de, davacının müşterileri sebebiyle sözleşmenin sona ermesinden sonra da sigortacının önemli menfaatler elde ettiğine ilişkin koşulu ispat edemediğine dair gerekçesi ve davanın reddi kararı isabetli olduğundan kaldırma sebebi yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 5.140,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.712,4 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41