İstanbul BAM 13. HD 2021/2131 E. 2024/750 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/2131
2024/750
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2131
KARAR NO: 2024/750
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/06/2021
DOSYA NUMARASI: 2020/35 Esas - 2021/505 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı .... AŞ.'nın davalılardan ... ile imzaladığı sözleşme ile ... şirketine ait 22.000 kg ağırlığındaki 33 paket 3.960 kutu Salihli Kirazının ... firmasına ... plakalı araç ile ihraç edildiğini, ürünlerin 19.06.2018 tarihinde Alaşehir'de yüklendiğini, olması gereken sürenin iki katı olan 23 günde Novosibirisk'te ulaştığında ürünün tamamının hasarlı olduğunun tespit edildiğini, eksper raporuna göre kirazların çok yüksek ısılarda taşındığını, meydana gelen hasar nedeniyle taşma işlemini gerçekleştiren davalı şirket ... ve CMR Sorumluluk Sigortasına istinaden sigortacı sıfatıyla davalı şirket ... firmasının sorumlu olduğunu, hasar nedeniyle ihracatçı ... firmasına 43.600 USD ödendiğini, ödenen bu bedelinin rücu etmesi gerektiğim, davalılardan rücu bedelini ödememesi üzerine alacak tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalı tarafin haksız itiraz ettiğini, ihrazın iptali ile %20 inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini, vekalet ücretinin davacı tarafa hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı ... Tic. Ltd.Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin CMR hükümleri gereği taşınmak için teslim edilen ürünlerin sigortacısının da ... olduğunu, ürünlerin Novosibirisk'e ulaştırıldığını, hasarın alıcıda olduğunu, davacı tarafın ödememesi gereken bedeli ödediğinden rücusunu isteyemeyeceğini, söz konusu hasardan sorumlu olmadıklarını, Rus gümrüğüne verilmesi gereken belgelerin davacı şirket tarafından geç verildiğinden dolayı teslimatın geç gerçekleştiğim, emtianın gecikmesinden dava dışı ... şirketinin sorumlu olduğunu, CMR 27/2. Md. Uyarınca sorumlu olmadıklarını, hak sahibi olmayan kişinin zararını karşılayan davacı tarafın işbu davayı açarken korunabilir menfaati olmamasından ötürü davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddini, CMR 32/1. Md. Uyarınca yasal ihbar süresine uyulmadığım, faizin CMR'ye göre istenilmesi gerektiğini, hasar bedelinin ödendiğinin ispatlanması gerektiğini, navlun bedelinin davalı şirket tarafından hak edilmiş olup iadesinin ıstenemeyeceğini, davacı tarafin iddia ettiği alacağın likit ve muayyen olmadığından %20 inkar tazminatının ıstenemeyeceğini, davanın husumetten olmazsa esastan reddini, davacı tarafa %2O'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde dilekçesinde özetle; Hak sahibi olmayan kişinin zararını karşılayan davacı tarafın işbu davayı açarken korunabilir menfaati olmamasından ötürü davanın aktif husumet ehliyeti yolduğundan reddini, teslimin şekil şartlarına uymadığını, satıcının ürünü sözleşme koşullarına göre hazırlanmadığını, alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, emtiaya ilişkin gümrük beyanının ve asıl beyanın gönderici tarafından sigortalıya geç gönderildiğinden hasarın davalı sigortalı şirkete yüklenemeyeceğini, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin de sorumlu tutulamayacağını, istenen bedelin sigorta poliçesi limitleri dahilinde ve poliçe kapsamında olmadığını, taşımacının CMR gereği sınırlı sorumlulukları olduğunu, yasal ihbar süresine uyulmadığını, CMR'ye göre %5 üzerinden hesap edilecek temerrüt faizinin talep edilebileceğini, davanın aktif husumetten olmazsa esastan reddini, davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, ticari defterlerin incelenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/06/2021 tarih ve 2020/35 Esas - 2021/505 Karar sayılı kararı ile; " İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası dosyamız içeresine getirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde 43.260,00 USD (262.263,75 TL) tutarlı Asıl alacağın icra giderleri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (Yıllık %7,00 TBB-Mevduat USD (Kamu Banka) değişen oranlarda) faizi ile tahsili için takip yapıldığı, Borçlunun da süresi içeresinde 31.05.2019 tarihli itiraz dilekçesinde "Dosya alacaklısına davalı şirketin borcu bulunmadığım, takibe, takibe konu borcun tamamına, konusuna, anaparaya, yetkiye, vekalet ücretine, işlemiş ve işleyecek faize, icra masrafına ve borcun tüm ferilerine itirazlarının kabulünü ve takibin durdurulmasını" borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. Yanların tüm delilleri toplandıktan sonra dosya iddia, savunma ve yanların tüm delilleri ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak icra takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı varsa saptanması için bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişinin düzenlediği 01/03/2021 tarihli 12 sayfadan ibaret raporunda özetle; “Davacının 2019 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu kanaatine varıldığı, Davacı şirketin incelenen 2019 yılı ticari defterinde davalı yan ile ilgili bir kayda rastlanılmadığı, Takibe konu dava dışı ... Tic. A.Ş. tarafından davacı adına tanzim edilen 17.04.2019 tarihli ... no.lu "Reklamasyon Bedeli" açıklamalı 43.260,00 USD tutarlı faturanın davacının ticari defterlerinde 250.440,79 TL bedel ile kayıt altına alınmış olduğu görüldüğü, Tarafların sorumlulukları yönünden, Davalıların sınırlı sorumluluk hükümlerine tabi olduklarının kabulü ihtimalinde ise CMR 23 çerçevesinde sınırlı sorumluluk çerçevesinde sorumlu olacakları tazminatın 43.260,00 USD tutarlı faturanın davacının ticari defterlerindeki karşılığı 250.440,79 TL olacağı, Anılan icra takibine haksız surette itiraz eden davalılar hakkında % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin talebin Takdirinin Mahkemeye ait olduğuna. Dava konusu diğer bir talep olan navlun ücretinin ise, 10.500 USD olarak davacı ve dava dışı gönderen ... Tic A.Ş arasındaki anlaşma kapsamımda belirlenmiş olduğu tespit edilmiş, 1 nolu davalı ... Tic Ltd.Şti ve 01.12.2017 ve 01,12.2018 vadeli 2.000,000 euro sorumluluk linmiti kapsamında 1098869 sayılı CMR Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında 2 nolu davalıdan 21.05.2018 tarih ve Seri- 0 sayılı ... konusu tutarda navlun ücreti talep etmeye hakkı olduğu kanaatine varılmıştır.” Sonuç ve kanaati ile raporunu sunmuştur. Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; Huzurdaki davada davacı ... AŞ.'nın davalılardan ... Ltd Şti ile imzaladığı sözleşme ile ... şirketine ait 22.000 kg ağırlığındaki 33 paket 3.960 kutu Salihli Kirazının ... firmasına ... plakalı araç ile ihraç edildiği anlaşılmaktadır. Taşınan bu ürünlerin 19.06.2018 tarihinde Alaşehir'de yüklendiği sabittir. Ancak taşınması gereken sürenin iki katı olan 23 günde Novosibirisk'te ulaştığında ürünün tamamının hasarlı olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Taşınan ürünlerdeki hasarın eksper raporuna göre kirazların çok yüksek ısılarda taşındığını, meydana gelen hasar nedeniyle taşma işlemini gerçekleştiren davalı şirket ...'un ve CMR Sorumluluk Sigortasına istinaden sigortacı sıfatıyla davalı şirket ... Sigorta firmasının sorumlu olduğunu, hasar nedeniyle ihracatçı ... firmasına 43.600 USD ödendiğini, ödenen bu bedelinin rücu etmesi gerektiğinden davacı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile; 43.260 USD Asıl Alacak üzerinden takip yapılmış olup, davalının vaki itirazı üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı şirketin incelenen 2019 yılı ticari defterinde davalı yan ile ilgili bir kayda rastlanılmamıştır. Takibe konu dava dışı ... Tic. A.Ş. tarafından davacı adına tanzim edilen 17.04.2019 tarihli ... no.lu "Reklamasyon Bedeli" açıklamalı 43.260,00 USD tutarlı faturanın davacının ticari defterlerinde 250.440,79 TL bedel ile kayıt altına alınmış olduğu belirlenmiştir. Bu davada ... plakalı araçla Karayolu ile 19.06.2018 tarihinde Manisa' dan başlayan nakliye süreci kapsamında taşınan kiraz emtiaların varma yerinde 12.07.2018 tarihinde alıcısına bozulmuş olarak teslim edilmesi nedeniyle üst taşıyan tarafından dava dışı gönderene ödenen tazminatın alt taşıyan / davalı fiili taşıyan ... Tic. Ltd. Şti.'nden tahsilinin talep ve dava edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosyada sunulan CMR taşıma senedi, Gümrük Beyannamesi ve diğer belgelerden davaya konu taşımanın Türkiye'den Rusya'ya karayolu ile yapıldığı anlaşılmaktadır. CMR m. 37'ye göre, CMR Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde tazminat ödemiş olan taşımacı, bu tazminat üzerinden ödediği faiz ve yaptığı masraflarla birlikte tazminatı, taşımaya katılmış olan diğer taşımacılardan bu maddede düzenlenen koşullar çerçevesinde geri alma hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır. Eşyanın Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için mukavele (...) olarak ifade edilen ve kısa CMR olarak adlandırılan Konvansiyon'un 34. maddede yer alan düzenleme uyarınca taşıma senedinin kabulü ve taşımaya konu yükün teslim alınmasıyla taşıyan taşıma sözleşmesine taraf olur. Dosya kapsamında yapılan incelemede tüm bu hükümler karşısında, 1. davalı şirketin dava konusu taşımayı gerçekleştirmeyi taahhüt ve taşımaya bizzat iştirak ettiği açıkça taşıma taahhüdünde bulunduğu ve taşımaya fiilen yapmış olduğu anlaşılmıştır. Taşıyıcının önceden Sorumluluğun kaldırılmasına veya hafifletilmesine ait hükümlerin geçersizliği Madde 854- (1) de " Kanunun, taşıyıcıya, taşıma işleri komisyoncusuna ve faaliyetleri Devlet iznine bağlı taşıma işletmelerine yüklediği sorumlulukların, önceden hafifletilmesi veya kaldırılması sonucunu doğuran tüm sözleşme hükümleri geçersizdir. Bu hükümlerin, işletme tüzüklerinde, genel işlem şartlarında, biletlerde, tarifelerde veya benzer diğer belgelerde öngörülmüş olmaları hâlinde de hüküm aynıdır. " denilerek düzenlenmiştir. CMR m. 17'ye göre, taşımacı emtiayı teslim aldığı tarihten teslim edinceye kadar geçen süre içinde meydana gelecek ziya, hasar ve gecikmeden sorumlu olup, taşımacıyı bu sorumluluktan kurtaran sebeplerin neler olduğu da ayru maddede düzenlenmiştir. CMR m. 18'e göre ise, kendisini sorumluluktan kurtaran hallerin mevcudiyetini ispat yükü taşımacının üzerinde olduğu anlaşılmıştır. TTK m. 876'da taşıyıcının eşyanın zıyaı, hasarı ve teslimindeki gecikmesine dair genel sorumluluktan kurtulma sebebi düzenleyerek sorumluluk konusunda geçerli olan özen yükümlülüğünün derecesini "en yüksek özen" olarak tespit etmiştir. Keza CMR m. 17 Il'de yer alan taşıyıcının önleyemeyeceği veya kaçınamayacağı sebepler somut olayın özelliklerine göre mümkün olan en yüksek özenin gösterilmesine rağmen zararın ortaya çıkması hali olup, buna göre CMR m, 18'e göre ispat edilmesi gerekeceği anlaşılmıştır. Makul özeni göstermek taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için yeterli değildir ve CMR m. 17 ll'de yer alan "kaçınamayacağı" ifadesinin "en yüksek özenin gösterilmesine rağmen kaçınamayacağı" şeklinde anlaşılması gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay ll'inci Hukuk Dairesi, öteden beri CMR m. 17 Il'nin uygulanmasında "basiretli (ve tedbirli) taşıyıcının özeni"ni ([e]TTK m. 20II, TTK m. 18 II) objektif özen derecesi olarak dikkate almış ve birçok kararında buna yer vermiştir. Yargıtay. 11. Hukuk Dairesinin, 01.02.2008, E. 2006/13351, K. 2008/930) sayılı kararda CMR 17/2. maddesine göre, taşıyıcı kayıp, hasar ve gecikmenin kaçınmayacağı durumlardan ve önleyemeyeceği sonuçlardan kaynaklandığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Taşıyıcının basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken özeni göstermesi gerekir' denilmiştir. Kayıp, hasar veya gecikme taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarına engel olamayacağı bir olaydan doğmuş ise sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Bu sorumsuzluğu tespitte ölçü, deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gerekli özendir. Başka bir anlatımla, gerekli özene ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacaksa o halde taşıyıcının sorumlu olmadığı kabul edilecektir. CMR Konvansiyonu'nun 17/2'nci maddesinde, kayıp, hasar ve gecikme taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarına engel olamayacağı bir olaydan doğmuş ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı öngörülmüştür. Deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gereken özen ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacak ise taşıyıcının sorumlu olmadığı kabul edilebilecektir.CMR m 23'e göre ziya halinde tazminat tutan, emtianın taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki ticaret borsası, geçerli piyasa fiyatı veya aynı cins ve kalitedeki emtiaların normal kıymetine göre hesaplanacak, tazminat eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8,33 SDR'yi geçemeyecektir. Bu düzenleme çerçevesinde, dava konusu olayda tazminat tutarının, emtiaların teslim alındığı tarih ve yer olan 19,06.2018 tarihinde Manisa-Alaşehir 'deki değerine göre hesaplanması gerekmektedir. Taşımacının eşyanın bütünündeki hasar dolayısıyla ödeyeceği tazminat eşyanın zıyaa uğramış olsa idi CMR'nin 23/3., 6. ve 9. maddeleri gereğince ödeyeceği tazminat miktarını aşamaz Hasar, yükün bir kısmında oluşmuşsa bu takdirde tazminat, sadece hasardan etkilenen kısım ziyaa (kısmı zıya) maruz kalmış olsa idi, ödenecek tazminat miktarından fazla olmaz.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden hasara uğrayan eşyanın toplam brüt ağırlığı zayi olan 22.000 kg ağırlığındaki 33 paket 3.960 kutu Salihli Kirazıdır. Taşıyıcının sorumlu olduğu miktarın hesabında uygulanacak SDR kuru, karar tarihine en yakın SDR kuru olacağından işbu rapor tarihi itibariyle 26.12,2020 Günü Belirlenen Gösterge Niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kurları Listesine Göre; 1 ÖZEL ÇEKME HAKKİ (SDR) 1.44073 ABD Doları olup buna göre taşıyıcının CMR m.23/3 gereğince sorumluluğu; 22.000 kg x 8,33 x 1.44073 USD= 264,028,18 USD'yi aşmaması gerektiği kabul edilmiştir. Bu miktar yukarıdaki hesaplamalardan daha yüksek olmakla CMR m.23/3 çerçevesinde davalıların sorumluluğu Davacı adına dava dışı gönderen ... Tic. A.Ş. tarafından tanzim edilen 17.04.2019 tarihli 726113 no.lu "Reklamasyon Bedeli" açıklamalı ve davacının ticari defterlerinde 43.260,00 USD karşılığı 250.440,79 TL bedel ile kayıt altına alınmış olduğu belirlenmiştir. CMR Konvansiyonu madde 19 uyarınca yük kararlaştırılan zaman limiti içinde teslim edilmemiş ise veya kararlaştırılmış zaman limiti olmadığı hallerde, gayretli bir taşımacıya gerekli zamanı geçiyor ise teslimde gecikme var sayılması gerekecektir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E: 2004/5772 K; 2005/5610 T: 30.05.2005 tarihli Taşıyanın Gecikmeden Doğan Sorumluluğuna dair bir kararında "CMR Konvansiyonu kurallarına göre; gecikmenin zarara neden olması halinde. Taşıyan navlun ücretiyle sınırlı olarak zarardan sorumludur. Bu nedenle gecikme halinde zarar olmasa da, gecikilen süre ile orantılı olarak taşıma ücretinden indirim yapılacağını öngören yasa kuralının olayda uygulanabilirliği bulunmamaktadır." denilmek suretiyle Taşıyanın sorumluluğunun navlun sınırlı olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla süresi içinde açılmış bir dava olmak şart ile gönderenin ihtilaf konusu taşıma nedeniyle uğrayacağı zararın bu taşımaya ait navlun tutarını aşamayacağı kabul olunmuştur. Taşımalarda ihtiyaç duyulması halinde makul sürenin hesaplanması hususunda Yargıtay 11. HD.'nin 12.12.2006 E. 2005/12623, K.2006/13193 sayılı kararında "Makul taşıma süresinin hesabı ise her olayın şartlarına göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Süre hesaplanırken eşyanın ve taşımada kullanılması, verilen talimatlar, gümrükteki olağan bekleme süresi, gidilen yolun koşullan, izin verilen sürüş saatleri gibi pek çok faktör dikkate alınmalıdır," denilmektedir. Söz konusu emsal içtihattan taşımada belirli bir sürenin kararlaştırılmamış olması ve olaya uygulanacak ticari örf-adet kuralının mevcut olmaması durumunda, hakimin her somut özelliklerini takdir ederek karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dava konusu diğer bir talep olan navlun ücretinin ise, 10.500 USD olarak davacı ve dava dışı gönderen ... Tic A.Ş arasındaki anlaşma kapsamımda belirlenmiş olduğu tespit edilmiş, 1 nolu davalı ... Tic Ltd.Şti ve 01.12.2017 ve 01,12.2018 vadeli 2.000,000 euro sorumluluk linmiti kapsamında ... sayılı CMR Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında 2 nolu davalıdan 21.05.2018 tarih ve Seri- 0 sayılı ... konusu tutarda navlun ücreti talep etmeye hakkı olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu olayda taraf delilleri arasında mübrez ve yukarıda tanımlanmış fatura kapsamında 10.500 USD Navlun ücreti kararlaştırıldığı açık olup, kirazların bozulmasına çalışmayan araç soğutucu ünitesini değil, bizatihi taşıyandan kaynaklı gecikmenin sebep olduğu sonucuna varıldığından gecikmeli olarak teslim olunan yük dolayısı ile talep olunacak tutarın hiçbir zaman Navlun tutarını aşmayacağı kanaatine varılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde, ödediği tazminatının takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi talebinde de bulunmuştur, CMR md 27 düzenlemesine göre ise faiz, ödeme talebinin yazılı olarak taşıyana gönderildiği tarihten itibaren %5 olarak işlemeye başlayacaktır. Bu durum karşısında, takdiri Muhterem Mahkemenize ait olmak üzere, davan tarafın davalıdan ancak en erken takip tarihinden itibaren %5 oranında faiz talebinde bulunabileceği neticesine ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle İş bu davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında davalının itirazının davalı ... tic Ltd den 2.000.-Euro üzerinden iptali ile takibin devamına, davalı ... yönünden ise 10.500.-USD üzerinden iptali ile takibin devamına takipten sonra asıl alacak olan bu miktara 3095 SY nın 4/a Md uyarınca Euro ve USD faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı likit bir borcunun varlığını bilmediği, alacağın tahsilini geciktirmek için itirazda bulunduğunun kanıtlanamadığı anlaşıldığından İİY 67/2 maddesi uyarınca alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatı istemi yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-İş bu davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında davalının itirazının davalı ... tic Ltd den 2.000.-Euro üzerinden iptali ile takibin devamına, davalı ... yönünden ise 10.500.-USD üzerinden iptali ile takibin devamına takipten sonra asıl alacak olan bu miktara 3095 SY nın 4/a Md uyarınca Euro ve USD faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine, % 20 icra inkar tazminatı istemi talep yargılamayı gerektirdiğinden reddine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili, davalı ... Limited Şirketi vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Yerel mahkeme kararının, CMR Konvansiyonu açık düzenlemelerine, taşıma hukuku ilkelerine aykırılık teşkil eden nitelikte oluşturulduğunu, dosyadaki deliller, bilirkişi raporu ve rapora karşı beyanlar incelenmeksizin verilen kararın, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir sonuca ulaşılmasına neden olduğunu, Dosyada alınan bilirkişi raporunda, sınırlı sorumluluk hesabı yapılsa dahi taleplerinin bu sınırın altında olduğunu, yani davalıların 43.260,00 USD tutarında sorumlu olacağının tespit edildiğini, Diğer yandan, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, davalıların gecikmeden dolayı sorumlu olduğunun kabul edilmesi ihtimalini göz önüne alarak ikinci bir hesaplama yaptıklarını, Yerel mahkemenin ise dosyadaki raporu ve delilleri incelemeksizin kararını oluşturduğunu, rapora karşı her iki taraf da beyan dilekçesi sunmuş olmasına rağmen, 08.06.2021 tarihli karar celsesinde mahkemece, taraflarca bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi "sunulmadığı" şeklinde zapta geçirildiğini, taraf itirazları üzerine bu ifadenin zapttan kaldırıldığını, bu durumun ise yerel mahkemenin taraf itirazlarını hiç incelemeksizin hüküm oluşturduğunun açık bir göstergesi olduğunu, hal böyle iken eksik incelemeye dayalı olarak kurulan yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında, davalı ... açısından 2.000 Euro, ... açısından ise 10.500 USD üzerinden itirazın iptaline karar verdiğini, ancak bu kararın tamamen hatalı olup kaldırılması gerektiğini, Dosyada yer alan sigorta poliçesinde, sigorta sorumluluk limitinin 2.000.000 Euro (ikimilyon Euro) olduğunun görülmekte olduğunu, gerekçeli kararda bu sorumluluk limiti gereğince davalı ... Sigorta'nın navlun ücretinden sorumlu olacağının belirtildiğini, bunun sonucu olarak davalıların müteselsilen sorumlu oldukları da düşünüldüğünde, aynı tutardan sorumlu olmaları gerekirken, davalı ...atur açısından 2.000 Euro (ikibin Euro), ... açısından ise 10.500 USD üzerinden itirazın iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalıların yalnızca navlun ücretinden değil, taleplerinin tamamından sorumlu olmaları gerektiği aşağıda gerekçeleriyle açıklanmakla birlikte, karara öncelikle bu nedenle itiraz etmek gerektiğini, Yerel mahkemece, hasarın esas nedeninin emtiaların aşırı yüksek sıcaklılarda taşınması olduğu ve bunun sonucu olarak davalıların 43.260,00 USD zararın tamamından sorumlu olmaları gerektiği hususlarının göz önünde tutulmadığını, araç geç gitmesine rağmen gitmesi gereken sıcaklıkta gitse idi, emtiaların zayi olmayacak olduğunu, davalıların ağır kusur teşkil eden hareketlerini göz ardı ederek yalnızca gecikme hasarı şeklinde hesaplama yapmanın hukuka ve hakkaniyete uygun düşmemekte olduğunu, bilirkişi raporundaki kanaatlerin de bu yönde olduğunu, Emtiaların 0444 nolu CMR belgesiyle 33 palet 3.960 kutu kiraz yükünün Rusya'daki alıcı adresine nakliyeci ... firması sorumluluğunda taşındığını, emtialar alıcı adresine vardığında, taşınan kirazların tümünün hasarlı olduğunun tespit edildiğini, delillerinden CMR belgesinin sağ alt kısmında emtianın hasarlı teslim alındığına dair, ürünlerin tamamen çürük olduğu ve 28 derecede teslim edildiğinin yazmakta olduğunu, Emtia üzerinde yapılan ekspertiz çalışması sonucu hazırlanan rapordaki tespitler ise aşağıdaki gibi olduğunu: - ... plakalı araç ile ilgili inceleme yapıldığı sırada dorsenin soğutucu ünitesinin kapalı durumda olduğunun gözlemlendiğini, - Söz konusu emtiaların alıcı firmaya varıp dorse kapıları açıldığında kirazların bulunduğu dorsenin iç derecesinin aşırı sıcak şekilde +25°C / +30°C civarında olduğunun belirlendiğini, - Tüm emtiaların alıcı firmaca reddedildiğini ve kirazlarda ağır şekilde çürüme ve bozulma belirtileri gözlemlendiğini, - Dorse içi ısının +2°C olması gerekirken ekspertiz sırasında soğutuculu dorsenin iç ısısının +31,7°C olarak ölçüldüğünü, Dorse içi ısı kaydedici verilerinden de anlaşılacağı üzere kirazların nakliyenin ilk 10 günü boyunca +3°C ile +8°C arasında yüksek ısılarda, nakliyenin son 9 günü ise +9°C ile +25°C arasında aşırı yüksek ısılarda taşındıklarını, Ekspertiz raporunda da açıkça belirtildiği üzere; kirazların normal taşıma derecesinin +2°C olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu taşıma derecelerinin kirazların tamamen hasarlanmasına yol açacağını, Diğer yandan CMR belgesinde gönderen tarafından emtiaların +2°C'de taşınması talimatı verildiğinin görülmekte olduğunu, hal böyle iken davalının basiretli bir taşıyıcı olarak gereken özeni göstermemesi bir yana, taşıma belgesinde yazılı talimatlara dahi aykırı davranışının söz konusu olduğunu, Emtiaların soğutucu ünitesi arızalı araç ile taşındığını, zarar gelme bilinciyle hareket edildiğini, davalı taşıyıcının taahhüt ettiği sıcaklıkta taşıma yapmadığını, oysaki davalının, emtianın kiraz emtiası olduğu ve +2°C'de taşınması gerektiğinin bilincinde olduğunu, CMR belgesinde "gönderenin talimatları" bölümünde emtianın +2°C'de taşınması talimatı verildiğini, aşağıda sunulan Yargıtay kararlarından, bu gibi durumlarda taşıyıcının " TAM KUSURLU " kabul edilmesi gerekmekte olduğunun görüleceğini, CMR madde 29'da yer verilen “kasıtlı hareket” kavramına göre, taşıyıcının, zararın gerçekleşme ihtimalini bildiği ve bunu istediği hallerde ya da zararın gerçekleşmesini istemediği ancak zararı bilerek riske ettiği hallerde kastının olduğunun kabul edileceğini, kasta eşdeğer kusurun ise genel olarak ağır kusur olarak kabul edilmekte olduğunu, CMR' nin 29. maddesinin, taşıyıcının ağır kusurlu hareketleri sonucu zararın tamamından sorumlu olması gerektiğine ilişkin bir düzenleme getirmekte olduğunu, Dava konusu kiraz emtiasına elverişli taşıma için dorse içi ısının +2°C olması gerektiği hususunun CMR belgesi üzerinde belirtilmiş olduğunu, ancak söz konusu emtiaların dorsenin soğutucu ünitesi kapalı durumda iken ve aşırı yüksek sıcaklıklarda taşınmış olduğunu, herhangi bir kimse dahi kiraz cinsindeki emtianın bu derece yüksek sıcaklıklarda taşınması halinde bozulacağı sonucuna ulaşabilecekken, davalının basiretli bir taşıyıcı olarak bu sonucu öngörememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle davalının kirazların bozulacağını bildiği fakat bu ihtimali bilmesine rağmen bozuk araçla taşıma yaptığı sonucuna ulaşılabileceğini, davalının bu duruma ilişkin olarak ne tür bir önlem aldığına ilişkin açıklama dahi getirmediğini, davalının bu hareketlerinin ise hem doktrin hem Yargıtay içtihatlarında "AĞIR KUSUR" olarak nitelendirilmekte olduğunu, Bilirkişi raporunda da bu hususta davalının sorumlu olmadığına ilişkin hiçbir belge ortaya koyamadığını, ekspere verilmiş tek taraflı beyan dışında iddiasını destekleyen hiçbir delil sunmadığı şeklinde tespitte bulunduklarını, Sonuç olarak davalının ağır kusurlu olduğu açık ve net olduğuna göre, malların tamamının hasarlanması nedeniyle zararın tamamından sorumlu olması gerektiğini, yerel mahkemece bu husus hiç değerlendirilmeksizin hüküm oluşturulduğunu, Davalıların tam tazminatla sorumlu olmaları gerektiğine ilişkin emsal bir kararda, taşıyıcının taahhüt ettiği sıcaklıkta taşımayı sağlayamaması ve buna ilişkin hiçbir önlem almaması halinde zararın meydana gelme bilinci ile taşıma yaptığı ve bu nedenle tam kusurlu olması gerektiğine hükmedildiğini, emsal kararda geçen bu olayın, kendi olayları ile birebir paralellik arz etmekte olduğunu, davalının meydana gelen zararı hiçbir şekilde açıklayamadığı gibi, bu zararı önlemek için ne tür bir önlem aldığını da ortaya koyamadığını, diğer bir ifade ile davalı taşıyıcının aslında bu zararın meydana geleceğini kabul ettiğini ve önemsemediğini, ''...davalının ürünü taşıma senedinde belirtilen +2 C sıcaklıkta taşımamış olduğu, eşyanın doğal niteliğinin baştan bilindiği ve CMR 18/4 maddesi gereğince davalının taahhüt ettiği şartları sağlamadığı ve sorumluluktan kurtulma savunmasında bulunamayacağı, yükleme esnasında ön soğutma yapılmadığı ancak davalı tarafından sıcaklığın +2C'ye indirilmesinin mümkün olması karşısında ön soğutma yapılmamasının taze olan ürünün bu derecede bozulmasını sağlamayacağı, taşıyıcının taahhüt ettiği sıcaklıkta taşımayı sağlamadığı ve zarar meydana gelme ihtimali bilinci ile taşıma yapmış olduğu için tam kusurlu sayılacağı...'' (T.C. YARGITAY 11. H.D. 2015/5726 E. 2015/13056 K. 7.12.2015T.) Hiçbir kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için hasara gecikmenin sebep olduğu düşünülse dahi davalının, taşıyıcı lehine navlun bedeli ile sınırlanan sorumluluk maddesinden yararlanamayacağını, yukarıda içtihatları ile açıklandığı üzere, davalının ağır kusur teşkil eden hareketleri sonucu zarara sebebiyet verdiğini, hal böyle iken davalıların her bir ihtimalde tam tazminatla sorumlu tutulması gerektiğini, yerel mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, CMR m. 29’da: “Hasar, taşımacının (taşıyıcının) kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı (taşıyıcı), sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz.” hükmünün getirildiğini, işbu maddenin, zıya, hasar ve gecikme olmak üzere her üç sorumluluk hali için uygulanmakta olduğunu, gecikme halindeki sorumluluğu navlun ücretiyle sınırlayan CMR maddesinin de taşıyıcı lehine bir sınırlı sorumluluk hükmü getirmekte olduğunu, hal böyle iken bilirkişilerce ikinci bir ihtimal olarak sunulan, zarara gecikmenin sebebiyet verdiği düşünülse dahi, davalının ağır kusurlu hareketleri nedeniyle, lehine sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı hususunun aşikar olduğunu, - Yargıtay'ın, taşıyıcının zararı hiçbir şekilde açıklayamaması halinde ağır kusurlu kabul edileceğini ve lehine sınırlama hakkını kaybedeceğini kabul etmekte olduğunu, bilirkişilerce de tespit edildiği üzere davalının zarara ilişkin hiçbir açıklama getiremediğini, hiçbir delil sunamadığını, "Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin karine olarak sorumluluğunu sınırlama hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının gerçek zararını karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.” (Yargıtay - 11. H.D., 04.04.2005 T., 2004/6554 E.,) Taşıyıcının ağır kusurlu olması halinde tam tazminatla sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin diğer emsal Yargıtay kararlarını aşağıda sunmakta olduklarını: “… CMR Konvansiyonu hükümlerine göre … kural olarak taşıyıcının sorumluluğu sınırlı sorumluluk olmakla birlikte Konvansiyonun 24. maddesi gereğince taşıma senedinde değer gösterilmiş ise taşıyıcı, mal bedeli yönünden sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı gibi, 29. madde gereğince hasar, taşıyıcının ağır kusur veya kastından kaynaklanmışsa sorumluluğunu kaldıran, sınırlayan ve kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerden yararlanamaz. Dolayısıyla, tam tazminat kapsamında bulunan kar mahrumiyetinden de sorumlu olur. …” (Yargıtay 11. H.D., 25.05.2007 T., 2007/4154 E., 2007/8051) “… mahkemece yapılacak iş … davalının ağır kusurlu olduğu kabul edilip, ağır kusur halinde taşıma senedinde belirtilen değer yerine, tam tazminat istenebileceğinden ve davacının talebi de bu yolda olduğundan tam tazminata hükmetmekten ibarettir.” (Yargıtay 11. H.D., 28.10.1986 T.,1986/4817 E., 1986/5597 K.) “… CMR’nin 29. maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinden veya kasdi fena harekete muadil addedilen kusurundan meydana gelen hasar halinde taşıyıcının sorumluluğunu tahdit eden veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulanma kabiliyeti kalmamaktadır. Anılan maddede sözü edilen taşıyıcının kendi fena hareketi veya kasdi fena hareketi kavramlarını Türk Ticaret Kanununun 786. maddesinde sözü edilen ağır kusur en yakın olarak karşılamakta olup, taşıyıcının ağır kusur veya hilesinin bulunduğu durumlarda sınırlı sorumluluğunun bulunmadığının kabulü gerekmektedir.” (Yargıtay - 11. H.D., 12.06.2000 T., 2000/4546 E., 2000/5446 ) Aşağıda sunulan Yargıtay kararının, somut olay ile birebir paralellik arz etmekte olduğunu, kiraz emtialarının, gönderen talimatına aykırı olarak yüksek sıcaklıklarda taşınması durumunda taşıyıcının ağır kusurlu kabul edilerek sınırlı sorumluluk hükümlerinden faydalanamayacağına hükmedildiğini, bu gibi durumlarda Yargıtay içtihatlarının, davalı taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağının ilke olarak kabul edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yönünde olduğunu, "Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu kiraz ürününün Türkiye’den Almanya’ya taşıma işini davalılardan ... Nak. ve Tic.Ltd.Şti. tarafından üstlenildiği, davalı sigorta şirketinin CMR. Sigorta sözleşmesi ile ürünü sigorta ettiği, diğer davalının aracın sürücüsü olduğu, kiraz ürününün +4 ve 6 derece arasında soğutma sağlayarak taşınması gerekirken varış yerinde yapılan tespit sonucu +19.5 ile 20.9 derece sıcaklığında taşındığı, ürünün 3 ile 4 gün arasında varış yerine gitmesi gerekirken bu süre aşılarak 8 gün sonunda varış yerine ulaştığı, ürünün uygun sıcaklıkta taşınmaması ve taşıma süresinin çok aşılması sonucu bozulduğu, alıcıya teslim edilmeden yetkili Alman makamlarınca bu bozukluğun belirlendiği, davacının zararının 72.984,90 YTL olduğu ve alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne ve inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa, CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır. Bu kusur ve kastını, TTK'nun 786. maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşıyıcının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır. Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin karine olarak sorumluluğunu sınırlama hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının gerçek zararını karşılaması gerektiği kabul edilmelidir. Dairemiz’in yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ve ilkeler de gözetilerek, hasarın mutad taşıma süresinin aşılması ve ihraç konusu ürünün uygun sıcaklıkta taşınmaması nedenleri ile oluştuğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu nazara alınmak, davalılardan ... Nak.ve Tic.Ltd.Şti. vekililinin başka bir davada vermiş olduğu cevap dilekçesinde dahi bu hususu açıkça ikrar ettiği gözetilmek, bu bağlamda mümeyyiz davalıların anılan ...'un sınırlı sorumluluk ilkelerinden yararlanıp yararlanmayacaklarının denetime elverişli bir şekilde yeterince tartışılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir." (Yargıtay - 11. HD., E. 2007/14803 K. 2009/3381 T. 23.03.2009) Dosyada alınan bilirkişi raporunda da bu hususa paralel olarak, davalı taşıyıcının zararın meydana gelmesinde sorumlu olduğu, sorumluluktan kurtulma hallerinin ise somut olayda mevcut olmadığını, davalıların 43.260,00USD tutarında sorumlu olacaklarını tespit ettiklerini, ancak mahkemece bu hususun hiç değerlendirilmediğini, yukarıdaki açıklamaları ile sundukları Yargıtay kararları doğrultusunda yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davalılar hakkında tam tazminata hükmedilmesini, talepleri gibi karar verilmesini talep ettiklerini, Bilirkişi raporunda da tespit edileceği üzere alacaklarının likit hale geldiğini, davalıların itirazda haksız olduklarını, bu nedenle davalılar hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, likit borcun varlığının bilinmediği gerekçesiyle icra inkar tazminatı taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, İşbu itirazın iptali davasına konu tazminat alacağının, delil niteliğini belirtmiş oldukları ekspertiz raporunun tazminat hesaplamalarından, dosyaya sunulan faturalardan ve müvekkil ticari defterlerinden de anlaşılacağı üzere gerçek, miktarı belli olan likit bir alacak olduğunu, tazminat miktarı belirlenebilir olduğundan, alacağın likit olmadığından bahsedilemeyeceğini, bu sebeple, davalı borçluların borca haksız bir şekilde itiraz etmesinin, icra inkar tazminatının amacına uygun talep edildiğini göstermekte olduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; İlk derece mahkemesi kararının duruşmalı olarak incelenerek bozulmasına, akabinde davanın kabulüne, müvekkilinin davalılardan olan 43.260,00 USD alacağına ilişkin icra takibine yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, en yüksek kamu banka USD faizi ile alacakları likit ve belirlenebilir olduğundan % 20'den az olmayan oranda icra inkar tazminatı ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin kendileri adına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI ... LİMİTED ŞİRKETİ VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince yargılaması görülen dosyada “davanın kabulüne” karar verildiğini, işbu karara karşı itirazlarını sunma zarureti hasıl olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından oluşturulan gerekçeli kararda, “…Dava konusu diğer bir talep olan navlun ücretinin ise, 10.500 USD olarak davacı ve dava dışı gönderen ... Tic. A.Ş. arasındaki anlaşma kapsamında belirlenmiş olduğu tespit edilmiş, 1 no’lu davalı ... Tic. Ltd. Şti. ve 01.12.2017 ve 01.12.2018 vadeli 2.000,000 Euro sorumluluk limiti kapsamında ... sayılı CMR Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında 2 nolu davalıdan 21.05.2018 tarih ve seri-0 sayılı ... konusu tutarda navlun ücreti talep etmeye hakkı olduğu kanaatine varılmıştır.” denilerek hüküm kısmında “işbu davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında davalının itirazının davalı ... Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den 2.000 Euro üzerinden iptali ile takibin devamına, davalı ... Sigorta yönünden ise 10.500,00 USD üzerinden iptali ile takibin devamına takipten sonra asıl alacak olan bu miktara 3095 sy nın 4/a md uyarınca Euro ve USD faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine…” hükmü kurulduğunu, Yukarıda anılan gerekçeli kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak oluşturulduğunu, dava konusu olayın esasına ilişkin sakat ve taşıma hukukunun mevzuatına uygun olmayan bir hüküm kurulduğunu, yerel mahkemenin kararına ilişkin olarak aşağıda esasa ilişkin itirazlarının yüksek mahkemenin dikkatine sunulmakta olduğunu, Yerel mahkemenin, gerekçeli kararında müvekkil ... yönünden işbu itirazın iptali davasının 2.000 Euro üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verdiğini, ancak bu hükmün hatalı olduğunu, Gerekçeli kararda yer alan “…Dava konusu diğer bir talep olan navlun ücretinin ise, 10.500 USD olarak davacı ve dava dışı gönderen ... Tarım ve Gıda Tic. A.Ş. arasındaki anlaşma kapsamında belirlenmiş olduğu tespit edilmiş, 1 no’lu davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ve 01.12.2017 ve 01.12.2018 vadeli 2.000,000 Euro sorumluluk limiti kapsamında 1098869 sayılı CMR Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında 2 nolu davalıdan 21.05.2018 tarih ve seri-0 sayılı ... konusu tutarda navlun ücreti talep etmeye hakkı olduğu kanaatine varılmıştır.” şeklindeki kısım ile hüküm kısmında yer alan 1 no’lu kararın birbiri ile uyuşmadığını, 2 numaralı davalı ... A.Ş.' nin, 1 numaralı davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sigortacısı olduğunu ve dosyada mübrez sigorta poliçesi kapsamında sigorta teminatının 2.000,000,00 EUR (iki milyon Euro) olduğunu, Gerekçeli kararda yer alan kısımdan anlaşılan hususun, 2 numaralı davalı ... Sigorta’nın sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamında navlun ücretinden sorumlu olduğu hususu olduğunu, bu halde 1 numaralı davalı ve 2 numaralı davalının aynı tutarda navlun ücretinden sorumlu olacağını, ancak müvekkil ... yönünden davanın 2.000 Euro üzerinden devamına karar verildiğini, gerekçe kısmında yer alan karar ile 1 numaralı hüküm kısmında yer alan karar birbiri ile örtüşmemekte olduğundan öncelikle bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, neticede işbu dilekçe içeriğinde sundukları itirazlar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında, yük zamanında teslim edilmemiş olduğundan taşıyanın sorumluluğunun navlun ücreti ile sınırlı olduğunu belirttiğini ve hükmü buna göre oluşturduğunu, ancak cevap ve bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçeleri yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadan bu hükmün oluşturulduğunu, Dava konusu emtianın 19.06.2018 tarihinde Alaşehir/Manisa’dan yüklendiğini, 25.06.2018 tarihinde Haydarpaşa Gümrüğü’nden çıkış yaptığını, 26.06.2018 tarihinde ise geminin Haydarpaşa Limanından Ukrayna’ya gitmek üzere kalktığını, taşımanın yapıldığı ... plakalı aracın 21.06.2018 tarihinde Rusya Gümrüğü’ne getirildiğini, gerekli gümrük işlemlerinin göndericinin kusuru ile gecikmeli olarak tamamlanmasının ardından aracın 11.07.2018 tarihinde varış noktası olan Novosibirsk/ Rusya’ya vardığını, emtiaya ilişkin gümrük beyanının ve asıl beyanın çıkarttırılarak gönderici tarafından Müvekkil Şirkete gönderilmesinin 7 gün sürmesi nedeniyle aracın Rusya Gümrüğünde beklemek durumunda kaldığını ve taşıma süresinin olması gerekenden daha uzun sürdüğünü, Müvekkil Şirket taşımayı süresinde gerçekleştirebilecekken göndericinin göndermekle yükümlü olduğu evrakları kendi kusuruyla Müvekkil Şirkete teslim etmekte gecikmesi nedeniyle taşıma süresinin uzadığını, bu nedenle müvekkil şirketin aracının Rusya giriş gümrüğünde beklemeye alındığını, evraklar araca teslim edildiğinde aracın standartlara uygun olarak takolu seyir halinde 6 gün boyunca yol alarak 11.07.2018 tarihinde emtianın alıcısına teslim edildiğini, müvekkil şirketin üzerine düşen tüm özeni ve dikkati göstermesine rağmen taşıma süresinin dava ışı gönderenin kusuru ile uzadığını ve taşınan kiraz emtiasının raf ömrü dolduğu için emtianın zayi olduğunu, 16.10.2018 tarihli TK-122-18 numaralı Ekspertiz Raporunda taşımanın yapıldığı aracın soğutucu sensöründe hasar olduğunun tespit edildiğini, Fakat emtianın zayi olmasının nedeninin, emtianın taşındığı ısıdan ziyade Ekspertiz Raporunun Eksper Görüşü kısmında “.. soğutucu ünitede arıza meydana gelmeseydi de ürünler zaten 21 günlük nakliye sonunda raf ömürlerinin tamamlamış olarak alıcı firmaya varmış olacaktır. Bu nedenle meydana gelen hasarın nedeni nakliye süresindeki gecikmedir” şeklinde belirtildiğini, davacının da dava dilekçesinde ikrar ettiği ve delil olarak ibraz edilen ekspertiz raporunda da tespit edildiği üzere kirazların bozulmasının ana nedeninin, bozuk olan soğutucu sensörden ziyade gönderici tarafından gümrük belgelerinin emtianın taşındığı araca geç teslim edilmesi nedeniyle taşıma süresinin uzaması olduğunu, Dava dışı Gönderen/ Satıcı ... A.Ş. tarafından temin edilmesi gereken gümrük evraklarının Müvekkil Şirkete 7 gün geç teslim edilmesi nedeniyle taşımanın sekteye uğradığını ve emtianın olması gereken zamandan daha geç bir tarihte alıcıya teslim edildiğini, emtianın tesliminin gecikmesinde bu nedenle kirazların raf ömrünün dolmasına dava dışı gönderen tarafın kusurlu hareketinin sebep olduğunu, Müvekkil Şirketin, fiili taşıyıcı olarak taşımanın gerçekleştirilmesi borcunu eksiksiz bir şekilde ve gerekli özeni göstererek ifa ettiğini, CMR ve TTK uyarınca fiili taşıyıcının da akdi taşıyanın ileri sürebileceği defi ve itirazları ileri sürebilme hakkına sahip olduğunu, CMR madde 11 uyarınca göndericinin, eşyanın tesliminden önce tamamlanması gereken gümrük ve diğer formalitelerin yerine getirmesi için gerekli bilgi ve belgeleri taşıyıcıya sağlamakla yükümlü olduğunu, gönderenin bu bilgi ve belgelerin eksikliğinden, bulunmamasından veyahut yanlışlığından dolayı doğacak zarardan dolayı taşımacıya karşı sorumlu olacağını, CMR Konvansiyonuyla refakat belgelerinin temininde göndericinin sorumluluğuna ilişkin aynı doğrultuda düzenlemenin, 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda da getirilmiş olup gönderenin, eşyanın tesliminden önce, resmi nitelik taşıyan, özellikle gümrük işlemleri için gerekli bulunan bilgileri taşıyıcıya vermek ve söz konusu belgeleri taşıyıcının tasarrufuna bırakmak zorunda olduğu ve yukarıda bahsedilen belge ve bilgilerdeki eksikliklerden, gerçeğe aykırılıklardan, bilgi ve belgelerin yokluğundan göndericinin kusursuz olarak sorumlu olduğunun kabul edilmiş olduğunu, Gönderinin kusursuz olarak sorumlu kabul edildiği hallerden biri olan gümrük işlemlerindeki bilgi ve belgeleri sağlama temin etme yükümlülüğünü dava dışı satıcı/gönderici ... Tic. A.Ş.'nin gerektiği gibi yerine getirilmediğini, belgelerin taşımacıya taşıma başlamadan önce verilmesi gerekirken belgelerin müvekkil şirkete taşıma başladıktan sonra ulaştırıldığını, aracın Rusya Gümrüğünde beklemek zorunda kaldığını, binaenaleyh emtianın tesliminde gecikme yaşandığını ve raf ömrü dolduğundan emtianın bozulduğunu, CMR madde 11 gereğince gümrük işlemi için gerekli belgelerin teminini sağlamada geciken dava dışı göndericinin taşımacının uğradığı zararlardan sorumlu olduğunu, gönderenin kendi kusurlu hareketi ile sebep olduğu zarara müvekkil şirketin katlanma yükümlülüğü altında olmadığını,Davacı ve müvekkil şirketin ancak oluşan hasara sebebiyet verdiği veyahut aynı zarardan CMR hükümleri çerçevesinde çeşitli sebeplerle sorumlu olduğu takdirde müteselsil sorumlu olduğunun kabul edilebileceğini, halbuki mezkûr olayın müvekkil şirketin sorumluluk alanında gerçekleşmemiş olup tamamı ile dava dışı göndericinin kendi kusuru ile hasara sebebiyet verdiğini, böylelikle davacının aslında müvekkil şirkete rücu imkânı olmayan tazminat bedelini dava dışı satıcı/gönderici ... Tic. A.Ş’ye ödediğini iddia etmekte olduğunu, huzurdaki dava ile de hukuka aykırı ve haksız olarak müvekkil şirkete rücu etmek istediğini, İzah edildiği üzere, tamamen gönderici firma ...'in kusurundan kaynaklı olarak taşımada gecikme yaşandığı için CMR 17/2 kapsamında taşıyanın sorumsuzluğunun gündeme geldiği işbu davada haksız yere ve tamamen kendi ticari kararı kapsamında gönderici firmaya ödeme yapan akdi taşıyan/ davacının müvekkil şirkete karşı zararın tazmini talebi ile açmış olduğu işbu davanın kabulünün mümkün olmadığını, zarara uğramayan tarafa tamamen ticari kararı ile ödeme yapan akdi taşıyan firmanın yapmış olduğu işbu ödemeye ilişkin zarara katlanması gerekmekte olduğunu ve müvekkil şirketten rücu edilmesinin CMR Konvansiyonuna ve Taşıma Hukuku mevzuatının ruhuna aykırı olacağını, Tüm bu itirazlarına rağmen layığı ile tarafsız bir değerlendirme yapmayan yerel mahkemenin işbu kararının kabul edilemez olduğundan taşıyanın sorumluluğunan kaynaklanmayan işbu davanın reddi gerektiğini, Gerekçeli kararın hüküm kısmında asıl alacağa 3095 sayılı Kanun'un4/a maddesi uyarınca Euro ve USD faizi uygulanmasına karar verildiğini, ancak işbu taşıma CMR konvansiyonuna tabi olduğundan CMR konvansiyonu madde 27 uyarınca faiz talep edilebileceğini, CMR Konvansiyonu madde 27 uyarınca CMR Konvansiyonu’na tabi olaylarda yılda %5 üzerinden hesap edilecek temerrüt faizini talep edebileceğini, davayı veya müvekkilinin temerrüde düştüğünü kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydı ile, yerel mahkemenin faiz kararının hatalı olduğunu, Ayrıca gerekçeli kararın 6. sayfasında “ Davacı taraf dava dilekçesinde , ödediği tazminatın takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi talebinde bulunmuştur, CMR md 27 düzenlemesine göre ise faiz , ödeme talebinin yazılı olarak taşıyana gönderildiği tarihten itibaren %5 olarak işlemeye başlayacaktır. Bu durum karşısında, takdiri muhterem mahkemenize ait olmak üzere davacı tarafın davalıdan ancak en erken takip tarihinden itibaren %5 oranında faiz talebinde bulunabileceği neticesine ulaşılmıştır.” denmekte olduğunu, Ancak bu gerekçeye aykırı olarak “takipten sonra asıl alacak olan bu miktara 3095 sy nın 4/a md uyarınca Euro ve USD faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine” şeklinde karar verildiğini, Faize ilişkin gerekçe ile hüküm kısmı da birbiri ile çelişmekte olduğundan bu çelişkinin de giderilmesi gerektiğini, Hasar bedeline ilişkin ödeme yapıldığına ilişkin husus ispata muhtaçken ve gerekçeli kararda bu durum belirtilmiş olmasına rağmen, yerel mahkeme kararında bu itirazlarına açıklık getirilmediğini ve savunma haklarının yok sayılarak itirazlarının karşılanmadığı bir karar verildiğini, Satıcı ... Tic. A.Ş tarafından davacıya kesilen 17.04.2019 düzenleme tarihli ... seri numaralı 43.260,00 USD tutarlı fatura açıklamasında “reklamasyon bedeli” açıklaması yazmakta olduğunu, reklamasyonun bedeli iade, tazminat veya iskonto hallerinde uygulanabilir olduğundan faturada hangi amaçla uygulandığının da açıkça belirtilmesi gerektiğini, faturada sadece “reklamasyon bedeli” olarak belirtilmesinin özde yatan ticari ilişkiyi ortaya koymak açısından yetersiz olduğunun kabul edildiğini, reklamasyon faturasının, satışı gerçekleştirilen mal veya hizmetin yeterli özellik, nitelik, kalite ve belirlenen standarda uygun olmaması nedeniyle alıcı ve satıcının uzlaşarak belirlediği yeni duruma uygun olarak, alıcı tarafından düzenlenmesi gereken belge olduğunu, söz konusu reklamasyon bedelinin açıklamalı fatura ticari uygulamada alıcı tarafından satıcıya kesilen bir fatura türü olmasına rağmen satıcı tarafından akdi taşıyan sıfatını haiz Davacıya kesilmiş olduğunu, davacı tarafından kesilen fatura bedeline istinaden yapılan ödemenin hangi amaçla yapıldığının belirsiz olup hasara ilişkin sorumluluğu hiçbir anlamda kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirkete rücu edilebilir bir hasar ödemesi olup olmadığı hususunun ispata muhtaç olduğunu, nitekim davacı tarafın da bu ödemenin hasara ilişkin olduğunu ispat edici bir evrak veya açıklamayı dosya kapsamına sunmadığını, bu halde yerel mahkemenin bu durumu sorgulamadan ve konuya açıklık getirmeden işbu davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, bir an önce işbu kararın bozulması gerektiğini, Netice olarak, davacı şirketin aslında gönderenin kendi kusuruyla sebep olduğu hasarın bedelini dava dışı gönderene ödemiş olup haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkil şirkete rücu etmek istemekte olduğunu, ayrıca yerel mahkemenin gerekçeli kararının birçok hatalı ifade içermekte olduğunu ve çelişkilerin aydınlatılması gerektiğini, gerekçeli kararın gerekçe kısmı ile hüküm kısmının birbiri ile örtüşmediğini, işbu kararın bu hali ile yargılamayanın doğru yapıldığı kanaatini uyandırmamakta olduğunu, Yukarıda açıklanan gerekçelerle Yerel Mahkemenin kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemenin işbu davayı tahlil ederken, Ticaret ve Taşıma Hukuku hükümlerini doğru analiz edemediğini, dosya kapsamında hatalı inceleme yaptığını, müvekkilinin işbu davada sorumluluğu bulunmadığını, tüm kusurun gönderici tarafta olduğunu, tüm bu açıklanan sebeplerle dosya kapsamında eksik inceleme yapılarak hüküm kurulan yerel mahkeme kararının isabetsiz olup bozmayı gerektirmekte olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; - İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08.06.2021 tarihli ve 2020/35 E. ve 2021/505 K. sayılı “davanın kabulüne” dair kararının bozulmasına, - Neticede işbu davanın reddine, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI ... A.Ş. VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince yargılaması görülen dosyada “davanın kabulüne” karar verildiğini, işbu karara karşı itirazlarını sunma zarureti hasıl olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından oluşturulan gerekçeli kararda, “…Dava konusu diğer bir talep olan navlun ücretinin ise, 10.500 USD olarak davacı ve dava dışı gönderen ... Tic. A.Ş. arasındaki anlaşma kapsamında belirlenmiş olduğu tespit edilmiş, 1 no’lu davalı ... Tic. Ltd. Şti. ve 01.12.2017 ve 01.12.2018 vadeli 2.000,000 Euro sorumluluk limiti kapsamında ... sayılı CMR Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında 2 nolu davalıdan 21.05.2018 tarih ve seri-0 sayılı ... konusu tutarda navlun ücreti talep etmeye hakkı olduğu kanaatine varılmıştır.” denilerek hüküm kısmında “işbu davanın kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasında davalının itirazının davalı ... Tic. Ltd. Şti.’den 2.000 Euro üzerinden iptali ile takibin devamına, davalı ... yönünden ise 10.500,00 USD üzerinden iptali ile takibin devamına takipten sonra asıl alacak olan bu miktara 3095 sy nın 4/a md uyarınca Euro ve USD faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine…” ”hükmü kurulduğunu, Yukarıda anılan gerekçeli kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak oluşturulduğunu, dava konusu olayın esasına ilişkin sakat ve taşıma hukukunun mevzuatına uygun olmayan bir hüküm kurulduğunu, yerel mahkemenin kararına ilişkin olarak aşağıda esasa ilişkin itirazlarını sunduklarını, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında müvekkil ... Sigorta yönünden işbu itirazın iptali davasının 10.500 USD üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verdiğini, ancak bu hükmün hatalı olduğunu, Gerekçeli kararda yer alan “…Dava konusu diğer bir talep olan navlun ücretinin ise, 10.500 USD olarak davacı ve dava dışı gönderen ... Tic. A.Ş. arasındaki anlaşma kapsamında belirlenmiş olduğu tespit edilmiş, 1 no’lu davalı ... Tic. Ltd. Şti. ve 01.12.2017 ve 01.12.2018 vadeli 2.000,000 Euro sorumluluk limiti kapsamında 1098869 sayılı CMR Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında 2 nolu davalıdan 21.05.2018 tarih ve seri-0 sayılı ... konusu tutarda navlun ücreti talep etmeye hakkı olduğu kanaatine varılmıştır.” şeklindeki kısım ile hüküm kısmında yer alan 1 no’lu kararın birbiri ile uyuşmamakta olduğunu, 2 numaralı davalı müvekkil ... A.Ş.'nin, 1 numaralı davalının ... Tic. Ltd. Şti.’nin sigortacısı olduğunu ve dosyada mübrez sigorta poliçesi kapsamında sigorta teminatının 2.000,000,00 EUR (iki milyon Euro) olduğunu, Gerekçeli kararda yer alan kısımdan anlaşılan hususun, 2 numaralı davalı ... ’nın sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamında navlun ücretinden sorumlu olduğu hususu olduğunu, bu halde 1 numaralı davalı ve 2 numaralı davalının aynı tutarda navlun ücretinden sorumlu olacağını, ancak diğer davalı ... yönünden davanın 2.000 Euro üzerinden devamına karar verildiğini, gerekçe kısmında yer alan karar ile 1 numaralı hüküm kısmında yer alan karar birbiri ile örtüşmemekte olduğundan öncelikle bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, neticede işbu dilekçe içeriğinde sundukları itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında, yük zamanında teslim edilmemiş olduğundan taşıyanın sorumluluğunun navlun ücreti ile sınırlı olduğunu belirttiğini ve hükmü buna göre oluşturduğunu, ancak cevap ve bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinin yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadan bu hükmün oluşturulduğunu, Müvekkil şirket ... A.Ş.'nin, 15.11.2017 tanzim tarihli, 01.12.2017 başlangıç ve 01.12.2018 bitiş tarihli CMR Sigorta Poliçesi kapsamında 1. Nolu Davalı ... Ticaret A.Ş.’nin CMR sorumluluk sigortacısı olduğunu, davacı tarafın meydana geldiğini iddia ettiği hasar sorumluluk sigortası kapsamında değerlendirildiğinde teminat dışı kalmakta olduğunu, tazminat talebi sahibinin ancak sorumluluk riskinin sigorta poliçesi kapmasında yer aldığı takdirde tazminat talebinde bulunabileceğini, meydana gelen hasarda asıl sorumlu taraf gönderici olduğundan, CMR Konvansiyonu uyarınca Sigortalı Şirketin meydana gelen hasardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirketin emtianın zayi olma nedenini değerlendirdiğini, CMR Konvansiyonu madde 17/2 uyarınca da Sigortalı Şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını belirterek söz konusu hasarın teminat kapsamında olmadığını 07.03.2019 tarihli yazısında belirttiğini, davacı yanın dava dışı gönderene emtianın hasarına ilişkin yaptığı ödemenin müvekkil şirkete rücu edilmesi talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup huzurdaki davanın reddi gerektiğini, Dava dışı Gönderen/ Satıcı ... A.Ş. tarafından temin edilmesi gereken gümrük evraklarının Sigortalı Şirkete 7 gün geç teslim edilmesi nedeniyle taşımanın sekteye uğradığını ve emtianın olması gereken zamandan daha geç bir tarihte alıcıya teslim edildiğini, emtianın tesliminin gecikmesinde bu nedenle kirazların raf ömrünün dolmasına dava dışı gönderen tarafın kusurlu hareketinin sebep olduğunu, Sigortalı şirketin, fiili taşıyıcı olarak taşımanın gerçekleştirilmesi borcunu eksiksiz bir şekilde ve gerekli özeni göstererek ifa ettiğini, CMR ve TTK uyarınca fiili taşıyıcının da akdi taşıyanın ileri sürülebileceği defi ve itirazları ileri sürebilme hakkına sahip olduğunu, CMR madde 11 uyarınca göndericinin, eşyanın tesliminden önce tamamlanması gereken gümrük ve diğer formalitelerin yerine getirmesi için gerekli bilgi ve belgeleri taşıyıcıya sağlamakla yükümlü olduğunu, gönderenin bu bilgi ve belgelerin eksikliğinden, bulunmamasından veyahut yanlışlığından dolayı doğacak zarardan dolayı taşımacıya karşı sorumlu olacağını, Dilekçelerinde yer alan tüm bu itirazlarına rağmen layığı ile tarafsız bir değerlendirme yapmayan yerel mahkemenin işbu kararı kabul edilemez olduğundan taşıyanın sorumluluğundan kaynaklanmayan işbu davanın müvekkil sigorta şirketi yönünden de reddi gerektiğini, Gerekçeli kararın hüküm kısmında alacağa 3095 Sayılı Kanun' un 4/a maddesi uyarınca Euro ve USD faizi uygulanmasına karar verildiğin, ancak işbu taşıma CMR konvansiyonuna tabi olduğundan CMR konvansiyonu madde 27 uyarınca faiz talep edilebileceğini, CMR Konvansiyonu madde 27 uyarınca CMR Konvansiyonu’na tabi olaylarda yılda % 5 üzerinden hesap edilecek temerrüt faizini talep edebileceğini, taşıyana uygulanacak bu faiz oranının aynı şekilde halefiyet kuralı gereği sigortacısı için de geçerli olduğunu, davayı veya müvekkilinin temerrüde düştüğünü kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydı ile, yerel mahkemenin faiz kararının hatalı olduğunu, Ayrıca gerekçeli kararın 6. sayfasında “ Davacı taraf dava dilekçesinde , ödediği tazminatın takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi talebinde bulunmuştur, CMR md 27 düzenlemesine göre ise faiz , ödeme talebinin yazılı olarak taşıyana gönderildiği tarihten itibaren %5 olarak işlemeye başlayacaktır. Bu durum karşısında, takdiri muhterem mahkemenize ait olmak üzere davacı tarafın davalıdan ancak en erken takip tarihinden itibaren %5 oranında faiz talebinde bulunabileceği neticesine ulaşılmıştır.” denmekte olduğunu, ancak bu gerekçeye aykırı olarak “takipten sonra asıl alacak olan bu miktara 3095 sy nın 4/a md uyarınca Euro ve USD faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine” şeklinde karar verildiğini, Faize ilişkin gerekçe ile hüküm kısmı da birbiri ile çelişmekte olduğundan bu çelişkinin de giderilmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin taşımada gecikme olduğu yönünde karar oluşturduğunu, ancak davacı veya emtia sahibi tarafından gecikmeye ilişkin müvekkile veya sigortalısına bir ihbar yapılmadığını, bu kapsamda davacının taleplerini hak düşürücü süreye maruz kaldığını, CMR Konvansiyonu madde 30 uyarınca zıya ve hasarda en geç bildirim süresinin teslimden itibaren 7 gün olup, bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı zaman zarar ve ziyadan taşıyanın sorumlu olmadığı hususunun karine olduğunu, dolayısıyla her halükârda gerek davacı, gerek dava dışı satıcı gerekse de 3. kişilerin işbu ihbar süresi içerisinde yasaya uygun bir bildirim yapmadığını, davalı sigortalı şirkete ve müvekkile hasarı ihbar etmediğini ve her iki tarafın da katılımı ile bir tespit yapılmadığını, dolayısıyla CMR kuralları m.30/1 hükmü uyarınca taşıma konusu eşyada meydana gelen hasardan taşıyanın sorumlu olmadığı hususunun karine olduğunu, bu karinenin ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, Ayrıca CMR Konvansiyonu madde 30/3'ün, “Yük alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde durum yazılı olarak taşımacıya bildirilmemiş ise, teslimdeki gecikmeler için tazminat ödenmez.” şeklinde olduğunu, Aracın varış tarihi, malların teslim tarihi, ekspertiz raporunun tarihi ve davacı tarafından müvekkil şirkete yapılan hasar bildirim zamanı göz önünde bulundurulduğunda, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, yasal süresi içerisinde hukuken geçerli bir hasar ihbarının ve/veya usul ve yasaya uygun hasar tespitinin de bulunmadığı hususlarının açık olduğunu, Netice olarak, davacı şirketin aslında gönderenin kendi kusuruyla sebep olduğu hasarın bedelini dava dışı gönderene ödemiş olup haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkil şirkete ve sigortalısı taşıyana rücu etmek istemekte olduğunu, ayrıca yerel mahkemenin gerekçeli kararının birçok hatalı ifade içermekte olduğunu ve çelişkilerin aydınlatılması gerektiğini, gerekçeli kararın gerekçe kısmı ile hüküm kısmının birbiri ile örtüşmemekte olduğunu, işbu kararın bu hali ile yargılamanın doğru yapıldığı kanaatini uyandırmamakta olduğunu, Yukarıda açıklanan gerekçelerle Yerel Mahkemenin kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemenin işbu davayı tahlil ederken, Ticaret ve Taşıma Hukuku Hükümlerini doğru analiz edemediğini, dosya kapsamında hatalı inceleme yaptığını, müvekkilinin ve sigortalısı taşıyanın işbu davada sorumluluğu bulunmadığını, tüm kusurun gönderici tarafta olduğunu, tüm bu açıklanan sebeplerle dosya kapsamında eksik inceleme yapılarak hüküm kurulan yerel mahkeme kararının isabetsiz olup bozmayı gerektirdiğini beyanla; Açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08.06.2021 tarih ve 2020/35 E. ve 2021/505 K. sayılı “Davanın Kabulüne” dair kararının bozulmasına, - Neticede işbu davanın reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının akdi taşıyıcı, davalı ... A.Ş'nin CMR Sigorta Poliçesi ile sigortalısı ... Limited Şirketinin fiili taşıyıcı olduğu, dava dışı göndericiye ait Rusya'ya ihraç edilen dava konusu kiraz emtiasının uygun sıcaklıkta ve sürede taşınmaması ve davalı fiili taşıyıcının kusurlu olması sebebiyle zarara uğradığı iddiası ile davacı tarafından göndericiye ödenen zarar miktarının davalılardan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacının akdi taşıyıcı, davalı ... A.Ş'nin CMR Sigorta Poliçesi ile sigortalısı ...Limited Şirketinin fiili taşıyıcı olduğu, dava dışı göndericiye ait Rusya'ya ihraç edilen dava konusu kiraz emtiasının uygun sıcaklıkta ve sürede taşınmaması ve davalı fiili taşıyıcının kusurlu olması sebebiyle zarara uğradığı iddiası ile davacı tarafından göndericiye ödenen zarar miktarının davalılardan tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, davacının iş bu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava dışı göndericiye yapıldığı iddia edilen ödemenin ispat edilemediğini, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, gönderici tarafından gümrük evraklarının geç gönderilmesi ve gümrük işlemlerinin göndericinin kusuru ile gecikmeli olarak yapılması sebebiyle emtianın alıcısına olması gereken süreden sonra geç teslim edildiğini, göndericinin kusurlu olması sebebiyle oluşan zarardan davalıların sorumlu olmadığını, davacının delil olarak dayandığı ekspertiz raporunda belirtildiği üzere emtianın zayi olmasında uygun sıcaklıkta taşınmamasından değil, geç tesliminden kaynaklandığının tespit edildiği ve geç teslimden göndericinin sorumlu olduğu, aksinin düşünülmesi ve kabul anlamına gelmemekle birlikte sorumluluğun kabul edilmesi halinde sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olduğu, hasara ilişkin CMR belgesine herhangi bir not düşülmediği, yasal ihbar süresine uyulmadığı, faizin CMR 27 maddesine uygun olarak talep edilmediği, davacının navlun ücreti talebinin yerinde olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi, talep sonucunun karşılanmaması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Somut dosyada Mahkemece oluşturulan gerekçeli karar incelendiğinde; davanın konusunun yazıldığı, ancak taraflar arasında temel uyuşmazlık konularının tespit edilerek uyuşmazlık konularına ve taraf vekillerinin dava dilekçesi ve cevap dilekçelerinde sıralı halde belirtilen iddia ve savunmalarına ve dayanılan delillere ilişkin Mahkemece bir değerlendirme yapılmadığı, hangi sebeplerle tarafların iddia ve savunmalarına itibar edildiği veya edilmediğinin açıklanmadığı, davalıların aktif husumet ve zamanaşımına ilişkin usulü itirazlarının, ihbar süresine ilişkin savunmalarının değerlendirilmediği, davacının zararı dava dışı göndericiye ödeyip ödemediği hususunun araştırılmadığı, taşımaya ilişkin belgelerin ve gümrük belgelerinin celbedilmediği, yabancı dildeki evrakların Türkçe çevirilerinin sundurulmadığı, davacının zararının geç teslimden kaynaklı olarak oluştuğu kabul edilmesine rağmen davalıların buna ilişkin temel savunması olan göndericinin kusurunun araştırılmadığı ve gerekçeli kararda değerlendirilmediği, davacının emtianın uygun sıcaklıkta taşınmadığı ve davalıların sınırlı sorumlulukları altında kalan ve talep edilen tüm zarardan sorumlu olduğu iddia edilmesine rağmen dava konusu emtiaya ilişkin sektör bilirkişisinin olmadığı bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonuca gidildiği, uygun sıcaklıkta taşınması halinde geç teslim edilse bile zararın oluşup oluşmayacağına, bu durumda ne kadarlık miktarda zarar oluşacağına, uygun sıcaklıkta taşınmaması durumunda bu hususunda zarara sebebiyet verip vermediğine, davalıların zararın tamamından sorumlu olduğunun kabul edilmesi halinde talep edilen zararın rayice uygun olup olmadığına ilişkin sektör bilirkişisinden görüş alınmadığı, uygun sıcaklıkta taşınmama durumunda davalıların ağır kusurlu olup olmadığının tartışılmadığı, davanın temeli olan söz konusu bu uyuşmazlıların irdelenmediği, tarafların bilirkişi raporuna itirazlarına ilişkin yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması veya ek rapor alınması talepleri hakkında karar verilmediği gibi itirazlarının gerekçeli kararda karşılanmadığı, bilirkişi raporuna hangi gerekçe ile itibar edildiği veya edilmediği belirtilmemiş ve genel olarak bilirkişi raporunun belirli kısımlarının karara yapıştırılmak suretiyle karar yazıldığı görülmüştür. Bunun yanında Mahkemece zararın geç teslimden kaynaklandığı ve davalıların sorumluluğunun 10.500 USD navlun ücreti ile sınırlı olduğu, sigorta poliçesi limiti 2.000.000,00 Euro olması sebebiyle sigorta şirketinin de 10.500 USD zarardan sorumlu olduğu gerekçeli kararda kabul edilmesine ve sigortalının sorumlu olduğu miktar kadar sigorta şirketininde sorumlu olması gerekmesine rağmen hangi gerekçe ile hükümde davalı ... San ve Tic Ltd den 2.000.-Euro üzerinden iptali ile takibin devamına, davalı ... Sigorta yönünden ise 10.500.-USD üzerinden iptali ile takibin devamına karar verildiği, davalıların zararının 10.500 USD olduğu kabul edilmesine rağmen hangi gerekçe ve hesaplamaya göre davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2.000 Euro zarardan sorumlu olduğunun kabul edildiği anlaşılamamış, davacı tarafından icra takip talebinde ve dava dilekçesinde USD üzerinde talepte bulunulmasına rağmen talebe aykırı olarak şirket yönünden Euro üzerinden hüküm kurulmuş, yine gerekçeli kararda davacının CMR 27 maddesi uyarınca % 5 oranda faiz talebinde bulunabileceği kabul edilmesine rağmen hükümde 3095 Sayılı 4/a Md uyarınca Euro ve USD faizi uygulanmasına karar verilmiş, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine denilmesine rağmen davanın kabulüne şeklinde hükme başlanmış olup, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olduğu ve çeliştiği anlaşılmıştır. Ayrıca Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere somut uyuşmazlığa dava konusu emtianın Türkiye'den Rusya'ya taşınması ve her iki ülkenin taraf olması sebebiyle CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanacağı açık olmasına rağmen kararda CMR hükümleri dışında TTK hükümlerine de atıfta bulunulması yerinde olmamıştır. Mahkemece usul ve yasaya uygun gerekçeli karar oluşturulmadığından Dairemizce de tarafların istinaf sebepleri denetlenememiştir. Bu sebeplerle davacı vekilinin ve davalılar vekilinin bu yönlerdeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davacının ve davalıların istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler ile ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davacının ve davalıların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 08/06/2021 tarih ve 2020/35 Esas - 2021/505 Karar sayılı kararının HMK'nın 297 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41