İstanbul BAM 13. HD 2021/2267 E. 2024/758 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2267
2024/758
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2267
KARAR NO: 2024/758
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2021
DOSYA NUMARASI: 2020/399 Esas - 2021/799 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının sigortalısı ... için nakliyat emtia sigortası güvencesi sağladığı ... numaralı konişmento tahtında taşınan konteyner yükünün Çin'den Türkiye'ye taşındıktan sonra 07.09.2018 tarihli gümrük işlemleri sonrası davalı şirket depolama alanına alındığı, ardiye sürecinin davalı sorumluluğunda olduğu, davalıya her hangi bir itiraz olmaksızın teslim edilen konteynerde davalı işletme sahasında akıntı-sızıntı tespit edildiği, meydana gelen hasarın kaba elleçleme-sert darbe ile konteynerin düşürülmesi sonucu konteyner içi “paletlerin kırılması” şeklinde oluştuğu, meydana gelen hasar sonucu taşınan mürekkep emtiasının zayi olduğu, davacının sigortalısının zararını tazmin ederek, TTK m.1472 gereği sigortalısına halef olduğu, meydana gelen hasardan davalının sorumlu olduğunu beyan ederek davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Yüklemenin 26.07.2018, poliçenin 01.08.2018 tarihli olduğu, emtianın taşıma başlangıcında sigortasız olduğu, 23.08.2018 tarihinde konteynerin gemiden tahliye edilerek davalıya ait konteyner istilleme sahasına alındığı, 07.09.2018 tarihinde de limandan ... plakalı karayolu taşıtı ile gümrük işlemleri sonrası çıkış yaptığı, çıkış kontrol fişinde hasara ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığı, tam ve eksiksiz kara taşıması sürecinin başladığı, sigortalının 12.10.2018 tarihli noter ihtarına 26.10.2018 tarihinde cevap verildiği ve bu cevapta limandan sevk öncesi hasar tespiti olmadığının bildirildiği, dava konusu hasarın hatalı iç yükleme kaynaklı olduğu, bağlama ve sabitleme eksik veya hatalarından kaynaklı olduğu, davacının sigorta poliçesine göre taşımada kullanılan araç, tüzel kişi taşıyıcı klozu, tutanak düzenleme zorunluluğu hususlarının meydana gelen hasarın sigorta poliçesi kapsamında olmadığına işaret ettiği, ambar Çıkış fişinde hasar bildirilmemesine karşın hasarın depolama alanında limanda olduğu iddiasının tutanakla tespit edilmediği, konteyner boş geri dönüşünde de konteynerde her hangi bir fiziki hasar tespit edilmediği, sigorta eksper raporuna göre 38 mürekkep bidonu kötü elleçleme ile patlamış olsaydı, konteynerde akma ve dökülme sebebi ile konteynerden sızan bir akma veya boya da tespit edilmediği, konteynerin araca 17:47'de yüklendiği, aracın sahadan 19:28'de çıkış yaptığı ve bu sürede her hangi bir akma dökülme teyit edilmediği, çıkış kontrol fişinin gümrük memur katılımı ile düzenlendiği ve her hangi bir hasar bildirilmediği, yükün yurtiçi karayolu taşımasını takiben dıştan anlaşılan hasar olsaydı derhal bildirim gerekirken, ya da dıştan anlaşılmadığında 7 gün içinde hasar bildirimi gerekirken bu şartların sağlanmadığı, hasarın davalı sorumluluk sürecinde meydana geldiği iddiasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, sigorta eksper raporunun fotoğraflar üzerinden ve konteynerde akma varmış gibi düzenlenmesine karşın, boya sızıntısı olsaydı bunun konteynerden anlaşılabilir olması gerektiği, konteynerin elleçlemesi kaynaklı hasar değerlendirmesinin hatalı olduğu, konteyner liman ekipmanlarının konteynerin kaymasını engelleyen 4 halatlı makineler olduğu, bir an için hasarın liman sahasında olduğu kabul edilse de 38 bidon 190 litre mürekkep emtiasnın akmasının dıştan anlaşılması gerektiği, davacının ödemesini banka ödeme dekontu ile ortaya koyması gerektiği, davalının sorumluluk sigortacısının dava dışı ... Sigorta A.Ş. olduğu ve davanın ihbarını talep ettiği, dava konusu alacağın yargılamayı gerektirdiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/09/2021 tarih ve 2020/399 Esas - 2021/799 Karar sayılı kararı ile; " Dava, sigorta şirketinin, elleçleme işlemine ilişkin rucüen tazmin istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır. Davacının dava dilekçesinden özetle; sigortalısı ... için nakliyat emtia sigortası güvencesi sağladığı ... numaralı konişmento tahtında taşınan konteyner yükünün Çin'den Türkiye'ye taşındıktan sonra 07.09.2018 tarihli gümrük işlemleri sonrası davalı şirket depolama alanına alındığı, davalıya her hangi bir itiraz olmaksızın teslim edilen konteynerde davalı işletme sahasında akıntı-sızıntı tespit edildiği, hasarın kaba elleçleme-sert darbe ile konteynerin düşürülmesi sonucu konteyner içi “paletlerin kırılması” şeklinde oluştuğu, hasar sonucu taşınan mürekkep emtiasının zayi olduğu, davacının sigortalısının zararını tazmin ettiğini itirazın iptalini talep ettiği, Davalının cevap dilekçesinden özetle; yüklemenin 26.07.2018, poliçenin 01.08.2018 tarihli olduğu, emtianın taşıma başlangıcında sigortasız olduğu, 23.08.2018 tarihinde konteynerin gemiden tahliye edilerek davalıya ait konteyner istilleme sahasına alındığı, 07.09.2018 tarihinde de limandan ... plakalı karayolu taşıtı ile gümrük işlemleri sonrası çıkış yaptığı, çıkış kontrol fişinde hasara ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığı, tam ve eksiksiz kara taşıması sürecinin başladığı, limandan sevk öncesi hasar tespiti olmadığının bildirildiği, dava konusu hasarın hatalı iç yükleme kaynaklı olduğu, bağlama ve sabitleme eksik veya hatalarından kaynaklı olduğu, ambar çıkış fişinde hasar bildirilmemesine karşın hasarın depolama alanında limanda olduğu iddiasının tutanakla tespit edilmediği, konteyner boş geri dönüşünde de konteynerde her hangi bir fiziki hasar tespit edilmediği, sigorta eksper raporuna göre 38 mürekkep bidonu kötü elleçleme ile patlamış olsaydı, konteynerde akma ve dökülme sebebi ile konteynerden sızan bir akma veya boya da tespit edilmediği, konteynerin araca 17:47'de yüklendiği, aracın sahadan 19:28'de çıkış yaptığı ve bu sürede her hangi bir akma dökülme teyit edilmediği, çıkış kontrol fişinin gümrük memur katılımı ile düzenlendiği ve her hangi bir hasar bildirilmediği, yükün yurtiçi karayolu taşımasını takiben dıştan anlaşılan hasar olsaydı derhal bildirim gerekirken, ya da dıştan anlaşılmadığında 7 gün içinde hasar bildirimi gerekirken bu şartların sağlanmadığı, konteynerin elleçlemesi kaynaklı hasar değerlendirmesinin hatalı olduğu, konteyner liman ekipmanlarının konteynerin kaymasını engelleyen 4 halatlı makineler olduğu, bir an için hasarın liman sahasında olduğu kabul edilse de 38 bidon 190 litre mürekkep emtiasnın akmasının dıştan anlaşılması gerektiği, davacının ödemesini banka ödeme dekontu ile ortaya koyması gerektiği, davalının sorumluluk sigortacısının dava dışı ... Sigorta A.Ş. olduğu ve davanın ihbarını talep ettiği, dava konusu alacağın yargılamayı gerektirdiğini davanın reddini talep ettiği, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı, sigorta poliçesine dayanarak elleçleme işleminden meydana geldiğini iddia ettiği ve dava dışı sigortalıya yapmış olduğu ödeme nedeniyle davalıya karşı başlattığı icra takibinden alacaklı olup olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, Dosyanın yapılan incelemesinde, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, icra dosyası belgelerin tarafların delillerini sunduğu, taşıma alanında uzman bilirkişiden rapor alındığı, tüm belge içeriklerinden yüklemenin 26.07.2018 tarihinde yapıldığı, münferit taşıma için sigorta korumasının 01.08.2018 tarihinden sonraki meydana gelebilecek riskleri kapsadığı, konteynır yükünün deniz yolu ile davalının işlettiği limana taşındığı, bir süre ardiye saklamada kaldığı, daha sonra karayolu ile sigortalı adresine ulaştığında hasarın tespit edildiğinin belirtildiği, davacı sigorta şirketinin aktif husumetinin bulunduğu, davaya konu yükün deniz taşıması sırasında herhangi bir hasarın olmadığı, gümrük işlemleri ile davalının saklaması aşamasında da tespit edilen bir hasarın mevcut olmadığı, davalı tarafın sunduğu çıkış kontrol fişinde eşyaların tam olarak teslim alındığının belirtildiği, bu çıkış fişindeki taşıma belge numarasının, davacının dava dilekçesinde belirttiği konişmento ile aynı numaralı olduğu, bu belgenin taraflarca imzalı olduğu, davalının sunduğu fotokopi fotoğraflarda sızıntı yada akıntıya ilişkin bir ibarenin olmadığı, görüntüdeki aracın plaka numarasında cevap dilekçesinde belirtilen numara olduğu, davacının dayandığı eksper raporunda 11.09.2018 tarihinde dava dışı sigortalı şirketin deposuna gidildiği, 38 adet yazıcı mürekkebinin plastik bidonlarının ezilerek patlamış, içeriğinin tamamen zayi olduğunun tespit edildiği, palet ve ambalaj durumunun görülemediği ancak bu durumu gösterir fotoğrafların ibraz edildiğinin belirtildiği, sigortalı ile sürücü tarafından 07.09.2018 tarihli hasar tutanağı tutulduğu, bu tutanakta 27.08.2018 Ambarlı Gümrük Müdürlüğü Kumport Liman Hizmetlerine indirilen malzemelerin 07.09.2018 tarihinde gümrükten çekildiği, malzemelerin teslim alınması sırasında konteynırda boya akıntısı olduğunu, nakliyesi ve gümrükçünün personeli tarafından bildirildiğini, nakliyecinin konteynırdaki malzemeleri hasarlı bir şekilde teslim aldığının belirtildiği, ekspertiz raporunda zararın kumport limanında konteynırların eleçleme operasyonu esnasında yere serçe bırakılması sonucu içerisindeki paletlerin aldığı sert darbe ile kırılması, alt sıradaki bidonların ezilerek patlaması şeklinde kumport liman işletmesinin sorumluluğunda hatalı elleçleme nedeniyle meydana gelmiş olabileceği görüşünü belirttiği, ekspertiz raporuna ilişkin de fotokopi olarak fotoğrafların bulunduğu, patlamış bidon ve mürekkep akarının olduğunun anlaşıldığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporda hasarın oluşmasına ilişkin tespite mahkememizce davalının sunduğu belgelerde dikkate alınarak itibar edilmediği, davalının sunduğu belgelerin doğrudan olayın gerçekleştiği tarihine ilişkin olması, eksper incelemesinin ise daha sonraki tarihe ilişkin olması, çıkış fişi içeriğinden malların tam olarak teslim alındığının anlaşılması, davacı tarafın bunun aksine ortak imzalı belge sunamadığı, hasarın elleçlemeden meydana geldiği hususunun kesin olarak ispatlanamadığı değerlendirilerek aşağıdaki şekilde hüküm kuruldu. " gerekçeleri ile; " 1-Açılan davanın reddine, 2-Davalının İİK uyarınca tazminat talebinin reddine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararı hukuka ve yasaya uygun olmadığından, istinaf incelemesi yapılarak Yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin yalnızca davalının sunmuş olduğu evraka binaen hüküm kurmuş olup gerek müvekkil şirketin gerekse de bilirkişi raporunu göz önünde bulundurmadığını, mahkemenin yalnızca davalının beyanlarını göz önünde bulundurmak suretiyle hüküm kurmasının incelemenin eksik yapıldığı ve kararın hukuka aykırı olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, Dosyada mübrez bilirkişi raporu ile hasarın davalıların sorumluluğunda meydana geldiği hususunun ispat edilmiş olup raporda "konteynerden sızma ve akma, gerek karayolu taşıtına sızan boya - mürekkep ve bunu yerinde tespit eden sigorta ekspertiz raporu gözetildiğinde, hasarın davalının liman sahasından dava dışı karayolu taşıtına yükleme sırasında kaba elleçleme sebebi ile olabileceği kanatini destekler mahiyettetedir. Bu yüklemede taşıma güvenliği gereği gibi alınmadığı için olsa gerek araç üzerinde konteynerin sert bir şekilde araca bırakılması ile paletlerde kırılma olmuş olabilir. Bu durumda meydana gelen hasarın iç nakliyede karayolu taşıtına yükleme kaynaklı olduğu, yüklemeyi de davalının yaptığı gözetilerek..." denilmekte olduğunu, İşbu yukarıda açıklanan hususlarla emtiada meydana gelen hasarın davalının sorumlu olduğu hususunun açık bir şekilde ispat olunduğunu, ancak yerel mahkemenin gerek kendilerinin gerekse de bilirkişilerce hazırlanan raporu nazara almaksızın eksik inceleme yaparak yalnızca davalının beyanlarına dayanarak davanın reddine karar verdiğini, hal böyle iken mahkemenin eksik inceleme ile hüküm kurmasının doğru olmadığını, bu hususun Yargıtay kararlarında da açık bir şekilde belirtilmekte olduğunu; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, E. 2017/6673 K. 2017/12218 T. sayılı 10.10.2017 tarihli kararı uyarınca; "..... mahkemece, borçluların mükerrer olduğunu ileri sürdükleri takip dosyalarının aynı alacaktan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tereddüte yer bırakılmaksızın incelenerek sonuca gidilmesi gerekirken, bilirkişi raporuna aykırı olarak verilen kararda, bilirkişi raporuna neden itibar edilmediği açıklanmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Sonuç : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),...." ( EK 1: Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, E. 2017/6673 K. 2017/12218 T. sayılı 10.10.2017 tarihli kararı) Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin., E. 2013/14854 K. 2013/17958 sayılı 14.11.2013 tarihli kararı uyarınca; "... Bilirkişi raporu gerekçeli, denetime açık ve usulüne uygun olduğundan mahkememizce rapora itibar edilmiştir.” diye benimsendiği halde doğruluğu kabul edilen ve hükme esas alınan bu bilirkişi raporuna aykırı olarak, rapordan ayrılma gerekçeleri de açıklanmadan itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmadığı gibi davalı vekilinin 17.09.2013 tarihli ek karar düzeltme dilekçesi ekinde sunduğu ekstrenin de üzerinde durularak ve bu belgenin içeriği bakımından konusunda uzman bir bilirkişiden yeni bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 11.06.2013 tarihli 2013/6870 esas 2013/10742 karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA" (EK 2: Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin., E. 2013/14854 K. 2013/17958 sayılı 14.11.2013 tarihli kararı) Hal böyle iken, mahkemenin hiçbir açıklama getirmeksizin yalnızca davalı beyanları uyarınca hüküm kurduğunu, hal böyle iken, yerel mahkemenin 6100 Sayılı HMK'nin 31. maddesi gereğince davayı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeksizin dosyada ek bir rapor almaksızın ve bilirkişi raporuna ne sebeplerle uymadığını hukuki bir temele dayandırmaksızın davayı reddetmesinin hukuka aykırı olup kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, Hasarın davalının sorumluluğunda meydana gelmiş olup, yerel mahkemenin kararının hiçbir hukuki temele dayanmamakta olduğunu, zira hasarın davalının bünyesinde ve sorumluluğunda meydana geldiği hususunun delil niteliğini haiz eksper raporunca belirtilmiş olup bununla birlikte alanında uzman bilirkişilerce tanzim edilen raporla da ispat olunduğunu, Yerel Mahkemenin, kararında yalnızca davalının sunmuş olduğu evrakı nazara alarak davanın reddine karar verdiğini, oysa dosyada delilleri arasında mübrez ekspertiz raporu ile de emtiaların hasarlanmasından davalının sorumluğu olduğunun ispat edildiğini, ekspertiz raporunda da hasarın davalının sorumluluğunda meydana geldiği hususunun "...ibraz edilen fotoğraflarda konteynerden boyaların sızmış olduğu dikkate alındığında geminin hasarlı olarak bu şekilde kabul etmeyeceği aynı şekilde gemiden Kumport Limanı'na konteynerin tahliyesi esnasında herhangi bir hasar olması durumunda liman işletmesinin mutlaka tutanak tanzim edeceği ve de konteyner içindeki paletlerin kırılmış ve alt sıradaki bidonların patlak olduğu göz önüne alınarak HASARIN; KUMPORT LİMANINDA KONTEYNERİN ELLEÇLEME OPERASYONU ESNASINDA YERE SERTÇE BIRAKILMASI SONUCU İÇİNDEKİ PALETLERİN ALDIĞI SERT DARBEYLE PALETLERİN KIRILMASI, ALT SIRADAKİ BİDONLARIN EZİLEREK PATLAMASI ŞEKLİNDE KUMPORT LİMAN İŞLETMESİ SORUMLULUĞUNDA HATALI ELLEÇLEME SEBEBİYLE GELMİŞ OLABİLECEĞİ..." şeklinde ifade edilmekte olduğunu, Ekspertiz raporundan da görüleceği üzere, emtianın taşıma sırasında hasarlanması durumunda limanın zaten bu şekilde bir tutanak tutacak olup emtianın hasarlı şekilde limana geldiğini kayıtlara geçirecek olduğunu, ayrıca davalının sunmuş olduğu gümrük kontrol fişinin de hukuken hiçbir mahiyeti olmadığı gibi ekspertiz raporunda ve sigortalının davalıya göndermiş olduğu ihtarnamede de görüleceği üzere davalının, eşyanın hasarlandığına ilişkin tutanağı tutmaktan imtina ettiğini, bu sebeplerle değinmek gerektiğini, Danıştay kararı uyarınca ekspertiz raporlarının delil niteliğini haiz hukuken geçerli belge niteliğini taşımakta olduğunu, Nitekim, Danıştay 8. D. E. 2011/2237 K. 2011/2623 T. 11.5.2011 sayılı kararının şu şekilde tesis edildiğini: " Bu kurallardan anlaşılacağı üzere, sigorta hukukunda tazminat yükümlüğünün belirlenmesi açısından sigorta ekspertiz müessesine yer verilerek sigorta ekspertizlerine hukuki bir statü kazandırılmıştır. Ekspertiz raporlarının delil niteliği taşıdığını belirleyen Yasa kuralı ile sigorta ekspertizlerinin sigortalayan ve sigorta ettirene karşı tarafsız ve bağımsız çalışma ilkeleri gereği tazminat yükümlüğünü doğuran olayların nedenlerini de ortaya koyan raporlarının hukuken geçerli belge niteliği taşıdığının kabulü zorunludur.” (Ek 3 : Danıştay 8. D. E. 2011/2237 K. 2011/2623 T. 11.5.2011 tarihli karar ) Hal böyle iken, davanın eksik inceleme sonucu reddedilmesinin hukuka tamamen aykırılık teşkil etmekte olup kararın istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenlerle; - Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/399 Esas E. 2021/799 K. sayılı ve 22/09/2021 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına ve davalının hasardan sorumlu olduğunun tespitine, - İstinaf incelemesi süresince kararın icrasının geri bırakılmasına, - Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ve abonman sözleşmesi ile sigortalı dava dışı şirkete ait emtianın ardiye işlemlerini yapan davalı nezdinde konteyner elleçleme işlemleri sırasında hasarlandığı iddiası ile sigortalısına ödenen zararın davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında davacı nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ve abonman sözleşmesi ile sigortalı dava dışı şirkete ait Çin'den Türkiye'ye gemi aracılığı ile taşınan emtianın ardiye işlemlerinin davalı tarafından yapıldığına, dava konusu emtianın 27/08/2018 tarihinde davalı tarafından işletilen limana gemiden tahliye edilerek 07/09/2018 tarihinde davacı şirketin sigortalısı tarafından temin edilen araçlara yüklendiğine ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında istinafa konu temel uyuşmazlık; dava konusu emtialarda meydana geldiği iddia edilen hasarın davalı nezdinde ve sorumluluğunda iken meydana gelip, hasarın hangi sebepten meydana geldiği, davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu olması halinde hasar miktarı hususlarındadır. Davacı vekili tarafından dava konusu hasarın davalı nezdinde ve sorumluluğunda meydana geldiği ekspertiz raporu ve Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili tarafından ileri sürülen iş bu istinaf sebepleri dava dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki tüm yazılı beyanlarında ileri sürülmüş ve Mahkemece gerekçeli kararda irdelenmiştir. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki davacı vekilinin iddiaları, davalı vekilinin savunmaları, taraf vekilleri tarafından sunulan belgeler, emtianın tam olarak teslim alındığına ilişkin çıkış fişi içeriği, 27/08/2018 tarihinde davalı tarafından işletilen limana gemiden tahliye edilerek 07/09/2018 tarihinde davacı şirketin sigortalısı tarafından temin edilen araçlara yüklenen emtianın araçlara yüklendiği sırada iddia edildiğine göre konteynerden mürekkep sızıntısı şeklindeki doğrudan kolayca görülebilir nitelikteki hasara ilişkin ve yükleme sırasında herhangi bir olumsuz eyleme ilişkin limanda tutulan herhangi bir hasar kaydının ve çekincenin bulunmaması, nakliyeyi yapan şoför ve sigortalı tarafından tutulan tutanağın emtianın limandan çıkışından sonra ve sigortalıya tesliminden sonra tek taraflı olarak tutulması, davacının delil olarak dayandığı ekspertiz raporunda da belirtildiği üzere nakliyeciye sevkiyat esnasında tutulmuş herhangi bir hasar tutanağının bulunmadığı ve hasarın davalı nezdinde elleçleme sebebiyle meydana gelmiş olabileceğine dair varsayımsal sonuca varılması, eksper tarafından hasar tespitinin davacı şirketin nakliye araçlarına tesliminden dört gün sonra 11/09/2018 tarihinde sigortalıya ait depoda yapılması, bu durumda hasarın nakliye aracına yüklendikten sonraki aşamada da meydana gelmesinin olası olması ve davacı tarafından hasarın emtianın davalı nezdinde ve sorumluluğunda iken meydana geldiğine ve davalının kusurlu olduğuna ilişkin dosyaya geçerli ve kesin bir delil sunulmaması dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi uyarınca incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41