SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/2171 E. 2024/754 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2171

Karar No

2024/754

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2171

KARAR NO: 2024/754

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/03/2021

DOSYA NUMARASI: 2019/623 Esas 2021/286 Karar

DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 02/05/2024

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı ... TAŞ arasında 2016 yılında Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığı, bu sözleşmeye dayalı olarak müvekkili şirketin 2.000,000 TL (İkimilyon Türk Lirası) limiti dahilinde değişik zamanlarda davalı bankadan rotatif krediler kullanıldığını, davalı bankanın sözleşmenin kendisine verdiği tek taraflı faiz belirleme/ değiştirme yetkisini TMK Madde 2'de düzenlenen doğruluk ve dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde keyfi olarak kullanıldığı, sözleşmede yükümlü olmasına rağmen 1 gün öncesinden müvekkili şirkete ihbar etmediğini, davalı banka kredi kullandırımlara %15-%16 bandında değişen faiz oranları ile başlamadığını ancak piyasa koşullarındaki kötü durumu fırsata çevirerek özellikle 2018 yılının ikinci yarısında bileşik faiz oranlarını %45'lere kadar yükselttiğini genel kredi sözleşmesi içinde komisyon adı altında bir kesinti yapma iken 2018'in 5. Ayından 2018 yılı sonuna kadar komisyon adı altında tek taraflı düzenleme ile kesinti yaptığı dolayısıyla müvekkili şirketten haksız olarak tahsil ettiği ve belirsiz alacak durumunda olan fahiş faiz miktarının tespiti ile birlikte 2018'in 5. ayından 2018 yılı sonuna kadar komisyon adı altında alınan fahiş kesintilerin MK madde 2'deki iyi niyet ilkesi ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ilklerine aykırı olarak tahsil ettiği tüm kalemlerin tahsil edildiği tarihten itibaren işletilecek faiziyle birlikte davacıya verilmesine yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Belirsiz alacak davası olarak davanın hukuki yarar şartı yokluğu nedeni ile reddi gerekliği, kredi faiz oranlarının hukuka, kanuna aykırı olmadığı, davacı şirket ile müvekkil banka tarafından imzalanan genel kredi sözleşmesi hükümlerine ve ayrıca TCMB' na bildirilen oranlara uygun olarak faiz oranlarının belirlediği, ilgili sözleşme ödeme planında faiz oranlarına yer verilmediği durumlarda kredi kullandırım tarihinde Banka'nın bildirdiği faiz oranının geçerli olacağının düzenlendiğini, davacıya tahsis olunan kredilere uygulanan faiz oranlarının tacir olan davacı tarafından baştan beri bilindiği ve yine davacı ile kullandırılan krediler uygulanan faiz oranlarının TCMB ye bildirilen oranların altında olduğunu, davacı ile banka arasında imzalanan genci kredi sözleşmesi hükümlerinin banka ile müzakere edilerek kabul edildiği, müvekkil bankanın davacı firmadan fahiş ve usulsüz faiz tahsil ettiği iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğu tacir olan müvekkil bankanın sözleşme gereği masraf ve komisyon talep hakkı bulunduğunu, Türk Hukukunda akit serbestisinin mevcut olduğu bu çerçevede tarafların serbest iradesiyle tanzim ve imza edilmiş sözleşmeler uyarınca tahsil edilen faiz masraf komisyon vc diğer tüm tahsilatlar sözleşme ile usul ve yasaya uygun olduğunu davacı tarafın hiçbir hukuki dayanak içermeyen beyan ve iddialarının kabulünün mümkün olmadığı bu nedenle de haksız ve mesnetsiz davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar vermesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/03/2021 tarih ve 2019/623 Esas 2021/286 Karar sayılı kararı ile; " Davadaki uyuşmazlığın konusunun, davalı bankacı davacı şirkete kullandırılan rotatif kredinin ödemelerine ilişkin faiz oranlarının iyi niyete kurallarına aykırı olarak haklarını kötüye haksız kazanç elde edip etmediği, faiz oranlarının belirlenmesi yönünde takdir yetkisinin mevzuatça verilen sınırların aşıp aşmadığı, komisyon ücreti olarak yapılan kesintilerin geri iadesinin mümkün olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, hesap ekstreleri, dekontlar, bilirkişi raporu ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.Mahkememizce talep edilen faiz oranlarına istinaden ..., ..., ... Bankası, TCMB, BDDK'ya yazılan yazılara cevap verildiği yazı cevaplarının dosya arasına alındığı, dosyaya sunulan genel kredi sözleşmesi, hesap ekstresi, Kartal .... Noterliğinin 19/04/2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi incelenmiştir. Davacı şirket ile davalı banka arasında 05/08/2016 tarihinde borçlu ... A.ş. Müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile ..., ..., ...., ... ve ...Tic. Ltd.Şti. Yer aldığı bir adet 2.000.000 TL (iki Milyon Türk Lirası) tutarında 24 sayfana oluşan '' Genel Kredi Sözleşmesi '' bulunduğu anlaşılmıştır.Kartal .... Noterliği'nin 19/04/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı şirket ile davalı banka ile yapılan sözleşmeye uygun davranmaması, sözleşme maddesi uyarınca faiz oranının düzeltilmesi ve faiz oranlarının krediler ve hesaplar için cari olan en yüksek oranlan geçilmesi suretiyle elde edilen haksız kazanç miktarının ödenmesi gerektiği, ödenmemesi takdirde, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile bahse konu kredi sözleşmesi çerçevesinde taahhütlerini yerine getirme açısından temerrüde düşüldüğüne yönelik ihtar edildiği görülmüştür. Mahkememizce; 08/09/2020 tarihli celsede dosyanın bir bankacı bilirkişiye tevdii edilmesine karar verilmiş, yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; Davalı banka tarafından TCMB'na yapılan azami faiz oranı bildirimleri ile davacı şirket ile 2018 yılında gerçekleştirdiği kredi işlemlerine yönelik faiz oranları arasında çeşitli tarihlerde davacı aleyhine fark oluştuğu, İlgili farka yönelik Sayın Mahkemenizin bu yönde karar vermesi durumunda davacı şirketin davalı bankadan 7.496,34 TL faiz ve 374,82 TL BSMV olmak üzere toplam 7.871,16 T'I. alacağı oluşabileceği hesaplandığı, Davacı yanın komisyon oranlarına yönelik genel kredi sözleşmesi, işlek kredi bilgi ve talep formu ve TCMB bildirimleri ile uyumsuzluk belirlenemediği, İcra, yargılama ve avukatlık masrafları hakkında takdirin Sayın Mahkemenize ait bulunduğu, sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Bilirkişi raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davacı vekili, 07/12/2020 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içeren dilekçesini dosyaya ibraz etmiştir. Davalı vekili, 11/12/2020 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içeren dilekçesini dosyaya ibraz etmiştir.

ISLAH:Davacı vekili 21/02/2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile, fazlaya ilişkin hak ve alacaklarına yönelik tüm talep, istinaf ve dava hakları saklı tutmak şartıyla taleplerini HMK Md. 107/2 Hükümleri doğrultusunda artırarak 7.871,16 TL yükseltiklerini beyan ve talep etmiştir. Davacı tarafından 21/02/2021 tarihinde 50,00 TL tamamlama harcının yatırıldığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, İşlek/Rotatif Krediler; banka tarafından genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullanana kasa/işlem kolaylığı sağlanması ve kısa süreli nakit ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla belli limitler dahilinde istenildiği zaman kullandırım ve geri ödeme yapılabilen nakdi kredi ürünüdür. İstenildiği zaman kısmen veya tamamen kapatılabilir olmakla birlikte faiz oranı sabit olmayıp değişkendir. Taraflar arasında akdedilen 05/08/2016 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşlemesi'nin 1. Sayfa 2.6 kredi faizi maddelerinde '' 1. Sayfa 2.6 Kredi Faizi Maddelerinde '2.6.1. Ödeme planına bağlanmış kredilerde, ilgili ödeme planlarında belirlenen faiz oranları; diğer kredilerde veya ödeme planında faiz oranlarına yer verilmediği durumlarda ise kredi kullandırım tarihinde Banka'nm bildirdiği faiz oram geçerlidir. 2.6.2. Müşteri ile ayrıca mutabakata varılmamış ise faiz oranı, Banka'nın fiili kullandım/ işlem tarihinde aynı tür krediler ve hesaplar için cari olan en yüksek oranları geçmemek kaydıyla Banka 'ca belirlenecektir. " denmektedir. Davalı bankaca TCMB ye bildirilmiş aynı tür ticari kredilere yönelik faiz oranları 2018 yılında %39,95 olarak tespit edilmiş ve davacı şirkete aynı yıl uygulanan azami faiz oranlarının ise %45,50 oranında olduğu ve uyumlu olmadığı 2017 ve 2019 yıllarında ise uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacı yan faiz değişimleri sonrasında kredi kullanımına devam ettiği, Kredi kullanımlarına yönelik davacı yan tarafından davalı bankaya, kredi bazında "İşlek Kredi Bilgi ve Talep Formu" imzalanarak kredi kullandırım talep edildiği, İlgili formların tamamında ürün tanımında Faiz oranı piyasa koşullarına göre vadesi boyunca değiştirilebilir" ibaresinin yer aldığı, Kredi işlemlerinin tamamının davacı yan tarafından imzalanmış genel kredi sözleşmesi kapsamında gerçekleştirildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna (BDDK.) 31,12.2019 tarih 2019/623 Esas sayılı müzekkeresine istinaden, ilgili kurum tarafından 09.01.2020 tarihinde verilen cevabi yazısında"... Bankalarca reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların serbestçe belirlenebileceği'' dendiği tespit edilmiştir. Emsalen bir kısım diğer bankaların uyguladığı faiz oranları celp edilmiş ve 2018 yılında ... Bankasının %26,00; ...Bankasının %32.50; Halkbank %38,00 oranlarında faiz uygulamasının olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin "Komisyon,Vergi ve Masraflar" başlıklı 2.10 maddesi uyarınca komisyon ve masrafların talep edilebileceği, davalı banka tarafından İşlek/Kredi Bilgi ve Talep Formunda "akdi komisyon oranına" yer verildiği, davalı banka tarafından TCMB'ye bildirilen kredi işlemlerinde faiz dışında sağlanacak komisyon ve masrafların aynı tür kredilerde uygulanan azami komisyon oranının %3 olduğu ve davacı yandan alınan komisyon oranlarının bu oranın altında olduğu tespit edilmekle davacı yanın komisyon alacaklarına yönelik taleplerinin reddi gerekmiştir. (T.C. YARGITAY 11. Hukuk Dairesi Tarih:20/02/2015 ESAS NO: 2014/16707 KARAR NO: 2015/2314 içtihadı uyarınca benimsenmiş kriterlere göre kıyasen değerlendirmeler yapılmıştır.) Davacının taleplerinin aksinin davalı tarafından somut bir delil, belge ve bilgi ile ispatlanamadığı anlaşılmakla ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu doğrultusunda Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesindeki faiz oranlarının fazla miktarda uygulanması nedeni ile fark alacağı olan 7.871,16 TL' nin (7.496,34 TL fazla alınan faiz miktarı ve 374,82TL fazla alınan faizin BSMV'si olmak üzere) ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren temerrüte düşürülen 02/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HUAK 18/A-(13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (...)" ve (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucuya 1320 TL tarife bedeli üzerinden ödeme yapıldığı tespit edilerek davalı aleyhine kabul red oranınca arabuluculuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır. " gerekçeleri ile; " Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesindeki faiz oranlarının fazla miktarda uygulanması nedeni ile fark alacağı olan 7.871,16 TL' nin (7.496,34 TL faiz ve 374,82 TL BSMV olmak üzere) ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren temerrütü düşürülen 02/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının komisyon ücreti alacağına ilişkin taleplerinin REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davacı şirketin, davalı bankadan 05.08.2016 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi' ne istinaden rotatif/işlek kredi kullanımları gerçekleştirdiğini, davalı bankanın Genel Kredi Sözleşmesi'ne uygun davranmayarak, davacı şirketin hesabından kesinti yapmak suretiyle fazladan tahsil ettiği tutarın iadesi talebiyle İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/623 Esas sayılı davasını ikame ettiğini, yargılama sürecinde mahkemenin bilirkişiye başvurduğunu ve 23.11.2020 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul edilerek, davalı bankadan 7.871,16 TL alacakları olduğuna hükmettiğini, ancak 23.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirketin alacağının eksik hesaplanmış olup, bilirkişi raporuna itiraz etmiş iseler de itirazlarının reddedilerek eksik bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, İşlek/rotatif kredi, banka tarafından genel kredi sözleşmesine istinaden belli bir limit dahilinde istenildiği zaman kullandırım ve geri ödeme yapılabilen nakdi kredi ürünü olduğunu, işlek/rotatif kredilerin, istenildiği zaman kısmen veya tamamen kapatılabilir olmakla birlikte faiz oranının sabit olmayıp, değişken olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesi' nin 2. sayfa 2.6.4 maddesinde, ''Bankanın kullandırdığı veya kullandıracağı taksitli ticari krediler ile ödeme planına bağlanmış sair krediler de dahil olmak üzere her nevi kredinin faiz oranları Müşteri ile yazılı bir mutabakat ile sabitlenmedikçe, Banka; kredi maliyetlerindeki artışlar, ekonomideki/piyasa şartlarındaki değişiklikler, Banka kredilendirme politikalarındaki değişiklikler gibi haklı nedenlerin varlığı halinde, Sözleşme uyarınca açtığı veya açacağı aynı tür krediler ve hesaplar için cari olan en yüksek oranları geçmemek kaydıyla Banka'ca belirlenmiş olan cari faiz oranını Müşteri'ye 1 gün öncesinden ihbarda bulunmak kaydıyla uyarlayarak bu oran üzerinden hesaplanmış faiz tutarlarını Banka ve Sigorta Muamele Vergisi (BSMV), Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) ve sair resim, harç ve mali yükümlülükleri ile birlikte cari hesabına borç yazmaya yetkilidir. Müşteri faiz artırımının ve/veya faiz tahakkuk dönemi değişikliğinin kendisine bildirilmesini izleyen ilk iş gününe kadar, ihbardan önceki düzenlemeye göre borcunun tamamını kapatarak Banka'nın maruz kalacağı kâr mahrumiyeti, zarar ve maliyetleri, bu nedenle doğabilecek vergi, KKDF gibi mali yükümlülükleri Banka'ya ödeyerek, kredi kullanmaya son verebilir. Müşteri, bu süre içerisinde borcunun tamamını kapatmaması veya kapatsa bile bu süre içerisinde kredi kullanmaya devam etmesi halinde, yeni faiz oranını ve/veya yeni faiz tahakkuk dönemini kabul etmiş sayılır.'' denmekte olduğunu, Davalı bankanın yukarıdaki maddeye iki yönden aykırı davranmış olduğunu, Birincisi; yukarıdaki madde uyarınca davalı bankaya, Müşteri'ye 1 gün öncesinden ihbarda bulunmak kaydıyla yürürlükteki kredilere ilişkin faiz oranlarını değiştirme yetkisi verildiğini, Sözleşmeye göre davalı bankaya şartlı bir yetki verilmiş olup, Müşteri'ye 1 gün öncesinden ihbarda bulunmak kaydıyla/şartıyla faiz oranlarını değiştirme yetkisi verildiğini, ancak davalı bankanın, faiz oranlarında arttırım yapmadan evvel müşteriye bildirimde bulunmaksızın müşterinin yürürlükteki kredilerine ilişkin faiz oranlarını haber vermeden değiştirmek suretiyle, şirketin hesabından kesintiler yaparak tahsilat yaptığını, bu sebeple yapılan faiz artırımlarının sözleşmeye aykırı olup, bu yolla bildirim yapılmaksızın alınan fazla tutarın iadesi gerektiğini, ancak bilirkişinin Müşteri' nin faiz değişimleri sonrasında kredi kullanımına devam ettiği gerekçesiyle bu taleplerini haksız bulduğunu, ancak yukarıdaki maddede açıkça belirtildiği üzere, önce Bankanın faiz artırımı yapmadan evvel Müşteri'ye bildireceğini, buna rağmen müşterinin kredi kullanmaya devam etmesi halinde yeni faiz tahakkuk dönemini kabul etmiş sayılacağını, davalı bankaca faiz artırımına ilişkin ihbarda bulunulmadığı için ve bankaca re'sen şirket hesabından kesinti yapılmak suretiyle tahsilat yapıldığı için, Müşteri kredi kullanmaya devam etse de, bu durumun kendisine ihbar edilmeyen/ bildirilmeyen faiz artırımını kabul ettiği şeklinde yorumlanamayacağını,

İkincisi; yukarıdaki maddede açıkça ifade edildiği gibi davalı Banka'ya ekonomideki/piyasa şartlarındaki değişiklikler gibi haklı nedenlerin varlığı halinde yürürlükteki faiz oranlarını değiştirme yetkisi verildiğini, buna göre davalı Bankanın, ekonomideki/ piyasa şartlarındaki değişikliklerle orantılı/ uyumlu bir faiz artırımı ya da indirimi gerçekleştirmesi gerektiğini, ancak davalı bankanın faiz artırımlarının ekonomik göstergelerle uyumlu olmadığını, şöyle ki; TCMB' nın internet sitesinden almış oldukları enflasyon oranlarını gösteren liseye göre 2018 yılı başı itibariyle enflasyon oranının %10-12 arasında değiştiği dönemde davalı bankanın, müvekkile %17 ile % 20 arasında değişen faiz oranlarının uygulamış olduğunu, yani bu dönemde bankanın yaklaşık % 8 reel faiz/kâr ile kredi kullandırdığını, (Ülkedeki enflasyon oranı ile uygulanan faiz oranı arasındaki fark) 2018 yılının ikinci döneminde ise ülkedeki enflasyon oranının kademe kademe %24'e kadar yükseldiğini, davalı bankanın ise krizi fırsata çevirerek, piyasa koşullarını bahane ederek faiz oranlarını %45' e çıkardığını, yani bu dönemde bankanın yaklaşık % 21 reel faiz/kâr uygulayarak, sektördeki gücünü ve sözleşmenin kendisine verdiği tek taraflı kredi oranı düzeltme yetkisini kötüye kullanarak haksız kazanç elde ettiğini, (Ülkedeki enflasyon oranı ile uygulanan faiz oranı arasındaki fark) Enflasyon oranları ile uygulanan faiz oranları kıyaslandığında, davalı Banka'nın ekonomideki/piyasa şartlarındaki değişiklerle orantılı-uyumlu olarak faiz artırımında bulunmadığının açık bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, Müşteri ile davalı Banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin, davalı bankaya faiz oranlarını tek taraflı değiştirme konusunda bir hak tanımakta olduğunu, ancak davalı bankaya tanınan bu hakkın, ''ekonomideki/piyasa şartlarındaki değişikler gibi haklı nedenlerin varlığı halinde'' Sözleşmenin ilk kurulduğu andaki menfaatler dengesini korumaya yönelik, bir nevi Sözleşmenin uyarlanması konusunda tanınmış bir hak olduğunu, davalı bankanın ise kendisine tanınan bu hakkı, gerek sözleşmenin 2.6.4. maddesine, gerekse TMK md. 2' de düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olarak kullandığını, Yine bu kapsamda davalı bankanın Genel Kredi Sözleşmesi' nin ilk kurulduğu andan itibaren 3 yıl boyunca komisyon adı altında bir kesinti yapmaz iken, 2018' in beşinci ayından 2018' in sonuna kadar Sözleşmeye dayanarak Müşteri' ye bildirim yapmaksızın komisyon adı altında tek taraflı düzenleme ile Müşteri'nin hesabından habersiz kesintiler yaptığını, bu kesintinin de sözleşme devam ederken ihbarda bulunmaksızın yapılmaya başlanması ve Sözleşmenin ilk kurulduğu andaki menfaatler dengesini, davalı Banka lehine bozması sebepleriyle gerek Sözleşmenin 2.6.4. Maddesine, gerekse TMK md. 2' de düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkesine aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından celp edilerek dosya içerisine alınan TCMB' nin 7.10.2020 tarihli yazısında; 2018 yılı Ocak ve Ekim ayları arasında Bankalarca Kredili Mevduat Hesaplarına uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranlarının ay ay bildirilmiş olduğunu, 2018 yılı Ekim ayı ile 2019 Aralık ayları arasındaki dönemde bankalarca uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranlarının ise yine TCMB' nin 03.03.2020 tarihli yazısında bildirilmiş olduğunu, bu iki yazıya göre ülkedeki bankaların müşterilerine uyguladığı ağırlıklı ortalama faiz oranının Ekim 2018' de en yüksek seviyesine çıkarak % 30 olduğunu, ancak davalı bankanın bu dönemde davacı müşterisine uyguladığı faizleri bildirimsiz olarak % 45' e kadar artırdığını, Ancak bilirkişi raporunda ''Bankalarca uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranları'' değil, davalı Banka' nın TCMB'ye bildirmiş olduğu ''azami faiz oranları'' baz alınarak hesaplama yapıldığını, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın, müşterilerine 2018 yılı içinde azami % 39,95 faiz uyguladığını TCMB' ye bildirdiğini, fakat uygulamada bildirdiği azami sınırın da üstüne çıkarak müvekkil şirkete % 45' lere kadar faiz uyguladığını, raporun davalı bankanın yapmış olduğu usulsüzlüğü ortaya çıkartmış olup, bu usulsüzlüğün BDDK nezdinde suç olduğu ve ciddi idari para cezalarına konu olacağını, bununla birlikte, raporun ''azami faiz oranları''nı baz alması sebebiyle hatalı olduğunu, Bilirkişi raporunda, davalı Banka'nın TCMB' ye bildiği müşterilerine uyguladığı AZAMİ faiz oranını aşan kısımlara ilişkin bir hesap yaptığını, azami faiz oranlarını aşan kısım yönünden davacının alacaklı olduğunu söylediğini, fakat bankanın hukuka aykırı olan uygulamasının, sadece azami faiz oranının üstüne çıkmak olmadığını, davalı bankanın faiz oranlarını tek taraflı olarak değiştirme yetkisinin, ''değişen ekonomi/piyasa şartlarındaki değişiklikler gibi haklı nedenlerin varlığı halinde'' sözleşmenin ilk kurulduğu andaki menfaatler dengesini koruması için verildiğin, davalı bankanın başlangıçta müşteri ile yaptıkları kredi işlemlerinde enflasyon %10-12 civarındayken, %17 ile %20 arasında değişen faiz oranları uyguladığını, yani enflasyon farkı düşürüldüğünde %7-8 reel kar ile müvekkile kredi verdiğini ve komisyon adı altında bir ücret almadığını, misal olarak 2017 yılında davalı bankanın TCMB' ye bildirdiği azami faiz oranı bilirkişi raporuna göre %36 iken, davacıya 2017 yılı içinde maksimum %19,05 oranında faiz uygulamış olduğunu, bu dönemde enflasyonun ise %10-%12 arasında değişmekte olduğunu, sözleşmenin ilk kurulduğu andan itibaren 2018 yılına kadar Müşteri' ye azami faiz oranı uygulanmamışken, 2018 yılına gelindiğinde davalı Bankanın yürürlükteki kredilerin faiz oranlarını ihbarda bulunmadan kademe kademe %19'dan %45' lere, reel kazancını %8' den %21' e çıkarttığını ve üstüne komisyon almaya başladığını, sözleşmenin 2.6.4. maddesine göre kredi maliyetlerindeki artışlar, ekonomideki/piyasa şartlarındaki değişiklikler, Banka kredilendirme politikalarındaki değişiklikler gibi haklı nedenlerin varlığı halinde, faiz artırımının mümkün olduğunu, ancak davalı bankanın yargılama aşaması boyunca böylesine büyük bir artışı haklı gösterecek bir neden sunmadığını, sadece sözleşmeye göre faiz artırmaya ve komisyon almaya yetkili olduğunu söylemekle yetindiğini, Açıklanan nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla; - İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/623 Esas- 2021/286 Karar sayılı, 16/03/2021 tarihli gerekçeli kararının, yapılacak istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını, istinaf gerekçeleri gözetilerek yeni bilirkişi raporu alınmak sureti ile alacakları belirlendikten sonra yeni hüküm tesis edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı Banka üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Mahkemenin 16.03.2021 tarih ve 2019/623 E. sayılı dosyasında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkil bankanın kusur ve sorumluluğu bulunmamasına rağmen yerel mahkemenin davayı kısmen kabul etmiş olup yerel mahkemenin işbu kararının yapılacak istinaf incelemesinde kaldırılması gerektiğini, İlk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Belirsiz alacak davası olarak davanın hukuki yarar şartı yokluğu nedeniyle reddi gerekmekteyken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, HMK 107 inci maddesi gereğince davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2015/22-1052 E., 2015/1612 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; “… Madde gerekçesinde "Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkansız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukuki yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukuki yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmi davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hallerde bu yola başvurulması kabul edilemez." şeklindeki açıklamayla, alacağın belirli veya belirlenebilir nitelikte olması durumunda, belirsiz alacak davası açılarak bu davanın sağladığı imkanlardan yararlanmanın mümkün olmadığına işaret edilmiştir. Şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmesi gerektiğini, çünkü alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına kanunun izin vermediğini, böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesi, ek bir süre verilmemesi gerektiğini, YHGK kararı gereğince, hukuki yarar şartı eksikliğinden davanın reddini talep etmiş iseler de yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne kısmen karar verilmiş olup yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, Kredi faiz oranının hukuka, kanuna, Yargıtay kararlarına ve sözleşmeye uygun olduğunu, Davacının dilekçesinde; Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca tahsis edilen rotatif kredi faizini yüksek olduğunu ve ödemiş olduğu fazladan bedelin iadesi ile tahsil edilen masraf ve komisyon bedellerinin de iadesini talep ettiğini, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olup mahkemece nazara alınmaması gerektiğini, Davacı ile müvekkil Banka arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, müvekkil bankanın imzalanan bu sözleşme hükümlerine ve ayrıca TCMB' na bildirilen oranlarına uygun olarak faiz oranlarını belirlediğini, Müvekkil Banka ile davacı firma arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkil banka ile davacı arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin kredi faizi başlığı altında düzenlenen maddesi ile ödeme planına bağlanmış kredilerde, ilgili ödeme planlarında belirtilen faiz oranlarının; diğer kredilerde veya ödeme planında faiz oranlarına yer verilmediği durumlarda ise kredi kullandırım tarihinde bankanın bildirdiği faiz oranının geçerli olacağını, Müvekkil banka ile davacı firma arasında akdedilen sözleşme içeriğinde düzenlenen faize ilişkin hükümlerin davacı tarafça kabul edildiğini, Davacıya tahsis olunan kredilere uygulanan faiz oranlarının tacir olan davacı tarafından baştan beri bilinmekte olduğunu, davacıya kullandırılan kredilere uygulanan faiz oranlarının TCMB' ye bildirilen oranların altında olduğunu, Davacı ile müvekkil banka arasında imzalanan Genel Kredi sözleşmesi davacı tarafından hükümleri okuduklarını, söz konusu hükümleri Banka ile müzakere edilerek kabul ettiklerini, Sözleşmede yer alan menfaate aykırı hükümler hakkında Banka tarafından detaylı bir şekilde bilgi verilerek içeriklerini öğrenme imkanı sağladığını kabul ve beyan ederek adı geçen sözleşmenin tüm sayfalarını hiçbir ihtirazi kayıt koymaksızın imzalamış olduğunu, Belirtilen nedenlerle davacının kredilere uygulanan faiz oranlarının imzalanan genel kredi sözleşmesine ve konu ile ilgili yasal düzenlemelere uygun olduğunu, müvekkil bankanın davacı firmadan fahiş ve usulsüz faiz tahsil ettiği iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, Müvekkil banka tarafından tahsil edilen komisyon ve masrafın hukuka, kanuna, Yargıtay kararlarına ve sözleşmeye uygun olduğunu, Tacir olan müvekkil bankanın sözleşme gereği, masraf ve komisyon talep etme hakkı bulunmakta olduğunu, Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri gereğince davacı yana ticari kredi kullandırılmış olduğunu, Tacir sıfatına haiz olan davacının Genel Kredi Sözleşmesi imzalayarak müvekkil bankadan ticari kredi kullandığını, davacıdan kullanmış olduğu ticari kredi nedeniyle tahsil edilen masraf ve komisyon tutarının, Genel Kredi Sözleşmesi gerek TTK hükümleri ve sair yasal düzenlemeler çerçevesinde yasal olduğunu, Yine, aynı sözleşmenin “Bankanız Kayıt ve Defterlerinin Kesin Delil Olacağı” başlıklı maddesinde ise, “Bankanız ile aramızda çıkabilecek her türlü anlaşmazlıklarda Bankanız defter, bilgisayar kayıtları ve belgelerindeki kayıtların kesin delil olacağı ve bunlara itiraz etmeyeceğimizi kabul ederiz.” hükmünün yer almakta olduğunu, Bununla birlikte, davacı ile müvekkil Banka arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi’nin Komisyon, vergi ve masrafların düzenlendiği maddesi ile davacının; müvekkil bankanın Sözleşme ile ekleri uyarınca açtığı ve açacağı her türlü kredi ile ile ilgili olarak Banka’nın belirlediği/belirleyeceği oranları geçmemek üzere, her nevi komisyon, masraf, hesap işletim ücretini, fon ve BSMV, KKDF gibi yasal ve Banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek ücret, masraf, vergi ve sair her türlü gideri ve bunların gider vergilerini, Banka’ya derhal ödemekle yükümlülüğünün düzenlenmekte olduğunu, Davacıya kullandırılan kredinin ticari nitelikte olduğunu ve işletmesine ilişkin olduğunu, basiretli davranması gereken davacının kredi sözleşmesi şartlarını inceleyerek; masraf ve ücretleri bilerek kabul ettiğini ve kredi kullandığını, davacının krediyi kullanıp sonradan kredi masrafına ve komisyonuna itiraz etmesinin hakkın kötüye kullanımı olduğunu, iyi niyet kuralları ile bağdaşmamakta olduğunu, müvekkil bankanın da tacir olup, T.T.K. hükümleri gereğince vermiş olduğu hizmet karşılığında ücret isteme hakkı bulunmakta olduğunu, Kanunların şekil şartı öngördüğü haller hariç olmak üzere Türk hukukunda akit serbestisi mevcut olduğunu, bu durum karşısında taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkilerinin tabi olacağı usul ve esasların taraflarca serbest olarak belirlenebilmekte olduğunu, taraflarının tacir olduğu sözleşme hükümlerinin yasaların emredici kurallarına aykırı olmamak kaydıyla her hal ve şartta tarafları bağlamakta olduğunu, bu suretle tarafların tacir olup imzalanan sözleşmenin de tarafların serbest iradesi ile imzalanmış olduğunu, yani davacı tarafın genel kredi sözleşmesini serbest iradesiyle imzalamış olup, sözleşme hükümlerinin kendisini bağlamakta olduğunu, bu çerçevede, tarafların serbest iradesiyle tanzim ve imza edilmiş sözleşmeler uyarınca tahsil edilen faiz, masraf, komisyon ve diğer tüm tahsilatların sözleşme ile usul ve yasaya uygun olacağını, Söz konusu komisyon kesintisinin, yukarıda beyan edildiği üzere sözleşmelerin ilgili maddeleri gereği taraflar arasındaki kesin delil mahiyetinde olan banka kayıtlarına uygun bir biçimde ve davacı tarafın kredi kullanılırken imzaladığı ve hiçbir ihtirazi kayıt ve şart içermeyen kredi sözleşmelerinin ilgili hükümlerine göre yapılan bir kesinti olduğunu, bu suretle davacı tarafın itiraz etmediği geçerli bir kredi sözleşmesine dayanılarak davacıdan talep edilen komisyon tutarının da yasa ve Anayasaya uygun olduğunu, Ayrıca, komisyon alınmasının sadece davacıya uygulanmış bir düzenleme ve uygulama olmayıp, Bankacılık uygulmasında var olan yasal bir düzenleme olduğunu, bu nedenle davacı tarafın komisyon alınmasının hukuka aykırı olduğu yönündeki beyanlarının mesnetsiz olduğunu, Türkiye' nin en önde gelen bankalarından biri olan ve her zaman % 100 müşteri memnuniyeti ilkesini temel alan müvekkil Banka’nın davacı bakımından bankacılık esas ve prensipleri dışına çıkmasının da kesinlikle mümkün olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereğince müvekkil Banka’nın verdiği hizmet karşılığında ücret isteme hakkı bulunmakta olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun Ücret İsteme Hakkı başlıklı 20.maddesinde yer alan; “Tacir olan veya olmayan bir kimseye ticari işletmesi ile ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir münasip bir ücret isteyebilir. Ayrıca tacir verdiği avanslar ve yaptığı giderler için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanır.” düzenlemesi gereğince ve işbu konuda Yargıtay kararlarında da yer verildiği üzere ticari bir işletme olan müvekkil Banka’nın ticari işletmesi ile ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkı bulunduğunu, kanunda bu kadar açık bir hüküm bulunurken, davacı tarafın haksız olarak komisyon alındığı iddiasında bulunmasının kabul edilemeyeceğini, Yargıtay Kararları gereğince de müvekkil Banka’nın davacıdan ücret isteme hakkı bulunmakta olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28.04.2014 tarihli 2014/1111 E. – 2014/7887 K. sayılı kararında; “...Davacının kullandığı kredinin ticari nitelikte olduğu, 4077 Sayılı Kanun hükümlerine dayanılamayacağı, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde dosya masrafı alınabileceğinin düzenlendiği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde, usul ve yasaya aykırı yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm itirazları yerinde değildir.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.05.2014 tarihli 2014/1257 E. – 2014/8458 K. sayılı kararında; “…Davacı tarafça davalı Bankadan kullanılan kredilerden bankaca yapılan kesintilerin 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca iadesinin talep edildiği, davacının TTK.uyarınca tacir sıfatına sahip olduğu, bu sebeple davacının 4077 Sayılı kanunun tüketicilere sağladığı haklardan yararlanamayacağı, tacir olan davalının verdiği hizmet karşılığında münasip bir ücret isteme hakkının bulunduğu, davalı tarafından yapılan kesintilerin, sağlanan hizmet ile kıyaslandığında orantılı kabul edilmesinin gerektiği, davalı tarafından yapılan kesintilerin taraflar arasındaki sözleşmelere, ve hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde, usul ve yasaya aykırı yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm itirazları yerinde değildir.” şeklinde belirtilmek suretiyle dosya masrafının iadesi talebinin reddini içeren mahkeme kararının onanmasına karar verildiğini, Davacının kendisinin ihtiyari ile ihtirazi kayıt koymaksızın ödeme yapmış olduğunu, davacının hem tacir olması nedeniyle hem de Borçlar Kanunu gereği ödemiş olduğu ve dava konusu ettiği tutarları iade isteyemeyeceğini, Davacı tarafın kendiliğinden ve herhangi bir zorlama olmaksızın ve ihtirazi kayıt koymaksızın ödemiş olduğu tutarı, müvekkil Bankadan talep edemeyeceğini, borçlunun kendi ihtiyari ile ödediğini iddia ettiği paranın iadesini talep edebilmesi için, borçlanmadığı halde hataen kendisini borçlu zannederek ödediğini ispat etmesi gerektiğini, Bankacılık Kanunu ve ilgili Merkez Bankası tebliğ hükümleri gereğince de müvekkil Banka’nın ücret isteme hakkı bulunmakta olduğunu, 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Faiz Oranları İle Diğer Menfaatler” başlıklı, 144. maddesi de yukarıdaki maddeye paralel şekilde; “Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu, bu yetkilerini Merkez Bankasına devredebilir.” hükmüne havi olduğunu, Bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulayacakları azami faiz oranları ile sağlayacakları diğer menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etme yetkisinin Bakanlar Kurulu’na tanındığını ve Bakanlar Kurulu' nun da bu yetkisini Merkez Bankası' na devredebileceğinin ifade edildiğini, Bakanlar Kurulu' nun bu yetkisini 2006/11188 sayılı Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar Dahil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Kararı ile T.C. Merkez Bankasına devrettiğini, T.C. Merkez Bankası' nın Bakanlar Kurulu kararından aldığı bu yetkisini kullanarak, faiz dışı menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların bankalar tarafından serbestçe belirleneceğini Mevduat Ve Kredi Faiz Oranları, Katılma Hesapları, Kar ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ ile düzenlemiş olduğunu, Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin ilgili maddelerinin genel işlem koşulu olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Erken Kapama Komisyonunu düzenleyen Kredi Sözleşmesinin ilgili maddesinin haksız şart niteliğinde olmadığını, 6098 Sayılı TBK' nın 20. maddesinde genel işlem koşullarının, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlandığını ve aynı kanunun 21. maddesinde ise; karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğu, aksi takdirde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşullarının da yazılmamış sayılacağının düzenlendiğini, ancak genel işlem koşulu olduğu tespit edilen sözleşme hükümlerinin, sözleşmenin kapsamında kalması için; bu hükümlerin, taraflar arasında sonuca etkili şekilde müzakere edilmiş ve düzenleyenin genel işlem koşulu hakkında yaptığı bilgilendirmenin açık olması gerekmekte olduğunu, davacı ile müvekkil banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi içeriğinde, " Müşteri ve kefillerin, işbu teselsül eden 21 sayfa ve 15 ek yapraktan oluşan toplam 36 sayfalık Genel Kredi Sözleşmesinin içeriğinde yer alan ve ana madde (6) maddeden ibaret olan hükümleri, okuduklarını, söz konusu hükümleri Banka ile müzakere edilerek kabul ettiklerini, Sözleşmede yer alan menfaate aykırı hükümler hakkında Banka tarafından detaylı bir şekilde bilgi verilerek içeriklerini öğrenme imkanı sağladığını kabul ve beyan ederek adı geçen sözleşmenin tüm sayfalarını hiçbir ihtirazi kayıt koymaksızın imzalamış olduklarını, diğer bir deyişle sözleşmenin tüm maddeleri taraflarca müzakere edildiğinden ve davacı tarafça da sözleşmenin içeriği okunmuş ve kabul edilmiş olduğundan kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an sözleşme hükümleri, genel işlem koşulu olarak değerlendirilse dahi yukarıda belirttikleri açıklamalar ışığında taraflarca sözleşme kapsamında değerlendirilmesinin hukuken zorunluluk olduğunu, Başka bir ticari kredi müşterilerinin aynı konuda İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/6888 E. sayılı dosyası ile bankaları aleyhine açılan davada; hazırlanan bilirkişi raporunun da bu doğrultuda olup, 11.03.2015 tarihinde davanın reddedildiğini, Yargıtay' ın da bu konuda aynı şekilde kararlar vermekte olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.05.2014 tr. 2014/127 E. 2014/8458 K. Sayılı ve yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin, 20.10.2014 tr. 2014/8733 E. 2014/16023 K. Sayılı ilamları bulunmakta olduğunu, TBK' nun 20-25. maddelerinde genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup sözleşmelerde; taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurallarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak müvekkil banka ile davacı arasında akdedilen sözleşmede düzenlenen erken ifa halinde her iki tarafın menfaatlerini korumaya yönelik bir düzenleme var ise genel işlem şartı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Müvekkil banka tarafından gerçekleştirilen dava konusu işlemlerin ve faiz oranlarının dayanaklarının, yasa, sözleşme ve emsal yargıtay kararları olup, davacı tarafın hiçbir hukuki dayanak içermeyen beyan ve iddialarının kabulünün mümkün olmadığını ve bu sebeple davanın reddi gerekmekteyken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olup yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davanın açılmasına müvekkil banka sebebiyet vermediğinden davacının dava mahkeme masrafları ve vekalet ücreti talebinin reddi ile bunların tümüyle davacı üzerinde bırakılması gerekmekte olup yerel mahkeme kararının bu yönü ile de kaldırılması gerektiğini, Huzurdaki davanın açılmasına müvekkil banka değil davacının kendisinin sebebiyet verdiğini, müvekkil banka tarafından tesis edilen işlemlerde bir hukuka aykırılık bulunmadığı gibi müvekkil bankanın davacının zararına menfaat elde etmiş de olmadığını, bu nedenlerle huzurdaki davada davacının müvekkil bankaya yöneltebileceği bir talep olmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkil banka üzerine bırakılmasının doğru olmayıp kararın bu yönü ile de kaldırılması gerekmekte olup davanın reddi ile birlikte müvekkil banka lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesini talep ettiklerini, Müvekkil banka açısından telafisi güç zararlara sebebiyet verebileceğinden tehir-i icra talepleri bulunduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen değerlendirilecek nedenlerle; - Yerel mahkemenin 16.03.2021 tarihli kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, - Karar kesinleşene kadar icranın geri bırakılmasına, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacıya kullandırılan rotatif kredi faiz oranını davalı bankanın tek taraflı faiz oranı değiştirme yetkisini kötüye kullanarak fahiş oranda arttırım yapmak suretiyle haksız kazanç sağladığı ve fahiş komisyon ücreti kesintisi yaptığı iddiası ile haksız kazanç sağladığı faiz miktarının ve komisyon ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında 05/08/2016 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiğine, bu sözleşme kapsamında davalı tarafından davacıya 2017, 2018 ve 2019 yıllarında rotatif kredi kullandırıldığına ve davalı bankanın tek taraflı olarak faiz oranını değiştirme yetkisi olduğuna dair bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki istinafa gelen temel ihtilaf; davalı bankanın sözleşme kapsamında kendisine verilen tek taraflı faiz oranını arttırma yetkisini kötüye kullanarak haksız kazanç sağlayıp sağlamadığı, emsal bankalara ve Merkez Bankasına bildirilen faiz oranlarına göre fahiş oranda faiz arttırımında bulunup bulunmadığı, bulunması halinde tahsil ettiği ve davacıya iade etmesi gereken faiz miktarı, tahsil ettiği komisyon ücretinin fahiş olup olmadığı, davacıya iade etmesi gereken komisyon ücreti kesintisinin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde miktarı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı hususlarındadır.6100 Sayılı HMK'nın 107. maddesine göre; Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Davacı tarafından davalının Merkez Bankasına bildirdiği faiz ve komisyon oranları ve emsal bankaların fiilen uyguladığı faiz ve komisyon oranlarını ve davalı tarafından fahiş miktarda faiz oranı uygulanması halinde fazladan tahsil edilen faiz miktarı ve fazladan komisyon ücreti tahsil edilmesi halinde miktarının dava tarihinde davacı tarafından tam ve kesin olarak belirlenmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporunda davalı bankanın fahiş miktarda tahsil ettiği faiz oranının eksik hesaplandığı, davalının gerekçe göstermeksizin enflasyonun üzerinde faiz oranını arttırdığını ve ilk üç yıl komisyon almamasına rağmen daha sonradan komisyon almasının haksız olduğunu ve davalının eyleminin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili, davalı bankaca uygulanan faiz oranlarının ve komisyonun hukuka, kanuna, içtihatlara ve sözleşmeye uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin ve dava açılmasına davalı banka sebebiyet vermemesine rağmen banka aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dava dilekçesinde, cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürülmüş ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; taraflar arasında akdedilen ve gerekçeli kararda belirtilen genel kredi sözleşmesi hükümleri, bilirkişi raporu, bankaca Merkez Bankasına bildirilen faiz oranları ve komisyon oranları, emsal bankalar tarafından bildirilen faiz oranları, davalı banka tarafından 2018 yılında kullandırılan krediye ilişkin Merkez Bankasına bildirilen faiz oranı üzerinde faiz uygulandığının tespit edilmesi, davacı tarafından bankanın en yüksek oranları geçmemek üzere uygulayacağı faiz oranının kabul edilmesi, davalının davacının tahsil ettiği komisyon oranının uygulanan komisyon oranının altında kalması, davalı tarafından bildirilen azami faiz oranından fazla faiz oranı uygulaması ve dava açılmasına sebebiyet vermesi karşısında kabul red oranına göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olması dikkate alındığında, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi uyarınca incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60TL maktu istinaf karar harcından, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 59,30TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 537,67TL nispi istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 134,41TL harcın mahsubu ile bakiye 403,26‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

taraflarınesastanazamiKaynaklanan)özetikararistinafdavacıreddinesebeplerinindereceistanbuldeğerlendirilmesitcmb'savunmasınınmahkemesinindavalıvekilikararınındilekçesindeyargıtaykısmenkabulüAlacakdosyaiddianumarası(Bankacılıkhükümİşlemlerinden

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim